Ana Sayfa Blog Sayfa 3042

Irma Kasırgası 26 Temmuz’dan bu yana 43 can aldı

ABD’nin Florida eyaletinin güney kıyılarını vuran ve kuzeybatıya doğru ilerleyen Irma kasırgasının kategorisi 2’ye düşürüldü. Karayipler’den geçerken hızı saatte yer yer 300 kilometreye ulaşan kasırga ardında büyük bir yıkım bıraktı.

Florida’da kasırga vahşi yaşamı da etkiledi. Kasırgadan korunmaya çalışan bir timsah sokakta görüntülendi. Bölgenin altyapısının büyük oranda zarar gördüğünü belirten yetkililer kasırga nedeniyle eyalette milyonlarca haneye elektrik verilemediğini açıkladı. 6,5 milyon kişinin elektriksiz kaldığı ifade ediliyor.

Boyutları Fransa’nın yüzölçümüne ulaşan Irma Kasırgası Küba’da da can kaybına ve büyük hasara yol açtı. Başkent Havana sel altında kaldı. Ağaçlar devrildi, çok sayıda bina ve yol kullanılamaz hale geldi. Adada yaşayan tropikal kuşlar öldü. Yetkililere göre 10 kişi hayatını kaybetti. Adanın tamamında güç kesintisi ve ulaşım zorluğu yaşandığı belirtiliyor.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada  ise ABD Başkanı Donald Trump’ın kasırganın etkili olduğu bölgeler, ilerleyişi ve kurtarma operasyonları konusunda bilgilendirildiği ve bölgedeki yetkililerle iletişim halinde olduğu belirtildi.

Irma Kasırgası’nın Tampa kenti üzerinden Georgia, Kuzey ve Güney Karolina ve Virginia eyaletlerinde etkili olması bekleniyor. ABD Ulusal Kasırga Merkezi, kasırganın azami rüzgar hızının 110 mph (175 km/saat) olduğunu açıkladı.

Atlantik’te bugüne kadar meydana gelen en güçlü kasırga olan Irma Kasırgası’nda şimdiye kadar 43 kişi hayatını kaybetti.

 

(VOX, New York Times, Daily Mail)

Arakan’da insanlık dramı: Mayınlar şiddetten kaçan sivilleri sakat bıraktı

Myanmar’da 25 Ağustos’ta Arakanlı Müslümanlara yönelik başlayan şiddet dalgası tırmanıyor. Şiddetten kaçarken Myanmar ordusuna ait mayınlara basan Arakanlılar uzuvlarını kaybediyor. Bangladeş’te tedavi gören 15 yaşındaki bir erkek çocuğu patlamada iki bacağını kaybetti. Aynı hastanede tedavi gören bir kadın, kendisi ve ailesinin üzerine ateş açılınca mayına bastığını söyledi. Her iki olayda da mayınların kim tarafından döşendiği bilinmiyor.

Geçtiğimiz Pazar günü Af Örgütü, Myanmarlı yetkilileri Arakan’dan kaçış için kullanılan sınır bölgelerine mayın döşemekle suçlamıştı. Bir Myanmar askeri yetkilisi ise Reuters’a yaptığı açıklamada mayınların sınıra 1990’larda yerleştirildiğini ve ordunun o zamanlardan beri mayınları temizlemeye çalıştığını, ancak son günlerde yeni mayın döşenmediğini söyledi. 300 bini aşkın Arakanlı, son haftalarda Myanmar’dan kaçmak zorunda kaldı. Ateşkesi reddeden Myanmar yönetimi ise sivilleri hedef aldığı söylemini reddediyor.

 

(BBC Türkçe)

Kömürlü termik santrallerin bir diğer tehlikesi: Krom 6!

Son günlerde dünyanın gözünü kırpmadan izlediği  Harvey ve Irma , durumu henüz kavramamış olanlara itinayla anlatmaya çalıştı . Fırtınaya karşı sokağa çıkıp silah sıkanlar olsa da genel olarak dünyadaki koşulların  çok acil önlemler alınmadıkça  eskisi gibi olmayacağı anlaşıldı. Acil önlemlerin içerisinde iklim değişikliğinin temel nedeni olan sera gazı emisyonlarını arttıran fosil yakıt kullanımının azaltılması ve bu çerçevede bir dizi ekolojik soruna yol açtığı bilinen termik santrallerden vazgeçilmesi geliyor.  Buna mukabil termik santrallerin sebep olduğu bir başka konu daha var ki, bu yazının da derdi o!

Krom 6

Hiç bitmeyen elektrik enerjisi ihtiyacını  karşılamak için kurulan  kömürlü termik santrallerin  işletilmesinin yol  açtığı sorunlar  aslında buzdağının tepesinden ibaret. Zira  bilimsel araştırmalar kömürün yanmasının neticesinde  arsenik, civa, kurşun maddelerinin açığa çıktığını ortaya koymuş durumda. Buna ilave,  kömür külünün içindeki renksiz, kokusuz, tatsız bir metal olan Krom 6, diğer adıyla heksavalent krom(hexavalent chromium) da  öldürücü bir madde olarak karşımıza çıkıyor. Maalesef Krom 6 içeren kömür küllerinin nehir ve göl kıyılarında kurulan suni havuzlara alınmasına bağlı olarak atık sularla beraber yer altı sularına karışması sözkonusu.

Kömür küllerinin nehir ve göl kenarlarına alınması , havuzlarda bekletilmesi için  bazı yerlerde kömür külü arazi içinde açılan çukurlara boşaltılırken bazı yerlerde barajlar yapılıyor, ne var ki her iki ihtimalde de sızıntı olması mümkün. Kömür külü içeren bu atık suların yer altı suyuna dolayısıyla içme ve kullanım sularına karışıyor olması cinayet olarak nitelendirilebilirken bu işin sorumlusu olan şirket yöneticilerine göre kömür külünün krom 6 gibi toksik maddeden arındırılması çok zor ve maliyetli bir süreç olarak ifade ediliyor.

Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kayıhan Pala da krom 6’nın tehlikesine dikkat çekiyor. Yanma sonrası kömürün cinsine göre ortaya çıkan kömür külünün su dolu atık havuzlarına alınmasıyla oluşan Krom 6  radyoaktif bir madde ve canlı yaşamı dolayısıyla insan sağlığı açısından da çok önemli olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Nitekim bilimsel araştırmalar, Krom 6 maddesinin,  yeraltı suyuna  karışan kül suyu vasıtasıyla musluktan akarken sindirim yoluyla alındığında başta mide ve bağırsak kanseri olmak üzere karaciğer yetmezliğinin, kalp yetmezliğinin, hamilelerde düşüklerin, burun kanamalarının, kronik baş ağrılarının bir nedeni olabilirken, solunum yoluyla alındığında solunum bozukluklarına, DNA’ya yerleştiğinde ise organ hasarına yol açtığını gösteriyor. Bağışıklık sistemi yetişkinlerle göre daha zayıf olan  bebekler, çocuklar ve yaşlılar  için ise risk daha da fazla. Krom 6, endüstriyel kullanım alanı olan, tekstil ve metal sektörlerinde özelikle paslanmaz çelik, termik kesme, tekstil boyama işlerinde işçi sağlığı ve güvenliği açısından gözetilen bir madde. Makinelerin paslanmasını önlemek için de kullanılıyor.

ABD’de 31 eyaletin musluk suyundan hastalık akıyor!

Krom 6 zaiyatının  en çok ses getirdiği yer ise  ABD.  Livescience’ın bir haberine göre , 50 eyaletten yaklaşık 200 milyon insan musluk suyuna Krom 6  kimyasalının  karışması nedeniyle yıllardır hayati risk altında. Çevre Çalışma grubu olan (EWG),  Çevre Koruma Ajansı(EPA)’nın ülke genelinde sudaki kirliliği gösteren raporlarını inceledi ve musluk suyunda  12 bin kanser vakasının nedeni olabilecek Krom 6’nın kömür külü suyunun yer altı sularına karışmasına bağlı olarak  musluk suyunda bulunduğunu tespit etti.

Krom 6 tehdidi bilimsel olarak 2008 yılında Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün Ulusal Toksikoloji programı çerçevesinde yapılan araştırmayla ortaya kondu. Musluk suyunda tespit edilen krom 6’nın kaynağının kömürlü termik santrallerden gelen kömür külü suyu olduğunu ve bu durumun meydana gelen ölüm ve hastalıklarla bir ilgisi olduğu ispatlandı. 2010 yılında ise Çevre Çalışma Grubu (EWG) tarafından yayınlanan bir rapor ise, ABD’nin  35 eyaletinde testler gerçekleştirerek, 31 eyaletin musluk suyunda  %89 oranında Krom 6 bulunduğunu gösterdi. Bu rapor aynı zamanda kömür külü atık havuzlarının bulunduğu yerler ile yeraltı suyunda krom 6(heksavalent krom) tespit edilen yerler arasında bir korelasyon olduğuna işaret ediyordu.

Araştırmalar Krom 6’ nın risk teşkil etmemesi için  tespit edilmiş olan milyarda 100 parçacık (ppb) miktarın 0,02 ppb olması gerektiğini söylüyor. Ancak bu hedef, yakalanması çok zor ve maliyeti olması nedeniyle Kaliforniya Eyaleti’nde şimdilik hala risk nedeni sayılabilecek 10 ppb olarak tayin edilmiş durumda.  EPA, en son Krom 6 maddesinin vücuda sindirim yoluyla alınması halinde kansere yol açabileceğini gösteren çalışmasını  2011 yılında tamamlayarak  ve  elde ettiği sonuçları  yeni hedef standartlarını belirlemek için kullanacağını açıklamıştı ancak bu tarihten itibaren bir gelişme de olmadı.

Yunanistan, Bangladeş, Avustralya, Irak  krom 6  maddesinin  sağlık sorunlarına yolaçtığının anlaşıldığı ülkelerden bazıları. Fakat hiçbir olay ABD’deki kadar sansasyonel olmadı .Zira 1996 yılında ABD’nin Kaliforniya eyaletinde  yerleşim yerinin hemen yakınındaki Pacific Gas&Electric (PG&E) Şirketi’ne ait  kömür külü suyunun yer altı sularına ve oradan musluk suyuna karışmak suretiyle insanları mağdur ettiği, çeşitli ağır hastalıklara ve ölüme sevkettiği anlaşıldı. Musluk suyundaki Krom 6’ya maruz kalan 634 kişi onlarca yıl yukarıda bahsi geçen sağlık sorunlarıyla boğuşmak zorunda kaldığı için PG&E şirketinden şikayetçi olanlar bir de dava açtı  .

ABD tarihinde ilk kez 333 milyon dolar tazminat !

Dava sonucu PG&E şirketinin ödemeye mahkum edildiği 333 milyon Dolar ise en yüksek tazminat tutarı olarak ABD tarihine geçti. Üstelik PG&E şirketi sağlıklarını bu davayı izleyen yıllarda benzer tutarda tazminatları da ödedi. Dava öylesine ses getirdi ki 2000 yılında başrolü  Julia Roberts ın oynadığı Türkçe adıyla Tatlı Bela, orijinal adıyla Erin Brockovich filmi bu yaşanmış olayları,  mücadeleyi yürüten Erin Brokovich’in adıyla beyaz perdeye taşıdı.

Türkiye’deki termik santrallerde krom 6 ihtimali…

Krom 6 Türkiye’de en yoğun olarak   2004 yılında Hatay’ın İskenderun Körfezi’nde batan 2 bin 200 ton atık yüküyle batan ‘MV Ulla’ adlı geminin batmasıyla gündeme gelmiş, sindirim, solunum ve cilde temas yollarıyla ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği tartışılmıştı.

Dünya genelinde termik santrallerdeki kömür külünde bulunan  Krom 6 maddesinin  Türkiye’deki kömürlü termik santrallerde bulunmaması için ise maalesef  bir neden yok. Dolayısıyla kömür küllerinin nerelerde toplandığı, kömür külü suyunun yer altı sularına karışıp karışmadığı canlı yaşamına  etkisi de araştırılması gereken bir konu.  Zira  Enerji Atlası’nın rakamlarına göre Türkiye’de mevcut 38 kömürlü ve linyit yakıtlı termik santral  faaliyette, 7 santral önlisans almış, 7 santral üretim lisansı almış durumdayken bir de  7 termik santralin  daha yapılması planlanıyor.

Pınar Demircan

9. Hrant Dink Ödülü töreni 15 Eylül’de Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde

Uluslararası Hrant Dink Ödülü, Goedkoop Nike Air Max 15 Eylül 2017, fjallraven occasion Cuma günü 20.00- 22.00 saatleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenecek törenle bu yıl dokuzuncu kez sahiplerini bulacak. basket nike requin homme pas cher Ödül, her yıl, Air Jordan Future ayrımcılıktan,

  • Nike Air Max 90 Dames grijs
  • ırkçılıktan, şiddetten arınmış, Fjällräven Kånken Big daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken, insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren, biri Türkiye’den biri yurt dışından olmak üzere, iki kişi, kurum veya gruplara veriliyor. Bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek törenin sunuculuğunu Ece Dizdar yapacak. EQT SUPPORT ADV Gecede Ayşenur Kolivar, Sayat Nova Korosu’ndan kadınlar, Muammer Ketencoğlu ve Brenna MacCrimmon sahne alacak. https://www.youtube.com/watch?v=FWekGm5gYAU&feature=youtu.be Ödülün bu yılki jürisinde, 2016 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi, çocukların insan hakları ve eğitim hakları için çalışan kabile reisi Theresa Kachindamoto; 2016 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi insan hakları ve hukukun üstünlüğü için mücadele eden Diyarbakır Barosu; yönetmen ve düşünür Étienne Balibar; Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Christophe Deloire; Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink; senarist ve yapımcı Atom Egoyan; düşünür Michel Marian; şair, yazar ve edebiyat eleştirmeni Murathan Mungan; feminist yazar ve insan hakları savunucusu Şirin Tekeli bulunuyor. Ödül töreni eş zamanlı olarak ‘Uluslararası Hrant Dink Ödülü / International Hrant Dink Award’ ve ‘Hrant Dink Vakfı / Hrant Dink Foundation / Հրանդ Տինք Հիմնարկ’ Facebook sayfalarından; ‘@HrantDinkOdulu’, Nike Air Mag ‘@HrantDinkAward’ ve ‘@HrantDinkArm’ Twitter hesaplarından #HrantDinkÖdülü, #HrantDinkAward, nike blazer pas cher #ՀրանդՏինքՄրցանակ etiketleriyle üç dilde takip edilebilecek.

    [İklim İçim] İrma kasırgası ve yerli halkların adaleti

    Kasırga yorgunluğundan muzdaripim. Böyle bir şey varmış. Tabi genelde Büyükada’daki evlerinin bahçelerinde en büyük felaket olarak sivrisineklerle cebelleşerek iklim değişikliği hakkında atıp tutan yazarlar değil her sene kasırga üzerine kasırga yaşayanlar kasırga yorgunluğundan muzdarip oluyorlar, ama olsun. Mesela gerçekten kasırga yorgunluğuna yakalanmış Floridalılar Irma kasırgası nedeniyle zorunlu tahliye kararına rağmen kaçma fikrine “mehhh” diyorlardı. [Kasırga yorgunluğu medyanın haberi veriş şekli. Aslında pek çok yerli halk, azınlıklar ve en fakir kesimler tahliye zamanlarında geri dönememekten ya da geri döndüklerinde evlerini bulamamaktan korktukları için evlerini terk etmiyorlar. Şehri terk edecek, ailelerini ve değerli varlıklarını güvenli yerlere taşıyabilecek araçları olmayanlar da tahliye kurallarına uymayanlardan. Houston, Texas’ta da örneklerini sıkça gördüğümüz gibi göçmenler de yardım istediklerinde veya evlerini terk ettiklerinde yakalanıp sınır dışı edilmekten korktukları için yardım alamıyorlar.] Daha geçen hafta Harvey’den bahsediyorduk. Bu hafta gündemimizde Irma kasırgası var. Mens Air Jordan 9 Irma önce Çarşamba günü Karayiplerdeki Barbuda adasını vurdu. Kategori 5 büyüklüğündeki kasırga saatte 300km’yi bulan hızıyla Barbuda adasını yerle bir etti. Adanın tek hastanesi, okulları ve havalimanı yok olurken tüm adanın altyapısını ve evlerini yeniden inşa etmenin maliyetinin 100 milyon dolardan fazla olacağı söyleniyor. GSMH’si 2 milyar dolardan az olan ve borca batmış bir ulus için çok büyük bir masraf. (O kadar borçlular ki Doğu Karayip Devletleri Organizasyonu Sekreteryasına olan 5 milyon dolarlık borçlarının ön ödemesi için 168bin doları zor buluyorlar). 1800 evsiz Barbudalılar komşu ada Antigua’ya sığındılar. Kasırganın adanın %90’ını yıktığı ve adanın yaşanılamaz hale geldiği söyleniyor. Geçtiğimiz sene adada lüks bir resort satın alan ünlü aktör Robert De Niro yetkililerle birlikte “doğanın bizden aldıklarını yeniden inşa edeceklerini” söyledi. Tüm adayı mı yoksa kendi tatil beldesini mi inşa eder onu zaman içinde göreceğiz. Irma şu anda tropik kasırga seviyesine gelmiş olsa da bu seviyeye gelene kadar 8’i ABD’de olmak üzere 47 kişinin ölümüne neden oldu. Nike Air Max 90 Dames Ve Irma kasırgası rekorları kırarak geldi:

    • 300 km/sa rüzgar hızıyla Atlas Okyanusu’nda bugüne kadar görülen en güçlü kasırga
    • 37 saat boyunca 300km/sa hızlı rüzgarlar dünyada bu yoğunluğu bu denli uzun süre koruyan ilk siklon
    • Üç gün boyunca Kategori 5 sınıflandırmasını korudu – uydu verilerinin tutulduğu zaman boyunca görülmüş en uzun (1966’dan beri)
    • Kasırganın rüzgar hızı ve büyüklüğüyle ölçülen birikmiş siklon enerjisi rekoru – 14 Atlas kasırga sezonunundan daha fazla enerji topladı.
    • Tahliye kararıyla 5.6 milyon Floridayı yollara döken Irma kasırgası ABD tarihinin en büyük toplu göçüne neden oldu.

     

    Atlas Okyanusu’nda bugüne kadar görülmüş en şiddetli kasırga olan Irma kasırgası Karayipler’de Saint Martin, Anguilla ve Barbados’u vurduktan ve hali hazırda 10 kişinin ölümüne neden olduktan sonra Porto Riko, Dominik Cumhuriyeti, Küba ve Florida’ya doğru ilerlerken Donald Trump bir petrol rafinerisinin önünde şu konuşmayı yapıyordu:

    Amerikan endüstrisini ve işçilerini korumak için Amerika Birleşik Devletleri’ni istihdamı yok eden Paris iklim anlaşmasından çektik. İstihdamı yok eden. İnsanların hiç fikri yok. Pek çok kişinin ne kadar kötü olduğuna dair hiçbir fikri yok. Ve şimdi Kuzey Dakota’da Dakota boru hattı sonunda işletmeye açık. Keystone’u da yaptım. Keystone’u biliyorsunuz, diğeri, büyük olan. Büyük. Başkanlıktaki ilk bir kaç günüm, bu ikisi. 48 bin iş. İnanılmaz, inanılmaz bir şey. Bence çevresel olarak daha iyi. Buna gerçekten inanıyorum. Vêtements Armani Pas Cher Çevre için daha iyi.

    Bir petrol rafinerisi dedim ama tam olarak Kuzey Dakota’da bu konuşmayı yapıyordu Trump. Goedkoop Nike Air Max 2016 Meşhur Standing Rock’ı hatırlar İklim İçin okuyucuları. Hani yerli halkın petrol boru hattına engel olmak için yaptıkları şiddetsiz direnişi dağıtmak için ordunun geldiği, insanları köpek kafeslerine koydukları, plastik mermi sıktıkları, köpeklere saldırttıkları yer. Vanderbilt Commodores 2016’nın sonuna doğru Obama’nın Kuzey Dakota petrol boru hattını iptal etmesiyle güzel haber olarak vermiştik.

  • Stan Smith Donna
  • Gerçi artık Kuzey Dakota denince aklıma en sevdiğim televizyon ünlüsü Tina Fey’in geçen haftalarda Saturday Night Live’da yaptığı muhteşem skeç geliyor. Charlotsville’da faşistlerin, ırkçıların ve Neo-Nazilerin yürüyüşünden sonra şöyle demişti Tina Fey:

    Polo yaka t-shirtlerini giymiş bir grup beyaz oğlanın “Vatanımız geri alacağız” diye bağırdıklarını duyduğumda “Bizim vatanımız değil, bu vatanı yerli Amerikalılardan çaldık” diye bağırmak istiyorum. Onlar Standing Rock’ta barışçıl bir eylem yapmak istediklerinde plastik mermilerle saldırdık ama siz çenesiz çomarların yarı-otomatik silahlarla sokakları arşınlamasına izin veriyoruz.

    İklim adaleti ve toplumsal adalet böyle el ele gidiyor. En basit şekliyle anlatmaya çalışayım: Kıtaya ayak basan beyaz adam önce taşıdığı virüsler ve sonra silahlarla yerli halkı öldürdü, öldüremediklerini “reservations” denilen ayrılmış bölgelere sürerek fakirliğe mahkum etti. Normalda avcılık, toplayıcılık ve topluluk olarak yaşamlarını sürdüren yerliler, beyaz adamlar onlarla birlikte “yaşayamayacağı” için beyaz adamların yaşamak istemedikleri, fakir, çorak, uzak bölgelere sürüldü. Bugün Amerikan yerlilerinin 3’te 1’i bu özel bölgelerde yaşıyor. nike air force 1 mid hombre Bu bölgelerin geliri, istihdam ve eğitim oranları ABD ortalamasından oldukça düşük. Amerika’da %15,3 olan yoksulluk olanı yerli halkların bölgelerinde %28,4. Yıllar sonra beyaz, bembayaz, ACE beyazı Başkan Donald Trump ve onun gazını alan küçük faşistler sokaklarda vatanımızı geri alacağız diye çığırırken Başkanları Donald Trump yerel olarak Kuzey Dakota’da Standing Rock’taki Sioux kabilesinin temiz su kaynağını zehirleyecek, küresel olarak iklim değişikliğine biraz daha katkı sağlayacak petrol boru hattının önünde konuşma yapıyor. Jordan 11 Sale Bu sırada Harvey kasırgası sonrasında Houston’da 70 kişi ölmüş, Karayipler’de 10 kişiyi öldüren kasırga adım adım Florida’ya yaklaşıyordu… Sorun değil, Donald Trump Florida’da da bir konuşma yapar.

    Cumhuriyet gazetesi davası: Tahliye yok, bir sonraki duruşma 25 Eylül’de

    Cumhuriyet gazetesi çalışanlarına yönelik açılan davanın Silivri’deki ikinci duruşmasında mahkeme tutuklu altı sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. new balance 1400 invincible Bir sonraki duruşma 25 Eylül’de yapılacak. Duruşmada Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, yazar Kadri Gürsel ve muhabir Ahmet Şık’ın tahliye talepleri bu duruşmada bir kez daha değerlendirildi. Duruşma, saat 10:20’de gazetenin 158 gündür tutuklu bulunan muhasebe çalışanı Emre İper de savunmasıyla başladı. adidas gazelle homme blanche İper, bilirkişi raporlarında telefonunda ByLock uygulaması olmadığının tespit edildiğini, evinde Gülen yapılanmasıyla ilişkili tek bir delil bile bulunmadığını söyledi ve “Sonuç olarak benden de FETÖ’cü çıkmaz. Asics Kinsei 4 damskie O terör örgütünden en çok zararını gören insanlardan da biriyim” dedi. Nike SB Paul Rodriguez 9 24 Temmuz’da Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticileri ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Notre Dame Fighting Irish 5 gün süren duruşmalarda sanıklardan karikatürist Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Utku ve Önder Çelik, vakfın Danışma Kurulu Üyesi Avukat Mustafa Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara ve Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay tahliye edilmişti. asics flamingo sklep Gazete çalışanları Sabuncu, Atalay, Gürsel ve Şık’ın yanı sıra Jeansbiri adlı Twitter hesabını kullanmakla suçlanan Kemal Aydoğdu’nun ise tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. Ahmet Şık’ın savunmasında kullandığı ifadeler için suç duyurusunda bulunulması talebi de mahkeme heyetince kabul edilmişti. buy ffxiv gil Şık tutukluluğuna ilişkin kararın ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: “Bugün burada çıkan karar diyor ki ‘Size diz çöktüreceğiz…’. kyrie 1 pas cher Bütün zorbalar, tüm tetikçileriyle bu organize örgütün tüm adamları bilsinler ki- kendi adıma diyorum, buna tüm arkadaşlarımı da dahil ediyorum- ben sadece anne babamın elini öpmek için eğildim. Under Armour Curry 6 Bundan sonra da böyle devam edeceğim.” İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerine ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlamaları yöneltiliyor.

  • ADIDAS EQUIPMENT 10 M
  • Ayrıca gazetenin yayın politikasının son üç yıllık dönemde, bilhassa da 15 Temmuz darbe girişimine giden süreç ve sonrasında değişime uğradığı belirtiliyor. İddianamede, gazetenin ‘yıkıcı ve bölücü’ haberlere imza atma, ‘terör örgütleri liderlerinin ve yöneticilerinin şiddet çağrısı yapan açıklamalarına yer verme’ ve ‘terör örgütü liderlerini sevimli ve meşru gösterme’ gibi suçlamalara da yer veriliyor.

    Bozcaada’da yangın: 20 dönümlük alandaki çam ağaçları kül oldu!

    Bozcaada’da Canol Deresi mevkiinde yaklaşık 20 dönümlük alanda çıkan yangında genç çam ağaçları kül oldu.

    Bozcaada Haber’in aktardığına göre yangının tepenin arkasına ve önüne sıçramadan önce Bozcaada halkı ile ilgili tüm kurum ve çalışanların çabası ile yaklaşık 1 saat süren çalışmanın sonucunda kontrol altına alındığı belirtildi.

    11 Eylül Pazartesi akşamüstü Canol Deresi mevkiinde henüz tam olarak bilinmeyen nedenden dolayı yangın çıktı. Yaklaşık 20 dönümlük alanda yaşları 8-10 yaşlarında olan onlarca çam ağacı kül oldu. Ayrıca alevler yanındaki bir bağa da sıçrayınca bağ büyük ölçüde zarar gördü.

    Bozcaada Belediyesi’nden yapılan anonsta adadaki tüm traktör sahiplerinin tankerlerini doldurarak yangın alanına gelmeleri rica edildi.

    Ayrıca Çanakkale’den gelen yangın helikopteri de müdahele etti. 6-7 kez denizden tankerine su alan helikopter tehlikenin büyümesinde önemli rol oynadı.

    Bozcaada Belediyesi’nden yapılan anonsla birlikte onlarca adalı, kazma küreklerle olay yerine ulaştı. Traktör sahipleri de anonsu duyar duymaz tankerlerini doldurarak yangına müdahale etti.

    Yangının sebebi henüz tam bilinmezken İlçe Jandarma Komutanlığı soruşturma başlattı.

    Bozcaada Belediyesi yangının ardından yaptığı açıklamada, yangına müdahelede bulunan tüm herkese teşekkür etti.

     

    (Bozcaada Haber)

    Siirt’te kimyasal atık zehirlenmesi: 92 kişi hastanelik, bölge karantina altında!

    Siirt’in Aktaş köyünde klor gazı sızıntısından etkilenen 92 kişinin hastanelere sevk edildiği, 60 kişinin de mesire alanına kurulan Kızılay çadırında gözlem altına alındığı bildirildi. Bölge kısa sürede karantinaya alındı. asics gel lyte 3 hombre blancas   Siirt merkeze bağlı Aktaş Köyü’nde çocuklar, dün (11 Eylül) akşam saatlerinde köyün dışında boş arazide buldukları bir varili köye getirdi. Texas Tech Red Raiders Köye getirilen varili kurcalayarak açan aralarında çocukların da bulunduğu 30 kişi fenalaşarak Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. asics gel beyond damskie Olayın duyulmasının ardından AFAD ve itfaiye ekipleri köye giderek incelemelerde bulundu. Bölgeye giden uzmanlar köyü tamamen boşaltarak, karantina altına aldı. Siirt İl Afet ve Acil Durum Müdürü Mehmet Cahit Akkoyun, ilk belirlemelere göre varilin içinde klor ve karbon maddelerinin olabileceğinin değerlendirildiğini söyledi. Zehirlenmeye neden olan madde ile ilgili araştırmalar devam ederken, zehirlenen 40 kişinin tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

  • NIKE AIR MAX 2016
  • Valilikten açıklama

    Siirt Valiliği, Aktaş köyünde akşam saatlerinde meydana gelen zehirleme ile ilgili yaptığı açıklamada, 23’ü çocuk 40 kişinin tedavi altına alındığını, hayati tehlikelerinin bulunmadığını ve olayla ilgili incelemenin sürdüğünü belirtti. Valilikten yapılan yazılı açıklamada, 11 Eylül Pazartesi saat 18.30 sıralarında merkeze bağlı Aktaş köyünde, yaygın bulantı ve kusma şikayetlerinin bildirilmesi üzerine, 112 Acil, AFAD ve Kızılay ekipleri olay yerine intikal ettirildiği belirtilerek, şöyle denildi: “İlk belirlemelere göre köylüler tarafından bulunan ve kimyasal madde içerdiği değerlendirilen bir varil içindeki sızıntıdan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Jordan Jumpman Şu ana kadar kimyasal maddeden etkilenen 17 yetişkin ve 23 çocuk, ilimiz Devlet Hastanesine sevk edilmiş olup, şu an için hayati tehlikeleri bulunmamaktadır.

  • Nike Air Max 90 Femme
  • Köyde diğer vatandaşlarımızın etkilenmemesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Asics Gel Lyte 3 Pas Cher Olayla ilgili geniş kapsamlı inceleme devam etmekte olup, gelişmelerden ayrıca bilgi verilecektir.”

    Sağlık Bakanlığı: 92 kişi hastanede, 60 kişi de Kızılay çadırında

    Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada ‘Siirt’teki klor gazı sızıntısından meydana gelen zehirlenme olayında 92 kişi hastanede tedavi altında.

  • Air Max 2017 Nero Donna
  • 60 kişi de köy yakınındaki Kızılay çadırında gözetim altında’ ifadelerini kullandı.

    ODTÜ’de yıkım sürüyor: Orman ekosistemi parçalandı!

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) 10 Eylül’ü 11 Eylül’e bağlayan gece başlayan yol çalışması aralıksız devam ediyor. ODTÜ Rektörlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından imzalanan protokolün ardından gece geç saatlerde iş makineleri polisin güvenlik önlemleri eşliğinde 4.8 kilometrelik alanda çalışmaya başladı. Başlayan çalışmaların ardından’ Kırsal Çevre’ ve ODTÜ’lülerden oluşan 7 kişilik bir ekip bölgede inceleme yaptı. Serkan Alan’ın Gazete Duvar’da çıkan haberine göre, ekibin inceleme sonrası tespitleri 5 madde de şöyle oldu:

    1.Açılan yol 38 metre değil, 90-100 metre genişlikte. Plana aykırı iş yapılmıştır.
    2. ODTÜ ormanı bölünmüş, 270 metre orman bandı orman eko-sisteminin dışına çıkartılmış.
    3. Toplam orman talanı 45 hektar, bütünlüğü bozulan orman alanı ise en az 90 hektardır.
    4. Ormanda kamyonların geçişi için fazladan servis yollarının açıldığı tespit edilmiştir.
    5. İlgili kurumların hepsinin görevlerini yerine getirmediği görülmektedir.

    Orman ekosistemi parçalandı

    Oluşturulan yedi kişilik inceleme heyeti arasında yer alan orman mühendisi Ahmet Demirtaş, yaptıkları ölçümlerde yolun genişliğinin bazı bölgelerde 90-100 metreye kadar çıktığını söyledi. Yapılan planın dışında kalan ve yangın şeridi olarak ayrılan yollar da çalışma için kullanılıyor. Belediyeye ait iş makinelerinin bu yolu kullandığını aktaran Demirtaş’a göre çalışmalar sırasında ortaya çıkan yoğun toz çalışma alanı dışında kalan diğer orman arazisindeki ağaçlara zarar veriyor. “Toz nedeniyle diğer ağaçların yaprakları da kapanacak ve belli bir süre sonra fotosentez yapamayacaklar” diyen Demirtaş şöyle devam etti, “Yapılan çalışmanın batısında kalan ve yaklaşık 270 metre genişliğindeki ODTÜ’ye ait alan, ormandan koparılmış. 4.8 kilometre yolu da düşündüğümüzde orman eko-sistemi parçalanmış durumda.”

    Yapılan işlemler her şeyi ile hukuksuz!

    ODTÜ ormanındaki çalışmaların aralıksız devam ettiğini aktaran mühendis Demirtaş’a göre ODTÜ topluluğu, platformlar ya da Ankara halkı sahip çıkmadığı sürece yol yapılacak. Belediyenin tutumunun halkın gücüne bağlı olduğunu söyleyen Demirtaş, “Yapılan işlemler her şeyi ile hukuksuz. Bunlar da hukuksuzluğu temel ilke haline getirmiş durumdalar. Belediye, Orman Su İşleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve bu üçlüye rektör de fiilen katılmış durumda.”

     

    (Gazete Duvar)

    Uzungöl ve tarihi Sümela Manastırı araç trafiğine kapatılacak

    Trabzon’da doğa harikası Uzungöl ve tarihi Sümela Manastırı’nın araç trafiğine kapatılması için proje başlatıldı. Trabzon Kültür ve Turizm İl Müdürü Ali Ayvazoğlu,“Bu alanlar yayalaştırılarak, parklar oluşturulacak ve ulaşım golf tipi araçlarla, elektrikli araçlarla birlikte sağlanacak. Hem Sümela’ya hem Uzungöl’e tünel parklar yapılacak. Ya da yine Uzungöl yukarısındaki yapılara, yaylalara ulaşımı sağlayacak transit yollar yapılacak” dedi.

    Karadeniz’deki doğal ve tarihi-kültürel mekânlar konusunda en temel sorunlardan biri ulaşım ve araç yoğunluğu. Sarp bir coğrafyaya sahip olan Doğu Karadeniz’de, yetersiz altyapı dolayısıyla özellikle yaz sezonunda ulaşımda kaos yaşanıyor. Özellikle Rize’nin Ayder yaylası, Trabzon Uzugöl’de zaman zaman kilometrelerce araç kuyruğu oluşuyor ve ulaşım tamamen duruyor. Bu bölgelere çok sayıda aracın gelişi, zaten büyük bir yapılaşma kirliliği yaşanan bu bölgelere daha büyük zararlar veriyor.

    Yayalaştırma projesi

    Trabzon Kültür ve Turizm İl Müdürü Ali Ayvazoğlu, Uzungöl ve Sümela’yı araç trafiğine kapatacak bir proje üzerinde çalışıldığını belirterek, “Bu alanlar yayalaştırılarak, parklar oluşturulacak ve ulaşım golf tipi araçlarla, elektrikli araçlarla birlikte sağlanacak. Hem Sümela’ya hem Uzungöl’e tünel parklar yapılacak. Ya da yine Uzungöl yukarısındaki yapılara, yaylalara ulaşımı sağlayacak transit yollar yapılarak Uzungöl’den araçların geçmemesini sağlayacak bir yapı oluşturulacak” dedi.

    Projeyi değerlendiren Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Coşkun Eruz, doğal ve tarihi merkezleri trafiğe kapatma projesinin doğru bir yaklaşım olduğunu, dünyanın gelişmiş ülkelerinde benzeri koruma projelerinin bulunduğunu söyledi. Eruz, “bu işi yapmadan önce peyzaj mimarlığı bölümleri ve şehir plancılarına mutlaka sormak gerek. Bu tür projeler doğru yerde doğru tekniklerle ve gelecekteki ihtiyaçlar da düşünülerek yapılmalı. Doğa ve peyzaj bütünlüğü gözetilmeli. Bu bölgelerde toprak dengesi çok hassastır. Otopark projeleri ya tünel biçiminde ya da kademeli ama doğal yapıya uyumlu yüzey düzenleme şeklinde olabilir. Otoparklardan merkezlere otobüs, teleferik ya da raylı sistemlerle çıkılabilir. Sorun ulaşım değil, otopark sorunudur. Otopark sorunu çözülüp belirli kurallara göre hareket edildiğinde sorun da çözülmüş olur” diye konuştu.

     

    (Cumhuriyet)