Ana Sayfa Blog Sayfa 2026

Güney Asya sel ve toprak kaymalarıyla boğuşuyor

Temmuz başında Japonya’da başlayan şiddetli yağmurların yol açtığı seller, Hindistan ve Çin’de onlarca insanın canına mal oldu. En az 63 kişinin hayatını kaybettiği Japonya’da dere ve nehir yatakları taştı, ağaçlar devrildi, evler kullanılamaz hale geldi ve binlerce kişi yerinden oldu. Hindistan’da ise ülkenin batı eyaleti Gujarat’ta sağanak yağışlar etkiliydi. Şiddetli yağışlar neticesinde tarihi Dwarka kentinde, araçlar boyu yarım metreyi bulan sellere kapıldı.

Çin’in güneyi de şiddetli yağışlardan etkilendi. 141 kişinin öldüğü ya da kaybolduğu, 212 nehrin taşma riskiyle karşı karşıya olduğu Çin’de, ülkenin en büyük tatlı su gölü Poyang Gölü’ndeki hidroloji istasyonunun su seviyesinin 22.53 metreye ulaştığı açıklandı. Hunan eyaletinde ise 4 milyon 800 bini aşkın insan şiddetli yağışlardan etkilendi. Eyalette 23 kişi hayatını kaybederken 200 binden fazla kişi güvenli yerlere tahliye edildi.

İmamoğlu’ndan Kanal İstanbul’a iki ayrı itiraz

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Ataşehir Hizmet Binası’na giderek, Kanal İstanbul projesiyle ilgili iki itiraz dilekçesi sundu.

İmamoğlu, “İstanbul İli Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği” ile “İstanbul İli Yenişehir Rezerv Yapı Alanı (Kanal İstanbul Projesi) 1. 2. ve 3. Etabına İlişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planları ve 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planlarına” itiraz etti.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı da İmamoğlu’na itiraz sürecinde eşlik etti.

‘Süreç alelacele yürütülüyor’

İmamoğlu, itiraz süreciyle ilgili değerlendirmelerini dilekçeyi sunduktan sonra yaptığı canlı yayın ile paylaştı.  Kanal İstanbul’un kent için en büyük tehditlerden biri olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Kanal İstanbul ile ilgili süreç alelacele, apar topar bu seviye getirip, planlarını ilana asmak, İstanbul’a çok büyük bir ihanetin parçasıdır” dedi.

Daha önce 100 bin ölçekli planlara uzun kuyruklar oluşturarak İstanbul ve çevre illerde yaşayan vatandaşların yaptığı itirazları hatırlatan İmamoğlu, “Hem onu yeniliyor hem 1000’lik, 5000’lik planlara dair itirazımızı veriyoruz. Bundan sonra hukuksal süreçleri de takip edeceğiz. Bu kişisel başvurum, kurumsal başvurularımız da olacak” dedi.

‘İnat ediyorlar’

Sürecin tarif edilir bir tarafı olmadığının altını çizen İmamoğlu, “İstanbul’daki yatırımın ve kentsel dönüşümün çözümleri bulma imkanı var iken, böyle bir inatla, böyle bir ısrarla bir süreç yönetmek, gerçekten çok üzücü” ifadelerini kullandı. İmamoğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:

İşin daha kötüsü burada ‘Şu ülkeden, bu ülkeden’ birileri zengin olsun diye de planlama yapılıyor. Bu kadar da aleni yapılıyor. Bunlar ne kadar zeki insanlarmış ki 6-7 sene önce, 8 sene önce tarım alanlarından yerler almışlar. Şimdi o yerler iş merkezi, konut, turizm alanı olacak. Buradaki arazi hareketlerinin kimlerin üstüne olduğu belli.

Yani bu kadar aşikar, ekonomik, sosyal, milli duygular üzerinden, şehircilik üzerinden içi ihanet dolu bir süreç. Onun için toplumun bu konuda duyarlı olacağını, uyanık olacağını biliyoruz. Toplumun buna çok karşı olduğunu da biliyoruz yaptığımız ölçümlerde. Bu siyasi bir mesele değildir. Milli bir meseledir. Bu İstanbul’un kurtulma mücadelesidir. İtirazımı bu duygularla veriyorum. Allah İstanbul’u akla ve bilime inanmayanların şerrinden korusun.”

 

Yaban hayatı fotokapanda

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü‘nün paylaştığı videoda vaşak, geyik, ayı, tilki gibi yaban hayvanları dolaşırken, sosyalleşirken ve yemek yerken görülüyor. Yaban hayatını gözlemlemek ve türlerin gelişimini kayıt altına almak amacıyla kullanılan görüntüleme sistemleri olan fotokapanlar, genellikle ormanlık alanlarda, dağlık bölgelerde ve sulak alanların yakınlarında kuruluyor.

 

Türkiye’de pek çok farklı yaban hayvanı türü bulunuyor ancak avcılık, zehirlenme, trafik kazaları, hastalıklar vb. nedenlerle pek çoğu yaralanıyor ya da yaşamını yitiriyor. Yavrulama dönemlerinde ebeveynini kaybederek öksüz kalan yavru yaban hayvanları da çoğunlukla hayatta kalamıyor.

Yaban hayatını korumak için çalışan, WWF- Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) başta olmak üzere uluslararası ve yerel ölçekli kuruluşlar, hastalıklar nedeniyle ya da insan eliyle yaşamını sürdürmekte zorlanan yaban hayvanlarının şartlarının iyileşmesi için mücadele ediyor.

 

İzmir Karaburun’da makilik alanda yangın

İzmir‘in Karaburun ilçesinde 13 Temmuz tarihinde makilik alanda çıkan yangın, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.

Çulluk mevkisinde henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangın rüzgarın da etkisiyle bölgedeki yazlık sitelere yaklaştı. Yangına İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerinin yanı sıra İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri 3 arazöz ve bir su tankeriyle müdahale etti.

Rüzgarın da yön değiştirmesiyle yangın yaklaşık iki saatte kontrol altına alındı. Sonrasında ise ekipler soğutma çalışmalarına devam etti.

Erdoğan: Ne kadar alanın zarar gördüğü belli değil

Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, makilik alanda başlayan yangın nedeniyle ilçelerinin büyük bir tehlike yaşadığını belirtti.

Erdoğan “Ekipler, alevlerin yerleşim merkezine ulaşmaması için kepçelerle müdahale etti. Yangın kontrol altına alındı. İlk belirlemelere göre yangından zarar gören ev yok. Ne kadarlık bir alanın yangından zarar gördüğü ise önümüzdeki saatlerde belli olacak. Yangına müdahale eden herkese teşekkür ediyorum” dedi.

 

Hülya Oruç, gazeteci eşi Aziz Oruç’un meslektaşlarından destek bekliyor

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde gözaltına alındıktan sonra cezaevine konulan gazeteci Aziz Oruç‘un duruşması 21 Temmuz’da görülecek. Duruşmaya birkaç gün kala eşiyle telefonda konuşan Hülya Oruç, eşinin davasının siyasileştirilmesinden duyduğu kaygıyı gazetemize anlattı.

Üç yaşın altındaki iki küçük çocuğuyla hayat mücadelesi veren Hülya Oruç, eşinin gazetecilik kimliği nedeniyle suçlandığını düşünüyor:

Eşimi “Zaten kaçıyordu, teröristtir” diye suçluyorlar. Bugün telefonda konuştuk, telefon hakkı vardı, diyor ki “Kimse pencereden görünenin geri kalanına bakmadı; ben öncelikle iyi bir gazeteci olmaya çalışıyorum”

Eşim diyor ki “Ben umut yolculuğunda boğulmuş bir insanım”… Gerçekten de öyle, aslında bir çok talihsizlikle karşılaşmış…

Sosyal medya paylaşımlarına ev hapsi

Eşinin tahliye olmasını beklediğini söyleyen Hülya Oruç, gazetecilerden de destek beklediğini anlattı:

Eşimin adil yargılanmasını istiyorum. Biz günlerdir sokaklarda avukatların haklarını savunmaya savunuyoruz, ama bizim hakkımızı doğru savunacaklar mı… (endişeliyiz)

Bu karamsarlık, bunları düşünüp durmak beni bir kadın olarak, bir insan olarak çok yoruyor. Bu dava da umarım uzun yıllar süren bir hak arama mücadelesine dönüşmez. Tahliyeden başka bir seçenek olamaz, olmamalı.

Daha önce eşiyle ilgili yapmış olduğu sosyal medya paylaşımları dolayısıyla ev hapsi cezası alan Hülya Oruç’un ev hapsi sonradan kaldırıldı ancak hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı sürüyor. Hülya Oruç hakkında ayrıca sosyal medya paylaşımları nedeniyle devam eden iki soruşturma daha bulunuyor.

Ne olmuştu?

Hakkında açılan davalardan dolayı yaklaşık üç yıldır Irak Federe Kürdistan Bölgesi‘nde yaşayan Aziz Oruç, Avrupa‘ya gitmek için İran üzerinden geçtiği Ermenistan sınır kapısında gözaltına alındı. Gözaltında kötü muamele gören Oruç, daha sonra İran askerlerine teslim edildi. İran’da da iki gün boyunca işkenceye uğrayan Oruç, 10 Aralık gecesi ayakları çıplak ve üstü başı yırtılmış halde tel örgülerin arasından Türkiye tarafına atıldı.

Oruç, yardım istediği HDP Doğubayazıt İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek ile birlikte 11 Aralık günü kentten çıkmak üzere Doğubayazıt-Ağrı karayolunda araç beklerken polisler tarafından gözaltına alındı. Daha sonra Doğubayazıt Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi ve “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak, cezaevine konuldu.

Yasa dışı giriş yapmak terör örgütü üyeliğine kanıt sayıldı

Patnos L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Oruç’ hakkındaki, “terör örgütü üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlarının bulunduğu iddianame, tutukluluğunun yedinci ayında hazırlandı.

İddianamede, Oruç’un Türkiye sınırını yasal olmayan yollarla aşmaya çalışması ve yine yasal olmayan biçimde sınırdan içeri girmesi “PKK/KCK üyesi” olduğunun kanıtı olarak gösteriliyor:

Şüpheli Aziz Oruç’un yasadığı yollardan Avrupa ülkelerine geçebilmek için öncelikle İran-Ermenistan güzergahını denediğinin ancak başarılı olamaması üzerine yine yasa dışı yollardan İran-Türkiye sınır hattını geçerek Doğubayazıt ilçesine giriş yaptığı (…)

Şüphelinin vatandaşı olduğu ülkeye yasal olmayan yollardan girmesi yanında ülkeye sınır aşarak girdikten sonra durumunu herhangi bir kolluk kuvvetine bildirmemesinin de aynı şekilde örgüte üye olma hususu açısından belirleyici olduğu (…)

Oruç’un davasının ilk duruşması 21 Temmuz günü Ağrı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülecek.

BM: Dünyada açlık çeken kişi sayısı 690 milyona ulaştı

Birleşmiş Milletler, Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu isimli raporunu yayınladı. Rapora göre, 2019 yılında açlık çeken kişi sayısı 690 milyona ulaştı.

Her yıl düzenli yayınlanan çalışmaya göre 2018 yılıyla kıyaslandığında açlık çeken kişi sayısı 10 milyon, önceki 5 yıla oranla ise 60 milyon arttı. 2020 yılı sonu itibariyle 130 milyon kişi daha kronik açlıkla yaşamaya mahkûm olabilir.

En çok Asya ve Afrika açlık yaşıyor

Açlık çeken kesime en çok Asya’da rastlanmakta birlikte, açlık en hızlı Afrika’da yayılıyor. Rapora göre Koronavirüs salgını 2020 yılı sonu itibariyle 130 milyon kişiyi daha kronik açlıkla yaşamaya mahkûm edebilir. Salgın kaynaklı akut açlığın artış göstermesi ise, dönem dönem bu sayının tırmanmasına yol açabilir.

Rapora göre yüzde açısından bakıldığında Afrika genelinde insanların yüzde 19,1’i yetersiz besleniyor. Dolayısıyla Afrika bu durumdan en fazla etkilenen kıta ve etkilenmeye de devam ediyor.

Bu oran Asya’daki oranın (yüzde 8,3) ve Latin Amerika ile Karayipler’deki oranın (yüzde 7,4) iki katından fazla. Mevcut eğilimler devam ederse 2030 yılında gelindiğinde Afrika, dünyada kronik açlık çeken insanların yarısından fazlasına ev sahipliği yapacak.

3 milyardan fazla insan sağlıklı beslenemiyor

Rapora göre sağlıklı beslenmenin maliyeti uluslararası yoksulluk eşiği olan günlük 1,90 ABD Dolarından çok daha fazla.

Bu durumda, en uygun maliyetli sağlıklı beslenmenin maliyeti bile sadece nişasta içerikli gıdalar ile beslenmenin maliyetinin beş katı. Besleyici süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve protein bakımından zengin gıdalar (bitkisel ve hayvansal) küresel olarak en pahalı gıda gruplarını oluşturuyor.

En son tahminlere göre 3 milyarı aşkın insanın alım gücü sağlıklı bir beslenme sürdürmeye yetmiyor. Sahra Altı Afrika’da ve Güney Asya’da nüfusun yüzde 57’si için bu durum geçerli ve Kuzey Amerika ve Avrupa da dahil olmak üzere hiçbir bölge bu saptama yapılırken göz ardı edilmemiştir.

Bakan Albayrak ve Katar şeyhinin annesinin ‘Kanal boyundaki’ arazileri, konut + ticaret alanı oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Kanal İstanbul güzergâhında aldığı tarla vasfındaki arazi proje, uygulama imar planlarıyla “konut + ticaret alanı” oldu. Araziye konut, alışveriş merkezi, otel, konaklama tesisleri gibi yapılar inşa edilebilecek. Aynı şekilde Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza’nın Baklalı’da satın aldığı 44 dönümlük tarla da turizm + ticaret alanına dönüştürüldü.
 
Albayrak’ın babası Sadık Albayrak, güzergâhta yer alan Arnavutköy’e bağlı Boyalık Mahallesi’nde 2003 yılında yaklaşık üç dönüm arazi almıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında Kanal İstanbul projesinin yapılacağını duyurmasından bir yıl sonra da Bakan Berat Albayrak, babasının arazisine komşu olan yaklaşık 13 dönümlük araziyi satın almıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul’un anayasası sayılan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planını delerek Kanal İstanbul’un çevresine kurulacak “Yenişehir”i plana işledi. Yapılan değişiklikle, baba oğul Albayrakların komşu olan ve tarla vasfında olan iki arazisi yapılaşmaya açıldı. 

Zemin + 4 kat izin

Bakanlık, yedi etaptan oluşan büyük ve küçük ölçekli uygulama imar planı hazırlıyor. Projenin ilk üç etabından oluşan ve Arnavutköy ile Başakşehir ilçelerini kapsayan planlar, bakanlık tarafından 2 Temmuz’da itiraz süreci için askıya çıkarıldı. Yeni planlarla metrekarelerce alan imara açıldı. Küçük bir kısmı yol alanında kalan Albayrakların arazisine de imara açılan alanlar kapsamında zemin + 4 kat yapılaşma izni verildi.

Şeyha Moza’nın turizm + ticaret alanı olarak olarak belirlenen 44 dönüm arazisinde ise emsale dahil 22 bin metrekare inşaat yapılabilecek. Yüksekliği en çok zemin + iki kat ile sınırlandırılan arazinin tamamında turistik yapılar inşa edilirse, iki bodrum katı iskan edilebilecek. Toplam emsal inşaat alanının en çok yüzde 30’u ticaret alanı olarak ayrılabilecek.

Yeni planların notlarına göre konut + ticaret alanlarına iş merkezi, alışveriş merkezi, yönetim merkezi, otel, motel, rezidans, konaklama tesisleri gibi yapılar inşa edilebilecek. Plan notlarında, özetle “Ticaret + konut alanlarında toplam emsal inşaat alanının en çok yüzde 40’ı ticaret olarak ayrılabilir. Ticaret ve konut kullanımları ayrı ayrı projelendirileceği gibi aynı katta ticaret, konut ve otopark kullanımları karma olarak da düzenlenebilir” ifadeleri kullanıldı.

İBB itiraz edecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün  “Kanal İstanbul” planına itiraz edecek. İmamoğlu, itiraz dilekçesini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verecek. 

Çelik: Ayasofya’da evrensel mirası temsil eden ikonalar ve freskler korunacak

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Danıştay’ın kararı ve Cumhurbaşkanlığı’nın onayıyla 86 yıl sonra ibadete açılacak Ayasofya hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Çelik, “Ayasofya’nın evrensel mirasını temsil eden ikonalar, freskler aynen korunacak. Onlar namaz saatinde ya ışık ya perde sistemiyle kapatılacak” ifadelerini kullandı.

Böylece namaz saatleri dışında ziyaretçilerin ikona ve freskleri görebileceğini söyleyen Çelik “Daha önce burayı parayla ziyaret edenler, şimdi ücretsiz ziyaret edecek. Ayasofya cami olarak bütün insanlığa görkemini göstermeye devam edecek” dedi.

Fotoğraf: AA

Egemenlik haklarımızın doğal neticesi

Danıştay’ın verdiği kararı egemenlik hakkı olarak değerlendiren Çelik “Bu kararın çıkması kuşkusuz egemenlik haklarımızın doğal bir neticesidir. Türkiye, kendi mülkiyetinde olan bir mekanın nasıl kullanılacağına kendisi karar verir” ifadelerini kullandı.

Karara yönelik eleştirilere değinen AKP Sözcüsü, “Birilerinin karara aykırı sözü olabilir. Fakat bunu tutup da yabancı devletlerin argümanları üzerinden temellendirmenin çok yakışıksız olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

‘Yunanistan konuşmamalı’

Yunanistan’dan gelen tepkiler üzerine konuşan Çelik “Başkentinde cami olmayan tek AB ülkesi Yunanistan’dır. Osmanlı camilerine ve Osmanlı eserlerine karşı saygısızlık yapmakta birinci olan bir ülkedir. Hiç konuşmaması gereken bir ülke varsa o da Yunanistan’dır” dedi.

UNESCO yetkililerine sesleniş

Çelik, Ayasofya tartışmalarının sürdüğü sırada UNESCO tarafından verilen tepkiye yönelik ise şunları söyledi:

UNESCO yetkilileri şunu bilsinler, burasının evrensel mirasının korunması konusunda Türkiye her türlü iş birliğine açıktır ve Türkiye bu konuda alnı açık bir ülkedir, hiçbir şekilde bu konuda geri adım atan ya da bu mirası lekeleyen bir yaklaşım içinde hiçbir zaman olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Ayasofya’nın bütün özellikleri korunacaktır, bundan sonrasında daha iyi muhafaza edilecektir

‘Kültürel miras listesinden çıkarılacağını düşünmüyoruz’

Ayasofya’nın kültürel miras listesinden çıkarılacağını düşünmediklerini belirten Çelik “Şunu da unutmamak gerekir ki sadece Ayasofya Camisi değil onunla beraber orası kentsel arkeolojik sit alanı, Sultanahmet arkeolojik sit alanı, Süleymaniye koruma alanı, Zeyrek koruma alanı, İstanbul kara surları koruma alanı olmak üzere 4 alanı ihtiva edecek bir kompleksin içindedir Ayasofya’nın kültürel miras içerisine girmesi” dedi.

Çelik konuşmasına “Fakat birileri bizi bununla korkutuyorsa o kültürel miras listesiyle Ayasofya şereflenmez, o kültürel miras listesi Ayasofya ile şereflenmiştir. Ayasofya’nın şerefe ihtiyacı yoktur, tam tersine o miras listelerinin şerefe ihtiyacı vardır ve bunu da sağlayan en önemli unsurlardan bir tanesi Ayasofya’dır” şeklinde devam etti.

 

Yine ABD, yine aynı yöntem: Floyd’u anımsatan gözaltı infial yarattı

ABD‘nin Pensilvanya eyaletine bağlı Allentown kentinde düzenlenen polis şiddeti karşıtı gösterilerde, bir polis memurunun bir göstericinin boğazına diziyle baskı uyguladığı görüntüler ortaya çıktı.

Geçtiğimiz cumartesi Lehigh County Cezaevi’nin önünde bir sokakta gerçekleşen olay, yoldan geçen biri tarafından görüntülendi. Yaklaşık yarım dakikalık görüntülerde, üç beyaz polisin bir adamı yerde tuttuğu görülüyor. Polislerden biri dirseğini, daha sonra da dizini kullanarak feryat eden adamı yere bastırıyor.

Floyd’un ailesinin avukatı da paylaştı

Sosyal medyada binlerce kişi tarafından paylaşılan video pek çok kişiye George Floyd’un gözaltına alınırken öldürülmesi hatırlattı. Floyd’un ailesini temsil eden avukat Ben Crump da videoyu sosyal medyada paylaşanlardan biriydi.

Crump paylaşımında şu yorumda bulundu:

Şiddet İçeren Video: Allentown polisi bu adamın yüzünü kaldırıma dayadı ve daha sonra memurlarından biri dizini adamın boynuna koydu!! Bu dün de oldu ve #GeorgeFloyd’un ölümüne sebep olan şeydi. Bu memurun adına ve rozetine #ŞİMDİ ihtiyacımız var. #NefesAlamıyorum”.

Görüntülerin sosyal medyada dolaşıma girmesinin ardından onlarca kişi, olayın yaşandığı cezaevinin önünde toplandı ve polis şiddetini protesto etti.

Kimlikler açıklanmadı

Allentown Emniyet Müdür Yardımcısı Bill Lake görüntülerle ilgili açıklama yaptı. Olayın incelendiğini söyleyen Lake’in departman adına yaptığı açıklamaya göre, görüntülerdeki şahsın, fevri davranışları nedeniyle polis memurlarınca zapt edilmesi gerekti:

Kişi, memurlara ve hastane personeline bağırmaya, çığlık atmaya ve tükürmeye başladı. Memurlar kişiyi zapt etmeye çalışınca tüm taraflar yere düştü. Kişi kural tanımazca davranmaya devam etti, bu da memurların kişiyi zapt etmesini gerektirdi ve hastane bir tükürük siperi getirdi.

Yapılan açıklamada, polislerin ve yere yatırılan şahsın kimliği de, şahsın tutuklanıp tutuklanmadığı da belirtilmedi.

Antep’te aralarında HDP İl Başkanı ile muhtarların bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı

Antep’te aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) il başkanı Musa Aydın ile merkez Şahinbey ve Şehitkamil ilçe başkanları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Antep il başkanı, iki mahalle muhtarı ve bir avukatın bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.

AA’da yer alan habere göre İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri kararın ardından sabah saatlerinde 27 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyon gerekçesi olarak ise Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen “terör örgütü soruşturması” gösterildi.

Mahallelere giriş ve çıkışları kapatan Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri, bazı evlerin kapılarının “koçbaşı” ile açtı. Yakalanan kişiler sağlık kontrolünün ardından Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.