Ana Sayfa Blog Sayfa 2216

KONDA araştırması: 10 kişiden yedisi nafaka hakkını destekliyor

KONDA Araştırma Şirketi 2020 yılı Nafaka Raporu’nu yayınladı. Rapora göre her dört kişiden üçü eşlerin anlaşamaması durumunda boşanmayı normal karşılıyor. Her 10 kişiden yedisi ise nafaka hakkını destekliyor.

Nafaka Hakkı Kadın Platformu için hazırlanan rapor insanların boşanma algısı, nafaka hakkı, nafaka kanunu ve güncel tartışmalara yönelik sonuçlar içeriyor. KONDA tarafından hazırlanan raporda nafaka hakkının, iştirak ve yoksulluk nafakası arasındaki farkların ne olduğu gibi genel tanımlara yer veriliyor.

Raporda daha sonra yoksulluk nafakasının neden gündemde olduğuna, siyaset zemininde nafakaya dair kanunlarda düzenleme yapılmasına dair demeçlere ve kanun tasarısına dair duruma değiniliyor.

Her üç kişiden biri evli

Türkiye’de kadınlarla erkeklerin demografik farklılıklarına değinilen raporda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ülke genelindeki evlilik ve boşanma sayılarına da yer veriliyor. Araştırma ülke genelinde 29 ilde 15 yaş ve üzeri 3594 kişiyle hanelerinde yapılan yüz yüze görüşmelere dayanıyor.

Yarısı kadın, yarısı erkek olan bu kişilerin yüzde 67’si, yani her üç kişinin biri evli, yüzde 24’ü bekar, yüzde 4,8’i dul, yüzde 1,8’i boşanmış ve yine yüzde 1,8 sözlü veya nişanlıydı.

Dört kişiden üçü boşanmayı normal karşılıyor

Görüşülen bu kişilerin yüzde 67’sinin en az bir çocuğu ve yüzde 41’inin halen 18 yaşının altında olan çocuğu veya çocukları bulunuyor. Toplumun yüzde 72 ’si, yani her 4 kişinin 3’ü eşlerin anlaşamaması durumunda boşanmayı normal karşıladığını belirtiyor. Raporda öne çıkan diğer başlıklar ise şu şekilde:

  • Kadınların yüzde 74’ü boşanmayı normal karşılarken bu oran erkeklerde yüzde 70’e düştüşüyor. Yaş arttıkça boşanmaya karşı negatif hisler artıyor. 18-32 yaş arasındaki kişilerin yüzde 76’sı boşanmayı normal karşılarken, 33-48 yaş aralığında bu oran yüzde 72’ye, 49 yaş ve üzerinde ise yüzde 69’a düşüyor.

Eğitim seviyesi arttıkça boşanma normalleşiyor

  • Eğitim seviyesi arttıkça boşanmayı normal karşılama artıyor. Lise altı eğitimli olanların yüzde 65’i boşanmayı normal karşılarken, bu oran lise mezunlarında yüzde 78’e, üniversite mezunlarında ise yüzde 84’e yükseliyor.

Yüzde 82, iştirak nafakasını destekledi

  • İştirak nafakasına dair “Boşandıktan sonra çocuk yetişkin olana kadar babanın nafaka ödemesi yasalarla güvence altına alınmalıdır” ifadesine toplumun yüzde 82’si katıldı ve iştirak nafakasını destekledi.

Yoksulluk nafakasına destek yüzde 76

  • Yoksulluk nafakasına destek de oldukça yüksek çıktı: Yüzde 76 “Boşanmada maddi imkanı olmayan kadına, ihtiyaç duyduğu sürece boşandığı kocası nafaka ödemelidir” ifadesine katıldığını veya kesinlikle katıldığını belirtti.
  • İştirak nafakası uygulamasına kişilerin cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durumu, nerede büyüdüğü, çocuğu olup olmadığı gibi özellikleri ne olursa olsun, toplumun tüm kesimleri yüksek oranlarda destek veriyor
  • Yoksulluk nafakasına dair “Boşanmada maddi imkanı olmayan kadına, ihtiyaç duyduğu sürece boşandığı kocası nafaka ödemelidir” önermesini de toplumun tüm kesimleri yüksek oranlarda destekliyor.

  • İştirak nafakası ve yoksulluk nafakası konularındaki görüşlerin bir arada analizine göre, ikisini birden destekleyenler, yüzde 70 oranında. Diğer bir deyişle her 10 kişinin 7’si ikisini birden destekliyor ve toplumun nafaka konusunda tavrının oldukça net olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla toplumda genel olarak boşanmaya karşı bir direnç olmadığı ve bu dosyada ele alınan yoksulluk nafakası konusunda kadının desteklenmesi gerektiğine dair güçlü bir inanç olduğu anlaşılıyor.

Ya Kanal Ya İstanbul bugün Kartal ve Kadıköy’de bir araya geliyor

Kanal İstanbul projesine karşı çıkan birey ve kurumların oluşturduğu Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, 6 Mart Cuma günü (bugün) Kadıköy ve Kartal’da düzenlenecek panellerle bir araya geliyor.

Kanal İstanbul’u konuşmak üzere Kartal’da Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde saat 18.00’da bir panel düzenlenecek. Panelde konuşmacılar olarak Prof. Dr. Cemal Saydam, Esin Köymen, Nusret Suna ve Yücel Arslan yer alacak.

Kadıköy’de Kanal İstanbul paneli

Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde saat 19.00’da gerçekleşecek panelde konuşmacı olarak Jeofizik Mühendisi Savaş Karabulut yer alacak. Panelin ardından katılımcılar Kanal İstanbul’un sebep olacağı sorunları tartışacağı bir söyleşi ile devam edecek.

 

8 Mart’ta kadınlar Türkiye’nin dört bir yanında sokaklarda

8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nde bir araya gelen kadınlar bu yıl da Türkiye’nin dört bir yanında sokaklarda eşitlik için yürüyecek, erkek şiddetini ve ataerkilliği protesto edecek. Farklı illerde gerçekleşecek yürüyüş ve basın açıklamaları ise şu şekilde:

İstanbul

8 Mart Kadın Platformu çağrısıyla yürüyüş
Saat: 13.00
Yer: Kadıköy- (Beşiktaş İskelesi)

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü
Saat: 19.00
Yer: Taksim, Fransız Konsolosluğu önü

Ankara

Ankara Kadın Platformu 8 Mart yürüyüşü
Saat: 14.00
Yer: Kolej – TED Üniversitesi önü

İzmir

İzmir Kadın Platformu 8 Mart yürüyüşü
Saat: 16.00
Yer: Alsancak ÖSYM binası önü

Antalya

Antalya Kadın Platformu 8 Mart yürüyüşü
Saat: 14.00
Yer: Aydın Kanza Parkı

Antep

Gaziantep Demokratik Kadın Platformu basın açıklaması
Saat: 13.00
Yer: Kırkyama Parkı

Aydın

Aydın Kadın Dayanışma Platformu 8 Mart Eylemi
Saat: 15:00
Yer: Kent Meydanı

Balıkesir

Altınoluk 8 Mart yürüyüşü
Tarih: 7 Mart Cumartesi
Saat: 12.00
Yer: Altınoluk – Pazar yeri

8 Mart Basın Açıklaması
Saat: 14.00 (7 Mart)
Yer: Emeksiz Üst Kavşağında

Bandırma Emekçi Kadın Platformu yürüyüşü
Saat: 15.30
Yer: Cumhuriyet Meydanı

Ayvalık – Ayvalık 8 Mart Kadın Platformu kadın zinciri
Saat: 17.30
Yer: Cumhuriyet alanı

Susurluk – Kent Konseyi Kadın Meclisinden basın açıklaması
Saat: 12.00
Yer: Susurluk Meydanı

Balıkesir Kadın Platformu basın açıklaması
Saat: 15.00
Yer: AHP Meydanı

Bursa

Bursa Kadın Platformu 8 Mart kadın mitingi
Saat: 14.30
Yer: Kent Meydanı

Diyarbakır

8 Mart Kadın Mitingi
Yer: İstasyon Meydanı

Eskişehir

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu
Saat: 15.00
Yer: ESPARK önünden Adalar’a yürüyüş

Kayseri

Kayseri Kadın Bileşenlerinin yürüyüşü
Saat: 13.00
Yer: Forum AVM Önü

Kocaeli

Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği basın açıklaması
Saat: 14.00
Yer: Yenikent Mahallesi Muhtarlık önü

Emek Partili Kadınlar Direnişteki VİP işçileri ziyaret ediyor
Saat: 15.00 (7 Mart)
Yer: VİP Tekstil Önü

Gebze 8 mart eylemi
Saat: 14:00
Yer: Gebze Trafo Meydanı

Muğla

Muğla Kadın Platformu Basın açıklaması
Saat: 13.00
Yer: Sınırsızlık Meydanı

Zonguldak

Zonguldak Kadın Platformu 8 Mart basın açıklaması
Saat: 18.30
Yer: Madenci Anıtı

8 Mart basın açıklaması
Saat: 14.00
Yer: Çaycuma Cumhuriyet Meydanı

Karadeniz Ereğli Kadın Platformu 8 Mart Basın Açıklaması
Yer: Atatürk Anıtı
Saat: 16.30

Eğitim Sen Gökçebey Temsilciliği 8 Mart Basın Açıklaması ve kahvaltı
Saat: 10.00
Yer: Belediye Aile Çay Bahçesi

 

 

 

İzmir’de karacaların yaşam alanına kurşun ve çinko ocağı

İzmir iline bağlı Bayındır ilçesindeki Sarıyurt Mahallesi’nde Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahası olarak belirlenmiş alana maden ocağı açılması süreci başlatıldı. Karacaların yaşama alanı olan 810 hektarlık alana yıllık 150.000 ton kapasiteli kurşun ve çinko ocağı yapılması planlanıyor.

Egeli Gazete’de yer alan habere göre maden projesine Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin başlatılması için gerekli izin verildi. 26 Mart’ta halkı bilgilendirme toplantısı yapılacak.

Karacaların yaşam alanı

Kurşun ve çinko gibi canlılar için tehlikeli ağır metallerin çıkaracağı ocağın bulunduğu alan Bayındır’da 57.8 hektarlık Ovacık Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahası içinde yer alıyor. 22 Ağustos 2012’de onaylanan planlara göre bu sahada özellikle karaca türünün çoğalması hedefleniyor. Bölgedeki ağır metallerin, bölgedeki karaca nüfusu için büyük bir tehlike oluşturacağından kaygılanılıyor.

Dinamit gibi patlayıcılar da kullanılacak

Söz konusu kurşun ve çinko ocağı için hazırlanan dosyada alanda 12 ay boyunca çalışma yürütüleceği, ayda 25 gün ve her gün de 16 saat çalışılacağı belirtildi. Ayrıca çalışmalar kapsamında dinamit gibi patlayıcıların da kullanılacağı ifade edildi.  Maden alanının Sarıyurt Mahalle merkezine 1.5 kilometre, Ovacık Mahalle Merkezi’ne 2.8 kilometre, Bayındır’a da 9.6 kilometre mesafede olduğu vurgulandı.

 

BM Raporu: Dünyanın hiç bir ülkesinde kadın erkek eşitliği yok

Birleşmiş Milletler‘in (BM) son raporu, tüm dünyada kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. “Elinin hamuru ile erkek işine karışmak” ya da “erkek Fatma” gibi deyimlerin rafa kaldırılmadığını işaret eden Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) raporuna göre dünya nüfusunun hala yüzde 90’ı kadınlara önyargılı yaklaşıyor.

UNDP, 75 ülkede siyaset, iş ve eğitim gibi alanlarda kadınlara yönelik ön yargıların incelendiği ”Toplumsal Cinsiyet Sosyal Norm Endeksi” adlı yeni raporunu açıkladı.

Kadınların yarısı da erkeklerin daha iyi lider olacağını düşünüyor

Euronews‘in aktardığına göre, dünyadaki kadın ve erkeklerin yarısı, erkeklerin daha iyi siyasetçi ya da lider olacağına inanıyor. Yüzde 40’tan fazla bir kesim ise erkeklerin iş hayatında daha iyi yönetici olduğu ve erkeklerin bir işi kadınlardan daha fazla hak ettiği görüşünü paylaşıyor.

Finlandiya’da Sanna Marin’in başbakanlığında kurulan yeni hükümette 12 kadın, 7 erkek bakan görev yapacak.

Kadın liderler beş yıl önceye göre daha az

Rapora göre, dünya genelinde yüzde 28’lik bir kesim ise bir erkeğin ”eşini dövebileceğini” düşünüyor. Rapora göre dünya genelinde hiçbir ülkede cinsiyet eşitliği bulunmuyor.

Ayrıca raporda kadın liderlerin sayısının beş yıl öncesine göre daha az olduğuna da işaret ediliyor. 2014 yılında 193 ülkeden 15’inin devlet ya da hükümet başkanı kadınken bugün sadece 10 ülke kadın liderler tarafından yönetiliyor.

Dünya genelinde kadın parlamenterlerin oranı ise sadece yüzde 24. En fazla kadın parlamenter yüzde 31 ile Latin Amerika ve Karayipler‘de, en az kadın parlamenter ise yüzde 17 ile Güney Asya ülkelerinde bulunuyor.

BM’nin raporunda, iş gücü piyasasında da kadınlara erkeklerden daha az ödeme yapıldığına ve kadınların üst düzey pozisyonlara gelme oranının erkeklere göre daha düşük olduğuna dikkat çekiliyor.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin durdurulması için dava açıldı

Adana, Mersin ve Hatay’dan sivil toplum kuruluşları, Mersin’de inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinin durdurulması için dava açtı.

Danıştay’da görülmesi için Adana İdare Mahkemesi’ne başvuran hak savunucuları gerekçe olarak santralin geçerli bir Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) ve üretim lisansı olmamasını gösterdi.

‘Mevzuat karmakarışık hale getirildi’

Medyascope’tan Doğu Eroğlu’nun haberine göre davayı açan avukatlardan İsmail Hakkı Atal, siyasal kararlara dayalı Akkuyu NGS’yi hukuka uygun hale getirmeye çalışan idarenin, bu çabalarıyla tüm mevzuatı karmakarışık hale getirdiğini söyledi.

Davacılar arasında, İskenderun Körfezi’ne kurulması planlanan pek çok kömüre dayalı termik santral projesine karşı çıkan Çevre ve Tüketici Koruma Derneği, Mersin Çevre Dostları Derneği, Antakya Çevre Koruma Derneği, İskenderun Çevre Koruma Derneği, Erzin Çevre ve Tarihi Varlıkları Koruma Derneği gibi Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) mensubu kurumlar var. Diğer davacılar ise Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği, Erzin Turunçgil Üreticileri Birliği, Erzin Ziraat Odası, Erzin Yeşilkent Sulama Kooperatifi, Adana Tabip Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası.

Fotoğraf: Medyascope

Atal: Milli güvenlik sorununa dönüşebilir

Dava dilekçesinin teslim edilmesinden önce bir araya gelen kurumlar 5 Mart günü Adana Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan İsmail Hakkı Atal, İdlib krizini hatırlatarak inşaatın tamamlanmasıyla birlikte Türkiye’nin Akkuyu NGS üzerinde hiçbir kontrolünün olmayacağını, bu haliyle Akkuyu NGS’nin bir milli güvenlik sorununa dönüşebileceğini belirtti.

‘Sıcaklık sebebiyle çalışamayacak’

Atal, iptal davasında dikkate alınmayan depremsellik risklerinin Mayıs 2019’da Akkuyu temelinde meydana gelen çatlaklarla ortaya çıktığını anımsattı. Fransa’da iklim değişikliğine bağlı meydana gelen sıcak hava dalgalarının nükleer santrallerin çalışmasını önlediğini söyleyen Atal, Mersin’deki Akkuyu NGS projesinin de iklim değişikliği yüzünden artacak yaz deniz suyu sıcaklıkları yüzünden çalışamayacağını belirtti.

Davacılar, Akkuyu NGS için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED Olumlu Kararı’nın iptal edilmesini ve bu karar beklenmeksizin santralin çevre izinlerinin yürütmesinin durdurulmasını, yani inşaata dur denmesini istiyor.

İklim kriziyle mücadelede son on yıl israf edildi

Bilim dünyasının önde gelen dergilerinden Nature’da, bu hafta Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environment Programme, UNEP) tarafından hazırlanan Emisyon Açığı raporlarının son on yılını inceleyen bir makale yayımlandı. Makale, hükümetlerin iklim değişikliğiyle mücadelede son on yıldaki başarısızlığını israf olarak nitelendiriyor ve Paris Anlaşması’nda belirlenen hedeflere ulaşmak için atılacak adımların dört katına çıkması gerektiğine işaret ediyor.

On yıl önce, UNEP Emisyon Açığı Raporları hazırlanmaya başlandığında, hükümetler küresel sera gazı emisyonlarını yarıya indirmek için 30 yıl süreleri olduğunu düşünüyordu. Bugün, iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirmek için bunun on yıl içinde gerçekleşmesi gerektiği biliniyor. 10 yıl önce işe yarayabilecek kademeli dönüşüm, günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumda.

Gerekli adımlar atılsaydı, yüzde 14 azaltım yeterli olacaktı

Makaleye göre, 2010 yılında iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik kapsamlı adımlar atılmış olsaydı, 2020 yılına gelindiğinde küresel ısınmayı 2°C ile sınırlandırma hedefiyle uyumlu bir yol alınabilmesi için emisyon seviyelerinin %14 azaltılması yeterli olacaktı. Aksine 2010-2020 döneminde emisyon seviyelerinde artış yaşandı. Bugün gelinen noktada, 1,5°C hedefi ile uyumlu olabilmek için 2020-2030 döneminde emisyonların %55 oranında azaltılması gerekiyor. Bu da emisyonların yılda en az %7 azaltılması gerektiği anlamına geliyor.

Yazarlar farkın büyüklüğüne dikkat çekerek, hükümetler, özel sektör ve toplumun durumu bir kriz olarak ele almaları gerektiğini belirtiyor.

‘Bir 10 yıl daha kaybedemeyiz’

Raporun yazarlarından European Climate Foundation’ın bilimsel kurul üyelerinden Bert Metz şunları söyledi:

“Değişen politikalar sayesinde Avrupa Birliği’nin emisyonlarında hafif bir düşüş yaşasa da, AB hala dünyanın en büyük emisyon kaynakları arasında ve atması gereken birçok adım var. Şu anda Brüksel, Avrupa’nın durumunun düzenli olarak gözden geçirilmesini ve Paris hedefleriyle uyumlu bir yolda ilerlemesini sağlama potansiyelini taşıyan yeni iklim yasasını tartışıyor. UNEP Emisyon Açığı raporlarının on yıllık analizi, sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlamak için dört kat daha fazla çalışmak zorunda olduğumuzu gösteriyor. Bir on yıl daha kaybetmenin bedeli felaketlerle karşı karşıya kalmak olabilir . AB, iklim yasasıyla bu gidişatı değiştirebilir.”

2050 Pathways Platformu Genel Müdürü Richard Baron ise şu açıklamayı yaptı: Bilim, net sıfır emisyon hedefinin mümkün olduğunca çabuk odaklanılması gereken uzun vadeli bir hedef olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doğa, net sıfır emisyon taahhütlerine yönelik acilen harekete geçilmesi için ülkelere, şirketlere, bölgelere ve şehirlere önemli sinyaller gönderiyor. Ancak uzun vadeli bir hedefe sahip olmak yeterli değil. Hükümetler, net sıfır emisyon hedeflerine ne şekilde ulaşılacağı konusunda planlar sunmalı.”

Bardağın dolu tarafı

Her geçen gün daha fazla ülke, bölge, şehir ve şirket, düşük karbonlu dönüşüme katılıyor. Bu köklü dönüşümlerin tüm dünyada yaygınlaşması durumunda, ülkelerin Paris’te kabul ettiği ortak iklim hedeflerine ulaşması mümkün olabilir. 76 ülke veya bölge (en büyüğü Avrupa Birliği) ile 14 federal yönetim ya da eyalet (en büyüğü Kaliforniya) emisyon azaltım hedefleri belirlemiş, bu hedefleri hayata geçirme aşamasında ya da uygulamaya koymuş durumda. Söz konusu coğrafyalar, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %21’inden sorumlu. Bunun yanı sıra, 26 banka ve finansal kuruluş, yeni kömürlü termik santral projelerini finanse etmeyeceğini açıkladı.

Ancak makalenin yazarları, iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak için aşılması gereken uçurumun derinliğine dikkat çekerek, hükümetler, özel sektör ve toplumun durumu bir kriz olarak ele almaları gerektiğini belirtiyor. Bu, iklim taahhütlerini daha iddialı hale getirmek, erken ve dönüştürücü güce sahip eylem alanlarına odaklanmak, başarı hikayelerini büyük ölçeğe taşımak ve diğer sektörlere uyarlamak anlamına geliyor. Aksi takdirde Paris Anlaşması’nın uzun vadeli hedeflerine ulaşmak mümkün görünmüyor.

Kangujam: Sözümü dinlemeyen hükümet beni ilham veren kadınlar arasında gösteriyor

Hindistan hükümeti, sekiz yaşındaki iklim aktivisti Licypriya Kangujam’ı “ilham veren kadınlar” listesinde gösterdi. Kangujam ise kendisini dinlemeyen hükümetin böyle bir karar vermesini “adil değil” diyerek eleştirdi.

Kangujam, hükümetin iklim krizine karşı harekete geçmesi talebiyle etkinlikler ve eylemler düzenliyor.  Genç iklim aktivisti Hindistan’da altı yaşındayken Çocuk Hareketi‘ni (Child Movement)  kurmuştu. Kangujam daha önce Dr. APJ Abdul Kalam Çocuk Ödülü, Dünya Çocukları Barış Ödülü ve Hindistan Barış Ödülü’nün sahibi olmuştu.

Kangujam: Adil mi?

Hindistan hükümeti tarafından, ilham veren kadınlar listesine layık görülen genç iklim aktivisti sosyal medyada paylaştığı “Başbakan’ın inisiyatifiyle beni 3.2 milyar insan arasından seçilen ilham veren birkaç kadın arasında gösterdiklerini fark ettim. Hükümet sesimi dinlemiyor ve bugün beni ülkenin ilham verici kadınlarından biri olarak seçtiler. Adil mi?” mesajıyla tepki gösterdi.

Elektrikli otomobille Birleşik Krallık’a gidecek

Kangujam, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda Kasım ayında gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) için Hindistan’dan Birleşik Krallık’a elektrikli otomobil ile gideceğini duyurdu. Sekiz yaşındaki iklim aktivisti 18 bin kilometrelik mesafeyi 90 günde kat etmeyi ve bu sırada 18 ülkeyi ziyaret etmeyi planladığını ve bunun için sivil toplum kuruluşlarının yardımına ihtiyacı olduğunu söyledi.

 

Odatv’ye erişim engeli

Haber müdürü Barış Terkoğlu ile muhabiri Hülya Kılınç‘ın tutuklandığı odatv’ye bu kez de erişim engeli geldi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), tarafından getirilen erişim engeli BTK’nin “Site bilgileri sorgu sayfası”nda şu şekilde verildi:

5651 sayılı kanun kapsamında yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda alınan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 5 Mart 2020 tarih ve 490.05.01.2020-935064 sayılı kararına istinaden bu internet sitesi (odatv.com) hakkında idari tedbir uygulanmaktadır.

Youtube üzerinden devam edecek

Odatv yayınınına youtube kanalı üzerinden devam edeceğini duyurdu. Youtube’ta yer alan programında Odatv avukatlarından Yağızcan Veli erişim engeli kararıyla ilgili bir değerlendirmede bulundu. Veli, karara itirazlarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bugün sunduklarını söyledi.

İstihbarat faaliyetini ifşa etmekle suçlanıyor

Terkoğlu ve Kılınç, Libya’da yaşamını yitiren MİT mensubu albayla ilgili yapılan “Sessiz, sedasız ve törensiz defnedilen Libya şehidi MİT mensubunun cenaze görüntülerine Odatv ulaştı” başlıklı haber nedeniyle gözaltı ardından tutuklanmışlardı. İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri elde etmek ve ifşa etmek sularıyla yargılanıyor.

Barış Pehlivan da ifadeye çağrıldı

Bugün sabah saatlerinde Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan da ifadeye vermeye çağrıldı. Burada açıklama yapan Pehlivan, “Barış Terkoğlu ve biz 19 ay Silivri cezaevinde tutuklu kaldık ve o duvarları aşıp çıktık gazeteciliğe devam ettik. Biz 2011 Türkiye’sinde bunları yaşarken Odatv kapatılmadı. FETÖ, Odatv’yi kapatmadı. Ama bugünün hükümeti, bugünün devlet erkleri Odatv’yi kapattı” diye tepki gösterdi.

 

Yunanistan’da göçmenlerle dayanışma yürüyüşü

Yunanistan’ın başkenti Atina’da, sokağa çıkan binlerce kişi göçmen ve mültecilerle destek yürüyüşü gerçekleştirdi. Göstericiler, “Birlikte yaşayabiliriz. Sömürü, savaş, milliyetçilik ve ırkçılığa karşı birlikte savaşabiliriz” mesajını verdi.

‘Sınırları açın barikatları yıkın’

AA’da yer alan habere göre Atina’da bir araya gelen göstericiler, “Sınırları Açın Barikatları Yıkın” yazılı pankartı arkasında toplandı. Grup, hükümetin sınırdaki mültecilere karşı sert tutumunu da eleştirdi.

Fotoğraf: lolos Marios

Kent merkezindeki Atina Üniversitesi önünde toplanan binlerce kişi, Avrupa Birliği’nin mülteci politikasını eleştiren sloganlar atarak Sintagma Meydanı’nda bulunan Parlamentonun önüne kadar yürüdü. Eylem sırasında, “Yunanlar ve yabancılar birlikte çalışabiliriz”, “Kale Avrupa’ya hayır” ve “Faşizme ölüm” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler olaysız dağıldı.

Ne olmuştu?

Türkiye’nin 28 Şubat’ta Avrupa’ya gitmek isteyen mültecilere engel olunmayacağı yönündeki açıklaması üzerine binlerce mülteci İstanbul’dan ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden Yunanistan ve Bulgaristan ile sınır kapısı bulunan Edirne iline gelmişti. Deniz yoluyla Midilli Adası’na geçmek isteyen mülteci ve göçmenler ise Ayvalık, Dikili gibi sahil kentlerine geçmişti.

Yunanistan yetkilileri düzensiz geçişleri durdurmak için art arda açıklama yaparken, sınırdaki Yunanistan özel güvenliği de göçmenlere ve mültecilere biber gazı ve plastik mermilerle müdahalede bulunmuştu.