Ana Sayfa Blog Sayfa 3043

Karaburun Bilim Kongresi 2017 – Göknur Yumuşak

Bu yıl 12.si düzenlenen Karaburun Bilim kongresi sona erdi. Ana teması Ekim Devrimi’nin 100. Yılında ana teması, “17’den 17’ye” olan kongrenin açılışını KHK ile ihraç edilen Kocaeli Dayanışma Akademisinden Onur Hamzaoğlu yaptı. Hamzaoğlu, konuşmasında 62 yıl önce yaşanan 6-7 Eylül olaylarına değindi, ihraç edilen akademisyenler ve Eğitimsen’li öğretmenlerin durumunu dile getirdi, işleri ekmekleri için ölüme yatan Nuriye ve Semih’e özgürlük istedi ve bu kongrenin bilimi halka indirgediğini belitti.

Onur Hamzaoğlu
Kongrede toplam 20 oturum oldu. 3 tane de özel oturum yapıldı. 4‘ü ise eşzamanlı gerçekleşti. 106 akademisyenin katıldığı kongrede 67 bildiri tartışıldı, 19 davetli konuştu. Kongreye ilgi her kesimden yoğundu. Salon hep doldu. Kapanışta 170 kişi vardı. İstanbul’dan katılım çoktu. Konuklar için ayrılan bir koyda çadırda konaklayanlar oldu. Özellikle gençlerin ve kadınların yoğunluğu beni sevindirdi. new balance store buenos aires
Kongreye ilgi her kesimden yoğundu
Türkiye’nin birçok üniversitesinden katılım sağlayan akademisyenler çok güzel bilgi paylaşımlarında bulundular. Cliff Pennington Baseball Jersey Çok sıcak bir ortamda gerçekleşen kongrede konuklar sordukları sorular ve katkılarla güzel bir tartışma ortamı oluşturdular. Halka açık olan ve hiyerarşik bir işleyişle gerçekleşmeyen bu kongre yeni dostlukların kurulmasına da vesile oldu. Bildiri sunan akademisyenlerin büyük bir kısmını üniversitelerinden ihraç edilen akademisyenler oluşturuyordu. Asics Gel Noosa męskie 6 Eylül Çarşamba günü Özcan Gülhan’nın başkanlığını yaptığı açılış oturumunda konuşan Şebnem Korur Fincacı’ya yer vereceğim kısaca:

A1 Açılış Oturumu

“17’den 17’ye insan hakları dediğimizde, öncelikle yaşadığımız topraklarda 1915 Ermeni soykırımının ardından yaşananları sıraladığımızda dahi ne denli ağır bedeller ödendiği görülebilir. Zorla yerinden edilmelerinin tarihi 1926 ile başlasa da , 80’ler 90’lar bir yana 2015‘den bu güne 500.00 insanın zorla yerinden edildiğini geçmişten bugüne 34 Trakya‘dan 38 Dersim katliamına, Çorum, Maraş katliamlarına kadar geçen bu süreçte 80’lerden bu yana da Kürt illerinde yaşanan çatışmalarda yeniden genç ölümlerin hızla arttığını görüyoruz. İnsani değerlerin çöküşte olduğu bu dönemde biz insan hakları eylemcilerine düşen insan hakları için mücadeleye devam etmektir. Bu güne dek kazanılmış haklar için yürütülen mücadele hız kesmeden devam etmek zorundadır. TENNIS CLASSIC ULTRA FLYKNIT

8 Eylül Cuma

A7 Oturumu: “100” Yılda. Eylem Şen ve Çağdaş Yazıcı: Ekim Devrimi Tarih mi oldu? Tarih nedir? 2017’den’ 1917 ‘ye bağ kurmak için, Ekim Devrimi’nin kazanımlarını dağılan bir devrimin hatıraları olarak değil içinden geçtiğimiz tarihsel kesitin bir parçası ve süregiden mücadelelerin referansı olarak ele almak gerekir. Ahmet Hamdi Tanpınar “Beş Şehir” kitabının önsözünde “Mazi daima mevcuttur. Fjallraven Kanken Kendimiz olarak yaşayabilmek için onunla her an hesaplaşmaya ve anlaşmaya mecburuz” der. Çünkü sadece millet ve cemiyetleri değil şahsiyetlerinde asıl mana ve hüviyetlerini, çekirdeklerini de tarihi yapar ve bu nedenle maziyle olan iç didişme hiç bitmez. 2017’nin şu günlerinde herkesin kendi kabuğuna çekilme eğiliminden olduğu günlerde, Ekim devrimine tam da bu açıdan bakmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü anlatılan senin hikayendir. nike air max 1 og homme Ya da seni hikayenin tüm bu anlatıyla bağını görmek ve kendi içine bakarken şahsiyetlerin de içinden geçtiği tarihle birlikte yaratıldığını hatırda tutmak ve şahısların mazisini tüm bu tarihilik içinde görmek ve değerlendirmek gerekir. Marx, Feurtbach’ı tarihsel süreçten uzaklaşmak ve soyut –yalıtılmış- bir insan bireyi varsaymakla eleştirir. Ve “Tüm toplumsal yaşam, özünde pratiktir. Teoriyi gizemciliğe saptıran bütün gizemler, ussal çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin anlaşılmasında bulurlar.” 8. Tez) Bu pratikten kasıt komünist manifestoda ifade edildiği üzere sınıf mücadeleleridir. Arizona State Sun Devils Bu nedenle de bu güne kadar ki tüm toplum tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir denilmiştir. Burada ki esas anlam ise şudur: Tarihin ne olduğu konusu aslında nasıl değiştiği hakkındadır. Tarihsel maddeciliğin özü buradadır. Tarihin ne olduğu hakkındaki tartışmalar yüzyıllarca öncesine dayansada tarihin nasıl değiştiği hakkındaki görüşler Marksizm’in temel konusudur.

  • Adidas Ultra Boost Donna
  • Bu Bakımdan Ekim Devrimi tarihsel maddeci açısından tarih nedir sorusunun yanıtıdır. Tarihsel maddeci geçmişten gelen fikirlerle kökten bir kopuşu gerçekleştirmek üzere tarihsel olarak o kökten kopuşun yaşandığı eyleme ve pratiğe tutunmalıdır. “Ekim Devrimi” bu devrimci pratiktir. “Ekim Devrimi” bugün dahi aşılmamış bir eşiktir. Ekim Devrimi’nin kazanımlarını ve derslerini evrenselleştiren Komünist Enternasyonal ve onun tezleri bugün hala politikanın en temel meselelerine ışık tutmaktadır. SSCB‘nin dağılmasına bakarak 90’lı yıllarda tarihin sonunu ilan edenler olsa da bugün bu görüşlerin hiç birinin bir önemi kalmamıştır. Dünyanın içinde olduğu krize ve mücadelelere bakarak Ekim Devrimi’ni referansa alanlar ise hiç azalmamıştır. Sorun şudur ki o tarihe bakmak Ekim Devrimi’yle açılan tarihsel evre nedir diye bakmak anlamına gelmiyor. Ekim Devrimi bir başka tarihsel evrenin açılışı anlamını taşır. Biz hala bu evredeyiz. Tarihin sonu Ekim Devrimi ile açılan evrenin sonunda ilan edilecek ve insanlık tarihi de ancak o günden sonra başlayacak. Beş Şehrin sonunu da böyle bağlar Ahmet Hamdi, “En büyük meselemiz budur; mazi ile nerede ve nasıl bağlanacağız. Hepimiz bir şuur ve benlik buhranın çocuklarıyız. Hepimiz Hamlet’ten daha kesin bir “olmak ya da olmamak” davası içinde yaşıyoruz. Onu benimsedikçe hayatımıza ve eserimize daha yakından sahip olacağız.Belki de sadece aramak ve bütün kapıları çalmak kafidir. Çünkü bu daüssülanın kendisi başlı başına bir alemdir. Onunla geçmiş hayatın en iyi izahını yapabiliriz; bu sesiz ney namesinde ölülerimiz en fazla bağlı olduğumuz yüzleriyle canlanırlar ve birazda böyle olduğu için onun ışığında daha içli daha kendimiz olan bir bu günü yaşamamız kabildir” İşte benim iddiam tüm bu sıla hasreti. Kendimiz olma meselesi ve özgürleşme arzusudur. Onun anahtarı ise “Ekim Devrimi’dir. Ve o anahtarı kullanbilmek için Bolşeviklerinki gibi bir Devrimci Parti Kurulması şarttır. A8 Oturumu : Sokağın Bilgisi- Dayanışma akademileri. Oturum Başkanları L. Işıl Ünal ve Seçkin Özsoy ; Akademinin Bir Müşterek Olarak (Yeniden) İnşaa Sorunu.

    İşten atılan akademisyenlerin kurduğu dayanışma akademisi temsilcileri deneyimlerini anlatıyor.
    Dayanışma Akademileri: 1-Dersim Dayanışma Akademisi – Ahmet Kerim Gültekin 2-İzmir Dayanışma Akademisi – Lülüfer Körükmez 3-İstanbul Dayanışma Akademisi – Emre Tansu Keten ve Filiz Arıöz 4-Ankara Dayanışma Akademisi – Nuray Türkmen 5-Kampüssüzler – Z.Gizem Sayın ve Günizi Kartal 6-Kocaeli Dayanışma Akademisi – Adem Yeşilyurt Sunumlarıyla deneyimlerini paylaştılar. Fjallraven Kanken Kids Sorunları anlattılar. En büyük sorunlarından birisinin yasal olarak hiçbir engel olmamasına rağmen Kooperatif, Dernek. vs. yasal örgütlenmelerde bulunmalarına izin verilmemesi olduğunu belirttiler. Bu kongrede sunulan bütün bildirilere internet üzerinden ulaşılabilir. Bu şirin ve güzel inasanların yaşadığı bu ilçede her bakımdan çok güzel bir bilim kongresi gerçekleşti. Benim açımdan çok verimli geçti. Yeni dostlar edindim. nike air max 2017 heren blauw Bilgilerimi tazeledim çok fazla bilgi aldım. Belleğim bayram etti. Gerek soruları ve gerekse katkılarımla salondaki güzel insanlarla paylaşımda bulundum. Bakışlarımızla bilim üzerinden kucaklaştığımızı gördüm. Emeği geçen tüm dostlara teşekkürler. 13. Karaburun Bilim Kongresinde buluşmak üzere.

    İklim değişikliği “cep” yakıyor: New York için en az 19 milyar dolarlık uyum maliyeti

    İklim değişikliğin sorumlusu kim ve buna bağlı masrafları kim ödemeli sorusunun yanıtı iklim etkileri ağırlaştıkça ve maliyet de arttıkça daha büyük aciliyet kazanıyor. Yetkililerin tahminine göre, sadece New York şehrinin iklim değişikliğine uyum maliyeti 19 milyar ABD dolarını aşacak. Küresel düzeyde uyum maliyet projeksiyonları da aynı derecede aşırı yüksek maliyetler ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) gelişmekte olan ülkelerin uyum maliyetlerinin 2030’a kadar yılda 140 milyar ile 300 milyar ABD doları ve 2050’ye kadar yılda 280 milyar ile 500 milyar ABD doları arasında olacağını tahmin ediyor.

    İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum tartışması uzun süre Paris iklim müzakerelerinin çerçevesi olarak da kullanılan, ülkelerin “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar”ına odaklandı. Gün geçtikçe dikkatler devlet dışı aktörlere, özellikle de büyük fosil yakıt üreticilerine çevrildi.

    Ekwurzel ve arkadaşlarının araştırmasının etik sonuçları hakkında bir yorum kaleme alan Oxford Üniversitesi’nde Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Henry Shue’ya göre:

    “Sanayi Devrimi’nin başlangıcında, karbondioksit emisyonlarının biriktikçe iklim dengesini bozduğu çok az kişi tarafından anlaşılmıştı ve dolayısıyla satın almak isteyenlere fosil yakıt satmanın suçlanabilecek bir yanı yoktu. Ancak özel mülkiyetli birkaç şirketin uzun süredir ürünlerinin yol açtığı zararı biliyor oldukları ve buna rağmen fosil yakıtların küresel enerji üretiminin merkezinde yer almasına devam etmesi için bu zararlar hakkında kuşku tohumları ektikleri bulgusu bu şartları tamamıyla değiştirdi. Şirketler bilerek en temel ahlak kuralı olan “zarar vermeme” kuralını ihlal etti ve artık neden oldukları zararları tazminat ödeyerek ve uyum maliyetinin kendilerine düşen payını ödeyerek telafi etmeleri gerekiyor.”

    Arakan’daki şiddet olayları: Myanmar tek taraflı ateşkesi reddetti

    Myanmar’da yaşanan insani krizin boyutları her geçen gün daha da derinleşirken BM, kamuoyunun dikkatini Arakan Müslümanları’na çekmeye çalıştı. New Balance 1400 hombre Myanmar’da Arakanlı Müslümanlara karşı ‘tam bir etnik temizlik örneği yaşandığını’ söyleyen BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, Cenevre’de yaptığı konuşmada Myanmar ordusunun Arakan eyaletindeki operasyonlarını ise ‘vahşi ve ölçüsüz’ olarak tanımladı. nike air max vente 270 bin Arakanlı Müslüman’ın evlerini terk ederek Bangladeş’e kaçtığını söyleyen el Hüseyin, “Bu sayıdan daha fazlası ise sınırda mahsur kalmış durumda” dedi. nike air max chaussure pas cher Myanmar ateşkesi reddediyor El Hüseyin, “Myanmar hükümetini uyguladığı acımasız askeri operasyonları durdurmaya çağırıyorum. nike air max pas cher Arakanlı Müslümanlara karşı uygulanan katı ayrımcılık sonlandırılmalı” diye konuştu. new balance running homme soldes Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu (ARSA) Pazar günü Arakan eyaletindeki insani kriz nedeniyle bir aylık tek taraflı ateşkes ilan ettiğini açıklamış, ancak Myanmar hükümeti bu ateşkesi reddetmişti. fjallraven kanken Myanmar’da ağırlıklı olarak Arakan eyaletindeki yaşayan Müslüman azınlık Rohingyalar, “yasa dışı göçmen” statüsünde kabul ediliyor ve bu nedenle de vatandaşlık dahil temel haklara sahip değiller. Mens Nike Air Max 90 Katar’dan Arakanlı Müslümanlar’a 100 bin dolarlık yardım Katar’ın, Myanmar’daki şiddetten kaçarak Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanlar için ise yalnızca 100 bin dolarlık yardımda bulunduğu açıklandı. Oklahoma State Cowboys Jerseys Katar’ın, Harvey kasırgasından etkilenen ve kendisini teröre destek vermekle suçlayan ABD’nin Teksas eyaletine 30 milyon dolar yardım göndereceği belirtilmişti.

  • Nike Flyknit Racer Women
  • Katar merkezli yardım kuruluşları, Arakanlı Müslümanlara sağlık, barınak ve gıda alanlarında yardımda bulundu.

    Frankfurt Havalimanı’nda biber gazlı saldırı

    Almanya’nın en büyük havalimanı Frankfurt Havalimanı’nda biber gazlı saldırı paniği yaşandı. Asics Gel Lyte 5 damskie Almanya’nın Frankfurt kentinde havaalanında check-in sırasında bekleyen yolcuların üzerine uyarıcı bir gaz sıkıldı. Nike Air Max 2017 Heren groen Bazı yolcular gazdan etkilendi.

  • Nike Air Max 95
  • Polis ve itfaiye ekipleri olaya müdahale etti. Gonzaga Bulldogs Jerseys Frankfurt Havalimanı polisi ise 6 kişinin gazdan etkilendiğini ve tedavi altına alındığını, Marcus Mariota Oregon Football Jerseys olay hakkında soruşturmanın devam ettiğini, Womens Air Jordan 8 şu an için tehlikenin geçtiğini duyurdu.

    Meksika’daki depremde ölü sayısı 90’a yükseldi: 800 bin kişi her şeyini kaybetti

    Meksika’daki 8,1 büyüklüğündeki depremin bilançosu artıyor. Julio Jones 8 Eylül’de meydana gelen depremde ölü sayısının 90’a ulaştığı belirtildi. nike air max 2015 hombre Yetkililer sayının artabileceği uyarısında bulundu. 2 milyon kişinin etkilendiği depremde binlerce kişi evsiz kaldı.

  • AIR MORE UPTEMPO
  • Reuters, 8,1 büyüklüğündeki depremin 1985 yılından bu yana bölgeyi vuran en büyüğü olduğunu duyurdu. Söz konusu depremde binlerce insan hayatını kaybetmiş, binalar yıkılmıştı. Depremin en fazla hissedildiği Oaxaca eyaletinde 71 kişi hayatını kaybetti. Nike Solarsoft Ölenler için hafta sonu cenaze töreni düzenlendi. asics lyte 3 uomo Deprem ülkenin güneyinde yer alan Chiapas eyaletinde 16, Tabasco eyaletinde ise 4 can aldı. Jordan 11 Pre-School Hafta sonu meydana gelen artçı sarsıntılar nedeniyle halk geceyi sokakta geçirdi. Eddie Lacy Packers Jerseys Deprem, etkili olduğu bölgelerde köprü, yol, su ve elektrik şebekeleri gibi altyapı hizmetlerine de büyük zarar verdi. Oaxaca eyaleti Valisi Alejandro Murat, depremde 800 bin kişinin her şeyini kaybettiğini açıkladı. Juchitan da 5 bini aşkın ev zarar gördü. adidas zx 850 mujer Binlerce Meksikalı su ve elektrik sıkıntısı çekiyor. Chiapas eyaleti Valisi Manuel Velasco 41 bin evin kullanılamaz hale geldiğini, yaklaşık 1,5 milyon kişinin depremden etkilendiğini söyledi. Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto, 3 günlük ulusal yas ilan etti. nike air max 2017 femme rose Öte yandan Meksika’yı etkisi altında alan Katia Kasırgası, Tecalutla bölgesinin kuzeyinde toprak kaymasına yol açtı. İki kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

  • air max 2017 bianco uomo
  • ABD Ulusal Kasırga Merkezi, kasırganın şiddetinin saatte 45 kilometreye gerileyerek birinci kategorideki tropikal fırtınaya dönüştüğünü duyurdu.

    “Irmageddon” yıkıp geçiyor: Florida’da en az 5 kişi hayatını kaybetti

    Türkiye saatiyle 26 Temmuz sabahı Meksika Körfezi’nde oluşarak Teksas eyaletinin güney kesimini vuran Irma Kasırgası Karayipler, Dominik Cumhuriyeti, Kosta Rika ve Küba’dan sonra ABD’nin Florida eyaletinin güneybatı kıyılarına ulaştı. Daily Mail, kasırga felaketini Armageddon filminden esinle “Irmageddon” başlığıyla duyurdu. Eyalette 3’ü araba kazasında olmak üzere en az 5 kişinin öldüğü bildirildi.

    Saatte 250 kilometre hızla Key West’i vuran Irma, yoluna Marco Adası, Fort Myers, Tampa, Naples ve Miami üzerinden devam etti. Miami kentinin bazı bölgeleri sular altında kaldı. Kasırga sonucu oluşan dalgalar 5 metreye yükseldi. Selde Miami kenti ve Miami-Key West arasındaki karayolu ulaşıma tamamen kapandı. Şiddetli rüzgar nedeniyle ağaçlar devrildi, evlerin çatıları uçtu. Hava ulaşımı sekteye uğradı. Uluslararası Miami Havalimanı’nın bugün de kapalı kalacağı bildirildi. THY da bugünkü Miami seferinin karşılıklı olarak iptal edildiğini duyurdu.

    Kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 3,4 milyonu aşkın kişi elektriksiz kaldı. Sokağa çıkma yasağını fırsat bilen 12 yağmacı gözaltına alındı. Florida eyaletinde 5 milyon 600 bin kişinin tahliye çalışmaları sürüyor.

    “Kocaman bir canavar”

    Doğal afet ilanı bildirisi imzalayan ABD Başkanı Donald Trump, federal acil yardım mekanizmasının harekete geçirilmesi için onay verdi. Irma Kasırgası’nın “kocaman bir canavara” benzeten Trump, çok yakında Florida’yı ziyaret edeceğini duyurdu. ABD Ulusal Meteoroloji Dairesi Florida eyaleti için olası hortum alarmı verdi.

    Öte yandan, Türkiye’nin Miami Başkonsolosluğu tarafından yapılan açıklamada, “Kasırgadan etkilenen vatandaşların mekan, sığınak, barınak ihtiyaçları üzerine temas halinde olmak için verilen e-mail adresine mail atmalarını rica ediyoruz” denildi.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Fransa ve Hollanda’nın adası St Martin’i ziyaret edecek.

    Irma Orlando’ya doğru ilerlerken hızı saatte yaklaşık 135 kilometreye ve kasırga sınıflandırması Kategori 1’e düştü.

    Atlantik okyanusunda bugüne dek görülen en kuvvetli tropikal fırtına olan Irma kasırgası nedeniyle en az 28 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

    Kasırga ardında ağır maddi hasar bıraktı. Irma ve Harvey Kasırgaları’nın ABD’ye ekonomik maliyetinin 290 milyar doları bulacağı konuşuluyor. Bu rakam ABD ekonomisinin yüzde 1,5 ‘ine denk geliyor.

    Irma Kasırgası nereleri vurmuştu?

    -Küba

    -St Martin

    -St Barthelemy

    -Turks ve Caicos Adaları

    -Barbuda

    -Anguilla

    -Puerto Rico

    -İngiliz Virgin Adaları

    -Amerikan Virgin Adaları

    -Haiti

    -Dominik Cumhuriyeti

     

    (BBC, VOX, Daily Mail, Yeşil Gazete)

    Dünyanın en büyük otomobil pazarı Çin’den benzinli ve dizel araçları yasaklama hazırlığı

    Dünyanın en büyük otomobil pazarı Çin, benzinli ve dizel araba ve kamyonetlerin üretim ve satışını yasaklamayı planlıyor. Air Jordan 7 (VII) Çin Sanayi Bakanı Yardımcısı Şin Guobin, çin resmi haber ajansı Şinhua’ya yaptığı açıklamada konuyla ilgili araştırmaların başladığını ancak yasak konusunda henüz kesin karar verilmediğini açıkladı. Baylor Bears Şin, Çin’in bu değişime gitmesinin endüstride “türbülans” etkisi yapabileceğini belirtti. Women Air Jordan 3 Çin geçen yıl 28 milyon araç üretmişti. Bu, dünyadaki tüm araç üretiminin neredeyse üçte birine denk geliyor. Air Max 90 Dames İngiltere ve Fransa, korbon emisyonu ve kirliliği azaltmak amacıyla, 2040 yılına kadar benzinli ve dizel araçları yasaklamayı planladığını açıklamıştı. Vêtements Nike Pas Cher Çin’in Geely otomotiv üreticisinin satın almış olduğu Volvo da, 2019’dan itibaren üreteceği tüm yeni modellerinin elektrikli motoru olacağını açıklamıştı. Fjallraven Kanken Sale Geely, 2025’e kadar 1 milyon elektrikli araç satmayı hedefliyor. nike air max 90 essential femme Renault-Nissan, Ford ve General Motors gibi diğer uluslararası otomotiv şirketleri de, Çin’de elektrikli araç üretme çalışmaları yapıyor.

  • Nike Air Max 90 Rosso Uomo
  • Çin, 2025’e kadar araç satışlarının en az beşte birini elektrikli ve hibrit otomobillerin oluşturmasını istiyor. Chaussures Under Armour Yasağın yürürlüğe girmesi halinde, Çin’in petrol talebi de ciddi şekilde azalacak. Jake Arrieta Authentic Jersey Çin şu an ABD’nin ardından en çok petrol tüketen ülke.

    British Council’den KuirFest ortaklığı ile LGBTİ+ temalı kısa film yarışması

    British Council, nike blazer uomo colori KuirFest ortaklığı ile Türkiye’de LGBTİ+ temalı film üretimini teşvik etmek ve farklı gösterim alanları yaratmak amacıyla kısa film yarışması düzenliyor. Başvurular arasından yapılacak 10 kısa filmlik seçki Türkiye ve İngiltere’deki farklı şehirlerde gösterim olanağı bulacak. Nike Air Max Tavas Projenin, Gonzaga Bulldogs British Council’in LGBTİ+ hakları için dünya genelinde düzenlenen dijital bir film programı #FiveFilms4Freedom’dan esinlenerek geliştirildiği belirtildi. Air Jordan 5 Donna Gönderilen kısa filmler iki bölümden oluşacak seçim sürecinde, adidas ultra boost uncaged męskie ön jürinin tüm başvurular arasından seçtiği en iyi 10 filmi daha sonrasında ana jüri ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yapılacak gösterimlere katılacak seyirciler tarafından değerlendirilecek. Air Jordan 14 Retro Süreç sonucunda belirlenen en iyi film ve seyirci ödülünü kazanan filmlerin yönetmenleri ise, air max pas cher pour femme British Council tarafından masrafları karşılanarak BFI Flare Festivali’ne seyahat hakkı kazanacak. Matt Holliday Authentic Jersey Başvuru için son tarih ise 1 Ekim 2017. Kısa filminize dair bilgileri bu bağlantı üzerinden online formu doldurarak British Council’e gönderebilirsiniz.

  • ADIDAS TUBULAR SHADOW KNIT
  • LGBTİ+ temalı kısa film yarışmasına dair detay bilg için ise British Council.or.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    İklimi değiştirip, geleceği karartan şirketleri tanıyalım – Pelin Cengiz

    Bu yazı artigercek.com/ dan alınmıştır

    Sevdiğim bir sözdür, Tolstoy, “Herkes dünyayı nasıl değiştireceğini düşünüyor ama kendini değiştirmeyi düşünmüyor” derken, sanayi devrimi ve sonrasında yaşanan gelişmelerin dünya üzerindeki tahribatın faturasını yine en ağır şekilde insanın ödeyeceğini düşünmüş müydü acaba? Gezegen üzerinde sanayileşmek, kalkınmak, daha çok üretmek ve dolayısıyla daha çok tüketmek adına insanlığın gerçekleştirdiği çevresel felaketler, bizi giderek hiç deneyimlemediğimiz bir kaosa doğru sürüklüyor.

    Her geçen gün aşırı hava olaylarına bağlı olarak gelişen kasırgaların, su taşkınlarının, toprak kaymalarının, mevsim normallerinin üzerinde yaşanan yağışların yarattığı felaketleri artık iklim değişikliği ile ilintisiz şekilde değerlendirmek mümkün değil. Burada en büyük ve birincil dereceden sorumluluk elbette iklim değişikliğine sebep olan emisyonların faili fosil yakıt üreticileri ve bu şirketlerin bitmek bilmeyen üretim hırsları…

    Geçen hafta Climatic Change isimli bilim dergisinde yayımlanan ve daha önce benzerine rastlanmamış bir çalışma, fosil yakıt üreticilerinin üretimlerinden kaynaklanan emisyonlarla, iklim değişikliği arasındaki bağlantıyı ve dünyanın en büyük şirketlerinin iklim değişikliğinin ne kadarından sorumlu olduklarını ortaya koydu.

    “Tracing Who’s Responsible for Temperature Increase and Sea Level Rise” (Sıcaklık Artışı ve Deniz Seviyesindeki Yükselmenin Ardındaki Sorumlular) adı verilen bu çalışmada, BP, Shell, Total Chevron, Conoco Phillips, ExxonMobil ve  Peabody’nin de aralarında bulunduğu 50 özel şirket ile Coal India, Gazprom, Kuwait Petroleum, Pemex, Petroleos de Venezuela, National Iranian Oil Company ve Saudi Aramco’nun da aralarında bulunduğu; sermayesinin yüzde 50’sinden fazlası kamuya ait olan 31 şirketin küresel sıcaklık artışlarının ve deniz seviyesindeki yükselmenin ne kadarından sorumlu olduğu tespit edildi.

    Çalışmanın temel bulguları şöyle:

    • Dünyadaki en büyük 90 fosil yakıt şirketi, 1880’den bu yana gözlemlenen sera gazı artışlarının  yüzde 57’sinden sorumlu. Bu şirketler, küresel ortalama sıcaklık artışlarının neredeyse yüzde 50’si, küresel deniz seviyelerindeki yükselmenin ise hemen hemen yüzde 30’u bu şirketler yüzünden gerçekleşti.
    • Aralarında, BP, Shell, Total, ConocoPhilipps, Exxonmobil ve Peabody’nin olduğu tamamı özel iştirakçilere ait olan 50 şirket, 1880 ve 2010 yılları arasındaki küresel ortalama ısı artışındaki payı yaklaşık yüzde 16. Küresel deniz seviyelerindeki yükselmedeki payları ise neredeyse yüzde 11.
    • Sermayesinin yüzde 50’sinden fazlası kamuya ait olan aralarında Coal India, Gazprom, Kuwait Petroleum, Pemex, Petroleos de Venezuela, National Iranian Oil Company ve Suudi Aramco gibi şirketlerin bulunduğu 31 şirket küresel sıcaklık artışının yüzde 15’inden, deniz seviyesindeki artışların ise yüzde 7’sinden sorumlu.
    • Fosil yakıt şirketlerinin ürünlerinin küresel ısınmaya yol açtığının bilincinde oldukları 1980 ve 2010 yılları arasında, aynı şirketlerin sebep olduğu emisyonların 1880’den bu yana görülen küresel ısı artışındaki payı yaklaşık yüzde 10 ve deniz seviyelerinin yükselmesindeki payı neredeyse yüzde 4.

    Çalışmada, bahsi geçen şirketlerin, iklim değişikliğinden haberdar olduktan sonra da faaliyetlerine hız kesmeden devam ettikleri tespiti önemli.

    İlgili şirketler tarafından 1980 yılından beri karbon emisyonlarının iklim değişikliğine neden olduğu biliniyor. Bu yüzden araştırmada, veriler 1980 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılarak değerlendirmeye alınmış. Araştırma, “1980’e gelindiğinde, özel iştirakçilere ait olan fosil yakıt şirketleri üretimlerinin yol açtığı tehdidin farkındaydı ve riskleri azaltmak için önlem alabilir ve bilgiyi hissedarları ve kamuoyuyla paylaşabilirdi” tespiti yapıyor.

    Örneğin, ExxonMobil kendi ürünlerinin sebep olduğu riskler üzerine kendi bilim insanlarının yaptığı araştırmaların sonuçlarına göre hareket etmiş olsaydı, bugün iklim değişikliğiyle daha kolay başa çıkılıyor olabilirdi…

    Oxford Üniversitesi’nde Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Henry Shue, araştırmayla ilgili şunları söylemiş: “Sanayi Devrim’inin başlangıcında, karbon emisyonlarının biriktikçe iklim dengesini bozduğu çok az kişi tarafından anlaşılmıştı, ve dolayısıyla satın almak isteyenlere fosil yakıt satmanın suçlanabilecek bir yanı yoktu. Ancak özel mülkiyetli birkaç şirketin uzun süredir ürünlerinin yol açtığı zararı biliyor oldukları ve buna rağmen fosil yakıtların küresel enerji üretiminin merkezinde yer almasına devam etmesi için bu zararlar hakkında kuşku tohumları ektikleri bulgusu bu şartları tamamıyla değiştirdi. Şirketler bilerek en temel ahlak kuralı olan “zarar vermeme” kuralını ihlal etti ve artık neden oldukları zararları tazminat ödeyerek ve uyum maliyetinin kendilerine düşen payını ödeyerek telafi etmeleri gerekiyor.”

    Oxford Üniversitesi’nde Jeosistem Profesörü ve çalışmanın yazarlarından Myles Allen da, “10-20 yıl öncesine kadar, hiçbir şirket kendilerinden kaynaklanan emisyonların sonuçlarından sorumlu tutulamıyordu çünkü etkileri hakkında yeterli bilgiye sahip değildik. Bu çalışma, fosil yakıt şirketlerinin ürünlerinden kaynaklanan emisyonlarla okyanus asitlenmesinde, sıcak hava dalgalarının sebep olduğu ölümler, kontrol edilemeyen yangınlar ve diğer aşırı hava olaylarındaki artışlar arasında bağlantılar kurulması için bir çerçeve sağlıyor. Umuyoruz ki, bu çalışmanın sonuçları büyük karbon üreticilerinin bu problemdeki payları hakkında sorumlu tutulmalarına dair yapılan politik ve sivil toplum tartışmalarına bilgi sağlar” açıklamasında bulunmuş.

    Kısa süre önce Harvey Kasırgası, arkasında gelen Irma Kasırgası’nın ve aynı anda Hindistan, Bangladeş ve Nepal’deki sellerin yol açtığı ve bundan sonra da muhtemel yol açacağı zararlar göz önüne alırsak, bu çalışma daha da büyük önem kazanıyor.

    İklim değişikliğin sorumlusu kim ve buna bağlı masrafları kim ödemeli sorusunun yanıtı iklim etkileri ağırlaştıkça ve pahalılaştıkça daha büyük aciliyet kazanıyor. Örneğin, sadece New York kentinin iklim değişikliğine uyum maliyeti 19 milyar doları aşacak. Küresel düzeyde uyum maliyet projeksiyonları da aynı derecede aşırı yüksek maliyetler ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) gelişmekte olan ülkelerin uyum maliyetlerinin 2030’a kadar yılda 140 milyar ile 300 milyar dolar 2050’ye kadar yılda 280 milyar ile 500 milyar dolar arasında olacağını tahmin ediyor.

    Union of Concerned Scientists İklim Bilimi Direktörü ve Başyazar Brenda Ekwurzel ve arkadaşlarının çalışmasının jürilere ve hakimlere yol gösterebileceği belirtiliyor.

    Zira, California’da iki yerel yönetim bölgesi ve Imperial Beach şehrinin temmuzda 37 adet petrol, gaz ve kömür şirketine deniz seviyelerinin yükselmesinden kaynaklanan zararları ödemeleri için açtığı dava gibi davalarda zarar hesabını nasıl ele alabilecekleri hakkında kılavuz olabilir.

    Küresel fosil yakıt endüstrisinin dünyayı daha fazla olumsuz yönde değiştirmeden önce artık kendine bakma, kendini değiştirme zamanı çoktan geldi de geçiyor.

    Bu yazı artigercek.com/ dan alınmıştır

     

    Pelin Cangiz

    İtalya’da sel felaketi: 6 kişi hayatını kaybetti

    İtalya’nın Livorno kentinde şiddetli yağışların ardından bölgede sel meydana geldi.

    Yetkililer, aynı aileden 4 kişi olmak üzere toplamda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Livorno Belediye Başkanı Filippo Nogarin, “Turuncu uyarı verilmesine rağmen yağışların bu kadar şiddetli olacağını ummuyorduk” dedi. Piero Caturelli isimli bölge sakini ise, “İnanılmaz bir durum. Daha önce böyle bir şey ile karşılaşmadık. Yağmur 22.00’de başladı ve sabaha kadar sürdü” dedi. Livorno kentinde maddi hasar tespiti yapılacağı bildirildi. Öte yandan, Roma’da da görülmesi beklenen şiddetli yağmur için sel uyarısı yapıldı.

     

    (Milliyet)