Ana Sayfa Blog Sayfa 2370

Rusya: Suriye ordusu Menbiç’in tamamını ele geçirdi

Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye ordusunun Menbiç’in tamamında kontrolü ele geçirdiğini; Rus askeri polisinin Suriye rejimi ve Türk ordusunun kesişim alanında devriye yaptığı belirtildi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye hükümet güçlerinin Menbiç ve yakınındaki yerleşim birimlerinin tamamında kontrolü sağladığını açıkladı. Sputnik’te yer alan habere göre, bakanlık, Rus askeri polisinin bölgede Suriye güçleri ile Türk ordusunun kesişim hattında devriye faaliyetleri yürüttüğünü belirtti.

Rus ordusunun Menbiç’teki durum konusunda Türk ordusuyla işbirliği yaptığını vurgulayan Bakanlık, ABD ordusunun ise Menbiç’in kuzeybatısında yer alan Dadat ile Um-Mial yerleşimlerinde bulunan üslerini terk ettiğini bildirdi. Bakanlığın açıklaması şöyle: “”ABD ordusu, Menbiç’in kuzeybatısında yer alan Dadat ile Um-Mial yerleşimlerinde bulunan üslerini terk ederek Suriye-Irak sınırına doğru ilerledi. Dadat ile Um-Mial, Suriye hükümet güçleri tarafından ele geçirildi”

“ABD askerlerinin çekilmesi ‘el değiştirme”

Newsweek‘e konuşan bir Pentagon yetkilisi Menbiç’ten çekilen ABD ordusunun bölgeyi Rus güçlerine teslim ettiğini söylemiş, uzun zamandır bölgede bulunan ABD personelinin Rus güçlerine güvensiz bölgelerde hareket edebilmeleri için hızlıca yardımcı olduğunu aktarmıştı. Pentagon yetkilisi ABD askerlerinin çekilmesini ‘el değiştirme’ olarak nitelemişti.

Bir asker hayatını kaybetti, sekiz asker yaralandı

Millî Savunma Bakanlığı, Rusya’dan yapılan açıklamadan yaklaşık yarım saat önce Menbic’den yapılan havan ve topçu ateşi neticesinde bir askerin şehit olduğunu, sekiz askerin de yaralandığını duyurdu.

Bilim insanlarından uyarı: İklim değişikliğinden en çok Akdeniz havzası etkilenecek

Bilim insanları Akdeniz Havzası’nda bulunan Türkiye’nin dünyada küresel iklim değişikliğinden en kötü etkilenecek ülkeler arasında olduğunu bildirdi.

Yeşil Gazete yazarları, Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Dr. Ümit Şahin, iklim değişikliğinin Türkiye’ye etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (IPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ümit Şahin, Şahin, Türkiye’nin iklim değişikliğinden kuraklık, akarsu debilerinin azalması, deniz seviyelerinin yükselmesi, sıcak dalgalarının artması, seller ve fırtınalar gibi aşırı hava olaylarının artması şeklinde etkileneceğini söyledi.

“Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2014’te yayımladığı 5’inci Değerlendirme Raporu’na göre Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en çok zarar görecek bölgeler arasında bulunuyor.” diyen Şahin, şöyle devam etti: “Deniz seviyelerinin yükselmesine bağlı tuzlanma ve kar yağışının azalması zaten tarımsal amaçlı tüketim nedeniyle seviyesi azalan yeraltı sularının kullanımını etkileyecek. Bu durum yağışların ve toprak neminin azalması anlamına gelen kuraklığın ve çoraklaşmanın yayılmasıyla tarımsal gıda üretimine olumsuz etki edecek. Ayrıca deniz seviyesindeki yükselmesinin kıyı bölgelerinde yaşayan en az 3 milyon kişiyi doğrudan etkileyebileceği, su stresinin artması nedeniyle yüzyıl sonuna kadar nüfusun %45’inin su kıtlığıyla karşılaşabileceği biliniyor.”

Şahin, sıcak dalgalarının sıklığının ve şiddetinin artmasının özellikle yaşlı nüfus ve kalp hastaları gibi kırılgan nüfusta oluşan sağlık sorunlarını artıracağını ifade etti.

‘İklim zirvelerinin ülkeler için bir getirisi yok’ 

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi İklim Bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz da dünya ülkelerinin iklim anlaşmaları çerçevesinde gruplaştığına, Türkiye’nin bunların içerisinde çok yalnız bir pozisyonda olduğuna değindi.

Türkiye’nin iklim görüşmeleri zirvelerine katılan ülkeler arasında gelişmiş ülkelerden biri olduğunu belirten Kurnaz, “Türkiye’nin en önemli derdi iklim değişikliği politikasını geliştirmek için Yeşil İklim Fonu’ndan destek alabilmek. Yalnız bu fondan destek alan diğer ülkeler Türkiye’nin de buradan pay almasını istemiyor. Türkiye de ‘Biz oradan pay almazsak Paris Antlaşması’nı imzalamayız’ diyor. Onlar da ‘imzalamazsanız, imzalamayın’ diyor. Şu anda devam eden olay bu.” ifadelerini kullandı.

Kurnaz, iklim zirvelerinin ülkeler için bir getirisinin bulunmadığı, tamamen vakit kaybı olduğu görüşünü aktardı. Meselenin 1992 yılından beri uluslararası düzlemde konuşulduğunu dile getiren Kurnaz, o günden bu yana dünyanın her geçen gün daha da kötüye gittiğini kaydetti. Ancak çok büyük bir felaket olursa insanların bir şeyler yapmaya başlayacağını aktaran Kurnaz, o zaman da çok geç kalınacağına işaret etti.

Kurnaz, dünyada küresel iklim değişikliğinin etkilerinin hissedildiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: “Türkiye dünyada iklim değişikliğinden en kötü etkilenecek ülkeler arasında. Bizim çok ciddi şekilde bu etkilenebilirliğimizi azaltmamız gerekiyor. Yani ülkemiz açısından esasında bir Paris Antlaşması’nı imzalamak ya da karbon salımlarımızı azaltmak değil, önemli olan bu konudaki etkilenebilirliğimizi azaltmak. Türkiye’de çok ciddi kuraklıkla savaştığımız zamanlar oluyor, tarımsal üretim ihracatımızın azalacağı durumlar oluyor”.

 

CHP’li Biçer Karaca: Gıda güvenliği iklim krizinin sonucudur

CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca gıda güvenliğinin ve güvenli gıdaya erişimin araştırılması, risklerin değerlendirilmesi için araştırma komisyonu kurulması amacıyla TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi sundu.

Son 13 yılda, 2,4 hektar tarım arazisini kaybettik

 Gıda güvenliği ve güvenli gıdaya erişim meselesinin iklim krizinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Biçer Karaca, “Dünyada ve Türkiye’de iklim krizi ve teknolojik gelişmeler sonucu değişen toplumsal yapı ve ekonomik dönüşüm, gıda güvenliği risklerini ve güvenli gıdaya erişimde yaşanan sıkıntıları da beraberinde getirdi” diye konuştu. Biçer Karaca, Türkiye’de son 13 yılda kaybedilen tarım arazisi miktarının 2,4 hektar olduğunu belirterek, “Gerekli önlemleri almazsak gıda üretebileceğimiz alanlar kalmayacak’ dedi.

Bakanlık denetimleri yetersiz, TBMM harekete geçmeli

16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla gıda sorununa dikkat çeken CHP Genel Başkan  Yardımcısı şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gıda denetimi sonucu halk sağlığını tehdit eden firmaların listesini yayınlandı. Bakanlığın yeterli ve sistematik denetim yapması gerekiyor. Ancak ne yazık ki insan hayatına, sağlık hakkına gereken önem ne yazık ki verilmiyor. Gelecek nesillerden emanet aldığımız doğa ile uyum içinde, güvenilir gıdaya ve su hakkına erişim engellerinin ortadan kalkması gerekiyor.”

Komisyon önerisi

Gülizar Biçer Karaca gıda konusunda farklı disiplinlerce ve konusunun uzmanlarının görüşleri doğrultusunda, iklim krizinin sonuçları ve riskler dikkate alınarak TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

HDP’li belediye eşbaşkanları gözaltında

Hakkari Merkez, Yüksekova, Nusaybin ve Erciş ilçe belediyelerinin Eşbaşkanları polis baskınlarıyla gözaltına alındı.

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetici ve üyeleri ile belediye eş başkanlarına yönelik gözaltı operasyonları sürüyor.Hakkari Merkez ve Yüksekova ilçesi, Mardin’in Nusaybin ilçesi ile Van’ın Erciş ilçesinde belediyelerin eş başkanları konutlarına ve belediye binalarına yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı.  Gözaltına alınanlar arasında çok sayıda meclis üyesinin de yer aldığı belirtildi.

Hakkari’nin iki ilçesindeki HDP’li belediye eşbaşkanlara gözaltı

Hakkari belediye binasına ve Belediye Eşbaşkanı Cihan Karaman’ın evine özel hareket polislerince yapılan eş zamanlı baskın sonucunda, Karaman gözaltına alındı. Yüksekova Belediyesi Eşbaşkanları Remziye Yaşar ile İrfan Sarı ise Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamındaki operasyonda gözaltıntında.

Nusaybin Belediyesi’nde gözaltı, Kriz Masası’nda darp

Mardin’in Nusaybin İlçe Belediyesi Eşbaşkanı Semire Nergiz ve Ferhat Kut‘un evlerine baskın yapıldı. Her iki eşbaşkan da gözaltına alındı.

Nusaybin’de yaşanan mağduriyetleri gidermek amacıyla belediye tarafından kurulan “Kriz Merkezi” de baskın düzenlenen adresler arasında yer aldı. Mezopotamya Ajansı’nın aktardığı bilgiye göre bir belediye çalışanının burnu kırıldı, bir diğer personeli ise çenesinden yaralandı. Nusaybin Belediye Meclis üyesi Mehmet Emin Alkan ise buradaki baskın sonucunda gözaltına alındı.

 Erciş Belediyesi Eşbaşkanları gözaltında

Van’ın Erciş İlçe Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda Belediye Eşbaşkanları Yıldız Çetin ve Bayram Çiçek‘in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi polis merkezine götürüldü. Eşbaşkanların yanı sıra Meclis üyesi Erhan Akbaş, Hicran Kandemir, Şakir Asıl ve Baran Karaca da evlerine yapılan operasyon ile gözaltına alındı.

Diyarbakır, Mardin ve Van’a kayyum atanmıştı

Daha önce İçişleri Bakanlığı, haklarında soruşturma yürütüldüğü gerekçesiyle üç büyük şehrin belediye başkanının görevden alındığını açıklamıştı. Görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan‘ın yerine kayyım atanmıştı.

Tarım Bakanlığı’nın kara listesi yayımlandı, çikolata ve içeceklere dikkat!

Tarım ve Orman Bakanlığı, hileli ürün listesini açıkladı. Çikolatalarda, kahvelerde ve enerji içeceklerinde sildenafil, tadalafil gibi birçok ilaç hammaddesi tespit edildiği belirtildi. Bu ürünleri üreten firmalara verilen ceza ise bu yıl 22 bin 742 lira. Firmaların elde ettikleri kazançların, cezanın çok üzerinde olduğu, caydırıcı olması için hapis ya da  ticaretten men  gibi önlemlerin etkili olabileceği kaydediliyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Şenyurt, “Listede bulunan ilaç etken maddelerinden biri de Sildenafil. Bunlar enerji içeceklerinde, çikolatalarda yine performans artırıcı ürün olarak sunulmakta ve halkın çok rahat ulaşabileceği satış noktalarında yer alıyor. Son derece tehlikeli” dedi.

Bakanlığın yayımladığı TAM LİSTE için tıklayın

‘Denetimler yetersiz’

Üretici firmaların yeterince denetlenmediğini ifade eden Şenyurt, şunları söyledi: Şu anda 675 bin civarındaki kayıtlı onaylı işletmeleri, 6 bin 800 civarında teknik personel denetliyor. Ve ortalama yılda 1 kez bir işletmenin denetleniyor olması bu sayının yetersiz olduğunu gösteriyor. Yapılan tespitlerde farklı gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapılan firmalar, belli aralıklarla bakanlıkça yayınlanıyor. Ancak yapılan incelemeler gösteriyor ki aynı firmalar isim değiştirerek bu hatayı, bu yanlışı yapmaya devam ediyorlar.Cezai yaptırımların da artırılması son derece önemli.”

‘Sildefil maddesi ölüme götürebilir’

“Hile yapılan, taklit tağşiş yapılan ürün gruplarından biri de içecek grubunda tespit edilen ilaç etken maddesi.” diyen Şenyurt şöyle konuştu: “Son derece tehlikeli, insanları ölüme götürebilecek, kalp krizlerine yol açabilecek, doktor kontrolünde verilmesi gereken ilaç etken maddeleri. Örneğin, Sildenafilö tespit edilmiş. Bunlar enerji içeceklerinde, çikolatalarda yine performans artırıcı ürün olarak sunulmakta ve halkın çok rahat ulaşabileceği satış noktalarında yer alıyor. Bu tür ürünler üreten firmalar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu ve kovuşturma yapılıyor. Ama bu konuda halkımızın da dikkatli ve duyarlı olması lazım.  Bu kadar ucuz olmamalı, bu ürünlere ulaşım bu kadar kolay olmamalı. Zaten bu yüzden yasaklı.”

Yılda 320 bin kişi hayatını kaybediyor

Gıdaya bağlı hastalıkların önüne geçmenin önemini vurgulayan Şenyurt, “Yılda 600 milyon insan dünya genelinde gıdaya bağlı hastalıklarla karşılaşıyor. 200’ün üzerinde tanımlanmış gıdaya bağlı hastalık var. Bunların bir kısmının ölümle sonuçlanan etkileri olduğu gibi hafif atlatılan sağlık sorunları da bunların içerisinde ve yılda 320 bin kişi hayatını kaybediyor. Ülkemizde de geçtiğimiz yılda hatta bu yıl, sahte içkiden ve yedikleri yemekten zehirlenerek ölen insanlar hala duyuyoruz. Bu tür olayların önüne geçmek için bilinçli olmak zorundayız” diye konuştu.

Tavas ormanları mermere boğuluyor

Denizli’nin Tavas ilçesindeki Yukarıboğaz Mahallesi’nde tamamı orman arazisi olan alana kurulması planlanan mermer ocağı için Valilik “ÇED gerekli değildir” kararı verdi. En önemli geçim kaynağı Tavas Ovası’nda yapılan tarım faaliyetleri olan ilçe sakinleri tarım arazilerinin de üzerine kurulması planlanan mermer ocağına tepki gösterdi.

Kaç ağaç kesileceği belli değil

Proje bedeli 920 bin TL olan ocağı, Anka Doğaltaş Madencilik İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi işletecek. Orman ve tarım arazilerinin bulunduğu 99,96 hektarlık alanda, yılda 8 bin metrekare civarında bitkisel toprağın sıyrılması planlanıyor. Kesilecek ağaç sayısının belirtilmediği proje tanıtım dosyasına göre açık işletme yapılacak. Ocakta yıllık 64 bin 800 ton blok ve moloz mermer üretimi planlanıyor.

Proje sahasının bir kilometre uzağında yer alan Gümüşdere Mahallesi’nde yaşayanlar projeye tepki gösterdi. Denizli’de 72 mermer ocağı bulunduğunu, toz ve gürültünün bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini anlatan mahalle sakinleri şunları söyledi: “En önemli geçim kaynağımız tarım. Mermer ocakları nedeniyle tarım faaliyetlerinde verim sürekli düşüyor. Yıllardır ilçe göç veriyor. Ekonomik olarak geçinemeyen ilçe sakinleri iş bulma umudu ile başka yerlere göç ediyor. Bizler artık mermer ocağı istemiyoruz.”

 

Çin’den Türkiye’ye: Doğru yola dönün

Çin, Türkiye’ye Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri operasyonunu durdurması çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, Pekin’de düzenlediği günlük basın toplantısında, Ankara’ya çağrıda bulunarak, “Suriye’deki askeri faaliyetlerinizi durdurup doğru yola geri dönün.” ifadesini kullandı. Pekin’in çağrısının ABD’nin Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımları açıkladığı güne denk gelmesi dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi Çin, BM’deki toplantılarda veto hakkında sahip beş ülkeden biri.

TUİK’ten yeni rapor: Toplam 4 Milyon 596 bin kişi, gençlerin dörtte birinden fazlası işsiz

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz 2019 işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı 3,1 puanlık artışla yüzde 13,9 seviyesine ulaştı. Toplam işsizliğin 4 milyon 596 bin kişi olarak belirlendiği istatistiğe göre, genç nüfustaki işsizlik oranı ise yüzde 27,1.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) son açıkladığı Temmuz ayı işgücü istatistiklerine göre 15 yaşın üzerindeki nüfusta işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 65 bin kişi artarak 4 milyon 596 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 3,1 puanlık artış ile yüzde 13,9 seviyesine yükseldi.

Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 3,6 puanlık artış ile yüzde 16,5 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş arasındaki genç nüfustaki işsizlik oranı 7,2 puanlık artış ile yüzde 27,1 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 3,2 puanlık artış ile yüzde 14,2 olarak gerçekleşti.

 İstihdam oranlarında düşüş

İstihdam edilenlerin sayısı 2019 yılı Temmuz döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 748 bin kişi azalarak 28 milyon 517 bin kişi, istihdam oranı ise 1,8 puanlık azalış ile yüzde 46,4 oldu.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 130 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 618 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 19,8’i tarım, yüzde 19,6’sı sanayi, yüzde 5’i inşaat, yüzde 55,1’i ise hizmet sektöründeydi.

İşgücüne katılım erkeklerde azaldı, kadınlarda arttı

İşgücü 2019 yılı Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 317 bin kişi artarak 33 milyon 113 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,2 puanlık azalış ile yüzde 53,8 oldu.

Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,6 puanlık azalış ile yüzde 73,2, kadınlarda ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 34,9 olarak belirlendi.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri. 2018-2019 yılı karşılaştırma

Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 36

Temmuz 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,7 puan artarak yüzde 36 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 puan artarak yüzde 23,2′ye çıktı.

Mevsim etkisinden arındırılmış oranlar

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 2 bin kişi artarak 27 milyon 993 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı 0,1 puan azalarak yüzde 45,5 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 129 bin kişi artarak 4 milyon 677 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,3 puan artarak yüzde 14,3 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı 0,1 puan artarak yüzde 53,1 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 67 bin kişi artarken, sanayi sektöründe 16 bin, inşaat sektöründe 34 bin, hizmet sektöründe 15 bin kişi azaldı.

Volkswagen Türkiye kararını erteledi: İmaj kaybı yaşarız

Volkswagen’ın yeni fabrikasını Türkiye’de kurma kararını Suriye’de yürütülen askeri operasyon nedeniyle ertelediği belirtildi

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt, Volkswagen’ın Türkiye’de yeni fabrika kurma kararını ertelediğini duyurdu. Gazetenin haberinde şirketin imaj kaybından çekindiği kaydedildi.

Gazetenin, şirketin yönetim kurulu ve teftiş kurulundan kaynaklara dayandırdığı haberde, daha düşük maliyet, daha fazla ciro imkanı gibi nedenlerden dolayı iki kurulda da Türkiye seçeneğinin öne çıktığı, ancak Suriye’nin kuzeydoğusunda başlatılan askeri harekatın durumu tamamen değiştirdiği ve “Bu koşullar altında Türkiye için oylama yapılamayacağı” görüşünün ağır bastığı kaydedildi.

VW: Endişeyle izliyoruz

Gazete, yeni fabrika için bir milyar euroyu aşkın yatırım planlayan şirketin, koşulların kestirilememesinden ve imaj kaybından çekindiği değerlendirmesinde bulundu. Şirket sözcüsü, Handelsblatt’a yaptığı açıklamada, yeni fabrikanın yeri ile ilgili kararın nihai aşamada olduğunu belirterek “durumu endişeyle izlediklerini” kaydetti.

Gazete, ekonomik açıdan Passat ve Superb modellerinin üretimi için Türkiye’de karar kılındığını ve şirketin bu karardan dönmek istemediğini de kaydetti.

Tayfun bir kez daha Fukuşima’daki radyoaktif atıkları denize süpürdü

13 ekim günü Tokyo ve çevresinin birincil etki alanına girdiği  Hagibis Tayfunu,  Fukuşima Nükleer Felaketi‘nin başladığı alanda  radyoaktif temizlik işlerinde toplanan katı atıkların nehre sürüklenmesine yol açtı. Fukuşima Eyaleti’ndeki Tamura Belediyesi‘nden yapılan açıklamaya göre aşırı yağmura bağlı olarak geçici depolama alanına dolan sel suları 2667 adet radyoaktif katı atık  torbasını denize sürükledi. Her biri  1 tonluk ağırlıkta olan torbaların sürüklenmiş olması toplam 2667 ton radyoaktif atığın ekosisteme karıştığını gösteriyor.

Asahi Gazetesi’nin haberine göre yetkililerin açıklamaları  katı atıkların sürüklenmesine karşı her hangi bir önlem alınmadığını gösterirken tahribatın ekosistem üzerindeki etkilerinin Çevre Bakanlığı‘nca araştırılacağı belirtiliyor. Bununla birlikte önceki günkü haberimizde  okuduğunuz üzere TEPCO (Tokyo Elektrik Şirketi)  sözcüsü Emi Iwasa tarafından yapılan açıklamada, tayfunun nükleer santralde 11 sızıntı alarmı verdiği belirtilmiş ve denize karışan herhangi radyoaktif bir madde olmadığı söylenmişti.

11 Mart 2011 tarihinde deprem ve tsunaminin tetiklemesiyle başlayan nükleer felaketin etkileri sekiz yıldır sürüyor. Bundan önce 2015 yılında meydana gelen Etau Tayfunu ile radyoaktif temizlik tasfiye iş süreçlerinde istiflenen binlerce atık denize sürüklenmiş, bölgedeki radyoaktivite ekosisteme karışarak yüzlerce kilometre yolculuk yapmıştı. Yalnızca dört yıl sonra meydana gelen Hagibis Tayfunu’nda da Etau Tayfununun sonuçlarından ders alınmadığı ve radyoaktif atıkların sürüklenmesinin önüne geçilmediği anlaşılıyor.

Nükleer santraller ve atıkları iklim krizi şartlarında yeterince yüksek risk taşırken gerek hükümetlerin gerekse yetkili şirketlerin ilgisizliği ve sorumsuzluğu önceki yazılarımda bahsettiğim gibi çok daha büyük sorunlara yol açacak gibi görünüyor. Gelecek sene 24 Temmuz -9 Ağustos arasında gerçekleştirilecek olan Tokyo Olimpiyat Oyunları’nın top oyunları kısmının Fukuşima’da yapılacağı da göz önüne alınırsa dünya kamuoyunun nasıl bir tehlikeye maruz bırakıldığı daha net görülebilir.

Radyasyon hava olaylarıyla olduğu gibi sel, yangın ve afetlerle de ekosistem üzerinde taşınabilirliği ile yüzlerce , binlerce yol kat edebilir ve  yarılanma ömrüne göre onlarca, yüzlerce veya binlerce ve üstü sürelerde kanser ve diğer çeşitli hastalıkları ortaya çıkaran etkisini sürdürebilir.

(Yeşil Gazete)