Ana Sayfa Blog Sayfa 2159

Sağlıkta şiddet düzenlemesi yasalaştı: Şiddete ceza yarı oranında arttı

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerinde cezanın yüzde 50 oranında artırılmasını öngören ve Meclis’te grubu bulunan beş siyasi partinin ortak önergesiyle TBMM’ye sunulan sağlıkta şiddet düzenlemesi, Yükseköğretim Yasası ve bazı yasalarda değişiklik yapan yasa teklifine eklenerek dün TBMM‘de kabul edildi ve yasalaştı. 

Düzenlemeye göre, kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri nedeniyle işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmama suçlarında verilecek cezalar yarı oranında artırıldı. Ayrıca bu suçları işleyenler hakkında hapis cezasının ertelenmesi söz konusu olmayacak ve “hükmün açıklanmasının geriye bırakılması” hükmü uygulanmayacak.

Cezalarda erteleme olmayacak

Düzenlemeye göre kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeliyle yardımcı sağlık personeline karşı, görevleri sebebiyle işlenen, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında, ilgili kanunlara göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılacak.

Söz konusu suçlarda, TCK’da yer alan hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmayacak.

Şiddetin vuku bulduğu sağlık kuruluşunda, faile veya yakınına mağdurun verdiği hizmeti verebilecek başka sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeli bulunması halinde, hizmet, ilgili diğer personel tarafından verilecek.

CHP’li Şeker’in önerisi reddedilmişti

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Meclis’in tüm vekillerinin oylarıyla kabul edilen bir düzenlemenin kendilerine güç vereceğini açıklamıştı.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker‘in, “Sağlıkta Şiddet Yasası”nın Meclis gündemine alınmasına dair önerisi 7 Nisan’da AKP ve MHP’liler tarafından reddedilmiş, iktidar ve muhalefet arasında gerginlik yaşanmıştı. Bir gün sonra AKP ve MHP’den yasa teklifi gelmişti.

 

Türkiye’de korona krizi: Vaka sayısı 69 bin 392’ye yükseldi, 115 yeni can kaybı var

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 15 Nisan’da yaptığı açıklamada Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle bir gün içerisinde 115 kişinin daha hayatını kaybettiğini ve 4 bin 281 yeni tanı konduğunu açıkladı. Böylece toplam ölüm sayısı 1518‘e, vaka sayısı 69 bin 392‘ye yükseldi.

Bakanı Koca, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda  “Vaka sayısındaki artış hızı, yoğun bakım ve solunum desteği ihtiyacı olan hastaların sayısındaki artış hızı sabit kalma eğiliminde. 875’i son 24 saatte olmak üzere 5.674 hastamız taburcu edildi. İki gücümüz var: Tedbir, tedavi. Gücümüzü kullanalım” dedi.

5 bin 674 kişi iyileşti

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre bir gün içerisinde 875 kişi daha iyileşti. Toplam iyileşen hasta sayısı ise 5 bin 674 oldu. Vakalardan 1820’si yoğun bakımda bulunuyor. Entübe edilmiş hasta sayısı ise 1052.  

Açıklamada ilk vakanın ortaya çıktığı 10 Mart tarihinden bu yana yapılan test sayısının ise 443 bin 626’ya çıktığı belirtildi.

 

Dünyada koronavirüs: Vaka sayısı 2 milyonu geçti

Ülkeler virüse karşı önlemlerini arttırsa da salgın durmuyor. Dünya çapında vaka sayısının 2 milyonu aştığı Covid 19 nedeniyle ölenlerin sayısı da 130 bine yaklaştı.

ABD’de bilanço artıyor

Salgının en çok etkilediği ülke olan ABD’de vaka ve ölü sayısı artmaya devam ediyor.  Johns Hopkins Üniversitesi‘nin paylaştığı son verilere göre, ülkede virüsün bulaştığı kişi sayısı son 24 saatte 27 bin 48 artarak 609 bin 685’e, can kaybı 2 bin 410 artarak 26 bin 59’a ulaştı. ABD’yi 177 bin 633 vakayla İspanya, 162 bin 488 ile İtalya, 132 bin 210 ile Almanya takip ediyor.

ABD’deki vaka sayısının, sıralamada kendisinden sonra gelen ilk üç ülke olan İspanya, İtalya ve Almanya’nın toplamından çok fazla olması dikkati çekiyor.

İspanya’da ölü sayıları düşüyor 

Salgından en çok etkilenen ikinci Avrupa ülkesi olan İspanya’da normalleşme eğilimi devam ediyor.

Ülkede son bir günde 523 kişinin öldüğü, toplam ölü sayısının 18 bin 579’a yükseldiği açıklandı. Toplam vaka sayısı ise 5 bin 69 kişi ile birlikte 177 bin 633’e yükseldi.

İtalya’da 10 Mart’tan bu yana en düşük vaka sayısı

İtalya’da aktif vaka sayısının 104 bin 291’e ulaştığı, bu sayıya ölenler ve iyileşenler dahil edildiğinde virüs bulaşanların toplam sayısının 162 bin 488’e çıktığı açıklandı. İyileşenlerin sayısının bugün 1695 artarak 37 bin 130’a, ölü sayısı da 602 artarak 21 bin 67’ye yükseldi.

675 yeni vaka tespit edilirken bugünkü sayı, 10 Mart’tan bu yana kaydedilen en düşük günlük yeni vaka artışı oldu. Günlük yeni vaka sayısının, dün 1363, 12 Nisan’da 1984, 11 Nisan’da 1996, 10 Nisan’da ise 1396 olduğu duyurulmuştu.

İngiltere’de 106 yaşındaki hasta taburcu oldu

İngiltere’de Covid 19 nedeniyle son 24 saatte 778 kişinin daha öldü ve ölü sayısı 12 bin 107’ye yükseldi. Vaka sayısı da 5 bin 352 artarak 93 bin 873 oldu.

Öte yandan ülkede 106 yaşında bir kadın yeni tip Covid 19’u yenerek yenerek hastaneden taburcu oldu.

1913 doğumlu olan Connie Titchen isimli kadının mart ortasından beri tedavisi sürüyordu. 

Notre Dame’ın onarımı ertelendi

Fransa’da virüs tespit edilen kişi sayısının son 24 saatte 6 bin 524 artışla 143 bin 303’e yükseldi. 562 kişinin daha öldüğü ve ölü sayısının 15 bin 529’a yükseldiği açıklandı. İyileşenlerin sayısı ise 1125 artarak 28 bin 805’e ulaştı.

Öte yandan Fransa’nın başkenti Paris‘te bir yıl önce çıkan yangında ciddi zarar gören 857 yıllık Notre Dame Katedrali onarılmayı bekliyor. Geçen ay başlaması beklenen tarihi yapının restorasyon çalışmaları salgın nedeniyle ertelendi.

Irak’tan Reuters’e para cezası

Reuters‘ın Irak’ta açıklanan Covid 19 vaka sayısının gerçeği yansıtmadığına yönelik haberi sebebiyle ülkedeki faaliyetlerinin resmi olarak üç aylığına durdurulduğu açıklandı. Irak’ın medya denetleme servisi Reuters’ın lisansının askıya alınmasının yanı sıra ajansa 25 milyon dinar, yani 21 bin dolar ceza kesildiğini belirtti.

Irak’ta vaka sayısının 1400 olduğu bildiriliyor. 

Belçika’da ölümlerin yarısı yaşlı bakım evlerinde

Belçika’da salgın nedeniyle son 24 saatte 172’si yaşlı bakım merkezlerinde olmak üzere 262 kişi daha yaşamını yitirdi.

Yaklaşık 11 milyon 500 bin nüfuslu ülkede yaşamını yitiren toplam 4 bin 157 kişinin neredeyse yarısının bakım evlerinde ölmesi siyasi otoriteye yönelik tepkileri de arttırdı.

Ulusal Kriz Merkezi verilerine göre ülkedeki ölümlerin yüzde 48’ini huzurevlerindeki ölümler oluşturuyor.

Brezilya’da denekler öldü

Brezilya’da sıtma ilacı klorokin difosfatın Covid 19 tedavisindeki etkisini araştıran klinik denemede iki hastanın ilacın yan etkisi nedeniyle öldüğü bildirildi.

Araştırmacılar görülen yan etki nedeniyle, 440 hasta üzerinde yapılması planlanan denemenin düşük dozda sürdürüleceğini kaydetti.

“Hidroklorokin” adı verilen ilacın etken maddesi olan klorokin difosfat, Covid-19 vakalarının tedavisi için tescillenmiş olmamasına rağmen anti-viral etkisi nedeniyle ileri vakaların tedavisinde deneysel bir ilaç olarak kullanılıyordu. İlaç ABD Başkanı Donald Trump tarafından övgülere konu olmuştu. 

 

Salda’dan alınan kumlar bir metrelik kot farkı oluşturdu

 

Burdur‘daki Salda Gölü‘nde yüklenici firmaya ait iş makinesi ve kamyonların, gölün kenarındaki eşsiz beyaz kuma zarar vermesinin ardından geriye iş makinelerinin kazdığı derin çukur ve lastik izleri kaldı. Kazının ardından alanda 1 metrelik kot farkı oluştu. 

Yeşilova ilçesi sınırlarındaki, turkuaz renkli suyu, beyaz kumsalı nedeniyle ‘Türkiye’nin Maldivleri’ olarak anılan Salda Gölü’nün çevresine yapılması planlanan Millet Bahçesi projesini yürüten yüklenici firmaya ait iş makinesi ve kamyonlar, önceki gün alandaki kumsalı tahrip etmişti. Kepçeyle kazılıp kamyonlarla sahilden alınarak beş kilometre uzağa götürülen kumlar, dün sosyal medyada gündem olunca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı harekete geçerek inceleme başlattı. Yüklenici firma yetkilileri hakkında soruşturma başlatılırken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) yetkilileri de bugün alana gelerek zarar tespiti yaptı.

Bir metrelik kot farkı oluştu

Yapılan çalışmada, kumsalın özelliğini yitirmemesi için araç girişinin yasak olduğu ve ayakkabıyla dahi basılmaması gereken alandan geriye iş makinesi ve kamyonların lastik izleri kaldığı belirlendi. Sahilden alınan kumlar nedeniyle de 1 metrelik kot farkının oluştuğu dikkati çekildi. Yeşilova İlçe Jandarma ekipleri alanda geniş çaplı güvenlik çemberi oluşturarak, bölgeyi kontrol altına aldı.

Canlı izlenecek

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yüklenici firma hakkında soruşturma açtırdıklarını ve olayın takipçisi olacaklarını açıklayıp, bu üzücü olayın ardından çalışmaların şeffaf sürmesi için bir proje başlattıklarını söyledi. Alana kamera sistemi kurularak, çalışmaların TOKİ’nin web sitesi üzerinden 7/24 canlı yayınlanacağı bildirildi.

Salda Gölü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019 yılında alanı ‘özel alan’ ilan edilerek, 800 metre yakınına Millet Bahçesi kurulması kararını verilmişti. 

 

 

 

Alman hayvanat bahçesinde korona krizi: Bazı hayvanları diğerlerine yem olarak verebiliriz

Korona virüsü salgını, hayvanat bahçelerinde de trajediye yol açtı. Salgında ziyarete kapanan bir hayvanat bahçesi, mali kriz nedeniyle hayvanları beslemekte zorlandıklarını belirterek, “Bazı hayvanları diğerlerine yem olarak vermek veya ötanazi yapmak durumunda kalabiliriz” açıklaması yaptı. Neumünster Hayvanat Bahçesi Müdürü Verena Kaspari, Die Welt gazetesine ilk aşamada “feda edilebilecek” hayvanların listesini çıkardıklarını söyledi.

‘Ötenazi yapmak zorunda kalacağız’

BBC’nin aktardığına göre, bunun bile mali sorunlarını tümüyle çözmeye yetmeyebileceğini belirten Kaspari şöyle konuştu: “Örneğin, fok balıkları ve penguenlerin her gün çok miktarda balık yemesi gerekiyor. Bu aşamaya gelirsek, hayvanların açlıktan ölmelerine izin vermek yerine ötanazi yapmak zorunda kalacağız. Son çare olarak bazı hayvanları diğerlerine yem olarak vermek durumunda kalabiliriz.”

100 milyon dolarlık yardım paketi isteniyor

Hayvanat bahçelerinin hükümetin küçük işletmeler için açıkladığı acil yardım fonuna dahil edilmediğini belirten Kaspari, bahardaki zararlarının 175 bin euro civarında olacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Almanya’daki hayvanat bahçeleri, hükümetten toplam 100 milyon dolarlık bir yardım paketi açıklamasını istiyor. Almanya Hayvanat Bahçeleri Birliği (VdZ) hayvanat bahçelerinin salgında diğer işletmeler gibi kapılarına kilit vurup maliyetlerini kısamayacağını, hayvanların her gün beslenmesi ve bazı tropik hayvanların yaşadığı yerlerin en az 20 dereceye kadar ısıtılması gerektiğini vurguladı. VdZ Başkanı Jörg Junhold de salgın döneminde Almanya’da ortalama bir hayvanat bahçesinin haftalık yarım milyon Euro gelir kaybına uğradığını söyledi.

Bu arada Berlin Hayvanat Bahçesi Sözcüsü Philine Hachmeister, buradaki ikiz yavru pandaların internet üzerinden izlenebileceğini açıkladı. Hachmeister “Kapılarımızı ziyaretçilere yeniden açıncaya kadar hayvanlar büyümüş olabilir” dedi.

 

Sanatçılardan Grup Yorum’a destek

Sanatçı ve siyasetçiler, ihraç edilen KHK’lıların bir kısmının bir araya gelerek oluşturduğu Direnişler Meclisi‘nin çağrısıyla dün bir araya gelerek ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri için harekete geçme çağrısı yaptı.  

Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in ölüm orucu bugün 304’nci gününde, Mustafa Koçak da 288 gündür ölüm orucunda. Gökçek’le birlikte ölüm orucuna başlayan Helin Bölek ise 3 Nisan’da yaşamını yitirmişti. 

Taleplerin karşılanması ve ölüm oruçlarının sonlandırılması için neler yapılabileceği konuşulan görüşme sonrası yayımlanan çağrı metni şöyle: 

İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak’ın taleplerinin kabul edilmesi ve böylece ölüm oruçlarının sonlandırılması için, bir arada yoğun çaba harcanması.

Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla temas kurulması.

Ulusal ve uluslararası basın ve yayın kuruluşlarında direnişlerin haber yapılması, köşe yazılarına konu edilmesi ve gündem-tartışma programlarında dile getirilmesi için gazeteci ve televizyoncularla temas kurulması.

İçişleri ve Adalet Bakanlıkları ile görüşmek üzere CHP ve HDP milletvekillerinden bir heyet oluşturulması.

Direnişçilerin taleplerinin TBMM‘de daha güçlü şekilde gündeme getirilmesi.
Avrupa’daki Türkiye konsoloslukları önünde destek açlık grevleri örgütlenmesi.

Sosyal medyada ölüm orucundakilerin taleplerinin neden kabul edilmediğine dönük İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına sorular sorarak hükümeti taleplerin kabulüne zorlamak.

Metinde imzası bulunan isimler şöyle: 

Ahmet Gökçek (İbrahim Gökçek’in babası), Ali Ekber Eren (müzisyen), Ataol Behramoğlu (şair-yazar), Ayşe Hür (gazeteci-yazar), Can Dündar (gazeteci-yazar), Cenk Dost Verdi (oyuncu), Defne Halman (oyuncu), Didem Baydar Ünsal (HHB avukat) Direnişler Meclisi, Erdal Bayrakoğlu (müzisyen), Erk Acarer (gazeteci), Grup Yorum, Haluk Tolga İlhan (müzisyen), Hasan Koçak (Mustafa Koçak’ın babası), Hüda Kaya (HDP Milletvekili), Hüseyin Turan (müzisyen), Levent Üzümcü (oyuncu) Leyla Güven (HDP Milletvekili), Mehmet Özer (fotoğraf sanatçısı) Muharrem Temiz (müzisyen) Nazım Alpman (gazeteci) Orhan Aydın (oyuncu) Ömer Faruk Gergerlioğlu (HDP Milletvekili) Pınar Aydınlar ( müzisyen) Seda Şaraldı (HHB avukat) Sezai Temelli (HDP Milletvekili) Suavi (müzisyen) Şebnem Korur Fincancı (TİHV Başkanı) Tolga Sağ (müzisyen) Zülfü Livaneli (müzisyen-yazar).

Kadın liderler koronavirüs krizini daha iyi yönetiyor

CNN televizyon kanalı, Tayvan, Almanya, Yeni Zelanda ve İskandinav ülkeleri örneklerinden yola çıkarak kadın liderlerin koronavirüs salgınınında daha iyi sınav verdiğini bildirdi. Kanalın haberinde şöyle denildi: 

Tayvan, erken müdahaleyle koronavirüs salgınını o kadar başarılı bir şekilde kontrol altına aldı ki şimdi Avrupa Birliği ve diğer ülkelere yardım için milyonlarca maske ihraç ediyor.

Almanya, Avrupa’nın en kapsamlı test programını hayata geçirdi. Ülkede haftada 350 bin koronavirüs testi yapılıyor. Virüse yakalananların erken belirlenmesi etkili tecrit ve tedaviyi mümkün kılıyor.

Yeni Zelanda‘da başbakan erken davranarak ülkeyi turizme kapadı, tüm ülke bir ay süreyle karantinaya alındı ve salgında ölü sayısı dörtte kaldı. Bu ülkelerden biri Avrupa‘da, diğeri Asya‘da, diğeri de Güney Pasifik‘te. Ama bir ortak özellikleri var: Üçünü de kadın liderler yönetiyor.”

Dünya liderlerinin sadece yüzde 7’sinin kadın olduğu hatırlatılan haberde “Bu açıdan kadın liderlerin başarıları ayrı bir önem kazanıyor” denildi. CNN’in analizi şöyle devam etti: “Hükümetlere güvenin yüksek olduğu, çok partili bu demokrasilerde, salgın bilimsel müdahaleyle erken kontrol altına alındı.

Tayvan

24 milyon nüfuslu Tayvan, Çin’in doğu kıyısında. Çin, Tayvan’ı kendi toprağı olarak görüyor. Dünya Sağlık Örgütü Tayvan’ı tanımıyor. Tayvan, anakara Çin’den kaynaklanan bir salgın karşısında riske daha açık durumdaydı. Ama Tayvan lideri Tsai Ing-wen, geçen Aralık’ta Wuhan’da insanların gizemli bir virüs nedeniyle hasta olduğu haberlerinin duyulmasından sonra buradan gelen tüm uçakların incelenmesi talimatını verdi.

Ülkede yaygın olarak testler yapıldı, yüksek nitelikli tıbbi tedaviye kolay erişim sağlandı, taşıyıcılar agresif bir şekilde izlendi, kalabalıkların bir araya gelmesini önlemek için katı önlemler uygulandı.

Daha sonra bir epidemi kumanda merkezi oluşturan Tsai, maske gibi kişisel koruyucu malzemelerin üretimine hız verdi, anakara Çin, Hong Kong ve Macau‘dan tüm uçuşlara sınırlama getirildi. Tayvan’ın bu sıkı müdahale önlemleri sonunda salgının bilançosu 393 teyit edilmiş vaka ve altı ölümle sınırlı kaldı.

Almanya

83 milyon nüfuslu Almanya’da hastalığa yakalanan kişi sayısı 132.000’in üstünde. Fakat ölüm oranı birçok Avrupa ülkesindekinden daha düşük. Kuantum kimyası alanında doktorası olan Başbakan Angela Merkel koronavirüs krizini yönetim tarzıyla halk desteğini önemli oranda artırdı.

Avrupa’da en fazla yoğun bakım yatağı ve test kapasitesi olan ülke Almanya. Heidelberg Üniversitesi Hastanesi Viroloji Bölümü Başkanı Hans-Georg Kräusslich, New York Times gazetesine “Almanya’nın en büyük gücü hükümetin en üst seviyesinde rasyonel kararlar alınabilmesi ve hükümetin arkasında halk desteğinin olması” dedi.

Yeni Zelanda

Yeni Zelanda, nüfusu yaklaşık beş milyon olan ve ekonomisi büyük ölçüde turizme dayalı olan bir ada ülkesi. Fakat Başbakan Jacinda Ardern 19 Mart’ta ülkenin sınırlarını yabancı ziyaretçilere kapattı. 23 Mart’tan itibaren herkes evlere kapandı. Ardern, sınırlamaları kaldırmakta acele etmeyeceklerini söylüyor. Ülkede geniş kapsamlı bir test programı uygulandı. 1300 vakanın görüldüğü ülkede dokuz kişi yaşamını yitirdi.

Ardern, Perşembe günü halka hitap etti ve “Yüzyılı aşkın bir süre sonra insan sağlığını tehdit eden bu en büyük krizde sessizce ve kolektif olarak bir ulusal savunma duvarı ördük” dedi.

İskandinav ülkeleri

Beş İskandinav ülkesinin (Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç ve İsveç) dördünde kadın liderler iktidarda. Salgında kadın liderlerin yönettiği bu ülkelerin tümünde Avrupa’nın diğer bölgelerine kıyasla ölüm oranları düşük. Örneğin 34 yaşındaki Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, dünyanın en genç lideri olarak salgında halk desteğini yüzde 85’e çıkardı. Salgına hazırlık seviyesi yüksek olan 5,5 milyon nüfuslu ülkede ölü sayısı 59’da kaldı.

İzlanda, 360.000 nüfuslu küçük bir ada ülkesi. Başbakan Katrin Jacobsdottir 2017’de iktidara geldi. İzlanda da krize erken müdahale eden ülkeler arasında. Ülkede birçok kişiye test yapıldı. Testleri pozitif çıkanların yaklaşık yarısının hiçbir hastalık belirtisi göstermediği ortaya çıktı. Hastaların temas ettiği kişilerin belirlenmesi için etkili bir program uygulandı.

Lideri kadın olmayan tek Nordik ülkesi olan İsveç‘te ise Başbakan Stefan Lövfen, sosyal mesafe önlemlerini zorunlu kılmayı reddetti. Okullar ve iş yerleri kapanmadı. Buradaki ölüm oranı Avrupa ülkelerinin çoğundakinden çok daha yüksek.

‘Bilim inkarcısı liderler’

Haberinde erkek liderlerle ilgili olarak da şu yoruma yer verildi: 

“Güney Kore Devlet Başkanı (erkek) Moon Jae-in, yaygın bir test programıyla ülkesindeki enfeksiyon eğrisinin doğrusal bir seyir izlemesini sağladığı için övgüyü hak ediyor. Ama işinin ehli olmayan, bilim inkarcısı erkek liderlerin yönetimindeki birçok ülkede koronavirüs büyük facialara yol açtı.

Şimdi krizin merkezi ABD. Başkan Donald Trump, başlangıçta Demokrat Parti’yi “virüs şakasını siyasileştirmekle” suçladı ve bilim insanlarının aylar boyunca yaptığı uyarıları dikkate almadı. Ülkede ölü sayısı 25.000’i, vaka sayısı da yarım milyonu aştı.

Benzer şekilde İngiltere Başbakanı Boris Johnson salgının başlangıçta kamu sağlığına riskinin ciddiyetini önemsemedi. İngiltere’de önlemler diğer Avrupa ülkelerindekinden daha geç alındı. Johnson, kendisi Covid-19’dan hastaneye kaldırılmadan önce gazetecilere virüsün hastanedeki hastalarla el sıkışmasına engel olamayacağını söyledi.

Ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, karantinadan önce beş milyon kişinin Wuhan’dan ayrılmasına izin vermeseydi, hastalık bu kadar hızlı yayılmayacaktı.”

Haberde yer verilmeyen ve salgını önemsemeyip halkına bedel ödeten diğer erkek liderlerden bazıları da şöyle: Brezilya lideri Jair Bolsonaro, Meksika lideri Andres Manuel Lopez Obrador, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Litvanya Devlet Başkanı Gitanas Nauseda

CİSST’e iki haftada 43 Covid 19 kaynaklı şikayet

Sivil toplum kuruluşlarının ve insan hakları derneklerinin çağrılarına rağmen, yeni infaz yasası, risk grubunda olanlar da dahil olmak üzere siyasi tutuklular, düşünce suçluları ve tutuklu gazetecileri dışında bırakarak yasalaşırken, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği‘nden (CİSST) mahpusların sağlığıyla ilgili kötü haberler gelmeye devam ediyor.

Dernek 1 – 14 Nisan tarihleri arasında kendilerine danışma hattından gelen koronavirüsle ilişkili şikayetleri raporlaştırdı. Dokuzu kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere 43 kurumdan gelen şikayetler; kapasite sorunu, hijyen, beslenme ve sağlık hakkına erişim başlıkları altında derlendi. Raporda risk grubunda olan ve bilgilerinin paylaşılmasını isteyen mahpusların durumlarına ayrıca yer verildi.

Raporun “Hapishanelerde Kapasite Sorunu” başlıklı kısmında mahpusların koğuşlarının kalabalık olmasına, yatakların yakınlığı nedeniyle birbirlerine fazla yakın uyumak zorunda kaldıklarına ve ortak alanlarda ve yemekhanelerde çok fazla mahpusun bir araya gelmek zorunda kaldığına değinildi. Devamında havanın soğuk olması nedeniyle havalandırmanın kapatılmasının mahpusların hareket alanını kısıtladığına yer verildi.

“Genel Durum ve Hijyen Önlemleri” başlıklı kısımda ise bazı hapishanelerde dezenfekte amaçlı ilaçlama yapılmadığı, bazılarında yalnızca hapishanenin dışının ilaçlandığı ve mahpusların kullandığı ortak alanlarda ilaçlama yapılmadığı belirtildi. Rapora göre, birçok hapishanede mahpuslar, temizliği kendileri yapıyor. Ayrıca bazı hapishanelerde infaz koruma memurlarının maske takmadığına ya da kısmen taktığı bilgisine yerildi. 

Dezenfektanlar satılıyor

Rapora göre dezenfektanlar kantinde 10- 45 TL arasında değişen ücretlerle satılıyor, yemekhaneler yeterince temizlenmiyor ve çok fazla mahpus tarafından kullanılıyor. 

“Mahpusların Hijyeni” başlığında ise bazı hapishanelerde mahpusların sabuna erişilmediğine, kendilerine maske ve eldiven sağlanmadığında ve/veya maskelerden ücret istenildiğine yer verildi.

Ücretsiz temizlik malzemesinin sağlanmadığına ve bazı hapishanelerde kolonya yerine traş kolonyası dağıtıldığına değinilen rapora göre, sular da sık sık kesiliyor ve sıcak su belli zamanlarda veriliyor.   

CİSST’in raporunun “Beslenme” başlığında yemeklerin kötü ve sağlıksız olduğu, hijyenik olmadığı, tüm mahpusların ihtiyacını karşılamada yetersiz olduğu, bazı hapishanelerde ise kısa sürede tükendiği bilgisi yer aldı.  

Mahpuslar karantina korkusuyla hastaneye sevk edilmek istemiyor

Sağlık hakkına erişim ile ilgili ise şu ifadeler yer aldı: 

Hasta, yaşlı ve risk grubuna giren mahpuslar için önlemler alınmadığı, maske ve temizlik malzemesinin dağıtılmadığı, mahpusların önlemlerini kendileri aldığı,

Bazı hapishanelerde doktorun revire gelmediği,

Bazı hapishanelerde mahpusların revire çıkarılmadığı,

Mahpuslar revire çıksalar da ilaç alamadıkları, kronik hasta mahpusların hastane sevki olmasa da raporlarının yenileneceği kararına uyulmadığı,

Bazı mahpusların yeşil reçeteli ilaçlara erişemediği, bu nedenle mahpusların kendilerine ve çevrelerine zarar verme riski olduğu,

Hastaneden dönüşte 14 gün boyunca karantinada kalarak virüs kapma riskinin artacağı endişesiyle genel olarak tüm mahpusların hastaneye sevk konusundaki endişelerinin arttığı,

hayatlarını tek başına idame ettiremeyen mahpusların da karantinada ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini bilemedikleri için hastaneye sevk olmak istemedikleri belirtilmiştir.

Vak’alar başlığı altında ise 23 yaşında ve bağırsak kanseri tanısı konulan Mehmet Salih Filiz‘in ve üç kalp kapakçığında çürüme bulunan 55 yaşındaki Sabri Kaya‘nın durumuna yer verildi.

Filiz’in zorunlu sevk edildiği hapishanede sağlığının kötüye gittiğine ve ilaçlarının Avrupa’dan geldiği gerekçesiyle kendisine verilmediğine değinildi, ayrıca bulunduğu koğuşta kendisine maske ve temizlik malzemesi de verilmediği belirtildi. Raporda yazdığına göre Filiz’i gören doktorun acil hastane sevki istemesine rağmen bu da kabul edilmedi. 

Koronavirüs salgını öncesinde hastaneye kaldırıldığı ve yoğun bakımda tedavi edildiği belirtilen Kaya ise tedavinin ardından döndüğü hapishanede bir hafta sonra tekrar kötüleşti. Tekrar hastaneye götürülerek yoğun bakıma alınan Kaya’nın ailesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’na infazın durdurulması için başvuruda bulundu ancak olumlu cevap alamadı. Aile Kaya’nın sağlık durumu sebebiyle hapishanede kalmaya devam etmesinden endişeli.

Otübüs firmaları yüksek ücretler talep ediyor

Raporun sonunda yer alan “Alınan Yeni Önlemler ve Şikayetler“de ise mahpusların izne çıkma hakkından yararlanamamalarına ve seyahat öncesi ve seyahat sırasında yaşadıkları sorunlara değinildi:    

İzne çıkarılması planlanan mahpusların evlerine gidebilmek için otobüs kullanmaları gerektiği, otobüs biletlerini alma konusunda maddi olarak zorlandıkları,

Şehirler arası otobüs firmalarının biletler için yüksek ücretler istedikleri,

Bazı hapishanelerde koronavirüs önlemi olarak uygulamaya konulan izne çıkma hakkından maddi imkansızlıklar sebebiyle yararlanamayan mahpuslara kurumda kalmaya devam edecekleri söylendiği,

Bazı hapishanelerde mahpusların talebinin dışında hesaplarında bulunan paranın bilet ücreti için ayrıldığı ve hesaplarındaki paraya ihtiyaçları olmasına rağmen erişemedikleri belirtilmiştir.

Maske sınavı: Takmadan çıkmak yasak ama dağıtım aksıyor, takmayana para cezası

Koronavirüs salgını nedeniyle takmanın zorunlu hale getirildiği maskenin satışı yasaklandı ve ücretsiz dağıtılacağı ilan edildi. Ancak aradan geçen 10 güne rağmen hâlâ maske alamayanlar var. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, maske dağıtımında önceliğin 20 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşlara tanınacağını söylemişti. Bu kişilerin sokağa çıkmasının zaten yasak olduğu düşünüldüğünde, önceliğin niye evde kalanlara verildiği ise anlaşılamadı. 

Geniş kapsamlı bir sınırlandırma getirilmediği için işe gitmek zorunda olan 40 milyonun ise maskeye ulaşma mücadelesi ise sürüyor. Yasak olduğu için satın alamayan ancak kendilerine kod gönderilmediğinden ücretsiz maskeye de ulaşamayanlar, konulan “maske zorunluluğu”nu nasıl aşacaklarını bilemiyor. Kalabalık yerlerde ve toplu ulaşım araçlarında maske takmayanlara ise idari para cezası uygulanıyor. 

Tekstil firmalarınca hazırlanmış 30 milyon maskenin dağıtılamadığını söyleyen İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan sorunun çözümü için çok düşük bir taban fiyat belirlenerek maskenin her yerde satışının önünün açılması gerektiğini söyledi.

‘Tekstil firmaları 30 milyon maske üretti’

Türkiye’nin bir tekstil ülkesi olduğunu söyleyen Türkkan, tekstil firmalarından aldığı bilgiye dayanarak, Vakko’dan LcWaikiki’ye irili ufaklı birçok tekstil firmasının 30 milyona yakın maske ürettiğini ancak bunların dağıtımı ile ilgili sorun olduğunu söyledi. Firmaların bağışlamak üzere hazırladığı maskelerin teslim edileceği kurumlarla ilgili dahi sorunlar olduğunu belirten Türkkan şunları söyledi:

“İrili ufaklı atölyelerden büyük firmalara çok sayıda maske üretildi. Bunlar bağış olarak hazır. Ama sağlıklı bir dağıtım ağı kurulmadı. Londra’da üreticilerle görüştüm. Onların problemi üretememek. Biz ise üretiyoruz dağıtamıyoruz. İnsanlar günlerdir maske bekliyor. Neredeyse 10 gün oldu. Maskeler hazır ama vizyonsuzluk, beceriksizlik nedeniyle dağıtılamıyor.”

‘Çok düşük taban fiyatla satılsın’

Mevcut dağıtım sistemi ile bu sorunun çözülemeyeceğini belirten Türkkan, ihtiyaç sahibi yoksul vatandaşlar için muhtarlar kanalıyla harekete geçilebileceğini ama asıl çözümün kontrollü bir satış olduğunu söyledi.  Türkkan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da, “Bırakın bu kodu, eczaneyi, bedavayı. İnsanlar maskeye ulaşmakta zorluk yaşıyor. Bedava değil, herkesin alabileceği kadar çok ucuz bir fiyat ile her yerde satılsın. Pahalı satmaya kalkana ciddi bir yaptırım uygularsınız biter” dedi.

 

Dünya genelinde uçuşlar yüzde 64 azaldı

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı ve iklim çalışmaları koordinatörü ve Yeşil Gazete yazarı Ümit Şahin, uluslararası hava trafiğini gösteren gerçek zamanlı uçuş takip sitesi Flightradar24.com’un verilerini paylaştı. Şahin son üç ay içinde uçuşlardaki azalmaya dikkat çekti.  

Günlük uçuş sayılarındaki son üç ayda yaşanan değişim şöyle: 

Yolcu uçaklarındaki azalış işe şu şekilde:

Şahin, grafiklere bakıldığında uçuş sayısının üç ay öncesine nazaran tüm uçuşlarda yüzde 64, yolcu uçakları için ise yüzde 75 azalmış olduğunu belirtti. 

Havayolu şirketleri zor durumda

Salgın nedeniyle bir çok ülke kapılarını dışarıya tamamen kapattı. Dünya genelinde pek çok uçuş bu nedenle iptal edilirken, havayolu şirketleri de maddi açıdan zor günler geçiriyor.

Lufthansa ve TUI gibi dünyaca ünlü havayolu şirketleri devletten yardım talep ederken, ilk iflas eden şirket de geçen yıl Connect Airways tarafından 110 milyon sterlin karşılığında satın alınan Flybe olmuştu.  

Koronavirüs salgını koşullarında uçuşların azalması, sadece havanın temizlenmesine ve hava trafiğinin rahatlamasına değil, atmosferdeki CO2 konsantrasyonunun da düşmesine neden oluyor. Analistler, küresel havacılık endüstrisi nedeniyle de petrol talebinde benzeri görülmemiş bir düşüşün ortaya çıkacağını kaydediyor. Tipik olarak günde yaklaşık 99.700 ticari uçuş bulunuyor, ancak virüsün yayılmasını engellemek için zorunlu olmayan yolculuklar üzerindeki baskı, hava trafiğinin yıl içinde neredeyse dörtte bir oranında düşmesine neden olabileceğine işaret ediliyor.