Ana Sayfa Blog Sayfa 1942

Gülistan Doku’nun ailesi oturma eylemi başlattı

Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinden beri kayıp olan Gülistan Doku’nun annesi ve ablası Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemine başladı.

Munzur Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Doku’nun kaybolmasından mesul tutulan erkek arkadaşı, Rus asıllı Zainal Abarakov’un tutuklanması talebi reddedilmişti. Abla Aygül Doku, şüpheli Abakov’un kardeşine 5 Ocak’ta “Az kalsın senin yüzünden annemin bütün planları bozuluyordu, evde çok kötü bir şey çıktı” diye mesaj attığını açıklamıştı.

Abla Doku, “O gece annesinin planlarının bozulacağı kadar nasıl bir konu konuşuldu, Gülistan neye şahit oldu?” diye sordu ve yetkililere “Siz kızımızı bulmuyorsunuz, aileyi sorgulamıyorsunuz. Kızımız intihar edebilecek biri değil” diye seslendi. 

kızının ölü ya da diri bulunması için oturma eylemine başlayan anne Bedriye Doku ise “Hepinizin evladı vardır. Ben bir anneyim. Ben kızımı devlete emanet ettim. Benim kızım bir öğrenci. Nerede Gülistan nerede, Gülistan Doku nerede? Benim ciğerim yanıyor” diye konuştu. 

 

Kadıköy’de havai fişek kullanımı yasaklandı

Kadıköy Belediye Meclisi’nde bugün gerçekleştirilen oturumda ilçede gerçekleştirilen etkinliklerde havai fişek kullanımının yasaklanmasına karar verildi.

Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’nün teklif ettiği havai fişek kullanımının yasaklanması ile ilgili madde oy birliğiyle kabul edildi. Kadıköy Belediye Başkanı Şerdıl Dara Odabaşı yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Bugüne kadar hiçbir etkinliğimizde havai fişek gösterisi yapmadık. Bundan sonrası için de, Kadıköy’de kullanılmaması adına, bugün Eylül ayı ilk meclis toplantımızda gündemimize aldık. Her canlının yaşam hakkına saygılı bir belediye olarak, gündem maddesi oy birliğiyle kabul edildi. Tüm siyasi parti meclis üyelerine teşekkür ederim.

Sağlık çalışanlarından nikah ücreti alınmayacak

Mecliste görüşülen bir diğer madde de pandemi sürecinde büyük özveri ile hizmet veren sağlık emekçileri içindi. Yazı İşleri Müdürlüğü’nün teklif ettiği maddeye göre kamu ya da özel sektörde çalışmakta olan tüm sağlık emekçilerinin nikah işlemlerinden ücret alınmayacak.

Türkiye’de koronavirüs: 15 yaşından küçük 12 çocuk hayatını kaybetti

Sağlık Bakanlığı, 24-30 Ağustos tarihlerini içeren haftalık Covid-19 raporunu yayımladı. Rapora göre, Covid-19 nedeniyle vefat eden 6326 kişinin yüzde 62’si erkek, yüzde 38’i kadın. Ölümlerin yüzde 71’ini 65 yaş ve üzeri kişiler oluştururken,   Covid-19 nedeniyle 15 yaş ve altında 12 çocuk hayatını kaybetti.

Raporda, 30 Ağustos itibariyle toplam test sayısı 7 milyon 47 bin 282, toplam yeni vaka sayısı 269 bin 550, ölüm sayısı 6326 olarak kayıtlara geçti. Yedi günlük sürede yapılan test sayısı ise 700 bin 942 olarak gerçekleşti. Testler sonucunda 10 bin 297 kişiye Covid-19 tanısı konuldu. 205 kişi yedi günlük sürede Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Vakaların yüzde 14’ü 15-24 yaş grubunda 

Rapora göre vakaların (toplam yeni vaka sayısı 269 bin 550) yüzde 49’u kadın, yüzde 51’i erkek. Toplam vakaların yüzde 6.9’u (18 bin 563) 15 yaş ve altı çocuklarda görüldü.

Vakaların yüzde 13.9’u (37 bin 456) 15-24 yaş arasında, yüzde 49.9’u (133 bin 78) 25-49 yaş grubunda, yüzde 18.7’si (50 bin 303) ise 50-64 yaş arasında, yüzde 8.7’si (23 bin 358) 65-79 yaş grubunda, yüzde 2.5’i (6791) ise  80 yaş ve üzerinde gerçekleşti. Onaylanan vakaların içinde yaşı bilinmeyen sadece bir vaka mevcut.

İki yaş altı altı çocuk 

Rapora göre  salgının başladığı 11 Mart’tan bu yana 6326 kişi (30 Ağustos dahil) Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Bu dönemde Covid-19 kaynaklı ölümlerin yüzde 62’si (3930) erkeklerde, yüzde 38’i (2396’sı) kadınlarda görüldü. Ölümlerin yüzde 71’i (4 bin 491) 65 yaş ve üzeri kişilerde gerçekleşti.

Toplamda koronavirüsten 15 yaş ve altında 12 çocuk hayatını kaybetti. Bakanlığın verilerine göre, iki yaşından küçük altı çocuk, 2-4 yaş arasında bir çocuk, 5-14 yaş arasında beş çocuk, 15-24 yaş arasında 10 genç pandemi sürecinde hayata gözlerini yumdu. 25-49 yaş arasında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 397 olarak kayıtlara geçti.

Bölgelerde durum

 

En düşük Hatay, en yüksek Malatya

24-30 Ağustos tarihilerinde 100 bin kişiye düşen yeni Covid-19 vaka sayısı, Orta Anadolu, Batı Anadolu, Kuzeydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu Bölgelerinde 15’ten büyük. Malatya 37.6, Kayseri 33.3 ve Konya 31.7 ile büyükşehirler arasında en yüksek son yedi gün insidansına sahip olan iller. Diğer taraftan büyükşehirler arasında son 7 güne ait 100 bin kişiye düşen en düşük yeni Covid-19 vaka sayısı Balıkesir için 2.2, Tekirdağ için 1.1 ve Hatay için 0.9.

Bolsonaro yine çevrecileri hedef gösterdi: Kökü kazınması gereken kanser hücreleri

Amazon Ormanlarının yakılmasına bilinçli olarak göz yummakla itham edilen Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, çevre aktivistlerini yine hedef gösterdi. Bolsonaro konuşmasında çevre örgütlerini “kökünü kazımak istediği kanser hücreleri” olarak nitelendirdi.

Haftalık Facebook yayınında konuşma yapan Devlet Başkanı, “Biliyorsunuz ki, sivil toplum örgütleri bana ne yapacağımı söyleyemez. Bu insanlara karşı tavrım sert ama çoğu sivil toplum kuruluşunun meydana getirdiği kanseri yok etmeyi başaramıyorum” dedi. Bolsonaro ayrıca kendisini Amazon Ormanlarını ateşe vermekle suçlayan kişi ve örgütler hakkında “piçler” tabirini kullandı.

Hakkında başlatılan kampanyaya tepki

Deutsche Welle Türkçe’nin aktardığına göre aşırı sağcı liderin hakkında geçtiğimiz hafta bir çevre örgütü tarafından başlatılan, “Defundbolsonaro.org” (Bolsonaro’nun elinden paraları alın) kampanyası nedeniyle çok öfkeli olduğu belirtiliyor.

“Bolsonaro Amazon Ormanlarını yakıyor. Bir kez daha. Sen hangi taraftasın?” başlığı altında hayata geçirilen kampanya, potansiyel girişimcilerden, Brezilya’daki angajmanlarını Amazon Yağmur Organlarının korunması şartına bağlamalarını istiyor.

Uluslararası yatırım fonundan çağrı

Geçtiğimiz haziran ayında, toplam ekonomik hacmi 3,38 trilyon euro civarında olan çok sayıda uluslararası yatırım fonu, Brezilya hükümetine çağrıda bulunarak, çevre politikasında farklı bir yön izleme talebinde bulunmuştu.

‘Sivil topluma saygısızlığını gösteriyor’

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) de, Bolsonaro’nun açıklamalarını eleştirdi. Örgütten yapılan açıklamada, Devlet Başkanının kullandığı kelimelerin, onun “sivil toplum kuruluşlarına karşı ne denli saygısız olduğunu gösterdiği” belirtildi.

Örgüt, Bolsonaro’nun izlediği “çevre karşıtı politika” ile yağmur ormanlarının yok olma sürecini hızlandırdığını ve bunun da sadece çevrecileri değil, Amazon bölgesinde yaşayan ve orman yangınları sebebiyle “zehirli gazlar teneffüs eden” binlerce kişiyi etkilediği vurgulandı.

Bir ayda 29 bin yangın

Bolsonaro kısa bir süre önce, Amazon Ormanlarını yaktırdığına dair hakkında çıkan haberlerin “yalan” olduğunu belirtmiş ve yağmur ormanlarının zaten alev alamayacağını iddia etmişti.

Ancak Brezilya’nın önde gelen araştırma kurumlarından INPE’nin (Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü) yayınladığı uydu görüntülerinde, geçen ağustos ayında Amazon bölgesinde 29 binden fazla yangın tespit edilmişti. Amazonların güneyindeki bataklık Pantanal bölgesinde ise yangınların, geçen yılın aynı dönemine oranla üç kat arttığı bildiriliyor.

Uzmanlara göre bu yangınlar doğal sebeplerle değil, tarım alanı açmak ve hayvancılık yapmak için yasalara aykırı olarak insanlar tarafından bilinçli bir şekilde çıkarılıyor.

Jair Bolsonaro, Devlet Başkanlığı seçimlerinden önce yürüttüğü kampanyada, Amazon bölgesini ekonomiye daha fazla açacağı vaadinde bulunmuştu. Uluslararası protestolara aldırış etmeyen Brezilya Devlet Başkanı, şu ana dek koruma altındaki çok sayıda doğal alanı tarım ve madenciliğe açmış durumda.

Hatay’da orman yangını yeniden başladı, bir mahalle boşaltıldı

Hatay Valisi Rahmi Doğan ve Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ile Antakya’ya bağlı Ballıöz Mahallesi’ne giden Pakdemirli, bugün tüm Türkiye’de 24 yangının çıktığını, bunlardan 13’ünün kontrol altına alındığını, sekizinin söndürüldüğünü, üçünün devam ettiğini söyledi.

Hatay'daki yangın yeniden alevlendi - 6
 

AİHM Başkanı Spano fahri doktora ünvanını gazetecilerden ‘gizli’ aldı

Resmi ziyaret için dört günlüğüne Türkiye’de bulunan AİHM Başkanı Robert Ragnar Spano’ya İstanbul Üniversitesi‘nce “Fahri Doktora” ünvanı verildi. Törene AİHM Yargıcı Saadet Yüksel, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, İstanbul Vali Yardımcısı Uğur Aladağ ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan katıldı.

Törende konuşan Spano, akademik ve ifade özgürlüğünün demokrasi için önemli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, İstanbul Üniversitesi’nin tarihini bilen birisi olarak bu prestijli ödülü kabul ettiğini belirtti.

Gazeteciler salona alınmadı

Spano 2020 yılının AİHM için çok önemli bir yıl olduğunu belirterek “Bizler 70. yılımızı kutluyoruz. Türkiye konvansiyonelin ilk imzacılarından birisidir. Bu yıl dönümü Türkiye’de kutlamaktan onu duyuyorum” dedi.

İnsan haklarının yayılması ve korunmasının üniversite eğitimlerinden geçtiğini belirten Spano “Bu ayrıcalıklı ödülü akademik özgürlük adına kabul ediyorum. Akademik dünya demokrasimizde önemli bir rol oynar. Herhangi bir tartışma olamadan demokratik bir süreç uygulanamaz. Her insan kendini ifade etme ve geliştirme şansına sahiptir” dedi.

Salona alınmayan basın mensupları, töreni yan odada sinevizyonla izledi. Spano fotoğraflarının çekilmesine ve görüntüsünün alınmasına izin vermedi.

‘Ödülü, hukukun üstün görülmesi adına kabul ediyorum’

Spano konuşmasında insan haklarının önemine de değindi:

İnsan haklarına, ifade özgürlüğüne, beğenseniz de beğenmeseniz de herkesin sahip olması gerekir. Etkili bir hukuksal gözden geçirme gerekir. Bu konuda, Avrupa Konseyi’nin, Avrupa yargıçlarının ortaya koyduğu daha sonraki kararlarda, Anayasa Mahkemesi’nden 2019’da çıkan kararda, başvuranın bir akademisyen olması ve kendi fikirlerini ifade etme hakkına daha fazla sahip olması gerektiği vurgulanmıştır.

Anayasa Mahkemesi bir kez daha bu demokratik toplumda söylenen şeylerin toplumsal denetimden geçebileceğini söylemiştir. İfade etmemin sebebi şu, bizim demokrasimizde akademik dünya temel bir rol oynamaktadır. Her demokrasi için bu böyle. Herhangi bir tartışma olmadan demokratik süreçler tam uygulanamaz. Her insan eleştirme hakkına sahiptir. Eleştirel düşünce ortaya konmuyorsa toplum kendini eleştiremez. Bu ayrıcalıklı ödülü şu anda sizlerden, demokrasinin korunması, hukukun üstün görülmesi adına kabul ediyorum.

Başak Demirtaş’tan çağrı

Öte yandan HDP’nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, Twitter hesabından Spano’ya İngilizce ve Türkçe olarak seslendi ve kendisine AİHM’deki HDP’li siyasilerin davalarını “bir de kendilerinden dinleme” teklifinde bulundu.

Demirtaş paylaşımında, “mahkemenizin verdiği kararları uygulatmayan Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileriyle görüştünüz” diyerek şöyle devam etti:

Mardin, Diyarbakır’a komşu. Şayet Diyarbakır’da misafirimiz olursanız başta eşim Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP’li siyasetçilerin AİHM’deki davalarını size anlatmak isterim. Eminim ki, ziyaretiniz sırasında görüştüğünüz yetkililerinden hükümetin pozisyonunu fazlasıyla öğrenme fırsatınız oldu. Durumu bir de bizden dinlemek için, bana sadece bir saat ayırmanız yeterli olacaktır.

İzmir’in yeni planlarında çevrenin adı yok!

Tam bir akıl tutulmasının yaşandığı günlerinden geçiyoruz. Bir taraftan Covid-19 salgınında birinci dalganın ikinci pikine doğru büyük bir hızla giderken diğer yandan ülkemizin tüm köşelerinde çevre talanı da büyük bir hızla sürdürülüyor.

Artan günlük yeni vaka ve aktif hasta sayılarına rağmen bir halk sağlığı sorunu olan ve bu nedenle de çözümü kamu eliyle olması gereken salgında tüm suç sokaktaki insanın omuzlarına bırakılıyor. Üstelik 1 Haziran’dan bu yana uygulanan ‘normalleşme politikaları’ hala umarsızca sürdürülüyor, düğünler haricinde toplu her türlü aktiviteye izin veriliyor, binlerce kişinin bir araya gelmesine adeta göz yumuluyor. Bunun son örneği ise hiç gereği yokken İzmir’de Enternasyonal Fuar’ın beş günlüğüne de olsa açılması…

Bunlar yetmezmiş gibi İzmir’de tarihi ve doğal sit alanlarına rant uğruna yapılan büyük bir saldırı var ve bu saldırı pandemi günlerinde de sürdürülüyor. Üstelik kentte çevre sorunlarını tartışmak ve kamuoyunu bilgilendirmek için yapılmak istenen toplantılar; diğer kentlerdekilere benzer bir şekilde engelleniyor. Çevrecilere, bilim insanlarına, akademisyenlere karşı sanki tüm toplumsal önlemler alınmış da bu toplantılar kalmışçasına bir tutum alınıyor. 

Ağustos ayının son haftasında Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü’nün internet sayfasında askıya çıkarılan imar planları önümüzdeki beş yıl kentin nasıl ranta açılacağının bir belgesi gibi… Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan yeni plana göre kentte önümüzdeki beş yıl içinde 3130 hektar alan daha imara açılacak. Planla imara açılacak arazilerin bulunduğu yerlerin başında ise Çeşme, Urla, Selçuk gibi uzun bir dönemdir sermayenin gözünü diktiği ekonomik getirisi yüksek bölgeler yer alıyor.

İki seçenek arasında ‘çevreci plan’ elenmiş

Askıya çıkarılan planların ekleri incelendiği zaman şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşılıyor. Planı geliştirenler başlangıçta iki seçenek üzerinde çalışmışlar. Bu seçeneklere yakından baktığınızda yoğunluk artışı, düzensiz yapılaşma ve sanayileşme, yeşil doku yetersizliği, su kıtlığı gibi İzmir’in yaşadığı, gelecekte de yaşayacağı çevre sorunlarının farkında oldukları görülüyor.  Onun için de yeni planlama yaparken bu sorunların çözümü üzerinde de kafa yormuşlar ve sermaye tarafından kabul görmeyen ilk seçeneklerinde çevre odaklı bir yaklaşım önermişler. Bu önerilerinin arasında yeni yerleşim alanlarının açılmaması, imar sorunun mevcut imar adaları içinde çözülmesi, maki ve otsu bitkilerin olduğu alanların ağaçlandırılarak kentin yeşil dokusunun artırılması, kent ormanlarının yaratılması ve daha da önemlisi kıt su kaynaklarının korunması amacıyla Çeşme-Alaçatı ve Selçuk’ta yapılması planlanan golf sahalarından vazgeçilmesi önerileri var.

Ancak plan yapılırken nedense (!) ekonomik getiri getirmeyen bu öneriler rafa kaldırılmış ve ikinci grup önerilerin üzerinden planlar hazırlanmış. İkinci grup önerilerle “yetki, sınır vb. nedenlerle planlı alanları yetersiz olan yerleşmelerde, belirlenen yeni yatırım kararları doğrultusunda yeni sanayi, depolama ve kentsel gelişme alanlarına gereksinimi tespit ediliyor”  ve plan da bu önerilere göre hazırlanıyor…

Sonra plan yapılıyor: “Urla’nın batısında Gülbahçe’de İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün bulunduğu alan çevresinde genişlemesi desteklenecek ve  EXPO vb. organizasyonlar için İzmir İleri Teknoloji Enstitüsü’nün (İYTE) genişleme alanının kullanılacağı kabulüyle, Urla ilçesinde ve çevrede yeni kentsel gelişme alanları düzenlenecek.”

Bununla da yetinilmiyor; her tarafından para hırsı kokuları yükselen planda: “Selçuk-Pamucak Turizm Merkezi’nde turizm gelişmeleri hızlanacak, turizm ve golf yatırımları gerçekleşecek, bu gelişmelere bağlı olarak kent merkezinde ve turizm merkezi içinde ticari yaşam hareketlenecek, yerleşme yeni nüfus çekecek.”

Sit dereceleri niye düşürüldü? 

Şimdi daha iyi anladınız mı; geçtiğimiz aylarda bu bölgede sit derecelerinin düşürülmesinin nedenini? Bu kadar da doyurmuyor sermayeyi. Ayrıca, “Çeşme-Alaçatı çevresinde planlanmış olan turizm yatırımlarının bir bölümü plan dönemi içinde gerçekleşecek. Bu durum, yakın çevrede turizme koşut yeni gelişmeleri tetikleyecek.’

Kısaca tercümesi Çeşme, Urla ve Selçuk’ta yeni dev otel alanları, golf sahaları için imar alanları yaratılacak.

İzmir; su sıkıntısı çeken ülkemizin su fakiri kenti… Dev oteller, golf sahaları büyük oranda su tüketen işletmeler, özellikle de golf sahalarını yılın tümünde yeşil tutulabilmek için sürekli sulamak ve ilaçlamak gerekiyor. 100 hektarlık bir golf sahasında yıllık 1 milyon m³ su kullanılıyor. Bu miktar 15 bin kişilik bir kasabanın bir yıllık su gereksinimine karşılık geliyor.

İzmir için yeni hazırlanan imar planıyla golf sahalarının yapılmasının önünün açıldığı Çeşme ve Alaçatı ise su kaynakları açısından kentin en fakir bölgesi. Özellikle şu anda bile yaz aylarında bölge halkı içme ve kullanma suyu sıkıntısı çekiyor. Bölgenin su gereksinimini karşılayan ana kaynak olan Kutlu Aktaş Barajı’nın İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İZSU) son rakamlarına göre doluluk oranı sadece %23.54. İZSU’ya göre barajda kullanılabilir durumda sadece 3 766 000 m³ su kaldı. Diğer yandan golf sahalarında kullanılacak yoğun kimyasalların zaten bölgenin kıt olan yeraltı su kaynaklarını kirletmesi de işin başka bir boyutu…

İzmir’de önümüzdeki beş yıl içinde 3130 hektar alanı tüm bu çevresel talan ve krize rağmen ve sonuçlarını da bilerek imara açanların vicdanı rahat mı acaba…  Üstelik tüm bunlar yaşadığımız pandemi günlerinde acele ile yapılmak isteniyor. Çünkü pandemi bahane edilerek meslek odalarının, bilim insanlarının, çevrecilerin tüm karşı toplantılar engelleniyor. Her şeye rağmen İzmirliler kıt su kaynaklarına, ormanına, tarım alanlarına sahip çıkmalı. Yoksa yakın gelecekte sermayenin para hırsı nedeniyle onları çok kötü günler bekliyor. Rant için ellerinden alınmak istenen onların sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı…

Aslında, son yaşadıklarımız sorunun temelde bir sistem sorunu olduğunu bir kez daha ispatlıyor. 

Dünyada koronavirüs: Vaka sayısı 27 milyonu geçti, Hindistan dünya ikinciliğine yükseldi

Vaka sayısı dünya genelinde 27 milyon 75 bin 913’e çıkarken, virüs saptanan 19 milyon 174 bin 193 kişi sağlığına kavuştu.

Dünyada tedavisi süren 7 milyon 17 bin 874 aktif vaka bulunuyor.

Merkez üssü ABD

En fazla vaka ve ölümün kaydedildiği ABD’de, 6 milyon 431 bin 160 kişide Covid-19 tespit edildi, salgın nedeniyle 192 bin 820 kişi yaşamını yitirdi.

 

ABD’ye ek olarak vaka sayıları 250 bini geçen ülkeler şöyle:

Hindistan (4 milyon 204 bin), Brezilya (4 milyon 123 bin), Rusya (1 milyon 25 bin 505), Peru (683 bin 702), Kolombiya (658 bin 456), Güney Afrika (636 bin 884), Meksika (629 bin 409), İspanya (517 bin 133), Arjantin (471 bin 806), Şili (420 bin 434), İran (384 bin 666), Birleşik Krallık (344 bin 164), Bangladeş (323 bin 565), Suudi Arabistan (319 bin 932), Fransa (317 bin 706), Pakistan (298 bin 509), Türkiye (278 bin 228), İtalya (276 bin 338), Irak (256 bin 719) ve Almanya (251 bin 56).”

ABD’nin haricinde ölü sayısı 10 bini geçen ülkeler ise şu şekilde sıralandı:

Brezilya (126 bin 230), Hindistan (71 bin 642), Meksika (67 bin 326), Birleşik Krallık (41 bin 549), İtalya (35 bin 534), Fransa (30 bin 724), Peru (29 bin 687), İspanya (29 bin 418), İran (22 bin 154), Kolombiya (21 bin 156), Rusya (17 bin 820), Güney Afrika (14 bin 779) ve Şili (11 bin 551).

Hindistan ikinci sıraya yerleşti

Bu arada Hindistan Covid-19 vakalarında Brezilya’yı geride bırakarak ABD’nin ardından ikinciliğe yerleşti. Hindistan’da son 24 saatte 90 bin 802 yeni vaka tespit edildi. Ülkedeki vaka sayısı 4.2 milyonu geçerken, Covid-19 bağlantılı ölüm 72 bine yaklaştı.

Hindistan Covid-19 vakalarında dünya ikinciliğine yükseldi

Hindistan Sağlık Bakanlığı‘ndan yapılan açıklamaya göre, ülkede 1016 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle Covid-19’dan ölenlerin sayısı 71 bin 642’ye yükseldi, toplam vaka sayısı ise 4 milyon 204 bin 613’e çıktı.

Brezilya’da 447 kişi öldü

Covid-19 salgınından en çok etkilenen üçüncü ülke olan Brezilya’da ise virüs nedeniyle son 24 saatte 447 kişi hayatını kaybetti. Brezilya Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkede virüs kaynaklı ölenlerin sayısı toplam 126 bin 650’ye, vaka sayısı da 14 bin 521 artarak 4 milyon 137 bin 521’e yükseldi.

Yaklaşık 46 milyon nüfuslu, ülkenin ticaret merkezi Sao Paulo eyaleti, 853 bin 85 vaka ve 31 bin 313 virüs kaynaklı ölümle ülkenin salgından en çok etkilenen bölgesi olarak öne çıkıyor.Nüfusu 211 milyonu aşan Brezilya, Latin Amerika’da “salgının merkez üssü” olarak nitelendiriliyor. 

Fransa’da tablo yeniden ağırlaşıyor

Fransa Halk Sağlığı Kurumundan yapılan açıklamaya göre,  günlük vaka sayısındaki artış sürüyor. Ülkede virüs bulaşan kişi sayısı, son 24 saatte 7 bin 71 artışla 324 bin 777’ye yükseldi. Hastanelerde üç kişinin yaşamını yitirmesiyle can kaybı 30 bin 701’e ulaştı.

Aralarında Lille, Rouen, Le Havre, Strazburg gibi kentlerin de bulunduğu 7 bölge “kırmızı bölge” ilan edildi. Böylece ülkede “kırmızı bölge” sayısı 28’e yükseldi.

Sudan hükümeti 30 yılın ardından laikliğe geçiyor

Sudan’da 1989 yılında yönetime gelen Ömer el Beşir’in devrilmesi sonrasında kurulan geçici hükümet ile Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) örgütü arasında yapılan barış görüşmeleri kapsamında, ülkede laiklik ilkesinin benimsenmesi kararı aldı.

Böylece, ülkede el Beşir döneminde geçilen sıkı İslami yönetim 30 yıl sonra son buldu.

Yeni ilke Sudanlı Başbakan Abdullah Hamduk ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi – Kuzey Asi Grubu Başkanı Abdelaziz al-Hilu’nun Etipyopya’nın başkenti Addis Ababa‘da Perşembe günü imzaladığı bildiriyle kabul edildi.

‘Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalı’

Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre bildiride “Sudan, çok uluslu, çok dinli ve çok kültürlü bir toplumdur. Bu çeşitliliklerin tam olarak tanınması ve yerleştirilmesi teyit edilmelidir” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada ayrıca, “Sudan’ın, tüm vatandaşların haklarını güvence altına alan demokratik bir ülke haline gelmesi için, din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalıdır” ifadesine yer verildi.

Tarafların yapacağı anlaşmanın inanç, ibadet özgürlüğü ve dini uygulama özgürlüğünü tüm vatandaşlar için tam ve eşit olarak olarak garanti edeceği vurgulandı.

Barış için laiklik şartı

Anlaşma, Ömer el-Beşir yönetimi Darfur ve Sudan‘ın diğer bölgelerinde uzun zamandır süren savaşın sonlanması umudunu getiren ve asilerle imzalanan barış anlaşmasından birkaç gün sonra kabul edildi.

Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’in en büyük iki grubu seküler sisteme geçilme garantisi verilmemesi durumunda bu barış anlaşmasını imzalamayacaklarını belirtmişti.

30 yıl süren askeri diktatörlük

Sudan 1 Ocak 1956’da bağımsızlık ilan etmesinden bu yana, bir dizi istikrarsız parlamenter hükümet ve askeri rejim tarafından yönetildi. Ülkede, 1983’te Cafer Nimeri‘nin liderliği altında şeriat rejimi tesis edildi.

Sudan 1989 ve 2019 yılları arasında, İslamcı diktatör Ömer el Beşir liderliğinde 30 yıl askeri diktatörlükle yönetildi. Beşir’in “İslam dünyasının öncüsü” haline getirmeyi hedeflediği Sudan, El Kaide ve Çakal Carlos‘un saklanma yeri olmuştu.

1993’te ABD tarafından terör sponsoru ilan edilmiş, 2017 yılında ise yaptırımlara maruz kalmıştı. 2018’in sonlarında Beşir’in istifasını talep eden protestolar patlak verdi ve 11 Nisan 2019’da gerçekleştirilen askeri darbe Beşir’e görevden el çektirdi.

Dünyanın en yalnız fili Kaavan, artık türdeşleriyle yaşayacak

35 yıldır Pakistan‘da bir hayvanat bahçesinde yaşayan ve partnerini sekiz yıl önce kaybeden fil Kaavan, hayvan hakları aktivistlerinin çabası sonucunda yalnız kalmayacağı başka bir yere taşınacak.

Yalnızlık ve kötü beslenmenin Kaavan’da hem fiziksel hem davranışsal bozukluklar oluşturduğunu söyleyen Bauer, yeni gideceği yerde uzun bir iyileşme sürecinden geçeceğini söyledi. 

Aktivistler, 2016’dan bu yana Kaavan’ın hayvanat bahçesinden çıkarılması için çalışıyordu.