Ana Sayfa Blog Sayfa 1445

[Dünya Okyanus Günü] Greenpeace: Küresel Okyanus Anlaşması talep ediyoruz

Bugün Dünya Okyanus Günü. Gezegenimizin büyük çoğunluğunu oluşturan okyanuslar, iklim değişikliğinden plastik kirliliğine, madencilik faaliyetlerinden aşırı avlanmaya kadar birçok sorunla karşı karşıya.

Bu sorunlara dikkat çekmek için ilan edilen 8 Haziran Dünya Okyanus Günü‘nde Greenpeace bir açıklama yaparak küresel bir okyanus anlaşması talebiyle başlatılan imza kampanyasına destek çağrısında bulundu.

Yapılan açıklamada “Endüstriyel balıkçılık, plastik kirliliği ve derin deniz madenciliği gibi yıkıcı insan faaliyetleri karşısında savunmasız olan okyanuslarımızı korumamız şart” ifadeleri kullanıldı.

Dunya_Okyanus_Gunu

‘Müsilaj denizlerimizin kıymetini gösterdi’

Marmara’da başlayıp Ege ve Karadeniz’i de etkisi altına alan müsilaj tehlikesinin denizler için acil önlemler almamız gerektiğini hatırlattığı belirtilen açıklamada şunlar söylendi:

Okyanusları korumayı başarabilirsek bu bize denizlerimizi korumamız için de ilham verebilir. Akdeniz dünya okyanus alanının yüzde 1’inden daha azını oluşturmasına rağmen, bilinen deniz türlerinin yaklaşık yüzde 8’ini barındırıyor ve bu da onu biyolojik olarak zengin kılıyor.

İmza kampanyasına destek vermek isteyenler bu adresten bilgilerini doldurabilir.

Kızılırmak’ta toplu balık ölümleri: Oksijen seviyesinin azlığından kaynaklanıyor olabilir

Türkiye’nin en uzun nehri olan Kızılırmak’ın Sivas merkeze bağlı Köklüce köyü yakınındaki bazı bölümlerinde, son beş gündür toplu balık ölümleri gerçekleşiyor.

Nehir kenarlarında bulunan ağaçlara ve taşlara takılan balık ölülerini gören çevredekilerin yetkililere haber vermesi üzerine Sivas Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, bölgede su ve ölü balıklardan incelemek üzere numune alarak inceleme başlattı.

Önceki yıllarda da aynı yerde görülen balık ölümlerinin, sudaki oksijen seviyesinin düşmesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Kızılırmak’ta toplu balık ölümleri. Fotoğraf: Hüsnü Ümit Avcı / DHA

Bölgedeki yüksel hızlı tren hattı köprü inşaatında çalışan Ufuk Özkaracalar DHA’ya yaptığı açıklamada “Beş gündür buraya ölü balık geliyor. Yetkilileri aradık. Organize Sanayi Bölgesi’nden bu tarafa kadar olan bölgede balık ölümleri var. Diğer taraflarda ölüm yok. Şikayetimizi ilettik ve yetkililer gelerek numune aldı. Ölü balık ve su numunesi aldılar. Suda zehir olabilir. Bu suya çocuklar giriyor, köylülerin hayvanları bu ırmaktan su içiyor” dedi.

 

Gazeteci Can Dündar için yakalama kararı ve kırmızı bülten talebi

Gazeteci Can Dündar hakkında, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi‘nce “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım ettiği” iddiasıyla ayrılan dosyası kapsamında yakalama kararı verildi ve  bir kez daha kırmızı bülten çıkarılmasının talep edilmesine karar verildi.

Dündar, “siyasi ve askeri casusluk” suçlamasıyla 18 yıl 9 ay hapis ve “Silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçlamasından 8 yıl 9 ay hapis cezası olmak üzere toplam 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Twitter hesabından, “Muhalefetten ricam; bir süre savcıları göreve çağırmasınlar. Ters sonuçlar oluyor” paylaşımı yapan Dündar, Interpol’ün Ankara’nın yaptığı hiçbir başvuruyu ciddiye almadığını dile getirdi.

İklim krizi burada: Van’ın kuş cenneti Akgöl tamamen kurudu

Van‘ın Özalp ilçesine 30 kilometre uzaklıkta bulunan, yağmur ve kar sularıyla beslenen, dokuz kilometre kıyı uzunluğuna sahip Akgöl kurudu.

Göç mevsiminin başlamasıyla her yıl onlarca türden binlerce kuşa ev sahipliği yapan gölün kuruması ise küresel ısınma, yağışların azlığı ve hızlı buharlaşmayla ilişkili.

Kuşlar terk etti

Kıyısındaki sazlık alanlarında her yıl koloniler halinde görüntülenen başta flamingo olmak üzere dikkuyruk, kılıç gaga, cılıbıt, angıt ve suna gibi kuşlar, yaşam alanlarının çoraklaşması nedeniyle gölü terk etti.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, AA’ya yaptığı açıklamada tüm dünyada olduğu gibi bölgede de ciddi bir iklim değişikliğinin yaşandığını söyledi.

Akgöl tamamen kurudu, kuşlar göç etmek zorunda kaldı
Fotoğraf: AA

‘Kuraklık hayatımızda’

Kuraklığın yarattığı tehlikeye dikkat çeken Alaeddinoğlu, “Keşke geçmişte olduğu gibi yağışlara bağlı dönemler olsaydı ama şimdi öyle bir durum yok. Bu kez kuraklık hakikaten hayatımıza giriyor. Bu, artık bir salınım değil hayatımızın bir parçası haline dönüşüyor. Bu durum belli bölgeler için, yani su kaynağına ulaşılamayan yerler için risk. Kuraklık, kapalı havzalar için çok daha büyük bir risk” dedi.

Akgöl’ün kuşlar için önemli bir yaşam alanı olduğunu belirten Alaeddinoğlu, “Bu mevsimde göl suyunun maksimum düzeyde olması gerekiyordu. Kar ve yağmur sularının en iyi olması gereken dönem. Yine buharlaşmanın az olması gerekiyor fakat tüm bu dengeler değişti. Yağışlar düştü, kar suları yok ve buharlaşma iki kat arttı” bilgisini paylaştı.

Fotoğraf: Behçet Dalmaz/ DHA

‘Yaban hayatı olumsuz etkileniyor’

YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ise gölde ilkbahar mevsiminin son günlerinden itibaren etkili olan kuraklığın şaşırtıcı olduğunu söyledi. Kuraklığın canlı yaşamı için tehlike oluşturduğunu dile getiren Aslan, şunları kaydetti:

Aslında temmuz ve ağustos aylarında suyun azalmasını bekliyorduk ama çok erken bir kuruma oldu. Bu da oradaki yaban hayatını ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Üremek için ve göç güzergahında olduğu için Akgöl’e gelen flamingo dahil birçok kuş türü başka sulak alanlara göç etmek zorunda kaldı. Kuraklık böyle devam ederse diğer sulak alanlarımız da etkilenebilir. Çok erken bir kuraklıkla karşı karşıya kaldık. Bu, sadece ilimizde değil ülkemizin tamamında görülüyor. İlerleyen günlerde ve özellikle ağustos ayında bu kuraklığı daha çok hissedeceğiz. Bu da kuşlar ve diğer yaban hayatı için olumsuz sonuçlar doğuracaktır.”

 

Marmara’daki müsilaj yoğunluğu, diş hekiminin kamerasına yansıdı: Beton gibi

Diş Hekimi Alper Altay‘ın yaklaşık bir ay önce Bursa‘nın Mudanya ilçesinde çektiği bir video Marmara Denizi‘ndeki müsilaj yoğunluğunu gözler önüne serdi.

Altay, müsilajın o boyutta olacağının hiç aklına gelmediğini kaydetti.

‘Beton tabaka sardı sandım’

AA‘da yer alan habere göre, Bursa Güzelyalı Marina‘daki teknesine bakmak için gittiğini ve sıra dışı bir manzarayla karşılaştığını söyleyen Altay, ilk başta marinayı bir beton tabakanın sardığını düşündüğünü belirterek, “Bütün marina beton malzemeyle kaplı gibiydi. Yaklaşınca hafif bir hareket gördüm. Şaşırdım. Müsilajın o boyutta olacağı aklıma gelmemişti” dedi.

‘Doğaya verdiğimiz zarar sonsuz’

Alper Altay, çektiği görüntülerle ilgili şu açıklamayı yaptı:

Bir teknenin üzerine çıktım ve ayağımı aşağıya uzattım, baktım. Sünger, hatta daha kalın bir tabaka gibiydi. Açıldığında, dış cephe yırtıldığında kötü bir yosun kokusu gibi geldi. Yakın zamanda yine gittiğimde o kalın tabakanın dağıldığını ve marinanın yemyeşil olduğunu gördüm. 5 santim aşağısını görmek mümkün değildi. Muhtemelen deniz altına çok büyük zarar verdi. Bir şekilde engel olmak lazım. Yine insanlıktan geçiyor bu. Doğaya verdiğimiz zarar sonsuz.”

Ömer Çelik: Hayvan Hakları Yasası, AKP MYK’da ‘düzeltilerek’ bu dönem Meclis’e getirilecek

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında iki yıldır gündemde olan Hayvan Hakları Yasası‘yla ilgili açıklamalarda bulundu.

Bir basın mensubunun yasanın ne zaman çıkacağı konusundaki sorusu üzerine Çelik şunları söyledi:

“Bunu MYK’de son kez görüşüyoruz.  Geçen sefer sunum yapıldıktan sonra arkadaşlarımızın çeşitli değerlendirmeleri oldu, sorular oldu, düzeltilmesi gereken yerler, kurulacak mekanizmalarla ilgili birtakım yaklaşımlar oldu. Bunun üzerine Cumhurbaşkanımız, o konuların tekrar çalışılıp getirilmesini söylemişti.

Cumhurbaşkanımızın kesin talimatı; son kez bunu değerlendireceğiz, son noktayı koyacağız ve bu dönem Meclis kapanmadan bu yasa hayata geçecek, Cumhurbaşkanımızın kesin talimatı budur.”

‘Meclis kapanmadan çıkacak’

Yasanın hayvanlara yapılan zulmü, işkenceleri sona erdirmek, azaltmak açısından önemli bir işlevi olacağını düşündüklerini aktaran Çelik, şunları kaydetti:

“Ayrıca başka birtakım uygulamalar da var. Öteden beri biliyorsunuz, onlar bir can olarak değil bir mal olarak değerlendiriliyordu, bütün bunları düzeltecek, yani daha kendi değerlerimize, çağdaş değerlere daha uygun bir yaklaşım, vatandaşların ve bu konuda çalışan sivil toplum örgütlerinin taleplerine daha uygun bir yaklaşım bu yasa ile birlikte ortaya çıkacak.”

Abdülhamit Gül: Geri sayım başladı

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de yasayla ilgili “geri sayım başladı” mesajı verdi. Bakan Gül, kedileri sevip beslerken ve Adalet Bakanlığı binasının önünde dolaşan, ağaca tırmanan kedilerin fotoğraflarını, “Can dostlarımızı daha etkin koruyacak yasal düzenlemeler kapıda. Geri sayım başladı” mesajıyla paylaştı.

Hayvan hakları aktivistleri, iki yıl önce tüm partilerin üzerinde uzlaştığı tasarıda yapılacak değişikliklerle ilgili endişeli. Hak savunucuları geçen ay, hayvanların haklarını korumaktan uzak bir yasal altyapının hazırlandığı Meclis’e Türkiye çapında eş zamanlı eylemler düzenlemişti.

‘Tabiat rakibimiz değil, kaderimiz’

Basın toplantısında Marmara Denizi’ni saran müsilajla ilgili de konuşan Ömer Çelik, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nca düzenlenen çalıştayı hatırlattı; “Hepimiz bu konuyla yakından ilgiliyiz, son derece tedirgin edici bir tablo. Çevre ve Şehircilik Bakanımızın açıkladığı eylem planı her açıdan güçlü bir şekilde takip edilecek ve gerekleri güçlü bir şekilde yerine getirilecek” dedi. 

AKP Sözcüsü şunları kaydetti:

“Tabiat rakibimiz değil tabiat kader arkadaşımızdır, evimizdir, çevre kaderimizdir. Bu deniz salyası sorununun kendi kaderimiz olan tabiatı bütün bu tehlikelerden korumak ve kurtarmak için çok ciddi bir uyarı olarak ele alınması gerektiğini değerlendiriyoruz.

Bakanımızın açıkladığı eylem planı tavizsiz bir biçimde uygulanacaktır. Bu vesileyle biyolojik arıtma tesislerini yapmanın ne kadar önemli olduğu, biyolojik arıtma tesisi yapmamakla övünmenin, bunlarla ilgili temel atmama töreni düzenlemenin de ne kadar yanlış bir iş olduğu bir kere daha ortaya çıktı.”

Çelik, acil eylem planının devreye girdiğini ve üç yıl içinde tamamlanacağını da açıkladı.

Ahmet Şık için ‘üzerimize düşeni’ yerine getiririz

TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın “katıldığı iki ayrı programdaki ifadeleri ve muhalefetin buna sessiz kalması”na ilişkin soru üzerine de Çelik, “Böyle düşünüyorsa, TBMM’de ne işi var, bu sözler silahlı terör örgütleri tarafından kullanılan bir üsluptur” dedi. Meclis’in bunu kaldırmayacağını belirten Ömer Çelik, “Yargı kararını verdikten sonra parti olarak bizim grubumuzun üstüne düşen bir vazife olursa biz de bunun gereğini yerine getiririz” dedi.

AKP’ye göre, bilim insanlarının uyarısının aksine Kanal İstanbul müsilajı bitirecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, katıldığı bir televizyon programında Kanal İstanbul‘un Marmara‘yı saran müsilajı (deniz salyası) bitireceğini öne sürdü.

Çamlıca Kulesi’nde 24 TV tarafından düzenlenen özel programa konuk olan Karaismailoğlu, “Kanal İstanbul Türkiye’nin stratejik hamlesi” dedi ve projenin gerekçesini şöyle açıkladı: 

“Boğazdan 43 bin gemi geçiyor, yük miktarı çok arttı, gemi boyutları büyüdü. Dünyadaki ticaret hacmi 12 milyar ton. 10 yıl içinde 35 milyar tona çıkacağı söyleniyor. 2050’de boğazdan 78 bin gemi geçecek. Bunların boğazdan geçmesi mümkün değil; kapasite yıllık 25 bin. Bu sefer gemiler Karadeniz ve Marmara’da 16-30 saat arasında bekleyecek. Bu da maliyetleri artırınca Kanal İstanbul’u tercih edeceklerdir. Süveyş kanalının bir gün kapalı kalmasının dünya ekonomisine maliyeti 9 milyar dolardı”

‘Marmara’daki su kalitesini artırıp deniz salyasını da bitirecek’

“Kanalın tek yönlü dip genişliği 270 metre, su derinliği 20.75 olarak kesinleştirildi. Derinlik artırıldı, genişlik biraz daraltıldı; boydan boya 43 km. Şu anda boğazdan geçen gemilerin yüzde 98’i kanaldan geçecek” diyen Karaismailoğlu, son dönemde Marmara’da artan müsilaj sorununun da Kanal İstanbul projesi ile sona ereceğini savundu:

“Karadeniz Marmara’ya göre çok daha temiz. Kanal İstanbul yapıldığında Karadeniz’e akan nehirlerin Marmara’ya karışması söz konusu. Bu da Marmara’daki su kalitesini artırıp deniz salyasını da bitirecek. Manipülasyonlar var; su kaynaklarının etkileneceği söyleniyor. Sazlıdere Barajı İstanbul’un yüzde 2.8’ine denk geliyor. İstanbul’un su rezervine Kanal İstanbul ile Piriççik ve Kahramandere barajları ile daha fazla katkı sağlayacağız. Toplam maliyeti 15 milyar dolar. Üzerinde altı köprü var; fiyata bunlar dahil, beş yılda tamamlayacağız”

Profesör Saydam: Kanal yapılırsa tası tarağı toplayın, müsilaj hayat boyu devam eder

Bakanın sözlerine rağmen, birçok akademisyen Kanal İstanbul’un devreye girmesi halinde Marmara Denizi’nin kaldıramayacağı bir organik yükle karşı karşıya kalacağı görüşünde.

20 yıl boyunca Marmara Denizi’nde araştırmalar yapmış TÜBİTAK eski başkan yardımcısı deniz bilimci Cemal Saydam da Kanal İstanbul’un yalnız müsilaj sorunu tetiklemeyeceğini aynı zamanda Marmara Denizi’nin ölüm fermanı olacağını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kendi youtube kanalında soruları yanıtlayan Profesör Saydam şunları söyledi: ‘‘Kanal İstanbul yapılırsa hayat boyu müsilajla devam ederiz bunun başka bir izahı yok. Bizim bilgi birikimiz ‘olmaz’ diyor. Bilimle inat da olamaz. Çünkü kimin kazanacağı belli. Bilime inat yaptık arıtma tesislerini yeteri kadar yaptırmadık. Müsilaj kazandı. Kanal İstanbul’u yaparsanız bu olurdu. Bu oldu, bunun üstüne Kanal İstanbul’u yaparsanız unutun, tası tarağı toplayıp gitmek gerek. Hidrojen sülfürü yabana atmayın , çürük yumurta gibi kokar insan sağlığını tehdit eder ama sanayicinin makinasını da parçalar. Soğutma suyu olarak kullanan her fabrika filtrelerine baksın, filtreleri sık sık değişecek bu da maliyetlerini arttıracak. Kanal İstanbul ile yalnız Marmara Denizi değil Marmara Bölgesi elimizden gidecek’’ dedi.

ÇMO: Ergene’den deşarja acilen son verilmeli, Kanal İstanbul intihar

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi de Marmara Denizi’nin ‘‘tükeniş ömrünü uzatmak için’’ hazırladığı 11 maddelik eylem planında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un hazırladığı eylem planında atıfta bulunulmayan Kanal İstanbul ve Ergene Nehri’nin Marmara Denizi üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

‘‘Ergene`den Marmara Denizi`ne deşarja acilen son verilmelidir. Ergene havzasının atıksu toplayıcı sisteminin Marmara Denizi`ne bırakıldığı nokta ivedi olarak incelenmeli, derin deniz deşarjı ön arıtma ile birlikte ele alınmalı ve sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Bu aşamada biyolojik arıtma tesislerinin hızla inşası hayata geçirilmeli ve Marmara Denizi çevresindeki sanayileşme ve nüfus artışının durdurulması için bakanlıklar tarafından acil çalışmalar yapılması gerekmektedir. Halihazırda yaşanabilir nüfusun çok daha üzerinde bir nüfusu barındıran İstanbul`da mega projelerden vazgeçilmelidir. Atık suyunu biyolojik olarak arıtmadan Marmara Denizi`ne deşarj eden bir kente, Kanal İstanbul ve Yenişehir Rezerv alanları ile milyonlarca kişinin daha çekilmeye çalışılması intihardır’’ dendi.

İmamoğlu: Müsilaja dua okuruz

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da 5 Haziran Çevre Günü’nde müsilaj tehdidine dikkat çekerek şunları söylemişti:

“Marmara Denizi’ni bitirecek olan, bu şehrin tarihi geçmişini yok edecek olan sadece birilerinin cebine para girsin diye düşünülen başka hiçbir haklı tarafı olmayan Kanal İstanbul ile bugünkü müsilaj dediğimiz meseleye dua okuturuz.

Bırakın müsilajı, tümden Marmara’yı yok edecek olan Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, 16 milyon insanın insani sorumluluğundadır. Bir partiye ya da bir kişiye ait değildir. Bunu anlatıyoruz, anlatmaya devam edeceğiz. Akıl ve bilim bana ne anlatıyorsa onu anlatıyorum zaten. Bana ait tek bir cümlesi yoktur.”

 

ABD Başkan Yardımcısı Harris, Guatemalalı göçmenlere seslendi: ABD’ye gelmeyin

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı Kamala Harris, ilk yurt dışı ziyaretini gerçekleştirdiği Guatemala’da göçmenlerle ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Harris, ABD’ye yasadışı yollarla gelen Guatemalalı göçmenlerin ülkelerine geri gönderileceğini ifade etti.

‘Gelmeyin’

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Guatemala Devlet Başkanı Alejandro Giammattei tarafından kabul edildi. Harris ile Giammattei, Ulusal Kültür Sarayı‘ndaki heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Harris, açıklamada ABD’ye gelmek isteyen göçmenlere seslendi ve “Gelmeyin” dedi:

Bu bölgede ABD-Meksika sınırına tehlikeli bir yürüyüş yapmayı düşünenlere şunu açıkça söylemek istiyorum: Gelmeyin. ABD, yasalarımızı uygulamaya ve sınırımızı korumaya devam edecek.”

ABD Başkan Yardımcısı, “Eğer sınırlarımıza gelirseniz, geri döndürüleceksiniz” uyarısında da bulundu.

Cortez’den tepki

Harris tarafından göçmenlere yapılan bu çağrıya Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez tepki gösterdi. Cortez, bu konuşmanın hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi ve şu ifadeleri kullandı:

İlk olarak, herhangi bir ABD sınırında sığınma talep etmek yüzde 100 yasal bir yöntemdir.

İkincisi, ABD onlarca yıl Latin Amerika’da rejim değişikliğine ve istikrarsızlaşmaya katkıda bulundu. Birinin evini yakılmasına yardım edip sonra onları kaçmakla suçlayamayız.”

Kendisi de göçmen bir aileden gelen Kamala Harris’in annesi Hindistan, babası da Jamaika kökenli.

AYM, HDP davası için raportör görevlendirdi

Anayasa Mahkemesi (AYM),Yargıtay Başsavcılığı’nın, HDP’nin kapatılması istemiyle, dün yeniden açtığı davada ilk incelemeyi yapması için raportör görevlendirdi. 15 gün içinde tamamlanacak rapor, AYM heyetine sunulacak.

AYM, Yargıtay Başsavcılığı’nın HDP iddianamesini daha önce kabul etmemiş, eksikleri gidermesi için geri göndermişti. Yargıtay Başsavcılığı da dün, iddianameyi yeniden düzenleyerek HDP’nin kapatılması davasını yeniden açtı.

Yüksek Mahkeme’nin “Haklarında siyasi yasak istenen kişilerin Anayasa’nın 69. maddesi kapsamında olduğu ileri sürülen eylemlerine iddianamede açıkça yer verilmeksizin, haklarında devam eden soruşturma ve kovuşturmalara atıfta bulunulması, söz konusu eylemlerin Anayasa Mahkemesince değerlendirilmesini imkansız kılmaktadır” gerekçesiyle iade etmesi üzerine,  d iddianameyi yeniden düzenleyen başsavcılık, daha önce 600’ün üzerinde HDP’li hakkında siyasi yasak istemişti. Yeni iddianamede bu sayı 500’e indi.

Üçte iki çoğunlukla kapatma kararı verilebiliyor

İddianamenin kabulü halinde ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin savunmasının ardından Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındakini görüşünü sunacak. HDP, bu görüşe karşı da savunma yapacak. Daha sonra raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. AYM, karar aşamasında, seri müzakere yapabilecek. 15 kişilik AYM heyetinden toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla kapatma kararı verilebiliyor.

Bakanlıktan ‘müsilaj’ genelgesi: Deniz temizliği seferberliği başlatılacak

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, müsilaj sorununun giderilmesi amacıyla Marmara Denizi‘ne kıyısı olan yedi ilin valilik, belediye ve ilgili bakanlıklar ile sivil toplum kuruluşlarına genelge gönderdi.

Genelgede  halk arasında “deniz salyası” olarak bilinen müsilajdan kaynaklanan kirliliğin giderilmesi ve yönetimine ilişkin 8 Haziran’da “en büyük deniz temizliği seferberliği” başlatılacağı belirtildi.

Ayrıca ek olarak tüm çalışmaların bakanlık tarafından yürütüleceği, bu kapsamda İstanbul’da Koordinasyon ve Bilgilendirme Merkezi oluşturulacağı bilgileri paylaşıldı.

Fotoğraf: AA

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Marmara Denizi’nin kabusu haline gelen müsilaj sorununu konuşmak amacıyla Kocaeli’de düzenlenen Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Toplantısı‘na katılmıştı.

Burada müsilajla mücadele kapsamında hazırlanan 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı‘nı duyuran Kurum, deniz temizliği seferberliği başlatılacağını da söylemişti.