Ana Sayfa Blog Sayfa 1466

Almanya, Namibya’da yaptığı soykırımı tanıdı: Bizi affetmelerini isteyeceğiz

Almanya, sömürgecilik döneminde Namibya‘da yapılan katliamları soykırım olarak tanıdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ülkenin yeniden inşası ve gelişimi için 1,1 milyar Euro’luk mali destek programı başlatacaklarını açıkladı.

Ancak, Maas bu ödemenin resmi tazminat talebi yolunu açmadığını da ifade etti.

‘Bizi affetmelerini isteyeceğiz’

Dışişleri Bakanı Heiko Maas, yaptığı yazılı bir açıklamada, “Bu olaylara bugünden itibaren, bugünün perspektifinden, resmi olarak soykırım diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bakan Maas, Namibya ile beş yıldır süren müzakereler sonucu varılan anlaşmaya dikkat çekerek, “Almanya’nın tarihi ve ahlaki sorumluluğu ışında, Namibya’dan ve mağdurlardan bizi affetmelerini isteyeceğiz” dedi.

Ne olmuştu?

1904-1908 yıllarında Almanya tarafından topraklarına ve hayvanlarına el konulmasına karşı ayaklanan Herero ve Nama halklarından on binlerce kişi katledilmişti.

Herero ve Nama halkları çöle sürülmüş, geri dönmeye çalışanlar ya öldürülmüş ya da toplama kamplarına gönderilmişti.

Soykırımda kaç kişinin öldüğü tam olarak bilinmese de, bazı uzmanlar ölü sayısının 100 bin dolaylarında olduğunu ifade ediyor.

Tarihçiler Herero halkından 65 bin-80 bin kişinin, Nama halkından da 10 bin-20 bin kişinin öldüğünü tahmin ediyor.

Namibya, Berlin’in sömürgesi olduğu 1884-1915 yıllarında Alman Güney Batı Afrika olarak adlandırılıyordu. Daha sonra 75 yıl Güney Afrika‘nın idaresinde kaldıktan sonra 1990’da bağımsızlığına kavuştu.

Dolardan yeni rekor

Dün gün içinde 8,45 seviyesi yakınında işlem gören Dolar/TL kuru, 8,5981 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

2020 yılının kasım ayındaki 8,5803’lük rekorunu geçerek, en yüksek seviyesine yükselmiş oldu.

Euro/TL de seviyesini 10,47’nin üzerine taşıdı.

S&P’nin raporu bekleniyor

Bugün, yurt içinde yoğun veri gündemine ek olarak Standard and Poors‘un (S&P) daha önce de açıkladığı takvimde yer alan olası Türkiye raporu bekleniyor.

S&P’nin Türkiye için kredi notu “Durağan” görünüm ile “B+” seviyesinde bulunuyor ve piyasalarda muhtemel bir değerlendirme gelse bile Türkiye’nin notunda ve görünümünde bir değişiklik beklenmiyor.

S&P’nin Türkiye için rapor açıklama tarihi 28 Mayıs olarak görülse de takvimde yer alan tarihlerde bir rapor açıklamayabiliyor.

Gezi Parkı eylemlerinin sekizinci yılı

İstanbul Taksim‘de Gezi Parkı‘ndaki ağaçların sökülmemesi için başlayan ve kısa sürede birçok şehre yayılan Gezi Parkı Protestoları‘nın üzerinden tam sekiz yıl geçti.

Ancak, sekiz yıl geçmesine rağmen Gezi Parkı Protestoları sebebiyle hala yargılamalar devam ediyor.

Beraat kararının ardından ilk duruşma

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin yedi sanıklı Gezi Davası‘nda verilen beraat kararının bozulmasının ardından ilk duruşma 21 Mayıs’ta Çağlayan’daki İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülmüştü.

Mahkeme insan hakları savunucusu Osman Kavala‘nın tutukluk halinin devamına karar verirken, hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar hakkında da bu kararın devamına hükmedilmişti.

Çarşı davası dosyasının birleştirme hususunu değerlendirmek üzere dosyanın istenmesine karar verilmiş, bir sonraki duruşma da 6 Ağustos’a ertelenmişti.

Davayı birleştirme kararı

Gezi Parkı Davası’nın yurt dışında bulunan sanıkları Can Dündar, Mehmet Ali Alabora ve Ayşe Pınar Alabora‘nın da aralarında bulunduğu yedi sanıklı dava önce ayrılmıştı. Ancak, sonra ana dava dosyasıyla tekrar birleştirme kararı alındı.

Gezi Davası yargılamaları

Gezi Davası’nda Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Ali Hakan Altınay, Çiğdem Mater Utku, Tayfun Kahraman, Şerafettin Can Atalay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Mine Özerden hakkında beraat kararı verilmişti.

Bu kişiler, “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme, “nitelik yağma, “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi, “kasten yaralama, “ağırlaştırılmış yaralama ve “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet” suçlarından yargılanmıştı.

Mahkeme, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermesine rağmen, kararın ardından iş insanı Osman Kavala, tahliye edilmeden 15 Temmuz soruşturması kapsamında tekrar tutuklandı.

Beraat kararına İstanbul Cumhuriyet Savcısı Edip Şahiner tarafından itiraz edildi. Üçüncü Ceza Dairesi Ocak ayında dava dosyasının yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Eksik delillerin sağlanması ile yargılamanın devamına karar verildi.

Bundan kısa süre sonra, 5 Şubat 2021’de Osman Kavala’nın yargılandığı diğer davalar da bu dava ile birleştirildi. Davada tek tutuklu sanık Osman Kavala.

Kavala, 2017 yılında tutuklanmıştı

Gezi olaylarına ilişkin açılan soruşturma üzerine 18 Ekim 2017 tarihinde Gaziantep’ten uçakla dönerken gözaltına alınan iş insanı Osman Kavala, 1 Kasım tarihinde “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırma” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Kavala “Gezi olaylarının yöneticisi ve finansörü” olmak ile itham ediliyordu.

Savcılık iddianameyi tutukluluk kararından yaklaşık 1,5 yıl sonra 19 Şubat 2019 günü açıkladı. 4 Mart’ta da mahkeme tarafından kabul edildi. Bu süre zarfında Kavala, hakkında herhangi bir suçlama olmadan, hakim karşısına çıkartılmadan Silivri Cezaevi’nde tutuldu. Hazırlanan iddianamede 16 kişi hakkında “protestoları örgütlemek” suçlamasıyla müebbet hapis cezası isteniyordu.

Gezi Davası‘nın altıncı duruşmasında hakim tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Ancak Osman Kavala hakkında önce 15 Temmuz soruşturması kapsamında daha sonra da “casusluk” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi.

16 Kasım 2018’de de aralarında Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür’ün bazı yöneticilerinin de yer aldığı yeni bir gözaltı dalgası yaşandı, aralarından sivil toplum profesyoneli Yiğit Aksakoğlu tutuklandı. Aksakoğlu, tutuklu bulunduğu 221 günün ardından serbest bırakıldı.

Gezi Parkı’nın mülkiyeti İBB’den alındı

Öte yandan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) mülkiyetindeki Taksim Gezi Parkı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.

Müdürlük, Gezi Parkı’nın mülkiyetinin Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na geçtiğini açıklamıştı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da bir mülkiyet davası açacaklarını belirtmişti.

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi de Gezi Parkı’nın mülkiyetinin “Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri” adlı vakfa geçirilmesinin iptali istemiyle dava açmıştı.

AYM’den önemli karar

Anayasa Mahkemesi (AYM) Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeği nedeniyle sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın bireysel başvurusunu karara bağlayarak, eziyet yasağının ihlal edildiğine hükmetmiş, Sarıkaya’ya tazminat ödenmesine karar vermişti.

Mahkeme, ayrıca sekiz yıldır yargılanmayan polislerin yeniden soruşturulmasına karar vermişti.

Sekiz yıl önce bugün neler oldu?

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’na Topçu Kışlası inşa edileceğini açıklamıştı.

Parkı korumak için örgütlenen sivil toplum 27 Mayıs’ı 28 Mayıs’a bağlayan gece iş makinelerinin Gezi Parkı’na girdiğini görünce sosyal medyadan çağrı yaptı. Kısa sürede çok sayıda insan parkın çevresinde toplandı. Polis parkın çevresinde bariyer kurdu ve halka biber gazıyla çok sert müdahale etti.

Sosyal medyadan yapılan Gezi Parkı’nda toplanma çağrıları kesilmedi. 28 Mayıs akşamında park çevresinde daha büyük bir kalabalık vardı.
Parkta süren çalışmalar durduruldu.

Eylemciler parkı korumak için nöbet tutmaya başladı. 31 Mayıs sabahı polisin parka girerek, çadır kuran eylemcileri fiziksel müdahaleyle dağıtması, eylemlerin daha da büyümesinin sebeplerinden biri oldu.

Gezi Parkı’nda toplanan eylemcilerin çadırları, belediye çalışanları tarafından geceyarısı ateşe verildi. Polisin kullandığı gücün “orantısız” olduğu eleştirileri yapıldı.

‘Doğa katliamı söz konusu değil’

Eylemcilerin çadırları polisler tarafından yakıldı. Çadırların yakılma görüntüleri sosyal medyada yayınlanınca büyük bir infiale yol açtı. Yapılan eylem çağrıları sonunda gün boyunca Gezi Parkı ile Taksim Meydanı’nda toplanan binlerce kişi ile polis arasında sert çatışmalar yaşandı.

Gün içerisinde Taksim’de eylemler devam ederken, İstanbul Altıncı İdare Mahkemesi, Topçu Kışlası’nın yapımına onay veren kararı iptal etti.
Dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da bir basın toplantısı düzenledi. Mutlu, bir doğa katliamının söz konusu olmadığını ve olaylarda istismar çabası olduğunu söyledi.

Gün boyu devam eden müdahalede yoğun biber gazı kullanımı ve TOMA’dan sıkılan basınçlı su ne­deniyle üç kişi gözünü kaybetti; onlarca kişi yaralandı.

31 Mayıs’taki müdahale eylemleri daha da büyüttü. Gezi Parkı eylemleri İstanbul dışına taştı ve 79 kente yayıldı.
1 Haziran eylemlerin kronolojisinde kritik bir tarih oldu.

Erdoğan Taksim’e kesinlikle Topçu Kışlası yapılacağını, geri adım atmayacaklarını tekrarlamıştı. Kadıköy’deki mitingini iptal eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kalabalık bir grupla Taksim’e gitti, Gezi Parkı’na girdi. Polis CHP’lileri de dağıttı.

Eylemciler, 15 gün boyunca parkta kaldı

Akşam saatlerinde Taksim çevresinde toplanan kalabalık büyüyünce, polis Gezi Parkı çevresinden çekilmek zorunda kaldı.

Eylemciler bir gün sonra yeniden parka döndü. 15 gün boyunca parkta kaldılar ve 15 gün boyunca Gezi Parkı toplumun adalet, demokrasi ve özgürlük taleplerinin odağı oldu.

Ankara’da Kızılay’da toplanan kalabalık, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Başbakanlık binasına yürümek istedi. Ancak polisin müdahalesiyle karşılaştı. Ankara’da 500 kişi gözaltına alındı.

Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, altı günde 67 şehirde 235 eylem yapıldığını ve 1.730 kişinin gözaltına alındığını söyledi. Güler, maddi zararın da 20 milyon lirayı aştığını açıkladı.

Güler, 115 güvenlik görevlisinin ve 58 sivilin yaralandığını belirtirken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ise yaralı sayısını 22’si ağır olmak üzere 1740 olduğunu bildirdi.

9 Haziran’da Türkiye, güne dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun Twitter üzerinden attığı mesajlarla başladı. Mutlu, “Gençler, Gezi parkında kuş sesleri, ıhlamur kokusu ve arı vızıltısıyla huzurlu bir sabah varmış doğru mu? Aranızda olmak isterdim” yazdı.
Günün ilerleyen saatlerinde Taksim Dayanışma Platformu, Taksim Meydanı’nda büyük bir miting düzenledi. Mitinge yüz binlerce kişinin katıldığı belirtilirken, eylemlerin başlamasından bu yana Taksim’de düzenlenen en büyük toplantı olarak kayıtlara geçti.

Polis müdahalesi yeniden

15 Haziran’da polis önce parkın boşaltılması için anons yaptı ve akşam saatlerinde de Meydan tarafından Gezi Parkı’na biber gazı atarak girdi. Eylemciler, polisin girmesinin ardından parktan ayrıldı. Eylemcilerin bir kısmı Meydan civarındaki başka noktalara giderken, bazıları da Divan Otel’e sığındı. Müdahalede yüzlerce kişi yaralanırken, 350 kişi de gözaltına alındı.


Böylece Taksim Meydanı’nın ardından Gezi Parkı’ndaki işgal eylemi de son bulmuş oldu. Taksim Meydanı ve civarına çok sayıda polis yerleştirilirken, Gezi Parkı da bir süre halka kapatıldı.

10 kişi öldü, binlerce kişi yaralandı

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Bayburt ve Bingöl hariç 79 ilde düzenlenen eylemlere 2.5 milyon kişi katıldı. Taksim Dayanışması ise rakamların 4 milyonun üzerinde olduğunu söyledi.
Eylemler süresince Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım yaşamını yitirdi. Mehmet İstif ve Elif Çermik maruz kaldıkları gaz nedeniyle hayatını kaybetti.


On bine yakın kişi polis saldırısıyla yaralandı.

40 iddianame hazırlandı

Gezi Parkı eylemleri nedeniyle 2013’ün sonuna kadar İstanbul’da 40 ayrı iddianame ile 308 kişi hakkında dava açıldı. Bezmi Alem Valide Sultan Camii’ne “ayakkabılarıyla girdikleri ve camide bira içtikleri” iddiasıyla yaklaşık 200 kişi yargılandı.

Polislerin aldıkları cezalar

Eylemler sırasında mahalle esnafı ve polis tarafından dövülerek katledilen Ali İsmail Korkmaz‘ın ölümüyle ilgili görülen davada, Korkmaz’a son tekmeyi atan polis Mevlüt Saldoğan, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından denetimli serbestlik süresinin iki yıla çıkarılması nedeniyle tahliye oldu. Saldoğan, darbecilik suçlamasıyla devam ettirilen Gezi Parkı davasına, mağdur olarak kabul edildi.

Ethem Sarısülük‘ün öldürülmesiyle ilgili görülen davada da, Ahmet Şahbaz‘a bir yıl dört ay 20 gün hapis cezası verildi. Bu ceza da 10 bin 100 TL para cezasına çevrildi. Yargıtay cezayı az bularak kararı yeniden bozdu, mahkeme Şahbaz’a bu defa da 15 bin 200 TL para cezası verirken, karar Yargıtay tarafından onandı.

Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili davada yargılanan Fatih Dalgalı, hep tutuksuz yargılandı.

Dalgalı hakkında, iddianamedekinden daha hafif bir suçlama olan “bilinçli taksirle öldürme” suçundan cezalandırma istendi. Bu da Dalgalı’nın en fazla dokuz yıla kadar hapis cezası almasını sağlayacaktı. Davanın karar duruşması 18 Haziran’da yapılacak.

Abdullah Cömert‘in ölümüyle görülen davada ise Sanık polis memuru Ahmet Kuş “olası kastla öldürme” suçundan tutuksuz yargılanıyordu.

Mahkeme, 14 Mart 2016’da Kuş’u “kastın aşılması suretiyle öldürme” suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı ancak tutuklama kararı vermedi. Karar, Yargıtay tarafından bozulunca Kuş’un cezası bu defa altı yıl 10 ay 15 güne indirildi. Kararın yargıtay tarafından onanmasının ardından Mart 2020’de tutuklandı.

Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan ve Mehmet Ayvalıtaş’ın öldürülmesiyle ilgili yargılananlar ise bir cezaya çarptırılmadı.

 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Ruanda Soykırımı’nda Fransa’nın sorumluluğunu kabul etti

Bugün, Doğu Afrika ülkesi Ruanda‘ya giden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 1994 yılında yaşanan Ruanda Soykırımı‘nda Fransa’nın sorumluluğunu kabul etti.

Ancak, Fransa Cumhurbaşkanı yaptığı konuşmasında Fransa’nın soykırımda suç ortağı olmadığını ileri sürdü.

‘Ezici bir sorumluluk üstlendi’

Macron, Kigali‘deki 250 binden fazla Tutsi‘nin mezarının bulunduğu Soykırım Anıtı‘nı ziyaret etti.

Macron, burada yaptığı konuşmasında, şu açıklamalarda bulundu:

Fransa, bölgesel bir çatışmayı veya iç savaşı önlemek isteyerek aslında soykırım rejiminin yanında durduğunu anlamadı. Fransa, en açık görüşlü gözlemcilerin uyarılarını görmezden gelerek, tam olarak bundan kaçınmaya çalışsa bile, en kötüyle sonuçlanan bir döngüde ezici bir sorumluluk üstlendi.”

‘Gerçeğin incelenmesine sessiz kalındı’

Macron, Fransa’nın bir suç ortağı olmadığını ancak gerçeğin incelenmesine çok uzun süredir sessiz kaldığını dile getirdi:

Fransa’nın bir görevi var, tarihle yüzleşmek ve gerçeğin incelenmesine çok uzun süre sessiz kalarak Ruanda halkının çektiği acıları tanımak.”

Soykırımla ilgili rapor hazırlandı

Macron’un talebiyle Fransa’nın Ruanda Soykırımı’ndaki rolüne ilişkin kurulan araştırma komisyonu, konuyla ilgili bir rapor hazırlamıştı.

Rapor, Fransa’nın soykırımda ağır sorumluluğu olduğunu ortaya koymuş, ancak Fransa’nın suç ortağı olduğuna dair bir bulgunun olmadığını ileri sürmüştü.

Uzmanlar, Fransa’nın soykırıma doğrudan katılmadığını ancak soykırım yapan hükümetlere sağladığı desteğin suç ortaklığı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Ne olmuştu?

1994 yılında Ruanda’da Hutular, dönemin Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana‘nın uçağının düşmesinden sorumlu tuttukları Tutsilere karşı soykırım başlatmıştı.

Soykırım 100 gün sürmüş, Birleşmiş Milletler‘e göre en az 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu, radikal Hutular tarafından öldürülmüştü.

HDP’li 11 Milletvekili hakkında hazırlanan fezlekeler TBMM’de

11 milletvekili hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle hazırlanan 14 fezleke Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) sunuldu.

Mecliste, farklı partilerden milletvekilleri için hazırlanmış yaklaşık bin 300 fezleke bulunuyor.

Karma komisyona havale edildi

Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığı’nca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi.

Dokunulmazlıklarının kaldırılması istenilen HDP’li milletvekillerinin isimleri ise şöyle:

Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, Muş Milletvekili Mensur Işık, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık, Hakkari Milletvekili Sait Dede, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı, Adana Milletvekili Kemal Peköz, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun ve Muş Milletvekili Şevin Coşkun.

Yaklaşık bin 300 fezleke

Mecliste HDP’li milletvekilleri hakkında 915, CHP’li milletvekilleri hakkında 248, AKP’li milletvekilleri hakkında 14, İYİ Parti milletvekilleri hakkında 12, MHP’li milletvekilleri hakkında iki olmak üzere diğer partiler ve bağımsız milletvekilleriyle beraber yaklaşık bin 300 fezleke bulunuyor.

Sedat Peker hakkında yakalama kararı

Bir süredir çektiği videolarda çeşitli isimlere yönelik iddialarıyla gündeme gelen organize suç örgütü lideri Sedat Peker hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yurt dışında firari olması sebebiyle yakalama kararı çıkarıldı.

Bazı isimlerle görüşmelerini de yayımlayan Peker, en son Reşat Hacıfazlıoğlu’yla telefon görüşmesi kaydını yayımlamıştı.

Bakanlıktan açıklama

Başsavcılık tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, Peker hakkında 2021/100993 numaralı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğü belirtilerek şöyle denildi:

Şüpheli Reis Sedat Peker’in yurt dışında firari olması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi doğrultusunda, Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Mayıs 2021 tarih ve 2021/6114 Değişik İş sayılı kararıyla yakalanmasına karar verilerek, hakkında yakalama emri düzenlenmiştir.”

Dünya Meteoroloji Örgütü: Dünya, küresel ısınma için tehlikeli eşiğe beş yıl içinde gelebilir

Dünya Meteoroloji Örgütü, (WMO) yayımladığı bir raporda, 2025’e kadar dünyanın sanayi öncesi seviyelerin 1.5 C derece üzerinde ısınması ihtimalinin yüzde 40 oranında olduğunu ortaya koydu.

Bu da, dünyanın küresel ısınmanın sınırlandırılması için eşik olarak belirlenen seviyeye beş yıl içinde ulaşacağı demek oluyor.

‘Henüz o eşikte değiliz ama yaklaşıyoruz’

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, WMO araştırmasını, Birleşik Krallık’ın meteoroloji birimi Met Office ve aralarında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin’in de olduğu 10 ülkeden bilim insanlarının modellemelerini temel alarak tamamladı.

Met Office’te görevli üst düzey bilim insanı Leon Hermanson, 1980-1990 döneminde öngörülen derecelere kıyasla yeni oranların çok büyük bir artışa işaret ettiğini kaydetti ve açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Bu, 1.5C’ye yaklaştığımız anlamına geliyor. Henüz o eşikte değiliz ama yaklaşıyoruz. Güçlü bir şekilde harekete geçmek için zaman daralıyor, buna şimdi ihtiyacımız var.”

Geçici bir durum olabilir

Araştırmacılar, gelecek beş yıldan birinde ısınma, sanayi öncesi döneme kıyasla 1.5 C derecenin üstüne çıksa da bunun geçici bir durum olacağını dile getiriyor.

Doğal değişkenlikler, gelecek birkaç yılın biraz daha soğuk olabileceği anlamına gelirken, küresel ısınmanın 1.5 C derecelik eşiği kalıcı olarak geçmesinin 10 ya da 20 yıl alabileceği kaydediliyor.

‘İklim hareketi yetersiz kaldı’

Imperial College London‘a bağlı Grantham Enstitüsü‘nde Araştırma Birimi Başkanı Dr. Joeri Rogelj, “Met Office’in 1.5 C derecesi, Paris İklim Anlaşması’nın 1.5 C derece sınırı ile karıştırılmamalı” diyerek, konuyu şöyle açıkladı:

Paris Anlaşması hedefleri küresel ısınmaya atıf yapıyor – bu da, yıl yıl değişkenler giderildiğinde planetin ısısındaki artış demek.

Yalnızca bir yıl 1.5 C dereceye ulaşılması, Paris Anlaşması’nın sınırlarının aşıldığı anlamına gelmez ama yine de çok kötü bir haber.

Bize, iklim hareketinin ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor ve küresel ısınmanın durdurulması için emisyonların sıfıra indirilmesi gerekiyor.”

WMO’nun Genel Başkanı Prof. Petteri Taalas ise araştırmanın sonuçlarıyla ilgili, “Bu, dünyanın sera gazı emisyonlarını kesme taahhütlerini en kısa zamanda yerine getirmesi ve karbonsuzluğun sağlanması için bir uyarıdır” yorumunda bulundu.

‘Sıcaklığın arttığı aylar artacak’

Reading Üniversitesi‘nde görevli iklim bilimci Prof. Ed Hawkins de eğer yeni tahminlerin doğru olduğu kanıtlanırsa “Bunun, Paris İklim Anlaşması’nın eşiğinin aşıldığı anlamına gelmeyeceğini” ifade etti.

Hawkins, 2016’da iki ay ısınmanın 1.5 C dereceye çıktığını hatırlattı ve şu açıklamalarda bulundu:

İklim ısındıkça, 1.5 C derecenin üstüne çıkan aylar daha çok olacak. Sonra birkaç ay, bütün bir yıl, iki ya da üç yıl, sonunda da her yıl ortalama 1.5 C derecenin üstüne çıkacak.”

Galapagos’ta 100 yıl önce soyu tükendi sanılan dev kaplumbağa bulundu

Galapagos Adaları’nda 2019 yılında bulunan bir kaplumbağanın, 100 yıldan uzun süre önce soyu tükenmiş ilan edilen bir türün üyesi olduğu doğrulandı.

Dev kaplumbağa, iki yıl önce Galapagos Ulusal Parkı ve Galapagos Koruma Alanı arasındaki ortak bir sefer sırasında takımadaların nadir bozulan üyelerinden biri olan Fernandina Adası‘nda bulundu.

80 ila 100 yaşında

Erdoğan: Yeni anayasa için uzlaşma olmazsa referanduma gideceğiz

27 Mayıs darbesinin yıldönümü vesilesiyle, adı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” olarak değiştirilen Yassıada’da düzenlenen AKP‘nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı ve Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili açıklamalar yaptı.

“Geniş bir uzlaşmayla yeni anayasayı Meclis’te kabul ettirip, milletimizin takdirine sunabilirsek çok çok güzel olacak. Amacımız Meclis’teki tüm partilerin yeni ve sivil anayasa çalışmalarına yapıcı, etkin, samimi destek vermeleridir” diyen Erdoğan, muhalefet partileriyle uzlaşma sağlanamaması durumunda referanduma gidebileceklerini kaydetti.

‘Uzlaşma olmazsa hazırlığımızı milletin takdirine sunacağız’

Erdoğan “Uzlaşma zemini oluşmazsa Cumhur İttifakı olarak bizi destekleyen diğer partilerle hazırlığımızı milletimizin takdirine sunmakta kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı ortakları MHP ve Büyük Birlik Partisi‘nin çalışmalarını sürdürdüğünü ve MHP’nin kendi taslağını sunduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi: “Diğer partilerin de bu yönde hazırlıkları olduğunu biliyoruz, bizim çalışmamız da bitti. İnşallah yıl sonuna doğru tüm metinleri bir araya getirerek kapsamlı bir şekilde değerlendirecek ve ortak teklif haline dönüştürmenin yollarını arayacağız.”

MHP Anayasa Mahkemesi’ni kapatmak istiyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 100 madde ve dört bölümden oluşan anayasa teklifini geçen haftalarda açıklamıştı. MHP’nin taslağında kapatılmasını istediği Anayasa Mahkemesi’nin “yüksek mahkeme” statüsünden çıkarılıp özel bir statü verilmesi, ayrıca cumhurbaşkanı ile birlikte iki cumhurbaşkanı yardımcısının da seçimle işbaşına gelmesi öngörülüyor.

İYİ Parti de taslağını açıkladı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de “iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” önerisini dün partisinin grup toplantısında sundu. Taslakta, cumhurbaşkanının bir dönem görev yapması ve görev süresinin de altı yıl olması öneriliyor. Ayrıca görevi biten cumhurbaşkanının aktif siyasete dönmemesi, cumhurbaşkanının parti bağının olmaması şartı da yer alıyor.

Van’da mermer ocağına direnen köylüler, havaya ateş açılarak gözaltına alındı

Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yurtbaşı Köyü’nde özel bir şirketin açmak istediği mermer ocağı için köye gelen askerler, köylülere ait 20 ahırı yıktı. Duruma itiraz eden köylülere havaya ateş açarak müdahale eden askerler dört köylüyü gözaltına aldı.

MA’nın haberine göre, köy merası olan ve DİMER adlı özel şirketin talebiyle 10 yıl önce hazine arazisine çevrilen alanda mermer ocağı açılmak istemesine köylüler karşı çıktı.

Şirketin talebi üzerine köye 200’e yakın asker, TOMA’lar ve panzerlerle çok sayıda iş makinesi getirildi. Köylülerin tüm itirazlarına rağmen askerler eşliğinde işletme kurulmak istenen alanda 20’ye yakın ahırın yıkılmasına başlandı.

Direnen köylüleri de jandarma havaya ateş açarak dağıttı.

10 yıl önce de denemişlerdi

Mermer ocağının 10 yıl önce de açılmak istendiği ancak o dönem köylülerin itirazı üzerine açılamadığı öğrenildi. Şirket 10 yıl sonra bu sefer jandarma eşliğinde köye geri geldi. Tam içinde ocak açılması istenen köydeki 70-80 hanede 700’e yakın vatandaş yaşıyor. Köy, tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyor.

Direnen köylülerden dördünü gözaltına alan jandarma ve iş makineleri yıkımın ardından köyden ayrıldı.