Ana Sayfa Blog Sayfa 1787

Kıyılardaki avlanmalar balık popülasyonunu azaltıyor

İstanbul Boğazı‘nda balıkçı teknelerindeki artış tartışmalara neden oldu. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadet Karakulak, kıyısal alanların biyolojik çeşitlilik için önemli olduğunu söyleyerek kıyılardaki avlanmanın balık popülasyonuna ciddi şekilde zarar verdiğini söylüyor.

Kıyısal habitatlar korunmalı

DHA‘nın haberine göre, Prof. Karakulak, İstanbul Boğazı’nın balıkların göç noktası olduğunu vurguluyor. Bu göç noktalarında yoğun olarak avcılığın yapılması balık popülasyonunda azalmaya yol açıyor:

Şu anki mevzuatlara baktığımızda İstanbul Boğazı’nın güney kısmı, Ahırkapı ile Kadıköy arası ve Yeniköy ile Çubuklu arası çekilen hatta tamamen gırgır avcılığı yasaktır. Ama İstanbul Boğazı’nın kuzeyinde gırgır avcılığı yapılabilir. Sadece dikkat edilmesi gereken kıyısal alanda 0 ile 24 metre derinlikte gırgır avcılığına müsaade edilmiyor. Kıyısal alanlar biyolojik çeşitlilik için önemli sahalardır. Tüm balıkların yaşam alanlarıdır. Bu yaşam alanlarının bozulmaması için kıyısal habitatların korunması lazım. Eğer gırgır avcılığı kıyısal alanda yapılacaksa dip habitatına zarar verecektir ve balıklar olumsuz olarak etkilenir.”

Gırgır avcılığı ile sürü halinde gezen pelajik ve küçük balıkların avcılığı yapılmakta. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan bu av çeşidi ticari amaçlarla yapılıyor.

Endüstriyel balıkçılığa izin verilmemeli

Prof. Karakulak, özellikle kıyısal alanlarda endüstriyel balıkçılığa müsade edilmemesi gerektiğinin de altını çiziyor:

Kıyısal alanlar tamamen küçük ölçekli balıkçının balıkçılık sahasıdır. Bu anlamda aşırı av baskısının oluşturulmaması açısından bu sahaların küçük ölçekli, geleneksel balıkçıların kullanması, endüstriyel balıkçının açık deniz, okyanuslara çıkıp avcılık yapması lazım. Yani endüstriyel balıkçı açık denizde, kıyı balıkçısı geleneksel balıkçı da kıyıda balıkçılık faaliyeti yapar. Ama İstanbul’u düşündüğümüzde İstanbul Boğazı dar bir geçit. Balığın zaten göç noktası. Balığın hiçbir kaçış noktası yok ve balıkçı maksimum düzeyde bu noktada avcılık yapmış oluyor.”

‘İstanbul Boğazı endüstriyel balıkçılığı kapatılmalı’

Prof. Dr. Saadet Karakulak endüstriyel balıkçının daha açık sahalarda avcılık yapması gerektiği görüşünde:

Dar bir koridor üzerinde yapılacak avcılık aşırı av baskısını arttırmakta. Bu da balık stoklarının azalmasına hatta neslin tehlike altına girmesine yol açıyor. Bizim bilimsel tavsiyemiz İstanbul Boğazı balık geçiş noktası olduğu için burada endüstriyel avcılığın yapılmaması, daha çok geleneksel balıkçılık yöntemlerle avcılığın yapılması lazım ki sürdürülebilir balıkçılık sağlansın.”

Yasa dışı avlanma, bilinçsiz avlanma ve küresel ısınma balık türlerinin yok olmasına sebep oluyor.

Aşı firmaları: Bulaşmayı engelleyebileceğinden emin değiliz

Amerikan ilaç firması Pfizer’in CEO’su Albert Bourla, Almanya merkezli BioNTech ile geliştirdikleri Covid-19 aşısının, insanların korona virüsünü başkalarına bulaştırmasını engelleyip engellemediğinin ‘belirsiz’ olduğunu söyledi. Konunun incelenmesi gerektiğini aktaran Bourla, “Elimizdeki verilerle bundan kesin emin olamayız” dedi.

NBC kanalındaki Dateline programında konuşan Bourla, “Aşı yaptırıp korunmama rağmen yine de [virüsü] başkalarına bulaştırabilir miyim” sorusunu, “Bunun incelenmesi gereken bir şey olduğunu düşünüyorum” diyerek yanıtladı.

Moderna da uyarmıştı

Duvar’ın aktardığına göre, geçen gün Amerikan biyoteknoloji şirketi Moderna‘dan da benzer bir uyarı yapılmıştı.  Firmanın Medikal Direktörü Tal Zaks, aşıyı olan kişilerin kendileri korunsa bile virüsü taşıyabileceğini ve başkalarına bulaştırmaya devam edebileceğini açıklamış, bu konuda bilimsel araştırmaların henüz yapılmadığını aktarmıştı. Amerikan haber sitesi Axios‘a konuşan Zaks, kendi geliştirdikleri korona virüsü aşısının etkisine dair araştırmanın, aşı olan kişilerin virüsü yayıp yaymayacağına dair bir ölçüm yapmadığına işaret etmişti.

DSÖ inceliyor

Öte yandan yüzde 95 etkili olduğu belirtilen Pfizer/BioNTech aşısının kullanımını ilk onaylayan ülke Birleşik Krallık oldu. Aşının önümüzdeki haftadan itibaren ülke çapında kullanıma sunulacağı açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü de (DSÖ) firmanın ‘acil kullanım onayı’ talebi üzerine aşıyı incelemeye aldı. 

İstanbul Tabip Odası: Ölümlerin vebali iktidarın üzerinde

İstanbul Tabip Odası (İTO), koronavirüs salgını nedeniyle yaşamını yitiren hekimler Ahmet ZareMehmet KarakumFerruh İlterMustafa Selek ve Ahmet Oğuz Tezcanlı‘yı anmak için Şişli’deki İstanbul Çevre Hastanesi önünde açıklama yaptı.

MA’nın aktardığına göre, yaşamını yitiren hekimler için yapılan saygı duruşunun ardından başlayan açıklamada “Artık yeter! Ölümleri durdurmak için tam kapanma şart” yazılı pankartı açan hekimler, yaşamını yitiren meslektaşlarının fotoğraflarını taşıdı.

‘Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilsin’

İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, salgın nedeniyle birçok sağlık çalışanının yaşamını yitirdiğini hatırlatıp şunları söyledi:  “Salgın almış başını gidiyor. Sağlık çalışanları toplumun sağlığı için çok önemli. Bizler ayakta zkalamasak bu salgının idare edilmesi mümkün olmayacaktır. Covid-19’un sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak kabul edilmesini istiyoruz. Sağlık çalışanları salgının başından daha kötü, tükenmiş durumdadır.” 

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Osman Öztürk de salgına karşı iktidarın önlem almamakta ısrar ettiğini ve başarı hikâyesi ortaya çıkarmaya çalıştığını söyleyip “Ölen meslektaşlarımızın, sağlıkçılarımızın ve yurttaşlarımızın sorumlulukları ve vebali bu iktidarın üzerindedir” dedi.

‘Artık yeter, tam kapanma şart’

Oda, dün Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Artık yeter. Ölümleri durdurmak için tam kapanma şart. Bir günde beş hekim yaşamını yitirdi. Duydunuz mu?” demişti.

Köşker: Balon balığı ekosistemin bir gerçeği, av teşvikiyle sorun çözülmez

Tarım ve Orman Bakanlığı istilacı bir tür olarak bilinen balon balığının Akdeniz ve Ege Denizi’ne kıyısı olan illerde avlanmasına yönelik yeni bir teşvik uygulaması başlatıyor. Bu kapsamda balıkçılar tarafından getirilen her balon balığı kuyruğu için 5 TL ödeme yapılacak.

Balon Balığı Avcılığının Desteklenmesine Dair Tebliğ Resmi Gazete’de yayınlanarak 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Kuyruk alımı, 31 Aralık 2020’ye kadar gerçekleştirilecek ancak daha öncesinde 1 milyona ulaşıldığında Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SUBİS) üzerinden alım durdurulacak.

‘Ekosistemin gerçeği, söküp atamazsınız’

Konuyla ilgili Yeşil Gazete’ye değerlendirme yapan Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Ali Rıza Köşker ise bu yöntemin oldukça eksik ve hatalı olduğunu belirterek “Balon balıkları ekosistemin bir gerçeği. Siz söküp atamazsınız. Tüm Akdeniz’i istila etmiş balıklardan bahsediyoruz” dedi.

Kıbrıs’ta da daha önce bu yöntemin denendiğini ancak bir sonuç alınamadığını belirten Köşker, “Lokal bir önlemle azaltılabileceğini düşünüyorlarsa yanılıyorlar” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: DHA

‘Farklı türleri bulunuyor ama teşvik sadece biri için’

Bu balığın zehirli olduğunu ve Türkiye’de birçok kişinin zehirlenmesine ve hatta ölümüne yol açtığını hatırlatan Doç Dr. Köşker, “Eğer balık zehirli olduğu için böyle bir yöntem öneriyorsanız neden tek bir türle sınırlıyorsunuz?” sorusunu sordu.

Balon balığının yaklaşık 10 tane türü bulunuyor. Türkiye’de Akdeniz ve Ege bölgelerinde ise dört tür yaygın olarak bulunuyor. Bu balıkları incelediklerini belirten Köşker, bu türlerin de toksik seviyelerinin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Ancak söz konusu teşvik yalnızca kıyılardaki en iri balon balığı türü olan lagocephalus sceleratus türünü kapsıyor.

‘Yenilmesi kesinlikle engellenmeli’

Japonya’da balon balığının yenilebilen türlerinin de bulunduğunu belirten Köşker, Türkiye’deki türlerin ise zehirli olduğunu söylüyor. Uygulamada balıkçılardan sadece kuyruğunu getirmelerinin istenmesinin de sorun yaratabileceğini belirten Köşker şu soruyu sordu:

Diyelim ki balıkçı balon balığını yakaladı. Etini ayırdı ve kuyruğunu getirdi. Etini yemeyeceğini veya satmaya çalışmayacağını nereden biliyorsunuz? Neden sadece kuyruğu?

Ekonomik teşvik için yetersiz

Medyada yer alan haberlerin de insanların yanlış yönlendirilmesine sebep olduğunu aktaran Doç. Dr. Köşker kişinin çıkan haberlerden etkilenerek yeme hatasında bulunarak zehirlendiğini belirtti.

Balıkların diş yapıları sebebiyle balıkçı ağlarında zarara yol açtıklarını belirten Köşker, “Burda tek fayda balıkçıların ekonomik zararını karşılamak olabillir. Ama o zamanda neden 1 milyon ile sınırlı kaldığı veya neden balıkçıların genel sorunlarına yönelik çözümler üretilmediği sorusu akla geliyor” dedi.

‘İkincil kullanım alanları araştırılmalı’

Köşker çözüm olarak ilk etapta balon balıklarının ekosistemin bir gerçeği haline geldiğini kabul etmek gerektiğini söyledi.

Ayrıca ikincil kullanım alanlarının araştırılması ve bu araştırmaların teşvik edilmesi gerektiğini belirten Ali Rıza Köşker gübre olarak, yem olarak kullanımı gibi birçok seçenek bulunabileceğini aktardı.

Ortaya çıkış sebebi Süveyş Kanalı

Normalde yaşam alanı Pasifik Okyanusu olan balon balıkları Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla birlikte Akdeniz’e yayıldı.  Kanalın genişletilmesi ve ikinci bir kanalın açılmasıyla birlikte daha fazla sayıda balon balığı türü görülmeye başlandı.

Bölgedeki diğer balık türlerine kıyasla sayısı çok hızlı bir şekilde artan bu istilacı balıklar şu anda Akdeniz’e kıyısı olan birçok ülkede sorun teşkil ediyor. Küresel ısıtmanın etkisiyle de popülasyonlarının çok fazla arttığına dikkat çeken Köşker, “Bu sorun tamamıyla insanlar tarafından yaratıldı” ifadelerini kullandı.

Köşker, bu sebeple uluslararası bir çözüm için de yollar aranabileceğini belirtti ancak ülkelerin Süveyş Kanalı’nı ulaşımda hızlılık sağladığı ve petrol ticaretindeki önemi sebebiyle desteklediklerini bu yüzden bu yönde bir çabaya yanaşmayacakaları yorumunda bulundu.

DİSK-Türk-İş ve Hak-İş: Asgari ücret vergiden muaf olsun

Asgari ücret görüşmeleri öncesi ortak bir açıklama yapan DİSK, Türk-İş ve Hak-İş, maaşların asgari ücrete denk gelen tutarından vergi alınmamasını istedi.

Üç sendika bugün ilk toplantısı yapılacak asgari ücret görüşmeleri öncesi DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan imzasıyla ortak yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, 2021 yılı asgari ücret görüşmelerinin, koronavirüs salgının tüm dünya ve Türkiye’de ağır insani, sosyal ve ekonomik tahribatının yaşandığı bir dönemde başladığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

Küresel salgın, başta işçiler olmak üzere tüm ücretli çalışanların yaşama şartlarını daha da ağırlaştırdı. Ciddi iş ve gelir kayıplarına yol açtı. Nitekim devletin resmi kurumunca açıklanan son büyüme rakamlarında, çalışanların milli gelirden aldıkları payın ciddi oranda gerilediği de görülmektedir. 2021’de geçerli olacak asgari ücretin, pandemi koşullarında yaşanan iş ve gelir kaybı dikkate alınarak insan onuruna yaraşır bir geçim ücreti olarak tespit edilmesi ortak düşüncemizdir.”

Asgari ücretin işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücret olduğunun vurgulandığı açıklamada şöyle denildi: 

‘Asgari ücret pazarlık ücreti değildir’

Asgari ücret bir pazarlık ücreti değildir. İşçinin ailesiyle insanca yaşamasını sağlayacak gelirdir. Asgari ücretin belirlenmesi müzakerelerinde göz önünde tutulması gereken öncelikli husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim koşullarıdır. Çalışanlar, yaşanılan ekonomik sıkıntıların nedeni değil mağdurudur ve ‘ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum’ gerekçesiyle asgari ücretin düşük belirlenmesi kabul edilemez.”

Üç başkanın açıklamasında Türkiye’deki asgari ücret düzeyinin AB üyesi çoğu ülkenin gerisinde bulunduğu, ayrıca ücretliler üzerinde dayanılmaz boyutlarda vergi yükleri olduğuna da dikkat çekilerek“insan onuruna yakışır” düzeyde bir asgari ücret belirlenebilmesi için, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun çalışmaları sırasında temel alınması gereken şu ilkelere yer verildi:

  • Asgari ücretin saptanmasında Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. İçinde yaşadığımız salgın koşullarının yarattığı gelir kaybı ve gider artışları da dikkate alınmalıdır.
  • Asgari ücret, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) hariç ve net olarak açıklanmalıdır. Bu ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret, açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir.
  • Ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran yüzde 10 olmalıdır.
  • Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır.

Antarktika’da kopan 150 kilometrelik buz dağını yörüngedeki uydular görüntüledi

San Francisco merkezli Planet yörüngedeki uydular, 2017 yılında Antartika‘nın Larsen C Buz Tabakası‘ndan ayrılan ve okyanusta sürüklenen 150 kilometre uzunluğundaki buz dağını görüntüledi.

Daha önce pek çok kez yörüngeden görüntülenmeye çalışılan buz dağının hava koşulları sebebiyle bugüne kadar net bir şekilde kaydı alınamamıştı. BBC’e yer alan habere göre bilim insanları buz dağının deniz seviyesine olan etkisi konusunda endişeleniyor.

Deniz seviyeleri artacak

Küresel ısınmanın bir sonucu olan buzulların erimesi deniz suyu seviyelerini önümüzdeki dönemlerde artıracak. Christian Aid tarafından yayınlanan bir rapor küresel ısınmanın sonuçlarıyla ilgili çarpıcı gerçekleri ortaya koyuyor.

Eğer tüm buzullar erirse deniz suyu seviyesi ortalama 65 metre kadar yükselecek. Bu da deniz seviyesine yakın kara parçalarının denize karışacağı anlamına geliyor. Rapora göre buzulların erimesinden en çok etkilenecek ülkelerden biri Birleşik Krallık.

İrlanda ve İngiltere’de kıyı tarafları olduğu gibi su altında kalacak ve adalar küçülecek.

Bering Denizi alarm veriyor

Öte yandan, İngiliz Daily Mail Gazetesi’nin Science Advantes‘ta yayınlanan bir makaleden derlediği haberine göre, Bering Denizi son 5 bin 500 yılın en düşük buz seviyesinde.

Uzmanlar, atmosfere salınan insan faaliyetleri kaynaklı güneş radyasyonu ve sera gazları nedeniyle Bering Denizi’nin önümüzdeki dönemde kış deniz buzunu kaçınılmaz olarak kaybedeceğini söylüyor.

ABD’nin Türkiye’ye S-400 yaptırımları yolda

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi’nin Senato ve Temsilciler Meclisi kanatları, 2021 mali yılı için savunma bütçesine 740 milyar dolar ayıran Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısı‘na (NDAA) son halini verdi.

Tasarıya, Rusya‘dan S-400 alması sebebiyle Türkiye‘ye yaptırım uygulanmasını zorunlu kılan maddeler eklendi. Tasarı önümüzdeki günlerde ABD Başkanı Donal Trump‘ın imzasına sunulacak.

Beş veya daha fazla yaptırım

Temsilciler Meclisi’nde görüşülen taslakta Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemleri satın alması CAATSA yaptırımlarına göre ciddi bir işlem olarak değerlendirildi. Taslakta konuyla ilgili şunlar yazıyor:

Türkiye’nin S-400 satın alması CAATSA’ya göre ciddi bir işlem. Bu taslağın yasalaşmasına takiben 30 günü geçmeyecek şekilde, ABD Başkan’ı CAATSA’nın 235. maddesine göre beş ya da daha fazla yaptırım uygulamalı. Yaptırımların uygulandıktan sonra kaldırılması için, Türkiye hükümeti ya da hükümet adına hareket edenler S-400 sistemi ya da bu sistemin yeni bir modelinin Türkiye içinde operasyonel olmadığını kanıtlamalı.”

Tasarıda yaptırımların ithal edilen malları kapsamaması istendi. Doğal ya da insan eliyle yapılmış maddeler, imal edilmiş erzak ve bunlara ilişkin denetim ekipmanı bu mallar kapsamında.

CATSAA nedir?

Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA), ülkenin güvenliğine tehdit olduğu düşünülen İran, Rusya ve Kuzey Kore‘ye karşı yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

Yasanın 231. maddesine göre ise Rusya ile savunma ve istihbarat alanlarında çalışanlara karşı da yaptırımlar uygulanacağı belirtiliyor. Yaptırımlar bu alanda Rusya Federasyonu için veya onun adına çalışan kişilerle bilerek önemli işlem yapan gerçek ve tüzel kişileri kapsıyor. Maddenin (d) fıkrası kapsamında da yasanın yürürlüğe girmesini takiben 60 gün içinde ABD Başkanı, Rusya Federasyonu için veya onun adına çalışan kişileri belirlemesi gerekiyor.

Listede S-400 savunma sistemlerini üreten Almaz-Antey Air and Space Defense Corporation JSC şirketi de bulunuyor. Bu şirketle işlem yapanlar da CATSAA’ya göre cezalandırılması gerekiyor. Türkiye’ ye yaptırımlar bu kapsamda uygulanacak.

F-35 uçaklarını ABD kullanacak

Ayrıca, tasarıda Türkiye’nin almış olduğu altı adet F-35 uçağının da ABD Hava Kuvvetleri‘nce kullanılması için gerekli yetkilendirme yapıldı. Yasanın 159. bölümünde tasarının yasalaşmasından sonra 15 gün içerisinde Türkiye şirketlerinin yerine F-35 için parça üretecek ortakların tespit edilmesi ve işlemlerin başlatılması istendi.

Avrupa Yeşil Mutabakatı Yeşil Düşünce Derneği tarafından Türkçeleştirildi

Yeşil Düşünce Derneği altında faaliyet gösteren Yeşil Ekonomi Çalışma Grubu, Avrupa Komisyonu tarafından kaleme alınan ve 2019 yılında çağrısını yaptığı Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı Türkçe’ye çevirdi.

Dernek yaptığı açıklamada yeşil ekonomi konusunun ekoloji, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve yenilenebilir enerji, demokrasi ve medya ile birlikte Yeşil Düşünce Derneği’nin başlıca çalışma alanlarından birisi olduğunu belirtti.

Yeşil Mutabakat ne içeriyor?

Yapılan açıklamada “Yeşil Mutabakat, AB’nin 2050’ye kadar net sera gazı emisyonlarının sıfırlandığı, ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırıldığı(decoupling) ve kimsenin ve hiçbir bölgenin geride bırakılmaması temel hedeflerini içeren stratejisiyle, emisyonları azaltırken iş imkanları yaratacak ve yaşam kalitesini artıracaktır” denildi.

Yeşil Düşünce “Böylece, ana çerçevesini sunduğumuz Avrupa Yeşil Mutabakat belgesinin bütüncül çevirisinin ilgi görmesi ve yaygınlaştırılmasını, yeşil yeni düzen perspektifimizin oluşmasında önemli bir ilk adım olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yeşil Mutabakat’ın Türkçe çevirisine bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

CHP’li Erbay: Lüksünüzden, şatafatınızdan vazgeçip esnafa destek olun

Koronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirlerde esnafın yok sayıldığını, görmezden gelindiğini ifade eden CHP Muğla Milletvekili Avukat Burak Erbay, esnafın yaşadığı sorunları TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdi.

Salgın kapsamında alınan kısıtlama tedbirlerinin esnaf için idam fermanı olduğunu belirten Erbay, bir an önce esnafın desteklenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve esnafa destek verilmesi çağrısı yaptı.

‘Fedakarlık yapmaya kendinizden başlayın’

Tedbirlerin aşınması gerektiğini belirten Erbay “Hatta bugün alınan tedbirlerden çok daha sıkı tedbirler alınmalıdır. Ancak bu tedbirler alınırken sırtınızı esnafa dönmeyin. Yıllarca hizmet veren lokantacı esnafımızı, kahve işletmelerimizi, direksiyon başında yolları arşınlayan şoför esnafımızı, kuaför ve berberlerimizi, halı saha işletmecilerimizi, internet kafe sahiplerini kaderiyle baş başa bırakmayın” dedi.

Fedakarlık yapması gerekenin önce hükümet olduğunu vurgulayan CHP’li vekil, “Yandaş şirketleri zengin etmekten, kullanılmayan yol, köprü, havaalanlarına verilen garanti ödemelerden vazgeçin. Sonu gelmeyen lüksünüzden, şatafatınızdan, 50 bin dolarlık çantalarınızdan, yazlık, kışlık uçan saraylarınızdan vazgeçin. Bugünlerde uçak filosuyla gitmeyi planladığınız bir piknik geziniz varsa derhâl iptal edin” ifadelerine yer verdi.

Erbay sözlerini “Can çekişen esnafımız, tüm borçlarının en az bir yıl faizsiz bir şekilde ertelenmesini, sicil affı çıkarılmasını, düşük faizli kredi sağlanmasını ve maddi destek verilmesini beklemektedir. Esnafımızın beklentilerini bir an önce karşılayın” cümleleriyle tamamladı.

İzmir’de hava kirliliği alarm veriyor

İzmir‘de havaların soğuması ve kömür kullanımının artmasıyla birlikte kentin birçok noktasında hava kirliliği oluştu. Kent merkezi başta olmak üzere şehrin birçok noktasında gökyüzünü kaplayan dumanlar nedeniyle görüş mesafesinde de azalma yaşandı.

Konak ilçesine bağlı Kadifekale, Ballıkuyu, Gültepe, Tepecik, Gürçeşme gibi semtler sobaların kullanımından dolayı hava kirliliğinin yoğun yaşandığı bölgeler oldu.

Fotoğraf: DHA

Kirlilik hassas seviyede

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ulusal Hava Kalite İzleme İstasyonu verilerine göre, Konak ilçesinin Hava Kalite İndeksi (HKİ) 118 olarak ölçüldü. “Hassas” olarak değerlendirilen bu seviye kirliliğin risk grubundaki kişileri etkileyebileceği anlamına geliyor.

Kent merkezindeki hava kirliliği seviyesinin 65 yaş ve üstü ile solunum rahatsızlığı olanları etkileyebilecek durumda olduğu rapor edildi.