Ana Sayfa Blog Sayfa 1509

Büyük Menderes Nehri kurudu: Çiftçiler çaresiz durumda

Kaynağı Afyonkarahisar‘ın Dinar ilçesi olan Büyük Menderes Nehri, yağışların az olması sebebiyle kurudu.

Nehrin kurumasıyla zor durumda kalan bazı çiftçiler, traktörle set yapıp, nehrin dibinde kalan suları biriktirmeye çalışıyorlar.

‘Çiftçiler çaresiz durumda’

DHA‘da yer alan habere göre, yağmur ve kar yağışının diğer yıllara göre az olması, sıcaklıkların da artmasıyla birlikte geçtiğimiz yılın mayıs ayında 2,5 metre yüksekliğinde su bulunan Büyük Menderes Nehri’nde şu an neredeyse hiç su kalmamış durumda.

Su olmayınca tarımsal üretimin de durma noktasına geldiğini ifade eden İncirliova Ziraat Odası Başkanı Ali Kaykı, çiftçilerin çaresiz durumda olduğunu söyledi:

Aralık ayından bu yana yağmurlar yeterli seviyede yağmadı. Bu nedenle yıla kurak bir başlangıç yaptık. Mayıs ayının ilk haftaları Büyük Menderes Nehri’nde 2.5 metre yükseklikte su vardı. 53 yaşındayım, bu aylarda Büyük Menderes Nehri’nin bu şekilde kuruduğunu hiç görmemiştim.

Çiftçilerin bu suya ihtiyacı var. Çok az sayıda su olduğu için çekme şansımızda yok. Tespitlerimize göre Nazilli’den Söke Ovası’na kadar 32 bin dekar ot yatağımız su bekliyor. Adnan Menderes, İkizdere ve Kemer Barajları’ndan da sulama için Büyük Menderes’e su salınması için çok erken. Baraj kapaklarının açılması haziran ayını bulur. Çiftçilerde çaresiz durumda. Su olmayınca tarımsal üretimde durma noktasına geliyor.”

‘Menderes Nehri’nde şu an yürüyoruz’

Çiftçilerin kendi başlarının çaresine bakmak için sondaj kuyusu açmaya çalıştıklarını kaydeden Kaykı, yağmurun yağmaması durumunda sondaj kuyularının da çok uzun süre kullanılacağını düşünmediğini ifade etti:

Durum böyle olunca çiftçilerde kendi başlarının çaresine bakmak için sondaj kuyusu açmaya çalışıyor. Ancak, yağmur yağmaz ise o sondaj kuyularının da çok uzun süre kullanılacağını sanmıyorum. Bizim can damarımız sudur. DSİ’de bu yıl 2 kez sulama suyu vereceğini bildirdi. 2 defa sulamayla hiçbir mahsul olmaz. Yılların Menderes Nehri’nin şu an üzerinde yürüyoruz.”

40 yaş ve üzeri avukatlar öncelikli Covid-19 aşı programına dahil edildi

Türkiye Barolar Birliği (TBB), 40 yaş ve üzeri avukatların öncelikli Covid-19 aşı programına tanımlandığını duyurdu.

Yapılan açıklamada, “Avukatlar, 40 yaş ve üzeri olmak üzere öncelikli aşı programına tanımlanmıştır. Randevular hemen alınabilir. 40 yaş altı, süreç içerisinde tanımlanacaktır” ifadelerine yer verildi.

Aşıda son durum ne?

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de bugüne kadar toplamda 23 milyon 947 bin 931 aşı yapıldı. 14 milyon 217 bin 341 kişiye birinci doz, 9 milyon 730 bin 590 kişiye ise ikinci doz verildi.

Aşı uygulanacak grup sıralaması Bakanlık tarafından belirlenen şu çizelgeye göre yapılıyor:

 

 

İçişleri Bakanlığı’ndan Pazar Yerleri Genelgesi: Cumartesi günleri pazar yerleri açık

İçişleri Bakanlığı tarafından 17 Mayıs’ta sona erecek tam kapanmayla ilgili 81 ilin Valiliğine Pazar Yerleri Genelgesi gönderildi.

Genelgede, mevsimsel etkiler nedeniyle ürün arzında yaşanan artış, ürünlerin saklama zorluğu ve raf ömürlerindeki kısalık nedeniyle çiftçiler tarafından üretilen tarımsal ürünlerin (yaş sebze-meyve) zayi olabileceği yönündeki tespitler üzerine yeni kararlar alındığı vurgulandı.

Sadece yaş sebze-meyve satışına izin var

Açıklanan genelgede ilgili Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve sektör temsilcileri ile yapılan görüşmeler sonucunda şu tedbirlerin alındığı duyuruldu:

  • Tam kapanma dönemi içerisinde 8 ve 15 Mayıs 2021 tarihlerine denk gelen Cumartesi günleri 10.00-17.00 saatleri arasında sadece yaş sebze/meyve ile fide satışı yapan pazar yerleri açık olacak. Vatandaşlarımızın yaş sebze/meyve ve fide ihtiyaçlarını temin amacıyla ikametlerine en yakın pazar yerine gidip gelebilmelerine izin verilecek.
  • Cumartesi günleri 10.00-17.00 saatleri arasında kurulacak pazarlarda sadece yaş sebze/meyve ile fide satılabilecek, (özellikle köylülerimizin ürünleri olmak üzere), temizlik ürünleri, giyim, züccaciye, oyuncak, süs eşyası, çanta vb. ürünlerin satışına ise izin verilmeyecek.
  • Pazar yerlerinde oluşabilecek yoğunluk göz önünde tutularak Valilik/Kaymakamlıkların koordinasyonunda mahalli idareler tarafından gerekli tedbirler alınacak. Bu amaçla mevcut pazar yerleri genişletilecek veya ilave pazar alanları oluşturulacak.
  • Pazar yerlerine kontrollü giriş/çıkışları sağlamak için belirlenen noktalar haricinde diğer tüm alanlar demir bariyer ve benzeri araç-gereç ile kapatılarak kontrolsüz giriş/çıkışlar engellenecek.
  • Pazar yerlerinde Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde belirtildiği üzere sergi ve tezgahlar arasında en az 3 metre olacak şekilde mesafe bırakılacak.

Zabıtalar görevlendirilecek

Pazar yerlerinde gerekli kontrollerin yapılması için zabıtaların görevlendirileceğinin belirtildiği genelgede, içeride yoğunluk oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınacağı ifade edildi:

  • Her bir pazar yerinde gerekli kontrolleri yapmak için başta zabıta olmak üzere yeterli sayıda personel görevlendirilecek, görevlendirilen personel tarafından pazar yerlerinin içerisinde yoğunluk oluşmaması için gerekli tedbirler alınacak, bu kapsamda içerdeki yoğunluk azaltılana kadar yeni müşteri girişine geçici olarak izin verilmeyecek.
  • Pazar yerlerinde ambalajsız satılan yaş sebze ve meyvelerin tüketicilerce temas edilmeden, doğrudan pazarcı esnafı tarafından hijyen koşullarına dikkat edilerek poşetlenecek ve satışı yapılacak.
  • İlgili mahalli idare birimlerince pazar yerlerinde çöp toplama, hijyen ve dezenfeksiyon hususunda gerekli tedbirler alınacak.
  • Pazar yerlerinde satış yapacak pazarcılar, ilgili meslek odası tarafından düzenlenen mesleki faaliyet belgesi ile ticari araç görevlendirme belgesini ibraz etmek ve güzergahla sınırlı kalmak kaydıyla cumartesi günleri sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacak.

İDEF’ten Rizeli vekillere: Vatanını seven savunmaya gelsin

Haber: Gençağa Karafazlı

*

Rize’nin İkizdere ilçesi İşkencedere Vadisi’nde AKP ye yakınlığıyla bilinen Cengiz İnşaat’ın “İyidere lojistik inşaatı çalışmaları” kapsamında açmak istediği taş ocaklarına karşı yöre halkının direnişi devam ediyor. İkizdere Dernekler Federasyonu (İDEF) de TBMM’de yer alan 40 Rizeli milletvekilinin direnişin gerçekleştiği İşkencedere Vadisi’ne gelip yanlarında durma çağrısında bulundu.

İDEF başkanı Ziya Yıldırım, “mutlak korunması gereken” 200 vadiden biri olan İşkencedere’de yaşanan doğa katliamıyla yaşam alanlarının yok edilmek istendiği belirterek şunları söyledi:

“Bizler Rize’li yurttaşlar olarak günlerdir Rize İkizdere’de, Gürdere (Ethone) ile Cevizlik (Pakorom) köyleri arasında bulunan koruma altına alınmış 200 vadiden biri olan Eskenci Vadimiz’de günlerdir doğamızı korumak için mücadele ediyoruz. Dünyada çok az bulunan doğal güzelliklere sahip olmakla beraber, endemik yapısıyla, florasıyla, yaban hayatıyla ve eşsiz arıcılık bölgesi olması nedenleriyle mutlak korunması gereken vadimiz, eşsiz güzelliklere sahip bir yerdir.

”Gelin, direnişimizin ne kadar haklı olduğunu görün’

Burada yapılmak istenen taş ocağına tüm İkizdereliler olarak karşıyız. Bu tabiat katliamına dur diyoruz. Taş ocağı demek bu cennet koruma altına alınmış vadinin yok olması burada yaşayan insanların yaşamlarının yok olması demektir.

Büyük millet meclisinde en az 40 kırk Rizeli milletvekilimiz var. Vatanını insanını doğasını seven Rizeli milletvekillerini duyarlı olmaya, Rize ilimiz İkizdere ilçemizi, eşsiz güzel vadimizi görmeye davet ediyoruz.

Gelip gördüklerinde güzel vadimizi taş ocağı yapılmaması adına savunmakla ne kadar haklı olduğumuzu göreceksiniz.”

İstanbul Tabip Odası: Sağlık sistemi çöktü, bir ayda 21 sağlık çalışanı Covid-19’dan öldü

Desteksiz bir tam kapanmanın mümkün olmadığını belirten İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, salgının başından beri toplumun sağlığı için en çözüm verileri sunduklarını fakat iktidarın buna sağır kalarak ölüm oranlarıyla dünya sıralamasında ilklere girdiğini ifade etti. Ölümlerin yüzde 63 oranında arttığını paylaşan Saip, acil tedbirlerin alınmamasının halkı ölüme terk etmek olduğuna işaret etti:

“Bu bir tam kapanma değildir. Uyduruk önlemlerle insanları açlığa bırakmanın tek adı özgürlükleri kısıtlama amacıdır. Halk sağlığının düşünülmediği ve halka destek sunulmaması üzerine gerçekleşen kapanma salgının sınıfsal karakteri bir kez daha ortaya koydu” dedi.

2021 Nisan verileri

Basın açıklamasını okuyan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç ise 2021 Nisan ayında İstanbul salgının geldiği mevcut durumu ve öne çıkan tespitleri şu şekilde paylaştı:

  • Salgın Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da şimdiye kadarki en büyük pikini Nisan ayında yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalara göre 1 Nisan 2021 günü günlük vefat sayısı 176 iken ay boyunca sürekli yükselerek 30 Nisan 2021 günü 394’e çıktı.
  •  Nisan ayında Türkiye sağlık sistemi çöktü. Bu çöküşün en yoğun yaşandığı il ise İstanbul oldu. İstanbul’da binlerce hasta hastaneye yatması gerektiği halde yatak bulamadı.
  •  Kamu hastanelerinin çoğu fiili olarak pandemi hastanesine dönüştürülmesine rağmen ihtiyaca cevap veremedi. Hastalar evlerinde ya da acil servislerde yatış sırasında can verirken hekimler hastalar arasında seçim yapmak zorunda kaldı.

Bir ayda 21 sağlık çalışanı hayatını kaybetti, toplam ölümler 417’ye yükseldi

  • Hastanelerin Covid-19 hastalarıyla dolması nedeniyle Kovid-19 dışı hastaların maruz kaldığı mağduriyet Nisan ayı boyunca daha da arttı.
  • Salgınla mücadelenin en ön saflarında görev alan hekimler, sağlık çalışanları Nisan ayı boyunca çok daha yorucu, yıpratıcı koşullarda çalışırken pandemi bahanesiyle izin, istifa, emeklilik haklarının kısıtlanması ,engellenmesi nedeniyle de mağduriyet yaşadılar.
  • Kamu hastaneleri bu durumdayken özel hastane patronları kâr peşinde koşmaya devam etti.
  • Nisan ayında İstanbul’da dördü hekim sekiz sağlık çalışanı, Türkiye genelinde toplam 21 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Kaybettiğimiz sağlık çalışanlarının toplam sayısı 417’ye yükseldi.
  • 13 Nisan’da açıklanan ‘kısmi kapanma’ tedbirleri hasta ve ölüm sayılarındaki artışı durduramayınca 29 Nisan’dan 17 Mayıs’a kadar “tam kapanma”ya gidileceği açıklandı. Ancak siyasi iktidar bütün uyarılarımıza rağmen çarkları durdurup insanların pandemi kurallarına uyarak bir kapanma gerçekleştirmedi.
  •  Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın aşı konusunda sürekli kendini yalanlayan açıklamaları yetmezmiş gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Sağlık Bakanı’nı yalanladı.

İkizdere’deki doğa talanına Saadet Partisi’nden tepki: Köylülerimizin yanında, holdinglerin karşısındayız

Rize İkizdere’deki İşkencedere Vadisi’nde taş ocağı yapılması için süren doğa katliamına bir tepki de Saadet Partisi‘nden (SP) geldi.

Vadiye, parti teşkilatıyla birlikte geldiklerini söyleyen Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman, köylülerinin mücadelesinin sonuna kadar yanında olduklarını ifade ederken, herkesin bu doğa katliamına ses çıkarma zorunluluğu olduğunu söyledi.

‘Köylülerimizin yanında, holdinglerin karşısındayız’

Karaduman, köylülerin 13 gündür onurlu bir mücadele yürüttüklerinin altını çizerek, bu süreçte köylülerin yanlarında olduklarını ifade etti:

13 gün önce kartpostallara resim olan vadimiz, 13 günden bu yana ne yazık ki tarumar olmuş vaziyette.

Bölge taş ocağı yapılması pahasına belirli holdinglerin rant kapısı haline getirilmesi pahasına, ne yazık ki böyle güzel bir yaşam alanının mahvedildiği bir ortamla karşı karşıyayız.

Özellikle 13 gündür kendi topraklarına, ağaçlarına sahip çıkmaya çalışan köylüler onurlu bir mücadeleyi yerine getiriyorlar.

Bu onurlu mücadelenin yanında olmak için, Saadet Partisi teşkilatlarımızla birlikte, İkizdere Vadi’mizde biz de yanlarında olduğumuzu, gözü ranttan başka hiçbir şey görmeyen holdinglerin karşısında olduğumuzu buradan ifade etmek istiyoruz.”

‘Herkesin ses çıkarma mecburiyeti var’

Abdülkadir Karaduman, yaşanan bu doğa katliamına ses çıkarmanın ülkedeki herkesin sorumluluğu olduğunu ifade ederek, bütün milletvekillerini ve siyasi partileri bu talana karşı durmaya çağırdı:

İkizdere’deki bu kıyıma, ülkemizde vicdan sahibi her insanın ses çıkarmak gibi bir mecburiyeti ve sorumluluğu vardır.

Başta bütün milletvekilleri olmak üzere, bütün siyasi partilerin yapılan bu talana karşı durmaya köylülerimizle beraber davet ediyoruz.

Çünkü bu ağaçlar sadece köylülerimizin ağaçları değil, bizim ağaçlarımızdır. “

‘Sonuna kadar mücadele edeceğiz’

SP Konya Milletvekili, hükümetin holdinglerin sesini değil, toprakların asıl sahibi olan köylülerin sesini dinlemesi gerektiğine vurgu yaptı:

17 günlük kapanma sürecini de bilerek ve isteyerek iş makinelerinin getirilmesiyle birlikte insanların buraya gelmesini engellemek, elbette hukuksuzluktan başka bir şey değildir. Elbette insan hakları ihlalinden başka bir şey değildir.

Bu taş ocağının ivedilikle durdurulması elzemdir. Özellikle ÇED raporları üzerinde hukuksuz bir şekilde oynamalarla yapılmak istenen bu taş ocağı, ivedilikle durdurulmalıdır.

Hükümete düşen holdinglerin sesini dinlemek değil, bu toprakların asıl sahibi olan köylülerin sesini dinlemek olmalıdır.

Biz de sonuna kadar mücadele edeceğiz. Umarım ki bu yanlışı yapanlar bu yanlıştan bir an önce geri adım atacak ve daha büyük bir kötülüğün yaşanmasına vesile olmayacak.”

AİHM’den Filiz Kerestecioğlu kararı: Dokunulmazlığı kaldırılması kararı ifade özgürlüğü ihlali

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu‘nun dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili yaptığı bireysel başvurusuyla ilgili kararını açıkladı. Mahkeme bire karşı altı oyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nin (AİHS) ifade özgürlüğü hakkını düzenleyen 10’uncu maddesinin ihlal edildiğine karar verdi ve Kerestecioğlu’na toplam 5 bin euro manevi tazminat, 4 bin euro mahkeme masrafı ödenmesine hükmetti.

Daha önce verdiği Selahattin Demirtaş kararına atıf yapan AİHM, bu davada da 20 Mayıs 2016’da yapılan anayasa değişikliğinin terörle mücadeleye ilişkin olduğunu ve siyasi fikirlerini açıklamaktan ötürü vekillerin bu yasalar kapsamında mahkum edilemeyeceğini belirtmişti. Kerestecioğlu’nun başvurusunda da aynı karara dayanıldı.

Kararla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Kerestecioğlu, “Bugün, dokunulmazlığımın kaldırılmasına ilişkin başvuruma AİHM 10. maddeden ihlal verdi. Sevgili avukatlarım Ayşe Akkaya, Gülşah Kaya ve uzaklardan bile yetişen Ayşe Bingöl’e çok teşekkürler. İyi ki kadın avukatlar var. İyi ki emeğimizi görünür kılan dayanışmamız var” ifadelerini kullandı.

 Ne olmuştu?

Haklarında fezleke hazırlanmış tüm milletvekillerinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifi, 20 Mayıs 2016’da Meclis’te yapılan oylama ile kabul edilmiş; kararın ardından hakkında dava açılan Kerestecioğlu, iki kez beraat etmesine rağmen beraat kararlarına savcılık tarafından itiraz edilmişti. Kerestecioğlu, dokunulmazlıkların kaldırılması kararı ile ilgili 11 Kasım 2016 tarihinde AİHM’ye başvuruda bulunmuştu.

İkizdere’de bilgilendirme toplantısı: Vadimiz yok ediliyor, siz ne söylüyorsunuz?

Haber: Gençağa Karafazlı-Hüseyin Altun

Rize İkizdere‘deki İşkencedere Vadisi’nde taş ocağının yapılması çalışmalarına karşı günlerdir yurttaşların direnişi devam ederken, Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün, yurttaşlarla İkizdere’de bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı yaptı.

Toplantıda, Genel Müdür Eyigün’ün çalışmalar esnasında her türlü önlemin alınacağı, vadiye ciddi bir tahribatın verilmeyeceği, bölgede bulunan jandarmanın ise güvenlik amaçlı bulundurulduğu sözlerine salonda bulunan yurttaşlar sert tepki gösterdi.

Projeyle ilgili de tepkilerini dile getiren bazı yurttaşlar salonu terk etti.

‘Siz ne söylüyorsunuz?’

Toplantı boyunca yoğun tartışmalar yaşandı. Bir yurttaş, “Yaşananları görmüyor musunuz? Bizlerle dalga geçiyorsunuz. Bizleri oyalıyorsunuz. Vadimiz yaşam alanlarımız yok ediliyor siz ne söylüyorsunuz?” diyerek tepki gösterdi.

Bir grup da “Sizi dinlemiyoruz, kendi başına konuş” diyerek toplantıyı terk etti.

‘Alternatifler var’

Toplantıda yaşanan bir tartışma da kameralara yansıdı. Toplantıya katılan bir yurttaş, hayata geçirilmek istenen limanın doğaya zarar vermeden başka yapılış şekli olduğunu, alternatiflerinin var olduğunu ifade etti. Karşılığında ise “Gerekli araştırma yapıldı” cevabını aldı.

‘Hiçbir taş ocağı 2,5 senede bitmedi’

Toplantıda taş ocağına tepki gösteren isimlerden biri de bölge halkının avukatı Yakup Okumuşoğlu‘ydu. Okumuşoğlu, taş ocağı yapımının 2,5 senede biteceğine dair açıklamalara, ‘Hiçbir taş ocağı 2,5 senede bitmedi’ dedi ve şunları ifade etti:

Halka bilgi vermeden, ÇED raporu yapmadan iş bitirmeye çalışıyorsunuz.

15 gün içerisinde aldığınız raporlarda ‘Şunu kontrol ettik, bunu kontrol ettik’ diyorsunuz, bunlar doğru değil.

Önce halkla ilişki kuracaksınız. Korunacak bir su kalmadı, dere kalmadı dere. Balık vardı hafriyat ve kayalar altında öldü. İki tane operatör dereyi çöp halinde getirdiler.

Kimse yok orada. Bir tane mühendis yok, bir tane ormancı yok. Bu proje yanlış bir proje. Bundan sonra oraya gidin sayın genel müdürüm. Siz geleceksiniz diye toparladılar oraları, güzelleştirdiler. Gidin, bakın.

Ocağı 2,5 yıl çalıştıracağız söylemi doğru deği. Hiçbir taş ocağı 2,5 yılda bitmedi.”

CHP’li vekilden ziyaret

Öte yandan, bölgeye bugün CHP Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu da ziyarette bulundu.

Yurttaşlarla bir araya gelen Hancıoğlu, Avukat Yakup Okumuşoğlu’yla da görüştü.

‘Her yerde doğa katliamı var’

CHP’li Hancıoğlu, yaşananlara tepki göstererek, böyle bir yıkımın kabul edilemeyeceğini ifade etti:

Gerçekten haklı mücadele ediyorlar. Ağaçları sosyal medyada ben de gördüm her şey heba edilmiş. Doğayı nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz. Şurası oksijen deposu böyle bir yıkım kabul edilebilir bir şey mi? Türkiye’nin her yerinde doğa katliamı var. Doğaya sahip çıkılmıyor. Böyle yaparsak Rize’yi de seller alır.”

‘Direnişimiz sonuna kadar’

Neslihan Hancıoğlu, bölgenin bir turizm cenneti olabilecekken harabeye döndüğünü kaydetti:

Burada bir doğa katliamı yaşanıyor. İkizdere bir turizm cenneti olacakken harabeye döndü. Burada öyle bir dayanışma var ki kadınlı erkekli Türkiye’nin her yerindeki İkizdereliler koşup topraklarına sahip çıkmak için gelmişler. İkizdere’nin böyle bir katliama gitmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Direnişimiz sonuna kadar, bu iş burada bırakılana kadar devam edecek.”

‘Savaş var da biz mi bilmiyoruz?’

Milletvekiliyle olan görüşmede bölgede yaşananları aktaran Avukat Yakut Okumuşoğlu, adeta savaş hukukunun uygulandığını söyledi:

Sabah kalkıyorsunuz elinizden her şey alınmış. Savaşta, olağanüstü hallerde uygulanan bir uygulamayı yapıyorlar acele kamulaştırma. Burada acele olan şeyin ne olduğunu anlamak mümkün değil. Savaş mı var da biz mi bilmiyoruz? Bu olağanüstü halin sebebi ne? Cengiz inşaat bu kadar olağanüstü bir şey mi? Onun arzu, istekleri ile hemen acele kamulaştırma mı yapmak lazım? Savaş hukuku mu uygulamak zorundayız?”

Meksika Devlet Başkanı Obrador, Maya halkından katliamlar için özür diledi

Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, 500 yıl önce İspanya’nın bölgeyi fethinden bu yana işlenen suçlardan dolayı yerli Maya halkından özür diledi. Ülkenin güneydoğusundaki Quintana Roo eyaletinde, Guatemala Devlet Başkanı Alejandro Giammattei’nin de hazır bulunduğu bir etkinlikte konuşan Obrador, özellikle de 1847-1901 arasında yaşanan ve yaklaşık 250 bin kişinin yaşamına mal olduğu tahmin edilen Yukatan Ayaklanması‘nda yaşananlara değindi.

‘Hala ihmal ediliyorlar’

BBC Türkçe‘nin aktardığına göre Obrador, “Maya halkından, fetih sırasında bireyler, ulusal ve yabancı makamlar, 300 yıl süren sömürge egemenliği ve 200 yıllık bağımsız Meksika döneminde kendilerine karşı işlenen korkunç suçlar için özür diliyoruz” dedi. Guatemala Devlet Başkanı Giammattei de Maya halkının hâlâ ihmal edildiğini ve acı çektiğini söyledi.

Maya halkı için dönüm noktası

Obrador siyasette ismini ilk olarak memleketi Tabasco eyaletinde yerli haklarının ateşli bir savunucusu olarak duyurmuştu. Bununla birlikte, Obrador’un özür dilemesi, halklarının İspanya ve Meksika devletleri tarafından defalarca katledilmesinin, kültür ve geleneklerinin neredeyse tamamen silinmesinin resmen kabul edilmesi için yıllardır mücadele veren Maya halkının liderleri açısından çok önemli bir dönüm noktası.

Ancak açıklamanın ülke kongre ve yerel seçimlere hazırlanırken yapılması ve Lopez Obrador’un da yerel halkın muhalefetine rağmen Maya Sahili adlı bölgeyi baştan başa geçecek Maya Treni adlı turistik projede ısrar etmesi eleştirilere neden oluyor.

Kuzey Marmara Otoyolu’na ‘geçmeyen araçlar’ için 2,1 milyar lira garanti ödemesi yapıldı

Yap-işlet devret (YİD) modeliyle inşa edilen ve yıllık belli bir sayıda araç geçiş garantisi verilen köprü ve otoyollardan Kuzey Marmara ve Ankara-Niğde otoyolları için müteahhit firmalara “geçiş garantisi” ödemesi yapıldı.

Kuzey Marmara Otoyol İşletmesi, Avrupa Yakası’nda Avrupa Otoyolu Yatırım ve İşletme AŞ ve Asya yakasında KMO Anadolu Otoyolu İşletme AŞ adlarıyla iki ayrı görevli şirketten oluşuyor.

Habertürk‘ten Olcay Aydilek’in haberine göre, göre otoyolu işleten ortaklığa, 2020 yılı için 2 milyar 150 milyon lira garanti ödemesi yapıldı.

Ankara-Niğde Otoyolu’nu ise ERG Otoyol Yatırım ve İşletme AŞ. işletiyor. Bu projeyi üstlenen şirkete de 2020 yılı için 150 milyon TL dolayında garanti ödemesi gerçekleştirildi.

Karayolu bakım-onarım ve yapımını üstlenen diğer müteahhitlere de bayram öncesinde ödeme yapılacağı belirtiliyor. Bu ödemenin tutarı henüz netleşmese de 1-2 milyar TL aralığında bir ödeme konuşuluyor. Müteahhitlerin, 14-15 milyar TL alacağı olduğu ifade ediliyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu, Avrasya Tüneli, Ankara-Niğde Otoyolu yap-işlet devret (YİD) modeliyle inşa edildi. Bu projelerde araç geçiş bedelleri, döviz olarak belirlendi. Devlet, bu projelere belli sayıda araç geçiş garantisi verdi. Araç geçişleri, garanti sınırının altında kalması halinde aradaki farkı devlet ödüyor. Bu projelerden bazılarında dolar, bazılarında da Euro üzerinden geçiş garantisi ödemesi yapılıyor.