Ana Sayfa Blog Sayfa 2831

18 yıldır iktidar olan Putin yeni dönem için yemin etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin marttaki devlet başkanlığı seçimlerinde elde ettiği zaferle dün dördüncü dönemi için yemin etti.

Kremlin’de yaklaşık beş bin kişinin katılımıyla yapılan törende Putin, 2024 yılına kadar sürecek Rusya Devlet Başkanlığı görevini bir kez daha üstlendi.

Törende elini Rus anayasasının üzerine koyarak yemin eden Putin, “Rusya; onun şu anı ve geleceği için her şeyi yapmamın vazifem ve hayatımın amacı olduğunu düşünüyorum” dedi.

65 yaşındaki Putin, en önemli rakibinin seçime katılmasına izin verilmediği Mart ayındaki seçimlerde oyların yüzde 77’sini almıştı.

Törende konuşan Putin, “samimi destekleri” ve “bağlılıkları” için kendisini seçen Ruslara teşekkür etti ve ülkenin ekonomisini canlandırma sözü verdi. Devlet başkanı olarak yeni dönemini Rusya’daki yaşam standardını yükseltmeye adayacağını belirten Putin, “İnsanlar daha iyi yaşayacaklar” dedi.

“Hayatın her alanında atılım yapmamız gerekiyor. Böyle bir atılıma da sadece yeni ve ilerici olan her şeyi kabul edip haksızlığı reddeden açık bir toplum ile erişilebileceğine inanıyorum” diye konuşan Putin, üstündeki “büyük sorumluluğun” farkında olduğunu belirtti.

Putin, “devletin başkanı olarak Rusya’nın gücü, refahı ve ününü çoğaltmak için elimden geleni yapacağım” dedi.

Putin’in Rusya yapımı bir limuzin ile geldiği törene katılanlar arasında Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder de vardı.

Tören sonrasında Kremlin’den yapılan başka bir açıklamada ise Putin’in Duma’dan başbakanlık koltuğu için hâlihazırdaki Başbakan Medvedev’i desteklemesini istediği belirtildi.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

5. BIFED başvuruları uzatıldı: Son gün 20 Mayıs 2018

Bu yıl 10 – 14 Ekim 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED) için yarışma başvuruları 20 Mayıs 2018 tarihine dek uzatıldı.

Tüm dünyadan ekolojiyi (doğa, toplum, kültür) konu alan seçkin filmleri Bozcaada’ya getirmek, sanat ve ekoloji alanlarını birleştirmeyi hedefleyen BIFED, iki alanda ödül verecek.

“Uluslararası Yarışma” ve “Gaia Öğrenci Ödülü” için başvurmak isteyen kişilerin filmlerinin 1 Ocak 2014 tarihinden sonra çekilmiş olması gerekiyor.

 

(Yeşil Gazete)

Doğan Medya’nın satışına Rekabet Kurumu’ndan onay

Doğan Medya Grubu’nun, Demirören Medya Grubu’na satış işlemlerinin resmi olarak gerçekleşmesinin ardından Rekabet Kurumu da kararını verdi.

Doğan Medya’nın dolaylı ve nihai olarak Erdoğan Demirören tarafından devralınması işlemine Rekabet Kurumu tarafından izin verildi.

Öte yandan Demirören Yayın Grubu’nun Doğan Medya’yı satın almasını ardından yaşanan değişiklikler sürüyor.

Satışın ardından gelen görev değişimleri

2015’ten bu yana genel müdürlük görevini yürüten Erdoğan Aktaş’ın ayrılığının ardından daha önce TRT, TGRT, CNN Türk ve ATV’de görev yapan CNN Türk Genel Müdürü Bora Bayraktar olmuştu.

Bayraktar’ın getirilmesinin ardından bir değişiklik de kanalın Ankara Temsilciği’nde yaşandı.

CNN Türk Ankara Temsilcisi Hakan Çelik görevden alındı. Çelik’in yerine kanalın Ankara Haber Müdürü Dicle Canova’nın getirildiği iddia ediliyor. Hakan Çelik’in Posta gazetesindeki yazılarına ve CNN Türk’teki programına devam edeceği belirtildi.

Kanal D’de ana haberi sunan Ahmet Hakan ve Haber Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar ile yolların ayrılmasının ardından Kanal D Haber Merkezi’nden 12 kişi işten çıkarılmıştı. Ahmet Hakan’ın yerine Ana Haber Bülteni’ni NTV’den ayrılan Buket Aydın sunacağı belirtilmişti.

 

(Cumhuriyet, Duvar)

Üniversitelerin bölünmesi 6 bin akademisyeni etkileyecek

Hükümet, “kontenjanlar yetersiz kalıyor” gerekçesiyle 13 köklü üniversiteyi bölmek için harekete geçse de Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) verileri sorunun öğrenci sayılarında değil, akademisyen eksikliğinde olduğuna işaret ediyor.

Mustafa Mert Bildircin’in Birgün’de çıkan haberine göre YÖK’ün yayımladığı yükseköğretim istatistiklerinde, 7 milyonun üzerinde öğrenci sayısına ulaşan üniversitelerde yaşanan akademisyen yetersizliği gözler önüne seriliyor.

YÖK, 333 öğrenci başına 1 profesör, 547 öğrenci başına ise 1 doçent düştüğünü açıkladı. Profesörler ağırlıkta olmak üzere en fazla akademisyeni bünyesinde barından ilk iki sıradaki üniversitenin bölünmek istenen İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Gazi Üniversitesi olması dikkat çekti. TBMM Genel Kurulu’nda yarın görüşülecek tasarının yasalaşması durumunda bu iki üniversitede görev yapan 3 bine yakın öğretim üyesinin yeni kurulacak iki üniversiteye aktarılacağı ifade edildi.

YÖK’ün güncel verilerine göre, 7 milyonu aşkın öğrencinin bulunduğu devlet üniversitelerinde toplam 134 bin 689 akademisyen bulunuyor. Devlet üniversitelerinde 333 öğrenci başına 1 profesör, 547 öğrenci başına 1 doçent, 230 öğrenci başına 1 doktor öğretim üyesi, 248 öğrenci başına 1 öğretim görevlisi ve 163 öğrenci başına da 1 araştırma görevlisi düşüyor.

Tasarıyla, bin 210’u profesör olmak üzere toplam 6 bin 208 akademisyenin isteği dışında başka bir üniversitede çalışmak durumunda kalacağı öğrenildi. YÖK’ün verilerine göre en çok akademisyenini kaybedecek üniversite İÜ oldu. İÜ’nün bölünmesi durumunda 32 bin öğrenci ile birlikte toplam 2 bin 49 akademisyenin Cerrahpaşa Üniversitesi’ne gönderileceği ifade edildi. Görev yeri değiştirilen akademisyenlerin 648’inin profesörlerden oluşacağı bildirildi. İÜ’nün ardından en fazla kan kaybı yaşayacak üniversitenin Gazi Üniversitesi olduğu belirtildi. Gazi Üniversitesi’nden 19 bin öğrenci ile 855 akademisyenin yeni Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne aktarılacağı öğrenildi.

Kamuoyu baskısı işe yaradı: Yeterli sayı bulunamadı, üniversiteleri bölen tasarı 8 Mayıs’a ertelendi

 

(Birgün)

Uluslararası Af Örgütü, ODTÜ’deki Onur Yürüyüşü için acil eylem başlattı

Uluslararası Af Örgütü, Ankara’daki ODTÜ öğrencilerinin, 12 Mayıs’ta kampüste gerçekleştirmeyi planladığı Onur Yürüyüşü’ne izin verilmesi ve Ankara’daki tüm LGBTİ temalı etkinliklere uygulanan genel yasağın kaldırılması için acil eylem başlattı.

ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, 7-12 Mayıs tarihleri arasında kampüste Onur Haftası ve Yürüyüşü düzenlemeye hazırlanırken, üniversite yönetiminden bütün öğrencilere e-posta göndererek “etkinliklere izin verilmeyeceğini” belirtmişti.

Üniversite yönetimi, söz konusu mailde ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması’nın üniversite yönergesi kapsamında kurulmuş bir topluluk olmadığını söylerken, Ankara Valiliği’nin 18 Kasım 2017’de ilan ettiği LGBTİ etkinliği yasağını hatırlatmıştı.

Uluslararası Af Örgütü, ODTÜ’deki öğrenci gruplarının 31 yıldır düzenlediği yıllık bahar festivalinin farklı kültürlerin bir araya geldiği bir kutlama niteliği taşıdığını ve buna yönelik engellemelerin toplanma özgürlüğü hakkını ihlal edeceğini belirtti.

Ankara Valiliği ve üniversite yetkililerine çağrıda bulunan Uluslararası Af Örgütü, başlattığı acil eylem kampanyasıyla hem yürüyüşün gerçekleştirilmesini güvence altına almayı hem de Ankara’daki tüm LGBTİ+ temalı etkinliklere yönelik genel yasağın kaldırılmasını talep etti.

Ne olmuştu?

Ankara Valiliği, 16 Kasım 2017’de Alman LGBTİ Film Günleri’ni yasaklamasının ardından, 19 Kasım 2017’de Ankara’daki “LGBTİ sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirilen etkinlikleri” süresiz olarak yasaklamıştı.

Kaos GL ve Pembe Hayat’ın, Valiliğin LGBTİ etkinliklerini süresiz olarak yasaklamasına karşı ayrı ayrı açtıkları kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemli davalarda mahkemeler ret kararı vermişti.

Yasağa ilişkin Pembe Hayat’ın açtığı davanın ilk duruşması ise 23 Mayıs’ta Ankara 13. İdare Mahkemesi’nde gerçekleşecek.

Ayrıca Kaos GL Derneği, Ankara Valiliği’nin LGBTİ etkinliklerini süresiz olarak yasaklamasına Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.

 

(Bianet)

Erkekler Nisan ayında 30 kadını öldürdü

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2018 Nisan ayı raporunu açıkladı.

Rapora göre Nisan’da erkekler 30 kadını öldürdü.

Raporda, 30 kadından 10’unun kendi hayatlarına dair karar almak istediği için öldürüldüğü belirtildi.

Rapordan öne çıkan diğer veriler ise şöyle:

Kadınların 11’i evli olduğu erkek, 6’sı birlikte olduğu erkek, 1’i imam nikahlı olduğu erkek, 2’si oğlu ve 2’si akrabası tarafından öldürüldü.

Öldürülen kadınların 10’u 35-65 yaş arasındayken, 7’si 25-35 yaş arasındaydı. 6’sının yaşı tespit edilemedi.

Bu ay kadınların 14’ü erkekler tarafından ateşli silah kullanılarak öldürüldü.

Cinsel şiddet ve çocuk istismarı sürüyor

Medyaya yansıyan haberlere göre hazırlanan rapora göre, Nisan ayında 15 kadına da cinsel şiddet uygulandı.

Raporda, 51 çocuğun ise istismara maruz bırakıldığı kaydedildi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hazırladığı raporuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. 

 

(Gazete Karınca)

Demirtaş’tan Erdoğan’a esprili yanıt: Bugün artık “Beni başkan yaptıracağız”

Tutuklu eski HDP eş genel başkanı ve İstanbul milletvekili Selahattin Demirtaş, 24 Haziran’daki cumhurbaşkanlığı seçimi için “Beni başkan yaptıracağız” diyerek espri yaptı.

Tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla BBC Türkçe’den Mahmut Hamsici’nin sorularını yanıtlayan Demirtaş, ‘kendisinin ve binlerce partilinin siyasi rehine olarak cezaevinde tutulduğunu’ ifade etti.

HDP’nin Türkiye partisi olması konusunda geçmişten daha iddialı olduklarını söyleyen partinin eski Eş Genel Başkan Demirtaş, “Sayın İnce, Sayın Akşener ve Sayın Karamollaoğlu ikinci turda beni desteklerse, hep birlikte ülkede demokratik bir yönetim ve adaletli bir sistem inşa edebiliriz.”

“Sıfır imkânla kampanya yürütüyorum”

Söyleşinin başında Demirtaş, tutuklu bir siyasetçi olarak cezaevinden nasıl kampanya yürüteceğiyle ilgili soruları yanıtladı.

“Kendisinin ve binlerce partilinin siyasi rehine olarak cezaevinde tutulduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de dosyalarıyla ilgili ihlâl kararlarını geciktirdiğini’ belirten Demirtaş, kampanyayı dışarıdaki gençler ve kadınlar tarafından üstleneceğini söyledi:

“Burada imkânlarım yok denecek kadar azdır. Sadece avukatlarımla ve posta yoluyla dışarıya mesaj gönderebiliyorum. Bunlar da cezaevindeki idarenin denetimine tabii maalesef. Ancak benim adıma partim HDP ve milyonlarca genç arkadaşım gönüllü olarak bu kampanyayı üstlenecektir.”

“Mevcut Cumhurbaşkanı, devletin ve medyanın bütün imkanlarını kullanıp kampanya yürütürken, ben burada sıfır imkanla, sadece kadınların ve gençlerin yüreğine, cesaretine ve inancına güvenerek kampanya yürütüyorum. Ama buna rağmen kendimi şanslı hissediyorum, çünkü halkın gücü zorbalığı yenecektir.”

Demirtaş, kampanyada hangi konuların ön plana çıkacağını anlatırken ‘demokrasi, ekonomi, adalet, eşitlik ve barıştan’ bahsetti:

“Çünkü Türkiye şu anda bütün bu başlıklarda derin bir kriz yaşıyor. Devlette ve toplumda tam demokrasi, ekonomide üretime dayalı kalkınma ve adil bölüşüm ile işsizliğin, yoksulluğun ortadan kaldırılması, yargı başta olmak üzere bütün devlet kurumlarında adaletin tesisi ile ülke içinde ve dışında barış politikalarına dair çözüm projelerimizi kampanya süresince anlatacağız. Elbette bütün inanç ve etnik kimliklerin, kadınların eşit birer yurttaş olmaları için yapacaklarımızı da detaylarıyla anlatacağız. Bütün bu sorunların çözümünü de demokratik parlamenter sistem ve yeni bir anayasa ile gerçekleştireceğiz.”

“Bugün dünden daha iddialıyız”

HDP’nin, özellikle 7 Haziran 2015 genel seçimleriyle birlikte yürüttüğü strateji partinin yalnızca Kürt siyasetine endeksli olmayan bir Türkiye partisi olduğu yönündeki algısını güçlendirmişti.

Ancak çözüm sürecinin sonlanması ardından çatışmaların yeniden başlaması, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler ve HDP’lilere yönelik tutuklama dalgalarının bu algının değişmesine neden olduğu yorumları yapılıyor.

Bu tür yorumlara katılmayan Demirtaş ise bu konuda artık daha iddialı olduklarını söyledi:

“HDP güçlü bir Türkiye partisidir. Bu konuda bugün dünden daha iddialıyız. Koşullar HDP’nin ne kadar önemli bir siyasi çizgi olduğunu ortaya koymuştur. 2015’ten bu yana yaşanan toplumsal kutuplaşma ve gerilimler ile Kürt sorununda yeniden çatışmalı sürece girilmiş olması HDP’yi daha da önemli hale getirmiştir. 24 Haziran seçimleri HDP’yi önceki seçimlere kıyasla çok daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Bu seçimin sürprizi HDP’dir. Herkes bizi yakından takip etsin, bunun kof bir iddia olmadığı görülecektir.”

“Sadece seçim dönemi değil, tamamen silahlar susmalı”

Demirtaş, 7 Haziran 2015 seçimlerinden kısa süre sonra PKK’ya ateşkes çağrısı yapmıştı.

Bugünkü süreçteki çatışmaları ve olası ateşkes çağrılarını yorumlayan HDP’li siyasetçi, ‘silahlar tümüyle susmalı’ dedi:

“Sadece seçim dönemleri için değil tümüyle silahların susmasını ve demokratik siyaset yoluyla sorunların çözümünü savunuyorum. Demokratik siyaset sadece bir dönemin taktik yöntemi değil asıl ve stratejik mücadele biçimi olmalıdır. Türkiye’de bunun imkânları çok sınırlı olmasına rağmen ben şiddet ve silah yöntemini benimsemiyorum, bu nedenle demokratik siyasetteyim zaten. Ama hükümetin de Kürt sorununu bir terör sorunu olarak tanımlaması ve askeri yöntemlerle yok etmeye çalışmasını da doğru bulmuyor, kabul etmiyorum. Kürt sorunu ancak müzakere yoluyla ve demokratikleşme ile çözülebilir.”

“PKK’ye de hükümete de her zaman açıkça bu çağrıları yapan bir parti olarak, bu seçim sürecinde zaten Türkiye’ye bu yönüyle de onurlu, kalıcı bir barış vaat ediyoruz. Türkiye’nin birliği içerisinde Kürt sorununu barışçıl yollarla en kısa zamanda çözebilecek tek siyasetçi, tek çizgi biziz. Bu konuda samimi ve kararlıyız.”

“Tek sol adayım”

Seçim sürecinin başlaması ardından AKP, MHP ve BBP Cumhur ittifakında bir araya geldi. Diğer yandan CHP, İP, DP ve SP ise parlamento seçimleri için ittifak kararı aldı.

Bu iki ittifakı da sağ ittifak olarak yorumlayan Demirtaş, tek sol cumhurbaşkanı adayının kendisi olduğunu söyledi:

“Her iki sağ ittifak nereye kadar bizi yok saymaya devam edecek, hep birlikte göreceğiz. Tek sol aday ve ittifak gücü olarak ben ve partim HDP her koşulda bütün ezilenlerin çıkarlarını savunmaya ve kazanımları için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

“Çözüm önerileri ilgili tek cümle duymuş değiliz”

Ankara’da, muhalefetin ortak bir cumhurbaşkanı adayı gösterememesinin en önemli nedenlerinden birinin İP ve Meral Akşener’in HDP ile yan yana gelmek istememesi olduğu yorumları yapılıyor.

Demirtaş, Akşener ve İP’yi yorumlarken Akşener’i tanıdığını ve kendisine karşı herhangi bir önyargısının olmadığını ancak HDP’yi yok sayan anlayışlarla yol yürümenin mümkün olmadığını söyledi:

“Siyasette diyaloga ve çözüm için ilkeli işbirliklerine inanıyorum. Sayın Akşener’i parlamento çalışmaları döneminden tanıyorum, tanışıyoruz. Kendisine karşı herhangi bir önyargım yok tabii ki. Ama ülkenin temel sorunlarına dair çözüm önerileri konusunda henüz tek bir cümle duymuş değiliz.”

“HDP’yi yok sayan, vebalı muamelesi yapan anlayışlarla yol yürümek, sorunların çözümünü konuşmak da mümkün olmaz. Ülkenin ve toplumun sorunlarının çözümü noktasında ilkeli ve ahlaklı bir duruşumuz vardır. Bu çerçevede kapımız hiç kimseye kapalı olmaz. Siyaset intikam değil çözüm zeminidir.”

Bu temel yaklaşımlarının CHP için de geçerli olduğunu ekleyen Demirtaş ekledi:

“Bizim derdimiz ezilen haklarımız için üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değil. Herkesin ne söylediğini, ne söyleyeceğini ve samimiyetini bu seçim döneminde toplum dikkatle izleyecektir, biz de büyük bir dikkatle takip ediyor olacağız.”

“İkinci turda desteklerini bekliyorum”

Peki seçimler ikinci tura kalırsa HDP’nin tavrı ne olacak? Demirtaş bu durumda adaylardan birinin kendisi olacağından emin:

“Umarım kaliteli, toplum adına yararlı, kutuplaşmayı azaltan bir seçim dönemi yaşarız. Tabii adaylar meydanlardayken ben hücrede olacağım. Bu bir adaletsizlik yaratıyor olsa da, ikinci turda diğer bütün adayların desteğini bekliyorum. Sayın İnce, Sayın Akşener ve Sayın Karamollaoğlu ikinci turda beni desteklerse, hep birlikte ülkede demokratik bir yönetim ve adaletli bir sistem inşa edebiliriz.”

 

 

(BBC Türkçe, Artı Gerçek)

Cumhurbaşkanlığının 1. yıl dönümünde Fransa lideri Macron’a dev protesto

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen gösterilerde on birlece kişi Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron‘un reform politikalarını protesto etti.

Opera Garnier adlı tarihi binanın önünde toplanan kalabalık Bastille Meydanı’na doğru yürürken, gösterilere geçen sene cumhurbaşkanlığı için yarışan Boyun Eğmeyen Fransa hareketi lideri Jean-Luc Melenchon da katıldı.

Jean-Luc Melenchon, “Burada yaptığımız şey direnmek. Macron’a öfkemizi göstermek ve bu ülkede ona oy vermeyen Fransızların da olduğunu bilmesini istiyoruz. Yaptığı reformlar doğru değil ve sonuna kadar buna karşı direneceğiz. Burada olduğumuzu göstermek istiyoruz. Biz insanların onların gözünde hiçbir değeri yok. Buradayız ve haklarımız için çalışacağız” dedi

Protesto gösterilerine 150 bini aşkın kişinin katıldığı, güvenlik için de iki bin polisin görev yaptığı belirtildi.

Gösterilere öğrenciler, emekliler ve haftalardır grevde olan SNFC demiryolu çalışanları yoğun olarak katıldığı gözlendi.

Macron, cumhurbaşkanlığı görevindeki ilk yılını bugün tamamlıyor.

40 yaşındaki Macron ülkedeki refah seviyesi yüksek ve iş adamlarının yararına çıkardığı reformlarla “Zenginlerin Cumhurbaşkanı” olarak tanımlanıyor, yoksul ve düşük gelirli vatandaşları korumadığı gerekçesiyle de sık sık eleştirilere maruz kalıyor.

 

(Euronews)

İngiliz The Times gazetesinden 24 Haziran eleştirisi: “Ne özgür ne de adil”

24 Haziran’da yapılacak erken seçim The Times gazetesinde yer aldı.

Gazetenin ‘Ne özgür ne de adil’ başlıklı başyazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlerde zafer elde edebilmek için tüm muhalifleri susturduğu yazıyor.

Gazete de ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kayseri’deki mitinginden de izlenimler yer alıyor.

The Times’ın başyazısında yer alan ifadelerin bir kısmı şöyle:

“Başbakan ve cumhurbaşkanı olarak 15 yıldır iktidarda olan Erdoğan şüphesiz seçimleri ezici bir çoğunlukla kazanacak. Duygusal, gösterişli ve her türlü muhalefete karşı hoşgörüsüz olan Erdoğan, kendisinden başka kimsenin kazanmamasını garantiledi. Bir yıl sonra yapılması planlanan seçimleri, muhalifleri kargaşada çamura saplamak, olağanüstü halin avantajını kullanmak, kampanyalara, basına, ifade özgürlüğüne kısıtlama getirmek için gelecek aya çekti. Bunlar da seçimlerin özgür ve adil olmayacağının garantisi gibi görünüyor.”

“Erdoğan yeni anayasayla birlikte cumhurbaşkanına verilen geniş yetkileri sağlamlaştırmayı, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonlarından ve Gülencilere yönelik tasfiyelerden çıkar sağlamayı amaçlıyor.”

“Erdoğan ayrıca, artan gıdan fiyatları, Türk lirasındaki düşüşle gelen ekonomik çöküş öncesi gücünü sağlamlaştırmak istiyor.”

“Bir zamanlar büyüyen ve ılımlı İslamcı AK Parti hükümetinin istikrarının da göstergesi olan ekonomi çökme tehlikesiyle karşı karşıya.”

“Hükümetin giderek artan otoriter yapısından kaygı duyan yabancı yatırımcı ya uzak duruyor ya da piyasadan çekiliyor.”

“Türkiye’nin Avrupalı müttefikleri de, gerileyen demokratik sistem yeniden inşa edilene kadar Avrupa Birliği kapılarının da kapalı kalacağını açıkça ifade ediyor.”

“Türkiye ile Rusya arasındaki yakın ilişkilerden kaygı duyan ABD de, vizeler üzerinden kısasa kısas bir mücadele içinde. İran yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle devlet bankası yöneticisinin mahkûmiyetinden sonra ABD, Türkiye’ye yaptırım uygulayabilir.”

“Her zamanki gibi Erdoğan’ın kampanya taktiği, Türkiye’nin müdafi, PKK, AB veya laikler, Türkiye’nin kaderini ve tarihini karaladığını düşündüğü her türlü düşmana karşı savunucu rolü oynamak.”

“Erdoğan, Kemalistlerin mirası laiklikten, reformlardan ve Batılı eğilimlerden yavaş yavaş koparak, onun yerine Osmanlı geçmişine, İslami prensiplere tutunup NATO ve AB ile ilişiği kesmeye yöneldi.”

“Erdoğan’ın seçimlerde hiçbir muhalefete tahammül göstermemesi, Türkiye’nin kuzey ve güney komşularıyla da paylaştığı bir kararlılık.”

“Rusya Devlet Başkanı Putin bugün dördüncü dönemi için yemin edecek. Mısır Devlet Başkanı Sisi her türlü muhalefetin yasaklandığı, susturulduğu veya sindirildiği bir seçimle başa geldi. Üst düzey bir Türk generalin eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü aday olmasın diye ikna etmek için ziyaret etmesi de bu kalıba uyuyor. Türkiye’de de benzer bir zırva seçim olacak.”

Kayseri’den izlenimler

The Times gazetesinde ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kayseri’de yaptığı hastane açılışındaki mitingden de izlenimler var.

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hastane açılışında kampanya konuşması yapmasının ‘hükümet bütçesinin kampanya amaçlı kullanılmaması kuralını ihlal anlamına geldiği’ belirtilirken Türkiye ekonomisine ilişkin de şu satırlar var:

“Türk ekonomisi kırılıyor. Türk lirası bu yılbaşından beri dolar karşısında büyük ölçüde düştü. Cumhurbaşkanının, Merkez Bankası’nın tavsiyesinin aksine faiz oranlarını düşük tutma ısrarı gıda fiyatlarında da keskin artışlara neden oldu. Ucuz kredi özel ve devlet sektöründe inşaat patlaması yaratıyor, bu da gayrimenkul fazlalığının yakında piyasada çöküşe neden olacağı uyarısını yapan ekonomistleri endişelendiriyor.”

“Türk bankaları ayrıca ABD’nin İran yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank yöneticisinin mahkûmiyeti sonrası ABD’den gelebilecek yaptırımlara karşı hazırlanıyor.”

“‘Anadolu kaplanlarından’ olan Kayseri de iş dünyası, Erdoğan döneminin ilk yıllarında parladı, Gülencilere yönelik tasfiyelerden sonra ağır darbe aldı. Boydak’a el kondu ve savcılar şirketin yaklaşık 1 milyar dolarlık malvarlıklarını Türkiye’nin devlet fonuna yönlendirme arayışında. Çok sayıda yerli şirket sahibi de hapiste.”

Gazeteye konuşan Kayserili bir iş adamı da “Eskiden Gülencilere tüm kapılar açılıyordu. Ama ben onlara katılmadım, katılsaydım şimdi hapiste olurdum” diyor.

 

(BBC Türkçe)

‘Tarlada izi olanın, harmanda yüzü olur’: Silivri’de yazlık sebze fideleri dikiliyor

İZ Hareketi ve Temiz Hasat Kooperatifi gönüllüleri 6 Mayıs’ta hem Hıdırellez’i hem de Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlamak için Silivri’ye çağırıyor.

Silivri Belediyesi Tarımsal Üretim Ve Araştırma Merkezi’nde (TÜRAM) saat 10:00’da başlaması planlanan etkinlikte temiz Hasat yazlık sebze fidelerinin hep birlikte dikimi, tıbbi ve aromatik bitkiler uçucu yağ damıtımı atölyesi ile yeryüzü sofrası adı ile tohumdan tabağa bolluk bereket şöleni de gerçekleştirilecek.

Bolluk, Bereket ve Umut Buluşması adı ile yapılan çağrı metni şu şekilde:

” “Tarlada izi olanın, harmanda yüzü olur” diye yola çıktık!

İnsanın tarihte ilk kez toprağı işlemeye başladığı coğrafyada yaşıyoruz. Her kesimden milyonların doğa anadan umut, bolluk ve bereket dilediği büyük şenlik Hıdırellez, coğrafyamızın en kadim bayramlarından…

Toprağı en yakından tanıyanları; çiftçileri ve tarım işçilerini tohumdan tabağa devam eden zorlu süreçte yalnız bırakmamak ve ekonomik bağımsızlıklarını sürdürebilmelerine destek vermek, bolluğun da, bereketin de, umudun da temel şartlarından.

Bu gerçeğin bilincinde olan İZ Hareketi ve Temiz Hasat Kooperatifi gönüllüleri olan bizler, binlerce yıldır devam eden geleneği sürdürmeye; toprağı işlemeye ve temiz gıda üretmeye devam etmek istiyoruz. Hıdırellez’de Silivri’deki tarım işçileri, Silivri Belediyesi’nin Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi çalışanları ve 250 kişilik gönüllü grubu ile atalık tohumlarımızı toprakla buluşturacağız.

Sosyal ve ekonomik fayda yaratan çalışmalarla kalabalıkları birleştirmeye, küçük çiftçiye ve tarım işçisine destek olmaya, kooperatifçiliği tercih edilen bir uygulama haline getirmek için çalışmaya tüm dostlarımızı davet ediyoruz: Gelin 6 Mayıs’ta hep birlikte toprağa dokunalım! Tohumlarımızı ve fidelerimizi onun bereketli kucağına teslim ederek hem Hıdırellez’i hem de Dünya Çiftçiler Günü’nü bir arada kutlayalım!

Emek verip ekim yapacağımız, sağlıklı gıda ve adil tarım üzerine sohbet edeceğimiz, yeryüzü sofralarında aşımızı paylaşacağımız, çocuklarımızla, gençlerimizle beraber harika etkinliklere katılacağımız bu güne siz değerli basın mensubumuzun katılımını rica ederiz.

Olursa birlikte olur!”

 

(Yeşil Gazete)