Manşetİklim Krizi

Uluslararası Enerji Ajansı’nın yeni raporu önemli soruları cevapsız bırakıyor

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan ve enerji piyasasının ileriki yıllarda nasıl şekilleneceğine dair analizler içeren 2020 Dünya Enerji Görünümü (WEO) raporu geçtiğimiz gün yayınlandı.

Bu yıl kurumun Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu bir yol haritası sunması için yatırımcılar, işletmeler ve bilim insanlarından gelen taleplere cevap veren raporda, olağan senaryolarına ek olarak 2050’ye kadar net sıfır emisyon senaryosu da dahil edildi.

Her ne kadar bu olumlu bir gelişme olsa da birçok uzman raporun hala bazı önemli soruları cevapsız bıraktığını ve petrol talebi hakkında cömert varsayımlarda bulunduğunu belirtiyor.

Rogeli: Temel göstergeler yer almıyor

Imperial College London’daki Grantham Enstitüsü’nde iklim değişikliği ve çevre dersi veren Joeri Rogelj raporla ilgili “NZE2050 senaryosu, WEO senaryolarına olumlu bir katkıdır, ancak iyileştirilebilecek birkaç husus vardır” değerlendirmesinde bulundu.

1,5ºC senaryoları konusunda çok alıntılanan bir uzman ve IPCC 1,5ºC özel raporunun yaklaşan Altıncı Değerlendirme Raporu‘nun baş yazarlarından olan Regolj rapordaki eksiklikleri şöyle sıraladı:

  • İlk ve önemli bir adım, NZE2050 senaryosunun tüm temel verilerinin diğer WEO senaryoları ile aynı ayrıntıda sunulması gerektiğidir: Mevcut Politikalar (STEPS) veya Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu (SDS). Şayet amaç, düşük karbona geçişin daha iyi anlaşılmasını sağlamak ise, bu temel göstergeleri sağlamamak tuhaf görünüyor.”
  • NZE2050 senaryosu, 2030’a kadar veri sağlıyor – bugünün bağlamında, ülkelerin hem 2030’a kadar yeni Ulusal Katkı Beyanları (NDC) hem de yüzyılın ortasındaki karbonsuzlaştırma stratejilerini ortaya koymakla görevlendirildiği önemli bir zaman dilimi. Yeni IEA NZE2050 senaryosu böylece 2018 IPCC 1,5°C Özel Raporu’nun bulgularını tamamlayan ek bir veri noktası sağlayacaktır. Ayrıca 2030 emisyon değeri de IPCC’nin 1,5°C Özel Rapor değerlendirmesine bağlıdır ve iyi bir seçimdir.

‘Hedefe nasıl ulaşmayı amaçlıyor?’

  • Ancak aynı zamanda senaryonun 2030 zamanlaması birkaç soruyu cevapsız bırakıyor. Tabii ki asıl soru, NZE2050’nin 2050’de net sıfır CO2 emisyonu hedefine nasıl ulaşmayı amaçladığıdır. Burada özellikle ilgi çekici olan, senaryonun ne kadar ve ne tür karbon azaltımı (CDR) kullanmayı amaçladığı ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlarken bunu nasıl yapmayı planladığıdır.
  • Son olarak, WEO, NZE2050 senaryosunun IPCC 1,5°C Özel Raporu (SR1.5) ile bir karşılaştırmasını sağlıyor, ancak bu karşılaştırma metodolojik olarak uygun değil. IPCC’nin 1,5°C senaryo veritabanının yayınlanmasına bir dizi iyi uygulama kuralı eşlik etti. İlk kural şu şekildedir: “Senaryo grubunu istatistiksel bir örnek olarak yorumlamayın”. Bununla birlikte WEO, fosil yakıt kullanımı ve CDR ile ilgili karşılaştırmasında mütemadiyen bu hatayı yapmaktadır ve bu nedenle, yeterliliği veya sürdürülebilir kalkınma ile uyumu hakkında çok bilgilendirici değildir.

Rapordaki iyi gelişmeler

Carbon Tracker’dan Enerji Uzmanı Kingsmill Bond ise rapordaki olumlu gelişmelere, eksikliklere ve nasıl geliştirilebileceğine dair yorumlarını paylaştı. Değerlendirmesinden öne çıkan başlıklar şu şekilde oldu: 

  1. (Gerçekçi olmayan) “Mevcut Politikalar” senaryosu bir kenara bırakıldı ve sadece STEPS (BAU senaryosu) ve SDS (Paris uyumlu olduğu belirtilen) senaryolarına odaklanılıyor.
  2. Yeni enerji teknolojilerindeki hızlı büyüme ve iş yapış biçimlerindeki değişikliklere ek olarak Covid şoku nedeniyle 2019 yılında fosil yakıt sisteminin büyük ölçüde sonlarına ulaştığımız kabul edilmeye başlandı. Dört senaryonun hepsinde, 2019,enerji sisteminden kaynaklanan en yüksek CO2 emisyonunu ve en yüksek kömür talebini gördüğümüz yıl oldu. STEPS dışındaki tüm senaryolarda, 2019 fosil yakıtların zirveyi gördüğü ve bundan böyle düşmeye başlayacağı yıl oldu. Dört senaryodan ikisinde (SDS ve NZE2050), petrol talebi 2019’da zirve yapıyor ve DRS senaryosunda yalnızca 2019 seviyelerine geri dönüyor. “Küresel petrol talebindeki büyüme çağının önümüzdeki on yılda sona ereceği” kabul ediliyor. WEO, STEPS altında bile elektrik arzındaki büyümenin yüzde 80’inin yenilenebilir kaynaklardan geleceğini belirtiyor.
  3. WEO güneş enerjisi maliyetlerini daha gerçekçi baz almaya başladı. 2019’da bize ABD güneş enerjisinin seviyelendirilmiş enerji maliyetinin (LCOE) MWh başına 95 ABD doları olduğunu söylemişti. Bu yıl hesaplamaları daha iyi yaptı ve 50 $ olarak hesapladı. Dolayısıyla, bu önemli çığır açıcı teknolojinin maliyeti bir yılda yarı yarıya azaldı.
  4. NZE2050 (1,5 derece hedefine yaklaşan senaryo) senaryolara olumlu bir katkıdır. Somut planlar ve fikirler içeriyor.
  5. STEPS altında bile petrol ve gaz üretiminin bugünkü net değerinin kriz öncesinden yüzde 25 daha düşük olduğu kabul edilmektedir. SDS’ye göre ise kriz öncesine göre yüzde 50 daha düşük. Bu, uzun zamandır üzerinde durduğumuz bir noktanın kabulüdür. Şirketler sadece ufak adımlarla başarılı bir şekilde enerji dönüşümünü gerçekleştirmeyi bekleyemez.
  6. Enerji geçişinin önemli sonuçlar olacağının kabul edildiği bu ifadeyle açıkça görülüyor: ‘değişim süreci ve bunun sonucu gelirlerdeki düşüş, açık bir piyasa dalgalanması ve kesinti olasılığı ile birlikte gelir.’

Rapor hangi noktalarda geri kalıyor?

  1. Güneş enerjisinin önemi ve LCOE’lerin neredeyse yarıya inmesi hakkındaki vurgularına rağmen, STEPS senaryosu, 2040 yılında beklenen güneş kapasitesi miktarını 2019 beklentilerine göre yalnızca %16 artırıyor. Bunun nedeni, modelin IEA’nın güneş enerjisinin sürekli olmama halini hesaba katmaya çalışan ve gelecekte açıklanamayan büyük maliyet sıçramaları öngören kendi metriği “VALCOE” üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu modelin ardındaki detaylı varsayımlar açıklanmadı ve WEO’nun genel olarak güneş enerjisi maliyetlerini zayıf analiz ettiği göz önüne alındığında pek bir güvenilirliği bulunmuyor.
  2. Yeni ve daha doğru güneş enerjisi maliyetleriyle bile, IEA, güneş enerjisi maliyetlerinin düşme oranında büyük bir yavaşlama öngörüyor. Maliyetler 2010’dan bu yana yılda yüzde 18 oranında düşüyor. WEO, maliyet düşüş oranının 2040’a kadar olan dönemde yılda sadece yüzde 2 düşmesini bekliyor. Bu pek inandırıcı değil.
  3. Ve sonuç olarak, güneş enerjisi dağıtım beklentileri her zamanki gibi oldukça düşük. Yılda yüzde 20 büyüyen bir teknoloji için 2019-2040 döneminde güneş enerjisinin yıllık bileşik büyüme oranı sadece yüzde 9 olarak öngörülüyor.
  4. Çin’in 2060 net sıfır hedefini STEPS senaryosuna dahil etmiş gibi görünmüyorlar. Bu, Başkan Xi’nin çok yeni yaptığı bir duyuru olduğu için normal karşılanabilir, ancak SDS’nin STEPS’ten daha gerçekçi bir bakış açısı olduğunun altını çiziyor.
  5. SDS hala çok iddialı (ve dolayısıyla olası olmayan) bir senaryo olarak sunuluyor. Örneğin WEO, güneş enerjisi kurulumlarının 2019’da 108 GW’den 2030’da 280GW’ye çıkması gerektiğini iddialı bir hedef olarak belirtiyor. Bu aslında sadece yüzde 9’luk bir yıllık bileşik büyüme oranı ve geçmişte güneş enerjisinin tecrübe ettiğinden çok daha düşük (yüzde 20-25).
  6. STEPS senaryosu, petrol piyasası için iyimser derecede yüksek bir fiyatlandırma ortamı sunuyor. 2040 yılında petrol fiyatlarının 85 dolar, Avrupa’da gaz fiyatlarının 8,50 dolar olacağını tahmin ediyor. Yenilenebilir alternatiflerin düşen fiyatları ışığında bu tahminler ancak hayal ürünü olabilir.

Ne yapılması gerekiyor?

  1. SDS, finans piyasalarının artık gördüğü ve kilit hükümetlerin hedeflediği gerçeğe daha yakındır. Bunu ana senaryo haline getirmenin zamanı geldi.
  2. Daha gerçekçi güneş enerjisi maliyet düşüşleri senaryolara dahil edilmeli, VALCOE’nin arkasındaki metodoloji halka açılmalı, öğrenme eğrileri olup olmadığı açıklanmalı ve çok daha ucuz olan güneş enerjisinin diğer sektörler üzerindeki etkileri üzerine odaklanılmalı.
  3. Fosil yakıt fiyatları silolarda değil, öğrenme eğrilerinde yenilenebilir maliyetlerle rekabet etmeleri gereken bir sistemin parçası olarak modellenmeli. 

Diğer gözlemler

  1. Petrokimyasallar (plastikler), STEPS altında beklenen petrol talebi büyümesinin ana itici gücü olmaya devam ediyor. Beklenen petrol talebi artışı yüzde 47’den yüzde 60’a çıktı.
  2. IEA’nın özellikle STEPS senaryosunun yalnızca bugünün politikalarına dayandığını söylemesi olumlu: “Mevcut Politikalar Senaryosu (STEPS), bugünün karar vericilerine belirtilen politika hedeflerine dayalı olarak, bulundukları patika hakkında geri bildirim vermek için tasarlanmıştır”. Bu noktayı vurgulamanın yararlı olmasının nedeni, bunun, daha önce belirtilmiş olanlardan ziyade, olası olduğuna inandıkları şeye göre hareket eden piyasalar için yararlı bir senaryo anlamına gelmemesidir.
  3. Düşük petrol ve gaz fiyatlarının doğal sonucu, talepteki sıçramayı durdurmak için daha yüksek petrol ve gaz vergilerinin gerekliliğidir.
  4. STEPS’ten SDS’ye geçiş, hava kirliliğinden kaynaklanan yıllık ölümleri 6 milyondan 3 milyona indirecektir. Bu nedenle, SDS uygulamaya koyulursa yılda yaklaşık 3 milyon kişinin hayatı kurtulacaktır. Bu oldukça önemli ve ayıltıcı etkisi olan bir sayı.
  5. IEA, kömürden büyük petrol şirketlerine kadar her sektörde hisse fiyatlarının birbiri ardına düşmesini öngörememesine rağmen, analizini hisse senedi piyasalarının muhakemesine tercih etmektedir. Alıntı yapmak gerekirse: ‘Uygulamada, halka açık petrol ve gaz şirketlerinin piyasa kapitalizasyonundaki düşüş geçen yıl (2019 ortasından 2020 ortasına kadar) yüzde 40’a yakın olmuştur. Borsaya kayıtlı petrol ve gaz şirketlerinin piyasa değerinin kabaca gelecekteki net gelirlerinin bugünkü değerine eşit olduğu varsayılırsa, bu, piyasaların yalnızca pandeminin etkisiyle değil, aynı zamanda iklim politikalarının sıkılaşmasıyla fiyatlandırıldığı anlamına gelebilir. Başka bir deyişle, piyasa, STEPS senaryosunun gerçekliğe göre fiyatlandırılmadığı WEO’dan daha fazlasını biliyor denebilir.

Engel: Senaryoyu merkezileştirmesi gerekiyor

Unilever’de Tedarik Zinciri Baş Sorumlusu olarak görev yapan Marc Engel “Uluslararası Enerji Ajansı, bu yılki Dünya Enerji Görünümü’nde yer verdiği 1,5 derece mini senaryosu ile önemli bir adım attı. Ancak ihtiyaç duyulan etkiyi yaratması için, IEA’nın 2021’de bu kapsamdaki senaryosunu merkezileştirmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Unilever gibi şirketler, yatırımcılar ve siyasi karar vericilerin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik hedeflerde başarıyla ulaşmak için bu gibi planlama araçlarına ihtiyaç duyduklarını belirten Engel,  “1,5 derece girişiminin önümüzdeki yıl tam teşekküllü bir 1.5ºC senaryosu kapsamına getirilmesini umuyoruz. Geldiğimiz noktada, kapsamlı olmayan tedbirler için zaman kalmadı. Dünyanın IEA’nın küresel enerji gündemini takip etmesi yerine, bu gündeme liderlik etmesine ihtiyacı var” dedi.

Tong: Kurumun ikilemi devam ediyor

Oil Change International’da kıdemli kampanya sorumlusu David Tong “IEA bugün küçük bir adım attı. Bu adım, sektördeki iklim değişikliğini yadsınamayacak bir risk olarak ele alan önemli oyuncuların adım atmaması ve değişiklik talep etmemesi durumunda gerçekleşmezdi” dedi.

Ancak IEA’nın varoluşsal bir krizle karşı karşıya olduğunu belirten Tong “Kurumun üzerine kurulu olduğu fosil yakıt sektörünün çıkarlarına hizmet etme ya da temiz enerji devrimine öncülük etme ikilemi sürüyor. IEA ve direktörü Dr. Fatih Birol’un ikisine birden sahip olamayacağı açıkça görülüyor. Dr. Birol WEO’nun iyileştirilmesine yönelik taleplerin bugün yayınlanan raporun akabinde yavaşlamayacağından emin olabilir” ifadelerine yer verdi.

 

 

 

Kategori: Manşet