Alana Semuels‘in Time için kaleme aldığı makale Yeşil Gazete’den Karya Ayyıldız tarafından çevrildi.
*
Bir virüsün yayıldığı bu korku dolu dönemde, yoğun bir donat dükkanında çalışmakla ilgili Fina Kao’yu endişelendiren birçok şey var. Örneğin, yaşlı bir müşteri dükkana giriyor, bir donat siparişi veriyor ve öksürüyor veya sandviç yiyen ebeveynlerin çocukları kirli elleriyle masalara, zemine ve içecek dolabına dokunuyorlar.
Bir de, Kao’nun her yıl Çin’e seyahat ettiklerini bildiği müdavimler var; aralarından biri cam kenarına oturup tırnaklarını kesiyor. Bir yandan da Kaliforniya’da 53 onaylanmış vaka olduğu gerçeği var (Bu makale Türkçe yayına hazırlanırken Kaliforniya’da tespit edilen vaka sayısı 27 bine, ABD’de 641 bine yükselmiş durumdaydı).
Kao: Çalışmazsak, para kazanamıyoruz
Ancak San Francisco’nun Richmond bölgesindeki All Stars Donuts’da çalışan Kao ve iş arkadaşlarının işe gitmeme gibi bir şansları yok, onları olası koronavirüs taşıyıcılarından koruyan tek şey ise kasaya koydukları 700 ml el dezenfektanı. Kao haftanın beş günü sabah beşten öğlen bire kadar çalışıyor. 31 yaşındaki Kao, “Çalışmazsak, para kazanamıyoruz,” diyor.
Twitter gibi şirketlerin çalışanları Covid-19 olarak bilinen virüsten korunmak adına evden çalışmaya teşvik ediliyor, Kao gibi işleri şahsen etkileşime bağlı insanlar ise virüse her zamankinden daha fazla maruz kalıyorlar. Böylece, koronavirüsün yayılması ABD ekonomisinde işlerini herhangi bir yerden bilgisayar aracılığıyla yapabilen üniversite eğitimli çalışanlar ile insan etkileşimi gerektiren işlerde çalışan “daha az eğitimli” insanlar arasındaki büyük eşitsizliği ortaya çıkarıyor.
Ekonomistler otomasyonun iş yerlerine girmeye ve şirketlerin yurt dışında daha fazla iş yapmaya başladıkları 1980’lerden itibaren, iş piyasasında zıtlık oluşmaya başladığını söylüyorlar. Bu zıtlık, çok eğitim gerektiren yüksek maaşlı işler ile eğitimin o kadar da önemli olmadığı düşük maaşlı işlerdeki istihdamdan meydana geliyor. Düşük maaşlı işlerin çoğu ofis temizlemek, bez değiştirmek, kargo teslimi, omlet pişirmek gibi dış kaynaklardan faydalanılarak yapılamayan ve otomatik olamayan rutin dışı hizmetlerden oluşuyor
Yüzde 86’sı hizmet sektöründe
Bureau of Labor Statistics’e (ABD İş İstatistikleri Bürosu) göre ABD çalışanlarının yüzde 86’sı hizmet sektöründe çalışıyor. Bu sayı 1970’te yüzde 68’di. Rutin olmayan, yüz yüze etkileşim işlerinde çalışanlar hali hazırda düşük maaşla, az faydayla ve değişken çalışma saatleriyle çalışıyorlar. Şimdi, bu işçiler başka bir zorlukla karşı karşıya.
MIT işgücü ekonomisti David Autor, “Bu pozisyonlarda çalışanlar genellikle, ciddi miktarda müşteriyle yüz yüze temastalar, dolayısıyla virüsün yayılması durumunda oldukça büyük bir maruz kalma riskine sahipler” diyor.
Büyük bir ekonomik krizle karşı karşıyalar
Autor’a göre işlerinin yapısı sebebiyle büyük bir ekonomik risk ile de karşı karşıyalar. Hızlı büyüyen işlerin çoğu düşük maaşlı ve vardiyalı işler. Onlar da müşteriler alışveriş yapmadığı sürece çalışanlar çalışma saatlerinin karşılığını alamıyorlar.
Bureau of Labor Statistics’e göre önümüzdeki on yıl içerisinde en hızlı büyüyen işlerden bazıları yılda 22 bin 500$ kazanan yemek hazırlama ve servis çalışanlarıyla yılda 26 bin $ kazanan taksi şoförlüğü gibi düşük maaşlı, yüz yüze temas gerektiren işler.
Lunapark şirketi Cedar Fair, MGM Resorts ve Dave & Buster’s gibi vardiyalı işçi çalıştıran ve insanların evlerinden çıkıp para harcamasına bağlı şirketlerin sıkıntılı bir döneme girdiklerine dair işaretler var; borsada son 52 haftanın en düşük seviyesine indiler. Center for Law and Social Policy’nin (Hukuk ve Sosyal Politikalar Merkezi) yayınladığı rapora göre şimdiden 10 yarı zamanlı çalışandan dördü daha fazla çalışma saati talebinde bulunuyor, birçok işçi yeterli çalışma saati bulmakta zorlanıyor.
Koronavirüsun yayılması, hastalık durumunda ücretli izine çıkabilen ve tatil izinleri bulunan çalışanlar ile hastalık durumunda izin alırsa ödemesi yapılmayan çalışanlar arasındaki farkı da vurguladı.
Fotoğraf: AFP
Çalışanlar izne ayrılamıyor
Sol eğilimli bir düşünce kuruluşu olan Ekonomik Politika Enstitüsü‘ne göre Amerikalı çalışanların alt çeyreğinin yalnızca yüzde 47’si ücretli hastalık iznine sahipken bu oran üst çeyrekte yüzde 90 civarında. Bazı şehirler ve eyaletlerde işverenlerin ücretli hastalık izni vermesi şartı kondu, ki yapılan araştırmalarda da bulaşıcı hastalığın yayılımını azalttığı görülüyor. Fakat buna rağmen bu izinden faydalanamayan çalışanlar var.
Çalışanlar birden fazla işverenin altında çalışıyorlar, yani yalnızca bir işverenden izin alamıyorlar. Ücretli hastalık iznine sahip olmayan düşük maaşlı çalışanlar hasta olsalar dahi izne ayrılmaya yanaşmıyorlar, çünkü paraya ihtiyaçları var. 2019 Federal Reservearaştırmasına göre 10 çalışandan dördü 400 dolarlık acil durum masrafını karşılamakta zorlanabileceklerini söylüyor.
Harvey: Yüzümüze hapşıran çocuklarla birlikteyiz
Oakland’da çocuk bakımında çalışan Nancy Harvey ve beraber çalıştığı dört kişi de şu anda hastalık iznini kullanmıyor. Yine de çocuklarla çalışmak onu riske atıyor. Harvey, “Kucağımıza oturan ve yüzümüze hapşıran küçüklerle etkileşim halindeyiz” diyor. Çocuklarına baktığı ailelerin sık sık seyahat ettiklerini ve çalışma arkadaşlarının toplu taşıma kullandıklarını söylüyor.
Harvey hastalıktan kaçınmak adına dezenfektan stoklamış ve boya kalemlerini ve karyolaları sterilize etmeye başlamış. Çocuk doktoru olan bir ebeveyn, diğer ebeveynlere ve meslektaşlarına da verdiği, koronavirüsün yayılmasını nasıl önleyeceği hakkında bilgi vermiş. Sendikalaşmaya çalışan diğer Kaliforniya çocuk bakım işçileri arasında bulunan Harvey ek yardım ve çocuk bakımı sağlayıcılarının kendilerini nasıl koruyabilecekleri ile ilgili daha fazla destek gerektiğini söylüyor.
Kuryeler ve şoförler de risk altında
Bir diğer yüz yüze çalışması gereken ve ücretli hastalık iznine sahip olmayan çalışan topluluğu ise esnek ekonomi çalışanları olan Uber ve Lyft çalışanları ile kuryecilik yapan Postmates ve Doordash çalışanları. San Jose’deki 42 yaşındaki Uber çalışanı Victor Regidor gibi insanlar çalışmaya devam ederken kendilerini olabildiğince virüsten korumaya çalışıyorlar.
Regidor kolonyalı mendil ve maske satın almış, aracına öksüren ve hapşıran biri bindikten sonra kapı kollarını ve koltukları siliyor. İnsanları hava alanından alırken endişeleniyor, ne de olsa nereden seyahat ettiklerini bilmiyor veya üstlerine öksürülüp öksürülmediğini. İnsanların dışarı çıkmaması durumunda ne yapacağını bilemiyor, onun için sabit bir iş bulmak kolay olmamış. Regidor, “Şu an için insanlar normal davranıyorlar fakat tamamıyla dışarı çıkmamaları sadece zaman meselesi gibi duruyor” diyor.
Uber ve Lyft gibi şirketler çalışanlarına sık sık arabalarını dezenfekte etmeleri ve ellerini yıkamalarına teşvik eden bir mesaj gönderdi. Hastalığın yayılımıyla beraber işçi savunucuları işverenlere ve devlete az korumaya sahip çalışanlara maaşlarını arttırmaları gibi daha fazla destek olmaları için çağrıda bulundular.
Temizlikçiler, bakıcılar ve ev bakımı çalışanları gibi ev hizmetlerinde çalışanları teşkilatlandıran National Domestic Workers Alliance (Ulusal Ev Çalışanları Birliği) politika danışmanı Julie Kashen şöyle konuşuyor:
Kriz zamanları politikalarımızı gözden geçirip nerede sorunlar olduğunu görebilmek için önemli zamanlar. Bakım hizmetlerinde çalışanlar düşük ücretlerle çalışıyorlar, bakıma verdiğimiz önemi gözden geçirmemiz gerekir.
Düşük maaşlı teknoloji çalışanları adına daha iyi koruma yöntemleri talep eden Silicon Valley Rising, işverenlerin taşeron işçi ve hizmet çalışanlarını koronavirüs müdahale planlarına katmalarını talep ediyor ve tüm çalışanlar için ücretli hastalık izni ile sağlık hizmetinin önemini vurguluyor.
Washington eyaleti düşük maaşlı çalışanlarına destek gösteren Working Washington, işverenlerin çalışanlara hastalık izninde negatife düşme hakkı tanıması gerektiğini ya da çalışanların izin hakkına sahip olmaması durumunda dahi izne ayrılabilmelerini söylüyor. Ayrıca, çalışanların izne ayrılmak için hekim raporuna ihtiyaç duydukları kurallardan feragat etmelerini talep ediyor.
Walmart çalışanlarını örgütleyen United for Respect Walmart’a çalışanların evde kalması veya hasta bir aile üyesine bakması halinde işten çıkarılmayacaklarına dair resmen garanti vermesi çağrısında bulundu. Walmart çalışanı Melissa Love, “Virüs dolayısıyla evde kalmaya karar verdiğimizde işimizi veya primi kaybetmekten korkmamalıyız” dedi.
Otomasyon ve yapay zeka üzerine çalışan Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de profesör olan Ken Goldberg koronavirüsün yayılmaya devam etmesi halinde, ironik bir şekilde, firmaların çalışanlara bağlı kalmamak adına bazı işleri otomasyona bağlayabileceklerini söylüyor. İsrail’de robotlar koronavirüse yakalanmış olabilecek hastaların ateşini ölçüyor ve yaşamsal belirtileri tespit ediyor, böylece başka bir odada bulunan hekimlerin tanı koymasına yardımcı oluyorlar.
Goldberg: İşler robotlara aktarılabilir
Goldberg işverenlerin bu zor ekonomide yeterli tarım, gıda ve depo çalışanları bulmakta zorlandıklarını, koronavirüsün, onları insanları bırakıp makinelere geçmeye ikna edebileceğini söyledi. Şimdiye kadar masa temizlemek veya çocuk taşımak gibi işler için fazla “sakar” kalan robotlar başarılı bir şekilde insanların yerine geçebilmiş değil fakat işverenler tarım ve depo gibi teknolojinin daha gelişmiş olduğu alanlara robotları tanıtmaya başlayabilirler. Goldberge göre insanların yeterli düzeyde karantinaya alınması durumunda bazı işleri robotlara aktarma talebi söz konusu olabilir.
Goldberg, Çin’de restoranların hali hazırda boş olduğunu fakat yemek dağıtımı için talebin patlama yaşadığını belirtti. Bunun, ABD’de de yaşanması muhtemel. Robotların nesneleri kavraması üzerine çalışan bir film olan Ambidextrous’un yaratıcılarından Goldberg, koronavirüsün yayılmasıyla e-ticaretin hızlıca büyüyeceğini ve firmaların çoğunun ihtiyaçları için robotlara başvuracaklarını söyledi.
Amazon dağıtım çalışanları gibi esnek ekonomi çalışanları müşterilerin eve sipariş vermelerinin artmasıyla çoktan talepte bir artış görmeye başladılar. Kaliforniya’da Amazon Flex dağıtımında çalışan Neil Randall ve iş arkadaşları endişeli müşterilere su şişeleri ve pirinç torbaları teslim ediyorlar.
Randall ilk başta teslim ettiği ürünlere dokunarak koronavirüse maruz kalabileceği konusunda endişelense de Dünya Sağlık Örgütü’nün virüsün paketler gibi yüzeylerde uzun süre hayatta kalamayacağına dair rehberini okumuş. Randall “kıyamet günü” malzemesi teslim ederken daha az endişelenmeye başladığını söylüyor, birçok müşteri ise imzaya veya herhangi bir insan etkileşimine gerek kalmadan paketleri kapıya bırakmasını söylemeye başlamış.
Yunanistan’ın Sakız Adası’nda bulunan sığınmacı kampında büyük bir yangın çıktı. Al Jazeera’nın aktardığına göre yangının kampta koronavirüs salgınına karşı gerekli tedbirlerin alınmaması gerekçesiyle gerçekleştirilen protesto sonrası başladığı iddia ediliyor.
Kampta kalan 47 yaşında Iraklı bir kadının yüksek ateşle hastaneye gidip, koronavirüs testinin negatif çıkmasının ardından kampta hayatını kaybetmesi üzerineprotestolar başlamıştı. Protestocular açıklanan sonuca inanmıyor ve Iraklı kadının Covid 19 nedeniyle öldüğünü savunuyor.
Ölen veya yaralanan yok
Yunanistan Göç Bakanı Manos Logotetis, Vial Sığınmacı Kampı‘nda çıkan yangında Avrupa İltica Servisi çadırının, kantinin, depo çadırlarının ve barınma konteynerlerinin yandığını açıkladı. Logotetis, yangında ölen veya yaralanan olmadığını ifade etti.
Fotoğraf: Louisa Gouliamaki/AFP
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği‘nin Atina sözcüsü Boris Cheshirkov, hasarı değerlendirmeye devam ettiklerini ancak büyük ihtimaller birçok sığınmacının evsiz kaldığını belirtti. Cheshirkov, BM’nin yaşam alanları yanan sığınmacılar için Sakız Adası’na çadırlar gönderdiğini belirtti.
AFP‘ye konuşan polis kaynakları, iki Afganistan ve bir Irak vatandaşının yangınla bağlantılı olarak gözaltına alındığını belirtti. Vial Sığınmacı Kampı‘nda kapasitesinin çok üzerinde insanın barındığı biliniyor. Birçok uzman, salgının kampa ulaşmasının yıkıcı sonuçları olabileceğini belirtmişti.
WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) yeni koronavirüs pandemisinin doğa tahribatı ve yaban hayvanı ticareti ile ilgisini ortaya koyan “Doğanın Yok Oluşu ve Pandemilerin Yükselişi’ adlı çarpıcı bir rapor yayınladı.
Rapora göre; yeni koronavirüs aslında Ebola, AIDS, SARS, kuş gribi ve domuz gribi gibi son yıllarda ortaya çıkan hayvan kaynaklı hastalıkların son örneği. Bu hastalıkların yayılmasında doğanın insan tarafından aşırı sömürülmesinin ve yaban hayvanı ticaretinin etkisi çok büyük.
‘Salgınlar, doğayla ilişkimizi gösteriyor’
İnsanın, ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri ile bazı hastalıkların yayılması arasındaki bağlantılara dikkat çekilen araştırmada bu bağlantıların çoğu henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da insan sağlığı ile doğanın birbiriyle yakından ilişkisini ortaya koyuyor.
Rapora göre; doğal ekosistemlerin tahrip edilmesi ve değiştirilmesi, ormansızlaşma, yaban hayvanı türlerinin yasadışı veya kontrolsüz ticareti, yabani ve evcil türlerin hijyenik olmayan koşullarda bir araya getirilmesi ve satılması, virüs gibi patojenlerin yabani ve evcil hayvanlardan insanlara geçme ihtimalini yükseltiyor.
Ayrıca, insan davranışları ve demografik faktörler bu risklerin seviyesini önemli ölçüde artırırken, kıtalar arası seyahat hızı pandemilerin hiç fark edilmeden yayılmasına neden olabiliyor. Sağlığımızı ve refahımızı korumak için yapmamız gereken ise, doğayı ve sağladığı faydaları korumak ve sürdürmek.
Uğur Bayar: Doğayla ilişkimizde yeni bir başlangıç yapmalıyız
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar, “Dünyayı sarsan virüs salgını başta insan sağlığı olmak üzere sosyo-ekonomik yaşamımızı, insani ilişkilerimizi derinden etkiledi. COVİD-19’la birlikte, bugüne kadar alışkın olduğumuz günlük yaşam pratiklerimiz, iletişim şekillerimiz, önceliklerimiz değişti. Dünyanın her köşesinde ve toplumun tüm kesimlerinde aynı kaygı yaşanıyor: Bu krizden nasıl çıkacağız?
Doğa tahribatının etkileri konusunda uzmanlar uzun yıllardır uyarılarda bulunuyordu. İnsanlık olarak bugüne kadar kurmuş olduğumuz, ekonomik, sosyal ve kültürel yaşam doğanın bize sunduğu kaynaklar üzerinde yükseliyor. Doğa kayıplarını önlemede ataletin bedeli ne yazık ki kayıpları önlemenin maliyetinden çok daha büyük.
Bu krizden dersimizi almalı ve bu günlerin ileride unutulmamasını sağlamak için büyük değişimler yapmalıyız. COVİD sonrası süreçte, bireyler, iş dünyası, yerel yönetimler ve hükümetler olarak doğayla ilişkimizde yeni bir başlangıca ihtiyaç var. İnsan sağlığının ve refahının güvencesi, sağlıklı bir doğa sağlıklı bir yaban hayatıdır” dedi.
Bir hayvan pazarından dünyaya yayılan tehlike
Öyle görünüyor ki, COVİD-19 salgını, Aralık 2019’da, Çin’in Hubei eyaletinde yer alan Wuhan şehrindeki büyük bir hayvan pazarında ortaya çıktı. Peki, bu yeni virüsler nereden geliyor?
Hayvanlar ve insanlar arasında virüs geçişine yakın geçmişte de rastlanmıştı. 2012 yılında, muhtemelen yarasalardan kaynaklanan bir virüs önce tek hörgüçlü develere, daha sonra insanlara bulaşmış ve Arap Yarımadası’ndaki MERS salgınını tetiklemişti. SARS ise, yine yarasalardan benzer bir virüsün geçtiği Asya misk kedilerinin (Paradoxurus hermaphroditus) satıldığı bir Çin pazarında ortaya çıkmıştı.
Covid-19 enfeksiyonunun kaynağı ve takip ettiği yol hakkında kesin kanıtlara henüz sahip olmasak da bu virüsün canlı yaban hayvanlarının ve bu hayvanların çeşitli organ ve uzuvlarının satışıyla bağlantılı bir şekilde ortaya çıkmış olması kuvvetle muhtemel. Genellikle yasa dışı veya kontrolsüz yürütülen bu uygulama, eski ve yeni zoonozları (hayvandan insana geçen hastalıklar) yayan ve insan sağlığı ile sosyal ve ekonomik yaşamı muazzam şekilde etkileyen pandemi riskini arttıran bir etken.
Yüzde 60’ı yaban hayvanlarından bulaştı
Son zamanlarda ortaya çıkan tüm hastalıklar arasında, yaban hayatı kökenli zoonozlar, dünya nüfusunun sağlığına yönelik en önemli tehditlerden biri. Bugüne kadar insanlarda görülen bulaşıcı hastalıkların dörtte üçünün hayvanlardan geldiğini belirten rapora göre yeni görülen hastalıkların yüzde 60’ı yaban hayvanlarından bulaşmış durumda.
Zoonozlar her yıl yaklaşık bir milyar hastalık vakasına ve milyonlarca ölüme neden olurken, sağlık sorunlarının yanı sıra, ağır sosyoekonomik sonuçları da beraberinde getiriyor. Dünya Bankası, sadece altı zoonotik hastalığın ekonomik yükünün 12 yılda 80 milyar ABD dolarına ulaştığını tahmin ediyor. 2003 yılında baş gösteren SARS salgını yaklaşık 9 bin kişiyi etkiledi ve küresel ekonomiye 30-50 milyar ABD dolarlık maliyet getirdi.
Fotoğraf: Jean Robert/ AFP
Atılması gereken 10 acil adım
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)’na göre, Covid-19 benzeri tehditlerden sakınmak için acilen atılması gereken adımlar şunlar:
Ulusal ve uluslararası düzeyde yaban hayvanı ticaretinin yasaklanması
Canlı türleri ve popülasyonlarının yok olmasının önüne geçilmesi, doğal yaşam ortamlarının korunması
Kaçak avcılığın sona erdirilmesi, kara avcılığının salgın döneminde yasaklanması ve salgın risklerine karşı yeniden düzenlenmesi
Bozulmuş ekosistemlerin restore edilmesi, yeniden kazanılması
Yaban hayatı dostu geleneksel tarımsal uygulamaların teşvik edilmesi
Covid-19 sonrası dönemde sürdürülebilir yatırımların teşvik edilmesi, insanın, doğa üzerindeki zararlı etkisini artıracak yatırımların(tüketim, kirlilik, vs) desteklenmemesi
Ekonomiyi canlandırma planlarının en az yüzde 50’sinin enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrikli ulaşım gibi çevresel olarak sürdürülebilir yatırımlara yöneltilmesi
Covid-19 krizindeki kolektif çabanın iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybını önlemek için bireyler, iş dünyası, yerel yönetimler ve hükümetler düzeyinde kararlılık ve dayanışma ile yürütülmesi
Kocaeli merkezli Ses Kocaeli Gazetesi‘ne sabaha karşı saat 05.00 sularında silahlı saldırı düzenlendi.
Sabah 05.00 sularında gazetenin ana giriş kapısına araçla gelen saldırganlar, gazeteye 9 el ateş ettikten sonra kaçarak uzaklaştı. Gazete, saldırının güvenlik kameralarından görüntülendiğini belirtti.
Gazeteye gelen polis ve olay yeri inceleme ekipleri binanın giriş ve çıkışlarında detaylı inceleme yaptı.Saldırıda yaralanan olmazken maddi hasar olduğu belirtildi. Gazete olayla ilgili olarak “Bu çirkin ve küstah saldırının faillerinin biran önce ortaya çıkmasını ve ucu kime dokunursa dokunsun olayın aydınlatılmasını Kocaeli polisinden bekliyoruz” dedi.
Çiğit: Bizden özellikle iktidar çok şikayetçi
Kocaeli Ses Gazetesi yayın yönetmeni İsmet Çiğit ise yaptığı yazılı açıklamada polise verdiği ifadede şu bilgileri paylaştığını belirtti:
Bu kentte, mevcut iktidar aleyhinde yazı yazan, yapılan yanlışları haber yapan ve eleştiren tek yerel medya olarak SES Kocaeli kaldı. Benim yazdığım yazıların altındaki yorumlara bakarsanız, her gün ne kadar çok tehdit aldığımızı zaten görürsünüz.
Tek tek isim vererek kimseyi suçlayamam. Ama, Büyükşehir makam odalarında, AKP teşkilat binalarında hergün bizim dedikodumuzun yapıldığını, bize küfür edildiğini, bizden özellikle iktidarın çok şikayetçi olduğunu biliyoruz. Bu durumdan bazı gençler kendilerine görev çıkartmış, işgüzarlık yapmaya, göz dağı vermeye kalkmış olabilirler diye düşünüyorum.
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), Küresel Ölçekte Yenilenebilir Enerjinin Görünümü Raporu‘nu yayımladı. Rapor, yenilenebilir enerjiye dayalı enerji dönüşümünü desteklemenin, 2050 yılına kadar ekonomik büyüme sağlayabileceğini, milyonlarca yeni istihdam yaratabileceğini ve insan refahını yükselteceğini ortaya koyuyor.
Buna göre, ekonomilerin kapsamlı şekilde karbondan arındırılması stratejilerinin, yaklaşık 130 trilyon dolarlık enerji yatırımı gerektiriyor. Ancak bu büyük ölçekli yatırım önemli sosyo-ekonomik kazanımlar yaratacak.
98 trilyon dolar kazanç sağlayabilir
Enerji sistemlerinde yaşanacak dönüşümle, 2050 yılı itibariyle toplam küresel GSYİH kazanımlarında, işlerin olağan seyrettiği senaryoya kıyasla 98 trilyon ABD doları artış yaşanabilir.
Yenilenebilir enerji sektöründe yaklaşık 42 milyon yeni iş yaratılması sonucu mevcut seviyesinin dört katına çıkan istihdama, enerji verimliliğinde 21 milyon ve sistem esnekliği kapsamında 15 milyon yeni iş eklenebilir.
Adil ve dayanıklı ekonomiyi inşa etmek
Koronairüs salgınıyla mücadele kapsamında hükümetlerin ekonomi iyileştirme programlarını hayata geçirdiğini söyleyen IRENA’nın Genel Direktörü Francesco La Camera raporla ilgili şunları söyledi:
Kriz, mevcut sistemin temelindeki kırılganlıkları ortaya çıkardı. IRENA’nın bu raporu, kısa vadeli ekonomik iyileştirme programlarını, Paris Anlaşması ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri‘nin orta ve uzun vadeli hedefleriyle uyumlu hale getirerek, daha sürdürülebilir, adil ve dayanıklı ekonomiler inşa etmenin yollarını gösteriyor.
Hükümetlerin yenilenebilir enerji yatırımlarının ekonomik iyileştirme stratejilerinin ayrılmaz parçası haline getirmesi gerektiğini söyleyen La Camera böylece hükümetlerin birden fazla ekonomik ve sosyal hedefe eşzamanlı ulaşabileceklerini kaydetti.
Maliyetler kısa sürede kapatılacak
Raporda ayrıca net sıfır emisyon hedefine ulaşmayla ilgili kapsamlı bir yol haritası sunuluyor. Başta yeşil hidrojen ve son kullanıcı ürünlerinin elektrifikasyonu olmak üzere belirlenen beş adet teknoloji önceliğine yatırım yapılarak, ağır sanayi ve yüksek karbonlu sektörlerde fosil yakıtların yenilenebilir enerjiyle ikame edilebileceği, dolayısıyla emisyon azaltımı sağlanacağı ortaya konuluyor.
Rapor, düşük karbonlu yatırımların, yatırım maliyetlerinin hızla üzerine çıkan finansal performans sağlayacağını gösteriyor. Özellikle sağlık ve çevresel etmenler gibi dışsallıklarda oluşacak düşüş, yatırım maliyetlerinden sekiz kat daha fazla tasarruf sağlayabilir. İklim riskleri açısından güvenli bir senaryo, 2050 yılına kadar toplam 110 trilyon dolarlık enerji yatırımı gerektiriyor. Kapsamlı ve net sıfır emisyon hedefleyen senaryo ise bu yatırıma 20 trilyon dolar ek yatırım ihtiyacı ekliyor.
10 farklı ülkede dönüşüm senaryoları
Rapor aynı zamanda, dünyadaki on farklı bölgede, enerji ve sosyo-ekonomik dönüşüm senaryolarını inceliyor. Senaryolar farklılaşsa da tüm bölgelerde yenilenebilir enerji kullanımının artması bekleniyor. Yenilebilir enerjinin Güneydoğu Asya, Latin Amerika, Avrupa Birliği ve Sahra Altı Afrika’da 2050 yılına kadar toplam enerjinin yüzde 70 ila 80’ini karşılaması öngörülüyor.
Benzer şekilde, ısı ve ulaşım gibi son kullanıcı nezdindeki elektrifikasyonun tüm bölgelerde artması, Doğu Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa‘nın büyük bölümünde yüzde 50’yi aşması bekleniyor. Fosil yakıt sektöründeki istihdam kayıplarına rağmen, tüm bölgelerde insan refahında önemli artış ve yenilenebilir enerji sektöründeki istihdamda net artış yaşanacağı öngörülüyor.
Koordinasyon şart
Birbiriyle ilişkili enerji ve iklim hedeflerine ulaşmak ve sosyo-ekonomik refahı artırmak için bölgesel ölçekte ve ülke düzeyinde hedeflerin güçlendirilmesi önem taşıyor. Rapora göre uluslararası, bölgesel ve yerel ölçeklerde daha güçlü koordinasyon önem arz ediyor.
Rapor, finansal destek mekanizmalarının, kırılganlık seviyesi yüksek ülkeler ve toplumların da dahil edildiği öncelikli alanlara yönlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.
IRENA hakkında
Enerji dönüşümü alanında çalışan hükümetler arası bir kuruluş olan IRENA, ülkelerin sürdürülebilir enerji dönüşümü süreçlerine destek sunmanın yanı sıra, yenilenebilir enerji alanında uluslararası işbirliği, yasal altyapı ve teknoloji geliştirme konularına kaynak ve finansman yaratmak amacında olan temel bir bilgi platformu.
161 üyeden (160 Devlet ve Avrupa Birliği) oluşan ve katılım süreci değerlendirilen 22 etkin ülkede faaliyetlerini sürdüren IRENA, düşük karbonlu ekonomik büyüme ve insan refahı için sürdürülebilir kalkınma, enerji erişimi, enerji güvenliği ve yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, benimsenmesi ve sürdürülebilir kullanımını teşvik ediyor.
Democracy Now’dan Amy Goodman, dünyaca ünlü dilbilimci ve düşünür Naom Chomsky ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Chomsky, koronavirüs salgınının etkilerinden, Trump’ın uyguladığı politikalara; sağlık sistemindeki sorunlardan ABD’nin gelecekte dikkate alması gereken uyarılara pek çok konuda fikirlerini sundu.
ABD’nin şu anda yaşadığı sorunları bütüncül bir bakış açısıyla inceleme fırsatı sunan bu söyleşi Açık Radyo ve Yeşil Gazete işbirliği kapsamında Berivan Avcı tarafından Türkçeye çevrildi:
*
Amy Goodman: Yayınımızı koronavirüs salgınının merkez üssü olan New York’tan yapıyoruz. ABD, Covid-19 yüzünden her 47 saniyede ölen bir kişi ile şu anda tüm dünyanın merkez üssü haline gelmiş durumda. İtalya, İspanya ve Fransa’daki vakaların toplamını aşan yarım milyona yaklaşmış onaylı vaka sayısıyla, Birleşik Devletlerde korona virüsün sebep olduğu yaklaşık 16,700 ölüm kayıtlara geçmiş bulunuyor.
Elbette yapılan testlerin ciddi düzeyde eksik olmasından dolayı, hastalığın gerçek oranı olduğundan daha yüksek bir seviyede seyrediyor. Çalışma Bakanlığın’ın Perşembe günü söylediği üzere; 6.6 milyonun üzerinde Amerikalı, geçen bir hafta boyunca işsizlik ödeneği için dilekçe verdi çünkü ABD’deki iş kayıplarının hızı ve boyutu Büyük Buhran’ınkiyle yarışacak seviyeye geldi.
Pekala, bu daha önce örneği görülmemiş anın politik çıkarımlarına dair daha fazla bilgi için bugün bir saatliğine dünyaca ünlü politik muhalif, dilbilimci ve yazar, Tucson, Arizona Üniversitesi Dilbilimi Bölümü ödüllü profesörü ve 50 yıldan fazla bir süredir ders verdiği Massachusetts Teknoloji Enstitüsü‘nde fahri profesör olan Noam Chomsky’e danışacağız. Son kitapları arasında Küresel Memnuniyetsizlik: Demokrasiye Karşı Yükselen Tehditler Üzerine Konuşmalar, Güç Kimin Elinde? ve Amerikan Rüyası İçin Ağıt: 10 İlkede Servet Ve Güç Yoğunlaşması bulunuyor.
Noam Chomsky Çarşamba sohbeti için bize, eşi Valeria ile birlikte kendilerini izole ettikleri Tucson, Arizona’daki evinden katılıyor. Bu; Senatör Bernie Sanders’ın, önceki Başkan Yardımcısı Joe Biden’ı Kasım seçimlerinde Donald Trump ile karşı karşıya getirecek ve onu muhtemel aday yapacak olan Demokrat başkan adaylığı için yürüttüğü kampanyasını askıya aldığını duyurmasından hemen önceydi. Söyleşiye profesör Chomsky’e, şu anda 2020 seçimleri bağlamında neler olup bittiğini ve Kasım ayında olacakları nasıl gördüğünü sormakla başladım.
Chomsky: Trump’ın yeniden seçilmesi felaket olur
Noam Chomsky: Trump yeniden seçilirse, bu kelimelerle tarif edilemeyecek bir felaket olur. Bu, Amerikan halkı ve dünya için ziyadesiyle yıkıcı olmuş son dört yılın politikalarının devam ettirileceği ve belki de bu politikalara ivme kazandırılacağı anlamına gelir. Sağlık açısından taşıdığı anlam ise yeterince kötü. Lancet ‘in yer verdiği rakamlardan söz etmiştim. Durum daha da vahim bir hal alacak. Kimsenin hakkında konuşmadığı fakat son derece ciddi olan bu durumun çevre ya da nükleer savaş tehdidi açısından ne anlama geldiği ise sözcüklerle ifade edilemeyecek türden.
Farz edelim ki Biden seçildi. Bana kalsa aslında Obama’nın devamı olacağı öngörüsünde bulunurdum — çok da mükemmel değil ancak en azından tümüyle yıkıcı da değil ve örgütlü bir halkın yapılanları değiştirmesi için baskı unsuru yaratmasına zemin hazırlayabilir.
‘Sanders’ın başarısız olduğu kanısı bir yanılgı’
Şu anda Sanders’ın kampanyasının başarısız olduğu yönünde yaygın bir kanı var. Bunun bir yanılgı olduğunu düşünüyorum. Bana göre bu, tartışma ve çekişmelerin yaşandığı mücadele alanlarının zeminini tamamen değiştiren görülmemiş bir başarıydı. Birkaç yıl öncesine kadar üzerine hiç konuşulmamış olan meseleler, şu anda ilgi odağı haline gelmiş durumda.
Egemen çevreler nazarında şu ana kadar işlediği en kötü suç, gündeme getirdiği politikaları değil; zaten uzunca bir süredir giderek büyümekte olan İşgal Et, Siyahilerin Yaşamı Değerlidir ve birçokları gibi popüler hareketlere ilham verebilmesi ve bunları, sırf her iki yılda bir başkanın üzerine gidip daha sonra evine dönmek için öylesine ortaya çıkmayan aksine sürekli bir baskı, sürekli bir aktivizm ve benzeri şeyleri yaratan aktivist bir harekete dönüştürebilmesidir. Bu, Biden’ın idaresindeki bir yönetimini etkileyebilir. Hatta şöyle bile olabilir — bu sadece bir tespit taarruzu olsa bile, asıl krizlerin üstesinden gelmek için hala vakit olduğu anlamına gelir.
‘Sol, Amerikalılar için fazla radikal görülüyor’
Hepimiz İçin Devlet Sağlık Sigortası ya da Sanders’ın programındaki diğer belli başlı ana maddeleri, parasız üniversite eğitimini ele alalım. Tüm ana akım yelpaze içerisinde hakim yönelime göre başından beri sol olarak adlandırılan şey; bu, Amerikalılar için fazla radikal olduğu için kınanır. Bunun ne anlama geldiğini bir düşünün. Bu ancak ve ancak çok hasmane bir düşmandan bekleyebileceğiniz, Amerikan kültürüne ve toplumuna yapılmış bir saldırıdır. Söylemek istediği, bizim de benzer ülkeler düzeyine yükselmemiz gerektiğini dillendirmek fazla radikaldir. Hepsinin bir takım ulusal sağlık hizmeti modeli var. Bu ülkelerin çoğu parasız yüksek öğretim sağlıyor, ulus çapında bunu en iyi şekilde uygulayan ülkeler; örneğin Finlandiya, parasız; Almanya, parasız; hemen güneyimizdeki ve çok fakir bir ülke olan Meksika, yüksek nitelikli yükseköğretim, parasız. Bu yüzden dünyanın geri kalanın düzeyine yükselmemiz gerektiğini söylemek, Amerikalılar açısından fazla radikal olarak algılanır. Akıllara zarar bir yorum. Söylediğim gibi bu, ancak çok hasmane bir düşmandan bekleyeceğiniz bir Amerika eleştirisi.
Bu, söz konusu yelpazenin solu. Size, aslında ciddi sorunlarımız olduğunu söyler. Sadece Trump değil. Tabi ki durumu daha da vahim hale getiren o ama sorunlarımız giderek derinleşiyor tıpkı, daha önce anlattığım, sorunlarla baş edecek olan hükümeti etkisiz hale getiren ekstra bir tokmak darbesi ile makul bir kapitalist mantığa dayandırılan vantilatör faciası gibi. Bu Trump’ın kendisinden bile daha derin. Ve bu gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Bazıları bunu yapıyor da. Eminim siz haberini yapmışsınızdır — ben hatırlamıyorum— muhtemelen siz Kıyamet Saatinin ayarlanması olayının haberini yaptınız. Öyle değil mi?
Amy Goodman: Evet.
Noam Chomsky: Ne olduğunu bir hatırlayın. Trump’ın dönemi boyunca, dünyanın durumuyla ilgili sahip olduğumuz en genel değerlendirme, Kıyamet Saatinin yelkovanı gece yarısına daha da yaklaştı — kıyametin kopuşu — şu ana kadar ulaşabileceği en ileri saat birimine ulaştı. Geçtiğimiz Ocakta, yelkovan bu birimi de geçmiş oldu. Analistler dakikalardan vazgeçip saniyelere yöneldiler: Donald Trump’ın sayesinde gece yarısına sadece yüz saniye var.
‘Cumhuriyetçi Parti siyasi parti olarak yeterli değil’
Ayrıca korkunç derecede kötü olan Cumhuriyetçi Parti de artık siyasi bir parti olarak yeterli değil. Yaptığı tek şey efendisinin söylediği her şeyi koyun gibi tekrarlamak. Dürüstlüğün esamesi yok. Bunu izlemek insanı sadece şaşırtıyor. Kendisini, söylediği her şeyi tapınacak şekilde tekrar eden bir dalkavuklar yığını ile çevrelemiş durumda. Yine JPMorgan Chase’den bir alıntı yaparsak — bizi bir nebze de olsa bütünsel felaketten koruyan demokrasiye yönelik asıl gerçek saldırı, bununla birlikte insanlığın varlığını sürdürmesine yönelik saldırı, nükleer savaş, nükleer savaş tehdidini arttırmak ve silahlanma kontrol sisteminin yürürlükten kaldırılması. Bunu izlemek şaşkınlık verici.
‘Yeşil Yeni Düzen insanlığın bekası için elzem’
İzlediğimiz politikaların insanlığın bekasını nasıl tehlikeye attığı ile ilgili alıntı yaptığım aynı hatırlatıcı not, kısmen itibarlarını ilgilendiren sonuçlar nedeniyle, bankaların fosil yakıt desteğini kesmeleri gerektiği tartışmasıyla sonlandı. İtibarları giderek zedeleniyordu. Bu ne anlama geliyor? Bu, aktivistlerin onlar üzerinde baskı yarattığı ve itibarlarını bir şekilde korumak zorunda oldukları anlamına geliyor. İşte şimdi, iyi bir ders oldu.
Üstelik bu işe de yarıyor. Çok çarpıcı olan bazı örnekler gördük. Mesela Yeşil Yeni Düzeni ele alalım. Eğer kendisinden hiçbir suretle söz edilmeseydi, birkaç yıl öncesine kadar da alay konusu olarak kalırdı. Yeşil Yeni Düzenin bazı yöntemleri, insanlığın bekası için elzemdir. Şu anda genel gündemin de bir parçası. Neden? Aktivist katılımı. Özellikle, bir grup genç insandan oluşan Gündoğumu Hareketi, kongreye ait ofislerde oturma eylemi yapma noktasına varan anlamlı eylemler gerçekleştirdi. Alexandria Ocasio-Cortez’den ve Sandersçıların ilham verdiği popüler dalganın bir parçası olarak göreve başlayan diğer genç meclis üyelerinden destek aldılar, bir başka büyük başarı da bu. Massachusetts’den senatör Ed Markey de onlara katıldı. Bu, şu anda yasamayla ilgili gündemin bir parçası olmuş durumda. Sonraki adım ise bunu, uygulanabilir bir şekle büründürmek olacak. Üstelik bunun nasıl yapılacağı ile ilgili çok iyi fikirler de mevcut. Evet, gidişatın değişebilmesinin yolu budur.
Biden’ın başkanlığında ortaya çıkacak yönetim çok halden anlayan bir yönetim olmazsa bile, en azından iletişim kurulabilecek, baskılanabilecek bir yönetim olacak. Ve bu oldukça önemli. Şayet çok iyi bir işçi sınıfı tarihçisi olan, ki eminim tanıyorsunuzdur; bazen kendileri bazen de toplumun geneli için toplumdaki değişiklikleri başlatmak için insanlarla birlikte çalışarak elinden gelen gayreti göstermiş olan Erik Loomis’i şöyle bir incelerseniz. Ve kendisi ilginç bir noktaya değinerek şuna dikkat çekiyor. Tüm bu çabalar, hoşgörülü ve anlayışlı bir yönetim yok iken değil var iken başarıya ulaştı. Trump sosyopatı ve biraz boş biri olan Biden arasındaki çok büyük farklardan biri, büyük bir fark ise onu, şu ya da bu şekilde baskılayabileceğinizdir. Bu, gerçek anlamıyla insanlık tarihinin en can alıcı seçimi olacak. Trump ile geçecek başka bir dört yıl hapı yuttuğumuz anlamına gelir.
Amy Goodman: 30 saniye içerisinde yeniden profesör Noam Chomsky ile birlikte olacağız.
[ara]
Amy Goodman: “Selam Ey Meryem,” bugün de okundu, Paris’teki Notre-Dame Cathedral’inin söndürülmüş bina iskeletinden İyi Cumalar diliyorum. Bu, canlı yayınlanan bir söyleşi. Demokrasi, Şimdi!, democracynow.org, Karantina Röportajı. Ben Amy Goodman, Noam Chomsky ile olan söyleşimize devam ediyoruz. Ona, dünyanın en zengin ülkesi olan Amerika Birleşik Devletlerinin nasıl pandeminin merkez üssü haline geldiğini sordum.
‘DSÖ’ye veri bile sağlayamıyor’
Noam Chomsky: Pekala, Amerika Birleşik Devletleri — demek istediğim şu ki ülkeler bu pandemiye çeşitli şekillerde karşılık verdi, bazıları bunda başarılı olurken diğerleri daha başarılı ya da daha az başarılı oldular. Biri içlerindeki en kötü oldu. O da biziz. Amerika Birleşik Devletleri, Dünya Sağlık Örgütüne veri bile sağlayamayan tek büyük ülke, çünkü çok işlevsiz.
Bunun bir arka planı var. Bu arka planın bir kısmı, olağan dışı herhangi bir durum için adeta hazır olmayan kepaze bir sağlık hizmeti sisteminden ibaret. Tek kelimeyle işlemeyen bir sistem. Durum, neredeyse gidişatı mümkün olduğu kadar kötüleştirecek her olası adımı sistematik olarak atan Washington’daki bir yığın yabancı gangsterin eliyle daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Trump, yönetimde olduğu son dört yıldır, hükümetin sağlıkla ilgili el attığı her alanda sistematik kesintiler yapıyor. Pentagon yükseliyor. Etrafına çektiği duvarlar yükseliyor. Ancak halka fayda sağlayabilecek her şey, ama her şey özellikle de sağlık dibe çöküyor.
Bunlardan bazıları ise neredeyse gerçeküstü. Öyle ki, örneğin çok da mükemmel bir zamanlama olan Ekim ayında, bir Amerika Birleşik Devletleri Kalkınma Ajansı projesi olan, Üçüncü Dünya Ülkeleri ve aynı zamanda Çin’de öngörülen pandemiyi dönüştürebilecek yeni virüs türlerini belirlemeyi araştırmak için işe yarayacak olan Predict’i tümüyle iptal etti. Üstelik en azından 2003 yılında ortaya çıkan SARS salgınından beri bunun olacağı aslında öngörülüyordu. Dolayısıyla elimizde bir tür etkenler bileşeni var, bunlardan bazıları Birleşik Devletlere has.
‘Yeni salgınların ortaya çıkacağı aşikardı’
Kısmen küresel ısınmayla ilgili artan çok büyük tehditlerden kaynaklanan bundan daha ciddi ve gerçekleşmesi muhtemel yeni pandemilerden korunmayı garantilemek ya da en azından ümit etmek istiyorsak, bunun kökenlerine bakmak zorundayız. Ayrıca bunları enine boyuna gözden geçirmemiz oldukça önemli. Bu yüzden şöyle bir geçmişe gidin, pandemiler yıllardır bilim insanları tarafından öngörülüyor. SARS salgını oldukça ciddiydi. Kontrol altına alındı ama aşılar — aşıların gelişimi ile ilgili bir ilk adım vardı. Hiçbir zaman test aşamasından ileri gidemediler. Daha o zaman bile daha büyük bir durumun ortaya çıkacağı aşikardı ve öyle de oldu, birkaç salgın daha oldu.
Ancak bu, olacakları bilmek için yeterli değil. Birilerinin mevcut fikri veya planı alıp değiştirmesi gerek. Bunu kim yapabilir? Tamam, en açık adres ilaç şirketleri ama onlar bununla ilgilenmiyorlar. Onlar makul kapitalist aklın peşinden gidiyorlar: Piyasanın verdiği sinyallere bakın, öngörülen ve beklenilen bir facia için yapılan hazırlığın kimseye bir faydası yok. Dolayısıyla bununla ilgilenmediler.
Bu noktada, başka bir olasılık da hükümetin devreye girmesi olabilir. Nihayet ücretsiz olan ve fikri mülkiyet hakkı talep etmeyen Çocuk Felci aşısının ortaya çıkmasını sağlayan hükümet destekli ve fonlu bir proje ile sonuçlandırılan çocuk felci felaketini hatırlamak için yeterince yaşlıyım. Jonas Salk bunun; parasız olması gerektiğini söylemişti, tıpkı güneş gibi. Evet, bu çocuk felci felaketine, kızamık felaketine ve diğerlerine bir son verdi. Ama hükümet devreye girmeyi beceremedi çünkü modern çağın kendine has başka bir yönü daha var: neoliberal salgın hastalık. Ronald Reagan’ın neşeli tebessümünü ve hükümetin bir çözüm olmaktan çok nasıl bir sorun haline geldiği ile ilgili küçük şiarını artık hatırlıyorsunuzdur. Bu nedenle hükümet herhangi bir şeye girişemez.
‘Obama yönetimi hazırlık için çaba gösterdi’
Yine de bununla ilgili hazırlık yapma girişimine yönelik bazı çabalar vardı. Şu anda New York’da ve diğer yerlerde doktorlar ve hemşireler, ellerinde teçhizat olmadığı için kimin öleceği ile ilgili acı verici kararlar almaya zorlanıyorlar ki böyle bir karar vermek hiç uygun değil. Üstelik asıl yetersizlik yaşadıkları konu vantilatörler, muazzam bir vantilatör sıkıntısı var. Tamam, Obama yönetimi bu hazırlığı yapmak için çok büyük çaba gösterdi. Ve eksikliğin bu kadar önemli ölçüde olması da şu an faciaya sebep olan etkenleri gün yüzüne çıkarmakta.
Yüksek kaliteli ve düşük maliyetli vantilatörler üreten küçük bir şirketle bir sözleşme imzaladılar. Şirket daha lüks ve pahalı vantilatörler üreten Covidien adında daha büyük bir şirkete satıldı. Ve tabi ki projeyi rafa kaldırdılar. Muhtemelen, kendi maliyetli vantilatörleriyle bir rekabet içinde olmak istemediler. Bundan kısa bir süre sonra hükümete dönüp sözleşmeyi sonlandırmak istediklerini söylediler. Sebep olarak projenin yeterince karlı olmadığını öne sürdüler dolayısıyla artık vantilatörler satın alınamayacaktı.
Aynı durumu hastanelerde yaşıyoruz. Neoliberal programların idaresindeki hastanelerin yeterli olması beklenir, bununla fazla kapasiteyi kastetmiyorum, kendi kendilerine yetecek durumda olmaları kafi. Aslında ben de dahil olmak üzere pek çok insan, bu salgın patlak vermeden önce bile kar amaçlı sağlık hizmeti sistemi için özelleştirilmiş hastanelerimizi yöneten tam zamanında etkililik anlayışından dolayı, en iyi hastanelerin bile hastalara eziyet ettiği ve sıkıntı yaşattığı yönünde beyanatta bulunabilir. Her şey olağandışı bir şekilde patlak verdiğinde, bu sadece bir tür talihsizlik gibi görünür. Ve bu, sistemin tam da kendisine denk gelir.
Bu yüzden artık kontrol edilebilir olduğu kadar aynı zamanda öldürücü de olan bir kapitalist mantık kombinasyonumuz var fakat bu, aynı zamanda hükümete planı değiştirmek için devreye giremezsin diyen neoliberal programların idaresi altında kontrol edilemez, hem de özel sektör bu planı değiştirmek için hiçbir şey yapmazken.
Bu kadarla kalsa iyi — bu, şimdi de Birleşik Devletler özelinde bir durum olmaya başladı — Washington’da çok büyük sorunlara sebep olan tamamen işlevsiz bir hükümetin sunduğu ucube bir gösteriyi izliyoruz. Üstelik bu bilinmeyen bir şey de değil. Trump yönetimi sırasında, hatta ondan bile önce bir pandeminin patlak vereceği öngörülmüştü. Kendisinin duruma verdiği karşılık, bunun için yapılan hazırlıkları azaltmak oldu. Hayret verici olan şu ki bu, pandemi patlak verdikten sonra da devam etti.
‘Yeni bütçe sağlık harcamalarını desteklememeye devam ediyor’
Bu sebeple Trump 10 Şubatta, yani durum zaten çok ciddi bir hal aldığında gelecek yıl için tasarladığı bütçeyi açıkladı. Bütçeye şöyle bir göz atalım. Bütçe, Hastalık Kontrol Merkezi ve sağlıktan sorumlu diğer devlet kurumlarını mali yönden desteklememeyi sürdürüyor, onlara kaynak sağlamamaya devam ediyor. Bütçe, fosil yakıt üretimi gibi bazı şeyler için fonlamayı arttırıp fosil yakıt sanayisine yeni ödenekler veriyor. Söylemek istediğim şu ki, ülke sanki adeta — belki de “sanki” değil — ülke adeta sosyopatlar tarafından idare ediliyor.
Böylelikle ve sonuç olarak, esas şeklini almaya başlayan pandeminin üstesinden gelmek için yapılan girişimlerden kesinti yapıyoruz ve Trump’ın idaresindeki Birleşik Devletler’de, hızla uçurumun kenarına sürüklenmemize sebep olan girişimleri, çevreye zarar vermek için yapılan girişimleri arttırıyoruz. Şimdi, unutmamak gerekir ki, aslında bunu söylememe bile gerek yok; bu, koronavirüsten çok daha ciddi bir tehdit. Şu anda bu, çok vahim ve ciddi bir durum, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nde, ama ciddi bir bedel ödeyerek de olsa bir şekilde iyileşeceğiz. Eridikçe ardında daha az yanıstıcı yüzey bırakan, karanlık denizlerdeki emilimi daha çok arttırmasıyla bilinen bir geri bildirim etkisine sebep olan kutuplardaki buz tabakasının erimesini ise atlatamayacağız. Buzları eriten küresel ısınma artıyor. Bu, küresel ısınma ile ilgili bir eylemde bulunmadığımız sürece felakete yol açacak etkenlerden sadece biri.
Ve bu, bir sır da değil. Mesela daha geçenlerde, birkaç hafta önce; Amerika’nın en büyük bankası olan JPMorgan Chase’den oldukça ilginç bir itiraf niteliğinde bir not vardı; kendi söylemlerine göre, eğer bankanın kendisi tarafından fonlanan fosil yakıt endüstrilerinib de içinde olduğu mevcut gidişatımıza devam edersek “insanlığın bekası”nın risk altında olduğuna dair bir uyarıda bulunup, insanlığın bekasını tehlikeye atıyoruz dedi. Trump yönetimi sırasında gözleri açılan herkes bunun gayet farkında. Bunun için gerekli olan sözcükleri bulmak zor.
‘Trump günah keçisi arıyor’
Öncelikle bunun bir sır olmadığını söylemem gerekir, diğer ülkeler de aynı. Demek istediğim, ortam daha yeni elverişli hale geldi. Trump umutsuzca, kendi akıllara zarar başarısızlıkları ve beceriksizlikleri için suçlayacağı bazı günah keçileri arıyor. Bundan en son payına düşeni alanlar ise Dünya Sağlık örgütü ve düşmanlaştırılan Çin oldu. Sorumlusu ise başkaları.
Fakat oldukça basit — gerçekler gayet açık. Çin, geçen Aralık ayında nedeni bilinmeyen zatürre benzeri belirtiler taşıyan hastaları olduğu bilgisini Dünya Sağlık Örgütüne hemen bildirmişti. Ne olduğuna dair bir bilgileri yoktu. Yaklaşık bir hafta sonra, 7 Ocakta, Çinli bilim insanlarının kaynağını SARS virüsü benzeri bir koronavirüs olarak buldukları olguyu dünyanın genel bilim topluluğu olan Dünya Sağlık Örgütüne açıkladılar. Genomu ve dizilişini tanımlamışlardı. Elde ettikleri bilgiyi dünyayla paylaşıyorlardı.
Birleşik Devletler istihbaratı da bunu gayet iyi biliyordu. Ocak ve Şubat aylarını, Beyaz Saray’a bunun büyük bir pandemi olduğu gerçeğini dikkate alacak birini getirme çabasıyla geçirdiler. Ancak kimsenin buna kulak asacak hali yoktu. Trump golf oynamak ya da TV reytinglerini dinlemek — kontrol etmek için devre dışıydı. Dün yönetime oldukça yakın üst düzey bir yetkiliden öğrendiğimiz kadarıyla, Peter Navarro geçen Ocak ayında Beyaz Saray’a; bunun gerçek bir tehlike olduğunu söyleyen oldukça açık bir mesaj gönderdi. Ancak o bile bir ilerleme kaydedemedi.
Amy Goodman: Noam, bir ticaret temsilcisi olan Peter Navarro’dan söz ettin, The New York Times’da da yayımlandı, Ocak ayının sonunda kronavirüs uyarısıyla gönderilen not şunu söylüyordu, sanırım bir milyona yakın insanın ölebileceği bir durum söz konusu. Ve Trump’ın bundan anladığı tek şey, Birleşik Devletler’in uygun testlerinin ve aynı zamanda kişisel koruma teçhizatının olduğundan; hastanelerdeki doktorların, hemşirelerin ve sorumlu personelin hayatta kalması, hastaları tedavi etmesi ve hastaların yaşamalarına yardım etmeleri gerektiği ile ilgili kamuoyunu temin etmesiyle ile ilgili doğal bir sonuca bile varmadan Çin’e seyahat yasağı getirmek oldu. Üstelik o zaman, hatta Navarro’dan bile önce tüm istihbarat birimlerinin Trump’ı konuyla ilgili uyardığı ortaya çıktı.
Eğer Trump’ın Ulusal Güvenlik Konseyi bünyesindeki pandemi birimini feshettiği iki yıl öncesine gidebilseydiniz şöyle derdiniz; Çin’deki masada paraları, bombalar ya da duvarın inşasına harcamakla ilgili konuşurken onların hiçbiri, “Efendim, aynı zamanda burada neler olup bittiğine de bakmanız gerekmiyor mu?” demedi. Üstelik bu birim, pandemi birimi, sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde bununla nasıl başa çıktığımızla değil aynı zamanda Hastalık Kontrol Merkezi ve Birleşik Devletler hükümetinin diğer kurumları gibi, bilim insanlarının, araştırma yapmak ve diğer ülkelere yardım edebilmek için Çin gibi ülkelere gönderilmesini sağlaması ile ilgilenen bir birim çünkü konu pandemiye geldiğinde hepimiz aynı gemideyiz. Dolayısıyla eğer bu erken uyarılarılarla ilgili konuşabiliyorsanız, test yapma ve söz konusu kişisel koruyucu gereçler neden bu kadar önemli?
‘Trump, sağlıkla ilgili kalemlerde kesinti uyguluyor’
Noam Chomsky: Pekala, pandeminin tüm hızıyla ortaya çıkışından sonra bile bunun devam ettiğini unutmayalım. Şu anki bütçe tasarısı dudak uçuklatan cinsten. Tarih, pandemiye kadar geçen zamanı gösteren 10 Şubat. Trump, darbeye devam ederek bir adım daha ileri gidip devletin sağlıkla ilgili kalemlerine de kesinti uyguluyor. Bunlar, Trump’ın yönetimi sırasında oldukları gibi, daha önce de zaten ipin ucunda olan kalemlerdi.
Aslında, daha önce oynadığınız klipler oldukça zekice bir stratejinin birer parçasıydılar. Bu bilinçli olarak planlanan bir şey mi yoksa sadece sezgisel bir şey mi bilmiyorum. Ancak bugün basit bir demeç vererek gösterilen örneğin, yarın onunla çelişebilmesi ve sonraki gün başka bir şey olarak söze dökülmesi gerçekten keskin zeka ile ilgili bir şey. Bu, onun haklı çıkarılacağı anlamına gelir. Ne olursa olsun, söylemek istediği şeyi söylemiş olacak. Sen okları gelişigüzel fırlatırsın, bazıları hedefi tutturur. Ayrıca Fox yankı odasıyla birlikte şekil verdiği kendi yöntemi ve Fox, Limbaugh, vb ile çabucak uyumlu hale getirilen ibadet üssü; ne olursa olsun ancak kendileri için gerçek olanları seçip ayıklayacak ve “Muhteşem başkanımıza bakın, bugüne kadar sahip olduğumuz en harika başkan, kurtarıcımız, eskiden beri biliyorduk ve işte kendi beyanı” diyecekler. Bu şaşmaz.
Bu, değişmeyen yalanlar üretme yönteminin benzeri. Aslında bununla ilgili yorum yapmama bile gerek yok. Bunları, usanmadan metindeki bilgilerin doğruluğu üzerinde çalışan kontrolörler bir araya getirdi. Sanırım şu ana kadar aşağı yukarı 20,000 olmuş olabilir. Üstelik her koşulda gülmeye devam ediyor. Bu harika. Aralıksız yalanlar söylüyorsun ve ortaya çıkan şey sadece hakikat kavramının ortadan kaybolması oluyor.
Amy Goodman: Profesör Noam Chomsky, dünyaca ünlü dilbilimci, politik muhalif. 30 saniye içerisinde tekrar sizinle olacağız.
[ara]
Amy Goodman: The Beatles’ın “Here Comes the Sun” şarkısı. Long Island’daki bir hastanede, her hasta kodlaması o kadar kahredici oluyordu ki çalışanlar bununla, her hasta taburcu edildiğinde “Here Comes the Sun” şarkısını anons sistemi üzerinden çalarak başa etmeye karar verdiler. Demokrasi Şimdi’desiniz!, democracynow.org. Ben Amy Goodman, şimdi profesör, dilbilimci, dünyaca ünlü politik muhalif Noam Chomsky ile olan söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Amy Goodman: Evet bu bir klip Noam, Trevor Noah’nın sunduğu The Daily Show bu klibe, “Saluting the Heroes of the Coronavirus Pandumbic (Koronavirüs Pandenyomisi Kahramanlarını Selamlama)” adını verdi. Bu genişletilmiş üç dakikalık versiyonu olan, Cumhuriyetçi Kongre üyeleri ve Trump yönetimi ile birlikte Sean Hannity, Rush Limbaugh, Toni Lahren ve diğerleri gibi sağ görüşlü medya mensuplarına dikkat çeken, koronavirüs pandemisiyle dalga geçerek onu önemsiz gibi gösteren bir klip. 24 Şubatla balşayıp Donald Trump’ın 17 Marttaki pandemiyi ciddiye aldığına dair iddiası ve Hannity’nin 18 Marttaki aynı söyleme dair ifadesiyle son buluyor. Bu, “Koronavirüs Pandenyomisi Kahramanlarını Selamlama.”
Sean Hannity: Bu gece, gökyüzünün mutlak surette düşüşe geçtiğini söyleyebilirim. Hepimiz kaderimize terkedildik. Son yaklaşıyor. Kıyamet kopmak üzere ve hepiniz öleceksiniz. Ya da en azından medya güruhu, böyle düşünmenizi istiyor.
Rush Limbaugh: Evet, bu konuda yerden göğe kadar haklıyım. Koronavirüs, soğuk algınlığı demek; millet. Bu şeyin bir pandemiymiş gibi, Andromeda Esrarı gibi bu kadar abartılması; şunun gibi bir şey, “aman tanrım, eğer bunu kaparsan ölürsün.”
Pete Hegseth: Bu, koronavirüsle ilgili ne kadar şey öğrenirsem kendimi o kadar ihmal ederim durumunu yaşadığım anlardan biri. Fazla abartılıyor.
Lou Dobbs: Medyanın ulusal sol kanadı, koronavirüsle ilgili endişeleri abartıyor.
Tomi Lahren: Gökyüzü, bir yolcu gemisinde bulunan birkaç düzine korona vakamız yüzünden mi düşüyor? Beni, koronavirüsü kapmak değil de kullanılmış bir eroin enjektörünü köklemek çok daha fazla ilgilendiriyor. Ama belki de sadece ben böyle düşüyorumdur.
Jeanine Pirro: Bu, nezleye benzeyen bir virüs. Koronavirüsün bu kadar ölümcül olduğu ile ilgili yapılan tüm bu konuşmalar, gerçeği yansıtmıyor.
Dr. Marc Siegel: Bu virüs, nezleye benzetilmeli, çünkü en kötü ihtimalle — en kötü ihtimalle, en kötü durum senaryosuna göre — olsa olsa griptir.
Geraldo Rivera: Şu anki çok daha amansız ve ölümcül olan tehdit, koronavirüs değil; asıl tehdit; bildiğimiz, her zamanki grip. Şu anda insanlar ölüyor.
Steve Doocy: Grip burada, her yerde.
Geraldo Rivera: Bildiğimiz kadarıyla Birleşik Devletleri’nde henüz bu hastalık sebebiyle ölen kimse yok.
Steve Doocy: Doğru.
Laura Ingraham: Ayrıca elimizdeki gerçekler, oldukça rahatlatıcı. Ancak bunu, sadece tüm bu olanları izleyerek asla bilemezsiniz.
Jesse Watters: Koronavirüs hakkında gerçekten ne hissettiğimi bilmek mi istiyorsun Juan? Eğer kaparsam, onu yenerim. Ben koronavirüsten korkmuyorum ve kimse de korkmamalı.
Matt Schlapp: Bu virüse yakalanmak çok, çok zor.
Dr. Drew Pinsky: Düşündüğümüzden daha hafif. Ölüm oranı düşecek.
Ed Henry: Genel durumu öğrendiğinizde, durum o kadar da ürkütücü değil.
Ainsley Earhardt: Aslında uçmak için en güvenli zaman. Tanıdığım herkes şu anda uçuyor, terminaller oldukça durgun. Ve uçaklar da — yanınızdaki koltuğun boş olma ihtimalinin olduğu günleri hatırlıyor musunuz? Birazcık da olsa gerinebilir miydiniz? Bunu, şimdi her uçuşta yapabilirsiniz.
Temsilciler Meclisi Üyesi Devin Nunes: Eğer sağlıklıysan, ailenle birlikte dışarı çıkıp yerel bir restorana gitmek için harika bir zaman.
Maria Bartiromo: Evet.
Temsilciler Meclis Üyesi Devin Nunes: Büyük ihtimalle gidebilirsin, hem de kolaylıkla.
News Anchor: Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Matt Gaetz, Capitol Hill’de gaz maskesi takarak virüsün yayılmasıyla ilgili kaygıları tiye aldı.
John King: [okuyor] “Capitol’deki bir gazeteci, 85 yaşındaki Oklahoma senatörü Inhofe’ye nasıl önlemler aldığını sorduğunda; … [o] kollarını güvenle açtı: ‘Tokalaşmak ister misin?’
Başkan Yardımcısı Mike Pence: Bizim meslekte, tokalaşırsınız. Umarım başkan bunu yapmaya devam eder. Ben yapmaya devam edeceğim.
Larry Kudlow: Bunu kontrol altına almış bulunuyoruz. Bunu kontrol altına aldık — Tamamen kontrol altında demeyeceğim ama kaçarı yok.
Kellyanne Conway: Durum kontrol altına alınıyor. Yoksa siz kontrol altına alındığını düşünmüyor musunuz?
Sean HAnnity: Şu ana kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde koronavirüs sebebiyle ölen hiç kimse yok. Hiç kimse.
Başkan Donald Trump: Bu bir grip. Bu, grip gibi bir şey. Bir gün tamamen yok olacak. Bu, mucize gibi bir şey. Yok olacak. Pandemi olduğu ilan edilmeden çok önce bunun bir pandemi olduğunu anlamıştım. Bunu gerçekten çok ciddiye aldım.
Sean Hannity: Bu arada; bu program, koronavirüsü her zaman cidiye almıştır.
Amy Goodman: Hemen öncesinde, 17 ve 18 Martta “Koronavirüsü her zaman ciddiye aldık.” diyen Sean Hannity ve Donald Trump’ı izlediniz. Toplumu, hastalığın bulaşmasına karşı korumak amacıyla bu günlerde gösterisini her gece evinden yapan, The Daily Show’dan Trevor Noah ile “Koronavirüs Pandenyomisi Kahramanlarını Selamlama.” Evet, Noam Chomsky; dünyaca ünlü politik muhalif, ünlü dilbilimci, yazar, aktivist. Fox Haberi dinlediniz — bu tabi ki sadece bir kanal değil, bu kişiler aynı zamanda Başkan Trump’ın yönlendirdiği insanlar. Muhtemelen, söz konusu durumu sürekli olarak önemsizmiş gibi gösterdikleri için bu insanlar kendisinin baş danışmanları konumunda. Başkan Trump’ı sorumlu tutuyor musunuz? Ölümlerden sorumlu olduğunu söyler miydiniz?
‘Basın Trump’ın söylediklerinin gücünü artırıyor’
Noam Chomsky: Hiç şüpheniz olmasın. Trump, bazı çılgın açıklamalarda bulunuyor. Sonrasında ise Fox Haberin yankı odasında bu açıklamalar güçlendiriliyor. Ertesi gün, söylediklerinin tam tersini söylüyor. Bu aksettiriliyor, yankı odası bunu güçlendiriyor. Fark ettim ki üslup, haberciliğin üslubu ilginç. Hepsi, eksiksiz bir özgüvenden ileri geliyor; makul olmakla ilgili bir şey değil, mantıklı biri şöyle söylerdi — “Gerçekten bilmiyoruz. Birçok belirsizlik var. Şu an durum böyle görünüyor.” Buna benzer hiçbir şey yok. Sonsuz bir güven var. Sayın başkan ne derse desin, biz söylediklerinin gücünü arttırırız. Üstelik ilginç de bir diyalog. Söylediği her şeyin gücünü arttırıyorlar. Sean Hannity şunu söyleyebilir örneğin, “Bu, dünya tarihinde şu ana kadar gerçekleştirilmiş olan en muazzam hamle.” Ve ertesi sabah Fox & Friends programını açan Trump, söylenenleri dinliyor. Bu, onun o gün için düşündüğü şey oluyor. Bu, karşılıklı bir etkileşim; çünkü Murdoch ve Trump arka planda ülkeyi ve dünyayı gerçek anlamda mahvetme çabasında oldukları bir eylem gerçekleştiriyorlar, Trump yıkıma giden yolda bize liderlik ederken giderek yaklaşan çok daha büyük bir tehdidin olduğunu asla unutmamız gerekiyor.
Biraz da yardım alıyor tabi. Bu yüzden de aşağı tarafta kalan güney yarımkürede, gezegendeki en kötü suçlu kim olabiliri görmek için Trump ile yarışan Jair Bolsonaro adında başka bir kaçık var mesela. Brezilyalılara şunu söylüyor, “Bu önemsiz bir şey. Sadece bir soğuk algınlığı. Brezilyalılar virüs kapmaz. Virüslere karşı bağışıklık kazanacağız.” Kendi sağlık bakanı ve diğer resmi yetkililer araya girip, “Bakın, bu gerçekten ciddi.” demeye çalışıyorlar. Neyse ki idarecilerin çoğu onun söylediklerine kulak asmıyor. Ancak Brezilya, korkunç bir krizle karşı karşıya.
Bildiğiniz gibi favelalarda, şu Rio’daki devletin insanlar için hiçbir şey yapmadığı perişan durumdaki gecekondu mahallelerinde, durum zaten can alıcı noktaya gelmiş halde; başkaları, bu sefil şartlar altında mümkün olabildiği kadar mantıklı sınırlamalar uygulamaya çalışmak için müdahalede bulunuyor. Kimler? Halka işkence yapan suç çeteleri, sağlık standartlarını uygulamaya çalışmak için mahallelere yerleşti. Yerli halk, Bolsonaro’yu hiç de rahatsız etmeyecek gerçek bir katliamla yüz yüze. Onların durum ne olursa olsun orada olmaları gerektiğini düşünmüyor. Bu arada, tüm bunlar olup biterken, bilimsel makaleler Amazonun 15 yıl içerisinde bir karbon yutağı ağı olmaktan çıkıp CO2 yayıcısı ağı olacağı yönünde uyarılarda bulunuyor. Bu, Brezilya için — aslında bütün dünya için yıkıcı etkisi olan bir durum.
Bizim de, ülkeye ve dünyaya zarar vermek için istediği şeyi yapabilecek Kuzey Devi diye adlandırılan ve sosyopatların elinde olan bir devimiz var. Ve Güney Devi diye isimlendirilmiş dev de kendince aynı şeyi yapıyor. Eşim Valeria Brezilyalı olduğu ve beni Brezilya’da çıkan haberlerle ilgili sürekli güncellediği için bunu çok yakından takip edebiliyorum. Ve bunu izlemek, kelimenin tam anlamıyla şok edici.
‘Diğer ülkeler etkili cevaplar verdi’
Oysa başka ülkeler, söz konusu duruma makul bir şekilde karşılık veriyor. Çin’den gelen haberler yayılmaya başlar başlamaz — iddia edilenin aksine hemen sonrasında da birçok haber gelmeye devam etti — Çin’e yakın Tayvan, Güney Kore, Singapur gibi ülkeler duruma çok etkili bir şekilde karşılık vermeye başladılar. Bu ülkelerden bazıları hastalığı temel düzeyde kontrol altına aldı.
Görünüşe bakılırsa Yeni Zelanda; anında izolasyonla, birkaç haftalık acil bir izolasyonla koronavirüsü yenilgiye uğrattı, belki de neredeyse tamamen, ve ülke koronavirüsü ortadan kaldırmaya oldukça yaklaşmış görünüyor. Avrupa’ya baktığınızda, Avrupa’nın çoğunun tek kelimeyle telaşa kapıldığını görürsünüz ama bazı ülkeler, yani daha iyi organize olan ülkeler hemen eyleme geçtiler. Bu, oldukça dikkat çekici. Trump’ın örneklerle açıkladığınız zırvalıklarını, Almanya başbakanı Angela Merkel’in Alman halkına yaptığı, şu an tam olarak ne olduğunu ve ne yapılması gerektiğini açıklayan, temkinli, gerçekçi izahatı ve konuşması ile karşılaştırmak Amerikan halkı için faydalı olacaktır.
Amy Goodman: Noam, sadece bir dakikamız kaldı, ama böyle bir pandeminin tam ortasında kaldığımız için hastalığın insanlar arasında yayılmasını önlemek ve kendini ve aileni korumak için kaldığın evde, kendini izole ettiğin Tucson Arizona’daki evinde hazır seninle konuşuyorken sana sormak istediğim bir şey var. Sana umut veren şey ne?
‘Eylemler bana umut veriyor’
Noam Chomsky: Evet, şunu söylemem gerekir ki şu anda katı bir diyet uyguluyorum, çünkü eşim Valeria idareyi ele aldı ve onun komutlarını yerine getiriyorum. Dolayısıyla Valeria ile birlikte izolasyondayız.
Neyin bana umut verdiğine gelince, popüler grupların çoğunun dünyanın her tarafında hayata geçirdikleri eylemler. Bunların bazıları gerçekleşirken, gerçekten ilham veren şeylere dönüşüyor. Aşırı derecede tehlikeli şartlar altında fazla mesai yapan, özellikle de Amerika Birleşik Devletlerinde en ufak bir destekten yoksun olan, yarın kimin öleceği ile ilgili acı veren kararlar almaya zorlanan doktorları ve hemşireleri ele alalım mesela. Ama yine de bunu yapıyorlar. Bu; insan ruhunun beslendiği yerlere, yapılabileceklerle ilgili örneklere ilham verem veren bir övgü; tüm bu popüler eylemlerin yanı sıra İlerici Enternasyonel’i yaratan hareketler de buna dahil. Bunların hepsi, oldukça olumlu işaretler.
Ne var ki yakın tarihe baktığımızda, gidişatın gerçekten umutsuz ve vahim göründüğü dönemler olduğunu tanıklık ederiz. 1930ların sonu ve 1940ların başına denk gelen erken çocukluğuma gidebiliriz, örneğin. Nazi istilasının yükselişi, art arda gelen zaferlerle birlikte hiç değişmeyecek gibi görünüyordu. Onu asla durduramayacağınız izlenimine kapılıyordunuz. İnsanlık tarihinin en korkunç oluşumuydu. Evet, o zamanlar bunu bilmiyordum ama bu; Birleşik Devletler planlayıcılarının, savaş sonrası dünyanın korkunç bir fikirden ibaret olan Avrasya’yı da kapsayan Birleşik Devletler güdümlü bir dünya ve Alman güdümlü bir dünya arasında bölüştürüleceğini ummalarıyla sonuçlandı. Neyse, bunun üstesinden gelindi. Öldürülme, kendilerinin öldürülmesi gibi tehditlere, ciddi tehditlere rağmen siyahi çiftçilere oy vermeleri konusunda destek olmak için Alabama’ya giden Genç Özgürlük Sürücüleri gibi başka ciddi sivil hak hareketleri oldu. Bunlar sadece bazılarıydı. Bunlar, insanların neler başarabildiklerinin ve neler başarmış olduklarının örneklerinden. Ayrıca bugün bunun birçok işaretini de görüyoruz ve umut için gerekçe oluşturan şey tam olarak bu.
Amy Goodman: Dünyaca ünlü politik muhalif, dilbilimci, yazar, bugün bizimle kendini izole ettiği Tucson, Arizona’daki evinden konuşan, yarım asırdan fazla bir süredir ders verdiği Arizona Üniversitesinde fahri profesör olan Noam Chomsky.
Programımızın sonuna geldik. Pandeminin ortasında bile olsak, yine de Demokrasi Şimdi’nin David Prude, Anna Özbek ve María Taracena’sına çok huzurlu ve sağlıklı yeni yaşlar diliyoruz. Demokrasi Şimdi! Mümkün olduğunca çok az insanla ve kendi yerinde çalışmaya devam ediyor. Muhteşem ekibimizin büyük bir kısmı evinden çalışıyor. Herkese teşekkürler. Ben Amy Goodman. Güvende kalın.
Salda Gölü’nün çevresinde Millet Bahçesi yapılmak istendiğini ortaya çıkaranYeşilova ilçe Belediye Başkanı CHP’li Mümtaz Şenel ve eşi, dün gece saat 04.30 sularında kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından silahlı saldırıya uğradı. Şenel ve eşine ateş eden saldırganlar, çifti silahla yaraladı ve kaçtı.
Ambulansla Yeşilova Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Şenel ve eşi, buradaki müdahalelerinin ardından Burdur Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Mümtaz Şenel ameliyata alındı.
‘Hayati tehlikeleri yok’
Hastaneye giderek bilgi alan CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, “Bugün sabah 04.35’te, Belediye Başkanımız Mümtaz Şenel’in evine gelen kişi ya da kişiler kapıyı çalarak, polis olduklarını söyleyerek, başkanımızı dışarıya çağırmış, kendisi ve eşini ayaklarından kurşunlanmış. Şu an hayati bir tehlikeleri yok” dedi.
‘Türkiye’nin Maldivleri’ olarak bilinen Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü’nün beyaz kumsalına geçen hafta iş makinelerinin girmesi büyük tepki çekmişti. Kıyı şeridindeki kumların kamyonlarla başka bir yere taşındığı görüntüleri sosyal medyada yayılınca TOKİ soruşturma başlatıldığını duyurmuş, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da alana kamera sistemlerinin takılacağını açıklamıştı.
Salda skandalını duyurmuştu
Şenel, Salda skandalından sonra yaptığı açıklamada, belediye ekiplerinin göl etrafında sık sık dolaştığını dile getirmişti. Şenel, yaşanan kum skandalıyla ilgili duyumu 15 gün önce aldığını söylemişti. Şenel, “Beyaz kumların olduğu yerden o beyaz kumları alıp kum olmayan yerlere yol yapmaya çalışıyorlar. Kumları taşıdığı yere bu yapacakları Millet Bahçesi’nin binalarını oturtacaklarmış. Bu dediğimiz yere de yürüyüş yolu yapacaklarmış. İş makineleriyle henüz düzeltme fırsatları olmadı, biz olaya müdahale edince zaten durdu” şeklinde konuşmuştu.
Burdur Valiliği’nce Yeşilova Belediye Başkanı CHP’li Mümtaz Şenel ve eşi Fatma Şenel’in evlerinde uğradıkları silahlı saldırıda ayaklarından yaralanmasına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, saldırıyla ilgili iki kişinin gözaltına alındığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
20.04.2020 günü saat 04.40 sıralarında Burdur İli Yeşilova İlçesi Belediye Başkanı Mümtaz Şenel ve eşi Fatma Şenel ikametlerinde kimliği henüz belirlenemeyen bir kişinin silahlı saldırısı sonucu yaralanmışlardır. Burdur Devlet Hastanesi’nde tedavileri devam etmekte olup genel sağlık durumları iyidir. Şu an itibarıyla iki kişi gözaltına alınmış olup, olayın aydınlatılması ve failin yakalanması ile ilgili çalışmalar bütün imkânlar kullanılarak kapsamlı olarak sürdürülmektedir. Geçmiş olsun dileklerimiz ile kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Yeşilova Belediyesi: Ameliyat başarılı geçti
Yeşilova Belediyesi de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Şenel’in ameliyatının başarılı geçtiğini ve sağlık durumunun iyi olduğunu duyurdu.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), aralarında Independent Türkçe’nin de bulunduğu Birleşik Krallık, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli 18 İnternet sitesine erişim engeli kararı verdi.
Gece yarısı gelen kararı duyuran Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek olayın yayınçizgisinden kaynaklanmadığını, devletler arası bir sorun sebebiyle olduğunu söyledi.
Çiçek: Karar bize tebliğ edilmedi
Çiçek, “Haksız bir kararla karşı karşıyayız. Bu kararın alınmasında Suudi Arabistan‘ın Anadolu Ajansı ve TRT Arapça başta olmak üzere erişimi engelleme kararına karşı yapıldığı ifade ediliyor. Önce pazar günü olmasına rağmen BTK tarafından idari karar alındı, bu karar daha sonra mahkeme kararı haline getirildi. Bize tebliğ edilmiş herhangi bir karar yok. Kararın içeriğini göremedik ama tahminimiz Suudi Arabistan hükümetinin aldığı karara misilleme bir karar olduğu yönünde, sonuçta devletler arası bir mesele bizimle ilgili değil” dedi.
Yedek siteye de erişim engeli
Nevzat Çiçek, yayınlarının indyturky.com adresinden devam ettiğini açıkladı. Ancak şu anda bu adrese erişmek isteyen kullanıcılar da BTK’nın şu mesajıyla karşılaşıyor:
5651 sayılı kanun kapsamında yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda alınan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ‘nun 19/04/2020 tarih ve 490.05.01.2020.-1626125 sayılı kararına istinaden bu internet sitesi (indyturky.com) hakkında idari tedbir uygulanmaktadır.
18 siteye erişim yasaklandı
Erişim engeli verilen Birleşik Krallık, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli 18 İnternet sitesi ise şu şekilde:
spa.gov.sa | Suudi resmî haber ajansı
wam.ae | Birleşik Arap Emirlikleri resmî haber ajansı
albayan.ae | Dubai Hükûmeti’nin resmî medya kuruluşunun gazetesi
skynewsarabia.com | İngiliz Sky News’un Abu Dhabi merkezle Arapça yayını
independentturkish.com | Independent’ın Türkiye yayını yayını
alhayat.com | Londra merkezli Arapça gazete
sabq.org | Suudi Arabistan merkezli haber sitesi
alarabiya.net | Suudi Arabistan merkezli haber kanalı
alekhbariya. Net | Suudi Arabistan merkezli haber kanalı
okaz.com.sa | Suudi Arabistan merkezli gazete
alriyadh.com | Suudi Arabistan merkezli gazete
al-jazirah.com | Suudi Arabistan merkezli gazete
alyaum.com | Suudi Arabistan merkezli gazete
al-madina.com | Suudi Arabistan merkezli gazete
alwatan.com.sa | Suudi Arabistan merkezli gazete
ajel.sa | Suudi Arabistan merkezli online gazete
ak-ain.com | Suudi Arabistan merkezli haber sitesi
alittihad.ae | Birleşik Arap Emirlikleri merkezli gazete
ZME Science‘den Tibi Puiu Afrika ile ilgili olası bir felaket senaryosu kaleme aldı.
Kıtanın pek çok ülkesinde sağlık sisteminin son derece kırılgan olduğunu bazı bölgelerindeyse yok denebilecek noktada olduğunu yazan Puiu’ya göre, Covid-19 salgını bu kırılgan yapıyı tamamen çökertebilir.
Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu‘nun (UNECA) sunduğu karanlık tabloya göre, eğer önlem alınmazsa, 1.2 milyar insan enfekte olabilir ve 3.3 milyon kişi hayatını kaybedebilir. Sosyal mesafenin çok sıkı uygulanması durumunda dahi kıtada, enfekte sayısı 122 milyonu, ölü sayısı ise 300 bini bulabilir.
Virüsün Afrika’ya Avrupa‘dan birkaç hafta sonra gelmesine rağmen Sahra Altı Afrika’da halihazırda 18 binin üzerinde doğrulanmış vaka bulunuyor. Sayıların, paylaşılan verilerin çok daha üzerinde olması ise muhtemel.
Bazı ülkelerde yoğun bakım ünitesi yok
Yazara göre kentlerdeki nüfus yoğunluğu, yoksulluk ve geniş ölçekli ekonomik istikrarsızlık, Afrika’yı virüsün ağır sonuçları karşısında daha da kırılganlaştırıyor. Tek olumlu taraf ise Afrika’da nüfusun büyük oranda genç olması ve virüsün gençlere karşı daha az agresif olması.
Dünya Sağlık Örgütü‘nün raporuna göre, 34 afrika ülkesinin sadece yüzde 50’sinde sağlık personeli Covid 19’a karşı eğitilmiş durumda, koruyucu kıyafeti olan sağlık personelinin oranı da yaklaşık yüzde 50’de kalıyor.
Öte yandan 2015 tarihli bir rapor Afrika ülkelerinin pek çoğunda, nüfusa göre yoğun bakım yataklarının sayısının 20’nin altında olduğunu ortaya koyuyor. Kenya 500, Nijerya 120 yoğun bakım yatağı olduğunu belirtmişti, ancak bu iki ülke Güney Afrika‘nın geneline göre istisna teşkil ediyor. Üstelik onların verdiği sayılar dahi dünya ortalamasının çok altında.
Angola, Burkina Faso, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Kongo Brazzaville, Gine Bissau, Lesotho, Malavi, Mali, Mozambik, Nijer, Sao Tomeve Principe, Seyşeller, Güney Sudan ve Zimbabve’de ise Covid 19 hastalarını tedavi etmek üzere tek bir yoğun bakım yatağı bile yok.
Kenya’da yoğun bakım yatağı var anestezist yok
Dahası, bu ülkelerin sorunu yalnızca malzeme ve ilaç yetersizliği değil, insan kaynağının da olmaması. Kenya’da yüzlerce yoğun bakım yatağı olmasına rağmen yeterince anestezist bulunmuyor. Covid-19 hastalarının yüzde beşinin yoğun bakıma ihtiyaç duyduğu göz önünde bulundurulursa salgının sonuçlarının çok ağır olabileceği tahmin edilebilir.
Karantinada 27 milyon ağır yoksullukla karşılaşabilir
Afrika ülkelerinde ekonominin kırılgan olması dolayısıyla halkın karantinaya uymama ihtimali de var. BM raporuna göre, karantinanın uygulanması durumunda ise 27 milyon insan ağır bir yoksullukla karşı karşıya kalabilir. Raporda, Dünya Bankası‘nın raporunda yer alan, Sahra Altı Afrika’nın ilk çeyrekte ağır bir gerileme yaşayacağı ve gayri safi yurtiçi hasılasında yüzde 2.6 daralma görülebileceği ifadelerine atıf yapılıyor.
BM’ye göre bu felaketin olmaması için bölgeye acilen test, ekipman ve ilaç ihtiyaçları için 44 milyar dolarlık yardım yapılması gerekiyor. Bir milyardan fazla insanın enfekte olması durumunda ise bu ihtiyaç 446 milyar dolara çıkabilir.
BM yetkilileri bu nedenle mali kurumlara ve hükümetlere Afrika’nın borçlarını en az iki yıllığına ertelemesi yolunda baskı yapıyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından hükümetin koronavirüs salgını sırasındaki uygulamalarına ilişkin yorumlarını paylaştı.
Demirtaş açıklamasında, “İktidarın son günlerde giderek artan olumsuz uygulamalarını bizler de buradan görüyoruz. Hesap sorma isteğimizi diri tutalım” dedi.
‘Umut ve moral için Saray’a değil, birbirimize bakmalıyız’
“İktidarın ayırımcı uygulamaları moralimizi bozmamalı. Çünkü umutsuz değiliz” diyen Demirtaş konuşmasının devamında “Umut ve moral için Saray’a değil, birbirimize bakmalıyız. Dayanışmayı güçlendirmeli, birbirimize yardım etmeliyiz. Çünkü aydınlık ve güzel günler ancak bu şekilde gelir” ifadelerini kullandı.
Edirne F Tipi Cezaevi‘nde tutuklu bulunan eski eş genel başkan, eski bir Meclis konuşmasını da “Bizi iktidarlar değil; dayanışma, iyilik ve sevgi kurtaracak. Moralinizi hiç bozmayın. Sağlığınıza dikkat edin. Kalbimiz ve dualarımız sizlerle” notuyla yayımladı.
3- Bizi iktidarlar değil; dayanışma, iyilik ve sevgi kurtaracak. Moralinizi hiç bozmayın. Sağlığınıza dikkat edin. Kalbimiz ve dualarımız sizlerle. pic.twitter.com/WEdIEzck1m