Ana Sayfa Blog Sayfa 2027

Adalet Ağaoğlu hayatını kaybetti

Türkiye edebiyatının önde gelen isimlerinden yazar Adalet Ağaoğlu 90 yaşında hayata veda etti. Üç gündür yoğun bakımda olduğu öğrenilen Ağaoğlu’nun ölüm haberini eleştirmen ve yayıncı Semih Gümüş duyurdu.

Gümüş yaptığı paylaşımda “Adalet Ağaoğlu’nu bu sabah kaybetmişiz. Edebiyatımızın en önemli yazarlarındandı. Romanları çok özeldi. Onu hiç tanımadan iki romanı hakkında iki küçük kitap yazmıştım. Sonra tanıştık. Çok konuştuk. Bu fotoğraftaki eşi Halim Ağbi de ayrıca özel bir insandı. Her şey çok üzücü” dedi.

https://twitter.com/semihgumus/status/1282907655271518208

Üç gündür yoğun bakımdaydı

Ağaoğlu’nun ölümüyle ilgili yoğun bakımda kaldığı hastaneden de bir açıklama geldi. Ölüm nedeninin de paylaşıldığı açıklamada “Sayın Adalet Ağaoğlu, 3 gündür yoğun bakımda gördüğü tedavi sonrasında çoklu organ yetmezliği nedeniyle bu sabaha karşı hayatını kaybetti” denildi.

Ağaoğlu’na 2018 yılında Fahri Doktora ünvanı veren Boğaziçi Üniversitesi ise yaptığı paylaşımda “Edebiyatımızın büyük ismi, Boğaziçi Üniversitesi Fahri Doktora sahibi değerli yazar Adalet Ağaoğlu’nu kaybettik. Eserleriyle her zaman yaşayacak” dedi.

Adalet Ağaoğlu hakkında

13 Ekim 1929 yılında Ankara Nallıhan’da doğdu. İlköğrenimini burada tamamlayan Ağaoğlu ortaöğrenimi 1938 yılında Ankara Kız Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden 1950 yılında mezun oldu.

1946’da Ulus Gazetesi’nde tiyatro eleştirileri yazmaya başladı. Ankara Radyosu ve TRT’de çeşitli görevlerde bulundu. Kaynak dergisinde şiirleri yayınlandı. Sevim Uzgören’le birlikte yazdığı “Bir Oyun Yazalım” adlı tiyatro eseri 1953’te Ankara’da sahnelendi. 1954 yılında Halim Ağaoğlu ile evlendi.

Oyun yazarlığından romana

Yazmış olduğu oyunlar ile adını duyurmaya devam eden ünlü yazar, her geçen gün oyunlarına yenisini eklemeye devam ederek dönemin en önemli yazarları arasındaki yerini aldı.

Tiyatro oyunu yazarlığından, roman yazarlığına geçişi 1973 yılında yayımlanan ilk romanı olan Ölmeye Yatmak ile olmuştur. Bu kitabını, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Yazsonu, Üç Beş Kişi, Hayır, Ruh Üşümesi, Romantik Bir Viyana Yazı adlı eserleri kaleme aldı. Bu eserlerinden asker ile arasının açılmasına ve askeri kuvvetler ile mahkemelik olmasına neden olan Fikrimin İnce Gülü adlı eseri çok tartışıldı.

Öyküleri ve ödülleri

Adalet Ağaoğlu’nun kaleme aldığı öyküler de, Sessizliğin İlk Sesi, Yüksek Gerilim, Hadi Gidelim ve Hayatı Savunma Biçimleri. Adalet Ağaoğlu yayımlamış olduğu romanlarının yanı sıra hikâye, deneme, oyun ve anı tarzında da pek çok eseri kaleme alarak Türk Edebiyatında hatırı sayılır bir üne ve ödüle kavuştu.

Ağaoğlu, Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü, Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, Türkiye İş Bankası Edebiyat Ödülü, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı, Aydın Doğan Vakfı Roman Ödülü, Madaralı Roman Ödüllerini almaya hak kazandı.

 

 

Rize’de sel felaketi: İki kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı

Rize’de son 24 saatte metrekareye düşen 250 kilogram yağış, sel ve heyelanlara yol açtı. Sel sularına kapılan Ali Uzun‘un sabah saatlerinde cansız bedenine ulaşılırken, 11 kişi yaralı kurtarıldı. Rize Sağlık Müdürü Mustafa Tepe de, selden yaralı olarak kurtarılan 82 yaşındaki Havva Tüysüz‘ün kurtarılamadığını açıkladı.

Şehri basan selde, çok sayıda ev çöktü, mahsur kalan 36 kişi tahliye edildi. 12 köye ulaşımın sağlanamadığı kentte, yol ve köprüler çöktü, alt ve üst yapıda hasarlar oluştu, onlarca araç sele kapıldı. Sosyal medyada yayılan görüntüler, yaşanan felaketin korkutucu boyutunu gözler önüne serdi.

Ali Uzun ve Havva Tüysüz hayatını kaybetti 

Sel felaketi Çayeli ve İkizdere ilçelerinde etkili oldu. Çayeli’de bulunan Şairler deresinin taşmasının sonucu dere üzerindeki köprü ulaşıma kapatıldı. Çevredeki çok sayıda aracın sular altında kaldığı sel nedeniyle Eski Pazar Mahallesi’ndeki apartmanların giriş katlarını su bastı.

Madenli beldesinde Ali Uzun sel sularına kapılarak kayboldu. Uzun’un yapılan arama çalışmalarında sabah saatlerinde cansız bedenine ulaşıldı.

Rize Sağlık Müdürü Mustafa Tepe, selden yaralı olarak kurtarılan 82 yaşındaki Havva Tüysüz‘ün müdahaleye rağmen hayatını kaybettiğini bildirdi. Tepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tüysüz’ün dün gece geç saatlerde yaralı olarak çıkarıldığı Çayeli ilçesi Köprübaşı köyünde yapılan ilk müdahalesinin ardından Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındığını hatırlattı.

Fotoğraf: Muhittin Sandıkçı/AA

Bir vatandaş son anda kurtuldu

Sel sularına kapılan ancak daha sonra kendini duvar örülü mezarlıkların oraya atarak kurtulduğu öğrenilen Mehmet isimli vatandaşın görüntüleri sosyal medyada çok fazla paylaşıldı:

Rize Valisi: Mikro klima özelliği var

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, akşam saatlerinde bölgeye hareket etti. Rize Valisi Kemal Çeber, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları dedi:

Rize’de bir mikro klima özelliği var. Yani 3 bin 900 kilometrekare içerisindeki bu uyarının, hangi zamanda, hangi yeri vuracağını bazen bilemeyebiliyoruz. Sabah İkizdere ilçemiz ve güzergah çok yoğundu. Erzurum yolumuz trafiğe kapandı, orayla uzun uğraştık, orayı toparladık.

Akşam üzeri yağış Çayeli ilçesi ve Madenli beldesinde yoğunlaştı. Son 24 saatte 250 kilograma yakın yağış aldık. Yani bu çok olağanüstü bir miktar. Yani düşünün lavabonuz var, lavabonuzun giderinin 50 katı miktarındaki su sürekli dökülüyor. Böyle bir şey yaşıyoruz.

Fotoğraf: AA

‘Doğa ile bir yere kadar mücadele edebiliyorsunuz’

Rize ili olarak sele alışkın olduklarını ve kurumların tedbirli olduğunu söyleyen Vali Çeber, “Ne kadar tedbiriniz de olsa doğa ile ancak bir yere kadar mücadele edebiliyorsunuz” ifadelerini kullandı. Tüm giriş katlarını boşalttırdıklarını belirten Çeber şunları söyledi:

Şimdi anons yaptırıyoruz. Bütün evlerin ve iş yerlerinin giriş katlarını boşaltıyoruz. Burada bir yurdumuz var. Orasını hazırladık. Kızılay’ımız orada servise başlayacak. Evini güvenli hissetmeyen, giriş katlarda yaşayanları o yurda alacağız.

‘Helikopterler gelemedi’

Erzurum ve Tunceli’den yola çıkan helikopterlerin hava şartları nedeniyle şehre ulaşamadığını söyleyen Vali, diğer güzergahtan gelen helikopterlerin de Ordu‘ya kadar ilerleyebildiğini söyledi.

 

 

Türkiye’de koronavirüs: 19 kişi daha yaşamını yitirdi, 1.008 yeni tanı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 19 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 108 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 382’ye, vaka sayısı 214 bin 1’e yükseldi.

En çok vaka görülen 5 ilimiz: İstanbul, Ankara, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır. 5 ilin yoğun bakım sayılarında da artış var. Ortalama 1 hafta önceki verilere göre, vaka sayısında 1.000’in altına inmekte kararlıyız. COVID-19’a karşı HER GÜNÜMÜZ BİR SINAV.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm ( 48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)

Heybeliada orman yangınında bir kişi tutuklandı

İstanbul Heybeliada‘da Pazar günü meydana gelen ve beş hektarlık bir orman ve maki arazisini tahrip eden orman yangınıyla ilgili gözaltına alınanlardan bir kişi tutuklanırken, iki kişi serbest bırakıldı.

AA’da yer alan habere göre yangına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında plajda çalışan kişiler, yangından hemen sonra elinde bidonla koşan bir kişiyi gördüklerini söyleyerek şüphelinin eşkalini polise verdi.

Yangın devam ederken gözaltına alındı

Olay yerinde bulunan ekibin telsizden eşkal bilgilerini geçmesi üzerine şüpheli Sedat D. yangın söndürme işlemi tamamlanmadan gözaltına alındı.

Sedat D. hakkında “kasten bina yakmak” suçundan dava açıldığı ve İstanbul Adliyesi’nde yargılamasının sürdüğü, hırsızlık suçundan da hakkında soruşturma yürütüldüğü, bir ay önce de cezaevinden çıktığı belirtildi.

Şüpheli: Ben yangını görmedim

Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğü Heybeliada Polis Merkezi‘nde sorgusu tamamlanan diğer iki kişi serbest bırakılırken Sedat D., adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı Adalar Sulh Ceza Hakimliğince “orman yakma” suçundan tutuklandı.

Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda suçlamaları kabul etmeyen Sedat D. İfadesinde şunları söyledi:

Heybeliada’ya geldikten sonra insanlardan biraz uzaklaşayım diye ormana doğru yürüdüm, biraz içeriye doğru gittim, geri döndüm. Ben yangını görmedim. Sadece uzaktan dumanını gördüm. Ancak dikkatlice bakılınca ateş görünüyordu. Çevrede mangal yapanlar vardı. Ben kesinlikle koşmadım, hastayım. Ancak yangın yanıma gelse ayağım kırık olsa bile koşardım. Uyuşturucu kullanmıyorum.

Elimde kesinlikle bidon yoktu, sadece beyaz poşet vardı. Yangın bana yaklaşmamıştı. Daha önce bir tavuk çalmıştım, adli kontrol kararım var. Yine bir olayda da bir eve girmiştim. Kadının telefonu çalınmış benim üzerime attı. Bundan dolayı tutuklandım ve cezaevinde yattım. Benim olayla ilgim yoktur. Tutuklanmak istemiyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum.

Fotoğraf: Murat Ongun

Neler yaşandı?

İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamaya göre Pazar günü Aşıklar Yolu Mevkii’nde iki farklı noktada yangın çıktı. Yangınla mücadele için bölgeye 6 helikopter, 2 uçak, 21 arazöz sevk edildi.

Bölgedeki vatandaşların da seferber olduğu yangın 19.45’te kontrol altına alındı. Ancak beş hektarlık makilik ve ormanlık arazi harap oldu. Soğutma çalışmaları Pazartesi günü de devam etti.

Kanal İstanbul güzergahında 14 kilometrelik yürüyüş

Kanal İstanbul projesine karşı çıkan birey ve kurumların oluşturduğu Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu “İki deniz arasında kanal değil yürüyüş olur” sloganıyla gerçekleştirdikleri yürüyüşlerin ikincisini tamamladı.

12 Temmuz Pazar günü 14.30’da Küçükçekmece Tarihi Köprü‘de bir araya gelen eylemciler burada bir basın açıklaması okudu. Açıklamada “Bizler Covid-19 salgınında yaşamımızı sürdürmeye çalışırken, iktidar bu süreçte bile rant hırsından vazgeçmiyor. Halkın ihtiyacı ölüm projesi değil işsizliğe, yoksulluğa çözüm üretilmesidir” denildi.

‘Yedi gün içinde evi boşaltmamız isteniyor’

Açıklama proje güzergahında yaşayanların söz almasıyla devam etti. Bayramtepe Mahallesi’nde yaşayan bir vatandaş yaptığı açıklamada “Daha geçtiğimiz günlerde komşularımıza yedi gün içerisinde evlerini boşaltmalarına yönelik bir tebligat geldi. Hem ‘Evde Kal Türkiye’ hem de ‘Yedi gün içinde evini boşalt Türkiye’ nasıl olacak bu iş diyoruz biz” ifadelerini kullandı.

14 kilometrelik yürüyüş

Açıklamanın ardından Koordinasyon’un çağrısıyla bir araya gelen vatandaşlar 14 kilometrelik güzergahı yürümeye başladı. Yol boyunca sloganlar atan eylemciler ‘Kanal’ı değil yaşamı savunuyoruz’ dedi.

Yürüyüş sırasında yerleşim yerlerinde yaşayan halk bilgilendirilirken Kanal İstanbul projesinin yaratacağı yıkımın tartışıldığı forumlar da düzenlendi. Yürüyüş Yarımburgaz Mağarası‘nda son buldu.

Burada da kısa bir açıklama gerçekleştiren grup “Yaşamı,ağacı,kirpiyi tüm canlıları savunacağımızı, tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkacağımızı tüm rant severlere haykırıyoruz: Ya Kanal Ya İstanbul” dedi.

 

 

 

 

Van Gölü’nde batan teknede hayatını kaybedenlerin sayısı 32’ye yükseldi

Van Gölü’nde, içinde bulunduğu tahmin edilen 60 sığınmacı ile batan ve altı  gün önce yeri tespit edilen teknedeki cansız bedenlerin çıkarılması çalışmaları sürüyor. Sabah saatlerinde Çarpanak Adası’na gelen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Sualtı Arama Timi’nin ROV cihazı ile yaptığı çalışmada, teknedeki altı kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece hayatını kaybedenlerin sayısı 32’ye yükseldi.

​Dün saat 16.30’da hava muhalefeti nedeniyle ara verilen çalışmalara, sabah saatlerinde ROV cihazıyla yeniden başlandı. Çalışmalarla batık tekneden altı cansız vücut daha çıkarıldı. Sığınmacıların cesetleri, cenaze aracıyla otopsi işlemleri için Van Adli Tıp Kurumu‘na götürüldü.

Teknede kalanların çıkarılması için jandarma ekipleri yoğun bir çalışma yürütürken, polis helikopteri de Van Gölü’nün yüzeyini havadan tarıyor.

 

Büyükada’da LGBTI+’lar plaja alınmadı: Kardeş siz bunlarla aynı yerde denize girmek ister misiniz?

A.T., A.G, ve D.B. isimli üç arkadaş, 3 Temmuz cuma günü Büyükada’daki Yörükoğlu Plajı ve Nakibey Plajı çalışanları tarafından uğradıkları ayrımcılık ve nefret söylemini Bianet‘ten Evrim Kepenek‘e anlattı.

‘Bu yıl her zamankinden fazla hedef gösterildik’

Avukatları Eren Keskin aracılığı ile konuyu yargıya taşıyan üç arkadaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “toplumu LGBTİ+‘lara karşı tavır almaya” çağırmasının, karşılaştıkları ayrımcılıkta etkili olduğu görüşünde.

Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterildiklerini söyleyen A.T., bu yıl daha fazla buna maruz kaldıklarını söyledi:

Biz zaten Kürt olduğumuz için bir ayrımcılık yaşıyoruz. İkinci olarak da cinsel kimliğimizden ötekileştiriliyoruz. Bunların sonu gelmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemleri ile hedef gösterildik. O bizi halka hedef gösterdi. Biz zaten böyle şeyler yaşayacağımızı biliyorduk. Bu yıl daha fazla hedef gösterildik.

‘Bu kadar kin ve nefreti anlamıyorum’

A.G. ise, insanların bakışları ile dahi kendilerini rahatsız ettiklerini, ancak uğradıkları ayrımcılığa rağmen, “daha fazla hırpalanmamak için” karakola gitmediklerini anlattı:

Bakışları ile bile rahatsız etmeye çalıştılar ama biz onlara alıştığımız için artık o kadar rahatsız etmiyor. En çok ağrıma giden bizi başkalarına hedef göstermesi oldu. Kendisine sürekli destek arıyordu. Bu da çok rahatsız ediciydi. Bizi ötedeliler. Bizi almayacaklarını açık olarak söylediler.

(…) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Büyükada Belediyesi‘ne ulaştık. Suç kaydı oluşturduk. Karakola gitmedik çünkü daha fazla hırpalanmak istemedik. Cumhurbaşkanı’nın sözleri aklımıza geldi, bize saldırabilirlerdi. O nedenle de oradan ayrıldık ve avukatımıza başvurduk.

Transfobi kusan insanlar sanki etten kemikten değildi. Bu kadar kin ve nefret dolu olmalarını anlamıyorum. Bu çok yıpratıcı.

Plaj yetkilileri iddiaları reddetti, ancak Bianet’in aktardığına göre Nakibey Plaj görevlisi “Öyle bir şey olsa söylerdim. Hem tek başlarına da plaja gitmesinler” dedi.

‘Burası aile plajı’ demişler

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na her iki plaj çalışanları hakkında suç duyurusu yapan Keskin’in dilekçesinde ise şu bilgiler yer alıyor:

A.T., A.G., ve D.B. önce Yörükoğlu plajı önüne gitmişler ve plajın önünde görevli olan kişiden fiyat listesi istemişlerdir. Yetkili, A.T., A.G., ve D.B.’ye “Biz sizin gibileri plaja almıyoruz. Burası aile plajı” diyerek müvekkillerimizin plaja girmesini engellemiştir. O sırada, plaja girmekte olan bir aileyi çevirip “Kardeş siz bunlarla aynı yerde denize girmek ister misiniz?” diyerek üç kişiyi hedef göstermiştir.

A.T., A.G., ve D.B. “LGBTİ+ bireylerin plaja girmelerini engelleyen yazılı bir kuralınız var mı?” diye sorduklarında, görevli, müvekkillere “ibne, top, dönme” gibi sözcüklerle ayrımcı şiddet uygulamıştır. Bu arada aynı görevli, Nakibey plajının yetkilisini de seslenmiş, “Bu ibneleri siz de plaja almayın” diyerek yönlendirmede bulunmuştur.

Keskin, dilekçesinde Türkiye’nin ayrımcılığa karşı imza koyduğu uluslararası sözleşmeleri hatırlattı ve yaşananların İstanbul Sözleşmesi’ni de ihlal ettiğini belirtti.

Keskin, Yörükoğlu ve Naki Bey plaj işletmeleri hakkında, A.T., A.G., ve D.B.’te yönelik haksız uygulama nedeniyle TCK 122. madde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 14. madde ve Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi delaletiyle soruşturma yapılarak dava açılmasını talep etti.

MUÇEP: Muğla kıyılarının özelleştirilmesi pazarlık konusu olamaz

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Muğla Valiliği ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı‘nın iştiraki Muçev Turizm Ticaret Ltd. Şti.’nin (MUÇEV) bünyesinde bulunan kıyıların işletmesinin özel bir şirkete verileceğine dair söylentiler hakkında açıklama yayınladı.

Yerel ve ulusal düzeyde çıkan haberlerde MUÇEV’in kıyı işletmesini 2017 yılında İMEAK Deniz Ticaret Odası tarafından kurulan Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi A.Ş’ye devredildiği belirtiliyordu. Şirket yaptığı açıklamada bu durumun gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Daha önce yapılan pazarlık sonuçsuz kalmıştı

Yapılan açıklamada MUÇEV’in hali hazırda kıyıları ticarileştirmenin ve halka kapatmanın bir aracısı olduğu belirtildi. Ayrıca kurumun faaliyetlerinin çoğu zaman gizli bir şekilde yürütüldüğü hatırlatıldı.

Kıyıların devredilmesiyle ilgili benzer söylentilerin daha önce de çıktığını belirten MUÇEP, “Aynı durum 2017’de de ortaya çıkmış, Şirket, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) ile anlaşmaya varamadıklarını belirterek, kıyıların işgali pazarlığının sonuçsuz kaldığını ilan etmişti. Bu sonuçsuz girişimden sonra Muçev kendisine yüklenen işlevi yerine getirmeye bugüne kadar devam etti” dedi.

İhale bittiğinde yeniden gündeme geldi

Açıklamada bu konunun tam da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile MUÇEV arasındaki ihalenin sona ermesiyle tekrar gündeme gelmesi hakkında “gizli kapılar arkasında yeni pazarlıklar yürütüldüğünü düşündürüyor” ifadeleriyle değerlendirildi.

Söz konusu şirket hakkında bilgiler paylaşan MUÇEP “Bir ticaret şirketinin kendi ticari girişimini kâr amacı gütmeyen bir iş olarak tanımlaması, şirket denilen varlığın doğasına aykırı. Nitekim, Şirketin ana sözleşmesindeki kârın dağıtımı maddesi de kârın, yapılan basın açıklamasında söylenenin aksine, ortaklara dağıtılacağını gösteriyor. Bu söylemle devleti, şirket-devlet olarak gören yaklaşımın örtüştüğünden de kuşku yok” ifadelerini kullandı.

Şirket ‘sosyal sorumluluk’ diyor

Şirket tarafından yapılan açıklamada “sosyal sorumluluk” ifadesinin kullanılmasının eleştirildiği açıklamada Bir anlamda yüzlerce yıllık Roma Hukukunun “res communis” yani üzerinde özel mülkiyet kurulamaz saydığı doğal müştereklerden kıyılar, şirketlerin vergiden düşüreceği sosyal sorumluluk projelerine indirgenerek önemi gözlerden saklanıyor” denildi.

‘Halk talanın sorumlusu olarak gösteriliyor’

Şirket açıklamasında çevre örgütleri ile Halikarnas Balıkçısı ve Sadun Boro’yu sevip ananlara atıfta bulunulduğunu söyleyen MUÇEP, halkın ne düşündüğüne ise yer verilmediğini söyledi.

Açıklamada “Hatta halk, ‘artan nüfus’ denilerek kıyı talanının sorumlusu olarak gösteriliyor” ifadeleri kullanıldı. Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

Kıyıların işletmesinin kendisine verilmesi için herhangi bir girişimde bulunmadığı, Şirket’in âtıl durumda olduğu açıklaması, “bir ticaret şirketi, oraya yatırılmış para 3 yıldır neden atıl tutulur?” sorusunu akla getiriyor. Ama, sorunun cevabı da basın açıklamasında var. “Bir görev verilirse yapmaya hazırız” deniyor. Yani, iki taraf da açıklamadığı için, nasıl olduğunu bilmiyoruz ama, Şirket hazır bekliyor! Kamuoyunun bilgi ve şeffaflık beklentisinin ise ÇŞB tarafından umursanmadığını görüyoruz.

Bütün bu gelişmelerin kıyıların işgalinin hangi şirket aracılığıyla yürütüleceğinin pazarlığının yapıldığını gösterdiğini söyleyen MUÇEP son olarak “Biz de MUÇEP olarak, ortak varlığımız olan kıyılarımızın işgal ve talan edilmesine, pazarlık konusu yapılmasına karşı durmaya, bütün meşru yollardan, sonuna kadar devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” dedi.

 

DSÖ: Koronavirüs pozitif vaka sayısında rekor artış var

Alınan önlemlerin hafifletilmesi ve normalleşmeye geçilmesiyle birlikte dünya çapında koronavirüs vaka sayılarındaki hızlı artış devam ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)‘nden dün (12 Temmuz) yapılan açıklamada, son 24 saatte 230 bin 370 yeni vaka kaydedildiği bildirildi. Bu rakam, vaka sayısında yeni bir rekor anlamına geliyor. Örgüte göre virüsten yaşamını kaybedenlerin sayısı ise günlük 5 bin civarında seyrediyor.

Vaka sayıları dünya genelinde 13 milyona yaklaşırken virüsten dolayı son yedi ayda hayatını kaybedenlerin sayısı da 565 bin kişi oldu.

Türkiye’de açıklanan rakamlara göre, bugüne kadar 3 milyon 975 bin 455 kişiye test yapıldı. Toplam vaka sayısı 212 bin 993, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı ise 5 bin 363 olarak açıklandı. Türkiye’de de dün bin 12 yeni vaka tespit edildi, 19 kişi de salgın nedeniyle yaşamını yitirdi.

DSÖ, Pazar günü yaptığı açıklamada vaka sayılarının özellikle ABD, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika’da artış gösterdiğini belirtti. Brezilya’da 45 bin, Hindistan‘da ise 28 bin vaka tespit edildi. Rusya, Portekiz, İngiltere ve Romanya‘da da birçok yeni vaka bildirildi.  

ABD’de yeni rekor

Koronavirüs vakalarında dünyada ilk sırada olan ve sayıların büyük bir hızla arttığı ABD’de son 4 günde günlük 60 binden fazla vaka bildirildi. Başka hiçbir ülkede böyle bir artış tespit edilmiş değil. 

ABD’de en fazla vaka sayısının Florida’da kaydedildiği açıklandı. Pazar günü eyalette 15 binden fazla yeni vaka tespit edildiği bildirildi. Florida maske takma zorunluluğuna karşı protesto gösterilerinin olduğu eyaletlerin arasında yer alıyor. Cumartesi günü de eyalette Walt Disney World parkı dört aydır ilk kez ziyaretçilere açıldı. Parkta ziyaretçi sayısının kısıtlı tutulması ve maske takma zorunluluğu getirildi.

Konya’da kömür madenine karşı çıkan köylüler iş makinelerinin önüne geçti

Konya’nın Ilgın ilçesine bağlı Çavuşçugöl Mahallesi’nde yapılmak istenen kömür madenine karşı çıkan halk iş makinelerinin önüne geçti. Köylü kadınlar ise oturma eylemi yaparak köyün giriş çıkışlarını trafiğe kapattı.

Yaşanan olaylar üzerine bölgedekilerin taleplerini dinlemek için mahalleye gelen Ilgın Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu’nun bir vatandaşa “Kes sesini lan” diyerek çıkış yapması üzerine tepkiler daha da büyüdü.

Dört kişi gözaltına alındı

Konuşması boyunca “Devlet isterse topraklarınızı elinizden alır” şeklinde beyanlarda bulunan Kaymakam, toplantıyı terk etti. Bölge halkı ise Kadiroğlu’nu yuhalayarak protesto etti.

Jandarmanın müdahale ettiği eylemde biri kadın dört kişi gözaltına alındı.

Neler yaşandı?

Çavuşçugöl Mahallesi’nde yaşayanlardan ilk olarak kömür madeni açılmak istenen araziyi satmaları talep edilmişti. Vatandaşlar, 200 yıllık tarlalarını satmak istemeyince 3 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan karar ile tarlaların, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) tarafından kamulaştırılacağı bildirilmişti.

İş makinelerinin tarlalara girmesi üzerine halk, 23 Haziran Salı günü köy merkezinde bir araya gelerek yürüyüş yapmak istemiş jandarmanın engeliyle karşılaşmıştı.

Halkın tepkisinin büyümesinin ardından İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş bölgeyi ziyarete gitmişti. Bölgede yaptığı incelemelerin ardından “Eğer bu işgal devam ederse iş makinelerinin önüne yatar canımız pahasına bu işgale engel oluruz” demişti.