Ana Sayfa Blog Sayfa 2823

Ursula K. Le Guin’in anısını yaşatacak bir belgesel geliyor

2018’in başlarında kaybettiğimiz feminist ve ekolojist yazar Ursula K. Le Guin’in anısını yaşatacak yeni bir belgeselin fragmanı yayınlandı.

“Worlds of Ursula K. Le Guin” isimli belgesel bir Kickstarter projesi olarak başladı.

Projeyi 2016 yılında başlatan Arwen Curry, Ursula’nın hayatını daha yakından inceleyebilmek için onunla senelerce röportaj yaptı.

Belgeselde son zamanlarda yapılan röportajların yanında, arşivlerden görüntüler de kullanıyor.

Le Guin’in eserlerinin ve kariyerinin bıraktığı izleri yakından inceleme amacında olan belgesel aynı zamanda başka ünlü yazarlarla Le Guin hakkında yapılmış röportajlar da içeriyor.

Margaret Atwood, Neil Gaiman ve Thedora Goss bu yazarlardan sadece birkaçı…

Belgeselin galası 10 Haziran’da Sheffield Doc/Fest‘te yapılacak.

 

(Campaignjr)

Bonn İklim Değişikliği Konferansı 2018’e dair

Biz coğrafya olarak daha ani kopan kıyametlerle uğraşırken, İklim değişikliği ile mücadele için toplanan resmi konferansın yıllık ara oturumu tamamlandı.

30 Nisan- 10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen UNFCCC konferansının SB48 oturumlarında öne çıkan konuları, Climate Tracker’ın paylaştığı özeti genişleterek biz de paylaşalım istedik.

Talanoa diyaloğu

Talanoa, Fiji’de ve Pasifik genelinde kullanılan, katılımcı, kapsayıcı ve şeffaf bir iletişim süreci anlamına gelen yerel bir kelime.

21.Taraflar Konferansı’nda imzalanan Paris Anlaşması’ndan sonra, 2018’de anlaşmanın gidişatını değerlendirmek, ortaya konulan toplam katkıyı hesaplamak ve değerlendirmek ve yeni yol haritaları belirlemek amacıyla “Facilitative Dialogue” (kolaylaştırıcı diyalog) isimli bir çalışma yapılmasına karar verildi.

Diyalog aslında ilki 2023’de yapılacak ve sonra her beş yılda bir tekrar edilecek, “Global Stocktake” (küresel durum değerlendirilmesi) toplantılarının ilki.

Küresel değerlendirmelerin amacı ülkelerin katkı beyanlarını ve bu beyanlara uyumlarını değerlendirip, beyanların ve azaltımların Paris Anlaşması hedeflerini yakalamak için yeterli olup olmadığını görmek ve çıkan sonuçlarla ülkeleri niyet beyanlarını iyileştirmeleri için yönlendirmek.

Fiji’de geçen yıl yapılan COP23’te kolaylaştırıcı diyalog yerine, Talanoa Diyaloğu ismine karar verildi ve çalışmaların Ocak 2018’de başlatılmasına karar verildi.

Geçen hafta, 7 Talona Grubu oluşturuldu ve Talona Diyaloğu’nun 3 sorusunu yanıtlamak için çalıştı: Neredeyiz? Nereye varmak istiyoruz? İstediğimiz noktaya nasıl ulaşırız?

Diyaloğa partiler(devletler) ve parti olmayan paydaşlar(devlet harici kurumlar) katkı sağlayabiliyor. Katkılar diyalog için oluşturulan web sayfası üzerinden sunuluyor: https://talanoadialogue.com/

 Paris rehberi (The Rulebook)

Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılması için yol haritasını netleştirmesi, ülkeler arası adaletsizliklere yol açabilecek boşlukların önüne geçmesi gereken bir “kurallar kitabı” oluşturulmasına karar verilmişti.

Kitabın/rehberin önümüzdeki Aralık’ta Polonya’da toplanacak olan COP24’e yetişmesi gerekiyordu. Ancak ülkelerin teknik detaylarda anlaşamaması sonucu rehber tamamlanamadı ve Eylül’de Bangkok’ta rehberi COP24’ten önce tamamlamak amacıyla bir haftalık ek toplantı yapılmasına karar verildi.

Az gelişmiş ve iklim değişikliğinden en hızlı etkilenmesi beklenen 47 ülkeden oluşan LDC grubu(Least Developed Countries- En az gelişmiş ülkeler), gelişmiş ülkelerin rehberi tamamlamak konusunda yeterince hevesli hareket etmediğini söyledi ve rehber çalışmalarının tamamlanıp bir an önce uygulamaya geçilmesi için çağrı yaptılar.

Suva diyaloğu

Suva Kayıp ve Zarar Uzman Diyaloğu, COP23’te oluşturulan ve müzakerelerde kayıp ve zarar konularına ciddi bir alan yaratması beklenen çalışma.

Diyaloğun, iklim değişikliğinin artık önlenemeyecek olan tahribatları ve bunlara adaptasyon için kaynağı olmayan ülke ve toplulukların adapte edilmesi için gerekli bütçe aktarımını sağlaması gerekiyor.

Adaptasyon konusunda çözüm üretmesi için COP19’da Varşova Uygulama Mekanizması kurulmuş ama uygulama konusunda ilerlenememişti, bu boşluğu doldurmak için Suva Diyaloğu oluşturuldu.Bu yıl ilk kez toplanan Suva kayıp ve zarar konusunda uzman diyaloğu, sosyal koruma ve sigorta gibi konularda deneyim paylaşımı ve daha verimli olma konusunda tartışmaların yapılabileceği bir platform oluşturdu. Platformda, hem ani gelişen fırtına gibi olaylara hem de yükselen deniz seviyeleri gibi uzun vadeli tehditlere çözümler tartışılıyor.

Çıkar çatışması (Coflict of Interest)

İklim müzakerelerini yavaşlatırken kendilerini yeşile boyayan COP içindeki büyük kirleticilerin dışarı atılması için 6 gün boyunca “çıkar çatışması” oturumları düzenlendi ancak karara varılamadı.

Kick Them Out (dışarı tekmele) hareketi, büyük kirleticileri müzakerelerden atmak için çalışmaya devam edecek.

Şuradan geçen yıl bu konuda raporlar yayınlayan Corporate Accountability International (CAI)’den Jesse Brag ile yaptığım röportaja ulaşabilirsiniz.

Buradan da Yeşil Gazete için derlediğim yazıya

Eylem Eylem ve Eylem ?

Bu yıl görüşmelerde önemli sorunlara işaret eden hatırı sayılır miktarda eylem yapıldı. Bunlardan bazıları:

Sivil toplum grupları, hükümetlerin Paris Anlaşması’nda belirlenen 1.5 derece hedefini önemsemesi ve bu konuda eyleme geçmeleri için bir eylem yaptı.

Yerel halklar ve topluluklar, haklarının müzakerelerde yeterince önemsenmediğini belirtmek için bir eylem yaptı.

Sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir grup, ifade özgürlüğü ve herkesin hakkı için ayağa kalkmasına değinmek için bir eylem yaptı. Bize daha yakın duran bu eylem fotoğrafında, ICLEI’den, iklim eyleminin çok kıymetli ismi Yunus Arıkan’ı da gördük, kendisiyle iklim gidişatı ve büyük kirleticiler üzerine röportajımız da burada.

Fotoğraflar: Climate Tracker

 

Elif Cansu İlhan

Yeni imar düzenlemesi İzmir’de birçok kaçak yapıyı yasallaştıracak

Yeni imar düzenlemesi ile birlikte İzmir’de birçok kaçak yapının yasallaşmasının ve kamu arazilerinin satışının önü açılıyor.

Metehan Ud’un Evrensel’de çıkan haberine göre, hükümetin seçim öncesi Meclis’ten geçirdiği torba kanunda  İzmir’i de yakından ilgilendiren imar düzenlemesi bulunuyor.

‘İmar barışı’ olarak nitelendirilen yasayla birlikte bir süredir inşaat sermayesinin saldırısı altında olan İzmir’in kent merkezinde hukuksuzca yapılmış ve meslek odalarının itirazına konu olan bir çok yapı da ‘yasallaştırılmış’ olacak.

İzmir’in kalbi olan Alsancak’ta 3 kat imar koşullarına sahip olmasına rağmen 21 kat olarak kaçak şekilde inşa edilen Ege Palas Oteli, Bornova Karaçam’da “zeytinlik alana” inşa edilen 3 adet 5’er katlı blok, yine aynı şekilde Bornova Karaçam’da 1. derece doğal sit alanı kararı değiştirilip 3. derece sit alanına dönüştürülmesinin mahkemece iptal edilmesine rağmen hukuksuz ruhsat düzenlenerek 1. derece sit alanını tahrip eden kolej inşaatı yasallaşacak.

Açılan davalar düşecek

Ayrıca, Çeşme gibi rantın yüksek olduğu özellikle kıyı bölgelerinde yer alan onlarca kaçak otel, halkın plajlarını işgal eden oteller, doğal sit alanlarına yapılaşmış olan kaçak yapılar, Urla ilçesinde 1. derece sit alanına kaçak olarak inşa edilen ve basında Urla Villaları olarak tabir edilen kaçak villalar, kent içinde kamusal alanları işgal eden yapılar vb. olmak üzere birçok imara aykırı yapı korunmuş olacak. Odaların ve vatandaşların bu yapılara karşı açmış olduğu davalar da düşmüş olacak.

Kamuya ait tarım arazileri satılabilecek

Yasanın 17. maddesinde, hazineye ait tarım arazilerinin kiralanmasının ötesinde, kira bedelini düzenli şekilde ödeyen kiracılara arazilerin doğrudan satılabileceği yer alıyor.

Bu sayede, devlet güvencesi altında olması gereken tarım, orman, kıyı, mera gibi doğal alanların özel mülkiyet kontrolüne bırakılmasının yolu açılıyor.

İzmir’de başta Çeşme ve Karaburun olmak üzere kırsaldaki çok sayıda tarım arazisi geçtiğimiz yıllarda kiralanmıştı.

“Peşkeş çekme ve yağmalama yasası”

İmar düzenlemesinin sonuçlarını gazetemize değerlendiren İzmir’e Sahip Çık Platformu Sözcüsü Melih Yalçın, “Bu düzenleme aynı zamanda peşkeş çekme ve yağmalama yasası aynı zamanda. kentleri ve yaşam alanlarını paraya çevirmeye çalışma politikalarının bir parçası. Tarım alanlarının, kıyıların, orman vasfını yitirmiş alanların el değiştirme ihtimali var. Bunların kararlarını hükümet yetkilileri verilecek. Satın alanlar istediği gibi yapılaşmaya açabilecek. Her türlü yoruma açık tehlikeli bir düzenleme. herkesin yaptığı yanına kâr kalacak. Parası olan siyaseten güçlü olan herkes kamu malını kendi mülküne  geçirebilecek” dedi.

 

(Evrensel)

“Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü” kitabının imza günü İstanbul ve Ankara’da

Gazeteci, yazar, hayvan özgürlüğü aktivisti Zülâl Kalkandelen’in yeni kitabı “Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü”, Kült Neşriyat etiketiyle geçen ay yayınlandı.

Kitabın İstanbul’daki ilk imza günü yarın saat 18:00’da Karaköy’deki vegan kafe LiT’te yapılacak; Ankara’daki ilk imza günü ise kentin ilk vegan restoranı Veganka’da 23 Mayıs Çarşamba günü 18:30’da gerçekleşecek.

Kalkandelen, Türkçe’de alanında hazırlanmış en kapsamlı telif çalışma olma niteliğini taşıyan kitapta, konuya ilişkin kabul görmüş dar kanâatler üzerine metinlerarası bir eleştiri kuruyor.

Feminizm, çevrecilik ve Marksizm’in hayvan hakları açısından eleştirilerine yer verilen kitap, tüm duyarlı canlılar için yaşam hakkını ve hayvan özgürlüğünü savunan veganizmin insanlığın evrimindeki önemine vurgu yapıyor.

Yaşadığımız gezegende insan, hayvan ve yeryüzünün özgürlüğünün ancak bir arada gerçekleşebileceğinin altını çizen yazar, veganizmin gelişimini tarihsel süreçte ele alarak açıklıyor.

Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü adlı kitapta, uluslararası alanda tanınmış veganlar ve hayvan özgürlüğü aktivistleriyle röportajlara da yer veriliyor.

Müzisyen Moby ile veganlık ve yaşam hakkı; müzisyen ve yazar John Robb ile veganlık ve punk ilişkisi; Kuzey Amerika Hayvan Özgürlüğü cephesinin kurucularından Dr. Jerry Vlasak ile ALF ve doğrudan aksiyon; avangart noise müzisyeni Keiji Haino ile veganlıkla ilişkilendirdiği Japon “Ma” konsepti, ABD’nin ilk vegan başkan adayı Clifton Roberts ile hayvan hakları mücadelesinin siyasetteki yeri hakkında yapılan röportajlar, farklı bakış açılarını yansıtan bir çeşitlilik içeriyor.

Zülâl Kalkandelen, kitabını hayvanlara adadığını şu ifadeyle belirtiyor:

“Mezbahalarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, fabrikalarda, hayvanat bahçelerinde, akvaryum parklarında, sirklerde, yaşamın her alanında insanlar tarafından esir edilip çalıştırılan, işkenceden geçirilen ve gaddarca katledilerek yaşam hakları ellerinden alınan milyarlarca hayvan için…”

 

(Yeşil Gazete)

Atatürk Orman Çiftliği arazisinin kiralanmasını öngören teklif Komisyon’da kabul edildi

Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 29 yıllığına kiralanmasını öngören maddenin de içinde yer aldığı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda dün kabul edildi.

Hülya Karabağlı’nın T24’te çıkan haberine göre, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Atatürk Orman Çiftliğinin 1925 yılında yaklaşık 55.540 dekar olan arazisinin mahkeme kararıyla satılan veya devredilen 43 dekarlık kısmı hariç 22.240 dekarının devir ve satış yoluyla elden çıkarılması sonucu 2015 yılı sonunda 33.250 dekara gerilediğini görüyoruz” dedi.

Temizel:  Atatürk Orman Çiftliği maddesi bir suçtur

CHP İzmir Milletvekili Temizel, teklifin, “AOÇ’nin belli bir arazisinin belediyeye bedelsiz tahsis edilmesi ve üçüncü kişilere kiraya verilmesi” maddesiyle getirilen düzenlemeye “ Bu bir suçtur, bu suçu yasal hale getirmek de suçtur” dedi.  Gençlik döneminde Orman Çiftliği denildiği zaman Orman Çiftliği sütünü hatırladıklarını anlatan Temizel, “Her sabah getirilip büfelerin önüne bırakılan, yarımşar kiloluk veya 250 gramlık kırmızı kapaklı etiketleri olan taze süt 35 kuruştu. Artık o sütü içemiyorsunuz” diye konuştu.

Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği yağması katlandı

 

(T24)

İTÜ’de öğrenci kulübü etkinliklerine rektörlük engeli

İTÜ Rektörlüğü, Sosyal Bilimler Kulübü’nün etkinliği için Mücella Yapıcı’nın; Makine Mühendisliği Kulübü’nün yapacağı etkinlik içinse Sungur Savran’ın katılmaması koşulu koydu.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörlüğü, İş Güvenliği Kulübü’nün 15 Mayıs Salı günü gazeteci İsmail Saymaz ve akademisyen Sungur Savran’ın katılımıyla yapacağı “Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” etkinliğinden Savran’ın çıkarılmasını istedi.

Sosyal Bilimler Kulübü’nün düzenleyeceği “Mühendisliğin ve Mimarlığın Toplumsal Sorunları” etkinlik içinse okul yönetimi İTÜ mezunu mimar Mücella Yapıcı’nın konuşmacı listesinden çıkarılması şartını koydu.

Öte yandan Makine Mühendisliği Kulübü’nün dördüncüsünü düzenleyeceği “Mezunlarla Sohbetler” etkinliği de Rektörlükten gelen talimat doğrultusunda “sebep gösterilmeden” iptal edildi.

Saymaz da etkinliğe katılmayacak

İş güvenliği Kulübü üyeleri tarafından yapılan açıklamada etkinliğe katılacak İsmail Saymaz’ın Rektörlüğün kararını protesto ederek İTÜ’ye gelmeyeceği açıklandı.

İş Güvenliği, Sosyal Bilimler ve Makine Mühendisliği kulüpleri ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda Rektörlüğün aldığı kararları protesto ederek “İTÜ’de sansür var” dedi.

“İTÜ’de sansür var”

Makine Mühendisliği Kulübü yaptığı açıklamada “Biz kulüp üyeleri ve İTÜ öğrencileri olarak İTÜ’de kulüp faaliyetlerinin yönetim tarafından sadece sponsorluklar ile okula bütçe dışı gelir sağlayan yerler haline getirilmeye çalışıldığını görüyor ve sizlere üzülerek bunu bildiriyoruz” dedi.

İş Güvenliği Kulübü’nden yapılan açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin kulübün temel görevi olduğunu belirtilerek, “Kararı kabul etmiyor, bütün İTÜ bileşenlerini, öğrenci kulüplerinin etkisizleşmesinin, uzmanlık kulüplerinin tek tipleşmesinin karşısında bir araya gelmeye davet ediyoruz” dedi.

Sosyal Bilimler Kulübü ise “İktidar dışındaki herkese küfür eden, mezhepçi ve ayrıştırmacı sözleriyle tanınan Roterdam İslam Üniversite Rektörü’nün etkinlik yapabildiği bilim yuvası Teknik Üniversitesi’nde  aydınlar yer alamıyor. Bu durum da ülkenin mevcut durumuyla bağdaşlaştırılıyor” sözleriyle açıklama yapıldı.

 

(Bianet)

Dünyada bir ilk: Kosta Rika fosil yakıtları tamamen yasaklamaya hazırlanıyor

Orta Amerika ülkesi Kosta Rika karbonsuzlaşmaya yönelik tarihi bir adım atmaya hazırlanıyor. 

İklim Haber’de çıkan habere göre, Kosta Rika’nın yeni başkanı Carlos Alvarado, fosil yakıtları yasaklama ve dünyanın tamamen karbondan arındırılmış ilk ülkesi olma planını açıkladı.

38 yaşında eski bir gazeteci olan Alvarado, kararı geçtiğimiz Çarşamba günü göreve başlama töreninde duyurdu.

Ülkenin yeni başkanı Alvarado, “Karbondan arınmak bizim kuşağımızın en büyük görevidir ve Kosta Rika dünyanın ilk ülkelerinden biri olmasa da, bunu başarabilmeli. Temiz ve yenilenebilir enerjilerin kullanılmasını sağlamak için ekonomimizde fosil yakıtların kullanımını ortadan kaldırmak gibi güzel bir görevimiz var” diyor.

Alvarado geçtiğimiz ay, Orta Amerika ülkesinin bağımsızlığının 200. yılına denk gelen 2021’e kadar ulaşımda fosil yakıt kullanımını sona erdirmek için bir plan uygulamaya başlayacağını da açıklamıştı. 

Kosta Rika elektriğinin %99’undan fazlasını yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak üretiyor.

Ancak uzmanlar, çevresel adanmışlığıyla bilinen bir ülkede bile sıfır karbon ulaşım hedefine hızla ulaşmanın zorlu bir meydan okuma olduğuna dikkat çekiyorlar. 

Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde çalışan Kosta Rikalı enerji araştırmacısı Jose Daniel Lara, fosil yakıtların birkaç yıl içinde tamamen ortadan kaldırılmasının büyük olasılıkla gerçekçi olmadığını ifade ediyor. Ancak planın bu amaca yönelik daha hızlı harekete zemin hazırlayacağını da ekliyor. 

Kosta Rika, ulaşımda yüzde yüz elektriğe geçiyor

 

(İklim Haber)

24 Haziran erken seçimi: Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda kullanılacak oy pusulası belli oldu

Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) çekilen kuraya göre, 24 Haziran’daki cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda kullanılmak üzere adaylar için hazırlanan oy pusulası yayınlandı.

Pusulada birinci sırada Muharrem İnce, ikinci sırada Meral Akşener, üçüncü sırada Recep Tayyip Erdoğan, dördüncü sırada Selahattin Demirtaş, beşinci sırada Temel Karamollaoğlu, altıncı sırada da Doğu Perinçek yer alacak.

24 Haziran seçimlerinin takvimi ise şöyle:

30 Nisan              Seçimin başlangıç tarihi

1 Mayıs                Cumhurbaşkanı adaylığı için başvuruların başlayacağı tarih

2 Mayıs               Seçmenler tarafından aday gösterilmek isteyen cumhurbaşkanı adayları için son başvuru günü

3 Mayıs               Seçmenler tarafından aday gösterilmek isteyen cumhurbaşkanı adaylarından başvurusu YSK tarafından reddedilen aday, 15.00’e kadar yeniden inceleme talebinde bulunabilecek

4 Mayıs               Cumhurbaşkanı adaylığı başvurusu kabul edilenler için seçmenler tarafından teklifte bulunulmasına saat 08.00’den itibaren başlanacak

5 Mayıs               Siyasi partilerin cumhurbaşkanı adaylığı için başvurular saat 17.00’de sona erecek

6 Mayıs               Siyasi partilerin ittifak protokolünü YSK’ya teslim etmesi için son gün

7 Mayıs               Siyasi partilerce aday gösterilen cumhurbaşkanı adaylarının bilgi ve belge eksikliklerini tamamlamasının son günü

9 Mayıs               Cumhurbaşkanı adaylığı için seçmenler tarafından aday gösterilmek isteyenlerden başvuruları kabul edilenler için seçmenler tarafından teklifte bulunulmasının son günü

10 Mayıs             Cumhurbaşkanı geçici aday listesinin Resmi Gazete’de yayımlanması ve itirazların başlangıcı

11 Mayıs             Cumhurbaşkanı geçici aday listesine yapılacak itirazların son günü

12 Mayıs             Muhtarlık bölgesi askı listeleri askıdan indirilecek. Seyyar sandıklarda oy kullanabilmek için yapılacak başvurular tamamlanacak. Cumhurbaşkanı geçici aday listesine yapılacak itirazlar YSK tarafından karara bağlanacak

13 Mayıs             Cumhurbaşkanı kesin aday listesinin Resmi Gazete’de yayımlanması ve cumhurbaşkanı seçimi propaganda döneminin başlangıcı

14 Mayıs             Cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin YSK’da kurayla belirlenmesi

18 Mayıs             İttifak yapan siyasi partilerin ittifaktan vazgeçmelerinin son günü

20 Mayıs             İttifakların ve siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için YSK’de kura çekimi

21 Mayıs             Bağımsız milletvekili adaylığı için il seçim kurullarına başvurunun son günü

22 Mayıs             Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüklerinin kesinleştirilmesi ve oy kullanılacak sandıkların belirlenmesi

26 Mayıs             Milletvekili geçici aday listeleri YSK’ce Resmi Gazete’de yayımlanacak ve itirazlar başlayacak

27 Mayıs             Geçici aday listelerine itirazlar saat 15.00’te sona erecek ve itirazlar karara bağlanacak

30 Mayıs             YSK’ce milletvekili kesin aday listeleri ilan edilmek üzere il seçim kurullarına ve Resmi Gazete’ye gönderilecek

7 Haziran             Gümrük kapılarında ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacak

14 Haziran          Propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları başlayacak

17 Haziran          Radyo ve televizyon propaganda konuşmaları başlayacak. Seçmen bilgi kağıtlarının seçmene dağıtımı tamamlanacak

19 Haziran          Yurt dışı oy verme işlemi sona eriyor

23 Haziran          Seçim propagandası saat 18.00’de sona erecek

24 Haziran          Oy verme günü. Seçim yasakları saat 24.00’te sona erecek

İkinci oylamaya ilişkin seçim takvimi

İlk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanmadığı takdirde 8 Temmuz 2018 Pazar günü ikinci oylama yapılacak.

İkinci oylama propaganda dönemi 25 Haziran’da başlayacak.

Yurt dışında oy verme işlemi 30 Haziran’da başlayacak, 4 Temmuz’da sona erecek.

Seçim propaganda dönemi 7 Temmuz saat 18.00’de sona erecek.

Cumhurbaşkanı seçimi geçici sonuçları 9 Temmuz’da, kesin sonuçları ise 12 Temmuz’da ilan edilecek.

 

(Diken, Yeşil Gazete)

Barış Atay gözaltına alındı

Barış Atay, bu sabah saat 06.00’da evine gelen polisler tarafından gözaltına alındı. Atay’ın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi. Sanatçının, ifadesi alınmak üzere Vatan Caddesi’nde bulunan Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

Avukat Bolaç, sosyal medya hesabı Twitter’dan oyuncu Atay’ın gözaltına alındığını duyurdu. Bolaç, “Nihayet Barış Atay’ı gözaltına aldırmayı başardılar. Birilerine yargılanacaksın demek veya affetmiyorum demek ne zamandır suç oldu?” diye yazdı.

Bolaç, Evrensel’e yaptığı açıklamada Atay’ın Fatih Vatan Caddesi üzerindeki Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğünü, gözaltı gerekçesinin henüz açıklanmadığını söyledi. Bolaç, gözaltı gerekçesinin son günlerde yaşanan tartışmalarla ilgili olmasının yüksek ihtimal olduğunu söyledi ve evde arama yapılmadığını belirtti.

Atay, madenci tekmeleyen Yusuf Yerkel’in özür mesajının ardından sosyal medya hesabı Twitter’dan “Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle ‘torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz’ falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz” diye yazmıştı.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Atay’ın bu mesajı medya sonrası “Lütfen bu adama haddini bildiriniz!” başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Hükümete yakın medya organlarında da Atay, bu mesajı sonrası hedef gösterilmişti.

 

(Cumhuriyet, Evrensel)

Türkiye’den İsrail’in İstanbul Başkonsolosu’na: Bir süreliğine ülkene dön

ABD’nin Kudüs’te büyükelçilik açmasını protesto eden Filistinlilere yönelik İsrail müdahalesini “devlet terörü” olarak gören Ankara’dan ikinci diplomatik adım geldi.

Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ankara büyükelçisinin ardından İstanbul başkonsolosu Yosef Levi’nin de bir süreliğine ülkesine dönmesini istedi.

Türkiye’nin Filistin nezdindeki Kudüs başkonsolosu Büyükelçi Gürcan Türkoğlu’nun dün İsrail Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığı ve istişarelerde bulunmak üzere bir süreliğine Türkiye’ye dönmesinin istendiği bildirilmişti.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’nin Kudüs’teki başkonsolosu Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak, kendisinden istişarelerde bulunmak üzere bir süreliğine ülkesine dönmesi istendi” ifadesi kullanılmıştı.

ABD’nin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararından sonra İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere yönelik katliamında 62 kişi hayatını kaybetti, 3 binden fazla kişi yaralandı.

Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Tel Aviv büyükelçisi Kemal Ökem ile Washington büyükelçisi Serdar Kılıç’ı istişareler için Türkiye’ye çağırdı. Dışişleri Bakanlığı ayrıca İsrail’in Ankara Büyükelçisi Eitan Naeh’in bir süre ülkesine dönmesinin uygun olacağını kendisine bildirdi.

İsrail’in Ankara Büyükelçiliği önündeki protesto gösterisi

İsrail’den karşı hamle

Ankara’nın kararının ardından İsrail de Türkiye’nin Kudüs başkonsolosu Hüsnü Gürcan Türkoğlu’nu Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak, “bir süre için istişarelerde bulunmak üzere” Türkiye’ye dönmesini istedi.

Krizden sonra geldi

Türkiye ile İsrail arasında 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara krizinin ardından iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler, ikinci katip seviyesine indirilmişti.

Türkiye-İsrail ilişkilerin normalleştirilmesi yıllar süren bir dizi temas ve girişimlerin ardından 2016 yılının sonlarına doğru sağlanmıştı.

İsrail; ilişkilerin yeniden büyükelçi seviyesine çıkartılmasının ardından 2016 yılı Aralık ayında Eitan Na’eh’i Ankara’ya büyükelçi olarak atamıştı.

Türkiye de Tel Aviv’e Kemal Ökem’i göndermişti.

BM’den Gazze’deki katliam için soruşturma çağrısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliam nedeniyle acil koduyla toplandı.

BM Güvenlik Konseyi’ndeki acil toplantı, Konsey Başkanı Polonyalı Büyükelçi Joanna Wronecka’nın Gazze’de öldürülenler ve “çok uzun süredir devam eden çatışmalar sonucu ölen diğer kurbanlar” için bir dakikalık saygı duruşu istemesiyle başladı.

BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail Ordusu’nun Gazze’de Filistinlileri öldürdüğü saldırının ele alındığı oturumda Filistinli ve İsrailli temsilciler arasında sert tartışmalar yaşandı.

Filistinli BM Temsilcisi “insanlığa karşı suç işlendiğini” söylerken, İsrailli Büyükelçi Gazze’yi kontrolü altında tutan Hamas’ı “kendi halkını rehin almakla” suçladı.

Bazı ülkeler yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili kaygılarını dile getirirken, bazıları da soruşturma talebinde bulundu.

Filistin’in BM Büyükelçisi Riyad Mansur “İsrail’in Gazze Şeridi’nde yaptığı iğrenç katliamı en güçlü şekilde kınıyoruz” dedi.

Mansur İsrail’in askeri operasyonlarının durdurulmasını talep etti ve “direnişlerini ifade eden Filistin halkına gaddar İsrail saldırısı” diye tanımladığı olayların şeffaf bir uluslararası soruşturmada ele alınmasını istedi.

Geçmişte soruşturma yapılmadığı için BM’yi de eleştiren Mansur “Harekete geçmeniz için kaç Filistinli’nin ölmesi gerekiyor. Ölmeyi hak ettiler mi? Çocuklar anne ve babalarının elinden alınmayı hak ettiler mi” diye konuştu.

İsrail’in BM Büyükelçisi Danny Danon da, Gazze-İsrail sınırında yaşanların “gösteri ya da protesto değil, şiddet dolu bir ayaklanma olduğunu” saöundu.

Danon Hamas’ın “Gazze halkını rehin aldığını” idda etti.

İsrailli temsilci ayrıca, “İnsanları şiddete teşvik ediyorlar, sivil kayıplarını arttırmak için ateş hattına ellerinden geldiği kadar çok sivil yerleştiriyorlar, sonra da İsrail’e suçu atıp, BM’ye şikayete geliyorlar. Bu, masum çocuklar pahasına oynanan ölümcül bir oyun” dedi.

Diğer ülkeler neler söyledi?

-BM’de konuşan ABD’nin BM Büyükelçisi Nikki Haley, İsrail’in güç kullanmasını savundu ve “Bu odadaki hiçbir ülke İsrail’den daha itidalli davranmazdı” dedi. ABD’nin can kaybına üzüldüğünü belirten Haley, Hamas’ı suçladı ve “Hamas dünkü sonuçlardan memnun” diye konuştu.

-İngiltere, İrlanda ve Belçika bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı. İngiltere’nin BM Büyükelçisi Karen Pierce “Gazze’de kullanılan canlı mermi sayısı ve ölümler tedirgi edici ve konsey bunu görmezden gelemez” dedi.

-İrlanda İsrail Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.

-Türkiye, İsrail Büyükelçisi’nden geçici olarak ülkeyi terk etmesini istedi. İsrail de aynı şekilde karşılık verdi.

-Fransa Cumhurbaşkanı İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde, sivillerin barışcıl gösteri hakkı olduğunu söyledi.

İsrail’le anlaşmaların iptal edilmesi önerisi TBMM’de reddedildi

Gazze sınırında yaşanan olaylar ve onlarca Filistinli’nin İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan İsrail’le anlaşmaların iptal edilmesi önergesi reddedildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “İsrail ile ekonomik, askeri, siyasi tüm anlaşmaların sonlanması, İsrail’e ekonomik yaptırım uygulanması amacıyla Meclis genel kuruluna sunduğumuz genel görüşme talebimiz AKP ve MHP oylarıyla reddedildi” denildi

 

(Hürriyet, Milliyet, Deutsche Welle Türkçe, Euronews)