Ana Sayfa Blog Sayfa 1875

Spotify yayın lisansı almayı kabul etti: Podcastlere yasak yolda

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) uyarıda bulunduğu dünyaca ünlü müzik ve podcast platformu Spotify, Türkiye’deki çalışmalarına devam edebilmek için yayın lisansı başvurusu yapmayı kabul etti.

RTÜK 12 Ekim günü bir açıklama yayınlamış ve Spotify, foxplay.com.tr, medyaporttv.com ve paylasfm.com mecralarının 72 saat içinde yayın lisansı için başvurmaması halinde ‘erişim engeli’ talebiyle suç duyurusunda bulunacağını açıklamıştı. 

Açıklamada Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmeliğin “İnternet ortamından yayın lisansı almadan yapılan yayın hizmetleri” başlıklı 10’uncu maddesi kapsamında belirtilen mecraların lisans almak zorunda olduğu belirtilmişti.

İsveç merkezli şirketin Stockholm‘deki birimiyle temasa geçen RTÜK yetkilileri firmadan olumlu geri dönüş aldıklarını belirtti.

Altıparmak: 2018’deki yasa değişikliğine dayanıyor

İnternet ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla bilinen insan hakları hukukçusu ve eski Öğretim Üyesi Dr. Kerem Altıparmak, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada söz konusu kararın Twitter ve Facebook gibi platformlara getirilen temsilcilik açma zorunluluğu ile karıştırılmaması gerektiğini belirtti.

İkisinin hukuki dayanağının farklı olduğunu belirten Altıparmak, RTÜK’ten yayın lisansı alınmasına ilişkin düzenlemenin 2018 yılında Meclis’te kabul edildiğini hatırlattı.

‘Podcastlerin kaldırılması istenebilecek’

Yasa değişikliğinin düzenli yayın yapan platformlar için geçerli olduğunu belirten Altıparmak, “Yönetmelik çıktıktan sonra Spotify büyük ihtimalle yeni düzenlemenin kendisine uygulanmayacağını düşündü ve başvurmadı. Ancak şu anda düzenli olarak yayınlanan podcastler gerekçe gösterilerek Spotify’dan da başvuru yapılması istendi” ifadelerini kullandı.

Yayın lisansı almanın özellikle Spotify’da yayınlanan podcastler için kısıtlayıcı bir özelliği olacağını belirten Altıparmak, “Yayınların engellenme ihtimali bulunuyor. Podcastler hakkında kaldırılma kararı alındığında Spotify’ın bunu uygulaması gerekecek” dedi.

Enis Berberoğlu için yeniden yargılama istendi

Enis Berberoğlu’nun avukatı Yiğit Acar, Berberoğlu’nun yeniden yargılanması için bir üst mahkeme olan 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuru yaptı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, salı günü Anayasa Mahkemesi‘nin  Berberoğlu hakkında verdiği yeniden yargılama kararını ‘yerindelik denetimi kapsamında kaldığı’ gerekçesiyle reddetmişti. Anayasa Mahkemesi, 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla ilgili dün bir toplantı yapmış ancak bir açıklama yapılmamıştı.

Avukat Acar, Berberoğlu’nun yeniden yargılanması için bir üst mahkeme olan 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuru yaptı.

İtiraz dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı gereğince yeniden yargılamaya başladığına dair karar alınmasını ve bu kararla birlikte bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği Anayasa Mahkemesi’nce tespit edilen önceki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/205 Esas 2017/97 Karar sayılı kararı ile 13/10/2020 tarihili ek kararının kaldırılmasını, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması hükmüne uygun olarak, yeniden yargılamaya hükmolunmasına, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 20/09/2018 tarih ve 2018/2088 esas, 2018/2728 karar sayılı onama kararına bağlı sonuçların geri alınması amacıyla yeniden yargılama kararına bağlı olarak müvekkilimiz hakkındaki yargılamanın CMK m 223/3-8 uyarınca dosya hakkında ivedi şekilde durma kararına hükmolunmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.” 

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Enis Berberoğlu hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin oybirliği ile aldığı karara karşın “yeniden yargılanmasına gerek olmadığı” yönünde karar vermiş;. mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin milletvekilliği düşürülen Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararın ‘yerindelik denetimi kapsamında kaldığı’ gerekçesiyle, yeniden yargılamaya yer olmadığını savunmuştu.

Bakan Koca: Vaka sayısı değil, ‘kesitsel tarama ve saha çalışmaları’ açıklanacak

Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bugüne kadar koronavirüs testi pozitif olan sağlık çalışanlarının sayısının 40 bini geçtiğini; hayatını kaybedenlerin sayısının ise 107 olduğunu açıkladı. 
 
Koca, 15 Ekim’den itibaren vaka sayılarının açıklanıp açıklanmayacağına dair soruya, “Kesitsel taramalar ve saha çalışmaları paylaşılacak” diye yanıt verdi.
 
Bakanlık, günlük Covid-19 tablosunda yalnızca semptomu olan hastaları paylaşıyor, PCR testi pozitif çıkan, asemptomatik kişilerin sayısı ise bilinmiyor. 

Bugünden itibaren yeni kesitsel taramaların başlayacağını, bunların sonuçlarını zaman zaman açıklayacaklarını belirten Koca şunları söyledi:  “Testi pozitif olan, bulgusu olsun olmasın, biz herkesi izole ediyoruz. Bu kişilerin temaslılarını bulup izole ettiğimiz gibi, hepsini HES sistemine kaydediyoruz. Mücadelede sonuç almak için siz bunu yapmak zorundasınız, bunu gizleyemezsiniz, biz ötesini yapıyoruz.” Bakan, bütün çalışmaların Dünya Sağlık Örgütü‘nün bilgisi dahilinde yapıldığını, sonuçların da örgüte bildirildiğini kaydetti. 

İstanbul’da yüzde 50 artış

Koronavirüs (Covid-19) vakalarında İstanbul‘da son bir ayda ortalama yüzde 50 artış olduğunu kaydeden Koca, salgının geçen aylarda zirve düzeyine çıktığı Ankara’da yüzde 60’a yakın azalma olduğunu söyledi. “Artışın önümüzdeki günlerde tedbirlere uyarak azalmasını sağlamalıyız” diyen Bakan Koca,  sokağa çıkma kısıtlaması gibi tedbirler uygulamayı düşünmediklerini, katı tedbirler olmadan vaka artışını kontrol altına alabildiklerini belirtti.

Aşı çalışmaları

Türkiye’de geliştirilen potansiyel iki koronavirüs aşı çalışmasında hayvan çalışmalarının tamamlandığını, yakında insan çalışmasına geçileceğini belirten Koca, “Yurt dışından gelen aşıların gerektiğinde uygunluğuna kanaat getirdiğimize vatandaşımızı uygulama konusunda da ilişkilerimizin devam ettiğini söyleyebilirim. Uygulaması muhtemel yıl başından önce olabilir” diye konuştu. 

Bakan gribin bulaşmasına karşı da yeterince duyarlı olunmadığını belirtti, “Tedbirli olursak iki hastalığa karşı da ciddi başarılar elde ederiz” dedi; maske ve mesafenin önemine dikkat çekti.  Koca’nın açıklamasına göre, bu yıl 1.5 milyon dozdan fazla grip aşısı geldi. 

Bakanın açıklamalarında öne çıkan diğer noktalar şöyle: 

  • Bilim Kurulumuzun, ‘evlerde 10 kişiyi geçmemek’ şeklinde aile içi temasın azaltılması tavsiyesi oldu.İlk günden beri verdiğimiz bütün rakamların tamamının doğru olduğundan vatandaşımız emin olsun.
  • (Üniversitelerin açılması konusu) Önümüzdeki 2-3 haftanın değerlendirmek için önemli olduğunu düşünüyorum. Bilim Kurulu’nun da görüşü bu yönde oldu.

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, son 24 saatte 57 kişi koronavirüs yüzünden hayatını kaybetti. Bakanlık verilerine göre, Türkiye’de bugüne kadar 340.450 kişinin Covid-19 hastası oldu ve toplam 9.014 kişi bu nedenle yaşamını yitirdi. Son 24 saatteki ağır hasta sayısı ise 1.418.

İkinci Rus koronavirüs aşısı tescil edildi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ikinci Rus Covid-19 aşısı olan EpiVakKorona‘nın tescil edildiğini açıkladı.

Hükümet üyeleriyle yapılan ve Rus televizyonlarından canlı olarak yayınlanan toplantıda konuşan Putin, Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Kurumu (Rospotrebnadzor) bünyesindeki Vektör Bilim Merkezi‘nin Covid-19’a karşı geliştirdikleri EpiVakKorona aşısını bugün tescil ettirdiği bilgisini kamuoyuyla paylaştı.

Üçüncüsü yolda

Sputnik‘in aktardığına göre Putin, “Bildiğim kadarıyla, Rusya Bilimler Akademisi Çumakov Merkezi tarafından geliştirilen üçüncü aşı da yolda” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova da şunları söyledi: “Klinik araştırmalar 100 gönüllü üzerinde yapıldı. Adenovirüs bazlı Sputnik V aşısından farklı olarak yeni EpiVakKorona aşısı, gelecek vaat eden sentetik platformlardan biri temelinde oluşturuldu, Bu bir peptit aşısı ve viral protein-peptitlerin yapay olarak sentezlenmiş kısa parçalarından oluşur. Bağışıklık sistemi bu protein-peptitler aracılığıyla virüsü inceler, tanımlar ve etkisiz hale getirir”

Öncelik Rusya içinde 

Rus aşılarını yurt dışına göndereceklerini ve yabancı partnerlerle bu konudaki işbirliğinin sürdüğünü belirten Putin, “Ancak yurt dışına yönelik aşıları, bu aşamada aşıların gönderileceği ülkedeki tesislerde üretmeye odaklanmalıyız. Her şeyden önce bu aşıları Rus pazarına tedarik etmeliyiz. Aşılar, Rus eczacılık ağına mümkün olduğunca geniş biçimde ulaştırılmalı” dedi. 

Putin, Golikova ile Rospotrenbadzor Başkanı Anna Popova‘nın EpiVakKorona aşısı vurulan gönüllüler arasında olduğunu belirtti. İki kadın,  ikişer doz aşı olduklarını ve herhangi bir yan etki görülmediğini kaydetti. 

Rusya, ağustos ayında Covid-19’a karşı tescil ettiği ve Sputnik adı verilen ilk aşıyı yine Putin’in ağzından duyurmuştu. 

Ünyeliler birlik oldu, madencileri köyden kovdu

Ordu ilinin Ünye ilçesinde bağlı Yeşilkent, Çiğdem, Gökçebel ve Üçpınar köylerindeki maden arama çalışmaları kapsamında yapılan sondaj çalışmalarına tepki gösteren köy halkı iş makinelerine bir kez daha engel oldu.

Jandarma eşliğinde Yeşilkent ve Çiğdem sınırında çalışmak için gelen iş makineleri, halkın itirazları üzerine çalışmalarını durdurmak ve köyden uzaklaşmak zorunda kaldı.

‘Çalışmaya 12 Eylül’de başladılar’

Yaşananları Yeşil Gazete’ye anlatan ve maden çalışmalarına karşı mücadele yürüten bir vatandaş, iş makinelerinin ilk olarak 12 Eylül tarihinde Üçpınar köyünde çalışmaya başladığını söyledi.

Üzerinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün logosu bulunan iş makinesini gören Üçpınarlılar çalışanlara çalışma emri olup olmadığını sordu ve personel kartlarını görmek istedi. İstenilen bilgilerin kendilerine iletilmemesi üzerine köy halkı çalışmaya izin vermeyeceğini belirtti ve çalışmalar duraklatıldı.

‘50 noktada sondaj izni verildi’

Bunun üzerinde Yeşilkent ve Çiğdem köylerine giden iş makineleri burada da köylülerden benzer bir tepki alarak sondaj yapamadı. Yeşil Gazete’ye konuşan kontağımız bu sürede köylüler olarak birçok dilekçe yazıldığını, imza toplandığını ve CİMER’e bilgi edinmek için başvuru yapıldığını aktardı.

Ünye Kaymakamlığı tarafından yazılan cevapta Çiğdem’de iki, Yeşilkent’te beş, Gökçebel’de üç, Üçpınar’da ise 40 noktada sondaj çalışması için izin alındığı belirtildi. Ancak çalışmaların hangi şirket tarafından yapıldığına dair bilgi köylüler ile paylaşılmadı.

Jandarma eşliğinde geldiler

Yaşanan gelişmelerin ardından 12 Ekim tarihinde tekrardan sondaj çalışması için jandarma eşliğinde Çiğdem ve Yeşilkent sınırına gelen iş makineleri burada köylülerin direnişiyle karşılaştı.

“Yanı başımızdaki Fatsa’nın yaşadıklarını biz de yaşamak istemiyoruz” diyen köylüler iş makinelerine engel oldu. Jandarma ile yapılan diyalog sonucunda köyü terk eden iş makineleri köy halkı tarafından alkışlarla uğurlandı.

Ünye/ Üçpınar Direnişi’nden yapılan açıklamada “Birlik olduk, madenciye, Jandarmaya karşı durduk. Tüm köylerimizi dayanışmaya davet ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 

 

Can Dündar’a 35 yıl hapis cezası istendi

MİT TIR’larının durdurulmasına ilişkin ‘gizli kalması gereken bilgi ve fotoğraflara’ Cumhuriyet Gazetesi’nde genel yayın yönetmeni olduğu dönemde yer verdiği gerekçesiyle çarptırıldığı 5 yıl 10 ay hapis cezası Yargıta tarafından bozulan Can Dündar‘ın yargılandığı davada, savcı mütalaasını açıkladı.

Savcı, Dündar hakkında, “Siyasal veya askeri casusluk” ve “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım” iddialarıyla 22,5 yıldan 35 yıla kadar hapis talep etti.

Can Dündar karara tepkisini sosyal medyadan gösterdi. Duruşma tutanağını yayınlayan Dündar, “Sanık: Ben. Yargılayan: CHP’nin seyyar giyotin dediği 14.Ağır Ceza Heyeti, Şikayetçi: Bizzat RTE. Ve duruşma ‘büyük devlet sırrını gizli tutmak amacıyla (basına ve halka) kapalı” dedi.  

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Can Dündar ve Cumhuriyet Gazetesi’nin eski Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek ve açıklamak” ile ”silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlarından tutuklanmıştı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda Dündar’ı 5 yıl 10 ay, Gül’ü ise 5 yıl hapse mahkum etmişti.

İki gazeteci hakkında “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçundan beraat kararı veren mahkeme heyeti, “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan dosyayı ayırmıştı.

Berberoğlu ve Gül de aynı dosyada

Yargılanma sürecinde başsavcılık, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında başlattığı soruşturma kapsamında da iddianame hazırlamış; buna istinaden 25 yıl hapis cezasına çaptırılan Berberoğlu, tutuklanmıştı.

Temyiz makamı olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Berberoğlu’na verilen 25 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün bozulmasına karar verdi; yeniden yargıladığı Berberoğlu’na 5 yıl 10 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. 

Heyet ayrıca, “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan Berberoğlu, Can Dündar ve Erdem Gül’ün dosyalarını ayırmıştı. Yurt dışına giden Can Dündar hakkında 2 Nisan 2018’de gıyabi tutuklama kararı ve kırmızı bülten çıkarılmasına karar verildi. 

Casusluk suçlamasıyla verilen hapis cezası kararlarının Yargıtay’ca bozulması ardından yeniden başlayan yargılamada Erdem Gül beraat etti. Dosyası ayrılan Can Dündar’ın bu davadan yargılanmasına ise devam ediliyor. 

 

Dijital Topuklar 2020’nin bu yılki teması: Gücünü Gör

Türkiye’nin ilk ve tek dijital kadın zirvesi Dijital Topuklar 2020 bu yıl 1 Kasım’da çevrimiçi olarak gerçekleşecek. Bu yılın teması ise “Gücünü Gör”.

İçeriğe, eşitliğe, üretime, çocuğa, feminizme ve geleceğe dair konuşulması gerekenleri konu alan Dijital Topuklar’ın bu yıl Beşiktaş Belediyesi’nin destekleriyle beşincisi gerçekleşecek.

Gelirin yüzde onu KCDP ve Alikev’e bağışlanacak

Konferansta yer alan isimler şöyle:

  • “Öfke Dansı” kitabının yazarı Harriet Lerner, 2017’de yaptığı keşifle dünyanın en önemli bilim insanları arasında heykeli yer alan astrofizikçi Burçin Mutlu Pakdil, sosyolog Selda Tuncer ve bilimkadinlari.com.
  • ALİKEV üzerinden oğlu Ali İsmail’in hayallerini gerçekleştiren Emel Korkmaz
  • Sahada çalışan, eğitimler veren, araştırmalar yapan feministler Ebru Nihan Celkan (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitmeni, Tiyatro Yazarı), Gülsüm Kav (Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi) ve Melis Uluğ (Akademisyen).
  • Efsun Sertoğlu (cinsellik eğitmeni, aktivist), Seda Akço (avukat) ve Ceyhan Peştimalcıoğlu (öğretmen)
  • Birbirinden farklı platformlarda üretimler yapan içerik üreticileri Cansu Dengey (içerik Üreticisi), Deniz Dülgeroğlu (reklam yazarı, podcaster) ve OnlyHerstory projesinin kurucusu tarihçi Duygu Atlas
  • Pınar Uyan Semerci (Akademisyen) ve Günseli Dum (LİSTAG)
  • Uzman hekim Esin Davutoğlu Şenol (Enfeksiyon Hastalıları Uzmanı) 

İlk günden bu yana sivil toplum kuruluşlarıyla yan yana duran Dijital Topuklar, bu sene bilet gelirlerinin yüzde onunu Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Alikev’e bağışlıyor. Dijital Topuklar 2020 Evde’nin biletleri 2 Ekim’den itibaren dijitaltopuklar.com üzerinden satışta.

Uzmanlık şartı aranmadan herkesin izleyebileceği etkinliğe katılım ve diğer detaylar için www.dijitaltopuklar.com adresi ziyaret edilebilir.

Büyük Set Resifi’ndeki mercanların yarısı iklim krizi yüzünden yok oldu

Uluslararası Enerji Ajansı’nın yeni raporu önemli soruları cevapsız bırakıyor

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan ve enerji piyasasının ileriki yıllarda nasıl şekilleneceğine dair analizler içeren 2020 Dünya Enerji Görünümü (WEO) raporu geçtiğimiz gün yayınlandı.

Bu yıl kurumun Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu bir yol haritası sunması için yatırımcılar, işletmeler ve bilim insanlarından gelen taleplere cevap veren raporda, olağan senaryolarına ek olarak 2050’ye kadar net sıfır emisyon senaryosu da dahil edildi.

Her ne kadar bu olumlu bir gelişme olsa da birçok uzman raporun hala bazı önemli soruları cevapsız bıraktığını ve petrol talebi hakkında cömert varsayımlarda bulunduğunu belirtiyor.

Rogeli: Temel göstergeler yer almıyor

Imperial College London’daki Grantham Enstitüsü’nde iklim değişikliği ve çevre dersi veren Joeri Rogelj raporla ilgili “NZE2050 senaryosu, WEO senaryolarına olumlu bir katkıdır, ancak iyileştirilebilecek birkaç husus vardır” değerlendirmesinde bulundu.

1,5ºC senaryoları konusunda çok alıntılanan bir uzman ve IPCC 1,5ºC özel raporunun yaklaşan Altıncı Değerlendirme Raporu‘nun baş yazarlarından olan Regolj rapordaki eksiklikleri şöyle sıraladı:

  • İlk ve önemli bir adım, NZE2050 senaryosunun tüm temel verilerinin diğer WEO senaryoları ile aynı ayrıntıda sunulması gerektiğidir: Mevcut Politikalar (STEPS) veya Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu (SDS). Şayet amaç, düşük karbona geçişin daha iyi anlaşılmasını sağlamak ise, bu temel göstergeleri sağlamamak tuhaf görünüyor.”
  • NZE2050 senaryosu, 2030’a kadar veri sağlıyor – bugünün bağlamında, ülkelerin hem 2030’a kadar yeni Ulusal Katkı Beyanları (NDC) hem de yüzyılın ortasındaki karbonsuzlaştırma stratejilerini ortaya koymakla görevlendirildiği önemli bir zaman dilimi. Yeni IEA NZE2050 senaryosu böylece 2018 IPCC 1,5°C Özel Raporu’nun bulgularını tamamlayan ek bir veri noktası sağlayacaktır. Ayrıca 2030 emisyon değeri de IPCC’nin 1,5°C Özel Rapor değerlendirmesine bağlıdır ve iyi bir seçimdir.

‘Hedefe nasıl ulaşmayı amaçlıyor?’

  • Ancak aynı zamanda senaryonun 2030 zamanlaması birkaç soruyu cevapsız bırakıyor. Tabii ki asıl soru, NZE2050’nin 2050’de net sıfır CO2 emisyonu hedefine nasıl ulaşmayı amaçladığıdır. Burada özellikle ilgi çekici olan, senaryonun ne kadar ve ne tür karbon azaltımı (CDR) kullanmayı amaçladığı ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlarken bunu nasıl yapmayı planladığıdır.
  • Son olarak, WEO, NZE2050 senaryosunun IPCC 1,5°C Özel Raporu (SR1.5) ile bir karşılaştırmasını sağlıyor, ancak bu karşılaştırma metodolojik olarak uygun değil. IPCC’nin 1,5°C senaryo veritabanının yayınlanmasına bir dizi iyi uygulama kuralı eşlik etti. İlk kural şu şekildedir: “Senaryo grubunu istatistiksel bir örnek olarak yorumlamayın”. Bununla birlikte WEO, fosil yakıt kullanımı ve CDR ile ilgili karşılaştırmasında mütemadiyen bu hatayı yapmaktadır ve bu nedenle, yeterliliği veya sürdürülebilir kalkınma ile uyumu hakkında çok bilgilendirici değildir.

Rapordaki iyi gelişmeler

Carbon Tracker’dan Enerji Uzmanı Kingsmill Bond ise rapordaki olumlu gelişmelere, eksikliklere ve nasıl geliştirilebileceğine dair yorumlarını paylaştı. Değerlendirmesinden öne çıkan başlıklar şu şekilde oldu: 

  1. (Gerçekçi olmayan) “Mevcut Politikalar” senaryosu bir kenara bırakıldı ve sadece STEPS (BAU senaryosu) ve SDS (Paris uyumlu olduğu belirtilen) senaryolarına odaklanılıyor.
  2. Yeni enerji teknolojilerindeki hızlı büyüme ve iş yapış biçimlerindeki değişikliklere ek olarak Covid şoku nedeniyle 2019 yılında fosil yakıt sisteminin büyük ölçüde sonlarına ulaştığımız kabul edilmeye başlandı. Dört senaryonun hepsinde, 2019,enerji sisteminden kaynaklanan en yüksek CO2 emisyonunu ve en yüksek kömür talebini gördüğümüz yıl oldu. STEPS dışındaki tüm senaryolarda, 2019 fosil yakıtların zirveyi gördüğü ve bundan böyle düşmeye başlayacağı yıl oldu. Dört senaryodan ikisinde (SDS ve NZE2050), petrol talebi 2019’da zirve yapıyor ve DRS senaryosunda yalnızca 2019 seviyelerine geri dönüyor. “Küresel petrol talebindeki büyüme çağının önümüzdeki on yılda sona ereceği” kabul ediliyor. WEO, STEPS altında bile elektrik arzındaki büyümenin yüzde 80’inin yenilenebilir kaynaklardan geleceğini belirtiyor.
  3. WEO güneş enerjisi maliyetlerini daha gerçekçi baz almaya başladı. 2019’da bize ABD güneş enerjisinin seviyelendirilmiş enerji maliyetinin (LCOE) MWh başına 95 ABD doları olduğunu söylemişti. Bu yıl hesaplamaları daha iyi yaptı ve 50 $ olarak hesapladı. Dolayısıyla, bu önemli çığır açıcı teknolojinin maliyeti bir yılda yarı yarıya azaldı.
  4. NZE2050 (1,5 derece hedefine yaklaşan senaryo) senaryolara olumlu bir katkıdır. Somut planlar ve fikirler içeriyor.
  5. STEPS altında bile petrol ve gaz üretiminin bugünkü net değerinin kriz öncesinden yüzde 25 daha düşük olduğu kabul edilmektedir. SDS’ye göre ise kriz öncesine göre yüzde 50 daha düşük. Bu, uzun zamandır üzerinde durduğumuz bir noktanın kabulüdür. Şirketler sadece ufak adımlarla başarılı bir şekilde enerji dönüşümünü gerçekleştirmeyi bekleyemez.
  6. Enerji geçişinin önemli sonuçlar olacağının kabul edildiği bu ifadeyle açıkça görülüyor: ‘değişim süreci ve bunun sonucu gelirlerdeki düşüş, açık bir piyasa dalgalanması ve kesinti olasılığı ile birlikte gelir.’

Rapor hangi noktalarda geri kalıyor?

  1. Güneş enerjisinin önemi ve LCOE’lerin neredeyse yarıya inmesi hakkındaki vurgularına rağmen, STEPS senaryosu, 2040 yılında beklenen güneş kapasitesi miktarını 2019 beklentilerine göre yalnızca %16 artırıyor. Bunun nedeni, modelin IEA’nın güneş enerjisinin sürekli olmama halini hesaba katmaya çalışan ve gelecekte açıklanamayan büyük maliyet sıçramaları öngören kendi metriği “VALCOE” üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu modelin ardındaki detaylı varsayımlar açıklanmadı ve WEO’nun genel olarak güneş enerjisi maliyetlerini zayıf analiz ettiği göz önüne alındığında pek bir güvenilirliği bulunmuyor.
  2. Yeni ve daha doğru güneş enerjisi maliyetleriyle bile, IEA, güneş enerjisi maliyetlerinin düşme oranında büyük bir yavaşlama öngörüyor. Maliyetler 2010’dan bu yana yılda yüzde 18 oranında düşüyor. WEO, maliyet düşüş oranının 2040’a kadar olan dönemde yılda sadece yüzde 2 düşmesini bekliyor. Bu pek inandırıcı değil.
  3. Ve sonuç olarak, güneş enerjisi dağıtım beklentileri her zamanki gibi oldukça düşük. Yılda yüzde 20 büyüyen bir teknoloji için 2019-2040 döneminde güneş enerjisinin yıllık bileşik büyüme oranı sadece yüzde 9 olarak öngörülüyor.
  4. Çin’in 2060 net sıfır hedefini STEPS senaryosuna dahil etmiş gibi görünmüyorlar. Bu, Başkan Xi’nin çok yeni yaptığı bir duyuru olduğu için normal karşılanabilir, ancak SDS’nin STEPS’ten daha gerçekçi bir bakış açısı olduğunun altını çiziyor.
  5. SDS hala çok iddialı (ve dolayısıyla olası olmayan) bir senaryo olarak sunuluyor. Örneğin WEO, güneş enerjisi kurulumlarının 2019’da 108 GW’den 2030’da 280GW’ye çıkması gerektiğini iddialı bir hedef olarak belirtiyor. Bu aslında sadece yüzde 9’luk bir yıllık bileşik büyüme oranı ve geçmişte güneş enerjisinin tecrübe ettiğinden çok daha düşük (yüzde 20-25).
  6. STEPS senaryosu, petrol piyasası için iyimser derecede yüksek bir fiyatlandırma ortamı sunuyor. 2040 yılında petrol fiyatlarının 85 dolar, Avrupa’da gaz fiyatlarının 8,50 dolar olacağını tahmin ediyor. Yenilenebilir alternatiflerin düşen fiyatları ışığında bu tahminler ancak hayal ürünü olabilir.

Ne yapılması gerekiyor?

  1. SDS, finans piyasalarının artık gördüğü ve kilit hükümetlerin hedeflediği gerçeğe daha yakındır. Bunu ana senaryo haline getirmenin zamanı geldi.
  2. Daha gerçekçi güneş enerjisi maliyet düşüşleri senaryolara dahil edilmeli, VALCOE’nin arkasındaki metodoloji halka açılmalı, öğrenme eğrileri olup olmadığı açıklanmalı ve çok daha ucuz olan güneş enerjisinin diğer sektörler üzerindeki etkileri üzerine odaklanılmalı.
  3. Fosil yakıt fiyatları silolarda değil, öğrenme eğrilerinde yenilenebilir maliyetlerle rekabet etmeleri gereken bir sistemin parçası olarak modellenmeli. 

Diğer gözlemler

  1. Petrokimyasallar (plastikler), STEPS altında beklenen petrol talebi büyümesinin ana itici gücü olmaya devam ediyor. Beklenen petrol talebi artışı yüzde 47’den yüzde 60’a çıktı.
  2. IEA’nın özellikle STEPS senaryosunun yalnızca bugünün politikalarına dayandığını söylemesi olumlu: “Mevcut Politikalar Senaryosu (STEPS), bugünün karar vericilerine belirtilen politika hedeflerine dayalı olarak, bulundukları patika hakkında geri bildirim vermek için tasarlanmıştır”. Bu noktayı vurgulamanın yararlı olmasının nedeni, bunun, daha önce belirtilmiş olanlardan ziyade, olası olduğuna inandıkları şeye göre hareket eden piyasalar için yararlı bir senaryo anlamına gelmemesidir.
  3. Düşük petrol ve gaz fiyatlarının doğal sonucu, talepteki sıçramayı durdurmak için daha yüksek petrol ve gaz vergilerinin gerekliliğidir.
  4. STEPS’ten SDS’ye geçiş, hava kirliliğinden kaynaklanan yıllık ölümleri 6 milyondan 3 milyona indirecektir. Bu nedenle, SDS uygulamaya koyulursa yılda yaklaşık 3 milyon kişinin hayatı kurtulacaktır. Bu oldukça önemli ve ayıltıcı etkisi olan bir sayı.
  5. IEA, kömürden büyük petrol şirketlerine kadar her sektörde hisse fiyatlarının birbiri ardına düşmesini öngörememesine rağmen, analizini hisse senedi piyasalarının muhakemesine tercih etmektedir. Alıntı yapmak gerekirse: ‘Uygulamada, halka açık petrol ve gaz şirketlerinin piyasa kapitalizasyonundaki düşüş geçen yıl (2019 ortasından 2020 ortasına kadar) yüzde 40’a yakın olmuştur. Borsaya kayıtlı petrol ve gaz şirketlerinin piyasa değerinin kabaca gelecekteki net gelirlerinin bugünkü değerine eşit olduğu varsayılırsa, bu, piyasaların yalnızca pandeminin etkisiyle değil, aynı zamanda iklim politikalarının sıkılaşmasıyla fiyatlandırıldığı anlamına gelebilir. Başka bir deyişle, piyasa, STEPS senaryosunun gerçekliğe göre fiyatlandırılmadığı WEO’dan daha fazlasını biliyor denebilir.

Engel: Senaryoyu merkezileştirmesi gerekiyor

Unilever’de Tedarik Zinciri Baş Sorumlusu olarak görev yapan Marc Engel “Uluslararası Enerji Ajansı, bu yılki Dünya Enerji Görünümü’nde yer verdiği 1,5 derece mini senaryosu ile önemli bir adım attı. Ancak ihtiyaç duyulan etkiyi yaratması için, IEA’nın 2021’de bu kapsamdaki senaryosunu merkezileştirmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Unilever gibi şirketler, yatırımcılar ve siyasi karar vericilerin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik hedeflerde başarıyla ulaşmak için bu gibi planlama araçlarına ihtiyaç duyduklarını belirten Engel,  “1,5 derece girişiminin önümüzdeki yıl tam teşekküllü bir 1.5ºC senaryosu kapsamına getirilmesini umuyoruz. Geldiğimiz noktada, kapsamlı olmayan tedbirler için zaman kalmadı. Dünyanın IEA’nın küresel enerji gündemini takip etmesi yerine, bu gündeme liderlik etmesine ihtiyacı var” dedi.

Tong: Kurumun ikilemi devam ediyor

Oil Change International’da kıdemli kampanya sorumlusu David Tong “IEA bugün küçük bir adım attı. Bu adım, sektördeki iklim değişikliğini yadsınamayacak bir risk olarak ele alan önemli oyuncuların adım atmaması ve değişiklik talep etmemesi durumunda gerçekleşmezdi” dedi.

Ancak IEA’nın varoluşsal bir krizle karşı karşıya olduğunu belirten Tong “Kurumun üzerine kurulu olduğu fosil yakıt sektörünün çıkarlarına hizmet etme ya da temiz enerji devrimine öncülük etme ikilemi sürüyor. IEA ve direktörü Dr. Fatih Birol’un ikisine birden sahip olamayacağı açıkça görülüyor. Dr. Birol WEO’nun iyileştirilmesine yönelik taleplerin bugün yayınlanan raporun akabinde yavaşlamayacağından emin olabilir” ifadelerine yer verdi.

 

 

 

Yeşil Düşünce Derneği ve Avrupa Yeşil Vakfı’ndan ortak konferans: Harekete Geçen Kadınlar

Yeşil Düşünce Derneği, Avrupa Yeşil Vakfı ile birlikte “Kadınlar Hareket Geçiyor” etiketiyle bir konferans düzenliyor.

17 Ekim 2020 Cumartesi günü düzenlenecek ortak konferansta, farklı alanlardan aktivistler, siyasetçiler ve akademisyenler bir araya gelerek deneyimlerini paylaşacak.

Konferansta küresel iklim mücadelesi aktivistlerinden Helena Gualinga, Ekvator Amazonları‘nda yerlilerin petrol şirketlerine ve hükümetlere karşı kuşaklar boyu sürdürdüğü direnişi, yerli halkları iklim krizinin nasıl etkilediğini ve mücadelenin güncel durumunu aktaracak.

Kadın hakları aktivisti ve siyasetçi Małgorzata Tracz, hem Polonya‘da İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için yürütülen direnişlerden, kadın ve LGBTİ+ hakları mücadelesinden, hem de Avrupa Yeşilleri‘nin kadın politikaları ve kadınların politik alanda güçlendirilmesi için çözümlerinden bahsedecek.

Konferansa katılacak diğer isimler ise şöyle:

  • Nil Mutluer, Yeşil Düşünce Derneği, Humboldt Üniversitesi – Berlin
  • Begüm Başdaş, Humboldt Üniversitesi – Berlin
  • Deniz Bayram, Greenpeace Akdeniz
  • Süheyla Doğan, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
  • Gülnur Aksop, Eşik – Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği

Türkiye saati ile 14.00- 16:45 arasında gerçekleşecek ve konferans boyunca Türkçe ve İngilizce simültane çeviri sunulacak.

Konferansa katılmak isteyenler şu bağlantıyı kullanabilir.