Ana Sayfa Blog Sayfa 1612

Recep Tayyip Erdoğan, Ekonomi Reform Paketi’ni açıkladı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi‘nde Ekonomi Reform Paketi‘ni açıkladı.

Erdoğan, basit usulde vergilendirilen kuaför, tesisatçı, tuhafiyeci, marangoz, tornacı, çay ocağı işletmecisi, terzi ve tamirci gibi yaklaşık 850 bin esnafın gelir vergisinden muaf tutulup, beyan yükümlülüklerinin kaldırılacağını duyurdu.

‘Şeffaflık ve hesap verebilirliği artırıyoruz’

Erdoğan yaptığı konuşmasında, ilk reform alanının “risklere karşı daha güçlü bir kamu maliyesi yapısını oluşturmak” olacağını kaydetti ve hesap verebilirliği artıracaklarını söyledi:

Meclisin bütçe hakkının kapsamını genişletirken, şeffaflık ve hesap verebilirliği artırıyoruz. Bunun için iki önemli politika değişikliğine gidiyoruz.

Döner sermayeleri gözden geçiriyor, verimli olmayanları kapatıyor ve diğerlerini de kademeli şekilde merkezi yönetim bütçesine, dolayısıyla Meclis denetimi kapsamına alıyoruz.

İsrafa kesinlikle tahammülümüz olmadığı için kamu idarelerinde tasarruf anlayışını yaygınlaştıracak önemli düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.

Kamu personeliyle ilgili iş ve işlemlerin tek bir idare tarafından yürütülmesini sağlıyoruz.

Kamu idaresinin bir bütün olduğu anlayışıyla, merkezi yönetimin yanı sıra yerel yönetimlerde de tasarrufçu bir bakış açısının oluşmasını hedefliyoruz.

Borç stokunun dış şoklara karşı duyarlılığını azaltabilmek için döviz cinsi borçların toplam borç stoku içerisindeki payını düşürüyoruz.”

Küçük esnada vergi muafiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform paketinde dar gelirli küçük esnafa yönelik bir vergi muafiyetinin de yer aldığını açıkladı:

Reform paketimizde dar gelirli küçük esnafımıza yönelik bir vergi muafiyeti de yer alıyor.

Hazine nakit yönetimini de daha güçlü hale getiriyoruz. Bunun için Hazine’nin kullanımı dışında kalan kurumların hesabını, Tek Hazine Kurumlar Hesabı Sisteminde toplayarak, nakit yönetiminde verimliliği sağlıyoruz.

Ülkemizin risk primini düşürerek, borçlanma maliyetlerimizi aşağıya çekecek politikaları tahkim ediyoruz.

Vergi Usul Kanunu’nu kayıt dışılığı azaltacak ve vergiye uyumu teşvik edecek şekilde güncelliyoruz.

Basit usulde vergilendirilen kuaför, tesisatçı, tuhafiyeci, marangoz, tornacı, çay ocağı işletmecisi, terzi ve tamirci gibi yaklaşık 850 bin esnafımızı gelir vergisinden muaf tutuyor, beyan yükümlülüklerini de kaldırıyoruz.”

‘Hedefimiz tek haneli düşük enflasyon oranları’

Ülkedeki enflasyon oranlarına da değinen Cumhurbaşkanı, öncelikli gündem maddelerinden birinin de enflasyon olacağını kaydetti:

Öncelikli gündem maddelerimizden birisi de enflasyonla mücadele olacaktır. Hedefimiz tek haneli düşük enflasyon oranlarına ulaşmaktır.

Gıda Komitesinin politika önerilerini şekillendirebilmesini ve piyasanın etkin çalışabilmesini temin için veri akışını sağlayacak bir erken uyarı sistemi kuruyoruz.

Gıda tarafında kayıp ve israfın azaltılması için de harekete geçiyoruz. Tarlada ve hallerde kalan taze meyve ve sebzeleri piyasaya kazandıracak mekanizmalar geliştiriyoruz.

Erken uyarı sistemi üzerinden özellikle üretim, toptan ve perakende aşamasında gıda zincirinin tamamı anlık olarak takip edilerek raporlanacaktır. Sistemin getirdiği anlık veri akışı sayesinde karar alma hızımız artacaktır.”

‘Sözleşmeli tarım mekanizmaları geliştiriyoruz’

Tarımsal üretimde öngörülebilirlik ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçmek için sözleşmeli tarım mekanizmalarının da geliştirildiğini kaydetti:

Tarımsal üretimde öngörülebilirliği artırmak ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçmek için sözleşmeli tarım mekanizmaları geliştiriyoruz. Yıllık cirosu 500 milyar lira olan gıda sektöründe yaşanan israfı sadece yüzde 2 azaltsak 10 milyar liralık bir tasarruf elde etmiş olacağız.

İşlenmemiş gıda fiyatlarında aracılık maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayacak Hal Yasası ile ilgili çalışmaları da hızla tamamlıyoruz. Enflasyonda risk oluşturan yapısal şokları değerlendirmek, gerekli politikaları belirlemek ve yönetmek için Fiyat İstikrarı Komitesi’ni tesis ediyoruz.

Kamunun yönettiği ve yönlendirdiği fiyatlardaki artışlar, gerçekleşen enflasyon yerine hedef enflasyona göre yapılacaktır.”Finansal istikrarın sağlanması ve finans sektörünün geliştirilmesi de öncelikli konularımız arasındadır. Sektörün sahip olduğu gücü koruyup, bağışıklığını daha da kuvvetlendirmek istiyoruz.”

Bireysel emeklilik sistemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bireysel emelilik sisteminde 18 yaş altı çocukların da sisteme girmesi için çalışmalar yapıldığını aktardı:

Bireysel emeklilik sistemini çok daha geniş kesimlere yaygınlaştırıyoruz. Nüfusumuzun yüzde 25’ini oluşturan 18 yaş altındaki çocuklarımızın sisteme girebilmesinin önündeki engelleri kaldırıyoruz.

Dijital paranın ekonomik, teknolojik ve hukuki altyapısını oluşturacak adımları atıyoruz. Reel sektör şirketlerimizin tahvil ihraçlarını özendirmek için Tahvil Garanti Fonu kuruyoruz.

Finansal sektörün sigortacılık ayağını da ihmal etmeyerek, bireysel emeklilik sisteminin derinleşmesine ve gelişmesine katkı sağlıyoruz.Cari açıkla mücadelede 3 temel politikayı takip edeceğiz.

İlk olarak, yapısal cari açığa odaklanıyoruz. İkinci önceliğimiz, ihracatın tabana yayılmasını sağlayarak, potansiyeli olup hiç ihracat yapmamış KOBİ’leri ihracata teşvik etmektir. Üçüncü ve son alanımız ise sanayide yeşil dönüşümü desteklemektir. Sandık, vakıf ve dernek gibi kuruluşlardaki emeklilik birikimlerinin, 2023 sonuna kadar bireysel emeklilik sistemine aktarımına imkan veriyoruz.

Sanayimizde kapasite artışı sağlayacak ve rekabet gücümüzü bir üst basamağa taşıyacak adımlar atıyoruz.Yenilikçi ve güçlü bir sağlık endüstrisinin geliştirilmesi amacıyla Cumhurbaşkanlığına bağlı Sağlık Endüstrileri Başkanlığı kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı himayesinde Yazılım ve Donanım Endüstrileri Başkanlığı kuruyoruz.”

İstihdama Finansman Desteği

Sanayide kapasite artışını sağlayacak adımların atılacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstihdama Finansman Desteği adıyla yeni destek modeli getirileceğini açıkladı:

Sanayimizde kapasite artışı sağlayacak ve rekabet gücümüzü bir üst basamağa taşıyacak adımlar atıyoruz. Özellikle Kredi Garanti Fonu teminatıyla 5. ve 6. bölgelerde yapılacak imalata dayalı ithal ikamesini sağlayan ve ihracatı önceleyen yatırımlara uzun vadeli cazip kredi destekleri veriyoruz. Doğalgaz piyasasını yeniden yapılandırarak, bu alanı rekabetçi bir temelde geliştiriyoruz. Enerji verimliliği desteklerinin kapsamını genişletiyoruz. Elektrik enerjisi depolama tesislerinin kurulmasına yönelik yasal altyapıyı tamamlıyoruz.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltan politikaları etkin şekilde uygulamayı sürdüreceğiz. Enerji verimliliği desteklerinin kapsamını genişletiyoruz. Mesleki eğitim merkezlerini gençler için cazip kılmak amacıyla çocuklarımızın kalfalık döneminde aldıkları ücretleri yükseltiyoruz.

Salgının istihdam piyasalarında oluşturduğu tahribatı gidermek için ilave İstihdama Finansman Desteği adıyla yeni destek modeli getiriyoruz.

Firmalar, istihdama kattıkları her bir ilave kişi için Kredi Garanti Fonu kefaletiyle 24 ay vadeli, ilk 6 ayı ödemesiz 100 bin liralık kredi kullanabilecektir.

Kamu görevlileri, kadrolarına bağlı pozisyonları dışında, en fazla bir kurumun yönetim veya denetim kurullarında görev alabileceklerdir.”

Boğaziçi’nde öğrenci çadırını yıkmak isteyen güvenliği akademisyenler engelledi

Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör olarak atanmasının ardından Boğaziçili öğretim üyeleri tarafından başlatılan protesto 10 haftayı geride bıraktı.

Güney Kampüs’te yer alan Rektörlük binası önünde bir araya gelen akademisyenler bugün de binaya sırtlarını dönerek rektörü istifaya davet etti.

‘Tutuklanıyor, eve kapatılıyor, hedef gösteriliyoruz’

Üniversite bileşenlerinin iradesini hiçe sayan uygulamalara karşı koymak için başlatılan mücadeleye kararlılıkla devam ettiklerini belirten akademisyenler açıklamanın devamında şunları söyledi:

12 Mart askerî müdahalesinin 50. yılındayız. Üniversitemiz polis ablukası altında. Kampüsümüze basın alınmıyor. Öğrencilerimiz hukuksuz bir şekilde taciz ve tehdit ediliyor, göz altına alınıyor, tutuklanıyor, ev hapsinde tutuluyor. Her biri alanında saygıdeğer bilim insanları olan hocalarımız hedef gösteriliyor, asılsız ithamlarla ve nefret söylemleriyle karşı karşıya bırakılıyor. Üniversitemizin demokratik ve katılımcı işleyişinin teminatı olan kurul ve komisyonlarımız, atanmış rektörlük tarafından işlevsiz hale getiriliyor.

Fotoğraf: Can Candan

Tüm usullere uygun olarak yapılan seçimler tanınmıyor, seçimle belirlenen dekan ve enstitü müdürlerimizin görevlendirmeleri yapılmıyor. Demokratik seçimler askıya alınırken, keyfî ve otoriter yöntemler seçim süsü verilerek dayatılmak isteniyor, üniversitemizin gelenekleri ve kolektif iradesi yok edilerek tüm yetkinin tek bir kişiye, atanmış rektöre bırakılması hedefleniyor.

‘İstifalarını talep ediyoruz’

Bütün bu utanç verici koşullar altında 2020-2021 Öğretim Yılı Bahar Dönemine başladıklarını belirten akademisyenler “Öğrencilerimizin çoğulcu, eşitlikçi ve katılımcı bir ortamda öğretim görmelerini sağlayamaya devam edeceğiz” dedi.

Açıklamada “Tüm bu değerlerimizi tehdit eden atanmış Rektör Melih Bulu, Rektör Yardımcıları Gürkan Kumbaroğlu, Naci İnci, Fazıl Önder Sönmez ve atanmış Hukuk Fakültesi Dekanı Selami Kuran’ın istifasını bir kez daha talep ediyoruz” talepleri sıralandı.

Ek olarak tutuklu ve ev hapsinde bulunan öğrencilerin derhal serbest bırakılması ve üniversiteyi kuşatan polis ablukasının kaldırılması talep edildi.

Öğrencilerin çadırına müdahale

Açıklamanın ardından Boğaziçi Üniversitesi’ndeki özel güvenlik görevlileri örencilerin Güney Meydan’da  kurdukları çadırı kaldırmak istedi.

Akademisyenler öğrencilere yönelik müdahaleye engel olarak ‘öğrencilere dokunmayın’ çağrısında bulundu. Akademisyenlerin ve öğrencilerin tepkisiyle çadır kaldırma girişimi engellendi.

Boğaziçi Direnişi tarafından yapılan paylaşımda “Okul güvenliği yine her gün kurduğumuz çadırımızı kurmamızı engellemeye çalışıyor!” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada “Fiziksel müdahale ile okulumuzun istediğimiz yerinde bulunma ve protesto hakkımız gasp ediliyor! Burdayız Hiç bir yere gitmiyoruz” denildi.

Kazdağları Ekoloji Platformu: Kirazlı’yı ağaçlandırın, masrafını Alamos Gold’a ödetin

Kazdağları Ekoloji Platformu, Kanada merkezli Alamos Gold tarafından yapılmak istenen altın madeni projesi için 350 bine yakın ağacın kesildiği Kirazlı’da bir an evvel ağaçlandırma çalışmalarının başlatılması için çağrıda bulundu.

425 gün boyunca altın madenine karşı mücadele verildiği hatırlatılan açıklamada “Firmanın ruhsat süresinin 13 Ekim 2019’da dolmasından sonra Alamos Gold ve yerli iştiraki Doğu Biga Madenciliğin tüm faaliyetleri durduruldu. Ruhsatsız olan şirketin Orman izinleri bir yıl sonra iptal edildi” denildi.

Kaz Dağları" mı "Kazdağları" mı; nasıl yazılır?

Şirketin orman izinleri iptal edildi

Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nün CİMER üzerinden yapılan başvuruya verdiği yanıtın aktarıldığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Şirketin tüm orman izinlerinin iptal edildiği, alandaki iş makinelerinin tahliye edildiği ve konteynerlerin tahliyesi için 13 Ekim’e kadar süre verildiği, sahanın idarelerin tasarrufuna geçtiği ve bu alanda bütçe ve ödenekler dahilinde planlama yapılmakta olduğu bildirildi.”

Fotoğraf: Kazdağları Ekoloji Platformu

‘Alamos Gold’a ödetilsin’

“Artık Kazdağları’nın yaralarını sarma vaktidir. Tüm tel örgüler sökülüp, verilen zarar telafi edilmeli ve saha rehabilite edilerek tekrar ağaçlandırılmalıdır” çağrısında bulunan Kazdağları Ekoloji Platformu şu talepleri sıraladı:

  1. Öncelikle yalnızca konteynerlerin boşaltılması için firmaya 13 Ekim 2021 tarihine kadar süre verilmesine itiraz ediyoruz. Birkaç gün sürecek bir işlem için firmanın alanda daha bir süre varlığını sürdürmesine izin verilmemeli, firma konteynerlerini acilen çıkarmalıdır.
  2. Bir orman ekosistemi yok edilerek tahrip olmuş olan alanın eski haline getirilebilmesi ve doğal yapısına kavuşturulması için bilim insanlarının önerileri doğrultusunda acilen bir rehabilitasyon planı hazırlanmalıdır.
  3. Rehabilitasyon planının hazırlık ve uygulanması sürecinde STK’larla iş birliği yapılmalıdır.
  4. “Bütçe ve ödenek” mazeretine sığınılmadan rehabilitasyon masrafları için şirketten alınmış olması gereken teminat vb. değerlendirilerek ekolojik yıkımın maliyeti Alamos Gold’a ödettirilmelidir.

 

Almanya, selefi örgütlenmesinde yer alan isimlere vatandaşlık vermedi

Almanya’da daha önce selefi örgütlenmesinde yer aldıkları gerekçesiyle vatandaşlık başvuruları reddedilen iki kişinin itiraz davası sonuçlandı.

Hannover İdare Mahkemesi, selefi örgütlerle bağlantılı olan kişilerin Almanya vatandaşlığına kabul edilmeyeceklerine hükmetti ve yapılan itirazları haksız buldu.

Her iki karar da Lüneburg’daki Yüksek İdare Mahkemesi‘nde temyiz edilebilecek.

IŞİD’in gayri resmi Almanya temsilcisi

Mahkeme tutanaklarında, davacılardan Abu Walaa olarak da bilinen Ahmad Abdulaziz Abdullah A.’nın 2014-2016 yıllarında ülkenin Hildesheim şehrinde faaliyet gösteren Almanca Konuşan İslam Bölgesi (DİK) adlı derneğe ait camide vaiz ve imam olarak çalıştığı belirtildi.

Dernek, 2017 yılında Alman selefi-islamcı çevrelerin merkezi konumuna dönüşmesi sebebiyle kapatılmıştı. Derneğin, özellikle gençleri radikalleştirip cihatçı milisler olarak IŞİD‘e katılmaya teşvik ettiği vurgulanıyor.

Abdulaziz Abdullah A., kısa süre önce de Aşağı Saksonya eyaletindeki Celle kentinde Asli Mahkeme tarafından IŞİD üyesi olduğu sebebiyle 10 yıl 6 ay hapis cezası almıştı. Mahkeme, Abdulaziz Abdullah A.’nın 2016 yılı sonunda tutuklanana kadar IŞİD’in gayri resmi Almanya temsilcisi olarak görev yaptığını belirtmiş ve radikalleştirilen gençlerin IŞİD’e katılmalarını organize ettiğini de vurgulamıştı.

Diğer davacı selefi çevrelerler bağlantılı iki dernekle ilişkili

Diğer davacının ise Aşağı Saksonya eyaletinin başkenti Hannover’da Anayasayı Koruma Teşkilatına göre selefi çevrelerle bağlantılı iki dernekle ilişkili olduğu vurgulandı. Mahkemenin bulgularında, her iki dernekte de idari görevlerde bulunduğu ve onları maddi olarak desteklediği söylendi.

Derneklerden birinin ise radikal İslamcı çevrelerin bölgedeki üssü olarak görüldüğü belirtildi.

Davacı, her iki dernekte de el zanaatları icra ettiği ve derneklerdeki selefi hareketlerden habersiz olduğunu savunsa da, yargıçlar bu savunmayı reddetti.

İklim krizi mevsimleri değiştiriyor: Araştırmaya göre yaz mevsimi altı aya çıkabilir

Çin’de, küresel ısınmanın Kuzey Yarımküre’deki mevsimlere etkisi üzerine yeni bir araştırma yayınlandı.

Araştırmaya göre, geçtiğimiz yıllardaki küresel ısınma etkilerinin devam etmesi durumunda 2100 yılında Kuzey Yarımküre’de kış mevsimi iki aya inebilir, yaz mevsimi ise altı aya çıkabilir.

‘Geniş etkileri olacak’

Çalışmayı gerçekleştiren isimlerden Çin Bilimler Akademisi ve ABD merkezli bilim dergisi Geophysical Research Letters’ın baş yazarı okyanus bilimci Yuping Guan, “Küresel ısınma nedeniyle yazlar uzuyor ve ısınıyor, kışlar da ısınıyor ve kısalıyor”derken, “Değişikliğin büyük oranda tarım, insan sağlığı ve çevre üzerinde geniş etkileri olacak” ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre Guan, “1950’lerde Kuzey Yarımküre’de dört mevsim öngörülebilir şekildeydi ve eşit olarak yaşanıyordu ancak iklim değişikliği şu anda mevsimlerin uzunluğu ve başlangıç tarihlerinde dramatik ve düzensiz değişikliklere yol açıyor” dedi.

Ortalamanın yüzde 25 sıcağı yaz kabul edildi

Araştırmacılar, Kuzey Yarımküre’de dört mevsimin uzunluğu ve başlangıcındaki değişiklikleri ölçmek için 1952’den 2011’e kadar olan tarihsel günlük iklim verilerini kullandılar.

Yaz başlangıcını, o dönemin ortalama sıcaklığının yüzde 25 üzerinde sıcaklık görüldüğü günü sayan bilim insanları, kışın başlangıcını da ortalamanın yüzde 25’in altında sıcaklıklar görüldüğü gün olarak kabul ettiler.

‘Yaz günleri 17 gün uzadı’

Ortaya çıkan verilerle, 1952 ila 2011 yılları arasında yaz ayı günlerinin 78 günden 95 güne çıktığını tespit eden bilim insanları, kış mevsiminin ise 76 günden 73 güne düştüğünü bildirdi.

İlkbaharın en uzun mevsim olarak görüldüğünü belirten bilim insanları, yine de ilkbaharın 124 günden 115 güne düştüğünü, sonbaharın ise 87 günden 82 güne düştüğünü bildirdi.

Sonbahar ve kış daha geç başlıyor

Verilerde ilkbahar ve yaz aylarının her geçen yıl daha erken başladığını belirten bilim insanları, sonbahar ve kış aylarının daha geç başladığını kaydettiklerini bildirdi.

Akdeniz’in ve Tibet Platosu’nun mevsimsel değişikliklerden en fazla etkilenen bölgeler olduğunun altını çizen uzmanlar, iklim değişikliği ve küresel ısınma üzerine herhangi bir radikal çaba ortaya konmazsa, 2100 yılında kış aylarının 2 aydan daha kısa süreceğini, yaz ayının ise altı ay sürebileceğini bildirdi.

 

Netflix şifre paylaşımını bitirmeye hazırlanıyor

Netflix‘in pilot uygulama olarak başlattığı denemelerle şifre paylaşımını bitirmeye hazırlandığı belirtildi.

Netflix, bu yeni uygulamasıyla hesabı olmayan kişilerin platformdan faydalanmalarını engellemeyi amaçlıyor.

Bazı kullanıcılar, ekranlarında “Bu hesabın sahibi ile yaşamıyorsanız, izlemeye devam etmek için kendi hesabınızı oluşturmalısınız” uyarısını görmeye başladıklarını söyledi.

Kullanıcılar, cep telefonu ya da email ile kendilerine gönderilen bir kodla hesaba erişimlerinin olduğunu kanıtlıyor.

Hesaba kayıtlı her kişinin aynı evde yaşaması gerekiyor

Bir Netflix sözcüsü BBC‘ye yaptığı açıklamada, “Bu test uygulama, kullanıcıların yetkileri olan Netflix hesaplarını kullandıklarından emin olmak için tasarlandı” ifadelerini kullandı.

Netflix’in kullanım hakları ve sözleşmesine aykırı erişim sağlayanların sayısı ise hala belirsiz.

Netflix, HBO Go, Amazon Prime ve Disney+ gibi online platformlar bir hesapta birden fazla kullanıcının kaydedilmesine izin verse de, kullanım hakları ve sözleşmesine göre hesaba kayıtlı her kişinin aynı evde yaşaması gerekli.

2020 yılında yaklaşık 37 milyon yeni üye

Netflix’in kurucularından olan Reed Hastings, 2016 yılında şifre paylaşımıyla ilgili, “Şifre paylaşımıyla yaşamayı öğrenmeliyiz çünkü meşru şekilde şifre paylaşımı yaygın, örneğin, eşinizle, çocuklarınızla paylaşabilirsiniz.” demişti.

Netflix’in dünya genelinde üye sayısı 200 milyonu geçerken, 2020 yılında yaklaşık 37 milyon yeni üye kazandı.

Üyelik ücretini artırması, sokağa çıkma yasaklarının yaşanması ve The Queen’s, Gambit gibi kalite içeriklerin olması sebebiyle Netflix, gelirinin yaklaşık 25 milyar dolar, karının ise yaklaşık 2,8 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Kum ocağında taş kırma makinesine sıkışan iki işçi yaşamını yitirdi

Karabük‘ün Ovacık ilçesine bağlı Abdullar köyü Saitler mahallesindeki kum ocağında çalışan iki işçi tamir etmek için girdikleri taş kırma makinesinin içerisinde sıkışarak yaşamını yitirdi.

Taş kırma makinesinin kapağının bir anda kapanmasıyla işçiler bulundukları yerde sıkıştı. Durumu gören diğer işçiler, iş makinesi yardımıyla kapağı kaldırdı. Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Cansız bedenlerine ulaşıldı

AA’nın aktardığına göre bulundukları yerden çıkarılan Mustafa ve Yunus Özdemir‘in hayatını kaybettiği belirlendi.

İşçilerin cansız bedenleri, Cumhuriyet Savcısı’nın incelemesinin ardından otopsi için Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü

Mevsimlik işçiler ancak ölünce haber olmak istemiyor

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) başlattığı “İş ve Aş Buluşmaları” etkinliğinin dördüncüsünde milletvekilleri Mersin‘de mevsimlik işçilerle buluştu.  

HDP Ekonomi Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, Emek Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse ile milletvekilleri Serpil Kemalbay, Necdet İpekyüz ve Rıdvan Turan’dan oluşan heyetle konuşan Güvencesiz İşçi Derneği (GİŞ-DER) Başkanı Abdulselam Kutlu, mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar hakkında bilgi verdi.

İşçilerin her sabah saat dörtte işe gittiğini anlatan Kutlu, bazen akşam saat dokuzda ancak eve vardıklarını söyledi. İşçilerin yemek molası için yarım saat bile dinlenemediğini anlatan Kutlu, çalışma şartlarının insani koşullarda olmadığını söyledi.

Cinsiyet ayrımı tarlada da sürüyor

HDP heyetine yaşadıkları sorunları aktaran işçiler, zaten aldıkları düşük ücretlerin yanı sıra ücret eşitsizliği ve ayırımcılığa tabi tutulduklarını anlattı. İşçilerin aktardığına göre, aynı işte çalışan erkek 120 TL ücret alırken, kadınlar 85 TL alıyor. Suriyeli işçiler ise hepsinden daha düşük ücretlere çalıştırılıyor.

İşe giderken kullandıkları araçlara ceza kesildiğini de ileten işçiler, bazen aylarca kullandıkları araçların bağlandığını, 16+1 kişilik kapasitesi olan araçlara  60’ün üzerinde kişinin bindiğini kaydetti. Sık sık kaza yaşandığını anlatan işçiler, ancak öldüklerinde haber olmaktan şikayet etti; “Ekim ayında bir kaza oldu. 2 kişi öldü. Yaralılara Covid-19 nedeniyle tedavi edilecekleri yer bile bulamadık” dedi.

‘Güvencesiz koşullar’

“Görülmediklerinden” yakınan işçiler, “Kimsenin bizden haberi yok. Ne yaşadığımızı bilmiyorlar. Kadın erkek fark etmiyor. Ancak ölünce haber oluyoruz. Bazen bir bardak su bile bulamayabiliyoruz. Evet pandemi koşullarında tedbir alınmıyor. Çünkü biz zaten ölmüşüz” ifadelerini kullandı. 

İşçiler, HDP heyetine işveren yevmiyeye 5 lira zam yapıyorsa topladıkları ürünün miktarının da arttığını aktardı: ”İşveren yevmiyeye 5 lira zam yapıyorsa, topladığımız ürünü de 1 kasa artırıyor. Güvencesiz çalışmak istemiyoruz, adalet istiyoruz.” 

 

Salgın ve Toplum söyleşilerinde bu hafta: Türkiye-AB ilişkileri ve Yeşil Mutabakat

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) tarafından düzenlenen Salgın ve Toplum başlıklı söyleşi serisinde bu kez “Türkiye-AB İlişkileri ve Yeşil Mutabakat” konuşulacak.

Çevrimiçi düzenlenecek söyleşide  konuşmacı olarak Senem Aydın-Düzgit, Fuat Keyman, Çiğdem Nas ve Güven Sak konuşmacı olarak yer alacak. 16 Mart Salı saat 15.00’da video konferans yoluyla gerçekleşen söyleşinin kolaylaştırıcılığını da Senem Aydın-Düzgit üstlenecek.

16 Mart günü saat 15.00’da

Etkinliğe katılmak isteyenler bu adres üzerinden kayıt formunu doldurabilir. 9 Mart 2021 tarihli bir önceki Salgın ve Toplum söyleşisi olan “Pandeminin Bir Yılı: Aşı, Psikoloji ve Yönetişim” webinarını izlemek isteyenler ise bu adrese tıklayabilir.

*Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Yeşil Düşünce Derneği tarafından hazırlanan Türkçe çevirisine ise bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

İzmir’de trans kadın öldürüldü

İzmir Bornova’da yaşayan trans kadın Miraş Güneş‘e ait evden kötü kokular geldiğinin bildirilmesi üzerine daireye giren yakınları Güneş’in cesedini buldu. Öldürüldüğü ve battaniyeye sarılan bedeninin çekyat içine konulduğu bildirilen Miraş Güneş’e bir süredir ulaşılamıyordu. Yakınları 1 Mart tarihinde Çamdibi Polis Merkezi’ne kayıp başvurusunda bulunmuştu. 

İlk belirlemelere göre, Güneş’in sert cisimle başına vurulduğu ve yüzünün tanınmayacak hale geldiği belirlendi.

Güneş’in kim ya da kimler tarafından öldürüldüğünün belirlenmesi için soruşturma başlatıldı. Ekipler, kadının yakınlarının ifadesine başvururken, evin çevresinde bulunan güvenlik kameraları da incelemeye alındı.

DHA muhabirine konuşan komşuları üzüntülerini belirtti, olayın en kısa zamanda çözülmesini istedi.