Ana Sayfa Blog Sayfa 1868

Kuzey Kıbrıs’ın beşinci cumhurbaşkanı Ersin Tatar mazbatasını aldı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun kazananı Ersin Tatar’a, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Narin Ferdi Şefik tarafından mazbatası verildi.

KKTC Seçim ve Halkoylaması Yasası’na göre, seçimi kazanan Cumhurbaşkanı, seçildiğinin Resmi Gazete’de yayınlanmasını izleyen gün, Meclis’te ant içerek göreve başlayacak. Cumhurbaşkanı devir teslim töreninin herhangi bir itiraz olmaması halinde çarşamba günü yapılması bekleniyor.

Mazbatasını teslim alan Tatar, “KKTC ve halkının mutluluk ve esenliği için sorumluluk bilinciyle bu görevi en iyi şekilde yapacağıma dair inancımı belirtiyorum. Dünyaya da mesajımız; Kıbrıs’ta demokrasi vardır kendi devletinde yaşamına en iyi şekilde devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

Yüzde 51.74 oy ile göreve geldi

Pazar günü düzenlenen seçimlerde Ersin Tatar, yüzde 51.74 oy alırken seçimlerde yeniden aday olan şu anki cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise yüzde 48.26 oy almıştı.

Kıbrıs Türk halkının 1974’ten bu yana 10’uncu kez cumhurbaşkanını seçmek üzere sandığa gittiği seçimde katılım oranı yüzde 67.30 olmuştu. 199 bin 29 bin seçmenin 133 bin 953’ü oy kullanmıştı.

Fotoğraf: AA

Seçime damga vuran Maraş tartışması

Kuzey Kıbrıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki sürece Ersin Tatar’ın 46 yıldır kapalı olan Maraş sahillerinin halka açıklanacağına dair açıklaması damga vurmuştu.

Açıklamaya tepki gösteren Akıncı, bu kararın seçim malzemesi yapılmasını eleştirmişti. Akıncı bu durumu “ülke demokrasisi açısından yüz karası” olarak nitelendirmişti.

Açıklamanın ardından iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP) – Halkın Partisi (HP) koalisyonunun ortağı HP’nin koalisyondan çekilme kararı almasıyla birlikte Kuzey Kıbrıs’ta hükümet düşmüştü.

 

 

 

Tacizle suçlanan Kopenhag Belediye Başkanı istifa etti

Danimarka‘nın başkenti Kopenhag’da Belediye Başkanı Frank Jensen, kendisine yöneltilen cinsel taciz suçlamaları üzerine istifa etti. Jensen’ın biri 2012 diğer 2017 yıllarında olmak üzere iki kadına cinsel tacizde bulunduğu ortaya çıktı. İstifa edeceğini duyuran Jensen, “Kırdığım kadınlardan özür dilemek istiyorum” dedi.

10 yıldır Kopenhag’da belediye başkanı olan 59 yaşındaki Jensen’ın, Sosyal Demokrat Parti’nin de genel başkan yardımcılığından da istifa edeceği öğrenildi.  Jensen açıklamasında, Sosyal Demokrat Parti içinde ‘zararlı ve eski bir kültürün parçası’ olduğunu dile getirdi. 

Başbakan Frederiksen: Doğru karar

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de istifanın ‘doğru karar’ olduğunu söyledi. Frederiksen, “Sosyal Demokrat Parti’de sorunlarımız olduğu açık ve bunun şimdi değişmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Geçtğimiz hafta Danimarka gazetesi Jyllands-Posten gazetesi, Jensen’in biri Sosyal Demokrat Parti görevlisi olmak üzere iki kadına tacizde bulunduğunu haberleştirmişti. 

Greenpeace Avusturya’dan Amazon Ormanları için lazerli eylem

Greenpeace Avusturya, Brezilya’nın Amazon Ormanları‘nda kasıtlı olarak çıkarılan yangınları, kentteki ağaçlara lazer tutmak suretiyle yangını canlandırarak protesto etti. “Amazon Ormanları’ndaki yangını Viyana‘nın kalbine taşıdık” diyen Greenpeace eylemcisi, siyasetçilere seslenerek AB ile Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) arasında uzlaşma sağlanan serbest ticaret anlaşmasının iptal edilmesini talep etti.

Söz konusu anlaşma kapsamında Brezilya’da ormanları kasıtlı olarak çıkaran büyük şirketlerin ürünleri AB pazarına girebiliyor. Çevre savunucuları ise ormanların yıkımında payı olan ürünlerin Avrupa’ya girmemesi için yeni düzenlemeler yapılması gerektiğini savunuyor.

TTB ve Psikiyatri Derneği’nden uyarı: Sağlık çalışanları tükendi, toplu istifa ve intihar oranları artıyor

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), bugün Ankara’da ortak bir açıklama yaptı. Sağlık çalışanlarının tükenmekte olduğu ve bu durumun doğrudan halk sağlığı sorununa dönüşeceği uyarısında bulunan meslek örgütleri, sağlıkçıların ruh sağlığının korunması ve tükenmelerinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını istedi.

Ne yazık ki küresel salgın döneminde ülkemizde sağlık çalışanlarının tükenmişliğini önlemeye yönelik alınan önlemler yetersiz kalmıştır.

Bununla birlikte sağlık çalışanları küresel salgın döneminde aile bireylerinden ayrı yaşama ya da aynı evin içinde uzakta durma gibi nedenlerle ruhsal yönden yakınlarının desteğine en çok gereksinim duydukları dönemde onlardan uzak kalmak zorunda kalmışlardır.”

Bulaş riski yüksek olan sağlık çalışanlarına gerekli tarama testlerinin yapılmadığını, hastalanan sağlık çalışanların göreve dönmelerinin hemen ardından ani ölümlerle karşılaşılmasının ‘göreve başlama’ ölçütlerinin uygulanmadığının göstergesi olduğunu belirten Laçiner, pandemiyle mücadelede tüm yükün sağlık çalışanlarına yüklendiği kaydetti. 

Laçiner, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve asistanı hekimlerin pandemi servislerinde pratisyen hekim olarak görevlendirildiğini, bu uygulamanın pek çok sorunu beraberinde getirdiğini ifade etti. 

TTB: Geçen ay 900 sağlık çalışanı istifa etti

 

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı da kesin veriler olmamakla birlikte geçen ay itibariyle toplam 900 sağlık çalışanının pandemi sürecinde görevinden istifa ettiğini söyledi.

Herkese evde kalın denilirken sağlık çalışanlarına gidin daha çok çalışın denildiğini belirten PD Başkanı Dr. Ömer Böke ise, artan intiharlara dair net bir veri olmadığını ancak sahadaki gözlemlerine dayanarak intihar oranının arttığını söyledi:

Pek çok ilde istifaların açılması ile birlikte toplu istifalar olmuş, pek çok çalışan da emekliye ayrılmıştır ve bu dönemde intihar oranlarında artış olmuştur. Küresel salgın, sağlık çalışanları için bir salgından çok daha olumsuz sonuçlara yol açmıştır.”

 

Böke sağlık çalışanlarının yaşadığı tükenmişlik sendromunun iş yüküne bağlı uzun süre çalışmayla birlikte ortaya çıktığını kaydetti; “Duyarsızlaşma, duygusal yorulma hali ile başlar, performans düşer ve başarısızlık endişesi ortaya çıkar. Buna sağlıkta şiddet ve sahiplenilmeme duygusu da eklenince ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Yeterli destek sağlanmazsa önümüze tükenme çıkacak, sağlık çalışanları tükendiğinde toplum çaresiz kalacak” diye konuştu. 

Sağlıkta şiddetle sistemli ve uygun mücadele verememenin hepsini çodk örselediğini vurgulayan TDP Başkanı, “Sahiplenilmeme duygusu da eklenince tükenmişlik hissediliyor. Hangi serviste çalışacağını bilmemek veya adaletsiz görevlendirmeler en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor” dedi. 

ODTÜ LGBTİ+’ya uluslararası dayanışma ödülü

ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, 1999’dan bu yana tüm Norveçli öğrenciler adına barış yaratmaya ve insan haklarını geliştirmeye önemli katkıda bulunan bir öğrenci veya öğrenci kuruluşuna iki yılda bir verilen Öğrenci Barış Ödülü’nü kazandı.

Öğrenci Barış Ödülü Komitesi, ödülün “İnsan hakları savunucularına ve LGBTİ+‘lara karşı giderek daha baskıcı hâle gelen bir Türkiye’de; ” gösterdikleri çabalar dolayısıyla ODTÜ LGBTİ+’ya verildiğini duyurdu.

Ne olmuştu?

2019’da ODTÜ Rektörlüğü’nün çağrısı üzerine üniversite kampüsüne giren polis, 9’uncu ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne biber gazı ve plastik mermi ile saldırdı. Yirmiden fazla öğrenci ve bir öğretim görevlisi gözaltına alındı ve gece geç saatlerde serbest bırakıldı. 18 öğrenci ve bir akademisyene, 10 Mayıs 2019’da kampüste düzenlenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katılmaları gerekçe gösterilerek dava açıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan öğrencilerin burs ve kredilerini kesti. Öğrencilere ve öğretim görevlilerine saldıran polis hakkında ise işlem yapılmadı.

Türkiye’nin ormanı, havası, suyu, toprağı madencilere karşı varoluş mücadelesi veriyor – Pelin Cengiz

5 Ekim 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan ve 46 maddeden oluşan “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” geçen hafta Sanayi, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. 

Maalesef, özel sektör temsilcileri görüşmelerde yer alırken, toplantıyı izlemek isteyen çevre örgütleri temsilcileri ise görüşmelere alınmadı. 

Yasa, ilgili komisyonda görüşülmeye başlamadan önce yasa teklifinde yer alan maddelerin bazılarından şu yazıda bahsetmiştik.

Bu hafta da yine bu yasa teklifinin içeriğinden devam etmek istiyorum.

Söz konusu kanun teklifi, aşağıda yer alan kanunlarda değişiklik öngörüyor:

  • 3065 Sayılı KDV Kanunu
  • 3213 sayılı Maden Kanunu 
  • 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu 
  • 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu 
  • 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun 
  • 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu 
  • 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu 

Yasa teklifinde özellikle üzerinde durulması gereken ve doğrudan Maden Kanunu’nda değişiklik öngören 3’üncü ve 5’inci maddeleri biraz daha detaylandıralım.

1985 yılında yürürlüğe girmiş olan 3213 sayılı Maden Yasası, 2001 yılında bu yana tam 21 kez değiştirildi, yeni teklifle 22’nci değişikliğe hazırlanılıyor. 

1985 yılında sonra yabancı sermayeli şirketlerin maden ruhsatı almasının önü açılmıştı. Türkiye’nin her köşesini bu ruhsatlarla parsellemiş güçlü yabancı aktörlerin yerin nasıl altını üstüne getirdiğini o tarihlerden bu yana görüyoruz.

Kısıtlı alanlar genişletildi

Bu yasada temel olarak 2004 ve 2015 yıllarında yapılan değişiklikler önemli. 

2004 yılında önce sadece kısıtlı alanlarda madencilik faaliyetleri yapılabiliyorken, 7’nci maddede yapılan değişiklikle madencilik faaliyetlerinin alanı genişletildi. Devlet ormanlarında, milli park, tabiat koruma alanı gibi korunan alanlarda, tarım alanlarında, su havzalarında, turizm alanlarında, kıyılarda madencilik faaliyetlerinde bulunmak serbest hale geldi. 

Yine 2004 yılında Orman Kanunu’nun 16’ncı maddesinde yapılan değişiklikle daha önce Orman Bakanlığı’nın olur kararının arandığı durumlar ortadan kaldırıldı. Madde değişikliğiyle birlikte devlet ormanları içine madencilik faaliyetlerine izin verildi, korunan alanlarda Bakanlığın olur kararı arandı. Ancaki fiiliyatta devlet ormanları olur kararı aranmaksızın madenciliğe açılmış oldu.

2015 yılında daha önce “ekonomik cevher” tanımının yer aldığı Maden Kanunu’nda yapılan değişiklikle işletmeler için aranan ekonomik cevher olma şartı kaldırıldı, ekonomik olarak karlı olsun ya da olmasın her madencilik faaliyeti ekonomik sayıldı, ve maden sahalarının işletmeye açılması kolaylaştırıldı. 

Yasalar ve yasalardaki değişiklikler, ihtiyaçlardan kaynaklanır. Maden Kanunu’nda bu kadar büyük ve çok sayıda değişiklik yapılması belli ki sermayenin taleplerinden ve ihtiyaçlarından kaynaklanıyor. Çünkü ne ekonomik, ne toplumsal, ne de ekolojik anlamda bu kadar fazla değişiklik gerektirecek bir durum yaşanmış değil..

Gelelim, yeni yasa teklifinin kritik 3’üncü ve 5’inci maddelerine…

3’üncü maddenin içeriği şöyle:

“Madde ile süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunulmuş olmak kaydı ile süre uzatım talebi değerlendirmesi tamamlanmayan ruhsat sahalarında 12 ayı geçmemek üzere Bakan onayı ile maden işletme faaliyetlerine izin verilmesine imkan tanınarak aktif ticari hayatı devam eden ruhsat sahiplerinin ve dolayısıyla ülke ekonomisine üretimden kaynaklı kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amacıyla bazı konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılması öngörülmekte ancak bunun yanında madde ile maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu korunmaktadır.”

Ruhsatsız çalışmanın önü açılıyor

3213 sayılı Maden Kanunu’nun 24’üncü maddesinde yapılmak istenen değişiklikle kanun kapsamında ruhsat uzatımı başvurusu yapıldıktan sonra, ruhsat uzatımının kesinleşmesi beklenilmeksizin Bakan onayı ile 12 aya kadar faaliyet izni verilecek. 

Yani, devlet eliyle, yasayla ruhsatsız şekilde çalışmanın önü açılacak.

Ceza alması ya da iptal edilmesi gereken bir ruhsatın mevzuata aykırı şekilde 12 ay daha faaliyetlerine devam etmesine imkan verilecek.

Yine bu uygulama çevreyle, halk sağlığıyla ve iş güvenliğiyle ilgili yürütülmesi gereken süreçleri zora sokacak. 

Teklifte yer alan 5’nci maddenin içeriği ise şöyle:

“İşletme izin alanı dışındaki yürütülen faaliyetlere ilişkin hususların kanunun 10’uncu maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle madde ile mevcut metinde yer alan “mücavir sahalara” ibaresinin “ruhsat alanı dışındaki mücavir sahalara tedbirsiz ve dikkatsiz faaliyetler sonucu meydana gelen” şeklinde netleştirilmesi ve bu suretle ruhsat alanı içindeki taşmalara, ayrıca Türk Ceza Kanunu’na göre cezai işlem tesis edilmemesi amaçlanmaktadır.”

3213 sayılı Maden Kanunu’nun Ek 15’inci maddesinde yapılmak istenen değişiklikle kanun kapsamında yapılan madencilik faaliyetlerinde işletme izni sahası dışında mücavir alanlara taşma durumunda TCK kapsamında işlem yapılmaktayken, yeni değişiklik ile “ruhsat sahası” dışındaki mücavir alanlara taşma halinde işlem yapılması öngörülüyor.

Bu durum ÇED mevzuatına tamamen aykırılık teşkil ediyor. Ruhsat sahipleri, ancak “ÇED alanı” ve “işletme izni alanı” içerisinde faaliyette bulunabilir, ÇED alanı ve işletme izni alanı dışındaki alanlarda faaliyette bulunamazlar. Bu durum, ÇED izni olmaksızın ruhsat alanı içerisinde faaliyete izin verilmesi anlamına gelir.

Sayıştay’ın Orman Genel Müdürlüğü 2019 yılı denetim raporuna göre, Türkiye’de 687 maden izni sahasından 497’sinde sınır aşımı olduğu, 49’unda Orman Genel Müdürlüğü’nün izni olmayan yapılar yapıldığı, 31 sahada izin amacının dışında kullanılan idare izni olmayan yapılar yapıldığı ve 20 sahanın ise koordinatlarının sorunlu olduğu belirlendi. 

Sonuç olarak, cezai yaptırımlara rağmen zaten mevcut madenletin yüzde 72’sinde sınır aşımı tespit edilmiş durumda. 

Sınır aşımında cezai yaptırımların kalkması ile birlikte ruhsat alanı dışında yürütülen yasa dışı faaliyetler teşvik edilecek ve meşruluk kazanacak, ruhsat alanı dışında madenciliğe yönelik yürütülen her türlü huyu dışı faaliyet karşılıksız kalacak. 

Tema Vakfı tarafından yapılan çalışmaya göre, Kazdağları yöresinin yüzde 79’u maden ruhsatlı. 

Bu ruhsatların yüzde 41’i aktif. Aktif ruhsatların yüzde 57’si arama, yüzde 43’ü ise işletme ruhsatı safhasında. Ruhsatların yüzde 38’i ise ihale alanı olarak ruhsatlandırılmış durumda.

Bu bölgede orman alanının yüzde 80’i, korunan alanların yüzde 55’i maden ruhsatlı. Kazdağları Milli Parkı’nın yüzde 80’i, Troya Milli Parkı’nın yüzde 10’u, Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı’nı yüzde 99,9’u ruhsatlı.

Yine aynı bölgede önemli doğa alanlarının yüzde 95’i, kültür varlıklarının yüzde 66’sı, tarım alanlarının yüzde 78’i ve büyük ovaların yüzde 60’ı ruhsatlı.

Tema Vakfı tarafından yapılan bir diğer çalışmaya göre, Muğla ve çevresinin yüzde 59’u maden ruhsatlı.

Muğla ve çevresindeki orman alanlarının yüzde 65’i, uluslararası koruma kriterlerine göre belirlenen, nadir flora ve fauna barındıran, dünya ölçeğinde önemli ekosistemler olan Önemli Doğa Alanları’nın yüzde 65’i yine madenler için ruhsatlı.

Tarım alanlarının yüzde 48’i, nadir canlı tür çeşitliliği, doğal ve kültürel özellikleriyle tabiatı koruma alanı, milli park gibi statülerle koruma altına alınmış alanların yüzde 55’i, kültür varlıklarının yüzde 66’sı ruhsatlı.

Türkiye’nin en yaşlı karaçam ormanı (250-700 yaş) ve eşsiz yaban hayatı ile mutlak koruma statüsüne sahip Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı’nın tamamı madenler için ruhsatlandırılmış durumda. 

Sadece iki bölgeye bakınca bile mevcut durumun Türkiye geneli için ne kadar vahim olduğunu görmek mümkün. Şimdi yeni gelecek değişikliklerle Türkiye’nin kazılmadık, altı üstüne getirilmedik bir karış toprağı kalmayacak. 

Şirketler, ruhsatsız biçimde çalışmalarını sürdürebilecek, cezai yaptırım gerektiren durumlara yönelik hiçbir sorumluluk taşımayacaklar. 

Doğal hayat, toplum sağlığı, ekosistem bütünlüğü, temiz, adil, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı tamamen hiçe sayılacak.

Avrupa’da korona alarmı: Önlemler sertleştiriliyor

Johns Hopkins Üniversitesi‘nin açıkladığı verilere göre dünya çapında koronavirüse yakalananların sayısı 40 milyonu aştı. Bu rakam, her ülkenin paylaştığı resmi rakamlara dayandırılsa da uzmanlar gerçek sayının test yetersizliği ve ülkelerin raporlama sıkıntıları nedeniyle daha fazla olduğunu tahmin ediyor.

Salgının yayılma hızı da arttı. Sadece 32 günde toplam vaka sayısı 30 milyondan 40 milyona yükseldi. Vaka sayısının 20 milyondan 30 milyona çıkması 38 gün, 10 milyondan 20 milyona yükselmesi ise 44 gün içinde gerçekleşti. 

Pandeminin başından bu yana 1 milyon 100 binden fazla insan Covid-19’dan hayatını kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü, etkili bir aşı bulunana ve kullanılmaya başlanana kadar bu sayının ikiye katlanacağını ve başarılı bir mücadele geliştirilmezse sayının daha da yükselebileceği konusunda uyarıyor.

ABD, Hindistan ve Brezilya vaka sayısının en yüksek olduğu ülkeler. Kuzey ve Güney Amerika ülkelerinde toplam vaka sayısı, tüm dünyada görülen vaka sayısının yüzde 47,27’sine tekabül ediyor.

Avrupa’da da günlük vaka artışı 150 binin üzerinde. Avrupa ülkelerindeki durum şöyle: 

Almanya

Alarma geçen Almanya’da  pandemiyle mücadele çerçevesinde kamusal binalarda havalandırma ve iklimlendirme sistemleri için 500 milyon euro ayırdığını açıkladı. “Virüs burada ve önümüzdeki birkaç ay kalmaya devam edecek” diyen Ekonomi Bakanı Peter Altmaier eyaletlere ve belediyelere enfeksiyonun yayılmasını engelleyici önlemler için destek sağlayacaklarını belirtti. Almanya da alarmda ancak kısıtlamalar eyaletten eyalete farklılık gösteriyor.

Bavyera Eyaleti Başbakanı Markus Söder de, açık hava olsa bile kalabalık alanlarda da maske kullanımının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Yedi gün boyunca 100 bin kişide 35 ya da daha fazla yeni vaka görülmesi halinde uygulamanın devreye sokulması gerektiğini ifade etti. Pandeminin başından beri Almanya’da 366 bin 299 vaka kaydedildi, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 9 bin 789.

Fransa

Fransa’da ise başkent Paris‘in de aralarında olduğu dokuz kentte geceleri sokağa çıkma yasağı devam ediyor. Ülkede son 24 saatte yeni bir rekor sayıyla, 32 bin 427 kişide yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası kaydedildi.

Fransızların 4 hafta süreliğine 21.00-06.00 saatlerinde ancak sağlık kuruluşlarına ve işe gitmek için dışarı çıkmalarına izin verilecek. Fransa’da son olarak 15 Ekim’de kayıtlara geçen 30 bin 621 vakayla salgının başlangıcından bu yana ülkede ve Avrupa’da en yüksek günlük vaka sayısı tespit edilmişti.

Belçika

Belçika

Belçika’da geceleri sokağa çıkma yasağı ilan edildi; tüm kafe ve restoranların dört hafta kapatılması kararı alındı. Salgında ikinci dalganın ‘kontrolden çıktığını’ söyleyen Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke, ülkenin ‘korona tsunamisi tarafından boğulmaya çok yakın olduğunu’ dile getirdi. Vandenbroucke, Belçikalıların davranışlarını ‘kökten değiştirmeleri’ gerektiğini belirterek, Valon Bölgesi ile başkent Brüksel’deki durumu ‘Avrupa’nın en kötüsü ve en tehlikelisi’ diye nitelendirdi.

İsviçre

İsviçre’de ise tüm kapalı alanlarda maske takılması zorunlu hale getirildi. İsviçre Sağlık Bakanı Alain Berset “İkinci dalga beklediğimizden daha erken ve daha güçlü geldi, ama hazırlıklıyız” dedi. Ülkede halka açık yerlerde 15’ten fazla kişinin bir araya gelmesi yasaklandı. Sinema ve mağazalar gibi kamusal alanların yanı sıra toplu taşımada da maske kullanımı zorunlu hale getirildi. Evden çalışmanın tavsiye edildiği ülkede, bir önceki haftaya kıyasla vakalar yüzde 150 oranında arttı. 

Avusturya

Avusturya

Avusturya’da da hükümet salgını kontrol altına almak için yeni kısıtlamalar getirme kararı aldı. Açık hava alanlarında 3 bin yerine en fazla 1500 kişinin bir araya gelmesine izin verilebilecek. Kapalı mekanlarda ise binden fazla insan bir araya gelemeyecek. Büyük etkinliklerde maske takmak zorunlu hale getirilecek. Açık alanlarda toplanmalar da 12 kişiyle sınırlandırıldı. Günlük vakaların cumartesi günü rekor düzeye ulaştığı Avusturya’da toplam vaka sayısı 65 bin 927’ye, ölü sayısı 904’e yükseldi.

İspanya

Salgına karşı önlemlerin artırıldığı İspanya’da 86 belediyede karantina veya serbest dolaşıma kısıtlama uygulanıyor. 6,5 milyon nüfuslu Madrid özerk bölgesinde 1 milyon kişiyi etkileyecek şekilde serbest dolaşıma kısıtlama getirilirken, Sağlık Bakanlığı salgının kontrol altına alınması için Madrid yerel yönetimine “genel karantina” kararı almasını tavsiye etti.

Sağlık Bakanlığı, dün 704 bin 209 olarak açıkladığı toplam vaka sayısını bugün 12 bin 272 artışla 716 bin 481 olarak güncelledi. Ayrıca son 7 günde Kovid-19’dan 475 kişinin hayatını kaybettiği ve salgından ölenlerin toplam sayısının 31 bin 232’ye çıktığı kaydedildi.

İrlanda

İrlanda’da artan koronavirüs vakaları endişe yaratıyor. Pazar günü ülkede 1283 yeni vaka kaydedildi. Yeni düzenlemeler, spor salonlarının kapatılmasını, restoranların sadece paket siparişi alacak şekilde çalışmasını, barların sadece dışarıdaki masalara maksimum 15 kişi kabul edebilmesini öngörüyor. İrlanda’da şimdiye kadar toplamda 1852 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti, toplam vaka sayısı ise 49 bin 962.

İtalya

Pazar günü 11 bin 705 vakayla günlük enfeksiyonların rekor seviyeye yükseldiği İtalya’da, belediye başkanlarına ‘korona yetkileri’ verildi. Başbakan Giuseppe Conte, belediye başkanlarının saat 21:00’den itibaren halka açık meydanları kapatma yetkisine sahip olduğunu duyurdu. İtalya’da Covid-19 kaynaklı ölü sayısı 36 bin 543’e çıktı, vaka sayısı ise 414 bin 240’ı aştı.

Slovenya

Covid-19 vakalarının bir önceki haftaya kıyasla iki katına çıktığı Slovenya’da 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi. Salgından en çok etkilenen bölgeler arasında seyahat yasaklandı ve bugünden itibaren saat 21:00-06.00 arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacağı belirtildi. İçişleri Bakanı Ales Hojs, halka açık etkinliklerin tamamının yasaklanacağını ve kişi sınırlandırılmasının 10’un altına indirileceğini duyurdu. Ülke genelinde vaka sayısı 13 bin 142’ye, ölü sayısı 188’e çıktı.

Rusya

Korona virüsü vakalarının başkent Moskova‘da yoğunlaştığı Rusya’da, günlük vaka sayısında rekor artış kaydedildi. 15 bin 982 yeni vakanın kaydedildiği ülkede son 24 saat içinde 179 kişi öldü. Rusya’da ölü sayısı 24 bin 366’ya, vaka sayısı 1 milyon 415 bin 316’ya yükseldi.

Tekirdağ ve Kırklareli’nde iki termik santral için yürütmeyi durdurma kararı

Peru dağlarında 2 bin yaşında kedi figürü

Koronavirüs salgını sırasında bir yamaçtaki tarihi sit alanında bakım yapan arkeologlar, 37 metre uzunluğunda bir kedi figürü keşfetti.

Nazca Çölü jeogliflerle dolu

Çöl, jeoglif denen, yere uzun çizgiler çizerek yapılmış pek çok figüre sahip. Bilim insanları bu kedi figürünün de, diğer Nazca Çizgileri gibi toprağa basınç uygulayarak yapıldığını düşünüyor.

Kültür Bakanlığı Nazca-Palpa yönetim planının direktörü Jhony Islas, keşfedilmeyi bekleyen daha da fazla tasarım olduğunu söyledi. 

25 milyon kişi grip aşısı bekliyor, 800 bin aşı geldi: Milyonlarca kişi risk altında

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 14 Ekim’de aşının Türkiye’ye geldiğini bildirmiş ancak sayısı ve kimlerin nasıl ulaşacağı konusunda bilgi vermemişti.

Bu yıl, yurt dışından toplam 1.3 milyon grip aşısı getirilecek. 

Süreç nasıl işleyecek?

Grip aşısı yapılması gereken riskli kişiler, öncelikle aile hekimlerine başvuracak. Aile hekimi bakanlığın belirlediği “Charlson Risk Skoru” puanlamasına göre, puanı tutan ve birinci riskli grup adı altında saptanan hastaya grip aşısı reçetesi yazacak. Hasta o reçete kodu ile eczaneye gidecek ve eczacı da ilaç deposundan aşıyı isteyecek. Eczaneden aşısını alan vatandaş tekrar Aile Hekimine gidecek ve aşısı orada yapılacak.

Önceki yıllarda olduğu gibi risk grubunda olduğu için grip aşısını satın alarak yaptırmak isteyen vatandaşların eczanelere giderek isimlerini yazdırdığı ve bu şekilde pek çok eczanede 300-400 kişilik listelerin olduğu belirtildi. 

Charlson Risk skoru nedir?

Charlson Risk Skoru, Uluslararası Hastalık Sınıflandırması’nın teşhis kodlarından birisi olarak kullanılıyor. Bu puanlama aşılama için değil hastalık için getirildiğinden kimlerin yüksek riskli olduğu ile ilgili birçok tartışmaya yol açacağı belirtiliyor. Bu endekste hamileler, aşırı kilolular ve 2 yaş altındaki çocukların durumu da dezavantaj taşıyor.

Bakanlık da biliyordu

ANKA’ya konuşan Türkiye Eczacı İşverenleri Sendikası Genel Sekreteri Mehmet Aydoğan konuya ilişkin şöyle dedi:

“Bugün 800 bin doz grip aşısının geldiği belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın halen konu üzerinde çalıştığını duyuyoruz. Yüzde 100 elzem olanlar var. Öncelikle onlara vurulması için bu kriteri getirdiklerini düşünüyoruz. Ama bu durumda daha önce 65 yaş üzerinde olanlara kesinlikle yapılabilen aşı bu yıl en azından şu aşamada yapılamayacak. Herkes aşıya ulaşamayacak. Aşının vurulması gereken insan sayısının 20-25 milyon kişi olduğu söyleniyor. Bakanlığın Çin ile de görüştüğünü biliyoruz. Bu nedenle getirilen aşının aşamalı olarak artırılacağını düşünüyorum. Avrupa’nın bu durumda olduğunu biliyoruz. Orada da eczanelerde serbest olarak grip aşısı satılamayacak.”