Ana Sayfa Blog Sayfa 3166

[Yeşil Gazete Bonn’dan bildiriyor] Homo Sapienslerin iklim temsilcileri neden buluştu?

Çeşitli ülkelerden insanlar, yani taksonomik adıyla homo sapiensler Bonn’da neden buluştu? Buluşmanın nedenleri, iklim değişikliğinin tahmini sonuçlarını engellemek için geçerli bir sebep olacak mı veya insanlar; belli kişi, grup, siyasi oluşum ve şirketlerin çıkarlarını korumaya devam edip doğal felaketlerin önüne geçilmesine engel mi olacak?

Tüm bu sorular zihnimi kurcalarken, vize problemi nedeniyle hafta ortasında ancak gelebildiğim Bonn’da inanılmaz yeşil bir şehir karşıladı beni. “Aynı yeşil atmosferi İklim Değişikliği Görüşmelerinde (Climate Change Talks) görebilecek miyim” merakıyla konferansın gerçekleştiği alana hareket ettim.

Tam adı United Nations Framefork Convention on Climate Change (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) olan bünyenin etrafında toplanan politikacılar, gazeteciler, sivil toplum örgütleri, endüstri lobileri vb. pek çok aktör, 2017 Bonn Görüşmeleri için bir haftaya yakın bir süredir Bonn’daki Dünya Kongre Merkezi’nde toplanıyordu. Hafta ortasında gelmiş olmakla tam bir girdabın içerisine girdiğimi hissederken, birlikte çalıştığım ekibim Climate Tracker aracılığıyla ortama hızlı adapte oldum. Birleşmiş Milletler binasının nehir manzaralı bir kafeteryasında yediğimiz yemek sonrası bu yazıyı kaleme alarak artık girdabı yaratan atmosferin bir parçasıydım.

Bu ilk günde ortama hızlı ısınmamı sağlayan bir diğer olay, ülkeleri karbon salınımları konusunda ve fosil yakıt endüstrisini çevreye verdiği zararlar bağlamında daha fazla sorumluluk almaya çağıran bir eylem oldu. Alacakları sorumluluklarla küresel ısınmanın 1.5C’nin altında tutulması ve iklim değişikliğinin önlenebilme ihtimali hatırlatıldı. Konferans salonun ortasındaki merdivenlerde sıralanan grubun çalışması oldukça yaratıcı ve etrafta bulunan paydaşların dikkatini çeken bir olaydı. İlk dakikada karşılaştığım bu eylem sonrasında devam eden dakikaların ve günlerin de epey enteresan geçeceğini düşündüm.

 

Burada toplanan aktörlerin farklı beklentileri ve amaçları olsa da, pek çok kişinin aklındaki soru fosil yakıt endüstrisi, fosili toprağın altında bırakıp yenilenebilir enerjiye yatırım yapacak mı? İlaveten, “gelişmiş ülkeler” ile “gelişmekte olan ülkeler” arasındaki farklılıklar nedeniyle sorumluluklar adilane bir şekilde paylaşılacak mı? Tüm bu soruları güncel anlamda kızıştıran bir başka konu da, Amerika’da Trump’ın başa gelmesi ve iklim konusuna bilimsel verilerin tersi yönde bir yorum getirmesi, COP23 (Kasım ayında yine Bonn’da düzenlenecek olan Taraflar Konferansı) öncesi Paris Anlaşması’nın devamlılığını sağlayacak gelişmeleri yavaşlatır mı sorusunu akıllara getiriyor. Tüm bu sorular yine kafalarımızı kurcalarken, bir yandan da işin teknik ve sosyal boyutlarıyla ilgili meseleler farklı oturumlarda ele alınmaya devam ediyor.

Haber: Barış Can Sever

(Yeşil Gazete)

Yeşil Artvin Derneği’nden Bedrettin Kalın: Cerattepe davası halen devam ediyor

Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu üyesi Av. Bedrettin Kalın, son günlerde maden şirketine yakınlığıyla bilinen bazı basın yayın organlarında çıkan haberlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bedrettin Kalın

Artvin’in Sesi’nde yer alan habere göre Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu üyesi Av. Bedrettin Kalın, Cerattepe’deki maden çalışmalarına karşı mahkeme sürecinin devam ettiğini belirterek şunları söyledi, “Bilindiği üzere ikinci ÇED’le ilgili davamızı 2015 yılında açmıştık. Bu davanın 2016 yılında keşfin ardından Eylül ayında da duruşması yapıldı. Mahkemenin hazırlamış olduğu kararda davanın reddine ilişkin karar verilmişti.Zaten duruşma sırasında mahkeme heyetini reddetmiştik. Ancak oradaki usule de uyulmaksızın dosya doğrudan Danıştay 14. Dairesine gönderildi. Hem hakim’ired talebimizle ilgili Danıştay 14. Dairesinin bir karar vermesi gerekiyor, hem de davanın esasıyla ilişkin bir karar vermesi gerekiyor. Yani red kararını temiz etmiş olduğumuz için bu konuda bir karar verilmesi gerekiyor. Bütün temiz taleplerimizi aynı zamanda yürütmeyi durdurma talepli açıyoruz” dedi.

Kalın: Yürütmeyi Durdurma Talebi Başlı Başına Bir Karar Değildir

Kalın, “yürütmeyi durdurma talebi başlı başına bir dava değil. Bu bir ara karar niteliğinde bir karardır. Hem davacılar yönünden hem de davalılar yönünden bizim kazandığımız davalarda da, bizim lehimize yürütmeyi durdurma kararı verildiği zaman. Bu davayı kazandığımız anlamına gelmiyordu zaten. Davanın esasına ilişkin yargılama, daha sonra yapılır, mahkeme daha sonra yada yüksek mahkeme Danıştay daha sonra bir karar verir.

Yargılama Esasa İlişkin Danıştay Tarafından Halen Devam Ediyor

Nitekim bu son davada da aynı zamanda yürütmenin durdurulması talebiyle, birlikte kararı temiz etmiştik normal olan buydu. Danıştay 14. Dairesi, bu talebimizi reddetti. Yani yürütme durdurma talebimizi reddetti ama yargılamanın esasına ilişkin yargılama daha doğrusu temiz talebimizin esasına ilişkin temiz incelemesi Danıştay tarafından halen daha devam ediyor. Bununla ilgi henüz bir olumsuz karar yok.

Bunu böyle Zanneden Aklı Evveller Olabilir

Danıştay’ın yürütmeyi durdurmayla ilgili vermiş olduğu, olumsuz karar davada da, aynı şekilde karar vereceği anlamına gelmez.  Onun öyle zanneden aklı evveller olabilir. Nitekim bizim 2013 yılında, ruhsatın iptali için açmış olduğumuz dava var ihalenin feshi için açmış olduğumuz dava var. Bu iki davayı da biz kaybettik. Ama biz kaybettiğimiz her iki davada da yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Ama bir yürütmeyi durdurma kararı verildi diye davayı biz kazanmadık. Nitekim burada da aynı şekildedir Danıştay adil bir yargılama yapılırsa yürütmeyi durdurma kararını vermek için yeterli bir sebep görmeye bilir. Ama davayla ilişkin temel incelemesini esasa ilişkin temel incelemesini yapar, o zaman ayrı bir karar verir yada vermeye bilir.

Yürütmeyi Durdurma Kararları Doğa Tahribatı İçin Çok Önemlidir

Dolayısıyla yürütmeyi durdurma kararları bizim açımızdan çok önemli çünkü yürütmeyi durdurma kararları aynı zamanda Cerattepe bölgesinde herhangibir işin yapılmaması engelleyen kararlardır. Yanı yargılamalar idari yargıda çok uzun sürüyor. Bu arada şirketler doğayı zaten tahrip ediyor. Bu tahribatın önüne geçecek şeyde yürütmeyi durdurma kararları oluyor.

2007 yılında Karar Geciktiği İçin bin 700 Ağaç Kesilmişti

2007’li dönemlerde de yürütmeyi durdurma kararı geciktiği için bin 700 tane ağaç kesilmişti. O ağaç kesimi devam ediyordu yürütmeyi durdurma kararı geldiği için o faaliyet öyle durdurura bildi.

Doğayı Önemsemeyen Tahribata Yol Açan Kararları Büyük Sevinçle Buna Yol Açanlar Duyursun

Bizde Cerattepe bölgesinde hiç bir şey yapılmasını  istemediğimiz için orada da ki doğa felaketine, çevre felaketine sebep olunmaması için, çok önemsediğimizden bu tür yürütmenin durdurulmasına yönelik kararları halka duyuruyoruz.  Adil ve çevreye saygılı adalete ve insan haklarına, insanları sağlıklı bir çevrede yaşamalarına özen gösteren ve bu hakları tanıyan Danıştay kararlarını, yürütmeyi durdurma kararlarını büyük bir  coşkuysa karşılıyoruz ve bunuda halkla paylaşıyoruz. Bunun karsısında olan çevreyi ve doğayı önemsemeyen hem tahribata yol açan kararları büyük bir sevinçle duyurmak isteyenlerde olabilir. Onu da, onlar duyursun. Bu vahşeti insan hakları yıkımını çevre kıyımını coşku ve sevinçle kim duyurmak istiyorsa onuda gitsin onlar duyursun” dedi.

 

(Artvin’in Sesi)

Nesli tükenmekte olan Türk semenderi Elazığ’da görüldü

Elazığ’ın Alacakaya ilçesinde dağlık alanda ışkın toplamaya giden bir grup genç, nesli tükenmekte olan Türk (Ortadoğu lekeli) semenderi buldu.

Alacakaya ilçesinde Nisan ayı sonrası çıkan ve Mayıs’ın ortalarına doğru tükenen ve yöre insanının beğenerek yediği ışkın toplamak için dağa çıkan bir grup genç, dağlık alandaki kar sularından oluşan bir gölet içerisinde halk arasında ‘Benekli kertenkele’ de denilen Türk Semenderi’ni buldu.

Işkın toplamaya giden Ramazan Tunç, cep telefonuyla görüntülediği semenderin taşların arasına girerek izini kaybettirdiğini belirterek, şöyle dedi:

“Arkadaşlarla ışkın toplamaya çıkmıştık. Dağlık alanda bir gölet içerisinde sarı benekli Türk semenderini gördük. Ben cep telefonumla görüntüledim ancak taşların arasına girerek kayboldu, zehirli olabileceğini düşündüğüm için de dokunmaya çekindim ve öylece bırakıp ayrıldık. Daha sonra internetten baktığımda nesli tükenmekte olan bir hayvan olduğunu öğrendim.”

(BirGün)

Beyoğlu’nda takas pazarı: Atma, alma, takas et!

Dünyada Mekan, Beyoğlu Hazapulo Pasajı’ndaki yerinde 13 Mayıs Cumartesi günü  takas pazarı kuruyor.

14:00 – 18:00 saatleri arasında gerçekleşecek Takas Pazarı’nı Dünyada Mekan ekibi şu şekilde tanımlamış:

“Müdürsüz, patronsuz, dayanışmacı ve kolektif beyaz yakalı mekanında, Dünyada Mekan’da ikinci defa takastayız.

Takasa istediğiniz her şeyle katılabilirsiniz. Bu bir giyecek, çiçek, tohum, kitap ya da yaptığınız bir yiyecek olabilir.
Getirdiklerinizin temiz ve kullanılabilir olmasına dikkat etmeniz yeterli.

Verdiğimizin-aldığımızın hesabını yapmadan, herkes istediği kadar eşya alabilir / verebilir.

Takas edilmeyen ürünlerden kalanları geri alabilir ya da bırakabilirsiniz, bıraktığınız eşyaları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere dayanışma mekanlarına ileteceğiz.

Bir şey getirmeseniz de almaya, bakmaya, sohbete, çaya, kahveye bekliyoruz!

Dünyada Mekan ekibinden Yeşil Gazete okurlarına oluşumlarına dair de bilgi vermelerini istedik.

İşte yanıtları:

“İki sene önce çoğu freelance ya da beyaz yakalı çalışanlar olarak nasıl bir dayanışma mekanı hayal ettiğimize dair bir dizi forum ve toplantı yaptık. Bu toplantılar sonucunda yalnızlaşmamızı bir nebze azaltabilecek, tanışmamıza ve yan yana gelmemize olanak sağlayacak, kolektif üretim imkanlarına aracı olabilecek, yatay örgütlenen bir mekan hayal ettik.

Dünyada Mekan, bu forumlar sonucunda freelance ve beyaz yakalı çalışanlar/işsizler için kolektif, dayanışmacı, müdürsüz, patronsuz ortak bir mekân olarak kuruldu.

Mekan hem free lance çalışanların bireysel çalışmalar için kullanılıyor, hem de çeşitli toplantılara, film gösterimlerine, tartışmalara, etkinliklere, DÜRTÜK (Direnen Üretici Tüketim Koolektifi)‘nin dağıtımlarına ev sahipliği yapıyor.”

Takas Pazarının facebook etkinlik sayfasına buradan erişim mümkün.

 

(Yeşil Gazete)

Fotoğraflarla “İstanbul Nereye?” sergisi, 26 Mayıs’a kadar Kadıköy’de

Tasarım Atölyesi Kadıköy, 6 fotoğrafçının projeleriyle gerçekleşen “İstanbul Nereye?” isimli kolektif fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor. İstanbul, kentin ekolojisi dikkate alınmayarak gün geçtikçe çok hızlı bir değişime uğrarken, bu hızlı değişimin beraberinde getirdiği sorunları merkezine alan sergi, konuya son üç yıl içinde çalışılmış fotoğraf projeleriyle değiniyor.

Fotoğrafçılar Bekir Dindar, Berk Demirbaş, Ekin Çekiç, Güven Kebeci, Kaan Kurtuluş ve M. Cevahir Akbaş‘ın  kent sorunlarını, kendi kent deneyimlerinden yola çıkarak belgeledikleri fotoğraflardan oluşan sergi “İstanbul Nereye?” sorusunu tekrar gündeme getiriyor. Kolektif fotoğraf sergisinde, kentin patikaları, mega yapıların mahallelerin içine sızması, bitmeyen hatboyu projesi, şehirde dev bir oyuk haline gelen maden ocakları, yaşatılmaya çalışılan bostanlar ve şehrin son gündemi martı projesi kapsamında Kabataş hattı konuları ele alınıyor.

10 Mayıs Çarşamba günü Ezgi Bakçay‘ın moderatörlüğünde, fotoğrafçıların projelerini anlattıkları sunumlarla başlayan  “İstanbul Nereye?” fotoğraf sergisi,  26 Mayıs Cuma gününe dek ücretsiz gezilebilir.

Tasarım Atölyesi Kadıköy: Rasimpasa Mah. Duatepe Sk. 61 Kadıköy / İstanbul
Tel: 0 216 418 52 98
(Yeşil Gazete)

Chomsky: Trump’ın seçilmesinin en önemli sonucu iklim değişikliği konusunda olacak!

ABD’li düşünür Noam Chomsky, BBC’ye verdiği mülakatta Donald Trump’ın başkanlığının asıl zararının dünyaya olacağını söyledi.

BBC Newsnight programından Evan Davis’in sorularını yanıtlayan Noam Chomsky, Trump’ın seçilmesinin en önemli sonucunun reddettiği iklim değişikliği konusunda olacağını açıkladı.

BBC Türkçe’nin aktardığı habere göre, Cumhuriyetçi Parti’yi dünya tarihindeki en tehlikeli organizasyon olarak tanımlayan Chomsky, partinin insanlığın geleceğini tehlikeye attığını ifade etti.
Noam Chomsky

Donald Trump, iklim değişikliği ile ilgili yapılan değerlendirmeleri “sahte” olarak tanımlamış, kendisinden önceki Başkan Obama’nın imzaladığı düzenlemeyi iptal etmişti.

“Yönetimim kömüre karşı açılan savaşa son verdi”

ABD Başkanı Donald Trump, selefi Barack Obama’nın uygulamaya sokmuş olduğu küresel ısınmayla mücadele düzenlemesini geçersiz kılan yeni bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

‘Enerji Bağımsızlığı Kararnamesi’, Barack Obama’nın imzalamış olduğu 5’ten fazla kararı geçersiz bırakıp ve fosil yakıt kullanımını destekliyor.

Kararnameyi çevresindeki kömür üreticilerinin alkışlarıyla imzalayan Trump, “Yönetimim kömüre karşı açılan savaşa son verdi” demişti.

(BBC Türkçe, Yeşil Gazete)

Haydarpaşa Garı’nın yanına cami projesi

Tarihi Haydarpaşa Garı ve çevresine ilişkin turizm ve ticaret merkezi yapılmasını öngören imar planlarının, mahkemece iptal edilmesinin ardından, Haydarpaşa Garı’nın çevresindeki alana cami projesi yapılması planlanıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde önceki gün garın geri sahasında kalan, 1699 yılında inşa edilen ve 1959’da yıkılan Üsküdar Selimiye’deki Kavak İskelesi Mescidi’nin planları görüşüldü. CHP’li Meclis üyeleri plan teklifine, külliye yapımının planlandığını belirterek karşı çıktı.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, İstanbul 5. İdare Mahkemesi, Harem bölgesi ile Haydarpaşa Limanı ve Geri Sahası Nazım İmar Planı’nı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığını belirterek, 23 Temmuz 2015’te iptal etmişti. Bölgenin plan sınırları içinde kalan Üsküdar, Selimiye Mahallesi’ndeki Burhan Felek Caddesi üzerinde, yaklaşık 13 bin metrekarelik Devlet Demiryolları’na (TCDD) ait alana ilişkin tartışma yaratacak bir imar planı teklifi İBB Meclisi’ne geldi. Teklifte, Kavak İskelesi Mescidi’nin Sultan 4. Mehmet’in hazinedarı Hacı Beşir Ağa tarafından 1699’da inşa edildiği ancak 24 Nisan 1959’da yıktırıldığı ifade edildi. İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 17 Nisan 2015’te mescidi tescil ettiği belirtilerek planlara “Dini tesis alanı ve tescilli parsel” olarak işlenmesi istendi. Alanda şu an TCDD’ye ait yapılar bulunuyor.

Bölge planı çalışması var

İBB, TCDD Haydarpaşa 1. Bölge Müdürlüğü’nden de teklif için görüş istedi. TCDD, mahkemenin iptal kararını hatırlatarak, bölgeye ilişkin plan çalışmalarının 9 Kasım 2016’da başladığını belirtti. Görüşte şu ifadelere yer verildi:

“Teklife bu aşamada görüş bildirilmesi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacak planlama ve proje bütünlüğünü olumsuz etkileme ihtimali var. Ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’ndan da görüş istenmeli.”

İBB, Özelleştirme İdaresi’ne de görüşünü sordu. İdareden 30 gün içinde yanıt gelmeyince, yasal olarak olumsuz bir görüşün olmadığı kabul edildi.

Yurt da yapılabilecek

Plan teklifinin notları da dikkat çekiciydi. Alanın tamamen dini tesis alanı yapılmasının yanı sıra not olarak da dini tesis külliyesi, lojman, kütüphane, dinlenme salonu, aşevi, yurt ve kurs yapılabileği de yazıldı. Teklif CHP’li Meclis oylarının ‘ret’ oyuna karşın AKP’li Meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildi. CHP’li Meclis üyesi Nezih Küçükerden ve İBB CHP Grubu basın sözcüsü Tarık Balyalı, tarihi eserin yapılmasına değil, alanın yurtla birlikte bir külliye şeklinde yapılmasına karşı çıktılarını söyledi.

Osmanlı mimarisine tutan önemli yapılara imza atan Alexandre Vallaury ile Raimonde D’Aronco’nun projesini yaptığı ve 1894’te inşaatına başlanan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binası, 1903 yılında eğitime açıldı. Klinik bölümleri bugün Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet veren yapı, daha önce Marmara Üniversitesi’nin bir kampusu olarak kullanılıyordu. Bina, Sağlık Bilimleri Üniversitesi adıyla halen hizmet veriyor.

(Cumhuriyet)

Bakan 1 hafta önce “Başarıyla taşındı” dedi ama 550 yıllık türbe yerinde duruyor

Hasankeyf’i sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında tarihi Zeynel Bey Türbesi 550 yıldır bulunduğu yerden taşınıyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan ilk taşıma denemesinin türbeyi taşıyan tekerlerden birinin patlaması sonucu başarısız olduğu öğrenilirken, yarın tekrar taşınacağı iddia ediliyor.

Hasankeyf’i sular altında bırakacak Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında 550 yıllık Zeynel Bey Türbesi’nin taşıma denemesi başladı. Nisan ayı sonunda denemesi yapılan taşıma sırasında türbeyi taşıyan 4 büyük tekerlekten birinin patladığı ve taşıma işleminin başarısız olduğu ortaya çıktı.

Proje planlamalarının kusurlu ve yetersiz olduğu ve taşımaya dair gerçek risklerin tespit edilemediği de bilgiler arasında yer alıyor. İlk deneme başarısız olmasına rağmen söz konusu tarihi türbenin taşınmasından vazgeçilmiş değil. Hasankeyfliler ikinci denemenin Cuma günü yapılacağını belirterek, “Herkese 19 Mayıs’ta taşınacağı söylendi. Fakat öğrendik ki Cuma günü kimse duymasın diye sessiz sedasız taşıyacaklar” iddiasında bulundu.

Ayrıca 4 Mayıs 2017 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu kişisel Twitter hesabından taşıma denemesinin başarıyla gerçekleştirildiğini duyurmuştu.

“Çökmesi ve kırılması olasıdır”

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Hasankeyf Matters ve Batman Ekoloji Meclisi olarak Zeynel Bey Türbesi’nin taşıma işlemi için yapılan incelemelerde, “Türbenin 2 km uzaklığa taşınması planlanıyor. 2 km uzunluğundaki yol çalışmaları devam ediyor. Türbenin altına platform yerleştirilmiş durumdadır. Taşıma sırasında yıkılma tehlikesi yüksektir. Türbenin kubbesinde çatlak bulunmaktadır. Türbe yerden 90 cm kaldırılarak araca yüklenmesi ve taşıma işlemi süresince sürekli titreşime maruz kalacaktır. Bundan dolayı türbenin kubbesinin çökmesi ve kırılması olasıdır. Türbenin Mart ayının sonunda ya da Nisan ayının başında taşıma işleminin gerçekleşeceği ifade edildi. Ancak Mayıs ayının sonuna geldiğimiz bugünlerde taşıma çalışmalarında sona gelindiği, 1 ay içerisinde taşınacağı söylendi. Nisan ayında çalışmaların yolunda gidildiği ve taşıma işlemini gerçekleştirecek aracın ilçeye getirildiği açıklandı. Basına taşıma işlemi için ilçeye getirilen 4 parçalı ve 192 tekerlekli platformunda parçaları birleştirilerek taşımaya hazır hale getirildiği haberleri yansımıştır” gözlemlerine yer verildi.

“Herkesin duyarlı olması lazım”

Türbenin şu an bulunduğu yere gazeteciler dahil olmak üzere kimsenin alınmadığı ve taşıma çalışmalarının hızlı bir şekilde yürütüldüğü gözlendi. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi tarafından, türbenin tarihi bir öneme sahip olduğu ve taşınma sırasında yaşanabilecek olumsuzluklara dikkat çekildi. Girişim üyeleri yarın yapılacak olan taşıma işlemine karşı herkese duyarlı olma çağrısı yaparak, “Hasankeyf tarihi bir öneme sahip. Zeynel Bey Türbesi 550 yıldır ayakta, fakat taşınma işlemi esnasında yıkılma olasılığı çok yüksek. Tüm kurum ve kuruluşların buna duyarlılık göstermesi lazım” dedi.

(Gazete Şujin, Yeşil Gazete)

The Sanat Platformu’ndan engelliler haftasında farkındalık projesi: Dikkat Engel Çıkabilir!

Engelliler Haftası (10 – 16 Mayıs) kapsamında voleybol camiası da farkındalık çalışmalarına önem veriyor. The Sanat’ platformu, Engelliler Haftası için hazırlanan illüstrasyonda Voleybol adına da Eczacıbaşı VitrA ve Filenin Sultanlarının kaptanı Neslihan Demir Güler’e yer verdi.

Voleybol Aktuel’de yer alan habere göre Türkiye Voleybol Federasyonu’nun (TVF) Özel Sporcularla yaptığı voleybol maçı, Adana’nın Karaisalı ilçesindeki tarihi Varda Köprüsü üzerinde oturarak voleybol aktivitesi gibi engellilerin voleybol ile birlikte gerçekleştirdiği faaliyetlere yanı sıra sosyal medya üzerinde de voleybol ve engellileri kapsayan içerikler mevcut.

Facebook üzerinde çalışmalar yapan ‘The Sanat’ platformu tarafından Engelliler Haftası için hazırlanan projede toplumsal ikona dönüşmüş ünlü insanlar  en önemli organlarının ellerinden alındığı bir mizansenle sunuluyor. Bu bağlamda futbolcu Christiano Ronalda tekerlekli sandalye kullanan bir ortopedik engelli, aktris Angelina Jolie bir görme engelli, müzisyen Madonna ise işitme engelli bireyler olarak tasvir edilmiş. İllüstrasyonda Voleybol adına da Eczacıbaşı VitrA ve Filenin Sultanlarının kaptanı Neslihan Demir Güler kolları olmayan ampute bir sporcu olarak yer alıyor.

The Sanat Platformu’nun paylaşımı şu şekilde:

“Dikkat Engel Çıkabilir!”

Bugün, sosyal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilen herkes “normal” ve “sağlıklı” olarak kabul edilmektedir. Fakat bu durumun, ömür boyu süreceğinin bir garantisi yok. Herhangi bir hastalık veya kaza sonucu her şeyimizi kaybedebiliriz. Özellikle Türkiye gibi risk altında yaşanan ülkelerde, insanların bu tip bir problemle karşılaşma olasılığı oldukça yüksek.

Madonna

The Sanat, her sağlıklı insanın bu riski taşıdığını ve her an “engelli” bir bireye dönüşebileceğini hatırlatmak için ilginç bir proje hazırladı: “Dikkat Engel Çıkabilir!”

Engelliler Haftası için hazırlanan proje, toplumsal ikona dönüşmüş ünlü insanları konu ediniyor fakat bu ikonların en önemli organlarını ellerinden alıyor. Sözgelimi, bacakları olmayan bir Ronaldo veya sesi olmayan bir Madonna karşılıyor bizi.

Christiano Ronaldo

Yaratıcı yönetmenliğini Ali Ömür Ulusoy’un üstlendiği projenin, sanat yönetmenliği Nesli Meriç Sanioğlu’na, illüstrasyon çalışmaları ise Esin Karabenli’ye ait.

Neslihan Demir Güller

Her şeyin sıradan olduğu bir günde, çalıştığınız fabrikada, kolunuzu pres makinesine kaptırabilirsiniz. İpliği incecik iğne deliğinden geçiren o becerikli elleriniz, kökünden kopabilir ve en sevdiğiniz arkadaşınıza sallayacak bir el bulamayabilirsiniz. İşte o zaman yere düşürdüğünüz cüzdanı, neden kimsenin size vermediğini sorgulayabilirsiniz. Oysa sadece ekmek almak istemiştiniz.

 

1 yıl oldu, İdil yok, adalet yok!

Kadıköy Kent Dayanışması, Kadıköy’de Kurbağalıdere’nin kenarında araç trafiğine kapalı, yaya ve bisikletliler için ayrılmış yolda yürürken, derenin ıslah çalışmalarında balçık taşıyan kamyonunun geri manevrası sırasında ezilerek can veren 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Şule İdil Dere’nin ölümünün 1. yıldönümünde anma töreni düzenleyecek.

İstanbul Kadıköy’de, geçen yıl 13 Mayıs’ta hafriyat kamyonunun altında kalarak yaşamını yitiren Şule İdil Dere’nin 1. ölüm yıldönümünde Yoğurtçu Parkı’nda anma programı düzenlenecek. Kadıköy Kent Dayanışması’nın düzenleyeceği anma programına çağrı metninde, Şule İdil Dere’nin ölümünün sorumlusunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş olduğu belirtildi.

“Sorumlulardan biri terfi ettirildi” iddiası

Şule İdil Dere’nin ölümüne ilişkin açılan davada, asli kusurlu olarak görülen 7 kişiden biri olan idari sorumlu M.T.’nin, kazadan 12 gün sonra Teftiş Kurulu Başkanlığı görevine getirilerek terfi ettirildiği iddia edilmişti.

“1 yıl oldu, İdil yok, adalet yok”

Kadıköy Kent Dayanışması’nın çağrısı şöyle:

“1 yıl oldu. İdil yok. Adalet yok.

“Kadıköy’ün bitmek bilmez çilesi Kurbağalıdere geçtiğimiz yıl bir canımızı aldı. Denetimin ve iş güvenliğinin olmadığı ıslah çalışması doğaya ve tüm canlılara zarar vermeye devam etmekte.

“Disiplinsiz, ilkesiz ve acımasız bir belediyecilik anlayışı ile yönetilen İBB ve Kadir Topbaş bu ve benzeri inşaat terörü cinayetlerinin ve adaletsizliğin sorumlusudur. Yaşam hakkımızı gasp eden, canımıza kasteden bu zihniyet, Şule İdil Dere için adalet çağrılarına kayıtsız kalarak suç işlemeye devam etmektedir. Hatta sorumlular terfi edilerek ödüllendirilmektedir.

“Tüm Kadıköylüleri ve basın mensuplarını 13 Mayıs Cumartesi günü saat 13.30’da Şule İdil Dere’nin Yoğurtçu Parkı’nda öldürüldüğü yerde gerçekleştireceğimiz anmaya bekliyoruz.

Kadıköy Kent Dayanışması”

(Yeşil Gazete)