DünyaEmekKoronavirüs SalgınıManşet

Koronavirüs, Amerika’da çalışanlar arasındaki eşitsizliği ortaya çıkarıyor

New York'ta, aynı anda çeşitli cihazlarla birden çok sürüş paylaşım şirketine çalışan bir sürücü, 7 Haziran 2018. Dave Sanders—The New York Times/Redux

Alana Semuels‘in Time için kaleme aldığı makale Yeşil Gazete’den  Karya Ayyıldız tarafından çevrildi.

*

Bir virüsün yayıldığı bu korku dolu dönemde, yoğun bir donat dükkanında çalışmakla ilgili Fina Kao’yu endişelendiren birçok şey var. Örneğin, yaşlı bir müşteri dükkana giriyor, bir donat siparişi veriyor ve öksürüyor veya sandviç yiyen ebeveynlerin çocukları kirli elleriyle masalara, zemine ve içecek dolabına dokunuyorlar.

Bir de, Kao’nun her yıl Çin’e seyahat ettiklerini bildiği müdavimler var; aralarından biri cam kenarına oturup tırnaklarını kesiyor. Bir yandan da Kaliforniya’da 53 onaylanmış vaka olduğu gerçeği var (Bu makale Türkçe yayına hazırlanırken Kaliforniya’da tespit edilen vaka sayısı 27 bine, ABD’de 641 bine yükselmiş durumdaydı).

Kao: Çalışmazsak, para kazanamıyoruz

Ancak San Francisco’nun Richmond bölgesindeki All Stars Donuts’da çalışan Kao ve iş arkadaşlarının işe gitmeme gibi bir şansları yok, onları olası koronavirüs taşıyıcılarından koruyan tek şey ise kasaya koydukları 700 ml el dezenfektanı. Kao haftanın beş günü sabah beşten öğlen bire kadar çalışıyor. 31 yaşındaki Kao, “Çalışmazsak, para kazanamıyoruz,” diyor.

Twitter gibi şirketlerin çalışanları Covid-19 olarak bilinen virüsten korunmak adına evden çalışmaya teşvik ediliyor, Kao gibi işleri şahsen etkileşime bağlı insanlar ise virüse her zamankinden daha fazla maruz kalıyorlar. Böylece, koronavirüsün yayılması ABD ekonomisinde işlerini herhangi bir yerden bilgisayar aracılığıyla yapabilen üniversite eğitimli çalışanlar ile insan etkileşimi gerektiren işlerde çalışan “daha az eğitimli” insanlar arasındaki büyük eşitsizliği ortaya çıkarıyor.

Ekonomistler otomasyonun iş yerlerine girmeye ve şirketlerin yurt dışında daha fazla iş yapmaya başladıkları 1980’lerden itibaren, iş piyasasında zıtlık oluşmaya başladığını söylüyorlar. Bu zıtlık, çok eğitim gerektiren yüksek maaşlı işler ile eğitimin o kadar da önemli olmadığı düşük maaşlı işlerdeki istihdamdan meydana geliyor. Düşük maaşlı işlerin çoğu ofis temizlemek, bez değiştirmek, kargo teslimi, omlet pişirmek gibi dış kaynaklardan faydalanılarak yapılamayan ve otomatik olamayan rutin dışı hizmetlerden oluşuyor

Yüzde 86’sı hizmet sektöründe

Bureau of Labor Statistics’e (ABD İş İstatistikleri Bürosu) göre ABD çalışanlarının yüzde 86’sı hizmet sektöründe çalışıyor. Bu sayı 1970’te yüzde 68’di. Rutin olmayan, yüz yüze etkileşim işlerinde çalışanlar hali hazırda düşük maaşla, az faydayla ve değişken çalışma saatleriyle çalışıyorlar. Şimdi, bu işçiler başka bir zorlukla karşı karşıya.

MIT işgücü ekonomisti David Autor, “Bu pozisyonlarda çalışanlar genellikle, ciddi miktarda müşteriyle yüz yüze temastalar, dolayısıyla virüsün yayılması durumunda oldukça büyük bir maruz kalma riskine sahipler” diyor.

Büyük bir ekonomik krizle karşı karşıyalar

Autor’a göre işlerinin yapısı sebebiyle büyük bir ekonomik risk ile de karşı karşıyalar. Hızlı büyüyen işlerin çoğu düşük maaşlı ve vardiyalı işler. Onlar da müşteriler alışveriş yapmadığı sürece çalışanlar çalışma saatlerinin karşılığını alamıyorlar.

Bureau of Labor Statistics’e göre önümüzdeki on yıl içerisinde en hızlı büyüyen işlerden bazıları yılda 22 bin 500$ kazanan yemek hazırlama ve servis çalışanlarıyla yılda 26 bin $ kazanan taksi şoförlüğü gibi düşük maaşlı, yüz yüze temas gerektiren işler.

Lunapark şirketi Cedar Fair, MGM Resorts ve Dave & Buster’s gibi vardiyalı işçi çalıştıran ve insanların evlerinden çıkıp para harcamasına bağlı şirketlerin sıkıntılı bir döneme girdiklerine dair işaretler var; borsada son 52 haftanın en düşük seviyesine indiler. Center for Law and Social Policy’nin (Hukuk ve Sosyal Politikalar Merkezi) yayınladığı rapora göre şimdiden 10 yarı zamanlı çalışandan dördü daha fazla çalışma saati talebinde bulunuyor, birçok işçi yeterli çalışma saati bulmakta zorlanıyor.

Koronavirüsun yayılması, hastalık durumunda ücretli izine çıkabilen ve tatil izinleri bulunan çalışanlar ile hastalık durumunda izin alırsa ödemesi yapılmayan çalışanlar arasındaki farkı da vurguladı.

Fotoğraf: AFP

Çalışanlar izne ayrılamıyor

Sol eğilimli bir düşünce kuruluşu olan Ekonomik Politika Enstitüsü‘ne göre Amerikalı çalışanların alt çeyreğinin yalnızca yüzde 47’si ücretli hastalık iznine sahipken bu oran üst çeyrekte yüzde 90 civarında. Bazı şehirler ve eyaletlerde işverenlerin ücretli hastalık izni vermesi şartı kondu, ki yapılan araştırmalarda da bulaşıcı hastalığın yayılımını azalttığı görülüyor. Fakat buna rağmen bu izinden faydalanamayan çalışanlar var.

Çalışanlar birden fazla işverenin altında çalışıyorlar, yani yalnızca bir işverenden izin alamıyorlar. Ücretli hastalık iznine sahip olmayan düşük maaşlı çalışanlar hasta olsalar dahi izne ayrılmaya yanaşmıyorlar, çünkü paraya ihtiyaçları var. 2019 Federal Reserve araştırmasına göre 10 çalışandan dördü 400 dolarlık acil durum masrafını karşılamakta zorlanabileceklerini söylüyor.

Harvey: Yüzümüze hapşıran çocuklarla birlikteyiz

Oakland’da çocuk bakımında çalışan Nancy Harvey ve beraber çalıştığı dört kişi de şu anda hastalık iznini kullanmıyor. Yine de çocuklarla çalışmak onu riske atıyor. Harvey, “Kucağımıza oturan ve yüzümüze hapşıran küçüklerle etkileşim halindeyiz” diyor. Çocuklarına baktığı ailelerin sık sık seyahat ettiklerini ve çalışma arkadaşlarının toplu taşıma kullandıklarını söylüyor.

Harvey hastalıktan kaçınmak adına dezenfektan stoklamış ve boya kalemlerini ve karyolaları sterilize etmeye başlamış. Çocuk doktoru olan bir ebeveyn, diğer ebeveynlere ve meslektaşlarına da verdiği, koronavirüsün yayılmasını nasıl önleyeceği hakkında bilgi vermiş. Sendikalaşmaya çalışan diğer Kaliforniya çocuk bakım işçileri arasında bulunan Harvey ek yardım ve çocuk bakımı sağlayıcılarının kendilerini nasıl koruyabilecekleri ile ilgili daha fazla destek gerektiğini söylüyor.

Kuryeler ve şoförler de risk altında

Bir diğer yüz yüze çalışması gereken ve ücretli hastalık iznine sahip olmayan çalışan topluluğu ise esnek ekonomi çalışanları olan Uber ve Lyft çalışanları ile kuryecilik yapan Postmates ve Doordash çalışanları. San Jose’deki 42 yaşındaki Uber çalışanı Victor Regidor gibi insanlar çalışmaya devam ederken kendilerini olabildiğince virüsten korumaya çalışıyorlar.

Regidor kolonyalı mendil ve maske satın almış, aracına öksüren ve hapşıran biri bindikten sonra kapı kollarını ve koltukları siliyor. İnsanları hava alanından alırken endişeleniyor, ne de olsa nereden seyahat ettiklerini bilmiyor veya üstlerine öksürülüp öksürülmediğini. İnsanların dışarı çıkmaması durumunda ne yapacağını bilemiyor, onun için sabit bir iş bulmak kolay olmamış. Regidor, “Şu an için insanlar normal davranıyorlar fakat tamamıyla dışarı çıkmamaları sadece zaman meselesi gibi duruyor” diyor.

Uber ve Lyft gibi şirketler çalışanlarına sık sık arabalarını dezenfekte etmeleri ve ellerini yıkamalarına teşvik eden bir mesaj gönderdi. Hastalığın yayılımıyla beraber işçi savunucuları işverenlere ve devlete az korumaya sahip çalışanlara maaşlarını arttırmaları gibi daha fazla destek olmaları için çağrıda bulundular.

FotoğraF: NPR

‘Kriz zamanlarında sorunlarımızı gözden geçirmeliyiz’

Temizlikçiler, bakıcılar ve ev bakımı çalışanları gibi ev hizmetlerinde çalışanları teşkilatlandıran National Domestic Workers Alliance (Ulusal Ev Çalışanları Birliği) politika danışmanı Julie Kashen şöyle konuşuyor:

Kriz zamanları politikalarımızı gözden geçirip nerede sorunlar olduğunu görebilmek için önemli zamanlar. Bakım hizmetlerinde çalışanlar düşük ücretlerle çalışıyorlar, bakıma verdiğimiz önemi gözden geçirmemiz gerekir.

Düşük maaşlı teknoloji çalışanları adına daha iyi koruma yöntemleri talep eden Silicon Valley Rising, işverenlerin taşeron işçi ve hizmet çalışanlarını koronavirüs müdahale planlarına katmalarını talep ediyor ve tüm çalışanlar için ücretli hastalık izni ile sağlık hizmetinin önemini vurguluyor.

Washington eyaleti düşük maaşlı çalışanlarına destek gösteren Working Washington, işverenlerin çalışanlara hastalık izninde negatife düşme hakkı tanıması gerektiğini ya da  çalışanların izin hakkına sahip olmaması durumunda dahi izne ayrılabilmelerini söylüyor. Ayrıca, çalışanların izne ayrılmak için hekim raporuna ihtiyaç duydukları kurallardan feragat etmelerini talep ediyor.

Walmart çalışanlarını örgütleyen United for Respect Walmart’a çalışanların evde kalması veya hasta bir aile üyesine bakması halinde işten çıkarılmayacaklarına dair resmen garanti vermesi çağrısında bulundu. Walmart çalışanı Melissa Love, “Virüs dolayısıyla evde kalmaya karar verdiğimizde işimizi veya primi kaybetmekten korkmamalıyız” dedi.

Otomasyon ve yapay zeka üzerine çalışan Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de profesör olan Ken Goldberg koronavirüsün yayılmaya devam etmesi halinde, ironik bir şekilde, firmaların çalışanlara bağlı kalmamak adına bazı işleri otomasyona bağlayabileceklerini söylüyor. İsrail’de robotlar koronavirüse yakalanmış olabilecek hastaların ateşini ölçüyor ve yaşamsal belirtileri tespit ediyor, böylece başka bir odada bulunan hekimlerin tanı koymasına yardımcı oluyorlar.

Goldberg: İşler robotlara aktarılabilir

Goldberg işverenlerin bu zor ekonomide yeterli tarım, gıda ve depo çalışanları bulmakta zorlandıklarını, koronavirüsün, onları insanları bırakıp makinelere geçmeye ikna edebileceğini söyledi. Şimdiye kadar masa temizlemek veya çocuk taşımak gibi işler için fazla “sakar” kalan robotlar başarılı bir şekilde insanların yerine geçebilmiş değil fakat işverenler tarım ve depo gibi teknolojinin daha gelişmiş olduğu alanlara robotları tanıtmaya başlayabilirler.  Goldberge göre insanların yeterli düzeyde karantinaya alınması durumunda bazı işleri robotlara aktarma talebi söz konusu olabilir.

Goldberg, Çin’de restoranların hali hazırda boş olduğunu fakat yemek dağıtımı için talebin patlama yaşadığını belirtti. Bunun, ABD’de de yaşanması muhtemel. Robotların nesneleri kavraması üzerine çalışan bir film olan Ambidextrous’un yaratıcılarından Goldberg, koronavirüsün yayılmasıyla e-ticaretin hızlıca büyüyeceğini ve firmaların çoğunun ihtiyaçları için robotlara başvuracaklarını söyledi.

Amazon dağıtım çalışanları gibi esnek ekonomi çalışanları müşterilerin eve sipariş vermelerinin artmasıyla çoktan talepte bir artış görmeye başladılar. Kaliforniya’da Amazon Flex dağıtımında çalışan Neil Randall ve iş arkadaşları endişeli müşterilere su şişeleri ve pirinç torbaları teslim ediyorlar.

Randall ilk başta teslim ettiği ürünlere dokunarak koronavirüse maruz kalabileceği konusunda endişelense de Dünya Sağlık Örgütü’nün virüsün paketler gibi yüzeylerde uzun süre hayatta kalamayacağına dair rehberini okumuş. Randall “kıyamet günü” malzemesi teslim ederken daha az endişelenmeye başladığını söylüyor, birçok müşteri ise imzaya veya herhangi bir insan etkileşimine gerek kalmadan paketleri kapıya bırakmasını söylemeye başlamış.

Kategori: Dünya