Ana Sayfa Blog Sayfa 1280

Sivil Sayfalar’dan altı kentte Sivil Toplum Haberciliği eğitimleri

Sivil Sayfalar, European Endowment for Democracy desteği ile Türkiye’nin farklı bölgelerinden altı kentte Sivil Toplum Haberciliği Eğitimleri düzenliyor.

Çanakkale, Konya, Samsun, Trabzon, Gaziantep ve Van’da gerçekleşecek atölyeler, bianet editörü Evrim Kepenek tarafından yürütülecek.

Atölye illeri ve komşu illerdeki STK temsilcileri ve gönüllülerin başvurularının kabul edileceği eğitimlere son başvuru tarihi ise 15 Eylül 2021.

STK’lerin güçlendirilmesi hedefleniyor

Eğitimler ile Türkiye’de sivil toplum alanında içerik üreten tek mecra olan Sivil Sayfalar’a yeni içerik üreticilerinin kazandırılması ve yerel düzeyde STK’ların kendi faaliyetlerini haberleştirerek haber metinlerini yazabilecek ve yerel- ulusal basına iletebilecek kapasiteye ulaşmaları hedefleniyor.

Buradan hareketle, Sivil Toplum Haberciliği eğitiminin ana çerçevesini, üretilecek olan içeriklerin hangi hassasiyetler ile yapılması gerektiği ve içerik üretirken dikkate alınması gereken etik değerler, prensipler ve diğer hususlar oluşturuyor.

Eğitimler hakkında detaylı bilgiye ve başvuru koşullarına bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

Nesli tehlike altında olan kızkuşlarının korunması için Samsun’da proje başlatıldı

Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği‘nin (IUCN) kriterlerine göre, nesli tehlike altında olan kızkuşlarının (vanellus vanellus) korunması için Samsun Kızılırmak Deltası‘nda bir proje başlatıldı.

Projenin detaylarını Yeşil Gazete‘ye anlatan projenin koordinatörü ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa‘da yüksek lisans öğrencisi olan Melisa Bal, hedeflerinden bazılarının kızkuşlarının çeltik tarlasına yaptığı yuvaların çiftçiler tarafından görünür kılınmasını sağlamak ve tarla sürüm faaliyetleri sırasında yuvaların ezilmesini önlemek olduğunu söyledi.

Bir diğer hedeflerinin de yöre halkının bu tür ve türe yönelik tehditlerle ile ilgili farkındalığını arttırmak olduğunu söyleyen Bal, “Bu konudaki farkındalığın yalnız Samsun’da değil tüm Türkiye’de artmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Yuvaların ezilmesini önlemek için’

The Rufford Foundation, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi ve Karadeniz Ekolojik Kalkınma Derneği (Goperatif) destekleriyle yürütülen projeyi Melisa Bal şöyle anlattı:

Samsun Kızılırmak Deltası’ndaki çeltik tarlalarında tarla sürüm işlemleri başladığında, kızkuşları da yuvalamaya başlıyor. O yuvalar ezilmesin diye biz böyle bir proje başlattık. Nesli tehlike altında olan bir kuş türü olduğu için ve tabi ki üreme başarısı etkilenmesin diye -her yuva bizim için değerli çünkü- çiftçilerle iş birliği yaparak bu yuvaların ezilmesini önlemek için böyle bir projeye başladık.”

‘Çocuklara kuş gözlemi yaptıracağız’

Projenin ilk aşamasında kızkuşlarının yuvalarını işaretlediklerini kaydeden Bal, daha sonra tarla sahipleriyle konuşup o alanı es geçmelerini rica ettiklerini söyledi. “Çiftçilerin de iş birliğiyle birkaç yuvayı ezilmekten kurtardık” diyen Bal, projenin bundan sonraki adımlarında yapılacakları şöyle anlattı:

Ekim ayında türe yönelik tehditlere farkındalığı artırmak için faaliyetlerimiz olacak.

Köy okullarına gideceğiz. İlkokul ve ortaokul öğrencilerine kızkuşlarını ve onlara yönelik tehditleri anlatacağız. Onun dışında yöre halkıyla toplantılar gerçekleştireceğiz. Ne gibi sonuçlara ulaştık onları paylaşacağız ve kuşlar için neler yapabiliriz beraberce onu konuşacağız. Çocuklara kızkuşlarını görebilmeleri açısından kuş gözlemi yaptıracağız.”

‘Çiftçiler bizi gayet güzel karşıladı’

Çiftçilerin kendilerini gayet iyi bir şekilde karşıladıklarını ifade eden proje koordinatörü, köylülerin kızkuşları için başka tehditleri de kendilerine söylediklerini ifade etti:

Çiftçiler gayet güzel karşıladılar bizi. Onlardan yuvaları işaretleyebilir miyiz diye rica ettiğimizde kabul ettiler, gayet destekleyici davrandılar. Diğer tehditleri paylaştılar bizimle. Örneğin, çakalın bir tehdit olduğunu söylediler. Biz de aslında bazı noktalarda onların dediği şeylerle karşılaştık. Bazı yerlerde memeli ayak izleri gözlemledik. Daha kapsamlı bir araştırma yaparak onların dediği şekilde de belki veriler bulabiliriz daha sonraki aşamalarda.”

Projeyi Twitter üzerinden buradan, Instagram üzerinden buradan ve Facebook üzerinden buradan takip edebilirsiniz.

Queer Olympix 2021 sona erdi

2017 yılından bu yana İstanbul’da düzenlenen ve Türkiye’nin ilk kuir olimpiyatları olma özelliğini taşıyan Queer Olympix, geçtiğimiz hafta sonu tüm baskı ve yasaklamalara rağmen gerçekleşti.

Türkiye’nin birçok farklı şehrinde spor aktivizmi yapan lubunyalar etkinlikte bir araya geldi.

2015 yılında İstanbul’da kurulan LGBTİ+ futbol takımı Atletik Dildoa tarafından düzenlenen Queer Olympix’e bu yıl Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden 100’den fazla kişi katıldı.

Fotoğraflar:Tulya Çavuşoğlu

2019 yılında yasaklanmıştı

İlk iki yılında büyük bir coşkuyla gerçekleştirilen Queer Olympix, 2019 yılında Kadıköy Kaymakamlığı tarafından ‘genel ahlaka ve genel sağlığa aykırı olduğu’ gerekçesiyle yasaklanmıştı.

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) de hukuki desteğiyle bu yasağa karşı açılan dava, 2020 yılında Queer Olympix’in lehine sonuçlanmıştı. Ancak aynı yıl, Covid-19 pandemisi sebebiyle, Queer Olympix online olarak gerçekleşmişti.

Fotoğraf: Tulya Çavuşoğlu

Yeniden Kalamış’ta

Pandemiyle geçen yaklaşık iki yılın ardından bu yılki Queer Olympix İstanbul’un farklı mekanlarında 27-28-29 Ağustos tarihlerinde düzenlendi.

Lubunya spor aktivizminde bugün faal olan takımların yanı sıra önceki yıllarda sahalarda yer almış, çeşitli etkinliklerle bir araya gelmiş topluluklardan kişilerin de katıldığı etkinlikte sporda LGBTİ+’ların dünü, bugünü ve geleceği tartışıldı.

Etkinliğe İstanbul’dan Atletik Dildoa, Olympik Khalkedon, Q-Bitches, Mersin’den Muamma, Ankara’dan Pembe Hayat ve Kocaeli’den Lolitop katıldı. Bireysel katılımcıların oluşturduğu Olympix Karması da her yıl olduğu gibi karşılaşmalarda yer aldı.

Fotoğraf: Tulya Çavuşoğlu

Kazanmak değil bir arada olmak için

Atölyeler ve çemberlerde buluşan lubunyalar aynı zamanda futbol, plaj voleybolu, yakar top ve uzun atlama branşlarında karşılaştı. Kazanmanın değil bir arada olmanın temel motivasyon olduğu etkinlikte herkes, olduğu gibi ve dilediğince spor alanlarında yer almanın tadını çıkardı. Norm-dışı puanlama kriterleriyle belirlenen ödüllerin takımlara ve kişilere verildiği ödül töreni ve kapanış partisiyle Queer Olympix 2021 sona erdi.

Düzenleme komitesi tarafından yapılan açıklamada “Önümüzdeki yıllarda tüm şehre yayıldığımız, çok daha coşkulu ve kalabalık etkinliklerde buluşmak; spor sahalarında ve hayatın her alanında yasaklanmadan ve sansürlenmeden var olmak dileğiyle!” ifadeleri kıllanıldı.

 

Taliban: Kadınlar spor etkinliklerine katılamayacak

Afganistan‘da yönetimi ele geçiren Taliban‘ın ilan ettiği geçici hükümete  tepkiler gelirken, Taliban Kültür Komisyonu Başkan Yardımcısı Ahmadullah Wasiq, kadınların spor etkinliklerine katılmasının yasaklanacağını söyledi. Avustralya kamu yayın kuruluşu SBS‘e konuşan yetkili, kadınların spor etkinliklerine katılımının ‘uygun ve gerekli görülmediğini’ savundu.

Geçen hafta, Afganistan erkek milli kriket takımın maçı Taliban yönetiminin ‘onay verdiği ilk uluslararası müsabaka’ olarak duyurulmuştu. Söz konusu ‘onayın’ kadın milli kriket takımı için geçerli olmayacağına işaret eden Wasiq, “Kadınların kriket oynamasına izin verileceğini düşünmüyorum çünkü kadınları kriket oynaması gerekli değil” dedi.

Kadınlar öfkeli ve endişeli

Örgütün, yeni dönemde ‘kapsayıcı’ olma vaadine rağmen kadınlarla ve etnik azınlıklarla ilgili uygulamaları tepki çekiyor. Üniversiteye gitmelerine izin verilen kadınlarla erkek öğrenciler arasına perde çekilmesi, kadınlara ancak kadın hocaların ya da çok yaşlı erkeklerin ders vermesine izin verilmesi, kamuda çalışan kadınlara ofislerine dönmeme talepleri, yanlarında bir erkek yokken uzun mesafe yolculuğuna izin verilmemesi, hükümette kadın bakana yer verilmemesi gibi uygulamalar, Afganistanlı kadınları öfkelendiriyor ve korkutuyor.

 

Aktivistler BM İklim Değişikliği Konferansı’nın ertelenmesini istiyor

İklim aktivisti gruplar, Birleşmiş Milletler’in bu yıl 26’ncısını düzenlediği 2021 İklim Değişikliği Konferansı‘nın (COP26) bir kez daha ertelenmesini istedi. İskoçya‘nın Glasgow kentinde gerçekleştirilecek konferans, Covid-19 salgını sebebiyle olması gerekenden bir yıl sonraya,  1-12 Kasım 2021 tarihine ertelenmişti.

COP26, 2015’teki Paris İklim Konferansı‘ndan beri düzenlenecek en önemli iklim toplantısı olarak görülüyor. Hükümetlerin ortak bir karara imza atması beklenen konferansa 200’den fazla devlet liderinin katılması bekleniyor.

‘İklim değişikliği, hayvanların şeklini de değiştiriyor’

İBB duyurdu: Ekonomik ve çevreci Deniz Taksi’ler yolda

Ocak ayında üretimine başlanan ve kamuoyuna İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından tanıtılan deniz taksiler, test sürüşünü başarıyla geçti.

Haliç Tersanesi’nde üretilen 50 adet taksinin sekiz tanesi, bu ay sonunda hizmet vermeye başlayacak. Üst gelir sınıfı yerine herkese hizmet vermesi hedeflenen ve ücretlerin düşük tutulacağı taksilerde, altı ay içinde dolmuş taksi modeline geçilecek.

Beş tanesi elektrikle çalışacak

Haliç Tersanesi’nde tamamen yerli olarak üretilen deniz taksilerin tasarımı Şehir Hatları Genel Müdürü Sinem Dedetaş’a ait.

Tüm mühendislik işleri şirket bünyesinde hayata geçirilen deniz taksilerin daha çevreci olması için de çaba gösterildiği belirtildi. Mil başına 3 litre yakıt tüketecek deniz taksilerden beş tanesi elektrikle çalışacak.

Deniz taksiler, taksi hizmetinin yanı sıra toplu ulaşımın gitmediği yerlerde de denizin kullanımına imkan sağlayacak. Hem araç trafiğini hafifletecek hem de deniz yolunun kullanımını artıracak.

Her yere yanaşabilecek tasarımı ile iskele bağımlılığını ortadan kaldırıp, istenilen yerde inilip binilmesiyle farklılık yaratacak.

98 iskeleden çağrılabilecek

Araçlar tasarlanırken engelliler, bebek arabalı aileler, akülü araç kullananlar ve bisikletliler tarafından da kolay kullanılabilmesi göz önünde tutulduğu belirtildi.

İlk test sürüşü 30 Ağustos’ta gerçekleştirilen deniz taksileri kullanmak isteyenler mobil uygulama üzerinden çağrıda bulunacak. İlk etapta 98 iskeleden çağrı yapılabilecek. Daha sonra uygulama genişletilerek yolcuların istenilen yerden inip binmesine imkan sağlanacak. Altı ay sonra, paylaşımlı taksi dolmuş modeline geçilecek.

Toplam 50 taksi olacak

Şimdilik 50 deniz taksinin hizmet vermesi planlanıyor. Eylül ayının sonunda sekiz, yıl sonunda toplam 45 taksi hizmete girecek. Beş adet elektrikli model de Şubat 2022’de filoya dahil olacak.

On yolcu taşıyacak deniz taksilerde bir kaptan ve bir gemici olmak üzere iki personel bulunacak. Bu personeller arasında kadın denizciler de yer alacak.

İBB’nin tasarlayıp ürettiği ilk deniz taksinin rengi, İstanbullular tarafından seçildi. ‘Boğaz’ olarak adlandırılan mavi renk, toplam 150 bin oyun yüzde 36’sını aldı.

Sadece 20 hayvancılık şirketi, Almanya’nın toplam emisyonunun fazlasından sorumlu

Yeni yayınlanan bir rapora göre 20 hayvancılık şirketi; Almanya, İngiltere veya Fransa’nın tek başına sebep olduğu seragazı emisyonundan fazlasını üretiyor. Kampanyacılar yüksek emisyona sahip hayvancılık şirketlerinin milyarlarca dolarlık fon aldığını söylüyor.

Bu çarpıcı veriler Heinrich Böll Stiftung ve Friends of the Earth tarafından hazırlanan ve et üretimi ve tüketimine dair resmi verileri derleyen “Et Atlasıraporuna ait.

Dörtte birinden fazlası JBS’ye ait

Rapora göre büyük süt ve et şirketleri 932 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyona neden oluyor. Bu emisyonların dörtte birinden fazlası ise Brezilya merkezli çokuluslu JBS şirketine ait.

Almanya’nın toplam emisyonu 900 milyon ton karbondioksit eşdeğerinin biraz üzerinde. Fransa ve İngiltere’nin her biri ise bu miktarın yaklaşık yarısı kadar salım yapıyor.

Emisyonların yüzde 14,5’i hayvancılıkla ilişkili

Birleşmiş Milletler raporuna göre küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 14,5’i hayvancılıkla ilişkili. Yeni yayınlanan Et Atlası ise et üretiminin arttığına dikkat çekiyor.

325 milyon ton et üretmek için her yıl 75 milyar hayvanın katledildiği tahmin ediliyor. OECD 2029 yılına kadar 40 milyon tonluk et artışı öngörüyor.

Çalışmanın yazarlarından Christine Chemnitz yaptığı basın açıklamasında “Bu sayılar gezegenimizin sınırlarına saygı duymak için çok fazla” ifadelerini kullandı.

Yem için ormanlar yok ediliyor

Rapor, hayvancılık emisyonlarına ek olarak, yem için kullanılan soya fasulyesi gibi bitkisel ürünlerin artan çevresel etkisine de vurgu yapıyor.

Chemnitz, Almanya’nın üç katı büyüklüğünde bir alan olan yaklaşık 1,2 milyon kilometrekarenin, yüzde 90’dan fazlası çiftlik hayvanlarını beslemek için kullanılan soya yetiştiriciliğine ayrılmış olduğunu söyledi.

Raporda, bu artan talebin ormansızlaşmaya neden olduğu ve araziler ekinlere yer açmak için temizlendiğinden biyoçeşitliliği tehdit ettiği belirtildi. Aynı zamanda bu üretim pestisitlere olan talebi de artırıyor.

“Et Atlası”, mevcut koşullar altında üretimin devam etmesi ve öngörülen oranda artması durumunda BM’nin 2030 için belirlediği sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmanın imkansız olacağını tahmin ediyor.

Van Gölü’ndeki çekilme bir kilometreyi aştı

Dünyanın en büyük sodalı gölü olan, 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla da Türkiye’nin en büyük gölü olma özelliği taşıyan Van Gölü‘nde, küresel ısınmaya bağlı kurak geçen yaz mevsimi nedeniyle son yılların en geniş alanlı çekilmesi meydana geldi.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, göldeki çekilmenin bir kilometreyi aştığını, su yüzeyine çıkan mikrobiyalitlerin de bunun göstergesi olduğunu söyledi. Akkuş “Şu andaki alçalma gördüklerimizin çok çok daha üstünde. Suyun yaklaşık üç metre alçaldığını görüyoruz” dedi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, temmuz ayı sıcaklık ve yağış değerlendirmesi raporlarına göre Van ve çevresi son yılların en kurak dönemini yaşıyor.

Buharlaşma yağışın üç katı’

Bölgedeki birçok dere ve gölet gibi Van Gölü’nde de kuraklığın etkisi görülüyor. Gölün çekilmesiyle daha önce su altındaki bazı bölgeler ve mikrobiyalitler yeniden yüzeye çıkmaya başladı. Su derinliğinin daha az olduğu Çelibibağ bölgesinde yaklaşık üç metrelik bir düşüşün yaşandığını belirten Akkuş, şunları kaydetti:

“Ülkemizde birçok gölün tamamen kuruduğu yönünde haberler alıyoruz, Akşehir Gölü gibi. Fakat Van Gölü diğer göllere göre daha hassas. Yazın buharlaşmayla gölden su uzaklaşıyor, kışın ve sonbaharda da kar ve yağmurların başlamasıyla su girdisi oluyor. Buharlaşmanın fazla olduğu yıllarda gölün su seviyesi düşerken, yağışın fazla olduğu yıllarda su seviyesi yükseliyor.”

Göldeki buharlaşmanın, yağışın neredeyse üç katı olduğunu belirten Akkuş, “Van Gölü her yıl bir 1,5 metre alçalıp yükselme gösterir. Fakat şu andaki alçalma gördüklerimizin çok çok daha üstünde. Bu durum böyle davam ederse üzülerek ifade etmek isterim ki; daha da çekileceğine şahitlik etmiş olacağız” dedi.

’80 yıldır böylesi görülmedi’

Çevredekilerle konuştuklarında son 80 yıldır böyle bir çekilme olmadığını söyleyen Akkuş, “Şu anki su seviyesinin 150 metre üzerine çıktığı olmuş. Van il merkezi, Erciş ilçe merkezi sular altında kalmış. Son 6 bin yıldır su seviyesi bu şekilde iklime bağlı olarak alçalıp yükseliyor. Diliyoruz ki bu alçalma daha da devam etmesin” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinden Seyithan Söylemez de Çelebibağı Mahallesi’nde yaşadığını belirterek “20 yıl önce mahallenin merkezinde yaşarken, evimi sahile yakın yere taşıdım. İlk geldiğimde evimiz gölün kenarındaydı. Aradan geçen zaman içinde Van Gölü bir kilometreden fazla çekilerek evimizin çok uzağına gitti. Hayatımda suyun bu kadar çekildiğini hiç görmedim” dedi.

Aşı karşıtları durmuyor: İstanbul’da miting düzenlenecek

Koronavirüs pandemisine karşı alınan tedbirlerin özgürlük ihlali olduğunu savunan, aşı olmayı ve PCR testi zorunluluğunu reddeden aşı karşıtları 11 Eylül Cumartesi günü İstanbul Maltepe’de miting düzenliyor.

“Küresel çetelere karşı tek ses: Büyük uyanış” sloganıyla gerçekleştirilecek miting için Türkiye’nin birçok noktasından otobüs kaldırılması planlanıyor.

Mitingde Yeni Akit gazetesinin yazarı Abdurrahman Dilipak ve daha önce Üsküdar’da yapılan aşı karşıtı mitingde kullandığı “Aşı yapan hekimler yargılanacaklar” ifadeleri nedeniyle İstanbul Tabip Odası’nın hakkında soruşturma başlattığı Dr. Bilgehan Bilge konuşmacı olarak yer alacak.

Anadolu Birliği Partisi düzenliyor

 Plandemi Mücadele Hareketi tarafından yapılan paylaşımda miting için yalnızca siyasi partilerin izin alma hakkı olduğu için iznin Anadolu Birliği Partisi tarafından alındığı belirtildi. Hareket, mitingin yalnızca destekçisi olduklarını söyledi.

Anadolu Birliği Partisi tarafından yapılan paylaşımlarda ise “Ey Türk Milleti, Bizlere düşman bir çetenin devleti ele geçirmesi durumu ile karşı karşıyayız. Halka psikolojik ve biyolojik silahlarla saldırıyorlar. Bu silahların özelliği nedeniyle halkımız verdiği ağır kayıpları fark edemiyor” ifadeleri kullanılarak mitinge çağrı yapıldı.

Yapılan eski paylaşımlardan “Küresel çetelerden” kastın Dünya Sağlık Örgütü, ilaç şirketleri ve Bill Gates gibi milyonerler olduğu anlaşılıyor. “Biyolojik silah” olarak nitelendirilen ise koronavirüs pandemisine karşı geliştirilen ve tüm dünyada kullanılan aşılar.

Plandemi Mücadele Hareketi nedir?

‘Plandemi’ ismini pandemi inkarcısı Mikki Willis tarafından üretilen ve Covid-19 pandemisi hakkında yanlış bilgileri teşvik eden 2020 yapımı komplo teorisi videosundan alıyor.

Hareket, sosyal medya hesaplarında yayınladıkları “Biz Kimiz?” isimli paylaşımda kendilerini “19 Mayıs 2021 tarihinde Sultanahmet Meydanı’nda plandemi dayatmalarına karşı ilk defa düzenlenen buluşmada tanışmış ve daha sonra birlikte Plandemi Büyük Buluşma Platformu’nu kurmuş kişileriz” şeklinde tanımlıyor.

Hedefleri neler?

Plandemi Mücadele Hareketi, gerçekleştirmek istedikleri hedeflerini şu şekilde sıralıyor:

  • Maske, HES Kodu, PCR testi, sokağa çıkma kısıtlamaları, 65 yaş üzerine yapılan yanlış uygulamalar ve aşı zorlamalarına karşı mücadele etmek.
  • Uzmanlardan oluşan Danışma Kurulları ile Plandemi sürecinde yapılan yanlışların ve bundan sonra yapılmak istenenlerin/alınacak yanlış kararların oluşturacağı zararlar konusunda yöneticileri, karar ve etki sahiplerini ve halkı bilgilendirmek.
  • Doğru kararların alınması için bilimsel çözüm önerileri geliştirmek
  • Geçmiş dönemde yapılan yanlış uygulamalar sonucu ceza kesilen, hastalanan veya yakının kaybeden mağdurların hukuki mücadelesine destek olmak
  • Kamu kurum ve kuruluşlarını, özel sektörü, STK’leri, siyasi partileri, TV, Medya kuruluşlarını ziyaret ederek görüşmeler yapmak, gerçekleri paylaşmak.
  • Plandemi yalanına karşı barışı mücadele eden tüm kişi ve gruplarla işbirliği yapmak.

Aşı gerçekten etkisiz mi?

Türk Yoğun Bakım Derneği, Türkiye’deki 60 yoğun bakım ünitesinde 952 koronavirüs hastası ile ilgili aşı araştırması yaptı. 11 Ağustos tarihinde tedavi göre hastaların analiz edildiği çalışmaya göre yoğun bakımda yatan hastaların yüzde 51,4’ü hiç aşı yaptırmamış.

Aşı yaptırmayanları, yüzde 39,44 ile iki doz Sinovac aşısı yaptırmış ancak etki süresi geçmesine rağmen üçüncü doz Sinovac veya Biontech aşısı yaptırmamış kişiler takip ediyor.

Yoğun bakımdaki kişilerin yüzde 2,3’ünü yalnızca bir doz Biontech aşısı yaptıranlar, yüzde 1,9’unu üç doz Sinovac aşısı yaptıranlar, yüzde 1,1’ini iki doz Sinovac ve bir doz Biontech yaptıranlar, yüzde 0,5’ini ise iki doz Biontech aşısı yaptıranlar oluşturuyor. Yani özetle veriler, aşının yoğun bakıma kaldırma oranlarında oldukça etkili olduğunu gösteriyor.