Ana Sayfa Blog Sayfa 1402

TÜİK ve Ticaret Bakanlığı geçici dış ticaret verileri: Dış ticaret açığı yüzde 20 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre, mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 20 arttı ve 4,13 milyar dolara ulaştı.

Yine aynı ayda dış ticaret açığı bir önceki yılın mayıs ayına göre yüzde 20,2 arttı ve 3 milyar 436 milyon dolardan, 4 milyar 129 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2020 Mayıs ayında yüzde 74,3’tü. 2021 Mayıs ayında ise bu oran yüzde 80’e yükseldi.

Mayıs ayına ait veriler

Verilere göre, 2021 yılının mayıs ayında yapılan ihracat, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 65,7 arttı ve 16 milyar 498 milyon dolar oldu.

İthalat ise yüzde 54 artarak, 20 milyar 627 milyon dolara ulaştı.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2021 Mayıs ayında yüzde 68,6 arttı ve 9 milyar 207 milyon dolardan, 15 milyar 519 milyon dolara yükseldi.

Yine mayıs ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat ise yüzde 61,7 artarak 10 milyar 725 milyon dolardan, 17 milyar 342 milyon dolara ulaştı.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, mayıs ayında 1 milyar 823 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret hacmi de yüzde 64,9 arttı ve 32 milyar 861 milyon dolar oldu. Aynı ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 89,5 olarak açıklandı.

Ocak-mayıs dönemindeki veriler

Genel ticaret sistemine göre ihracat, 2021 yılı ocak-mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 38,3 artarak 85 milyar 209 milyon dolara, ithalat yüzde 25,2 artarak 103 milyar 485 milyon dolara ulaştı.

Ocak-mayıs döneminde dış ticaret açığı yüzde 13,1 azalarak 21 milyar 35 milyon dolardan, 18 milyar 277 milyon dolara geriledi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2020 yılı ocak-mayıs döneminde yüzde 74,5’ti. Bu oran, 2021 yılının aynı döneminde yüzde 82,3’e yükseldi.

İhracatta ilk sırayı Almanya aldı

Mayıs ayının ihracat şampiyonu 1 milyar 408 milyon dolar ile Almanya oldu. Almanya’yı 1 milyar 152 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1 milyar 106 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 835 milyon dolar ile İtalya, 715 milyon dolar ile İspanya takip etti.

İlk beş ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 31,6’sını oluşturdu.

Ocak-mayıs döneminde de ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 7 milyar 683 milyon dolar olurken, Almanya’yı 5 milyar 427 milyon dolar ile ABD, 4 milyar 983 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 4 milyar 397 milyon dolar ile İtalya ve 3 milyar 981 milyon dolar ile Irak takip etti.

İlk beş ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 31,1’ini oluşturdu.

İthalatta ilk sıra Çin’in

Mayıs ayında, 2 milyar 633 milyon dolar ile ihracatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’i sırasıyla 2 milyar 62 milyon dolar ile Rusya, 1 milyar 783 milyon dolar ile Almanya, 951 milyon dolar ile ABD, 933 milyon dolar ile İtalya takip etti.

İlk beş ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 40,5’ini oluşturdu.

Ocak-mayıs döneminde de ithalatta 12 milyar 286 milyon dolar ile ilk sırayı Çin aldı. Çin’i 10 milyar 312 milyon dolar ile Rusya, 9 milyar 354 milyon dolar ile Almanya, 4 milyar 700 milyon dolar ile ABD, 4 milyar 575 milyon dolar ile İtalya izledi.

İlk beş ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 39,8’ini oluşturdu.

Doğa için Sanat Derneği’nden fotoğraf yarışması

Doğa için Sanat Derneği, meydana gelen ekolojik yıkımlara dikkat çekmek amacıyla ‘Doğa Talanı’ konulu bir fotoğraf yarışması düzenliyor.

İFSAK’ın destekleriyle organize edilen yarışmada ilk üç dereceye girecek katılımcılara tercih ettikleri sanat dalında (resim, heykel, senaryo yazımı, drama ve oyunculuk, sanat tarihi vb.) iki kurdan oluşan altı ay süreli ücretsiz eğitim alma şansı verilecek.

Mansiyon alan katılımcılara ise tercih ettikleri sanat dalında üç ay süreli bir kur eğitim imkanı sağlanacak.

‘Doğa yok ediliyor’

Dernek tarafından yapılan çağrıda “Ormanların yok edilmesi, su kaynaklarının, denizlerin ve göllerin kirletilmesi, gübreleme adı altında toprağın kimyasallarla zehirlenmesi, madenciliğin yıkıcı zararları, HES’ler, JES’ler, otoyollar, limanlar, AVM’ler, konutlar derken giderek artan betonlaşma! Tüm bunlar doğayı ve doğadaki canlıları her geçen gün daha da tehdit ediyor” denildi.

Açıklamada “Rant uğruna doğa yağmalanıyor ve yok ediliyor. Bunları görüyor, duyuyor ve hissediyoruz. Doğanın önemini biliyoruz, ancak doğal yaşamın korunması için kamuoyunda farkındalık yaratmak adına yeterince duyarlılık ve mücadele içinde miyiz?” sorusu yöneltildi.

Son başvuru tarihinin 21 Temmuz olduğu yarışmada jüri 26 Temmuz günü toplanacak. Sonuçlar ise 31 Temmuz tarihinde duyurulacak.  Yarışmayla ilgili detaylı bilgiye bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kanal İstanbul için 3.5 milyar TL değerindeki ihale pazarlık usulü açıldı

Sözcü yazarı Çiğdem Toker, geçtiğimiz cumartesi günü Sazlıdere‘de temeli atılan Kanal İstanbul projesi için yapılması planlanan ihalelerden birinin pazarlık usulü yapıldığını duyurdu.

Söz konusu temel atma töreninin, her ne kadar Kanal İstanbul için olduğu söylense de köprünün aslında “Rönesans şirketi tarafından Kuzey Marmara Otoyolu’na ait bir bağlantı yolu için yapılacak köprünün temeli” olduğu ortaya çıkmıştı.

‘Tek bir ihaleyle açıklanamaz’

Toker, “İşte Gerçek Kanal İstanbul İhalesi” başlığını taşıyan yazısında Kanal İstanbul’un bir tane ihaleyle izah edilecek bir proje olmadığını, iki yıllık bir hazırlık dönemi olduğunu ve hafriyatın bu sürecin ardından başlayacağını söyledi.

Hazırlık dönemi içerisinde yapılması gereken işlerden en önemlisinin “deplase” olduğunu belirten Toker, “Kanal yapılırsa, ulaşım, doğalgaz, elektrik iletim hatlarının üzerinden geçecek. Yani o hatları kesecek. Bu nedenle, mevcut hatların yerlerinin değiştirilmesi gerekiyor. Bu da milyarlarca liralık birçok yeni ihale demek” dedi.

3.5 milyar TL’lik ihale

Haberde aktarılan bilgilere göre bu deplase ihalelerinden biri 28 Haziran tarihinde gerçekleştirildi. Ulaştırma Bakanlığı’nın pazarlık usulüyle açtığı ihalenin bedeli ise yaklaşık maliyeti 3.5 milyar TL oldu.

Proje ismi ise “TCDD Halkalı Kapıkule Yeni Demiryolu İnşatı Kapsamında Halkalı Ispartakule Arası (Kanal İstanbul Geçişi) Demiryolu Hattı İnşaatları ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini ve Yapımı İşi” şeklinde geçiyor.

Neden kamuoyuna açıklanmadı?

Çiğdem Toker, “Gizlice ihale edilen bu 3.5 milyar TL’lik ‘iş’in, ÇED raporunda yeri var. Yani ‘TCDD Halkalı Konvansiyonel Demiryolu hattı’, kanalın etkileyeceği ve deplase edilmesi gereken hatlardan biri. Geride daha TEİAŞ; BOTAŞ, İGDAŞ, NATO, İSKİ, telekomünikasyon hatları var. Bunlar da kim bilir kaç milyarlık başka başka ihaleler demek” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma Bakanlığı’nın açıklama yapması gerektiğini belirten Toker, “Bir ihaleyi pazarlık usulüyle yapıyorsanız, firmalara davet gönderiyorsanız, üç firmanın bir araya gelerek teklif vereceğini, kamu kuruluşu olarak önceden nasıl biliyorsunuz? İkincisi de neden bu ihaleyi kamuoyuna açıklamadınız?” sorularını yöneltti.

Türkiye’nin ilk ekolojik pazarı 15 yaşında

Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi işbirliğinde açılan ve Türkiye’denin ilk ekolojik pazarı kabul edilen Feriköy’deki Şişli %100 Ekolojik Pazar, 15. yıldönümünü kutladı.

Pazarın 15. yıldönümüne katılan Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, ekolojik pazarın Şişli Belediyesi’nin önemsediği projelerden biri olduğunu belirtti ve komisyonun dile getirdiği yapısal sorunların çözümüne dair gerekli adımların en yakın zamanda atılacağını kaydetti.

‘Gıda ile kopan bağı onarmaya vesile’

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan da etkinlikte ekolojik pazarların gıda ve insan arasındaki kopan bağın tekrar onarılmasına katkı sağladığına dikkat çekti:

Ekolojik pazarlar, aynı zamanda üretim hikayelerini unutmuş ve artık gıdasının nereden, ne şekilde geldiğini sorgulamayı bırakan şehir insanının tekrar gıdayı sorgulamasına ve üretim hikayelerini dinleyerek gıda ile kopan bağını tekrar onarmasına vesile oluyor.”

%100 Ekolojik Pazar nasıl kuruldu?

Şişli %100 Ekolojik Pazar; Haziran 2006’da, 45 tezgah ve organik ürün sertifikası sahibi 23 üreticinin katılımı ile açıldı.

Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 15 yılda çoğunluğunu üreticilerin oluşturduğu esnaf sayısı 83’e, tezgah sayısı ise 330’a yükseldi. Şişli %100 Ekolojik Pazar kuruluşundan bu yana, Türkiye çapında art arda açılan ve sayısı 16’yı bulan diğer organik pazarların öncüsü ve modeli oldu.

Pazar, Ankara, Afyon, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Zonguldak gibi Türkiye’nin birçok farklı noktasından 900’ün üzerinde taze sebze ve meyve üreticisinin organik ürünlerini İstanbullularla buluşturdu.

Devamında ise İstanbul’un farklı ilçeleri, İzmit ve mevsimlik olarak Kayseri Kocasinan’daki beş ayrı noktada, Buğday Derneği danışmanlığında %100 Ekolojik Pazarlar kuruldu.

%100 Ekolojik Pazarların kurulduğu yerler

Ekolojik pazarların kurulduğu yerler ve saatleri şöyle:

Bakırköy: Cuma günleri, Airport Alışveriş Merkezi’nin arka açık otoparkında, 09.00-16.00 saatlerinde.

Şişli: Cumartesi günleri, Cumhuriyet Mah. Gökkuşağı Lala Şahin Sok. Feriköy’de, 07.00-17.00 saatlerinde.

Kartal: Pazar günleri, Hükümet Konağı Cad., Kartal Baba Alt Geçidi yanı, 08.00-17.00 saatlerinde.

İzmit: Cumartesi günleri, 41 Burda Alışveriş Merkezi’nde, 10.00-18.00 saatlerinde.

Kayseri – Kocasinan: Pazar günleri, Erciyesevler Mah., Mazı Sk. Kocasinan’da, 08.00-17.00 saatlerinde. *Sadece Ağustos-Kasım ayları hizmet vermektedir.

Ekolojik pazarla ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Antalya’da orman yangını: Karayolu ulaşıma kapatıldı

Antalya- Konya kara yolunun Manavgat ilçesi yakınlarındaki Gündoğmuş kavşağında, saat 14.00 sıralarında orman yangını çıktı.

Gündoğmuş kavşağında başlayan yangının rüzgarın da etkisiyle hızla yayıldığı belirtildi. Yangına müdahale etmek amacıyla ekipler sevk edildi.

Dört helikopter getirildi

DHA’nın aktardığına göre yangın bölgesine sevk edilen dört helikopterle havadan; 23 arazöz, altı su tankeri, dört dozer ve 118 kişilik personelle de karadan alevlere müdahale ediliyor.

Jandarma ekiplerinin kapattığı Antalya- Konya kara yolunda sürücüler ise yol kenarına araçlarını park ederek, çalışmaları takip etti.

Muğlalılar maden yükleme limanı projesine tepkili: ÇED toplantısı engellendi

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Kıyıkışlacık köyünde yapılmak istenen 2. Maden Yükleme Limanı‘nın Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci kapsamında yapılmak istenen Halkın Bilgilendirme Toplantısı, bölge halkının tepkileri sonucu iptal oldu.

Milas ve çevre ilçelerden gelen yaklaşık 1000 kişi ellerinde düdük, tencere, davul ve pankartlarla toplantının yapılacağı alanda protesto gerçekleştirdi. Jandarma kalabalığı dağıtmak istemesine rağmen eylemciler toplantıyı engellemeyi başardı.

‘İkinci bir limanı kaldırmaz’

ÇED süreci başlatılan Yük Tahmil ve Tahliye İskelesi ve Dip Tarama Projesi, Ayyıldız Madencilik ve Yükleme A.Ş. tarafından gerçekleştirilmek isteniyor. Güllük Körfezi içerisinde yapılmak istenen proje alanının kıyısında İasos antik kenti bulunuyor. 

Anterhaber’in aktardığına göre toplantı öncesi açıklama yapan Neşe Tuncer “Burada limanı yapmak demek sadece insanın değil, doğal ortamın ekolojinin, hayvanların kuşların hepsinin yok edilmesi yaşamlarının sona ermesi demektir. Güllük körfezinde bir liman baş belası iken ikinci bir liman ile burada yaşamı kabusa çevirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu çevrenin, karada ve denizaltındaki tarihi eserleri ile bir koruma alanı niteliğinde olduğunu belirten Tuncer, “Bu çevrenin bağlı olduğu Güllük Körfezi’nde tüm geçimini balıkçılıkla sağlayan yüzlerce insanın ekmeği ile oynanmaktadır. Bu çevre, doğal ve tarihi varlıklarının yanı sıra, eşsiz bir turizm alanıdır.Liman olarak planlanan alanda, deniz dibi taraması yapılacak, denizdeki doğal varlıklar ve tarihi eserler yok olacaktır” dedi.

‘Toz, kirlilik ve gürültü’

Tuncer açıklamasının devamında ise “Bu maden ihracat limanının yanı sıra, halihazırda ÇED süreci devam eden çekek yeri projesi bölgeye artık geri döndürülemez zararlar verecektir. Marmara’yı saran derin kirlilik bu güzelim alana da bir hançer gibi saplanacaktır” ifadelerini kullandı.

Madenlerin nakli için kullanılacak limanın ÇED Raporu’na göre yıllık 10 milyon ton maden sevkiyatı yapmasının planlandığını aktaran Tuncer, “Bu, binlerce TIR’ın bu bakir ve doğa-tarih-turizm beldesine getireceği toz, kirlilik ve gürültü demektir. Ezcümle bu liman projesinin, savunulabilecek hiçbir bilimsel, teknik, insani ve vicdani yanı yoktur” sözlerini söyledi.

‘Son değil başlangıç’

Toplantıyı gerçekleştirmek isteyen Bakanlık ve şirket temsilcileri, yaklaşık iki saat boyunca sloganlarla protesto edildi. Eylemciler arasında aşırı sıcaktan dolayı bayılan kişiler oldu.

Toplantının iptal olması üzerine MUÇEP ve Güllük Körfezi Dayanışma Platformu adına açıklama yapan Avukat Bora Sarıca “Bu son değil başlangıç olacak. Tarihi İasos ve Kıyıkışlacık ile Güllük körfezini yağmalatmayacağız. Bugünkü tepkimiz daha çok artarak devam edecek. Bizler rantçılara karşı mücadelemizi hukuk ortamında ve bulunduğumuz yaşadığımız ortamlarda sürdürmeye devam edeceğiz. Her ÇED toplantısını düzenlemek istediklerinde halkın gücünü görüp böyle kaçarcasına buradan ayrılmak zorunda kalacaktır. Çünkü bu topraklar, bu doğa buradaki yaşam rantçıların değil burada yaşayın halkındır, korumaya devam edeceğiz” dedi.

Sera gazları nedir, sera etkisi nasıl oluşur?

Fosil yakıtların üretimi ve tüketiminin tamamen bırakılmaması nedeniyle küresel ısınma ve iklim değişikliği her geçen yıl etkisini artırıyor. Küresel ısınmanın yol açtığı aşırı iklim olayları dünyanın dört bir yanında çevre felaketlerine yol açıyor. Peki bütün bunların nedeni olan sera etkisi aslında nedir? 

Hazırladığımız video-animasyon ile sera gazlarının yapısını, çalışma prensibini ve sera etkisini durdurmak için neler yapmak gerektiğini anlattık.

Kadına Şiddet Komisyonu’ndan HDP de çekildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Meclis’teki Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu’ndan çekildi.

Tam adı “Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu” olan Komisyon’dan ilk olarak CHP’li üyeler çekilmişti.

CHP’li vekiller; Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu ile Hatay Milletvekili Suzan Şahin yürütülen çalışmayı eleştirmiş, “Cumhur İttifakı’nın ajandası, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını meşrulaştıracak zemin yaratmak” demişti.

Daha sonra İYİ Parti de Komisyon’dan çekilme kararı aldı.

Üç Parti’nin çekilmesiyle Araştırma Komisyonunda sadece Cumhur İttifakı’nı oluşturan AKP ve MHP’li üyeler kaldı.

Kanal İstanbul borcu tartışması-Meral Akşener: Bu tiksindirici borcu Erdoğan’dan alacaksınız

Partilerinin grup toplantısında konuşan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İYİ Parti lideri Meral Akşener‘in gündeminde Kanal İstanbul vardı.

Cumhurbaşkanı, altyapı deplase çalışmalarının ardından hızla kanalın kazısına başlayacaklarını ifade ederken, İYİ Parti lideri de Erdoğan’a ithafen “Bu ülkenin cumhurbaşkanı mısın yoksa yabancı şirketlerin avukatı mısın?” diye sordu.

‘Bunlar devlet değil zillet’

Kanal İstanbul Projesi üzerinden muhalefete yüklenen Cumhurbaşkanı, muhalefetin projeye destek olacak iş insanlarından bankacılara kadar herkesi tehdit ettiğini ileri sürdü:

İş insanlarından bankacılara kadar herkesi tehdit ettikleri yetmezmiş gibi yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için çalıştığımız ülkelere parmak sallayacak kadar muvazeneyi yitirdiler. ‘Kredi verecek olursanız bunları ödemeyiz’ diyorlar. Bunlar daha şimdiden devlet nedir, devlet yönetmek nedir? Bunlardan haberleri bile yok. Uluslararası tahkim mekanizması var. Bundan da haberleri yok. İktidar olduk, bizden önceki borçlanmaları ödemedik mi? Ödedik, ödüyoruz. Ama bunlar devlet değil zillet. Lafa gelince bizi tek adamlıkla itham edenler ama kendileri millete zerre kadar saygılarının olmadığını açıkça ortaya koymaktalar.”

‘Şehrin geleceğini kurtaracak eser olarak görüyoruz’

Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçeceğini bir kez daha yineleyen Cumhurbaşkanı, projeyi şehrin geleceğini kurtaracak bir eser olarak gördüklerini kaydetti:

Biz muhalefetle ülkenin önüne çıkardığı engellerin değil millete kazandıracağımız eserlerin kavgasını yapmak isterdik. Mesela biz Kanal İstanbul dedik, onların daha cazip bir proje önermesini beklerdik. Karşımızda mızıkçı çocuklar gibi ‘yaptırmayız da yaptırmayız’ diyen, proje üretemeyen CHP var. Onun için diyoruz ki biz 19 yıldır kendi kendimizle yarışıyoruz. Türkiye bunca esere nasıl CHP’ye rağmen sahip olmuşsa Kanal İstanbul’a da sahip olacaktır. Bu projeyi şehrin geleceğini kurtaracak bir eser olarak görüyoruz.”

‘Kanal İstanbul’un kazısına süratle başlıyoruz’

Erdoğan, altyapı deplase çalışmalarının ardından hızla kanalın kazısına başlayacaklarını, kanalın her iki tarafından inşa edilecek şehirlerin de depreme hazırlık için kentsel dönüşüm çalışmalarında yaşanacak sıkışıklığı giderme çabası olduğunu iddia etti:

Altyapı deplase çalışmalarının ardından kanalın kazısına da süratle başlıyoruz. Kanalın her iki tarafına inşa edilecek şehirler depreme hazırlık için kentsel dönüşüm çalışmalarında yaşanacak sıkışıklığı giderme çabasıdır. Özellikle şu anlatacaklarımı aziz milletimin dikkatle takibini rica ediyorum. Uzunluğu 45 km. Taban genişliği en dar yerinde 275 metre, derinliği 20.75 metre olan Kanal İstanbul’un şimdiden ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Hedefimiz bu projeyi altı yıl içinde tamamlayarak hizmete sunmaktır. Yalanlara inanmayın. Türkiye Kanal İstanbul’una kavuşacak. Altyapı deplase çalışmalarının ardından Kanal İstanbul’un kazısına da süratle başlıyoruz.”

‘Meğerse tahkimin avukatıymış’

İYİ Parti Genel Başkanı da, Erdoğan’ın Kanal İstanbul Projesi üzerinden muhalefete sarf ettiği sözlere şöyle karşılık verdi:

Sayın Erdoğan, Kanal İstanbul’a karşı durduğumuz için ‘Boş konuşuyorlar, tahkim yoluyla o parayı söke söke alırlar’ dedi. Bunu söyleyen bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Meğerse tahkimin avukatıymış. ‘Sizden’ dediği kim? Milletin ta kendisi. Sayın Erdoğan’dan sinyali alan küçük ortak da durmadı. Hiç utanmadan Türk milletinin parasına çökecek firmaları hukuki güvence altına alalım dedi. Sayın Erdoğan tarafını seç. Bu ülkenin cumhurbaşkanı mısın yoksa yabancı şirketlerin avukatı mısın? İlk seçimde yolcu olduğunun farkına daha yeni varmış olabilirsin, ama İsmet Özel’in şiirinde dediği gibi: “Tam düşecekken tutunduğun tuğlayı Rab bellemeyeceksin.”

‘Bizden kapik işlemez’

Kanal İstanbul projesine dahil olmak isteyenleri uyaran Meral Akşener, projenin borcunun milletten değil, Recep Tayyip Erdoğan’dan alınacağını kaydetti:

 Uluslararası hukukta ‘tiksindirici borç’ diye bir kavram var. Bu kavram dış borç alan ve milleti için harcamak yerine kendi için kullanana liderler için kullanılır. Danışmanlar ne yapacak acaba? Bir borcun tiksindirici borç olarak kabul edilmesi için 3 şart var: Bir, borcu veren kişinin bilgilendirilmesi. İki, borcun halkın rızası dahilinde alınmamış olması. Üç, borcun halkın menfaati için kullanılmaması. Kanal İstanbul projesine dahil olmak isteyenleri bir kez daha uyarıyorum. Bu tiksindirici borcu milletimizden değil, Recep Tayyip Erdoğan’dan alacaksınız. Bizden kapik işlemez. Geçmişte Ekvador ve Haiti’de yaşanan benzer süreçlerin nasıl sonuçlandığını incelemenizde fayda var. Onların tek derdi koltuklarını korumak ve 5’li çetenin kasasını doldurmak. Nitekim milletimiz ağır ekonomik krizle mücadele ederken maalesef sayın Erdoğan ve arkadaşları bambaşka hesapların peşinde.”

Akşener, “Adeta bir sömürge valisi edasıyla abuk sabuk konuşarak sana bütün makamları veren bu aziz millete apaçık ihanet ediyorsun. Senin görevin milletin olanı söke söke alacakların yanında saf tutmak değil, bu milletin hakkını hukukunu söke söke almaktır. Aklını başına al, kendine gel” dedi.

Türkiye’nin elektrik sisteminde ‘temiz’ dönüşümün getirisi maliyetinden üç kat fazla

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından hazırlanan “Türkiye’de Elektrik Sistemi Dönüşümünün Sosyoekonomik Etkileri” raporunu 30 Haziran günü gerçekleştirilen toplantı ile duyurdu.

Toplantıda TEPAV Program Direktörü Güven Sak, IRENA Kıdemli Enerji Dönüşümü Uzmanı Xavier Casals, UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı, İPm İklim Değişikliği Koordinatörü Ümit Şahin, SHURA’dan Selahattin Hakman ve Yael Taronto yer aldı.

Raporda, Türkiye’de 2030’a kadar elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50’ye çıkarılmasının teknik ve ekonomik açıdan mümkün olduğu belirtiliyor.

GSYH yüzde 12,8 artabilir

Toplamda iki senaryo ele alınıyor. Birincisi mevcut politikaların devamını gösteren baz senaryo. İkincisi ise SHURA’nın geliştirdiği hızlandırılmış dönüşümü gösteren dönüşüm senaryosu.

Dönüşüm senaryosu uygulandığı durumda 2030’da gayri safi yurt içi hasıla reel olarak yüzde 12,8 artacak. Bu seviye, baz senaryoya oranla yüzde 1’lik artışa karşılık geliyor.

Yüzde 55 yenilenebilir enerjiden

Dönüşüm senaryosunda 2030’da yüzde 30’u rüzgar ve güneş olmak üzere elektrik üretiminin yüzde 55’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanabiliyor.

Bu senaryo uygulandığında, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği Türkiye’nin dış ticaret dengesi üzerinde ciddi etki gösterirken, sanayi ihracatının artması ve ithalatın düşmesiyle dış ticaret dengesinde yıllık 10 milyar dolar pozitif etki oluşturabiliyor.

Fotoğraf: Ulrike Leon / Pixabay

Sağlık ve çevre maliyetlerinde düşüş

Elektrik üretiminde fosil yakıt kullanımının yol açtığı sağlık ve çevre maliyetleri yıllık 2,5 milyar dolardan 1,1 milyar dolara indirilebilirken, karbon emisyonlarının azalmasının 1,3 milyar dolar fayda sağlayabileceği hesaplanıyor.

Türkiye, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımıyla 2030’da sadece ithal yakıt maliyetinde yıllık 1 milyar tasarruf sağlayabiliyor.

500 bin ek istihdam

AA’nın aktardığı rapora göre, Türkiye’nin elektrik sisteminde temiz dönüşüm için yılda 12,3 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor, buna karşılık istihdamdan dış ticaret açığına kadar çeşitli alanlarda bu yatırımın 3 katı getiri elde edilebileceği öngörülüyor.

Yenilenebilir enerji yatırımlarının her iki senaryoda da 500 binden fazla yeni iş olanağı yaratması beklenirken, dönüşüm senaryosunda 43 bin yeni iş imkanı sağlanacağı tahmin ediliyor.

Fotoğraf: Maria Godfrida/ Pixabay

‘Ekonomik kalkınma sağlanabilir’

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman, rapora ilişkin yorumunda, enerji dönüşümünün sağlık, çevre ve ücret gelirleri açısından olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:

Türkiye’nin dönüşümün faydalarından ve uluslararası finansmandan yararlanabilmek için enerji dönüşüm yolculuğuna devam etmesi elzem. 2030-2050 arasında iklim hedefleriyle aynı doğrultuda, geniş perspektifli ve uzun vadeli bir plan gerekiyor. Böylesi bir planla iklim değişikliği ile küresel mücadeleye katkıda bulunulurken, aynı zamanda ekonomik kalkınma sağlanabilir.

‘Adil bir geçiş tasarlanmalı’

TEPAV Program Direktörü Güven Sak da Yeşil Mutabakat’ın yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını sonrası iktisadi toparlanma programlarının odak noktasına dönüştüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti:

Paris İklim Anlaşması hedeflerine doğru ilerlerken, yeşil-dijital dönüşümün önemli bileşenlerinden biri de çok doğal olarak elektrik sistemi olacak. Hidrokarbonlara dayalı elektrik üretim altyapısında ne tür değişikliklere ihtiyaç olduğu tartışılırken, olumlu etkilerin yanında olumsuzları da dikkate almak ve adil bir geçiş sürecini tasarlamak son derece önemli.