Ana Sayfa Blog Sayfa 3143

Mersin 3. Onur Haftası’na hazır: 3. MOH 5-11 Haziran tarihleri arasında

Bu yıl Mersin’de üçüncüsü düzenlenen Onur Haftası (MOH), “Mozaik” temasıyla 5-11 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek. Mersin 7 Renk Derneği’nin organize ettiği hafta, LGBTİ+’ların varoluşunu, taleplerini, barışa, adalete ve eşitliğe dair özlemlerini duyurmaya çağırıyor:

“Bize dayatılan hayatı reddettiğimizden beri; iktidarın hayatlarımızı içine sıkıştırmaya çalıştığı ‘normal’i kabul etmediğimizden bu yana hayatlarımıza sahip çıkıp bu ülkenin, kentin sokaklarında renklerimizle var olmaya çabaladık. Tıpkı 48 yıl önce 1969’daki Stonewall İsyanı’nda olduğu gibi.”

“Bugün payımıza düşen bu karanlık zamana aşkımız ve arzumuzla kafa tutarken, el konulan emeğimizin hesabını sormaya, kaderimizi başkalarının elinden almaya, geleceğimizi kendimiz tahayyül etmeye cesaret ettik. Bu cesaretimizi de; tıpkı sıkıştırıldığımız, sınırlandırıldığımız alanlarda; evde, sokakta, işyerinde, okulda yeniden filizlenen ve mozaik gibi yan yana gelerek birbirimizden aldık. Savaşa karşı barışın, korkuya karşı cesaretin, zulme karşı tüm ezilenlerin yanında dururken; başka bir dünyanın, cinselliğin, bedenin, hayatın mümkün olduğunu gördük. Şimdi bu onur haftasında yeniden sahip olduğumuz alanları dayanışmayla büyütüyoruz.”

“Bizler varolduğumuz, yürüdüğümüz her sokakta, emek verdiğimiz her mesai gününde, her evde, yaşadığımız her aşkta bir mozaiğin birer parçaları olduğumuzu unutmadan mücadelemizi büyütmek için yan yana geliyoruz. 24 yıldır sürdürdüğümüz bu isyanın taleplerinin duyulması için; siyasal ve sosyal haklarımızın güvence altına alınması; anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin yer alması ve tüm temel haklarımızın tanınması için mücadelemizi her an her yerde örüyoruz.”

3. Mersin Onur Haftası Programı:

5 Haziran Pazartesi
Mekân: Eğitim- Sen Mersin Şubesi

13.00
Erkeklik Atölyesi
Yar. Doç. Mehmet Bozok

15.00
Cinsellik Atölyesi
Ece Gün, Hazal Ezgi Kılıç
Not: Atölye Natrans erkeklere kapalıdır.

19.00
Açılış Kokteyli
“Onurun Renkleri” Fotoğraf Sergisi
Fotoğraf Sanatçısı: Ateş Alpar

Onur Ödülleri
7 Renk Koro Konseri

6 Haziran Salı
Mekân: Mersin The Monard Hotel

13.00
KHK Sonrası Hayatlar
Barış Akademisyenleri-Eğitim Emekçileri-Sağlık Emekçileri- Büro Emekçileri-Belediye Emekçileri- Jeoloji Mühendisler Odası- Tabipler Odası- Makine Mühendisleri Odası

15.30
Yasın ve Melankolinin Politik Olanakları
Barış Akademisyeni – Hakan Altun

18.00
Mozaik Yapısı Olan Mersin Kentinin Ötekileri Neleri Reddediyor
TSD Mersin, Mersin Ortopedik Engelliler Derneği, Romanlar Federasyonu, Kadın Emeği Kollektifi Derneği, Günebakan Kadın Derneği, Ömer Halil ( Mersin’de yaşayan bir mülteci) , Mersin 7 Renk LGBT, Pir Sultan Abdal Derneği Mersin Şubesi, İlhan Kılıç (İHD)

7 Haziran Çarşamba
Mekân: Tabipler Odası Mersin

15.00
Mülteci LGBTİ’lerin Hukuka Erişimi
Av. Hayriye Kara

17.00
Açılma Destek Grubu
Mersin Üni, Çağ Üni, Toros Üni. Çukurova Üni. Psikoloji Öğrencileri Travma Ekibi

8 Haziran Perşembe
Mekân: Mersin 7 Renk LGBT Derneği

15.00
Kostüm Atölyesi
Yürüyüş için kostüm tasarımı.

17.00
Maket Kent Yapma Atölyesi
Ötekilerin Kent Tahayyülü
Elif Seda Demir-Gizem Derin

20.00
Sokak Performansı- 7 Renk Gençlik Komisyonu
Kılık kıyafet dayatmalarına karşı süper kahramanlar gibi kabinde dönüşüp hayata karışıyoruz.
Mersin Forum AVM

9 Haziran Cuma
Mekân: Mersin The Monard Hotel

13:30

Türkiye’de Trans Hakları – Veriler ve Deneyimler
Yağmur Arıcan, Mersin 7 Renk LGBTİ Derneği
Belgin Çelik, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
Bihter Altay, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

15:30

Türkiye’de Trans Seks İşçilerinin Adalete Erişimi
Konuşmacılar:
Av. Ezgi Özkan, Mersin 7 Renk LGBTİ Derneği
Av. Eda Balçık, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

20.00

Homofobi Bifobi Trasnfobi Karşıtı Futbol Maçı

10 Haziran Cumartesi
Mersin The Monard Hotel
15.00
Yerel LGBTİ Örgütler Buluşması
Mersin 7 Renk, Bursa Özgür Renkler, Çanakkale LGBTİ, Kocaeli LGBTİ-Denizli LGBTİ , Queer Adana, Hatay LGBTİ, Eskişehir Morel LGBTİ

18.00
Akdeniz Trans Aktivistler Buluşması
Mersin, Antalya, Adana, Hatay, G.Antep

11 Haziran Pazar
18.00
3. Mersin Onur Yürüyüşü

21.00
Tekne Partisi

 

(Kaos GL)

Adatepe Taşmektep 2017 yaz seminerleri programı belirlendi

Çanakkale’nin Küçükkuyu ilçesindeki Adatepe köyünde 1999 yılından bu yana devam eden Adatepe Taşmektep seminer ve atölyeleri 2017 yaz programı belli oldu.

Adatepe Taşmektep seminer ve atölyeleri, Adatepe Köyü’nde 1999 yılından bu yana düzenleniyor. Seminer ve atölyeler Kazdağları’nın eteklerindeki tarihi Adatepe köyünün terk edilmiş ilkokul binasında yapılıyor.

Adatepe doğal ve tarihi sit alanı içinde bir köy. Köylülerin geçim kaynağı zeytincilik ve hayvancılık. Korumaya alınmış taş evleri ve anıtsal çınarların gölgelediği meydanıyla sonyıllarda köy yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görüyor.

Köyde azalan nüfus nedeniyle terk edilen eski ilkokul binasını restore ederek 17 senedir Taşmektep seminerlerini düzenleyen ekipten Zerrin İren Boynudelik, gösterilen ilgiden memnun. Katılımcılarla birlikte bilgi ürettiklerini, beraber öğrendiklerini söylüyor. Seminer dışı saatlerde isteyenler köylülerle çınaraltındaki kahvelerde vakitgeçiriyor, isteyenler denize gidiyor veya doğa yürüyüşlerine çıkıyor. Akşam yemekleri ise genellikle köydeki yerel lokantalardan birinde beraber yeniyor. Her yaştan katılımcılar çoğunlukla büyük şehirlerden gelerek başka türlü bir tatil deneyimliyorlar.

Adatepe Taş Mektep bilginin olabilecek en demokratik biçimde değişimi için bir olanak yaratırken yeni deneyimler ve dostluklar için de bir alternatif oluşturmayı hedefliyor.

2017 Yaz Programı 9-11 Haziran tarihlerinde Vedat Ozan tarafından verilecek Kokunun Kültürel Tarihi atölyesi ile başlıyor. Aynı tarihlerde Cemile Tuna’nın sunacağı atölye başlığı ise El Baskısı (Yazma) atölyesi. 6-9 Temmuz tarihlerinde Adatepe Taş Mektep’e konuk olacak Tanıl Bora’nın atölyesi ise Türkiye’nin Siyasal Zihniyet Dünyası. 1 Ekim’e kadar devam edecek Adatepe Taş Mektep seminer ve atölyelerine dair tüm programa ise buradan ulaşabilirsiniz.

Adatepe Taş Mektep’in 2017 programının öne çıkan başlıklarına ve diğer tüm detay bilgiye Adatepe Taş Mektep’in web adresi www.tasmektep.com üzerinden erişim mümkün.

 

(Yeşil Gazete)

İklim yarışı, Trump’ın kararı ve kazananlar

Küresel iklim değişikliği, doğası gereği uluslararası işbirliğini gerekli kılan bir sorundur. 1992 yılından bu yana, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yapılan müzakereler ile uluslararası bir mutabakat hedeflenmektedir.

2015 yılında Paris’te yapılan 21. Taraflar Konferansı’nda, bu yüzyıl sonuna kadar sıcaklık artışının, Sanayi Devrimi öncesine kıyasla 20C’nin altında tutulması, hatta mümkünse 1.50C ile sınırlandırılması konusunda mutabık kalınmıştır. Konferansta kabul edilen Paris Antlaşması, sera gazı emisyonlarının en az yüzde 55’ini oluşturan ve en az 55 ülke tarafından imzalanması koşulunun sağlanması ile 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girmiştir. Paris Antlaşması’nı, Kyoto Protokolü’nden ayıran en önemli iki özellikten birincisi, gelişen ve gelişmiş ülke ayrımı yapmadan bütün ülkelerin azaltım sorumluluğu almasını talep etmesidir. İkincisi ise, Kyoto Protokolü gibi sera gazı emisyonları azaltımında sayısal bir hedef belirlemeyip, ülkelerin ne kadar azaltım yapacağına kendilerinin karar vermesine izin vermesidir. Gelişmekte olan ülkeler de dahil olmak üzere ülkeler, azaltım hedeflerini beş yılda bir gözden geçirip, daha iddialı hedefler ile Birlemiş Milletler İklim Sekreteryası’na rapor etmekle yükümlüdürler.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD’nin Paris Antlaşması’ndan çekileceğini beyan etmesi ile Paris Antlaşması’nın geleceği konusunda kaygılar dile getirilmeye başlanmıştır. Çin’den sonra dünyadaki en büyük kirletici olarak ABD’nin atacağı adımlar, antlaşmanın geleceği açısından gerçekten önemlidir. Ancak Trump’ın yaptığı açıklama siyasi bir tercih olup, hukuki olarak 2019’dan önce antlaşmadan çekilmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan, ABD’nin iklim değişikliği sorununa bakışı maalesef dengeli değildir. Aslında 1992 yılında Birleşmiş Milletler öncülüğünde, soruna ilk dikkat çeken ülkelerden biri olmakla birlikte, Avrupa Birliği’nin izlediği tutarlı tavrı sergileyememiştir. Clinton döneminde konuya verilen öncelik, Bush’un başkan olması ile geri plana atılmış, Obama’nın başkanlığı ile konu yine hassasiyet taşır hale gelmiştir. Ve hepimizin malumu olarak son gelişme, bize belki de ABD’ye çok fazla bel bağlamadan bir iklim politikası oluşturulmasının gereğini göstermiştir. Bu konuda yapılan araştırmalar, Avrupa Birliği’nin de değil ama Çin’in iklim değişikliğinde lider olabileceğini göstermektedir. Bu bakış açısında en önemli etken ise Çin’in, dünyanın en büyük kirleticisi olarak bundan sonra bu konuda neler yapmayı planladığı ile alakalıdır.

Siyasi liderler, ülkelerinin geleceğine ilişkin kararlar alırken, iklim değişikliği sorununa öncelik tanımak zorundalar. Bu sorun, ertelenebilecek ya da ciddiye alınmayacak bir sorun değildir. Daha da önemlisi, dünya politikalarına yön veren ülkelerden biri olmanın yolu, liderlerin bu soruna verdikleri önem ile yakından alakalıdır.

İklim değişikliği ile mücadele iki temel yaklaşım mevcuttur: Sera gazı emisyonlarının azaltımı ve değişen iklime uyum. ABD’nin antlaşmadan çekilmesi halinde uyum politikaları, kanımca daha da önem kazanacaktır. Uyum politikaları çok çeşitli olabilir; gıda güvenliği, enerji güvenliği ve halk sağlığı gibi konuları da kapsar. Azaltım politikaları gibi, iklim değişikliğine uyum politikaları da maliyetlidir. Ve her iki yaklaşımda da gelişmiş  ülkeler kaynak, teknoloji, kapasite ve yetişmiş insan gücü açısından hem gelişmekte olan ülkelere hem de üçüncü dünya ülkelerine göre çok daha avantajlı konumdadırlar.

Uyum politikalarının ülkeler tarafından uygulanması, o ülke sınırları içinde yaşayan vatandaşların fayda sağlamalarına neden olacağı için ulusal kamu hizmeti gibi düşünülebilir. Emisyonların azaltımı için uygulanan politikalar ise, katkıda bulunsunlar ya da bulunmasınlar her ülkenin, herkesin bir şekilde faydalanmasına yol açacağı için küresel kamu hizmeti gibi düşünülebilir. Zaten asıl problem burada yatmaktadır. Baskın olan strateji, ‘free rider’ olarak ülkelerin azaltım politikalarının maliyetinden kaçınarak, büyümeye devam etmek istemeleridir. Ancak ekonomistlerin deyimi ile ‘no free lunch’ prensibi gereği, eninde sonunda azaltım politikalarını uygulamamanın bir maliyeti olacaktır. Özellikle karbon fiyatlandırmasının dünya genelinde yaygınlaşması halinde, uluslararası ticarette karbon emisyonunu fiyatlandırmayan ülkelerin zor duruma düşmesi kaçınılmazdır.

Uyum politikaları, kesinlikle azaltım politikalarının alternatifi değildir. Her ikisinin birlikte uygulanması daha etkindir. Ancak azaltım politikalarının belirsizlik içermesi halinde uyum politikaları, ülkelerin yeni bir ekonomik güç olarak yükselmesinde çok büyük rol oynayacaktır. Kısaca, azaltım politikalarının belirsizliği ile zaman kaybetmeden, uyum politikalarına ağırlık vermek ülkeler açısından rasyonel bir karar olacaktır.

 

Doç. Dr. Ayşe Uyduranoğlu
Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi
Exeter Üniversitesi konuk araştırmacı

Trump’ın ve diğer tüm iklim inkarcılarının karşısında: Dünyanın son buzul çağından bugüne sıcaklık çizelgesi

Randall Munroe tarafından xkcd‘de yayımlanan grafiğin çevirisi Yeşil Gazete gönüllüsü Yakup Çetinkaya tarafından yapılmıştır.

***

ABD Başkanı Donald Trump, Paris İklim Anlaşması’ndan ABD’nin imzasını çektiğini duyurdu. Kendisini ünlü “küresel ısınmanın Çinliler tarafından yaratılan bir konsept olduğu” tweetlerinden de tanıdığımız ve iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinden kaynaklandığı yönündeki bilimsel bulguları defalarca kurgu”diye nitelendiren  Trump, seçim kampanyasından bu yana iklim değişikliğiyle mücadeleyi ortadan kaldırmak için kararlı olduğunu vurguluyordu. Trump, Mart ayında ABD’nin temiz enerji politikalarına son vermişti.

Her “iklim şüphecisi”ne olduğu gibi Trump’a da “Evet, iklim hep değişti, ancak hiçbir zaman şimdiki gibi değil!” diyor ve aşağıdaki grafiği incelemeyi öneriyoruz:

(Grafiği iki kere tıklarsanız hem resim dosyası olarak görebilir hem de büyütebilirsiniz)

Orijinal Grafikxkcd

Grafik: Randall Munroe

Grafik Çeviri: Yakup Çetinkaya

(Yeşil Gazete)

 

‘İklimi nasıl pişirdik’: Kömür Atlası’nın Türkiye raporu yayımlandı

Uluslararası versiyonu Heinrich Böll Vakfı tarafından 2015 yılında yayımlanmış olan Kömür Atlası, Türkiye’den makaleler ile zenginleştirilerek yayımlandı.

Editörlüğünü gazeteci Filiz Yavuz’un yaptığı Kömür Atlası’na ilişkin Türkiye’nin Kömür Gerçeği ve Kömür Atlası’ndan Örnekler başlığıyla panel düzenlendi. Panele Kemerburgaz Üniversitesi EÇAM Müdürü Doç Dr. Sevil Acar, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz ve BirGün gazetesi yazarı Özgür Gürbüz konuşmacı olarak katıldı.

Cezayir Toplantı Salonu’nda düzenlenen panelde, Doç. Dr.Sevil Açar, Türkiye’deki kömür teşviğini anlattı. Prof. Levent Kurnaz ise, ‘temiz kömür’ konusunda sunum yaptı. Gazeteci Özgür Gürbüz’ün sunum yaptığı konu ise, enerji dönüşümü hakkında oldu.

“Ekonomi ne kadar büyüyorsa, enerji talebi de o kadar büyüyor. Bakanlik tarafından açıklanan talep verilerine hiçbir zaman ulaşılamıyor. Kullanım, talep verisinden hep daha az oluyor.” diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Sevil Açar’ın Türkiye’deki kömür teşviğine ilişkin verdiği bilgiler şöyleydi:

“Kömür endüstrisi, kömür fiyatlarını düşük tutmak için halkın vergilerini kullanıyor. Ayrıca iklim değişikliği ya da hastalıkların yol açtığı ek maliyetleri tazmin etmeye de çalışmıyor.

“Artan kömür ithalatı ve azalan linyit üretimi de göz önüne alındığında, Türkiye’nin ‘yerli kaynakları teşvik’ stratejisinin maliyeti tekrar düşünülmeli.

Türkiye, fosil yakıtlara, özellikle de kömüre ve kömürden elektrik üretimine teşvik vermeye devam ediyor. Mevcut 25 kömürlü santrale ek olarak, 70’in üzerinde yeni santral planlanıyor.”

Prof. Levent Kurnaz, temiz enerji konusunda konuştu. “Türkiye’deki sorun enerji açlığı değil kötü teknoloji.” diyen Kurnaz, şu örneği verdi:
“Türkiye’de herkes A+ buzdolabı yerine A+++ buzdolabı kullansa Yatağan termik santrali kapanır.”
Temiz kömür diye bir şey olmadığını belirten Kurnaz, “Kömür lobisi, bizim kömürümüz temiz diye bir şey ortaya attı. Temiz kömür diye bir şey yok. Parçacık ve kükürtdioksiti engellediklerinde temiz olduğu belirtiliyor ancak karbondioksit salınımını engellemek mümkün değil.” diye konuştu.

Gazeteci Özgür Gürbüz, hükümetin kömür teşviği ile enerjide dışa bağımlılığı azaltacağına dair söylemlerinin gerçekçi olmadığına vurgu yaptı. Enerjide dışa bağımlılığın 2001 yılında yüzde 61 oranında olduğunu ifade eden Gürbüz, şimdi ise bu oranın yüzde 75’e yükseldiğini ifade etti. Gürbüz, “Cumhuriyet tarihindeki en büyük dışa bağımlılık oranı ortadayken kendilerini yalanlamış oluyorlar.” dedi.

Almanya ile Türkiye’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarındaki kısıtlılık bakımından benzer durumda olduğuna da değinen Gürbüz, “Almanya ile Türkiye, petrol ve doğalgaz kaynağı kısıtlılığı açısından aynı durumda. Ama Almanya, daha az enerjiyle Türkiye’ye göre kat kat büyük olan sanayisini işletmeyi başarıyor.” ifadelerini kullandı.

Gürbüz, İsveç ve Danimarkan’nın enerji ihtiyacının tamamını yenilenebilir enerjiye geçiş hedefinin olduğunu kaydederek, İsveç’in 2040’a, Danimarka’nın ise 2035 yılına kadar yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiş hedefi olduğunu da sözlerine ekledi.

(Can Bursalı – Yeşil Gazete)

KOS tüm doğa savunucularını ilk kurultayına davet ediyor

Kuzey Ormanları Savunması (KOS) 10 Haziran Cumartesi günü, Sarıyer Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde 1. Kuzey Ormanları Kurultayı’nı gerçekleştiriyor.

Kurultayda ele alınacak konular ise şöyle:

1. Kuzey Ormanları Ekosistemi üzerine yapılacak, ulusal ve uluslararası, bilimsel, hukuksal ve ekolojik çalışmalara çerçeve sunmak,

2. Kuzey Ormanları’nın varlığını tehdit eden meseleleri bir bütün olarak ele almak ve çözüm yollarına dair önerilerde bulunmak,

3. Kuzey Ormanlarını savunan kişi, kuruluş ve hareketlerin yerel mücadele birikimlerini paylaşmak, dayanışmanın ve birlikte savunmanın imkanlarını tartışmak, savunmanın Kuzey Ormanları’nı yuva edinmiş 400’den fazla insan yerleşmesine yayılması ve derinleşmesi için yeni ve kurucu bir adım atmak

KOS, 10 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek 1. Kuzey Ormanları Çalıştay/Kurultayı’na Trakya’yı, Marmara’yı savunan tüm kardeşlerimizi, bilim insanlarını, çevre örgütlerini, köy muhtarları ve azalarını, bisiklet ve yürüyüş topluluklarını, belediye başkanları ve meclis üyelerini, üreticileri ve kooperatifleri de davet ediyor.

Kurultay programı ise şu şekilde:

1. Kuzey Ormanları Çalıştay/Kurultayı

Yaşar Kemal Kültür Merkezi, Sarıyer (Darüşşafaka Metro Çıkışı, Fatih Ormanı Karşısı)

Program

10.00 – Açılış konuşması
10.30 – Kuzey Ormanları ve florası – Prof. Dr. Ünal Akkemik
11.00 – Kuzey Ormanları’yla ilişkili ekosistemler – Prof. Dr. Doğanay Tolunay
11.30 – Kuzey Ormanları’nın faunası – Doç.Dr. Zeynel Arslan Gündoğdu
12.00 – Kuzey Ormanları’na saldırı ve tehditler – KOS

13.00 – Öğle yemeği

14.00 – Kuzey Ormanları Savunması üzerine – KOS
15.00 – Forum
17.00 – Kuzey Ormanları Savunması Meclisinin oluşturulması ve sonuç bildirgesinin okunması

 

(Kuzey Ormanları.org)

ABD iklim anlaşmasından çekildi: Süreç nasıl işleyecek?

Paris İklim Anlaşması’ndan ABD imzasını çekeceğini açıklayan ABD Başkanı Donald Trump, bu kararını Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne hemen ileteceğini duyurdu. Ancak, anlaşmanın yasal hükümlerine göre, Genel Sekreter, bu bildirimi en erken 4 Kasım 2019 tarihinde kabul edebilir. Bu da, ABD’nin ancak resmi olarak anlaşmadan 4 Kasım 2020’de çekileceği anlamına geliyor.

Paris İklim Anlaşması’na taraf olan ülkelerin ne gibi hallerde anlaşmadan çekilebileceğine dair usül 28. maddede belirtiliyor. Paris İklim Anlaşması’nın Türkçe metnine İklim Adaleti.org’un web sitesinden erişim mümkün.

Paris Anlaşması Madde 28:

1.İşbu Anlaşmanın Tarafları Anlaşmanın kendisi için geçerlilik kazandığı tarihten üç yıl sonra istedikleri tarihte ve Kayıt Bürosuna yazılı bildirimde bulunmak suretiyle işbu Anlaşmadan çekilebilirler.

2 . Bu çekilme yazılı bildirimin Kayıt Bürosunca teslim alındığı tarihten bir yıl sonra ve en geç çekilme bildiriminde belirtilen tarih itibariyle geçerlilik kazanacaktır.

3 . Sözleşmeden çekilen Taraflar işbu Anlaşmadan da çekilmiş kabul edileceklerdir.

Paris Anlaşması, tüm AB üyeleri, Hindistan ve Çin dahil 147 ülkede onaylandı. Trump koltuğuna oturduğundan beri İspanya, Küba ve Filipinler dahil 26 ülke daha anlaşmayı onayladı.

Çin, Trump’ın seçilmesinden hemen sonra, Ocak 2017’de, 2020 yılına kadar, yenilenebilir enerjiye 361 milyar dolar kaynak ayıracağını açıklamıştı.

ABD’de eyalet seviyesinde, iklim eylemi ve dönüşüm ise hız kesmeden devam ediyor. Birçok eyaletin verdiği emisyon azaltım hedefleri ABD’nin anlaşmadan çekilmesinden etkilenmeyecek. Kaliforniya, emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990 yılının %40 altına indireceğini açıklarken Massachusetts, New Hampshire ve New York 2050 yılına kadar emisyonlarını 1990 seviyesinin yüzde 80 altına indirecek.

ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararına iş dünyası, uluslararası kuruluşlar ve politikacıların yorumları ise şöyle:

Christiana Figueres, “Mission 2020” Lideri, eski Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İdari Sekreteri

“Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris Anlaşması’ndan çıkma kararı Kasım ayından bu yana bu konuda yapılan tüm spekülasyonları sonlandırdı ve artık tüm Tarafların, bugünden başlayarak 2020 yılına kadar müzakeresi yapılması gereken düzenleme üzerindeki çalışmalarını engelsiz bir şekilde devam etmelerini sağlıyor. Politikaların duraklattığından daha fazla piyasa güçleri tarafından harekete geçirilen reel ekonomi hem ABD’de hem de uluslararası alanda karbonsuzlaştırma trendine devam etmelidir ve edecektir. Ülkeler, şehirler, şirketler, yatırımcılar yıllardır bu yönde hareket etmekteler ve yenilenebilirlerin düşen fiyatlarına karşın fosil yakıtlardan kaynaklanan sağlık etkilerinin yüksek maliyetleri bu değişimin devam edeceğinin teminatıdır. Esasında, 2020’ye kadar emisyon grafiğini düşüşe geçirmek için iki misli çaba göstermemiz gereken tam da bu dört yıllık ABD yönetimi dönemidir.” 

Jo Leinen, Avrupa Parlamentosu Üyesi – Almanya Milletvekili; Çevre, Kamu Sağlığı ve Gıda Güvenliği Komitesi Üyesi

“Trump tarihi bir hata yapmak üzere. Uluslararası iklim hareketini desteklemeye karşı direnmesi bir sorumsuzluktur. Trump gezegenimizin geleceğini ve milyonlarca insanın kaderini riske atıyor. Trump’ın politikası bencil ve dar görüşlü. Avrupa’nın cevabı çok açık ve net olmalıdır: Paris Anlaşması’ndan geri dönülemez ve bağlayıcı taahhütlerden vazgeçip çıkmak kabul edilebilir değildir.”

“Şimdi küresel toplum birlikte durmalı ve Paris Anlaşması’na bağlılığı konusunda hiçbir tereddüte mahal vermemelidir. Avrupa Birliği ve Çin iklim eylemi konusunda liderliği üstlenmeli ve diğer ülkelerin katılımını sağlamalıdır.”

“Zirve Trump’ın karşısında durmamız ve böylesi bir politikayla ABD’yi soyutladığını göstermemiz için bizlere bir fırsat sağlayacaktır. ABD hükümetinin tam tersine, Avrupa ve Çin düşük emisyonlu bir ekonominin istihdam ve kalkınma açısından yarattığı potansiyelleri anladılar.”

Bas Eickhout, Avrupa Parlamentosu, Hollanda Milletvekili; Çevre, Kamu Sağlığı ve Gıda Güvenliği Komitesi Üyesi

“Trump’ın iklim değişikliğiyle mücadele etme yolunda önümüzdeki en önemli küresel görevlerden birinden çıkma kararı almış olması şaşırtıcı. Trump’ın bu eylemi hem ekonomik hem de çevresel açından geriye atılmış bir adımdır. Son G7 zirvesinde Trump’ın ne kadar yalnız bir konumda olduğunu açıkça görüldü. Şimdi de Paris Anlaşması’ndan çıkmaya karar verdi, Suriye ve Nikaragua ile birlikte durmayı tercih ediyor. Tüm tarafların birlikte durmaları gerekiyor. Özellikle Fransa ve Almanya bir sonraki BM iklim konferansına dair kilit rollere sahip. İklim fonuna sağlanan maddi desteğin devam etmesi çok büyük önem taşıyor.”

Dr. James Watson, CEO, SolarPower Europe*

“Trump’ın Paris Anlaşması’ndan çıkması modern tarihte büyük bir ülkenin vermiş olduğu en sorumsuz kararlardan biridir. ABD, anlaşmadan çıkmak yerine iklim değişikliğiyle mücadeleye öncülük etmek için harekete geçmeli. Dünyanın geri kalanı sakinliğini korumaya ve iklim değişikliğiyle mücadele etmeye devam ederken, ABD fosil yakıtlardan yenilenebilirlere geçen bir ekonominin mükafatlarını kaçırmakla yetinecek.

Gino Van Begin, ICLEI (International Council for Local Environmental Initiatives – Sürdürülebilirlik için Yerel Hükümetler) Genel Sekreteri

“Başkan Trump’ın Paris Anlaşması’ndan çıkma kararı mevcut küresel düşük karbonlu ekonomiye geçiş trendinin çizgisinin dışındadır. Ancak, iklim hareketi durmayacak. ABD’de ve küresel ölçekte yerel hükümetler temiz enerji, sürdürülebilir ulaşım ve dirençlilik konusunda, en kırılganından en büyük emisyona sahip olana kadar çoğu ülkenin taahhüt ettiği üzere ilerleme kaydetmeye devam edecek.”

Prof. Maciej Nowicki, biliminsanı, eski Polonya Çevre Bakanı, “Der Deutsche Umweltpreis” (DBU) ödülü sahibi***

“İklim Trump’a rağmen korunmalıdır. İklimi korumak uzun vadeli ve küresel bir süreçtir ve artık insanların hayatlarını 1.5 C derecenin üzerindeki ısınmadan korumak için hızlanmamız gerekmektedir. 2013 yılında kabul edilen Paris Anlaşması bu çalkantıları atlatacaktır. Dünyanın dört bir yanında çok sayıda ülke iklim eylemleri içinde yer almaktadır ve bu gezegenin başka çıkış yolu olmadığını bildikleri için anlamadan çıkma niyeti taşımamaktadırlar. Olumsuz etkilerini tam olarak hissedecekler kimdir? Uzun dönemde, bunu hissedecek olan ABD’nin kendisidir, ekonomik olarak ve siyaseten. Trump’ın diplomatik birbaşınalığı şimdiden görülüyor. Ancak ABD vatandaşları ve örneğin ABD’li düşük karbonlu teknoloji sektörü de ekonomik olarak zarar görecek. Polonya bundan ders almalı küresel iklim politikaları liderlerine yetişmek için iklim politikalarını geliştirmeli ve emisyonlarını azaltma çabalarını arttırmalıdır.”

 

(Yeşil Gazete)

 

Trump Paris İklim anlaşmasından ABD imzasını geri çekiyor

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan imzasını çektiğini duyurdu.

Trump, anlaşmanın ABD’nin ‘dezavantajına olduğunu, diğer ülkelere ABD’ye karşı ekonomik avantaj sağladığını’ söyledi.

ABD’nin yeni ‘daha adil bir anlaşma arayışında olacağını’ ifade eden ABD Başkanı “Bugünden itibaren anlaşmaya uymaya son veriyoruz” dedi.

Anlaşma, fosil yakıtlarının kullanımının kısaltılması ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla, küresel sıcaklık artışının 1,5 ila 2 derecede kalması için ülkelerin çaba göstermesini öngörüyor.

Trump, seçim kampanyası süresince ABD başkanı olduktan sonra 100 gün içinde ülkenin kömür endüstrisini geliştirmek adına anlaşmadan çekileceği vaadinde bulunmuştu.

Beyaz Saray’da açıklama yapan Trump, anlaşmadan çekilmesinin ülkenin petrol ve kömür endüstrisine yardımcı olacağını savunuyor.

Anlaşma için “hiç adil değil” diyen Trump, yeni kömür madenleri açılacağını, Batı Virginia ve Pensilvanya’da planlamaya başladıklarını söyledi.

Paris İklim Anlaşması’yla çok sayıda ABDlinin işlerini kaybedeceğini belirten Trump “Bizim ihtiyacımız olan bu değil. Kömür madencilerini çok seviyorum” dedi.

Muhalifler, bu kararla beraber ABD’nin müttefikleriyle arasının açılacağı görüşünde.

Trump’ın kararına tepkiler

ABD eski Başkanı Barack Obama, yazılı açıklamasında Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararını eleştirdi.

Obama, “Paris Anlaşması’nda kalan uluslar, yaratılan istihdam ve endüstrilerden faydalanacak uluslar olacaktır (…) ABD yönetimi geleceği reddeden bir avuç ülke arasına dahil olsa da, devletlerimiz, şehirlerimiz, iş dünyası, gelecek nesiller için elimizdeki tek gezegenin korunması için yardımcı olup, yol göstermek için elinden geleni yapacaktır” dedi.

New York Eyalet Valisi Andrew Cuomo, Trump konuşmasını bitirince yayımladığı açıklamasında “Beyaz Saray’ın düşüncesizce aldığı Paris Anlaşması’ndan çekilme kararının etkisi yalnızca ABD’ye değil, tüm gezegene yansıyacaktır” mesajı verdi.

Trump’ın kararını eleştiren Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, anlaşmaya destek için belediye binasının akşam yeşil ışıkla aydınlatılacağını söyledi.

Hidalgo, “Beyaz Saray ne karar alırsa alsın, şehirler Paris Anlaşması’nın sorumluluklarını yerine getirecektir. Gezegenin geleceği için başka alternatif yok” dedi.

ABD eski Dışişleri Bakanı John Kerry de karar için “utanç verici” ifadesini kullandı.

‘Süreç 2019’dan öne başlayamaz’

BBC Washington muhabiri Anthony Zurcher, anlaşmadan çekilme kararının kolay uygulanamayacağını söylüyor.

Zurcher, Trump’ın anlaşmadan imza çekme kararını tebliğ etse de, resmi sürecin bir sene sürdüğünü ve 2019 yılı Kasım ayına kadar başlayamayacağını dile getirdi.

Fransa’nın başkenti Paris’te 2015 yılında yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla imzalanan anlaşmada, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması konusunda uzlaşılmıştı.

Anlaşmada imzası olan ülkeler, küresel sera gazı emisyonunu düşürmeyi hedefliyor. Bu adım, fosil yakıtların yanması sonucu oluşan karbon diyoksit gazının da azaltılması anlamına geliyor.

 

BBC Türkçe

Ünye’de halk siyanürle altın çıkarmak için yapılacak sondaja izin vermedi

Ünye Kirazbeli mevkiinde maden için MTA tarafından yapılmak istenen sondaja köylüler izin vermedi.

Ünye Kirazbeli mevkiinde MTA tarafından maden arama sondajı yapılmak istenmesine köylüler karşı çıktı. Pazartesi günü gelen ekibe ruhsat ve izin belgesi soran köylüler çalışmaya izin vermeyince ekip geri dönmüştü. Salı günü jandarma ile gelen MTA ekibine köylüler yine izin vermedi.

Evrensel’de yer alan habere göre, köylülerin yolu kapatması üzerine Kaymakam Mehmet Yapıcı gelerek köylülerle görüştü. Kaymakam Yapıcı, “Bu işlerin zararlı olduğunu biliyorum ama devlet kararı benim yapabileceğim bir şey yok. Biz gideriz başkası gelir, Bu sondaj çalışması engel olmayın.” dedi.

Ordu Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Eren Atasoy da, “Biz toprak bağımsızlığını kaybettikten sonra ne anlamı var. Tarım ülkesi olmaktan çıkıyoruz. Altınlar kasada olduktan sonra ne anlamı var.” dedi.

Köylülerin kararlı tutumu sonrası MTA ekibi sondaj araçları ve malzemelerini alarak gitti. Köylüler kendi aralarında yaptıkları toplantıda, siyanürle altın ayrıştırması sonrası toprakların ne hele geldiklerini gördüklerini belirterek yeni maden sahalarını istemediklerini bu nedenle de sondaja izin vermeyeceklerini dile getirdiler.

(Evrensel)

Bonn’dan bildiren iklim muhabirlerine sorduk: Trump, Paris İklim Anlaşması’ndan çıkarsa ne olur?

ABD’deki basın kuruluşlarına Beyaz Ev’den (White House) ismi verilmeyen kıdemli görevlilerin ulaştırdığı bilgilere göre Donald Trump Paris İklim Anlaşması’ndan çıkacağına dair haberler gelmeye devam ediyor.

Trump’ın bu akşam (1 Haziran) TR saati ile 22:00’de Paris İklim Anlaşması’na dair kararını açıklaması beklenirken gazetemizin Heinrich Böll Stiftung Derneği ve Climate Tracker işbirliği ile 23 – 24 Mart tarihlerinde düzenlediği iklim gazeteciliği atölyesinin ardından Climate Tracker organizasyonu ile 8-18 Mayıs tarihlerinde Almanya’nın Bonn kentinde gerçekleşen iklim müzakerelerini takip eden Elif Cansu İlhan ve Barış Can Sever‘den bu süreci değerlendirmelerini istedik

ABD olmasa bile Çin ve Hindistan var

Elif Cansu İlhan:

İlk bakışta iklim değişikliğinin en büyük sorumlusu olarak kabul edilen ülkenin, bu konuda sorumluluklarını yerine getirmeyecek olması ürkütücü geliyor. Daha ürkütücü bir beklenti de diğer ülkelerin, “Sorumluluğu bu kadar yüksek olan Amerika yapmıyorsa biz neden yapalım?” düşüncesi ile anlaşmadan çekilmesi.

Bir yandan da, Paris Anlaşması’ndan resmi olarak çekilmesi dört yıl sürecek. Bu süre içinde başka birinin başkan olması ve Anlaşma’nın kaldığı yerden devam etmesi seçeneklerden biri.

Trump çekilse bile, Çin ve Hindistan’ın Anlaşma içinde liderlik rolü üstlenme hevesi ve kapasitesi var. Konunun uzmanı pek çok STK temsilcisi, yeni bir lider ve dünya çapında daha aktif adımlar, diğer ülkelerin de Amerika’nın peşinden anlaşmayı terk etmesini önlemeye yetecektir diye düşünüyor.

Trump Amerikasının görüşmelerde sadece gözlemci olacak olması, söz sahibi ve yönlendirici rolünden çıkması ise oldukça olumlu bir adım. Trump yönetiminin, iklim eylemi görüşmelerinde sektör ve kirleticilerin tarafını tuttuğu çok açık. Bu durumda görüşmelerdeki yönlendirici rolünden çıkması, iklim eyleminin işini oldukça kolaylaştırır.

Bence sonunda saflar belli oldu. Trump’tan sonra Amerika’nın, bu konuda durduğu yer aslında sabitti. Bu resmi olarak da netleştiğine göre şimdi iklim eyleminde de safları sıklaştırma zamanı. Güçlü bir eylem planı ile diğer ülkelerin anlaşmada kalması ve katkı beyanlarını arttırması sağlanırsa, çözüm çalışmaları Trump’sız daha hızlı ve kolay ilerleyebilir.  ”

Trump’ın ABD’deki geleceği de belirsiz

Barış Can Sever:

Uzun zamandır kulislerde konuşulan, beklenilen bir durumdu. Panik havasına girmeden durumu iyi analiz etmek gerek.

Uluslararası siyasetin yoğun bir şekilde yaşandıgı bugünlerde farklı aktörler farklı rollere bürünebiliyor. Trump’ın Amerika’daki geleceği  de konuşulan konulardan bir tanesi.

Bazı uzmanlar şimdiden Trump’ın azledilecegini öngörüyor. Bu tarz görüşlere de çok bel bağlamadan devlet-endüstri ağlarının eğilimlerini iyi yorumlayıp, buna göre hareket etmek daha sağlıklı olacaktır.

 

(Yeşil Gazete)