Ana Sayfa Blog Sayfa 1371

Erdoğan’ın Kıbrıs müjdesi külliye ve millet bahçesi çıktı

20 Temmuz Kıbrıs harekatının 47’inci yılı dolayısıyla yapılacak törenlere katılmak üzere adaya giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı KKTC Meclisi oturumunda, giderken sözünü ettiği müjdeyi de açıkladı. Cumhurbaşkanlığı külliyesi ve millet bahçesi.

Erdoğan’ın Meclis’teki konuşmasını muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) boykot ederek, oturuma katılmadı.

Lefkoşa‘da Cumhuriyet Meclisi özel oturumunda milletvekillerine hitap eden Erdoğan’ın şunları söyledi:

“KKTC’nin varlığı ve birliği her türlü siyasi mülahazanın üzerindedir. Kimi gafillerin zehirli ayrılık oklarını Kıbrıs Türk halkının kalbine saplamasına fırsat vermeyeceğiz. Her ne kadar bizlerin burada sergilediği birlik, beraberlik, kardeşlik iklimi Amerika’da birilerini rahatsız etmiş olsa da, biz bu yolda kararlılıkla yürüyeceğiz. Adada kimin işgalci kimin işgalci zihniyeti temsil ettiğini gayet iyi biliyoruz. EOKA terör örgütü eliyle, komşusu Türklerin ırzına, canına, malına kastetmekten çekinmeyen Rumlar, Kıbrıs Türklerini hiçbir zaman eşit ortakları olarak görmemiştir. Birlik ve beraberliğimizi hedef alan belli çevrelerin, kardeşlik gölümüze fitne mayası çalmasına müsaade etmeyeceğiz.

‘Türk sözünde durur, Rum durmaz’

Müzakerelerde konuşulmadık hiçbir konu kalmadığını söyleyen Erdoğan, Rum tarafının Kıbrıs Türkleri’ni azınlık olarak görmeye devam eden boş hayallerinin çözümsüzlük getirdiğini öne sürdü; “Türk sözünde durur ama Rum sözünde durmaz” dedi:

Artık bizim bunlara inanmamız bir 50 yıl daha kaybetmemiz mümkün değildir. Adada iki ayrı devlet iki ayrı halk vardır. Öncelikle Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin tescil edilmesine ardından da adadaki iki devletin çözüm müzakerelerini yürütmesine yönelik KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından Cenevre‘de sunulan öneriye desteğimiz tamdır. Taviz vermeyiz, veremeyiz.”

‘Cumhurbaşkanlığı külliyesi yoktu, yapıyoruz’

Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın ne doğru dürüst bir binası, külliyesi ne de parlamento binası olduğunu, bunu KKTC’ye yakıştıramadığını belirterek şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki bina İngilizlere ait gecekondu. Şimdi KKTC Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili adımın proje çalışmaları bitti ve inşasına da inşallah yakında başlıyoruz. bölgesinde, silahlı kuvvetlerimizle de görüşerek orada bir 500 dönüm araziyi bu iş için tahsis ettik. Bu 500 dönüm arazi içerisinde hem bu külliyeleri yapacağız, bir de gerçekten muhteşem bir millet bahçesini de orada yapalım, gerçekleştirelim. Devlet olmanın işte ifadesi budur. Bu projeyi hayata geçirerek, nasıl bir Kuzey Kıbrıs devleti varmış birilerinin görmesi lazım.” 

OPEC ve OPEC+ arasındaki anlaşmazlık son buldu: Bazı ülkelerin petrol üretim kotası arttı

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubu üyeleri arasındaki anlaşmazlığa son verildiği duyuruldu.

2022 yılının mayıs ayından sonra Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’nın üretim tavan seviyeleri artacak.

Beş ülkenin petrol üretim kotası arttı

Suudi Arabistan liderliğindeki 13 üyeli OPEC ile Rusya önderliğindeki OPEC dışı petrol üreticisi 10 ülkenin enerji ve petrol bakanlarından oluşan OPEC+ grubunun 19. Bakanlar Toplantısı video konferans yöntemiyle gerçekleşti.

Toplantı sonrası açıklama yapan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prensi Abdulaziz bin Salman, ülkeler arasında görüş ayrılıkları olsa da birbirlerine bağlı olduklarının altını çizdi.

Toplantıda alınan kararlara göre, Birleşik Arap Emirlikleri günlük 3,5 milyon varile kadar ham petrol üretimi yapabilecek.

Bunun yanında, Suudi Arabistan ve Rusya’nın limitleri 11 milyon varilden 11,5 milyon varile çıkarıldı.

Irak ve Kuveyt’in limitleri de toplam 2 milyon varile çıktı.

Öte yandan Cezayir ve Nijerya’nın da kendi limitleri ile alakalı endişelerini dile getirdiği belirtildi.

Günlük 400 bin varil

Bu anlaşma haricinde, ağustos-aralık döneminde petrol üretiminin her ay için günlük 400 bin varil artırılmasına da karar verildi.

OPEC tarafından yapılan açıklamada, ağustos-aralık döneminde petrol üretiminin her ay için günlük 400 bin varil artırılmasına karar verildiği, 10. Bakanlar Toplantısı’nda varılan anlaşmanın süresinin ise Nisan 2022’den 31 Aralık 2022’ye kadar uzatıldığı belirtildi.

Yargıdan bir izin de Onur Yaser Can davasında: Suçlanan polisler yargılansın

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Birinci İdare Dava Dairesi,  mimar Onur Yaser Can’ın intihar etmesine neden olan altı polis hakkında İstanbul Valiliği’nin soruşturma izni vermemesine ilişin kararını kaldırdı. Mahkeme heyeti, Can’ın intihar mektubundaki iddialarının “hazırlık soruşturması ve ceza kovuşturması yöntem ve vasıtalarıyla araştırılması gerektiği” gerektiğini kaydetti.

28 yaşındaki Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da İstanbul Taksim’de üzerinde 11 gram esrar bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü’ne götürülen ve burada çıplak arama ve işkenceye maruz kaldığı iddia edilen Can, daha sonra serbest bırakıldı.

Can, iki gün sonra polisler tarafından tekrar emniyete çağrıldı. Daha önce düzenlenen bütün tutanakları iptal eden polisler, bunun yerine aleyhinde ifadeler içeren yeni ifade ve tutanaklar imzalattı. 20 gün sonra yeniden ifadeye çağırılan Can, 24 Haziran 2010’da evinin balkonundan atlayarak intihar etti.

Bir aile yok oldu

Oğlunun ölümünde sorumluluğu bulunan polislerin yargılanması için hukuk mücadelesi başlatan anne Hatice Can, yaşadıklarını daha fazla kaldıramayarak 2014’te benzer şekilde intihar etti. Bu süreçte sağlığı bozulan baba Mevlüt Can ise 2019’da hayatını kaybetti.

Onur Yaser Can’a gözaltında kötü muamelede bulunduğu iddia edilen polisler hakkında soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

İki polise sahtecilikten ceza

Yargılama sürecinde sadece iki polis, resmi belgede sahtecilikten 6 yıl 5 ay 15’er gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Can’ın yeniden ifade çağrılması ve sahte tutanak düzenlenmesi olayında sorumluluğu bulunan diğer polisler hakkında da suç duyurusunda bulunduysa da İstanbul Valiliği, soruşturma izni vermedi.

2020’de kararı usulden bozan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin isteği üzerine, bir polis başmüfettişi şüpheli polislerin ifadelerini aldı, ancak Valilik yine soruşturma izni vermedi.

Ezgi Sevgi Can.

Ailenin geride kalan tek üyesi, Can’ın ablası Ezgi Sevgi Can’ın itirazını görüşen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdare Dava Dairesi, valiliğin kararını kaldırdı ve dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verildi.

Onur Yaser Can’ın intihar etmeden önce bıraktığı nota dikkat çekilen kararda, Can’ın dolayı gözaltına alındıktan sonra savcı talimatıyla salıverildiği, polis memurları tarafından tekrar tekrar aranarak bazı belgeler ve ifade tutanağı imzalattırıldığını ifade ettiği ve sürekli karakola çağırmaları sonucu psikolojik sıkıntı yaşadığı, bu sebeple intihar ettiği iddiaları olduğu anlatıldı.

Yeniden soruşturulacaklar

Buna karşılık ön inceleme sonucunda, yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmediği ifade edilen kararda gereği,  o dönem İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli eski Başkomiser Hakan Aydın, polis memurları Soner Gündoğdu, Salih Bahar, Muhammet Ongun, Onur Ülker ve Yunus Başak “görevi kötüye kullanma” suçundan yeniden soruşturulacak.

Ailenin avukatı Mehmet Ümit Erdem “Mahkeme, savcılığa ‘bu ciddi iddialar karşısında soruşturma açıp yargılama yapmalısın’ dedi. Şimdi savcılık görevi kötüye kullanma suçundan dava açmak zorunda” dedi.

 

Poedat, 2021 yaz döneminde dört farklı etkinlik yapacak

Sosyal bilimlerin değişik alanlarında araştırmacılara ve doktora, yüksek lisans, lisans öğrencilerine yönelik etkinlikler düzenleyen Poedat, bu yıl da dört farklı etkinlik planladıklarını duyurdu.

Ağırlıklı olarak felsefe, siyaset bilimi, psikoloji, ekonomi, hukuk ve mimarlık gibi alanlara yoğunlaşılan etkinliklerde, yurt içinden ve yurt dışından akademisyenler, uzmanlar ve öğrenciler konuşmalar yapacak.

Etkinlik programı

Yüz yüze gerçekleşecek etkinlik programı ise şöyle:

Poedat Akademisi: 3. Buluşma | 1-4 Ağustos 2021, The Greenhouse, Antalya
Sanat Çalışmaları: 5-8 Ağustos 2021, The Greenhouse, Antalya
Etik Buluşmaları: İyi ve Kötü | 21-25 Ağustos 2021, Gümüşlük Akademisi, Muğla
Gelecek Çalışmaları: 27-31 Ağustos 2021, Gümüşlük Akademisi, Muğla

Etkinliklerde kontenjan sınırı olduğu için, erken başvuru yapılması öneriliyor. Katılmak istediğiniz etkinliklere buradan başvurabilirsiniz.

Almanya’daki selin ölçeği, iklim bilimcileri de şoke etti

Almanya‘da geçen hafta yaşanan sellerin yoğunluğu ve ölçeği, söz konusu alandaki rekorların bu kadar geniş bir alanda veya bu kadar kısa sürede kırılmasını beklemeyen iklim bilimcilerini şoke etti.

İki hafta önce sıcaklıkların 450C’nin üzerine çıktığı ABD ve Kanada‘daki ölümcül sıcak dalgasının ardından, Orta Avrupa’daki tufanı andıran sel, insan kaynaklı iklim bozulmasının aşırı hava olaylarını tahmin edilenden daha da kötüleştirdiği yönünde korkuları artırdı.

Çarşamba günü Ren Havzası’nın geniş bir alanını etkileyen rekor yağış,  yıkıcı sonuçlara yol açtı; onlarca kişi öldü, on binlerce evi su bastı ve yaygın elektrik kesintileri yaşandı.

Bütün rekorlar kırıldı

Guardian‘ın aktardığına göre, Almanya’nın temmuz ayı boyunca genellikle 80 litre yağış alan Rheinland-Pfalz ve Kuzey Ren-Vestfalya‘nın bazı kesimlerinde, 48 saat içinde metrekareye 148 litre yağmur düştü. Volme ırmağı kıyılarının ‘patladığı’ Hagen şehri ise olağanüstü hal ilan etti.

Kayıtlara geçen bir düzineden fazla rekorun en çarpıcısı Köln-Stammheim İstasyonu‘nda kırıldı: 154 mm’e yükselen yağmur suyu bölgeden 24 saat boyunca çekilmedi. Daha önceki rekor 95 mm idi.

İklim bilimciler, insan faaliyetleri sonucu artan sera gazı emisyonlarının daha fazla sel, sıcak hava dalgası, kuraklık, fırtına ve diğer aşırı hava biçimlerine neden olacağını uzun zamandır tahmin ediyorlardı, ancak son ani artışlar birçok beklentiyi aştı.

Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü‘nde küresel değişim klimatolojisi ve hidroloji profesörü Dieter Gerten, “Son yağışların, önceki rekorların ne kadar üzerinde olduğu görünce şaşırdım. Yağışlar, sadece normalin üzerinde değil, aynı zamanda uzamsal kapsam ve hız açısından da beklemediğimiz bir artış var” dedi.

Etkilenen bölgedeki bir köyde büyüyen Gerten, eskiden de ara sıra su bastığını, ancak hiç bu haftaki gibi olmadığını şöyle anlattı:

“Önceki yaz sağanakları da şiddetli olurdu, ancak daha küçük alanları vururdu ve şimdiye dek gördüğünüz kış fırtınaları bile nehirleri bu kadar tehlikeli seviyelere yükseltmedi. Bu haftaki olay o bölge için tamamen sıra dışı. Çok uzun sürdü ve çok geniş bir alanı etkiledi”

Küresel eğilimlerle uyumlu

Bilim insanlarının, insan emisyonlarının bu tür aşırı hava olaylarını ne ölçüde daha olası hale getirdiğini değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyacı olacak, ancak rekor düzeyde sağanak daha geniş küresel eğilimlerle uyumlu.

Copernicus İklim Değişikliği Bölümü direktörü Carlo Buontempo iklim değişikliği ile birlikte tüm hidro-meteorolojik aşırılıkların daha da artmasını beklediklerini kaydederek, “Almanya’da gördüklerimiz bu eğilimle büyük ölçüde tutarlı” dedi.

Kayıtlı tarihteki en sıcak yedi yıl , büyük ölçüde araçların egzoz gazları, orman yakma ve diğer insan faaliyetlerinden kaynaklanan küresel ısınmanın bir sonucu olarak, 2014 ve sonrasında yaşandı. Bilgisayar modellemeleri, radikal bir değişiklik olmazsa, bu rekorların daha fazla yerde, daha sık kırılacağını gösteriyor.

‘Aşırı sıcaklar haber değerini yitirdi’

Amerika kıtası son haftalarda odak noktası oldu. İki hafta önce Kanada’da, Oregon ve Washington‘da yerel sıcaklık rekorları 5C’den fazla aşıldı. Bilim insanları  bu enlemlerde görülen aşırı hava olaylarının insan kaynaklı ısınma olmadan neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. Önceki hafta sonu Kaliforniya’daki Death Valley‘de bulunan izleme istasyonunun kaydettiği 54.4C, dünyada güvenilir şekilde kaydedilen en yüksek sıcaklık olabilir.

İnsanlar Ruhr'u Brehminsel barajından sel halinde izliyor

 

Los Angeles‘taki Kaliforniya Üniversitesi’nde iklim bilimci olan Daniel Swain, bu yaz ABD’de aşırı hava olaylarıyla ilgili kırılan rekorların artık haber değeri taşımadığını söyledi. “ABD genellikle ilgi odağı oluyor, ancak Kuzey Avrupa ve Sibirya‘da da olağanüstü sıcaklık olayları gördük. Bu yerel olarak gerçekleşen bir anormallik değil, kesinlikle tutarlı bir küresel kalıbın parçası.”

İklim sistemi tehlikeli bir eşiği aşmış olabilir

Avrupa’nın kuzeyi rekor sıcaklıklarla boğuşurken, Hindistan, Pakistan ve Libya‘daki şehirler de son haftalarda alışılmadık derecede yüksek sıcaklıklarla boğuşuyor. Tokyo‘nun banliyöleri ise, ölçümler başladığından bu yana en şiddetli yağışların etkisi altında. Londra‘ya bir günde, temmuz ayı ortalamasının üzerinde yağmur yağdı. 100 yılda bir olan olaylar artık sıradanlaşıyor. “Çılgın hava koşulları” giderek normalleşiyor.

Bazı uzmanlar, son yaşananların, iklim sisteminin tehlikeli bir eşiği aşmış olabileceğine işaret etmesinden endişe ediyor. Düzenli yükselen sıcaklıklar ve sürekli artan aşırılıklar yerine,Kuzey Kutbu’ndaki kuraklık veya buz erimesinden kaynaklanan zincirleme etkilerin bir sonucu olarak eğilimin giderek “doğrusal olmayan” veya inişli çıkışlı olup olmadığını inceliyorlar. Bu teori tartışmalı olsa da son yaşananlar, bu olasılık ve geçmiş gözlemlere dayanan modellerin güvenilirliği hakkında daha fazla tartışmaya yol açıyor.

Gerten, “Doğrusal olmayan olayları daha iyi modellememiz gerekiyor” diyor: “Biz bilim insanları, son yıllarda beklenenden daha sık ve daha yoğun olan aşırı hava olayları karşısında şaşkınız.”

 

Mahkeme karar verdi: Söğütlüçeşme Toplu Taşıma ve Gar Sahasına İlişkin İmar Planı iptal edildi

İstanbul 13. İdare Mahkemesi, Kadıköy’de bulunan Söğütlüçeşme Tren İstasyonu ve çevresindeki yeşil alanları kapsayacak toplam 65 bin 370 metrekarelik alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı imar planı değişikliğini iptal etti.

Mahkeme, istasyon için hazırlanan planları, şehircilik ilkelerine ve hukuka aykırı buldu.

İptal kararı

Mahkeme kararında, bilirkişi raporlarına da atıfta bulunularak şu ifadelere yer verildi:

Planlanan ulaştırma projesinin yapım gerekçelerinin sayısal göstergelerle anlaşılır bir şekilde ortaya konulmaması, trafik simülasyonları için toplanan trafik verilerinin haftanın tek bir günündeki 15’er dakikalık durumu göz önüne almasından dolayı farklı trafik durumlarını temsil yeteneğinin sınırlı olduğu, benzer şekilde, trafiğin yollara atamasında yapılan kabullerin çok kaba olduğu, hizmet düzeyi kıyasının olmadığı ve otopark simülasyonunun yapılmadığı, otopark etüdünde ise hesaplanan zirve saat parklanma talebinin inşa edilecek otopark kapasitesini aştığı görüş ve kanaatleri mahkeme heyeti tarafından değerlendirilerek; planlama esasları ve teknikleri ile şehircilik ilkelerine uygun olmadığı anlaşılan dava konusu planlarda hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.”

Projenin kapsamı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2019 yılının Mayıs ayında Kadıköy Hasanpaşa Mahallesi’nde Toplu Taşıma Gar Sahası’na ilişkin imar planları hazırladı. Parseller ise Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Maliye Hazinesi’ne ait.

Alana yeni hızlı tren terminali, ticari ve kültürel yapıların inşa edilmesi planlanıyordu.

Kadıköy Belediyesi, bölgeye yeni trafik yükü getirecek kültürel alanlar ve ticari fonksiyonların planda yer almaması gerektiğini belirtmişti. Ayrıca, belediye bölgedeki yeşil dokunun da betonlaşacağını ifade etmişti.

Söz konusu plana Şehir Plancıları, Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri odalarının İstanbul şubeleri tarafından iptal davası açılmıştı.

‘Söğütlüçeşme AVM Olmayacak’

Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, kararı sosyal medya hesabından duyurarak, şu ifadeleri kullandı:

Söğütlüçeşme AVM Olmayacak

@csbgovtr tarafından yapılan imar planları için mahkeme;

‘planlama esasları ve teknikleri ile şehircilik ilkelerine uygun olmadığı anlaşılan dava konusu planlarda hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı..’ gerekçesiyle iptal kararı verdi.”

Akşehir Gölü, gölet haline geldi: Nedeni kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama

Konya’da bulunan Akşehir Gölü‘nün kuraklık nedeniyle gölet haline geldiği belirtildi.

354 kilometrelik yüz ölçümüne sahip olan gölün büyük bir kısmını otlar kapladı.

Konya ve Afyonkarahisar sınırları içinde yer alan gölün yıllardır devam eden kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle kuruma noktasına geldiği belirtildi.

‘İklim değişikliğinden gölümüzde nasibini aldı’

DHA‘da yer alan habere göre, Akşehir ve Eber Göller Birliği Başkanı ve Akşehir Belediye Başkanı Salih Akkaya, Akşehir Gölü’nün Türkiye’nin beşinci büyük gölü olduğunu olduğunu ifade edip, şu anda gölün küçük bir göletçik haline geldiğini ve büyüklüğünü tam bilemediklerini ifade etti.

Akkaya, iklim krizinden gölün de etkilendiğini şöyle anlattı:

İklim değişikliğinden gölümüzde nasibini almış oldu. Akşehir ilçesi, Konya’nın normal zamanlarda en fazla yağış alan ilçesidir. Yıllık 650-700 milimetrelik yağış alırken, şu an 400- 450 milimetreye kadar düştü. Durum böyle olunca gölü besleme azaldı. Sıcaklık ve buharlaşmayla gölümüz can ve kan kaybetti.

Akşehir Gölü, sadece balıkçılar ve kamışçılar için değil coğrafi işaret tescilli Akşehir kirazı içinde çok önemli. Akşehir kirazının kalitesini artıran ve kirazın ihracat yapımı İngiliz kraliyet ailesinin masasına kadar ulaştıran Akşehir Gölü’ydü. Akşehir Gölü, kiraz bahçelerinin kuzeyinde yer alıyor. Güneyinde ise Sultan Dağları yer alıyor. Gölden dolayı sürekli nem oluştuğu için bizim kirazımız, çok daha berrak, gevrek, sulu, kaliteli ve uzun yola dayanıklı oluyor. Bu da kiraza olan tercihi artırıyor. Göl, gerçekten kiraz için çok önemliydi.”

Fotoğraf: DHA

‘Devlet Su İşleri ile görüşüyoruz’

Gölün küçük bir gölete dönüştüğünü anlatan Başkan Akkaya, gölün komşu havzalardan beslenmesi için Devlet Su İşleri ile görüştüklerini söyledi:

Şu an da ‘Tamamıyla her şey kurudu’ diyemiyoruz ancak içerisinde küçük bir gölet halinde kaldı. 2000’li yıllarda Çay ilçesindeki depremde Akşehir’de etkilendi ve bazı söylentiler oluştu; Akşehir Gölü’nün altında çatlaklar meydana geldiği yönünde. Biz de bu efsaneyi araştıracağız. Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği ile bir çalışma yapacağız. Gölde kaçak var mı, besleme durumu ne olabilir; ciddi bir şekilde çalışmaya başlayacağız.

Ayrıca gölümüzün komşu havzalardan beslenmesi için Devlet Su İşleri ile görüşüyoruz. Akşehir içerisinde atık su arıtma tesisleri kurduk. 2017 yılında faaliyete geçti. Gölü kirletmekten ziyade atık suları alarak gölü besler hale gelmişti. Yıllık ortalama 172 milisaniye su arıtmadan gölü besliyordu. Tabi ki bununla da gölü doldurmak mümkün değil. Bunun için komşu hafızalardan su çalışması için fizibilite çalışmalarımız devam ediyor ama temel konu ümit ve dua edelim ki yağışlarımız eski normal zamanına geri dönsün. Yıllık toplama baktığımız zaman hem kar hem de yağmur yağışı eski zamanlar kadar değil. Yağmur yağışı özellikte neredeyse yarı yarıya düştü.”

‘1935 ve 2008 yılında göl tamamen kurumuş’

Akkaya, 1935 ve 2008 yılında gölün tamamen kuruduğunu şöyle anlattı:

Tarihe yolculuk yaptığımızda 1935 yılında Akşehir Gölü’müz tamamıyla kurumuş, üzerinden araçlarla geçilir hale gelmişti. Bugün de ‘Tamamı o kadar kurumuş’ diyemeyiz ancak bir miktar ortada su var. 1960 ve 1979’lu yıllarda ise göl taşmış, göl kenarındaki bazı köylerimiz başka yerleri nakledilmiş. Şu an da kumaşçılık devam ediyor ancak balıkçılık tamamıyla bitmiş durumda.”

Muğlalı kurumlar, STK’ler ve çevre aktivistlerinden ekokırıma karşı güç birliği

Muğla’da hız kesmeden süren ekolojik tahribata karşı kent belediyesi, baro, parti ve STK temsilcileri ile çevre aktivistleri geçen hafta sonu güç birliğini geliştirmek üzere Akyaka’da  bir araya geldi.

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Gökova Meclisi’nin daveti üzerine gerçekleştirilen toplantıda, 9 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanlığı kararı ile Resmi Gazete’de yayımlanan özelleştirme kararları, yürütmesi durdurulan Akyaka İmar Planı Revizyonu, 2020 yılında onaylanan ve yürürlüğe girmesi öngörülen ancak hala uygulamaya alınmayan Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi (Gökova ÖÇKB) Yönetim Planı değerlendirildi.

Gökova ÖÇKB’nin gelecek kuşaklara korunarak aktarılabilmesi, Muğla genelinde yoğun saldırı altındaki doğal ve kamusal alanların korunabilmesi için bir araya gelmenin imkanları üzerinde görüş alışverişi yapılan buluşmada, şu noktalarda fikir birliği sağlanarak ortak hareket etme kararı alındı.

  • Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı daha fazla geciktirilmeden uygulamaya alınmalıdır
  • Akyaka İmar Planı Değişikliği ancak Gökova ÖÇKB YP uygulamaya alındıktan sonra, onunla uyumlu olarak ve Yönetim Planı’nın tüm paydaşlarının katılımı ile şeffaflık içinde birlikte hazırlanmalıdır.

  • Gökova ÖÇKB YP yok sayılarak Akyaka’da kamusal alanların özelleştirilmesi kararından vaz geçilmelidir. Rant amacı taşıyan özelleştirmeler ve yetki devri yoluyla yerel yönetimlerin ve halkın planlama sürecinde etkisiz hale getirilmesinin önüne geçilmelidir. Özel kişi ya da işletmeler tarafından işgal edilen kıyı alanları kamulaştırılmalıdır. Bu alanlar ekolojik hassasiyetler gözönüne alınarak korunmalı ya da bu hassasiyetler çerçevesinde kamuya açık hale getirilmelidir.
  • Ekolojik tahribata yol açan uygulamaların hukuki zemine taşınması yanında bu sürecin desteklenmesine yönelik kamuoyu oluşturulmasına çalışılmalıdır. Bu yolda ilk adım Muğla genelinde doğanın ve kamusal alanların korunması için yerel yönetimlerin, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, Muğla Barosu’nun katılımı ile ortak bir kent savunması oluşturulması olmalıdır. Muğla Barosu’nun başlattığı Kent Savunması platformu oluşturma girişimi desteklenmelidir.
  • Ekolojik tahribata yol açan girişimlerin önlenmesinde yerel yönetimler daha aktif olma yönünde zorlanmalıdır.
Akyaka’da özelleştirilen parseller.

Toplantıda hazır bulunan kurumlar ve kişiler ise şöyle:

  • Muğla Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik İşleri Dairesi,
  • Muğla Barosu Çevre Komisyonu,
  • Şehir Plancıları Odası,
  • Gökova Ekolojik Yaşam Derneği,
  • Akdeniz Koruma Derneği,
  • Gökova-Akyaka’yı Sevenler Derneği,
  • Menteşe Kent Konseyi,
  • Akdeniz Yeşilleri Derneği,
  • Akyaka Kültür Sanat Derneği,
  • Memleket Partisi, CHP, HDP, HDK Ekoloji Meclisi, EMEP, TİP Muğla İl temsilcileri,
  • CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay
  • Akyaka halkı.

Pegasus casus yazılımıyla onlarca gazeteci ve muhalifin izlendiği iddiası

İsrailli yazılım şirketi NGO Group‘un geliştirdiği casus yazılım Pegasus‘un satıldığı bazı hükümetlerce aralarında aktivistler, gazeteciler, iş insanları ve siyasetçilerin bulunduğu çok sayıda kişiyi izlemek için kullanıldığı iddia ediliyor.

Veri sızması sonucu başlayan araştırmanın 50 binden fazla cep telefonu numarasını kapsadığı belirtiliyor.

Yazılımın kullanımıyla ilgili iddialar, Pazar günü Washington Post, The Guardian, Le Monde, Süddetutsche Zeitung ve dünya çapındaki diğer 13 medya kuruluşu tarafından gündeme getirildi. Araştırmaya göre, farklı ülkelerden gizli servis ve emniyet yetkilileri Pegasus yazılımıyla cep telefonu numaraları üzerinden verilere ulaştı.

Casus yazılımının kullanıldığını ortaya çıkaran araştırma ekibine liste, Uluslararası Af Örgütü ve Paris merkezli Forbidden Stories tarafından ulaştırıldı. Araştırmaya göre, tüm telefon numaraları hacklenmedi. 37 vakada gazeteci, aktivist ve muhaliflerin cep telefonlara casus yazılımla erişme denemesi yapıldığı ya da erişilebildiği anlaşıldı.

Pegasus, operatörlerin mesajları, fotoğrafları ve e-postaları almalarını, aramaları kaydetmelerini ve mikrofonları gizlice etkinleştirmelerini sağlamak için iPhone’lara ve Android cihazlara bulaşıyor.

50 binin üzerinde cep telefonuna sızıldı

Listede numaraları bulunan birkaç telefonda yapılan adli testler, yarısından fazlasının casus yazılım izlerine sahip olduğunu gösterdi.

Yayın kuruluşları 50 binin üzerinde cep telefonu numarasına sızıldığını bildiriyor. Uzmanlar söz konusu casus yazılımın, siber silah olarak sınıflandırıldığına dikkat çekiyor. NSO Grup, yazılımı sadece devletlere terörle mücadele kapsamında satıyor.

Casus yazılım yoluyla cep telefonlarında eş zamanlı verilere ulaşılabiliyor. Bu sayede Messenger, WhatsApp ve Signal gibi sohbet uygulamalarındaki şifreler kırılabiliyor.

Gazetecilerin ortak araştırmasına göre casus program aracılığıyla dünya genelinde birçok gazetecinin verilerine ulaşıldı. Bunlar arasında haber ajansları AFP, Reuters, AP ile gazeteler New York Times, Le Monde, El Pais ve El Cezire, CNN televizyonları ile Radio Free Europe‘un çalışanları yer alıyor. 180’e yakın numaranın gazetecilere ait olduğu tespit edilebildi. Ve yine listede Arap kraliyet ailelesi üyeleri, iş insanları ve siyasilerin de yer aldığı bildirildi.

NSO Grup iddiaları reddediyor

NSO Grup konuya yönelik yaptığı açıklamada, “kişilere yönelik verilere erişimi” olmadığını belirtti. “Cep telefonu numaralarının yasal yolla elde edilmiş olabileceğini ve bir izleme faaliyeti ile ilgisi olmadığını” açıkladı.

Casus yazılımla cep telefonuna ulaşılanlar arasında Türkiye’de öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı‘nın nişanlısı Hatice Cengiz de bulunuyor. Cengiz’in cep telefonuna, Kaşıkçı’nın ölümünden dört gün sonra Pegasus yazılımı ile ulaşıldığı belirtildi. NSO Grup ise “hiçbir şekilde Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgileri olmadığını” ifade etti.

Cep telefonlarındaki verilerine ulaşılmaya çalışılanlar arasında Direkt36‘da araştırmacı gazetecilik yapan iki Macar gazeteci de yer alıyor. Yapılan araştırmalar, iki gazetecinin verilerine yönelik saldırının Macar devleti tarafından yapıldığına işaret ediyor. Macaristan hükümeti konuya yönelik soruyu yalanlayan bir açıklama yapmadı.

Washington Post gazetesine göre, listede yer alan en az 15 bin telefon numarası Meksika’dan. Numaralar içinde oto yıkama servisinde öldürülen ve cep telefonu hiçbir zaman bulunamayan bir serbest gazetecinin numarası da yer alıyor.

Kuran kursunda kalan öğrencinin şüpheli ölümü: CHP olayın araştırılmasını istedi

Muş’taki Karşıyaka Kuran Kursu‘nda kalan Mehmet Halil Yavuz‘un şüpheli ölümü ve kuran kurslarında kalan çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarının incelenmesi için CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç ve milletvekili arkadaşları harekete geçti.

CHP’li milletvekilleri, kuran kurslarında kalan çocuklara yönelik cinsel istismar olayları ve bu çocukların intihar ettiğine ilişkin iddiaların incelenmesi için Meclis araştırması açılmasını istedi.

Dosyayla ilgili gizlilik kararı

Araştırma önergesinde Muş’taki Karşıyaka Kuran Kursu‘nun tuvaletinde kapı koluna asılmış halde bulunan 12 yaşındaki Mehmet Halil Yavuz’un tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Önergede, olayla ilgili dosyaya gizlilik kararı getirilmesi vurgulanarak şu açıklamalarda bulunuldu:

Muş’ta yaşanan bu intihar iddiası ile ilgili savcılık soruşturması sürmektedir. Olayın gerçekte ne olduğunun mutlaka ortaya çıkartılması, sorumlular varsa açığa çıkartılması ve yargılanması hepimizin en büyük temennisidir ancak bu olayla ilgili dosyaya gizlilik kararı getirilmesi, buna ilişkin beklentilerimizi zayıflatmaktadır. Cemaat ve tarikat öğrenci yurtları ile Kur’an kurslarında kalan çocuklara yönelik cinsel istismar olayları ve bu çocukların intihar ettiğine ilişkin iddiaların incelenmesi ve bu olayların bir daha yaşanmaması adına alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasını arz ederim.”

Sosyal medyadan tepkiler

12 yaşındaki Mehmet Halil Yavuz’un ölümüne sosyal medyadan birçok kullanıcı da tepki gösterdi. “#MehmetHalilYavuzaNeOldu” etiketiyle konuyla ilgili birçok paylaşım yapıldı.