Ana Sayfa Blog Sayfa 2067

Trump seçim kampanyasında Nazilerin sembolünü kullandı, Facebook paylaşımı kaldırdı

Facebook, ABD Başkanı Donald Trump‘ın seçim kampanyasında kullanılan, Nazilerin siyasi muhaliflerini damgalamak için kullandığı sembolü içeren reklamı platformundan kaldırdı.

Reklamda yer alan kırmızı ters üçgen sembolü, Hitler Almanyası‘nda Naziler tarafından toplama kamplarındaki komünistleri ve Nazi yönetimine karşı gelen siyasi suçluları kamptaki diğer tutsaklardan ayırt etmek için kullanılıyordu.

‘Maskeleri düştü’

Bend the Arc adlı Yahudi insan hakları örgütü, paylaşımı fark etmesinin ardından Twitter hesabından şöyle yazdı:

ABD Başkanı, seçim kampanyasını Nazilerin toplama kamplarında kullandığı sembol üzerinden yürütüyor. Trump ve Cumhuriyetçi Ulusal Komite (RNC) milyonlarca protestocuyu bu sembolle damgaladı. Maskeleri düştü.

‘Nefret yayan sembollere yer vermiyoruz’

İnsan hakları savunucularından gelen tepkilerin ardından Facebook reklamı kaldırmak zorunda kaldı. Dün sosyal ağın güvenlik politikalarından sorumlu Nathaniel Gleicher tarafından yapılan açıklamada söz konusu reklamın, kurumun örgütlü nefrete karşı izlediği politikayı ihlal ettiği belirtildi ve şöyle denildi:

Bir bağlam içinde olmadığı ya da kınama amacı gütmediği müddetçe nefret örgütlerini ya da nefret ideolojilerini temsil eden sembollere izin vermiyoruz. Söz konusu reklamda bunları gördük, bu nedenle sembolü gördüğümüz her yerde gereken önlemleri aldık.

Ancak reklam 24 saat boyunca sitede kaldı ve binlerce kişi tarafından görüldü.

Reklamdaki sembolün yanında şu ifadeler yer alıyor:

Tehlikeli aşırı solcu çeteler sokaklarımızda korkunç bir kargaşaya yol açıyor. Kentlerimizi YIKIYORLAR ve isyan ediyorlar. Bu tam bir çılgınlık… Lütfen Başkanınızın ANTIFA‘yı terör örgütü ilan etmesinde onun yanında olun ve GECİKMEDEN adınızı yazdırın.

‘O üçgen emoji olarak Facebook’ta da var’

Bununla birlikte Trump’ın seçim kampanyasının sözcüsü Tim Murtaugh, ters üçgenin Antifa’yı hedeflediğini savundu. Murtaugh, ters üçgenin siyasi bağlamını reddetti ve Facebook’taki emojilerde de ters kırmızı üçgen olduğunu söyledi.

Trump George Floyd‘un öldürülmesinin ardından başlayan gösteriler boyunca, konuşmalarında sık sık Antifa’yı hedef aldı. Trump ayrıca, gösterilerdeki şiddetten sorumlu tuttuğu örgütü terörist listesine alacağını da söylemişti. Ancak hukukçuların Trump’ın böyle bir yetkisi olduğundan yana şüpheleri var.

Lidersiz ve gevşek yapıda örgütlenmiş olan Antifa, Neo-Nazilere, faşistlere, beyaz üstünlükçülere ve ırkçılara karşı mücadele eden uluslararası bir sol hareket. 

Akkuyu Nükleer Santrali’nin incelenmesi için Danıştay’a yapılan başvuru kabul edildi

Mersin’de yer alan Akkuyu Nükleer Santrali’nin bilimsel ve hukuki olarak geçerli bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu ve üretim lisansı alana kadar inşaatının tamamen durdurulması talebiyle Danıştay’a yapılan başvuru kabul edildi.

Danıştay İdare Mahkemesi’ne sunulmak üzere Adana Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne yapılan başvuruda ayrıca ÇED raporunun santralin Türkiye’nin milli güvenliği, ekonomik geleceği ve halk sağlığı üzerindeki olası yıkıcı etkilerinin gözetilerek hazırlanması talebi yer alıyordu.

İlgili bakanlıkların ve MGK’nın davacı olması söz konusu

Bölgedeki çevre dernekleri ve meslek odaları tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılan davada Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin de davacı olarak dahil olması talebi de mahkemece kabul edilmiş oldu.

İnşaat öncesi Akkuyu

Etkileri bütünsel olarak ele alınabilir

Mecbur olmamakla birlikte eğer söz konusu bakanlıklar davaya katılımı kabul ederse, Akkuyu Davası’nda çevreci grupların dışında diğer bakanlıklar da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile karşı karşıya gelmiş olacak.

Bu durum aynı zamanda Madencilik, termik santraller ve nükleer santraller gibi yok edici projelerin bütünsel bir değerlendirmeyle ele alınması gerektiğini gösteren bir adım.

Davacılar

Davacı tarafta ise şu kurumlar yer alıyor: Çevre ve Tüketici KorumaDerneği Adana, Mersin Çevre Dostları Derneği, Antakya Çevre Koruma Derneği, İskenderun Çevre Koruma Derneği, Erzin Çevre ve Tarihi Varlıkları Koruma Derneği, Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği, Adana Tabip Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Erzin Ziraat Odası, Erzin Yeşilkent Sulama Kooperatifi ve Erzin Turunçgil Üreticileri Birliği.

Dava açıldı: Ajda Ender’in transfobik komşuları yargılanacak

Komşularının transfobik saldırıları nedeniyle karantina günlerinde evinden ayrılmak zorunda kalan ve yaklaşık bir senedir evine dönemeyen Ajda Ender‘in komşuları hakkında dava açıldı.

Ender’in avukatı Eren Keskin tarafından, “haksız fiil”, “tehdit” “hakaret” ve ”cinsiyet temelli ayrımcılık” suçlarından 15 Haziran’da açılan davada komşulardan 20 bin TL tazminat talep edildi.

‘Ekonomik şiddet nedeniyle maddi/manevi zarara uğradım’

Yeşil Gazete olarak görüştüğümüz Ender, evine giremediği ve arkadaşında kalmak zorunda kaldığı için hem maddi hem manevi zorluklar yaşadığını ve bunun “ekonomik şiddet” olduğunu söyledi:

Olmayan paramla arkadaşımın kirasına ortak oldum. Temmuz ayından beri, neredeyse bir yıldır evime giremiyorum ve olmayan paramla arkadaşımın evinde para yaratıp kira ödüyorum.  

Ender Türkiye’de cinsiyet temelli ayrımcılığın, kadına karşı şiddetin ve transfobinin sürüp gitmeyeceğini söyledi ve davayı herkese örnek olmak için açtığını anlattı:

Nefret suçu işleyenler görecek ki geri adım atılmıyor, o zaman kendileri geri adım atacak. Irkçılık, ayrımcılık gibi nefret suçları işlemekten vazgeçecekler. Bunu yapmazlarsa bunu yaptırımı hukuktur, cezalarını alacaklardır. (…)

(Nefret suçu işleyenler) Bu gücü kendi işyerlerinde, çevrelerinde gördükleri nefretten ve transfobiden alıyorlar. Ama hiçbir gücün ardına sığınamayacaklarını görecekler çünkü o sığındıkları güç mahkemelerde yok olup gidecektir.”

Salgın zamanında evinin suyunu kestiler

Ender, komşularından gördüğü şiddet nedeniyle Şişli‘deki evine Temmuz 2019’dan bu yana gidemiyor.

Geçen martta komşularının saldırıları, koronavirüs salgını devam ederken Ender’in evinin suyunu kesmeye varmıştı. Bunun üzerine Ender Twitter üzerinden “Bana karşı nefret suçları işleyen suçlular evime beni sokmuyorlar. Trans kadın olduğum için yaşam hakkımı elimden almaya çalışıyorlar” diyerek yardım çağrısında bulunmuştu.

Ender’in bu çağrısı üzerine, #AjdaEnderEvindeKalamıyor etiketiyle sosyal medyada kampanya başlatılmıştı.

Sibirya’da endişe verici sıcaklıklar devam ediyor

Sibirya’da uzun süren sıcak hava dalgası endişe verici boyutta ilerlemeye devam ediyor. Arktik’te yer alan Nizhnyaya Pesha’da 9 Haziran tarihli ölçümde sıcaklık 30 dereceye çıktı. Normalde yılın bu dönemlerinde sıfır derece olan Khtanga’da ise sıcaklık 22 Mayıs tarihinde 25 derece ölçümlendi.

Guardian’da yer alan habere göre bilim insanları eşi benzeri görülmemiş sıcaklıkların artan orman yangınları, devasa petrol sızıntısı ve ağaç yiyen güve salgınıyla ilişkilendirdi.

2020 sıcaklık rekoru kırabilir

Sibirya’daki olağanüstü sıcaklıkların, dünyanın 2020 yılında kaydedilen en sıcak yıl rekoru kırmasına sebep olacağı tahmin ediliyor. Kutuplardaki havanın dünyanın geri kalanına kıyasla daha hızlı ısınmasının sebebi ise okyanus akıntılarının kutuplara doğru taşıdığı ısı ile yansıtıcı buz ve karın erimesi.

Copernicus İklim Değişikliği Servisi’ne göre Mayıs ayında yüzey sıcaklığı normalin 10 derece üzerinde gerçekleşmişti. Danimarka Meteoroloji Enstitüsü’nden Martin Stendal bu durumun 100 bin yıllık insalık tarihinde ilk kez gerçekleştiğini söylüyor.

Vamborg: Uzun süredir devam ediyor

C3S’de kıdemli bilim insanı Freja Vamborg ise “Kesinlikle alarm verici bir durum ancak Sibirya’da anormal sıcaklıklar yalnızca Mayıs ayında değildi. Kış ve ilkbahar mevsimi boyunca yüzey hava sıcaklığının ortalama üzerinde yaşanıldığı dönemler sık sık tekrar etti” dedi.

Her ne kadar gezegenin tamamı ısınsa da, bunun eşit olarak gerçekleşmediğini belirten Vamborg “Batı Sibirya bölgesinin ısınma eğilimi çok daha yüksek. Bu sebeple, yüksek sıcaklık anormallikleri beklenmedik değil. Beklenmedik olan şey bu sıcaklıkların ne kadar süredir devam etmesi” değerlendirmesinde bulundu.

Sıcaklıklar Rusya’da da yüksek

Berkeley Earth projesinin baş bilim insanı Robert Rohde ise Rusya’nın bir bütün olarak 2020’de rekor yüksek sıcaklıklar yaşadığını ve ortalama Ocak’tan Mayıs’a kadarki sürenin 1951-1980 ortalamsının 5,3 derece üzerinde olduğunu söyledi.

Aralık ayında Rusya devlet başkanı Vladimir Putin olağandışı sıcağa “Bazı şehirlerimiz Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyinde, donmuş toprak üzerine inşa edildi. Çözülmeye başlarsa, bunun ne gibi sonuçları olacağını hayal edebilirsiniz. Çok ciddi bir durum” yorumunu yaptı.

Donmuş toprak çözülüyor

Eriyen donmuş toprak geçen ay Sibirya’da dizel yakıt deposunun çökmesine ve yakıtın Ambarnaya Nehri‘ne dökülmesine sebep olmuştu. Putin, acil durum ilan etmek zorunda kalmıştı. Bazı çevreci gruplar bu kazada yaşlanan ve bakımı yapılmayan altyapının da payı olduğunu belirtmişti.

Orman yangını ve güve salgını

Aynı zamanda sıcaklıklıklar büyük ölçekli orman yangınlarına da sebep oldu. Çiftçiler genellikle bitki örtüsünü temizlemek için ilkbaharda ateş yakıyor ve yüksek sıcaklıklar ile kuvvetli rüzgarların birleşimi, bazı yangınların kontrolden çıkmasına neden oluyor.

Artan sıcaklıkların bir başka etkisi ise Sibirya ipek güvesi sürülerinin hızla büyümesi oldu. Ağaçların kabuklarını yiyen larvalar, ağaçların orman yangınlarına karşı daha duyarlı hale gelmesine neden oldu.

AYM’den Demirtaş kararı: Makul süre aşıldı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş‘ın tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme 3.5 yıla yakın bir süredir cezaevinde olan Demirtaş’a 50 bin lira manevi tazminat ödenmesi yönünde karar aldı. Karar oybirliğiyle alındı.

Tutukluluk incelemesinin yapılmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiği iddiasının “konu bakımında yetkisizlik” gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar veren AYM, tahliye talepleri ve tutukluluğa itirazların karara bağlanmamasının ihlal olduğu başvurusunu ise “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez buldu.

Ancak Yüksek Mahkeme, Demirtaş’ın AİHM kararına rağmen tahliye edilmemesini, yargılama sürecinin özenli olup olmadığını, siyasi nedenlerle tutukluluk halinin sürdüğü iddiasını değerlendirmedi. Demirtaş’ın AİHM kararı uyarınca, ana dava dosyasından tahliye edilmesinden hemen önce başka suçtan tutuklanmasına ilişkin başvurusunun  ayrıca değerlendirileceğini belirten AYM, Demirtaş için özgürlük kapısını kapattı. Tutuklu bulunduğu dosyadan ayrıca tahliye kararı verilmezse, Demirtaş, AYM kararı uyarınca tahliye olamayacak

Demirtaş’ın avukatları: Derhal serbest bırakılmalı

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Benan Molu, Demirtaş’ın cezaevinde tutulduğu sürenin göz önünde bulundurularak derhal tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. Molu, AYM’nin kararıyla ilgili şunları söyledi:

Demirtaş 20 Eylül 2019’da, şüphelisi olmadığı bir soruşturma kapsamında 4 Kasım 2016’dan beri isnat edilen delillerle fakat farklı suç isnadıyla tekrar tutuklanmıştı. AYM kararında özellikle tutuklamanın hukukiliğiyle ilgili verdiği ilk kararının arkasında olduğunun ve ikinci tutuklulukla ilgili başvurumuzun incelemede olduğunun altını çizmiş.

İkinci tutukluluk, ilk tutukluluğun devamı niteliğinde olduğu için Demirtaş’ın 20 Eylül 2019’dan beri cezaevinde kaldığı her gün, verilen bu makul süreyi aşan tutukluluğun devamıdır ve Demirtaş’ın serbest bırakılması gerekmektedir.

Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Demirtaş’ın 4 Kasım 2016’da 6-8 Ekim olayları nedeniyle tutuklandığını hatırlattı ve kendisi hakkında 20 Eylül 2019 tarihinde verilen ikinci tutukluluk kararıyla ilgili olarak şunları yazdı:

Demirtaş’ın 4 Kasım 2016 ile 2 Eylül 2019 tarihinde gerçekleşen tutukluluğu ile ilgili, makul sürenin aşıldığını, tedbirin ölçülü olmadığını ve tutukluluk devam kararlarının gerekçeli olmadığını tespit ederek ihlal kararı vermiştir.

Bu kararın önemi, 20 Eylül 2019 tarihinde verilen ve hala devam eden ikici tutukluluğa etkisi olacaktır. AYM bu karar ile 6-8 Ekim olayları nedeniyle Demirtaş’ın 4 Kasım 2016 ile 2 Eyül 2019 tarihleri arasındaki tutukluluğunu makul bulmayıp ihlal kararı verdiğinden ve ikinci tutuklaması da aynı sebebe dayandığından bu ikinci kararın bir geçerliliği kalmamıştır.

Karaman, bunlardan hareketle Demirtaş’ın tutukluluğunun derhal sona erdirilmesi gerektiğini belirtti.

Ne olmuştu?

Dokunulmazlıkları kaldırılan eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Kasım 2016’da, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanmıştı.

Demirtaş, Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi‘nce “terör örgütü yöneticiliği”, “terör örgütü üyesi olmak”, “terör örgütü propagandası yapmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “halkı kanunlara uymamaya tahrik”, “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” suçlarından tutuklu olarak yargılanıyordu.

Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Eylül’de, üç yılı aşkın süredir cezaevinde olan Demirtaş hakkındaki dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nde (AİHM) görülmeye başlamasına çok az bir zaman kala oybirliğiyle tahliye kararı vermişti.

Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Demirtaş’ın avukatlarının cezaevindeki süreleri hesaba katarak derhal tahliye edilmesi talebine karşılık, ana dava dışındaki başka bir davadan dolayı tutuklanmasını talep etmiş, böylece Demirtaş’ın tahliyesi engellenmişti.

 

İBB’nin Adalar’da elektrikli araç başvurusunu Kaymakamlık reddetti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Adalar’da atlı faytonlar yerine geçmesi üzere sunduğu elektrikli araçların kullanılmasına izin çıkmadı. Adalar Kaymakamlığı tarafından reddedilen başvuruda araçların Karayolları Trafik Kanunu’nca uygun görülmediği belirtildi.

Çeşitli hayvan hakları aktivistleri tarafından düzenlenen protestolar  sonucunda atlı faytonların yasaklanmasının ve atların İBB tarafından satın alınmasının ardından Adalıların ulaşımını sağlamak için kullanılacak yeni elektrikli araçlar geçtiğimiz hafta adaya getirilmişti

Dört kişilik ve 14 kişilik iki modeli bulunan toplamda 60 elektrikli aracın Cuma günü seferlere başlaması öngörülüyordu.

Kaymakamlık: Uygun görülmedi

Kaymakamlık açıklama yaparak toplu taşıma için kullanılacak 60 aracın güzergahlarının belirlenmesi, teknik kontrollerinin ve test sürüşlerinin yapılması için verilen başvuruyu değerlendirmeye aldıklarını söyledi.  Verilen karar ise şu şekilde belirtildi:

Bu kapsamda yazıda adı geçen araçların, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 20/1 a/l (Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan aracın satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; hurdaya çıkarılma halinde çıkarılış tarihinden itibaren bir ay içinde tescilinin silinmesi için; yazılı olarak ilgili tescil kuruluşuna başvurmak) ve 91 ( Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak) maddelerinde istenilen belgelerinin bulunmamasından dolayı sahada teknik kontrollerinin yapılması, araçların çalışacağı güzergâhların belirlenmesi ve test sürüşlerinin yapılması için istenen izin Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince uygun görülmemiştir.

Para cezası

İlgili mevzuat gereği zorunlu belgelerle birlikte müracaatınız halinde talebiniz değerlendirmeye alınacak olup, ilgili belgeler olmadan araçların trafiğe çıkması durumunda Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddelerince idari para cezası uygulanacak ve araçlar trafikten men edilecek. 

İstanbul’da maske takmamanın cezası belli oldu

İstanbul‘da maske takmayanlara ilişkin kesilen cezaların ilçelere göre farklılık göstermesi üzerine dün akşam saatlerinde yeni bir karar alındı. Buna göre  ceza, her ilçede 900 lira olarak belirlendi.

Koronavirüs salgını sebebiyle 48 ilde maske takma zorunluluğu kararı alınmıştı. İstanbul Valiliği de açık alanlarda maske takma zorunluluğuna uymayanlara ceza kesileceğini açıkladı. Kesilen cezalar kaymakamlıklara bırakıldığı için dünden itibaren 3 bin 150 liraya kadar ceza kesiliyor, ancak bu cezalar ilçeden ilçeye farklılık gösteriyordu. Buna göre, Beşiktaş Kaymakamlığı dün üç gün uyarma ardından 950 lira cezai işlem uygulanacağını açıklamış, ceza miktarı Gaziosmanpaşa’da 392 lira olarak belirlenmişti.

Farklılığı ortadan kaldırmak için İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi dün saat 17.00’da Vali Yardımcısı Cemalettin Özdemir başkanlığında toplandı. Toplantı sonrası İstanbul’da maske takmamanın cezası 900 TL olarak belirlendi.

Siyah Avrupa Parlamenteri: Belçika polisinin ırkçı saldırısına uğradım

Mali kökenli Avrupa Parlamenteri Pierrette Herzberger-Fofana, Belçika polisi tarafından ırkçı saldırıya uğradığı gerekçesiyle şikayette bulundu.

Almanya‘dan Yeşiller grubundan vekil olan 71 yaşındaki Herzberger-Fofana, çarşamba günü Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu‘nda yaptığı konuşmada, Brüksel‘deki Kuzey Tren İstasyonu‘nda, polisin siyah olduğu için kendisine sert davrandığını anlattı. 

‘Beni aşağıladılar’

Euronews‘in aktardığına göre, Herzberger-Fofana, kendisinin, dokuz polis tarafından kontrol edilen iki siyah gencin resmini çekmeye çalışırken müdahaleye uğradığını söyledi. Polisin sert bir şekilde telefon ve çantasını aldığını, bacaklarını ayırarak duvara dayadığını ve aramak istediğini anlatan Herzberger-Fofana, “Bunun ayrımcı ve ırkçı eğilimleri olan bir davranış olduğunu düşünüyorum. Beni aşağıladılar. Bugün şikayette bulundum çünkü polis şiddeti soruşturulmalı” dedi. 

Herzberger-Fofana, George Floyd hadisesiyle tüm dünyanın polis şiddetinin nelere yol açabileceğini gördüğüne işaret ederek, “Bu hadise bende büyük travma yarattı” ifadelerini kullandı. 

Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, Belçika hükümetinden konuyla ilgili bilgi talep edeceklerini belirtirken, Brüksel’de Kuzey İstasyonu bölge polisi sözcüsü Audrey Dereymaeker, Pierrette Herzberger-Fofana’nın kimlik kontrolü sırasında zorluk çıkardığını, bu yüzden bir kadın polisin arama yaptığını söyledi. 

NATO, Fransa-Türkiye arasındaki ‘sinyal gerginliğini’ araştıracak

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Fransa’nın Akdeniz’de bir Türk gemisinin bir  Fransa’ya ait fırkateyn Courbet gemisini taciz ettiği’ yönündeki suçlamasının araştırılacağını açıkladı.

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly’e göre soruşturma konusu olay, 10 Haziran’da Akdeniz’in doğusunda gerçekleşti. Fransız Deniz Kuvvetleri’ne ait savaş gemisi Courtebet NATO görevi kapsamında uydu aktarıcısını kapatıp kendini ve nihai destinasyonunu tanımlamayan Türk gemisi Cirkin’in Libya’ya silah kaçırıp kaçırmadığını kontrol etmek için ona yaklaşmaya başladı.

Fransa: Aşırı agresif bir tavır

Yetkili bir Türk savaş gemisinin Courbet’e radar ışıklarını üç kez yakarak uyarıda bulundu ve takip edilen gemiye üç Türk savaş gemisinin eşlik ettiğini gördü. Courbet ise hedef alındıktan sonra geri çekildi.

Sinyalle üç kez aydınlatılmayı “aşırı agresif” olarak tanımlayan Fransa Türkiye’yi NATO’ya şikayet etti. Fransa, ittifakın katılım kuralları uyarınca böyle bir davranışın düşmanca bir eylem olarak kabul edilmesi gerektiğini iddia ediyor. 

Türkiye: İddiayı çürüten kanıtları teslim ettik

Öte yandan, Reuters ve Anadolu Ajansı’na konuşan Milli Savunma Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Fransa’nın bir gemisinin TSK tarafından Akdeniz’de taciz edildiği iddiasını çürüten bilgi notunun NATO karargahındaki askeri ve sivil yetkililere verildiğini kaydetti.

Aynı yetkili, Fransa’nın NATO makamlarına iddiasını destekleyen herhangi bir somut kanıt sunamadığını belirtti. Yetkili, gemide ve karargahtaki kayıtların incelendiğini ve teknik verilerin böyle bir şey yapılmadığını ortaya koyduğunu söyledi.

NATO: Olay açıklığa kavuşturulacak

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, savunma bakanları arasında bir video toplantısına başkanlık yaptıktan sonra gazetecilere verdiği demeçte, konunun çeşitli katılımcılar tarafından ele alındığını söyledi, “Bu, NATO askeri yetkililerinin olayı tam olarak açıklığa kavuşturmak için araştırmalarını sürdürecekler” dedi 

Venedik’ten sonra Amsterdam da kitle turizmi istemiyor

Koronavirüs salgınıyla mücadele sürdürülürken bir yandan da normalleşme çalışmalarına hız veren Avrupa’da, kitle turizmine karşı tepki büyüyor. Geçtiğimiz hafta İtalya‘nın Venedik kentinde toplananlar kente turist ve cruise gemisi istemediklerini belirterek protesto gösterisi yapmıştı. Birlik içi turizmin serbest bırakılmasıyla ilk turistlerin ulaşmaya başladığı Hollanda‘nın başkenti Amsterdam’da da halk, kitlesel turizme karşı imza kampanyası başlattı.   

Sda Ajansı, geçen perşembe günü 25 bin vatandaş tarafından imzalanan bir dilekçeyle Belediye’ye başvuran vatandaşların, kente gelen turist sayısının kısıtlanmasını istediğini duyurdu. Belediye Meclisi‘nin gündemine gelecek dilekçede, koronavirüs salgınından önce yılda 20 milyonu bulan turist sayısının kısıtlanarak 12 milyona düşürülmesi isteniyor. Nüfusu 800 bin olan Amsterdamda, evlerin Airbnb yoluyla turistlere kiralanması ve yeni otellerin inşaatının yasaklanması da talep ediliyor. 

‘Şehri turistler için değil, vatandaşlar için düzenleyin’

Dilekçede ayrıca, turizm vergisinin arttırılması ve Amsterdam´ın ünlü genelevlerin bulunduğu bölgenin yeniden düzenlenmesiyle birlikte ‘Coffeeshop’ adı ile bilinen yerlerde uyuşturucu madde satışının yasaklanması da  istekler arasında yer alıyor.

Kendilerini “kitlesel turizme karşı vatandaş girişimi” olarak adlandıran imzacılar, tarihi şehir merkezinin turistler için değil, şehirde yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarına göre düzenlenip kullanılmasını talep etti. 

Amsterdam’da koronavirüs salgınından dolayı Mart ayının ortasından beri tüm restoran, bar, cafe, genelev ve müzeler kapatılmış, şehrin ünlü kanallarında gemilerin dolaşması da yasaklanmıştı.