Ana Sayfa Blog Sayfa 3134

Zeytinin zaferi: Zeytinliklerle ilgili düzenleme tasarıdan çıkarıldı

Sanayi üretimi yasa tasarısındaki zeytinliklerle ilgili düzenlemede değişiklik yapılacak ve ilgili madde tasarıdan çıkarıldı.

Zeytinliklere yatırım yapılmasına izin verilebilmesine yönelik düzenlemeyi içeren ve komisyona geri çekilen madde tasarı metinden çıkarıldı.

Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesine ilişkin kanun tasarısındaki kamu yararı kararı alınan yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verilebilmesine yönelik düzenlemeyi içeren 2’nci maddenin tasarıdan çıkarılmasına karar verildi.

(Evrensel)

‘Denetimler neden etkisiz diye düşünenlere’: Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı ‘rüşvetten’ gözaltında

Bursa’da düzenlenen ‘Rüşvet operasyonu’nda Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı Kemal Karaduman, kurumda görevli bir mühendis ve eski çalışan polis tarafından yakalandı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde görev yapan üst düzey bir görevlinin, bazı firmalara kesilen para cezalarının bedellerini düşürmek için rüşvet istediği ihbarını alan Bursa Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri harekete geçti. Güvenlik güçleri, yaptıkları araştırmalar sonucu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden 5 yıl önce emekli olan ve bu işleri organize ettiği öne sürülen G.T. ile irtibat kurdu. G.T. ile 600 bin liralık cezayı 120 bin liraya indirmek için 50 bin lira karşılığında anlaşan güvenlik güçleri, parayı teslim etmek için bu kişiyle randevulaştı. Bir firma yetkilisinin gittiği buluşma yerinde yaşananlar gizli kamereyla kayda alan polis, söz konusu yere gelen G.T.adlı kadın 50 bin lirayı alırken suçüstü yakaladı.

Yapılan sorgulaması sonucu G.T’nin, Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı Kemal Karaduman ve kurumda mühendis olarak görev yapan T.Y. ile birlikte hareket ettiklerini tespit eden ekipler, bu kişileri de gözaltına aldı. Birçok firmadan bu şekilde rüşvet aldıkları iddia edilen zanlıların evlerinde de arama yapıldığı bildirildi. Gözaltındaki 3 kişinin sorgularının ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Profesör Doktor Kayıhan Pala, Twitter hesabından Bursa’daki rüşvet operasyonunu paylaştı. Pala, rüşvet operasyonuna ilişkin, “Bursa’daki çevre denetimleri neden etkisiz diye düşünenlere…” yorumunu yaptı.

(Hürriyet, Yeşil Gazete)

Edirne’nin meraları kalker ocaklarına kurban ediliyor!

Edirne’nin meraları kalker ocakları nedeniyle yok ediliyor.

Edirne ili Lalapaşa ilçesi , Çömlek Köy mevkiinde bir kalker ocağı açılmak isteniyor. TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin ÇOĞAL, bölgenin sahip olduğu meraların korunması için çağrı yaptı.

Konuyla ilgili konuşan Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, “Proje alanına en yakın yerleşim birimi, kuş uçuşu yaklaşık 325 metre güneybatısında yer alan Çömlek Köy. Proje alanının büyük bir kısmı 125/54 ve 112/29 numaralı mera parselleri içinde kalıyor. Sahanın geri kalan kısmı ise, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 1/100.000 Ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planına göre tarım arazisi olarak planlanmış durumda. Bu bölgede kalker ocağı açılmasını istemiyoruz” dedi.

Tarım ve hayvancılık olumsuz etkilenecek “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planına göre korunması gereken üç öncelikli ekosistemden biri olan meralar, Cumhuriyetin ilk yıllarında ülke yüz ölçümünün %56’sını oluştururken 2014 yılı verilerine göre %19’a kadar geriledi” diyen Çoğal sözlerini şöyle sürdürdü:

“İklim değişikliği açısından da önemli karbon yutaklarından biri olan meraların tahsis amacı dışında kullanılmaması hayvancılığın geliştirilmesi açısından da önemlidir. Ülkemiz dünyada zirai açıdan kendine yeten birkaç ülkeden biri iken, artık maalesef bunu yitirdi, 1980’lerden sonra et ve zirai ürün ithal eder hale geldi. Şimdi ise ‘gıda güvenliğini’ yitirme ile karşı karşıya”

Doğal hayat da tehdit altında

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi, “Bu projenin hayata geçirilmesiyle birlikte bölgede bulunan 25 familya ve bu familyalara ait 92 bitki türü ile birlikte endemik türler de zarar görecek. Ayrıca proje alanı içinde bulunan hayvan türleri sahadaki hareketlilik ve gürültüden dolayı yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakılacak ve doğal hayat bu durumdan olumsuz etkilenecek. Kamunun ortak çıkarlarının korunması adına TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği olarak meraların amacı doğrultusunda kullanılmasına yönelik gerekli başvurularımızı yaptığımızı ve konunun takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız” diyerek sözlerini tamamladı.

(Yeşil Gazete)

Doğu Karadeniz’de 28 türden 26 bin 826 su kuşu tespit edildi

Doğa Koruma ve Milli Parklar Rize 12’nci Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Doğu Karadeniz Kış Ortası Su Kuşu Sayım sonuç raporu açıklandı. Rapora göre, 4 ilde 28 türden 26 bin 826 su kuşu tespit edildi.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Rize 12’nci Bölge Müdürlüğü ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi işbirliği ile Doğu Karadeniz Kış Ortası Su Kuşu Sayımı gerçekleştirildi. Su kuşu popülasyonlarının ve sulak alan ekosistemlerindeki değişimlerin uzun dönemde izlenebilmesi için kullanılan temel yöntem olan sayım, su kuşlarının mevsimsel göç hareketlerinin en az olduğu, sulak alanlarda kümelendikleri 15 Ocak ile 15 Şubat tarihleri arasında yapıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar personeli ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi’nden ornitologların katıldığı sayımda tür ve birey sayıları belirlendi.

4 ilde 28 tür

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde gerçekleştirilen sayımlarda 28 türde 26 bin 826 su kuşu tespit edildi. Rize kıyılarında 23 türden 6511, Trabzon’da 18 türden 6165, Artvin’de 16 türden 5775 ve Giresun’da ise 19 türden 8375 su kuşu sayıldı. Aynı alanlarda ve aynı noktalardan yapılan standart sayımların uzun dönemde popülasyon trendlerinin analiz edilmesinde oldukça yararlı olduğu belirtildi.

(Cumhuriyet)

Sivil Toplum Örgütleri’nden zeytinlik ve meraları ranta açacak yasa tasarısına “Hayır” açıklaması

Zeytinlik Yasası’yla gündeme gelen Üretim Reformu Paketinin TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesinden bir gün önce Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikası (KESK), Adana Tabip Odası, Adana Eczacı Odası, Adana Barosu ve Doğu Akdeniz Çevre Platformu Başkanları, TMMOB’ye bağlı Adana Şube Başkanları, sivil toplum örgütleri ve CHP Adana İl Başkanı Ayhan Barut, zeytinliklerin ve meraların ranta ve talana açılmasına karşı basın açıklaması yaparak hep birlikte ‘Hayır’ dedi.

Sivil toplum örgütleri adına  Basın açıklamasını yapan TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Ali Kuzu zeytinliklerin  ve meraların maden ve enerji sermayedarlarına, inşaat devlerine kurban edildiğini söyledi. Bu şekilde zeytinin ana vatanı olan Türkiye, binlerce yıllık bir üretim ve inanç kültürünün de kaynağı olan zeytin ağaçlarının ölüm fermanını da imzalayan ilk ülke olarak tarihe geçmek üzere olduğunun altını çizdi.

“Zeytincilikte Dördüncü sıradayız, yazıktır !”

Dünya genelindeki toplam 900 milyon civarındaki zeytin ağacının 300 milyonunun İspanya’da bulunduğunu, zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya lideri olan İspanya’yı İtalya ve Yunanistan takip ettiğini söyleyen Kuzu Türkiye’nin toplam tarım alanının %3’ünü oluşturan 172 milyon zeytin ağacıyla dördüncü sırada olduğunu kaydetti.

“500 bin zeytin üreticisi aile işsiz kalacak!”

“Zeytin iklim seçiciliği en yüksek meyvedir. Eksi 8 derecede donar. Bu nedenle sadece Akdeniz iklim kuşağında yetişir. Yetiştirme alanı bu kadar sınırlı ve yüzlerce yıl ürün verebilen, kutsal, bilge, barış sembolü, sağlık iksiri ölmez ağaç Zeytin ranta kurban edilemez. Dünyada ve Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı tüketimi hızla artarken 500.000 zeytin üreticisi aile işsizler ordusuna katılması kabul edilemez.”

“Zeytin sağlıktır!”

Zeytinyağı tüketiminde ilk sırayı AB ülkeleri alırken iken Ülkemizin yıllık zeytinyağı tüketimi 2 litredir. Bu çok düşük bir rakamdır. Zeytin’in, kutsallığının yanı sıra sağlık açısından da yararlı bir besin ürünüdür. Zeytin de bolca bulunan E vitamini nedeniyle Kalp ve Kemik sağlığı için, sindirim sistemi için, Diyabette kandaki şeker oranını azaltıcı ve kanseri önleyici özelliği vardır. Türkiye’de her yıl 160 bin kişi kalp-damar hastalıkları nedeniyle ölüyor! Kötü huylu tümör nedeniyle gerçekleşen ölümlerin toplam sayısı 2014 yılında 76 bin 2015 yılında 77 bin,2016 yılında 80.bin kişidir.

“Meralarla birlikte hayvancılık da yok olacaktır!”

Tehdit altında olan sadece Zeytinciliğimiz mi? Tabi ki hayır. Tasarıyla meralarımızda tehdit altında. Tasarının 30.maddesi ile 4342 sayılı Mera Kanunu‘nun 14. maddesinin birinci fıkrasına (i) bendi eklenmektedir. Bu değişiklikle, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının talebi ile OSB‘ler, Endüstri Bölgeleri, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile yerleşim yerleri içinde bulanan sanayi siteleri ve münferit işletmelerin yerleşim yeri dışına çıkarılması için, meralarda tahsis amacı değişikliği yapılır hükmü getirilmektedir. Ayrıca bu kapsamda tahsis amacı değiştirilen meralar için ödenmesi gereken 20 yıllık ot bedeline de muafiyet getirilmektedir. Meralara ilişkin yapılan bu değişiklikler, son yıllarda krizden bir türlü çıkamayan hayvancılığımız için büyük bir tehdittir.

“Çocuklarımız ve gelecek nesiller doğa felaketleri ile acı bir şekilde ödemek zorunda kalacaklardır!”

“Yasa kabul edilip yürürlüğe girerse binlerce zeytin ağacı kesilme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Zaten bu yasanın amacı, sermayeye peşkeş ve zeytin üretimi ile meraların bitirilmesi amaçlanmaktadır.Ülkemizde sanayi yatırımları elbette olmalıdır. Ancak bunu yaparken doğaya saygılı olmalı ve sürdürülebilirliğe önem verilmelidir. Aksi takdirde yapılan yanlışların bedellerini çocuklarımız ve gelecek nesiller doğa felaketleri ile acı bir şekilde ödemek zorunda kalacaklardır.”

“Yasa tasarısı geçerse uluslararası gıda ve tarım tekelleri ile kazanacak!

Bu yasa tasarısı geçerse hiç şüphesiz en büyük kazancı uluslararası gıda ve tarım tekelleri ile kazanacak.Parlamentoda görev yapan tüm milletvekillerimizi ve kamuoyunu zeytinimiz- meralarımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

“Biz aşağıda imzası olan dost örgütler olarak, üreticilerimiz tüketicilerimiz ve tüm halkımızla birlikte zeytinimize, meralarımıza yaşama sahip çımaya devam edeceğiz.”

 

(Yeşil Gazete)

 

 

 

Yaşasın “Kedi” belgeselini izledim

“Kedi” belgeseli, Amerika’da, Los Angeles Times dâhil olmak üzere pek çok gazete ve dergiden övgüler aldı. Peki ya Türkiye’de basında yeterince yer aldı mı?

Elbette HAYIR

Harika bir dış ses ile başlıyor film : “İstanbul’dan sokak kedilerini kaldırırsanız bir yanı eksik kalır” Ne güzel bir anlatım. Bunu Kedi-Siz’de defalarca sormuştum. Ya sokaklarda kedi olmasa? Şehir yaşantısı için büyük bir zulüm olurdu.

Belgesel ya da film ne fark eder ki? Küçücük bir salonda toplasan 10 kişi bir arada izledik.

Haberini okuduğumdan beri lezzetli bir şeker sözü almış çocuk gibi hop oturup hop kalktım, sabırsızlık ile bekledim…

Nihayet dün gece izleme şansım oldu.

Tam bir deli işi yapılmış. Asla dur dinlemeyen, tekrarı çekilemeyecek, kediler ile çekim yapmak gerçek bir deli işi. 2014 senesinde Nisan ve Mayıs aylarında, günde yaklaşık 24 saat süren çekimler ile hazırlanmış. İflah olmaz bir kedici olarak söyleyebilirim ki harika bir iş olmuş.

İstanbul’da Sokak kedilerinin sayısı asla bilinmese de birkaç milyon olduğuna eminim. 80 dakika boyunca hep yüzümde bir gülümseme ile izledim. Baştan söyleyeyim eğer güzel zaman geçirmek istiyorsanız mutlaka izleyin, ayrıca böyle harika işlerin devamının gelmesi için bunu izlemek bizim boynumuzun borcu zaten.

https://www.youtube.com/watch?v=elkQpLQWZrg

Evimizin içindekilerden daha çok en sevdiğim sokak kedileri işlenmiş, hem de tüm hırçınlıkları ile tüm zorlukları ile olduğu gibi gösterilmiş. Kedinin umursamazlığı, dizgine gelmezliği öyle güzel anlatılmış ki, izlerken ilk söylediğim filmin Yönetmeni Ceyda Torun kesin bir kedici.

Özellikle Samatya sahilindeki Psikopat kediyi görmek çok istedim. Belli ki Ceyda Torun en çok ondan etkilenmiş. Psikopat’ı kalp gözü ile çekmiş.

Belgeselin yönetmeni Ceyda Torun kedilerle

Sokak kedisi ile ev kedisi arasındaki evrim öyle güzel anlatılmış ki, ben kendi adıma iki tür kedi olduğuna çok inandım. Ev kedileri ve onların bir tür öncesi sokak kedileri…

Torun bence belgeseli çekerken hiçbir genel geçer kuralı takmamış. Tek amacı kedileri anlatmak ve bunu da şahane şekilde yapmış. Halen bozulmamış mahalle kültürünün en baba üyesi olan kedileri tüm gerçekliği ile izleyiciye sunmuş.Kedi-Siz’de konuk olan Yazar Mine Söğüt’de anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Demek ki biz de doğru yoldayız diye seviniyorum.

Eğer belgeselde bir şeyleri eleştirmem gerekirse tek bir konuyu dile getirmek isterim.

Müzikler seçilirken klasik olarak batıya oynanış. Belgeselin ana müzikleri Kira Fontana tarafından bestelenmiş. Şahane İstanbul görüntülerinin üzerinde gayet oryantalist müzikler olduğundan fazla doğu esintisi yaşattı bana. Keşke biraz daha yerel müzikler olsaydı. Tüm Dünya’da bu kadar güzel kedinin özgürce yaşadığı bu şehir bence daha farklı müzikleri hak ediyordu.

Bu harika iş için Ceyda Torun’a teşekkür etmek istiyorum. Devamı mutlaka olmalı. Dilerim ki ana akım medyada hak ettiği değeri görür ve daha çok insana ulaşır.

 

 

Tolga Öztorun

İBB Meclis üyesi “Suada’ya cami yapalım” dedi, Kadir Topbaş reddetti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Beşiktaş Belediyesi’nin bağımsız meclis üyesi Hüseyin Avni Sipahi, kısa süre önce üzerindeki yapıların yıkıldığı Suada’ya cami yapılması teklifinde bulundu. İBB Başkanı Kadir Topbaş ise, Sipahi’nin önerisinin gündemlerinde olmadığını belirtti.

İBB’nin haziran ayı toplantısında konuian Sipahi, Malezya’daki Kristal Cami ile Suudi Arabistan’daki Yüzen Cami’yi örnek gösterdi.

“Gelin bütün dünyanın gözü olan İstanbul’umuzun incisi boğaza bir mabet inşa edelim” diyen Sipahi, ‘şehrin en yüksek tepesi Çamlıca’ya simge haline gelecek bir cami inşa edildiğini ancak boğazın ortasında Kız Kulesi’nden başka bir simge yapı olmadığını’ söyledi.

Kulenin de cumhuriyet ya da imparatorluk dönemlerinde yapılmadığını aktaran Sipahi, şu öneride bulundu: “Artık boğaza milli bir yapı yapma zamanı geldi. Gelin önce boğazın ortasında bulunan Suada’ya bir cami inşa edelim, ardından da o camide verilecek ilmi eğitimle, sosyal faaliyetlerle, kültürel alanlarla çocuklarımızın, gençlerimizin ve de büyüklerimizin vakitlerini geçirebilecekleri bir çekim alanı imar edelim.”

Sipahi, üç parselden oluşan adanın iki parselinin Maliye’ye, birinin de özel mülkiyete ait olduğunu belirterek arazinin İBB’ye devredilip plan değişikliği yapılmasını, caminin mimarisi için de uluslararası yarışma açılmasını istedi. Sipahi’nin önerisi başkanlık makamına gönderildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Sipahi’nin önerisine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Bağımsız Meclis üyemiz gündem dışı bir konuşma yapmıştır. Galatasaray adasına cami yapılması gündemimizde olmadığı gibi bir çalışma içinde de değiliz.” ifadesini kullandı.

Hüseyin Avni Sipahi’nin ismi, 17-25 Aralık Operasyonları’nda da geçiyordu.

(Yeşil Gazete)

‘Bereket’: İstanbul Boğazı ve Karadeniz’de ‘Emiliania Huxleyi’ patlaması

İstanbullular, Boğaz’da suların her zamanki renginden farklı bir renge büründüğünü görüyor. Boğaz sularında günlerdir Turkuazımsı, Yeşil bir renk hakim. İstanbul Boğazının müdavimi amatör balıkçılar bu renk değişiminin en yakın tanıkları.

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün emekli öğretim üyelerinden Prof.Dr. Ahmet Cemal Saydam, bu renk değişiminin son 10 gündür bütün Karadeniz’de yaşandığını söyledi. Saydam” bu bir berekettir “dedi.

Emiliania Huxleyi patlaması

Saydam, sözkonusu renk değişiminin kaynağının bilimsel adı “Emiliania huxleyi” olan kalsiyum karbonat zengini mikro organizmalar olduğunu, Karadeniz’de bu organizmaların yoğunluğunda büyük bir patlama yaşandığını belirtelerek şunları söyledi, ” Son 10 gündür Sahra’dan gelen yağmurlar bunu tetikledi. Bütün Karadeniz’de bu var. Boğazdaki üst akıntı Karadeniz’den geldiği için İstanbullular bunu net olarak görebiliyor”

“Deniz daha bir deniz kokar”

Bu değişimle birlikte denizin biraz daha deniz kokacağını söyleyen Prof.Dr. Ahmet Cemal Saydam, ‘ Çünkü Emiliania huxleyi adı verilen Algler suyun rengini Turkuaza döndürür ve kokusunu keskinleştirir. DMSP denilen kimyasal salgılar içerdikleri sülfür nedeni ile özel bir koku ortaya çıkarır. Bu da deniz kokusunu daha keskin hale getirir “dedi.

Bu yıl hamsi bol olacak

Tüm Karadeniz’de ve İstanbul Boğazı’nda ortaya çıkan Turkuaz renginin Balıkçılar için iyi, dalgıçlar için kötü anlama geleceğini açıklayan Prof.Dr. Ahmet Cemal Saydam, ” Tüm Karadeniz’de Emiliania Huxleyi patlaması var. Bu Karadeniz için bereket demek. Hamsiler bunu bildiği için yumurtalarını döküyor. Gelecek sene Hamsi çok bol olacak”dedi.

Dalgıçlar için kötü

Saydam, bugünlerde İstanbul Boğazı’nda ve Marmara Denizinde dalanların görüş mesafesinden şikayet edebileceklerini belirtih,” Emiliania Huxleyi ışığı da engeller. 10-15 metrede karanlık olabilir. Bunun kirlilikle ilgisi yok”diye konuştu.

Keşke hep sürse

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün emekli öğretim üyelerinden Prof.Dr. Ahmet Cemal Saydam,yaşanan renk değişimiyle ilgili son olarak ” Keşke hep olsa, keşke hep sürse” dedi.

(BirGün)

Kadıköy’de bir eve polis baskını: TAYAD’lı İnanç Özkeskin yaşamını yitirdi

Kadıköy’de polisler tarafından yapılan ev baskınında TAYAD üyesi İnanç Özkeskin yaşamını yitirdi.

Kadıköy’de, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı ev baskınında bir kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden kişinin Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi İnanç Özkeskin olduğu öğrenildi.

Kadıköy Koşuyolu Mahallesi Betül Sokak üzerindeki bir sitede bulunan adrese gece 00.00 sıralarında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri operasyon düzenledi. DHA operasyonda polis ile çatışma çıktığını iddia etti. Polislerin yaptığı ev baskınında bir kişi polislerce öldürüldü.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Oya Arslan’dan alınan bilgiye göre; ev baskınında yaşamını yitiren kişinin Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi İnanç Özkeskin. İnanÇ Özkeskin’in 1996 ölüm oruçlarında hayatını kaybeden İlginç Özkeskin’in ağabeyi olduğu öğrenildi.

Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis, bölgeyi güvenlik çemberine aldı. Olay Yeri İnceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısının, incelemeleri saat 05.00 sıralarında tamamlandı. Ceset zırhlı araçlar eşliğinde otopsi için Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Olayla ilgili soruşturma sürerken operasyonun içeriği ve detayları hakkında bilgi verilmedi.

(Evrensel)

TEİAŞ açıkladı: Türkiye’nin güneş enerjisi kapasitesi 1.165,7 MW’a yükseldi

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Türkiye’nin mayıs ayı sonu itibari ile güncel elektrik üretim kapasitesi rakamlarını yayınladı.

TEİAŞ verilerine göre Türkiye’nin güneş elektriği gücü mayıs ayında 62 MW artarak 31 Mayıs 2017 itibari ile 1.165,7 MW’a yükseldi.

Yılın ilk beş ayında devreye giren proje sayısı 385 olurken, tamamı lisanssız alanda gerçekleşen bu yatırımların toplam kurulu güçleri ise 332,2 MW oldu.

Aynı dönemde Türkiye’nin toplam elektrik üretim kapasitesi ise 1.537,6 MW’lık net artış ile 80.035 MW’a yükseldi.

Türkiye’nin güneş enerjisi alanındaki kümülatif gücünün 12,9 MW’lık bölümünü iki lisansslı, 1.152,8 MW’lık bölümünü ise 1.428 lisanssız proje oluşturuyor.