Ana Sayfa Blog Sayfa 1194

CHP Grup Başkanvekili, Irak ve Suriye tezkeresine ‘hayır’ diyeceklerini duyurdu

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu toplantısında Irak ve Suriye‘ye sınır ötesi operasyon yetkisini uzatan tezkereye “hayır” oyu vereceklerini duyurdu.

Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon için Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin iki yıl daha uzatılmasını öngören tezkere Meclis Genel Kurulu‘nda görüşülecek.

Bahçeli: Önşartsız evet

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bugün yaptığı partisinin grup konuşmasında tezkereye “önşartsız evet” diyeceklerini duyurdu.

Bahçeli açıklamasında “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesini temel alan tezkereye önşartsız evet diyeceğimizi, bu konunun tartışılacak, konuşulacak, müzakere edilecek bir yanının olmadığını kararlılıkla beyan ediyorum” dedi.

HDP ‘hayır’ diyor

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise partisinin grup konuşmasında tezkereye ‘hayır’ diyeceklerini duyurdu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre Buldan, “Her yıl tezkerenin süresini bir yıl uzatan iktidar, bu kez süreyi iki yıl uzatmak istiyor. Demek ki İktidar, bir yıl sonra AKP grubunun kalıp kalmayacağından ve meclisi toplayamayacağından endişe ettiği için süreyi iki yıl uzatarak tezkereyi garanti altına almaya çalışmaktadır. Gidici olduklarını kendileri de görmektedir. Bu tezkere iktidarın aynı zamanda gidiş tezkeresidir” dedi.

İYİ Parti: Eleştirilerimiz var ama evet

İYİ Parti’de tezkereye “evet” oyu verecek partiler arasında. Parti genel başkanı Meral Akşener 20 Ekim tarihinde yaptığı konuşmada tezkere konusunda bir ön çalışma yaptıklarını belirtmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu çalışma yapıldı ve eleştirilerimiz baki kalmak kaydıyla evet oyu vereceğimizi söylemek isterim.”

TİP: Amasız ve fakatsız hayır

TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ise “Tezkereye amasız fakatsız ‘Hayır’ diyoruz” ifadeleriyle partisinin pozisyonunu açıkladı.

Kadıgil, “Yoksul halk çocuklarının başka ülke topraklarında göz göre göre ölüme gönderilmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

DEVA: Güvenliğimiz için evet

DEVA partisinin alacağı pozisyonu ise İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu açıkladı. Yeneroğlu açıklamasında “Ülkemize yönelen tehditlerin bertaraf edilmesi, askeri mevcudiyetimizin kesintiye uğramaması, o bölgelerde görev yapan askerilerimizin güvenliği için ‘evet’ diyeceğiz” dedi.

Asya’da İklimin Durumu raporu: 2020 yılı kıtanın kayıtlara geçen en sıcak yılı oldu

Birleşmiş Milletler (BM), 2021 İklim Değişikliği Konferansı (COP26) zirvesi öncesinde “Asya’da İklimin Durumu” raporunu yayımladı.

Yayımlanan raporda, 2020 yılının kıtanın kayıtlara geçen en sıcak yılı olduğu kaydedildi.

Sel ve fırtınalardan yaklaşık 50 milyon insan etkilenmişti

Asya’da İklimin Durumu adlı raporda, “Sürdürülebilir kalkınma tehdit altında, gıda ve su güvensizliği, sağlık riskleri ve çevresel bozulma artıyor” ifadeleri kullanıldı.

Raporda, iklim krizi kaynaklı felaketlerden dolayı yaşanan kayıplar da açıklandı. Buna göre, Çin yaklaşık 238 milyar dolar, Hindistan 87 milyar dolar, Japonya 83 milyar dolar ve Güney Kore de 24 milyar dolar zarar etti.

Uğranan zararlarda ekonominin büyüklüğü dikkate alındığında ise, yıllık ortalama kayıpların Tacikistan için gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 7,9’u, Kamboçya için yüzde 5,9’u ve Laos için yüzde 5,8’i kadar yüksek olmasının beklendiği belirtildi.

Artan ısı ve nemin, çalışma saatlerinde etkin bir kayba da yol açacağı tahmin ediliyor. “Özellikle sel, fırtına ve kuraklık olmak üzere hava ve iklim tehlikelerinin bölgedeki birçok ülkede önemli etkileri oldu” diyen Dünya Meteoroloji Örgütü başkanı Petteri Taalas, “Birlikte, bu etkiler uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma üzerinde önemli bir maliyete neden oluyor” ifadelerini de kullandı.

Asya’da 2020 yılında sel ve fırtınalardan yaklaşık 50 milyon insan etkilenmiş, 5 binden fazla insan da hayatını kaybetmişti.

Okyanuslarda sıcaklık artışı

Raporda ayrıca 2020’de Hint, Pasifik ve Arktik Okyanuslarındaki ortalama deniz yüzeyi sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaştığı da kaydedildi.

Asya ve çevresinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının küresel ortalamanın üzerinde arttığı belirtilirken, Arap denizinin ve Arktik Okyanusu’nun bazı bölümlerinde ortalamanın üç katı sıcaklık artışının yaşandığı da aktarıldı.

Sakarya ‘Bisiklet Dostu Şehir’ ödülüne layık görüldü

Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) tarafından verilen “Bisiklet Dostu Şehir” ödülüne layık görüldü.

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, Danimarka‘nın Odense şehrinde UCI tarafından yapılan törende Sakarya’nın bisiklet yatırımları, tesisleri, yolları ve ev sahipliği yaptığı organizasyonlar konuşuldu.

‘Türkiye’de ilk olmaktan gurur duyduk’

Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, programda yaptığı konuşmada, şehirlerin kardeşçe ve barışçıl bir şekilde mükemmel işler yapabileceklerini belirtti.

AA’nın aktardığına göre Türkiye’yi böyle prestijli bir törende temsil etmekten dolayı mutlu olduklarını aktaran Yüce, “Türkiye’de ilk olmaktan ve ülkemiz adına bu ödülü almaktan gurur duyduk. Umarız, bu alanda yaptığımız hizmetlerle markalaşma yolunda emin adımlarla ilerleriz” ifadesini kullandı.

‘Sakarya 10 yılda kendisini geliştirdi’

UCI Başkanı David Lappartient de ödülleri vermeden önce “bisiklet kenti” olan şehirlerden bahsetti. Sakarya’daki bisiklet yatırımları, tesisleri, yolları ve bisiklet programlarından dolayı Yüce’yi tebrik eden Lappartient, şunları kaydetti:

“Sakarya bisiklet konusunda özellikle son 10 yılda kendisini ciddi anlamda geliştirmiştir. Bu alanda araştırmayı, öğrenmeyi ve uygulamayı en iyi şekilde tamamlamıştır. Bir sürü bisiklet tesisi inşa etti, programları hayata geçirdi. Bisiklet geçişleri, trafik park, bisiklet yolları hayata geçirdi. Çocuklar için bisiklet programları uyguladı. Sakarya’yı bu konuda tebrik ediyorum. Etkinliklerin ve yatırımların devam etmesini umuyorum.”

Sakarya’da devam eden BMX Super Kross Dünya Kupası’ndan ve Ayçiçeği Bisiklet Vadisi‘nden kesitlerin paylaşıldığı törende, İtalya‘dan Val Di Sole, Avustralya‘dan Wollongong ve ABD‘den Fayetteville kentlerinin belediye başkanları da ödüllerini aldı.

İstanbul barajlarında doluluk yüzde 46.26’ya düştü

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, İstanbul’un barajlarındaki doluluk oranı bugün (26 Ekim) itibariyle yüzde 46.26 olarak ölçüldü.

Geçtiğimiz nisanda yüzde 80’in üzerine kadar yükselen doluluk oranı, kurak geçen yaz nedeniyle tekrar düşmeye başlamıştı. Yapılan ölçümlere göre İstanbul barajlarında son bir hafta içindeki su kaybı, yaklaşık 10 milyon metre küp olarak ölçüldü.

Doluluk oranının yüzde 16.21’e kadar düştüğü Alibeyköy Barajı’nda daha önceden suyla dolu olan pek çok alan tamamen kurudu. Nisan’da yüzde 65.42 doluluk oranına sahip olan barajda, bugün bu oran yüzde 16.21’e kadar geriledi. Barajın toplam kapasitesi 34.14 milyon metre küp. Ancak bugün sadece 5.57 milyon metre küp su bulunuyor.

En dolusu Ömerli

İstanbul’un doluluk oranı en düşük barajı ise yüzde 3.32 ile Papuçdere Barajı.  Bu barajın yakınındaki Kazandere’deki doluluk oranı yüzde 10.61. Alibeyköy Barajı, yüzde 16.21 doluluk oranıyla, en fazla boş olan üçüncü baraj. İstanbul’un en dolu barajı ise doluluk oranı yüzde 73.23 olarak ölçülen Ömerli Barajı oldu.

İstanbul barajlarının durumunu buradan izleyebilirsiniz.

 

 

COP26 programında neler var?

Birleşik Krallık ev sahipliği ve İtalya partnerliğiyle düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26), salgın sebebiyle yaşanan ertelemelerin ardından 31 Ekim 2021 tarihinde başlıyor.

İskoçya’nın Glasgow şehrinde yer alan İskoç Etkinlik Kampüsü’nde (SEC) gerçekleşecek konferans iki haftalık müzakerelerin ve yan etkinliklerin ardından 12 Kasım Cuma günü sona erecek.

Paris Anlaşması‘nın imzalandığı 2015’ten bu yana kaydedilen gelişmenin değerlendirileceği ilk konferans olması nedeniyle önem taşıyan ve tüm dünyanın takip edeceği COP26’nın Başkanlık Programı ise şu şekilde:

1 Kasım- 2 Kasım

 Konferans 1 Kasım tarihinde açılış konuşması ile başlayacak. Törende COP26’ya ev sahipliği yapan Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, COP26 Başkanı Alok Sharma’nın ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in konuşma yapması bekleniyor.

Açılışın ardından konferansın ilk iki günü boyunca Dünya Liderleri Zirvesi gerçekleşecek. Dünya liderleri, kendilerine ayrılan süreler içerisinde net sıfır emisyona ulaşmak, küresel ısıtmayı endüstri öncesi döneme kıyasla 1,5 derece ile sınırlamak, toplulukları ve doğal yaşam alanlarını korumak ve finansman konusunda ilerleme sağlamak için verecekleri iklim taahhütlerini açıklayacaklar.

Bu iki gün içerisinde gerçekleştirilecek ayrı oturumlarda dünya liderleri, iş dünyası, devlet dışı aktörler ve bilim insanları bir araya gelecek:

  • 1 Kasım 14.30- 16.30: Liderler oturumu: Eylem ve dayanışma
  • 2 Kasım 09.15-12.45: Liderler oturumu: Ormanlar ve arazi kullanımında eylem
  • 2 Kasım 14.15-16.15: Hızlandırılmış temiz teknoloji inovasyonu ve uygulaması
COP 26 programı açıklandı

3 Kasım Çarşamba

3 Kasım günü konferansta Finans Günü olarak adlandırılıyor. Bu tarihte küresel finans sisteminin Paris Anlaşması ile nasıl uyumlu hale getirilebileceği konuşulacak. Günün merkezinde ise gelişmekte olan ülkelere söz verilen yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanına dair konuşmalar yer alacak.

  • 09.00-09.45: Geleceğimizi finanse etmek
  • 10.15-11.30: Net sıfır için finansal sistem
  • 12.00-13.15: Daha dayanıklı bir dünyayı finanse etmek
  • 12.00-13.15 (Kapalı etkinlik): İklim eylemi için finans bakanları koalisyonu
  • 14.15-15.30: Yeni doğan ve gelişen marketler için finans
  • 15.15-18.00: Uzun dönemli iklim finansmanı konusunda Bakanlar düzeyinde dördüncü diyalog

4 Kasım Perşembe

Enerji Günü olarak adlandırılan 4 Kasım tarihinde dünyanın dört bir yanından hükümetler, işletmeler, yatırımcılar ve organizasyonlar temiz enerjiye geçiş üzerine tartışacak. Temiz enerjiyi erişilebilir ve uygun maliyetli hale getirmek ve enerji verimliliğini artırmak için yapılan başarılı eylemler konuşacak.

  • 09.30-11.00: Adil ve kapsayıcı enerji dönüşümünü hızlandırmak
  • 11.30-13.00: Küresel temiz enerjiye geçişi gerçekleştirmek (Enerji Dönüşümü Konseyi tarafından)
  • 13.30-15.00: Yeşil şebeke inisiyatifi (Katılım davet ve taleple sınırlı)
  • 15.30-17.00: Kömürden çıkışı güçlendirmek (The Powering Past coal Alliance tarafından)

COP26 programı

5 Kasım Cuma

 Gençlik ve Halkı Güçlendirme Günü olarak adlandırılan günün etkinlikleri YOUNGO (UNFCCC’nin Çocuklar ve Gençlik Bölgesi) ve diğer gençlik ortaklarıyla işbirliği içinde gençlerin sesini yükseltecek ve gençler için bir platform sağlayacak.

Gün boyunca gerçekleşecek etkinliklerde, 1,5°C hedefini canlı tutmak için iklim eylemini yönlendirmede halkı güçlendirmenin ve eğitmenin kritik rolü konuşulacak.

  • 10.00-11.15: Değişim için birleşmek: Küresel gençliğin sesi
  • 11.00-12.00: İklim ve doğa politikalarında parlamentoların rolü
  • 12.00-13.30: Gençlik iklim eylemi için öne çıkıyor
  • 14.30-16.00: Halk katılımının gücü: Dünyadan hikayeler ve dersler
  • 16.00-17.30: Çevre ve Eğitim Bakanlarının ortak toplantısı: Yarın için birlikte
  • 17.30-18.30: Youth4Climate

5 Kasım Cuma gününde ayrıca doğa ve arazi kullanımı üzerine de oturumların yapılması planlanıyor:

  • 08.30-10.00: Okyanus dayanıklılığı ve iklim riskleriyle mücadeleyi örgütlemek
  • 17.30-19.15: Bakanlık düzeyinde okyanus eylemi için çağrı

6 Kasım Cumartesi

Konferansın 6 Kasım’daki etkinliklerinde Doğa ve Arazi Kullanımı başlığı öne çıkıyor. Bu etkinliklerde hükümetlerin, işletmelerin, yerli halkların ve çiftçilerin doğayı koruyarak, restore ederek ve şekillendirerek topraklarımızın ve okyanuslarımızın daha sürdürülebilir yönetimini nasıl sağlayabileceği konuşulacak.

  • 09.00-11.30: Ormansızlaşma ile mücadelede orman, tarım ve ticaret diyaloğu
  • 12.30-13.30: Sürdürülebilir tarım için adil kırsal geçişi hızlandırmak
  • 13.30-15.00: Get Nature Positive kampanyası
  • 15.30-17.30: Paris hedeflerine ulaşmada doğa ve arazi kullanımı
Fotoğraf: Andrew Milligan/PA Wire

8 Kasım Pazartesi

8 Kasım günün etkinlikleri Adaptasyon, Kayıp ve Zarar konularına odaklanıyor. Etkinliklerde yerel topluluk temsilcilerinden, uzmanlardan ve bakanlardan aşırı hava koşulları, çevresel bozulma, yükselen deniz seviyelerinin etkisine dair ve uyum sağlamada neler yapılabileceği konusunda bilgi alınacak.

  • 9.15-10.15: Ön cepheden bilgi almak
  • 10.30-13.00: Adaptasyon eylemlerine dair Bakanlık oturumu
  • 13.00-14.30: Adaptasyon fonu katılımı diyaloğu
  • 14.15-15.45: Kayıpları ve zarar keşfetmek
  • 16.00-17.30: CMA altında iklim finansmanına dair birinci yüksek düzey bakanlık diyaloğu
  • 16.00-17.30: İklime dayanıklı bir gelecek inşa etmek

9 Kasım Salı

Bugünkü etkinlikler Toplumsal Cinsiyet, Teknoloji ve Yenilik konularına odaklanacak. Toplumsal cinsiyete dair oturumlarda kadınların, kız çocuklarının ve LGBTİ+’ların (COP açıklamasında ‘marjinalleştirilmiş insanlar’ şeklinde veriliyor) iklim değişikliğinden orantısız şekilde etkilenme biçimlerinin yanı sıra liderliklerinin ve katılımlarının önemini ele alınacak.

Teknoloji ve yenilik ile ilgili konularda ise gelişen teknolojilerin Paris hedeflerine ulaşmada nasıl bir katkısı olduğu veya olabileceği konuşulacak.

  • 09.30-11.00: Riskten fırsata: Çözüm için bilimi işe yarar kılmak
  • 10.00-11.15: Sağlık için iklim eylemi
  • 11.00-13.00: İklim eylemince toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak
  • 11.30-13.00: İklim adaptasyonu için bilim ve inovasyon
  • 13.30-14.45: IPCC 6’ncı değerlendirme raporu
  • 15.30-17.30: Net sıfır emisyon için işbirliği

10 Kasım Çarşamba

10 Kasım tarihi “Ulaşım Günü” olarak belirlendi. Bu tarihteki etkinliklerde 1,5 derece hedefine ulaşabilmek için denizcilik, havacılık ve karayolu ulaşımda gerekli dönüşüm tartışılacak. Elektrikli araçlar ve sıfır emisyonlu ulaşım imkanları konuşulacak.

  • 09.15-10.30: Yeşil denizcilik koridoru: Clydebark Deklarasyonu’nun açıklanması
  • 10.45-12.15: Sıfır emisyonlu taşıtlar
  • 15.00-16.15: Uluslararası Havacılık İklim Hırsı Koalisyonu toplantısı
  • 16.30-17.45: Uluslararası karayolu taşımacılığının geleceği

11 Kasım Perşembe

COP26 konferansının son etkinlik günü “Şehirler, Bölgeler ve Binalar” günü olarak duyuruldu. Etkinlikler önümüzdeki on yıldaki iklim eylemlerini hızlandırmak için ulusal, bölgesel ve şehir düzeyindeki liderleri ve özel sektörü bir araya getirecek.

  • 09.00-10.30: Birlikte daha iyi bir dünya inşa etmek
  • 14.00-15.30: Birleşik Krallık ve dışındaki alt ulusal yönetimlerin iklim liderliği
  • (saati belli değil): Binalar üzerine bakanlar ve belediye başkanlarının katılacağı bir oturum

12 Kasım tarihinde ise müzakerelerin sonuçlanması ve konferansın sona ermesi bekleniyor. İki hafta boyunca yoğun bir programı olacak konferansın etkinlikleri COP26 Başkanlık etkinlikleriyle sınırlı değil. Açıklanan Birleşik Krallık Başkanlık Köşkü programı COP26 Başkanlık Programı ile paralel olarak ilerleyecek.

Ayrıca birçok sivil toplum kuruluşu ve örgüt kendi paralel etkinliklerini düzenleyecek. Ek olacak şehrin birçok noktasında iklim eylemleri gerçekleşecek.

Araştırma: İnsan beyni iş bölümü ve sosyalleşme sebebiyle 3 bin yıl önce küçüldü

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Boston Üniversitesi‘ndeki araştırmacıların yaptığı bir çalışmaya göre, insan beyni iş bölümü ve sosyalleşme sebebiyle yaklaşık 3 bin yıl önce küçüldü.

Frontiers in Ecology and Evolution dergisinde yayımlanan araştırmada, gelişen teknolojiler nedeniyle modern insan beyninin daha da küçülebileceği kaydedildi.

‘Beyin daha verimli hale geldi’

NTV‘de yer alan habere göre yapılan araştırmada, 985 fosilleşmiş ve modern insan beyni analiz edildi ve 2,1 milyon yıl ve 1,5 milyon yıl önce insan beyninde bir boyut artışı gözlemledi.

Ancak yaklaşık 3 bin yıl önce, insan beyninin boyutlarında bir küçülme tespit edildi.
Bu süre zarfında ise insanlar, bilgileri paylaşmış veya bireylerin belirli görevlerde uzman olduğu sosyal çevreler oluşturmaya başlamışlardı. Bu olay da beynin daha verimli hale gelmesine ve boyutunun küçülmesine neden oldu.

Çalışmanın ortak yazarı Dr. James Traniello, “Bu düşüşün, bir grup insanın dünyadaki en zeki kişiden daha akıllı olduğu fikri olan kolektif zekaya artan güvenden kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu durum, genellikle ‘kalabalıkların bilgeliği’ olarak adlandırılır” diye konuştu.

Dartmouth Koleji‘nden çalışmanın başka bir ortak yazarı Dr. Jeremy DeSilva da, “Günümüzde insanlarla ilgili şaşırtıcı bir gerçek, beyinlerimizin Pleistosen atalarımızın beyinlerine kıyasla daha küçük olmasıdır. Beyinlerimizin neden küçüldüğü, antropologlar için büyük bir gizem olmuştur” dedi.

Öte yandan bu düşüşe rağmen, insan beyni son 6 milyon yılda neredeyse dört kat büyüdü. Ancak, insan beyinlerinin hacminin son Buzul Çağı’nın sonundan beri azaldığı düşünülüyor.

İnsan ve karıncaların karşılaştırılması

Araştırmacılar bu gizemi çözmek için, insan beyni evriminin tarihsel modellerini analiz etti ve bulgularını karınca toplumlarıyla karşılaştırdı.

Dr. James Traniello “Bir biyolojik antropolog, bir davranışsal ekolojist ve evrimsel nörobiyolog, beyin evrimi hakkındaki düşüncelerini paylaştı. İnsanlar ve karıncalar üzerinde yapılan köprü araştırmalarının doğada neyin mümkün olduğunu belirlemeye yardımcı olabileceğini keşfettiler” dedi.

Çalışma kapsamında dokumacı karıncalar, Oecophylla dokumacı karıncaları, Atta yaprak kesici karıncaları ve Formica gibi yaygın bahçe karınca ailelerindeki işçi karıncaların beyin büyüklüğü, yapısı ve enerji kullanımı incelendi.

Traniello, “Karınca ve insan toplumları çok farklıdır ve sosyal evrimde farklı yollar izlemiştir. Bununla birlikte, karıncalar, kendi besinlerinin üretimi (tarım) kadar, grup kararı alma ve iş bölümü gibi sosyal yaşamın önemli yönlerini de insanlarla paylaşırlar. Bu benzerlikler, insan beyninin büyüklüğündeki değişiklikleri etkileyebilecek faktörler hakkında bizi geniş ölçüde bilgilendirebilir” ifadelerini kullandı.

Yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansman hedefi 2023’e kadar sağlanamayacak

İklim değişikliğinin etkilerini daha az sorumlulukları olmalarına rağmen derinden hisseden az gelişmiş ülkelerin, gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği yıllık 100 milyar dolar finansmana gecikmeli olarak 2023’te ulaşılabileceği öngörülüyor.

Gelişmiş ülkeler 2009’da gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelesine destek olmak için 2020 itibarıyla yıllık 100 milyar dolar finansman sağlamayı taahhüt etti.

Bu hedef 2015’te imzalanan Paris Anlaşması‘nda tarafların taahhütlerini 2025’e kadar sürdürme kararlılığıyla yeniden teyit edildi.

Sözler tutulmadı

Buna rağmen, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, aralarında ABD, İngiltere, Almanya, İspanya, Japonya, Kanada, Fransa, Avustralya‘nın bulunduğu 23 gelişmiş ülke 2019’da taahhütleri kapsamında 79,6 milyar dolar finansman sağladı.

Dünya Kaynakları Enstitüsü analizine göre, 23 ülke arasında Fransa, Japonya, Norveç, Almanya, İsveç, Danimarka ve Avusturya iklim finansmanına “adil” şekilde katkıda bulundu. ABD, Yunanistan, Avustralya, İzlanda, Yeni Zelanda, Portekiz, Kanada ve İrlanda sağlamaları gereken finansmanının yarısını ayırdı.

İklim zirvesi öncesi ‘güven tazeleme’

Bu yıl 31 Ekim-12 Kasım’da İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) öncesi Birleşik Krallık, Almanya ve Kanada liderliğinde 100 milyar dolarlık finansman taahhüdünün nasıl yerine getirileceğine ilişkin bir plan paylaşıldı.

AA’nın aktardığına göre gelişmiş ülkeler 100 milyar dolarlık finansman taahhüdünü bu yıl ve 2022’de de tam olarak karşılayamayacak.

Planda, bu gecikme “hayal kırıklığı” olarak nitelendirilirken, Birleşik Krallık, Kanada, Almanya ve bazı ülkelerin finansman taahhüdünü artırmasının bu hedefe ulaşılmasını hızlandıracağı öngörüldü.

COP26’nın en önemli gündemlerinden

Gelişmiş ülkelerin taahhütlerini artırmasına rağmen gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere sağlanacak 100 milyar dolarlık finansman miktarına ancak 2023’te ulaşılabilecek ve iklim finansmanı, COP26’da en önemli konulardan biri olarak öne çıkacak.

Plan kapsamında, Almanya 2020’de sağladığı iklim finansmanını 4 milyar avrodan (yaklaşık 4,65 milyar dolar) 2025’te 6 milyar avroya (6,96 milyar dolar) çıkarmayı taahhüt ederken, Kanada 2025’e kadar 5,3 milyar dolar ayıracak.

‘Hayal kırıklığı’

Paris merkezli Sürdürülebilir Kalkınma ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Araştırmacısı David Levai, iklim finansmanı konusunda COP26 öncesi tansiyonun yükseldiğini belirterek, “Gelişmiş ülkeler paylaştıkları bu planla taahhütlerini yerine getirmedeki başarısızlıklarını kabul ettiler ama geç de olsa söz verilen miktarların sağlanacağının ve 2020, 2021 ve 2022’de plan kapsamında eksik kalan her milyar doların telafi edileceğinin güvenini vermek istedi. Fakat, hem gecikme hem de miktarın yetersizliği ciddi bir hayal kırıklığı” dedi.

Levai, ekonomileri kırılgan ülkelerin hali hazırda sağlık, iklim, borç ve ekonomi olmak üzere birçok krizle mücadele ettiğine dikkati çekerek, gelişmiş ülkelerden daha güçlü planlar beklendiğini kaydetti.

‘Güvensizlik hissini artırıyor’

Az gelişmiş ülkelerin endişelerinin gelişmiş ülkeler tarafından anlaşılmasını ve iklim planlarının merkezine konulmasını istediğini anlatan Levai, “Bu noktadaki eksiklikler bir güvensizlik yarattı. Kırılgan ekonomilerin aynı anda yaşadığı krizler temiz enerji dönüşümünü hızlandırmalarına engel. Gelişmiş ülkelerin aksayan taahhütleri nedeniyle temiz enerji dönüşümü hızlanmak yerine yavaşlıyor ve bu yavaşlama az gelişmiş ülkelerde güvensizlik hissini artırıyor” diye konuştu.

Levai, 100 milyar dolarlık finansman taahhüdünün kamu ve özel sektör tarafından yerine getirileceğini fakat kamunun daha önemli rol oynayacağını kaydetti.

‘100 milyar dolar yeterli değil’

Küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için gelişmiş ülkelerin kırılgan ekonomilere sağlayacağı yıllık 100 milyar dolarlık finansmanın yeterli olmadığına dikkati çeken Levai, “Bu miktar sadece az gelişmiş ülkelere sağlanacak bir destek. Küresel çapta iklim değişikliğiyle mücadele için trilyonlarca dolar finansman ve yatırım gerekiyor” yorumunu yaptı.

Eski Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Başkanı Christiana Figueres, dün dijital ortamda düzenlenen bir basın toplantısında, iklim finansmanı taahhüdünün en az 100 milyar dolar olması gerektiğini belirterek, “Az gelişmiş ülkelerde 100 milyar dolar, bırakın dönüşümü, değişen iklim koşullarına adaptasyon için bile yeterli değil. Çok daha büyük miktarlar üzerinde anlaşılması gerek ve finansmanda kullanabileceğimiz kapasite de var” ifadelerini kullanmıştı.

Avustralya, net sıfır karbon emisyonu hedefine 2050’de ulaşmayı hedeflediğini açıkladı

Avustralya, “net sıfır” karbon emisyonu hedefine 2050’de ulaşmayı planladığını açıkladı.

Ülkenin Başbakanı Scott Morrison ise, Avustralya’nın karbon emisyonunu azaltma planının fosil yakıt sektörüne son vereceği anlamına gelmediğini söyledi.

‘Avustralya’yı anlamayanlardan vaaz dinleyecek değiliz’

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, Scott Morrison, 2050 hedefleri ile ilgili ayrıntı açıklamasa da, yine de bu hedeflere “vergi yoluyla değil, teknolojiyle” ulaşılacağını belirtti.

Morrison, Avustralya halkının iklim değişikliği konusunda adım atılmasını, ama aynı zamanda istihdamın da korunmasını istediğini belirtti.

Morrison ayrıca, “Avustralya’yı anlamayanlardan vaaz dinleyecek değiliz. Avustralya’nın yöntemi, bu işin yapılıp yapılmayacağı değil, nasıl yapılacağıyla ilgili” açıklamasında da bulundu.

Ancak, Başbakan tarafından açıklanan plan, iklim kriziyle mücadele kapsamında güçlü adımlar içermediği için hem ülkeden hem de ülke dışında eleştiri aldı.

‘İklim krizine karşı eyleme geçme konusunda çok yavaş’

Başbakan, önümüzdeki 20 yıl içerisinde “düşük emisyonlu teknolojilere” 15 milyar dolar yatırım yapılacağını da sözlerine ekledi.

Bu plan, karbonun toprakta tutulması, güneş enerjisi maliyetinin düşürülmesi ve yeşil sanayilerin geliştirilmesini içerse de, kısa vadede daha fazla gaz kullanımı öngörüldüğü gibi, fosil yakıtın sınırlanmasına yönelik herhangi bir plan da bulunmuyor.

Morrison, “Madencilik gibi ağır sanayimizin açık kalmasını, rekabet gücüne sahip olmasını ve uyum sağlamasını, küresel talep olduğu sürece var olmasını istiyoruz” diye de ekledi.

Avustralya, 2005’teki karbon emisyonu miktarını 2030’a kadar yüzde 26 azaltmayı hedefliyor. Hükümet, bu oranın yüzde 30-35’e ulaşacağını öngörüyor.

Hükümetin iklim politikalarını eleştirenler de, orman yangınları, sel ve kuraklık gibi etkilerini birincil elden yaşamasına rağmen, iklim krizine karşı eyleme geçme konusunda çok yavaş davranıldığını kaydediyor.

Haziran 2019’da başlayarak 240 gün süren ve Avustralya’nın birçok bölgesini etkisi altına alan, ülke tarihinin en büyük orman yangınında 8 milyon hektar alan kül olmuş, 28 kişi ve 1,1 milyardan fazla hayvan da hayatını kaybetmişti. Yangınların başlaması ve bu kadar uzun sürmesinin en büyük nedeni de insan eliyle ortaya çıkan iklim krizi.

Atmosferdeki seragazı birikimi 2020’de rekor düzeye ulaştı

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), yayımladığı rapor ile tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınında sırasındaki emisyon düşüşlerine rağmen 2020’de atmosferi ısıtan gaz salımının rekor seviyeye ulaştığını açıkladı.

Yıllık seragazı raporuna göre iklim krizini besleyen karbondioksit, metan ve azot oksit miktarları son 10 yıldaki yıllık ortalamadan daha fazla artış göstererek zirveyi gördü.

Atmosferdeki karbondioksit seviyesi 2020’de 413.2 ppm’e (milyonda bir parçacık) ulaştı. Bu miktar endüstri öncesi döneme kıyasla yüzde 149 artış olduğu anlamına geliyor.

Salgındaki azalma etki etmedi

Raporda, koronavirüs salgını sürecince alınan kısıtlama önlemleriyle CO2 emisyonlarının dünya genelinde yüzde 5.6 oranında azaldığı, ancak bunun seragazları birikimi üzerinde fark edilebilir bir etkisi olmadığı belirtildi.

Bu kapsamda insan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonların yaklaşık yarısının ağaçlar, toprak ve okyanuslar tarafından alındığı, ancak bunların sera gazlarını özümsemesinin büyük ölçüde sıcaklıklara, yağışa ve diğer faktörlere bağlı olarak değiştiği vurgulandı.

Diğer bir sorunun da son 10 yılda CO2 emisyonlarının aşamalı bir şekilde artması olarak gösterildi. Bu nedenle 2020’de karbon salımı düşmüş olsa da atmosferdeki karbon seviyesindeki artışın 2011-2020 arasındaki ortalamanın üzerinde olduğu ifade edildi.

‘Hedefin çok uzağındayız’

WMO Genel Sekreteri Prof. Petteri Taalas rapora yönelik, “Sera gazı raporu, COP26’daki (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) müzakereciler için katı ve bilimsel bir mesaj içeriyor. Sera gazı konsantrasyonları mevcut hızla artmaya devam ederse bu yüzyılın sonuna kadar Paris Anlaşması’nın hedefleri olan, sanayi devrimi öncesi seviyelerin 1.5 ila 2 derece sıcaklık artışının çok üzerinde bir sıcaklık artışı göreceğiz. Hedefin çok uzağındayız” ifadelerini kullandı.

Profesör Taalas, “Bu, bir kimyasal formül ve grafikteki rakamlardan daha fazlası. Günlük yaşamlarımız ve refahımız, gezegenimizin durumu ve çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için büyük olumsuz etkileri olacaktır” dedi. Ülkelerin sanayi, enerji ve ulaşım sistemlerini ve tüm yaşam biçimini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Taalas, “Gerekli değişiklikler ekonomik olarak uygun ve teknik olarak mümkündür. Kaybedecek zaman yok” ifadelerini kullandı.

COP26’ya günler kaldı

İklim değişikliğinin kontrol altına alınması için 31 Ekim-12 Kasım tarihlerinde İskoçya‘nın Glasgow kentinde yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı, büyük önem taşıyor.

Toplam 197 ülkenin emisyonları azaltma planlarını sunması bekleniyor. COP26 ayrıca, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığı 2015’ten bu yana kaydedilen gelişmenin görüşüleceği ilk zirve olacak.

Karaman’da yer altı su seviyesinin azalması sonucu yolda yarıklar oluştu

Karaman‘ın Ayrancı İlçesi‘ne bağlı Karaağaç Köyü‘nde yer altı su seviyesinin azalmasından dolayı tarla yolu üzerinde yüzey yarıkları oluştu.

Jandarma, çökme tehlikesine karşı yola toprak döküp giriş ve çıkışları kapattı.

Kentte daha önce de yüzey yarıkları oluşmuştu

DHA‘da yer alan habere göre, Karaağaç köyündeki çiftçiler, tarlalarına giden yol üzerinde yarıkların oluştuğunu fark etti. Köylülerin AFAD ve jandarma ekiplerine haber vermesi üzerine bölgeye ekipler geldi.

Ekipler, yüzey yarıklarının yer altı su seviyesinin azalması nedeniyle oluştuğunu açıkladı. Jandarma da çökme tehlikesine karşı yola toprak döküp giriş ve çıkışları kapattı.

Kentte daha önce de Çoğlu Köyü‘nde yine aynı nedenlerle yüzey yarıkları oluşmuştu.