Ana Sayfa Blog Sayfa 2801

“#NükleercilereOyYok!” ve Ötesi

Gazetemiz iklim ve enerji haberleri editörü Pınar Demircan‘nı Yeni Yaşam Gazetesi’ndeki ilk yazısını paylaşıyoruz

Yeni Yaşam Gazetesi’ndeki bu ilk yazım tarihin belki de en önemli siyasal seçiminin öncesine denk geldiği için “Merhaba” derken, gelecek tercihimizin siyasilerin görev süresini aşan konularda da belirleyici olacağına değineceğim. Zira mevcut siyasi iktidar nükleer santral sahibi olmak istiyor ve bunun için uluslararası güvenliği tehlikeye atan şekilde hükümetlerarası anlaşmanın dünyadaki ilk örneklerini verdi. Nükleer santrallerin genel ekolojik riskleriyle ülkemizdeki projelerin konumlandırıldığı yerlerle ilgili riskler  proje sahipleri tarafından gözardı ediliyor. Hukukun arkasından dolanılması ve OHAL imkanlarının da kullanılarak sivil toplumun sesinin kısılması ise  #NükleercilereOyYok kampanyasını ortaya çıkardı. Ancak, siyasi iktidarın neoliberal alışkanlığını nükleer santraller gibi uluslarası standartlara uygunluk gerektiren süreçlerde sürdürmesi nükleer risk koşullarını arttırırken, nükleer santralleri de siyasi güç değil yük haline getirebilir.

Nükleer santrallerin ortaya çıktığı zaman ve uzamın ötesinde tüm dünya için sürekli tehdit oluşturduğu, en çok yaşanan felaketlerle anlaşılmıştır. Nitekim, otuz iki yıl önce meydana gelen Çernobil Nükleer Felaketi’nin kızıl ormanında iki gün önce çıkan yangın, yapraklara tutunan yüksek dozda radyasyonun atmosfere bir kez daha yayılmasına yol açtı. Bu olayın tekrar olmayacağının garantisi yok. Diğer taraftan birkaç gün önce Ukrayna’daki ineklerin sütünde radyoaktivite tespit edildi. Ayrıca bilim insanları gelecek on yıl içinde Çernobil kaynaklı kırk bin yeni kanser vakası olacağına dikkat çekiyor. Japonya’da ise Fukuşima Nükleer Santrali’nden  milyonlarca dolar harcanarak teknolojinin tüm imkanlarının seferber edilmesine rağmen okyanusa yedi yıldır her gün önlenemeyen şekilde üç yüz ton radyoaktif su akıyor. Nükleer santral sahasındaki silolarda biriktirilen radyaoaktif suyun miktarı bir milyon tona ulaştı ve belli proseslerden geçirilerek denize boşaltılması için planlar yapılıyor. Fukuşima sonrası çocukluk çağı kanseri eskiye göre beş yüz kat arttı, kalp ve kan hastalıklarıyla psikolojik problemler de cabası. Belçika ise eskiyen nükleer reaktörlerinin soğutma kulelerindeki binlerce çatlak nedeniyle radyoaktivite yayıldığı için olası bir felakete hazırlık olarak halkına iyot hapları dağıtmak zorunda kaldı.

Bu ve benzer nedenlerle pek çok ülke nükleer santrallerin elim sonuçlarını anlayıp bunları, yenilerini açmamama taahütünde bulunarak kapatırken, Türkiye ise nükleer santral projeleri için devletin imkanlarını seferber ediyor. Oysa neoliberalizmin nükleer enerji üretimi şartlarında nasıl facialara neden olduğunu bir yargı kararı ile dahi ortaya kondu. 2016 yılında Japonya’da Fukuşima Nükleer felaketinin meydana gelme nedenlerini ilgilendiren davada mahkeme, Japon Hükümeti ile Tokyo Elektrik Şirketi(TEPCO)’nin nükleer felaketle ilgili olarak müteselsilen sorumlu olduğuna hükmetti. Esasen bu yargı kararı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) Türkiye’deki Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilişkin 2013 yılı değerlendirme raporunu akla getiren türden. O rapor ki nükleer santrali ilgilendiren süreçlerin siyasi iktidardan özerk bir şekilde yürümesi gerektiğine dikkat çektiği için devlet sırrı gibi saklanmış, kamuoyunun erişimi ancak iki yıl sonra mümkün olmuştu.

Ancak Türkiye’de nükleer santral projelerinin siyasi iktidardan bağımsız olması bir yana bu projeler Mega Proje kapsamına alınarak Enerji Bakanlığı’na ve/veya Başbakanlığa dolayısıyla Cumhurbaşkanlığına bağlı olacak denebilir. Öte yandan halihazırda finansman zorluğu çekilen nükleer santral projeleri için kamu iktisadi teşekkülü olan Elektrik Üretim A.Ş’nin (EUAS) Jersey Kanal Adaları’nda iki ayrı şirket kurması sağlandı. Böylece nükleer santral planlarının kamu kaynakları kullanılarak ve Sayıştay’ın denetimine girmeden vergiden muaf yürütülmesi sağlandı. Tüm bunlara ek olarak proje yatırım kararları alınırken bir buçuk-iki Türk Lirası civarında olan doların bugün beş Türk lirasına geldiği göz önüne alınırsa, seçimden sonra beklenen ekonomik yüke bir de bu projelerin maliyetlerindeki artışın eklenmesi söz konusu olabilir.

Bu yazı yeniyasamgazetesi.com/ dan alınmıştır

 

Pınar Demircan

Enerji Bakanı Berat Albayrak 3. nükleer santralin yerini açıkladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, 24 Hazi̇ran’a 10 gün kala seçi̇m süreci̇yle i̇lgi̇li̇ soruları CNN TÜRK ekranında yanıtladı.

Albayrak konuşmasında yeni yapılacak olan üçüncü nükleer santralin yerini açıkladı.

Trakyalılar nükleer santralin yapımına karşı çıkıyor

“2023’te Akkuyu’nun ilk etabı devreye girecek. 3. yeri aşağı yukarı belli. Büyük enerji kullanımı nedeniyle büyük ihtimalle Trakya Bölgesi olacak. Bu bölgede üretim fazla yok. Hem kaynağında üretmek, hem de arz talep dengesi. 2018 yılında büyük bir ihtimalle detaylarını açıklayacağız.

Borda önümüzde süreçte organize sanayi bölgelerinin dışında önemli merkezler inşa edeceğiz. Yerini belirledik ancak şu anda açıklamıyorum. Büyük merkezle beraber sanayi ile işbirliği yapılacak. Nükleerde de dünyadaki en gelişmiş örneği alacağız. Borla nükleer komşu olacak.”

 

(Cumhuriyet)

İklim değişikliği Antarktika’yı eritiyor: 25 yılda 3 trilyon ton buzul kaybedildi

1869’da yayın hayatına başlayan dünyaca ünlü bilim dergisi Nature uluslararası bir araştırmayı sayfalarına taşıdı.

Araştırma, Antarktika’nın 1992-2011 yılları arasında yılda neredeyse 84 milyar ton buzul kaybettiğini, eriyen buzul miktarının, 2012-2017 arasında yılda 241 milyar tonu aştığını gösterdi.

Toplamda ise 25 yılda 3 trilyon ton buzul kaybedildi.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile çalışan 88 bilim adamının yaptığı araştırmada, çeyrek yüzyılda kıtanın eriyen buz tabakasının, Teksas kadar bir alanı 4 metre derinlikte suyla kaplayacak miktarda olduğu hesap edildi.

Bilim adamları eriyen buzulların dünya okyanuslarında 7,6 milimetre yükselmesine neden olduğuna da dikkati çekti.

“İşler beklediğimizden hızlı ilerliyor”

Araştırma ekibinde yer alan California Irvine Üniversitesinden Isabella Velicogna, “Endişelenmemiz gerektiği kanısındayım. Bu, çaresiz olduğumuz anlamına gelmiyor ancak işler beklediğimizden hızla ilerliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Washington Üniversitesi’nden Ian Joughin de en fazla erimenin meydana geldiği Batı Antarktika’nın ‘yıkık durumda’ olduğuna dikkati çekti.

Tek ölçümlü araştırmalardan farklı olan bu çalışmada, buzul kaybına 10 ile 15 uydu kullanılarak 24 değişik yöntem, hava ve yer ölçümlerinin yanı sıra bilgisayar simülasyonları kullanıldığına da işaret edildi.

Leeds Üniversitesinden Andrew Shepherd da tek başına Antarktika’nın yüzyılın sonuna kadar deniz seviyesinin yükselmesine 16 santimetrelik katkıda bulunabileceğini vurguladı.

2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması uyarınca küresel ısınmanın 2 santigrat derecenin altında tutulması hedefleniyor.

Ancak bilim insanlarına göre hâlihazırda 1 santigrat derece ısınmış dünyadaki küresel ısınmayı toplam 3 santigrat derecede tutmak bile oldukça zor görünüyor.

 

(Sputnik News)

Ünlülerden seçmenlere müşahitlik çağrısı: Hadi bakalım doğru sandık peşine

“Sandık Peşine” sloganıyla çok sayıda ünlü isim seçmeleri, müşahit olmaya çağırdı.

Kampanya videosunda Gülriz Sururi, Ayşen Gruda, Ayşenil Şamlıoğlu, Fırat Tanış, Taner Rumeli, Özge Borak, Melis Birkan, Berna Laçin ve Mert Fırat yer aldı.

Video dün sosyal medyada yayınlandı.

 

(Yeşil Gazete)

BM Filistin halkı için koruma talep eden kararı kabul etti

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Filistin halkı için koruma talep edilen kararı kabul etti ve İsrail’e Gazze Şeridi’ndeki Filistinli göstericilere uyguladığı şiddete son vermesi için çağrıda bulundu.

Bağlayıcı niteliği olmayan karar tasarısı, sekiz ret ve 45 çekimser oya karşı 120 devletin oyuyla kabul edildi.

Tasarı, Arap ve Müslüman ülkeler adına Türkiye ve Cezayir tarafından BM Genel Kurulu’na sunulmuştu.

Tasarıda, İsrail’in sivillere uyguladığı “aşırı, orantısız ve rastgele” şiddet kınanırken, Gazze’den atılan roketler de eleştirildi.

ABD’nin tasarıda Hamas’ın da kınanmasını istediği değişiklik teklifi BM Genel Kurulu’nda gerekli üçte ikilik desteği alamadığı için kabul edilmedi. ABD’nin Filistin kararına eklenmesini istediği paragrafta, Hamas’ın İsrail’e yönelik roket saldırılarının kınanması ve Hamas’ın provokasyon ve şiddet eylemlerine son vermesi talep edilmekteydi.

İsrail’in Gazze sınırında Mart ayı sonundan bu yana düzenlenen protesto eylemleri sırasında meydana gelen şiddet olaylarında en az 129 Filistinli İsrail askerleri tarafından öldürülmüş, binlerce Filistinli de yaralanmıştı.

 

(DW Türkçe)

Erdoğan’dan mahalle başkanlarına, “7 Haziranı yaşamamak için HDP’lileri sandık seçmen listesinden çıkaracağız”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 9 Haziran cumartesi akşamı AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen ‘Mahalle Başkanları Toplantısı’nda, “Bunu dışarıda konuşmam” notuyla yaptığı HDP açıklamaları sosyal medyada gündem oldu.

Twitter’da yayılan konuşmanın görüntülere göre, ‘Mahalle Başkanları Toplantısı’ yazılı bir afiş önünde konuşan Erdoğan’ın şunları dediği duyuldu:

https://www.youtube.com/watch?v=0lUx4_t0TJ8

“Arkadaşlar, HDP üzerinden parti teşkilatımızın çok farklı çalışma yapması lazım.

Bunu dışarıda konuşmam. Burada sizlerle konuşuyorum, niye sizlerle konuşuyorum? Çünkü, onların baraj altı kalması demek, bizim durumumuzun çok daha iyi bir noktaya gelmesi demektir.

Dolayısıyla da, her ilçede arkadaşlarım özellikle onlar üzerinde çok farklı çalışması lazım. Çünkü siz kim, kimdir bunu biliyorsanız.

Mahalle temsilcilerimiz zaten kimin kim olduğunu bilmiyorsa bu görevi bırakması lazım. Alacaksınız sandık seçmen listesini, bakacaksınız kim kimdir.

Bu çalışmayı yapmanız da inanıyorum ki bize çok farklı bir netice getirebilir. Markaja almak diyoruz ya, markaja alacaksınız.”

“Dolayısıyla bunları sandık seçmen listesinden çıkaracağız”

İlk videonun yayılmasının ardından çokta fazla geçmeden yeni bir video daha sosyal medyada paylaşılmaya başlandı. Aynı toplantıdan farklı bir açıda çekildiği anlaşılan görüntülerde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen ‘Mahalle Başkanları Toplantısı’nda katılımcılara 7 Haziran gibi bir sonuç çıkmaması için yapmaları gerekenleri aktarıyor.

İkinci videoda Erdoğan’ın aktardıkları şu şekilde,

https://www.youtube.com/watch?v=SQ2z9sZG-v0

“Kaleyi içeriden fethedilir. Kapılardan döndürüyorlar. Döndürenler onlardan, döndürmeyenler bizdendir. Biz orada ona da katlanacağız. Bu işte, kapısını açmayan döndüren, kendi kişiliğini kimliğini ortaya koymaktadır. Burada biz bir mücadele veriyoruz. Ve bu mücadeleden de allahın izniyle galip çıkmamız gerekiyor.

“İnşallah, inşallah” sesleri

Öyleyse biz koşturacağız. Bu mahallelerde hangi aile, konumu nedir, durumu nedir, bunları kim tespit edecek, mahalle yönetimi. Dolayısıyla bunları sandık seçmen listesinden çıkaracağız. Sandık seçmen listesinden çıkardıktan sonra da onların üzerinde birebir ayrıca çalışma yapmamız gerekir. Kalan süre 13 gün, fazla bir süre yok.

Birebir yaptığımız çalışmayla da bunları inşallah markaja alacağız. Fakat hepsinden önemlisi seçim gerçekten sandıkta kazanılır. Fakat nasıl kazanılır? Sandık kurulu üyesi arkadaşlarım seçim günü diğer partilerin görevlilerinden önce sandık mahallinde yerini almalıdır. Yani bizim arkadaşlarımızdan önce onlar gelmemeli. Bizim sandık müşahitleri ile de oraları takviye etmemiz lazım.

Sandık kurulundaki hakimiyeti böylece biz elde etmiş oluruz. Burda çok hassas olmalıyız. Bu işi hiç hafifa almamamız gerekir. Yani bunların geçmişte çok yaşadık. Bunları sağlama alırsak İstanbul’da işi başlamadan bitirmiş oluruz. Yani iş çantada keklik değil, onu da söyleyeyim. Kamuoyu araştırmalarında filan iş bitmiş anlamında değil şu anda, onu da söyleyeyim.

Bu neyi gösteriyor. Son seçimlerde yaşadığımız olay, 7 Haziran ve sonrasında Kasım. Bakın, bir 7 Haziran daha yaşamamalıyız. Aynı şekilde bir Kasım yaşamamalıyız. Yani iş bıçak sırtı olmamalı. İstanbul, adeta 81 vilayeti temsil eder. İstanbul’da çıkan sonuç Türkiye’nin de bir neticesidir.”

 

(T24, Yeşil Gazete)

Anayasa Mahkemesi Demirtaş’ın tahliye talebini reddetti

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, “tedbiren tahliyesini” isteyen HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın tahliyeye yönelik tedbir talebinin reddedildiği öğrenildi.
Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demirtaş, tahliye isteminin Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi üzerine avukatları aracılığıyla 29 Mayıs’ta Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmış, başvurusunun öncelikle görüşülmesini isteyerek, tedbir talebinde bulunmuştu.

Demirtaş’ın “tedbiren tahliye talebini” aynı gün inceleyen Anayasa Mahkemesi ilgili komisyonunun, bu talebi reddettiği ve başvuruyu esas yönünden inceleme yapılmak üzere ilgili bölüme sevk ettiği belirtildi.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü uyarınca, tedbir talebi, başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine verilebiliyor.

Yüksek Mahkemenin de “başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasının yaşamına, maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik bir tehlike oluşturduğuna dair derhal tedbir kararı verilmesini gerektirir bir durum bulunmadığı sonucuna vararak, bu aşamada başvurucunun tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği” yönünde karar verdiği öğrenildi.

 

(Karar)

Cumhurbaşkanından Demirtaş açıklaması: Tutuklu olan kişi aday olamaz, olmamalı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1,5 yıldır tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçimlerde yarışmaması gerektiğini söyledi. Erdoğan, “Bir eksiklik, yanlışlık var. Burada illa mahkumiyeti adaylık şartları arasında saymamamız lazım. Tutuklu olan kişi aday olamaz, olmamalı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV, 360 ve Anadolu Yayıncılar Birliği’nin ortak canlı yayınında konuştu.

Seçimlerden sonra “ilk işlerinin OHAL’i kaldırmak olacağını” söyleyen Erdoğan, OHAL’in seçim kampanyalarını engellediği”yönündeki eleştirilere ise tepki gösterdi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir tane örnek versinler, OHAL nerede hangi kampanyayı engelledi? Bir defa bu, bizim göreve geldiğimiz zamandaki OHAL değil, bir güvenlik tedbiri…24 Haziran’dan sonra bu göreve devamım halinde ilk işimiz inşallah OHAL’i kaldırmak olacaktır. Tamamıyla yok etmek, geri dönmemek anlamında değil. Biz terörü gördüğümüzde en sert tedbir neyse, onu yine alırız.”

 

(BBC Türkçe)

İster ormanda takıl ister nehirde: BBC 16 bin ses kaydını online platforma taşıdı

İngiliz yayın kuruluşu BBC “Sound Effects” (Ses Efektleri) ismiyle 16 bin ses kaydını online platforma taşıdı.

Tüm internet kullanıcılarının erişimine açık olan uygulama üzerinden ulaşılan ses arşivi eğitim ve kişisel kullanımlar için ücretsiz.

WAV formatındaki sesleri ya bilgisayara indirerek ya da online dinlemek mümkün.

Ses dosyalarını reklam, tanıtım, film gibi amaçlarla kullanmak isteyenlerin ise ücret ödemeleri gerekiyor.

Ses arşivine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 

 

(Yeşil Gazete)

İnce CHP’den, HDP Demirtaş’tan fazla oy alacak – Celal Başlangıç

Bu yazı artigercek.com/ dan alınmıştır

Seçime 12 gün kala Cumhur İttifakı dağılmış durumda. Millet İttifakı’nın adayları atakta. Seçimin kilit partisi HDP ise çok yaratıcı bir kampanyaya imza atıyor.

Geldiği son nokta itibariyle Denizli’de toplanan Ödemişlilere, İstanbul’daki Avrasya Tüneli’ni ve üçüncü havalimanını anlatıyordu.

Denizli’nin Özay Gönlüm Alanı’ndakiler “İzmir, İzmir” diye bağırıyordu.

Erdoğan alandakileri susturup sordu:

“Şimdi biz İzmir’de değiliz, neredeyiz?”

Alandakiler biraz daha abarttılar işi:

“Ödemiş seninle gurur duyuyor.”

“Taşımalı miting”inde suçüstü yakalanmıştı Erdoğan. Ortalığı yatıştırmaya çalıştı:

“Yahu arkadaşlar Denizli’de de mi Ödemiş var? Allah Allah!”

Bu diyalog, 24 Haziran yaklaştıkça Erdoğan açısından işlerin kötüye gittiğinin en somut göstergesiydi.

Çünkü Erdoğan’ın seçim meydanları giderek boşalıyor.

Ancak taşıma “müşteri”yle mitingleri kabalalık gösterebiliyor ama büyük boşlukların olduğu alanlarda coşkusuz topluluklara sesleniyor.

Büyük bir düşüş var Erdoğan’da.

Oysa daha beş on gün önce damat-bakan Berat Albayrak’ın özgüveni fantazi patlamasına yol açmıştı:

“Cumhurbaşkanımız ‘Ay’a dört şeritli yol yapacağız’dese inanacak seçmenimiz var.”

Ama Erdoğan baktı, pabuç pahalı, damat-bakan’ın fantazisini bir vaade çevirmeye kalktı. Tam da “hayaldi gerçek oldu” kıvamında anlattı Erdoğan Denizli’deki Özay Gönlüm Alanı’nda toplanan Ödemişlilere:

“Biz şu anda uzaya bir an önce nasıl ulaşırız bunun çalışmalarını yapıyoruz.”

Alandakiler hala “Ödemiş seninle gurur duyuyor”daydı. Sanki bütün Ödemişliler uzaya gidecekti.

Aslında Erdoğan’ın alay konusu olan vaatleri üç iptidai noktaya sıkışıp kalmıştı; “millet bahçesi”, “millet kraathanesi” ve “yeni stadyum”.

Yani yeni stadyumu yapacak, eski stadyumu “millet bahçesi”ne çevirecekti.

“İstediğiniz gibi gezin, yuvarlanın millet bahçesinde” diyordu.

Hani Gezi Parkı gibi bir sabıkası olmasa belki inananları daha fazla olabilirdi ama görünen o ki Erdoğan’a inananlar büyük bir hızla azalıyordu.

Belli ki 16 yıllık iktidardan sonra yapılan bu üç “üfürük” vaat, en büyük rakibi Muharrem İnce’nin “fizik hocalığı” yanında pek sufli kaldı.

Erdoğan da rakibine inat “uzay denemesi”ni “sonsuzluğa dört şeritli duble yol” olarak yapmaya kalktı.

En yakın rakibi Muharrem İnce ise 24 Haziran yaklaştıkça ataklarını daha da yoğunlaştırıyor.

Artık gündüzleri bıraktı, Ramazan diye “sahurdan önce” mitingleri yapmaya başladı.

Zaten İnce’nin mitinglerine müthiş bir katılım var. İlk başladığı noktanın çok ilerisinde İnce.

Erdoğan gibi taşıma seçmenle miting yapmıyor. Her gittiği yerde insanlar “acaba ne söyleyecek” diye koşturuyorlar alanlara.

35 gün gibi kısa bir süreye 82 miting sığdırdı İnce. Günde ortalama iki-üç miting yapıyor. Hatta önceki gün olduğu gibi bir günde beş miting de çıkardı.

İnce’nin kampanya programı, miting planlaması çok iyi kotarılmış ve neredeyse sıfır hatayla uygulanıyor. Her mitingden canlı yayın yapıyorlar, frekanslarını düzenli olarak basın yayın kuruluşlarına bir gün önceden bildiriyorlar.

Zaten CHP’nin yanı sıra HDP,  İYİ Parti, Saadet Partisi de kendilerine ya hiç yer vermeyen ya da çok az yer veren yandaş medyaya bile her gün toplantılarından, mitinglerinden yapacakları canlı yayınların frekans bilgilerini iletiyorlar.

Bu seçimin en sürpriz partisi ilk kez seçime girdiği için İYİ Parti. Akşener ve ekibi tarifeli uçak seferleriyle il il dolaşıp miting yapıyorlar, hatırı sayılır kalabalıklar topluyorlar.

Saadet Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu e-miting aşamasına geçti.

İnce’den Karamollaoğlu’na kadar televizyon ekranlarında kendilerine yer bulabilen muhalefetin cumhurbaşkanı adayları reyting ölçümünde Erdoğan’ı solluyorlar.

Erdoğan’ın katıldığı televizyon programlarının reytingleri dizi tekrarlarının bile altında kalıyor.

HDP ise neredeyse imkansızı başarıyor. Cezaevindeki adayı Demirtaş’la birlikte hapishane duvarlarının arkasından miting yapıyorlar, basın toplantısı organize ediyorlar.

Sadece Demirtaş’ın cezaevindeki cumhurbaşkanı adayı olarak durumu dünyada bir ilk değil. Eşiyle olan 10 dakikalık telefon görüşmesi hakkını sosyal medya üzerinden milyonlara ulaşabilen bir mitinge çevirebilmek, gazetecilerden gelen soruları twitter üzerinden yanıtlayarak bir basın toplantısı yapabilmek gerçekten çok yaratıcı fikirler.

Bu yaratıcılığa iki eş başkanla iki koldan yapılan HDP mitinglerini, adaylarının yaptığı ve her biri mitinge dönüşen seçim bürosu açılışlarını ekleyince, bütün baskılara, tutuklamalara karşın HDP’nin aktivitesinden bir şey yitirmediğini, seçimlere büyük bir inatla asıldığını söylemek mümkün.

Cumhur ittifakının küçük ortağı MHP’de ve gizli ortağı BBP’de seçim tarihi yaklaştıkça artan derin çatlaklar var.

Seçime kadar birden fazla miting yapmayı göze alamayan MHP lideri Devlet Bahçeli kampanyasını salon toplantılarıyla yürütmeyi planlamıştı. Ancak apaçık görülüyor ki değil miting meydanlarını ortalama büyüklükteki salonları bile dolduramıyor Bahçeli.

Bunların hepsinin bir seçime sığabilmesinde Devlet Bahçeli’nin “erken seçim” zorlamasını “acil seçim”e çeviren Erdoğan’ın katkısı çok büyük.

Sonuç olarak Cumhur İttifakı’nı oluşturan AKP ve MHP için işler hiç iyi gitmiyor.

Millet İttifakı’nın adayları ise CHP’siyle, İYİ Partisi’yle ve Saadet Partisi’yle ivmesi giderek yükselen bir ataktalar.

Ancak seçimin sonucunu yani 25 Haziran’da kimin parlamentoda iktidar olacağını belirleyecek parti ise HDP.

Seçime 12 gün kala sahadaki bu görünüm seçmenlerin önüne yeni seçenekler, yeni davranış biçimleri getiriyor.

Bunlardan birincisi özellikle CHP ve İYİ Parti kökenli seçmende giderek yoğunlaşan bir tercih; cumhurbaşkanlığı seçiminde partilerinin adayları İnce ve Akşener’e, parlamento seçiminde ise HDP’ye oy vermek.

Çünkü HDP barajı geçemezse tüm muhalefet iktidarı parlamentoda AKP’ye kaptırıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri büyük olasılıkla ikinci tura kalacak. İlk turda parlamentoda çoğunluğu alan bir yapı ikinci tura da büyük bir moral üstünlükle girecek, sistemin tıkanmaması için seçmen daha çok milletvekiline sahip ittifakın adayını tercih edecek doğal olarak.

Bu işlevsel yaklaşım nedeniyle HDP beklenenin çok üzerinde oy alabilir.

HDP’nin barajın altında kalması bütün bir muhalefetin iktidarı AKP’ye teslim etmesi anlamına gelir ki bu Türkiye için geri dönülmez tahribatlara yol açar.

İkincisi de, 24 Haziran yaklaştıkça, miting alanlarında büyük kalabalıklar topladıkça CHP adayı İnce’nin “gelin bu işi birinci turda bitirelim” yaklaşımı yoğunlaştı.

Bu nedenle de HDP sempatizanı olan ve seçimlerde Demirtaş’a oy verecek seçmen arasında “cumhurbaşkanlığında İnce’ye, parlamentoda HDP’ye oy verelim ki, seçim ikinci tura kalsa da İnce, Erdoğan’ın karşısına yüksek bir oranda oyla çıksın” yaklaşımı yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Seçim sürecine girene kadar Demirtaş’ın oyları HDP’den yüksek görünüyordu. Ama şimdi gelinen nokta dengeleri değiştirebilir.

Bu perspektiften bakınca şimdiden şunu söylemek mümkün; 24 Haziran seçimlerinde İnce CHP’den, HDP Demirtaş’tan daha fazla oy alacak.

Görünen o ki Erdoğan’ın “Bay Muharrem” aşağılaması seçmende prim yapmadı. Ancak İnce’nin “Bay bay Recep” söylemi bugünlerde hayli taraftar buluyor.

Bu yazı artigercek.com/ dan alınmıştır

 

 

Celal Başlangıç