Ana Sayfa Blog Sayfa 1156

Faiz kararı öncesi kurda hareketlilik: Dolar 11 TL’ye dayandı, Euro 12 TL sınırını aştı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimine devam edeceği yönündeki beklentiler ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın düşük faizi savunduğu konuşmasının ardından Türk lirasındaki düşüş devam ediyor.

10,95 TL’yi görerek yeni bir rekor kıran ve 11 TL sınırına dayanan dolar, 09.55 itibariyle 10,74 TL’den işlem görüyor. Euro 12,41 TL ile tarihi zirveye ulaştıktı. Şu anda ise 12,15 TL’den alıcı buluyor.

Sterlin ve altında rekor

Sterlin, 14.79 TL seviyesiyle yeni zirve oluşturduktan sonra 14.31 TL civarına geriledi. Tekrar yükselişe geçen sterlin, 14,45 TL civarında.

Gram altın 659 TL ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştıktan sonra zirvenin hemen altı olan 638TL’den alıcı buluyor.

Faiz kararı bekleniyor

Merkez Bankası son iki ayda politika faizini 300 baz puan düşürürken faizler yüzde 16’ya geriledi. TCMB Para Politikası Kurulu, 18 Kasım Perşembe günü (bugün) kasım ayı ayı faiz kararını vermek için toplanacak. Karar saat 14.00’te açıklanacak.

21 ekonomistin katılımıyla yapılan AA piyasa beklenti anketinde politika faizindeki değişikliğe ilişkin beklentilerinin ortalaması 100 baz puan indirim yönünde gerçekleşti.

PPK faiz kararına yönelik yapılan anketin sonuçlarına göre, 2 ekonomist de 150 baz puan, 13 ekonomist 100 baz puan, 5 ekonomist 50 baz puan, 1 ekonomist 25 baz puan politika faizinin düşürüleceği yönünde görüş bildirdi.

Bill Gates nükleer santral kuruyor: Su yerine sodyum kullanılması sorunlu olabilir

Microsoft‘un kurucusu ve dünyanın en zengin isimlerinden Bill Gates’e ait nükleer enerji yatırım şirketi TerraPower tarafından kurulacak nükleer santralin ayrıntıları belli oldu.

Tesisin, geleneksel nükleer santrallerde yapılanın aksine Natrium teknolojisiyle likid sodyumla soğutulması planlanıyor. Projenin 4 milyar dolarlık yatırımla hayata geçeceği tahmin ediliyor.

Finansmanın yarısını devlet karşılayacak

Projenin finansmanının yaklaşık yarısı devlet tarafından karşılanacak. Proje, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden‘ın bu hafta imzaladığı altyapı yasasından gelen 1,5 milyar dolar dahil olmak üzere, federal hükümetten yaklaşık 1,9 milyar dolar alacak.

Nükleer reaktörün inşaatına 2024’te başlanması ve 2028’de faaliyete geçmesi planlanıyor.

Reaktörün geleneksel nükleer santraller kadar etkili olması halinde de yaklaşık 250 bin eve elektrik sağlanacağı tahmin ediliyor.

‘Su yerine sodyum kullanılması sorunlu olabilir’

Projenin savunucuları ise, sodyumla soğutulan hızlı bir reaktöre ve erimiş tuzla enerji depolama özelliklerine sahip olacak santralin geleneksel nükleer enerji üretimine kıyasla daha güvenli ve daha az maliyetli olacağını iddia etmiş, bazı uzmanlar da soğutma için su yerine sodyum kullanılmasının sorunlu olabileceğine işaret edip olası yangın risklerine dikkat çekmişti.

Düzce’de 5 büyüklüğünde deprem: Çevre illerde ve İstanbul’da da hissedildi

Merkez üssü Düzce olan, çevre iller Sakarya, Kocaeli, Bursa ve İstanbul‘da da hissedilen deprem meydana geldi.

Saat 15.40’ta meydana gelen depremin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi 5.2, AFAD ise 5 olarak açıkladı. Saat 15.57’de 4.1 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildi.

Henüz olumsuz bir ihbar gelmedi

Düzce Valisi Cevdet Atay, yaptığı açıklamada şu ana kadar can kaybına ilişkin herhangi bir olumsuz ihbar alınmadığını söyledi.

İçişleri Bakan Süleyman Soylu depremin ardından Twitter’da “Düzce’de, saat 15.40’ta gerçekleşen 5,0 büyüklüğünde depremin ardından Valiliğimiz, AFAD ve 112 ekiplerine ulaşan herhangi bir olumsuz durum bulunmamaktadır. Gelişmelere göre kamuoyu, Valiliğimiz tarafından bilgilendirilecektir. Düzcemize ve hemşehrilerimize geçmiş olsun” açıklamasını yaptı.

Yerlikaya’dan açıklama

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul’da da hissedilen Düzce merkezli deprem ile ilgili olarak kentte herhangi bir olumsuzluk bildirilmediğini kaydetti.

Vali Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “İstanbul’umuzda da hissedilen Düzce merkezli deprem ile ilgili olarak ilimizde herhangi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Hemşehrilerimize geçmiş olsun” ifadelerine yer verdi.

Gıda krizinin çözümü okyanus bitkileri olabilir

İnsan kaynaklı iklim krizi sebebiyle ortaya çıkan gıda krizinin önümüzdeki yıllarda daha da derinleşeceği tahmin ediliyor.

Gıda kriziyle ilgili yeni bir rapor yayımlayan Greenwich Üniversitesi‘nden Profesör Patricia Harvey, vitamin açısından zengin okyanus bitkilerinin gıda kıtlığına cevap olabileceğini kaydetti.

‘Yiyecek alıp alamayacağımızı görmek için suya bakacağız’

Konuyla ilgili hazırladığı raporda Profesör Patricia Harvey, Dünya’nın yaklaşık yüzde 70’inin suyla kaplı ve okyanusların bunun yaklaşık yüzde 98’ini oluşturduğu kaydederek, “Kaçınılmaz olarak, oradan daha fazla yiyecek alıp alamayacağımızı görmek için suya bakacağız” ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda Doğal Kaynaklar Enstitüsü‘ndeki Su ile ilgili Biyoteknoloji ve Biyoloji Grubu‘nun başkanı olan Harvey, yosun ve deniz yosunu gibi okyanusların daha düşük seviyelerinden yemek yemeyi savunan, tüketime yönelik yeni bir yaklaşım olan Ocean Flexitarianism de öncülerinden.

‘Vitaminlerle dolu reçeller’

Araştırma, gelecek nesiller için yenilenebilir, sürdürülebilir ve besleyici bir gıda kaynağı olarak mikroalglere dikkat çekmeyi hedefliyor.

Yosunları “Vitaminlerle dolu reçeller” diye tanımlayan Profesör Harvey, bir çorba kaşığı spirulinanın (mavi-yeşil alg), sağlıklı bir kalsiyum, demir, magnezyum ve potasyum dozu ile birlikte dört gram protein sağladığını kaydetti.

Profesör Harvey ayrıca, “Yosunlarda yapamadığımız için ihtiyacımız olan karotenoid vitaminleri ve beynimiz için ihtiyaç duyduğumuz doymamış yağ asitleri var” dedi.

Harvey, “Tüketilen tüm deniz yosunlarının yüzde 98’inin Çin’de tüketildiğini kaydedip, “Ama bunu neden Avrupa’da yapmıyoruz?” diye sordu.

Raporda, “Avrupa’da balık tüketiminin dünyanın herhangi bir yerinden daha yüksek ancak mikroalgler kıta genelinde ciddi bir besin kaynağı olarak henüz keşfedilmemiştir” ifadeleri de yer alıyor.

İklim krizi, on binlerce yıllık kaya sanatını yok ediyor

On binlerce yıldan sonra günümüze ulaşmayı başaran kaya sanatı örnekleri son birkaç yıldır iklim krizi nedeniyle yok oluyor.

Kıyı erozyonu, yangınlar, sel ve siklonlar, küresel ısıtmayla daha da şiddetleneceği tahmin edilen ekstrem olaylar arasında. Şimdiden on binlerce yıllık sanat eserlerine ciddi hasar verildiğini belirten arkeologlar ve tarihçiler, iklim krizi ve ona bağlı hava olayları şiddetlendikçe zararın artacağı konusunda uyarıyorlar.

Sempozyum düzenlendi

Salı günü Flinders Üniversitesi tarafından Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6’ncı Değerlendirme Raporu üzerine bir sempozyum düzenlendi.

Rapor, sıcaklık artışının endüstri öncesi seviyenin 1,5 derece üzerine çıkmasının daha fazla aşırı hava olayını beraberinde getireceği ve bazı değişikliklerin kaçınılmaz ve “geri döndürülemez” olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.

Eserler siklon sonrası yok oldu

Flinders Üniversitesi’nden multidisipliner bir arkeolog olan Dr. Daryl Wesley, konuşmasında Avustralya’nın en şiddetli tropikal siklonlarından biri olan ve 2006’da Arnhem Land‘i parçalayan Monica Siklonu‘nun yol açtığı yıkım hakkında bilgi verdi.

The Guardian’ın haberine göre fırtına, 50 km genişliğindeki bir alanda ağaçların yarısını havaya uçurmuş, bazılarını kaya sanatı alanlarına itmiş ve onları yok etmişti. Sonrasında ise yangın çıkmış ve felaketin boyutunu ikiye katlamıştı.

Kaya sanatında resimler genellikle bol su emen kumtaşı üzerine boyanır. Yangınlardan gelen ısı suyu genişletti ve kayayı patlattı. Böylece sanat eserleri de yok olmuş oldu.

İklim krizi var olan zararı büyütüyor

Son 56 yıldaki değişiklikleri belgeleyen Wesley, bir dizi çevre ve insan faktörü nedeniyle kaya sanatının zaten bozulduğunu söyledi. Wesley, iklim krizinin şiddetli hale getirdiği hava olayları yaşandıkça var olan sıkıntının daha da büyüyeceğine dikkat çekti.

Griffith Üniversitesi’nden arkeoloji bilimcisi Dr Jillian Huntley ise dünyanın en eski tablolarında tuz kristalleri değişen hava koşullarında genişleyip büzüldüğü için çöken kayalar olduğunu keşfetti.

Huntley, tuzun neden olduğu etkinin Avustralya’nın üst ucunda ve Batı Avustralya’daki Pilbara‘da görülebileceğini söyledi.

Tropiklerde daha kötü etkileyecek

Tropiklerde daha kötü olan iklim değişikliğinin kristalleşme etkisinin hızlandığını belirten Huntley, “Sıcaklık artışları tropiklerde dünyanın geri kalanının üç katı oranında hissediliyor. 2,4 derecelik bir ısınma, tropiklerde 6 derecelik bir ısınma olur ve bu kesinlikle felaket olur” dedi.

Emisyonlarda ciddi, sert ve kısa vadeli bir kesintinin derhal gerekli olduğunu belirten Huntley, “2050 yılına kadar net sıfır değil. En kısa sürede net sıfır” dedi.

 

Çöçelli Mahallesi’nde dinamit patlatma sesleri eşliğinde bilirkişi incelemesi

Maraş’ın Çöçelli Mahallesi’nde Eco Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılmak istenen biyokütle enerji santraline karşı açılan davanın bilirkişi keşfi sırasında dinamit patlatıldı.

Yedi bilirkişi, mahkeme heyeti, bölge halkının katıldığı keşif sırasında patlatılan dinamitler korkuya neden oldu.

ÇED gerekli değil kararı yargıya taşındı

Bölgede bulunan iki çimento fabrikasının ardından biyokütle enerji santralına verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir kararını, bölge halkı yargıya taşımıştı.

Maraş İdare Mahkemesi, bilirkişilerin bölgede keşif yapmasına karar verdi. Keşif öncesi kolluk kuvvetleri geniş güvenlik aldı.

Biyokütle enerji santralının bitişiğinde kurulan KİPAŞ adlı şirketin işlettiği çimento fabrikasında dinamit patlatıldı. Bilirkişi keşfi, dinamit patlatma sesleri eşliğinde yapılmak zorunda kaldı.

Dinamit sesi altında inceleme

Birgün’den Gökay Başcan‘a konuşan davanın Avukatı Mehmet Horuş, patlamaların kolluk kuvvetleri eşliğinde, kasıtlı yapıldığına dikkat çekti.

Horuş, “Bu iki şirket zaten iş birliği yapıyor. Keşfin sürdüğü sırada böyle bir patlatmayla mesaj vermeye çalışıyorlar. Bölge halkının, Anayasal haklarını korumak için açtıkları davada adil yargılama hakkı böyle etkileniyor. Sahada, dinamit sesleri altında keşif yapılmak zorunda bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

 

Kenya’da kuraklıktan ölen hayvanlar güneş altında çürüyor

Kenya’nın Pokot ilçesinden bir iklim kampanyacısı olan Kevin Mtai Kenya’da etkili kuraklık nedeniyle arazide çürüyen sığırları gösteren bir video çekti.

İklim krizinin neden olduğu kuraklık hakkında konuşan Mtai “Kenya’da daha az karbon salımı yaptık ama en ağır bedeli ödeyen biziz. Şu anda ülkemde bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Hayvanlar ölüyor, insanlar İklim Krizi yüzünden acı çekiyor” ifadelerini kullandı.

Yağmursuz iki mevsim

Independent Türkçe’nin haberine göre Doğu Afrika ülkesi Kenya‘da iki mevsimdir yağmur yağmadı. Bu durum haneleri yeterli gıda ve sudan mahrum bırakıyor.

Kuraklık aynı zamanda çiftlik hayvanlarının otlaklarını yok ederek ülke genelindeki çoban topluluklarına büyük zarar verdi.

Eylül’de Nairobi ve yardım kuruluşları 10 ilçeden 2,1 milyon kişinin kuraklıktan etkilendiğini tahmin etmişti. Yardım kuruluşlarının bildirdiğine göre sayının bu ay 2,4 milyona çıkması bekleniyor.

‘Daha yaygın hale gelecek’

Uzmanlar küresel ısınmaya en az katkıda bulunan fakat bundan en çok zarar görecek olan Afrika’da bu tür iklim şoklarının daha yaygın hale geleceği uyarısında bulunuyor.

Doğu Afrika Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin icra direktörü Workneh Gebeyehu geçen ay “Bunu yok etmeyi başardığımızda sığınacağımız yedek bir gezegenimiz yok” demişti.

Dünya Gıda Programı’nın Lodwar merkezli politika yetkilisi Gabriel Ekaale, Sky News’e “Turkana ilçesindeki nüfustan yaklaşık 600 bin kişinin gıda veya para yardımına ihtiyacı olduğu tahmin ediliyor” açıklamasını yaptı.

Psikoposlardan yardım çağrısı

Vatican News’in haberine göre Kenya’nın Katolik Piskoposları bu hafta Nairobi’de bir araya gelerek ülkenin Katolik mensuplarından şiddetli kuraklıktan etkilenen bölgelere yiyecek bağışlamalarını istedi. Piskoposların yayımladığı açık mektupta şu ifadeler yer aldı:

Ülkemizin birçok yerinde sık sık yaşadığımız kuraklıkların küresel iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın bir sonucu olduğu netlik kazanıyor.

Burada, Kenya’da, kalkınma modelimiz çevremizi bozma ve doğal kaynaklarımızı tüketme kültürüne yol açmış gibi görünüyor.

Gazeteci Metin Yoksu, haber fotoğrafı dalında Hande Mumcu Özendirme Ödülü’ne layık görüldü

Gazeteci Metin Yoksu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 22.’sini düzenlediği Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması’nda “Batman’da açıklama yapmak isteyenlere polisten müdahale” başlıklı haberde yayımlanan fotoğrafıyla “Haber Fotoğrafı” dalında Hande Mumcu Özendirme Ödülü‘ne layık görüldü.

Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması, habere giderken geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden gazeteci Barış Selçuk’un anısını yaşatmak ve genç gazetecileri teşvik etmek amacıyla yapılıyor.

Seçici kurulda yer alan isimler

Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması’nın Seçici Kurulu, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı ve FOX TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şubesi Başkanı Halil Hüner, Hürriyet Gazetesi Ege Bölgesi Temsilcisi Deniz Sipahi, NTV İzmir Temsilcisi Merih Ak, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Temsilcisi Şükrü Akın, gazeteci–yazar Faruk Bildirici, Deniz Zeyrek, Barış Pehlivan ve Gazeteci Erdal İzgi’nin katılımıyla toplandı.

Fotoğraf: İzmir Büyükşehir Belediyesi

Değerlendirme toplantısında, Ulusal Haber, İzmir Kent Haberi, İzmir Kent TV, Haber Fotoğrafı dallarında birincilik ödülleri ve Hande Mumcu Özendirme ödülleri belirlendi.

Haber Fotoğrafı Dalı’nda jüri, birinciliğe, İzmir Kent TV haberinde ise Hande Mumcu Özendirme Ödülü’ne layık eser bulamadı.

Ödül almaya hak kazanan gazeteciler

  • “İzmir Kent Haberi” dalında Dokuz Eylül Gazetesi’nden Sinan Keskin’in “Şehir Hastanesi Mi Şehir Efsanesi Mi?” haberi birinci oldu. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü Posta Gazetesi’nde yayımlanan “Bu Aşka Aşı Gerek” başlıklı haberi ile Melis Apaydın İde kazandı.
  • “Ulusal Haber” dalında Cumhuriyet Gazetesi’nden Zehra Özdilek’in “Kuzu Bombası” başlıklı haberi birinciliğe layık görüldü. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü Cumhuriyet Gazetesi’nden Mehmet Kızmaz’ın “Petrol Hırsızlığından Parke Taşı İhalesine” haberi aldı.
  • “İzmir Kent TV Haberi” dalında İhlas Haber Ajansı’ndan Ceren Atmaca ile Sinan Yeniçeri’nin “Yaşadığını İspat Etmeye Çalışırken İkinci Kez Öldü” haberi birinciliğe layık görüldü.
  • “Haber Fotoğrafı” dalında Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü “Batman’da açıklama yapmak isteyenlere polisten müdahale” başlıklı haberde yayımlanan fotoğrafıyla Anka Haber Ajansı’ndan Metin Yoksu kazandı.

Pfizer, Covid-19 ilacını başka firmaların da üretebilmesine izin verdi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli ilaç şirketi Pfizer, geliştirdiği deneysel Covid-19 ilacının gelişmekte olan 95 ülkede imal edilip, satılmasına izin veren bir anlaşma yaptı.

Şirketten yapılan yazılı açıklamada, anlaşmanın ilacın, “küresel nüfusun daha büyük oranda erişimini sağlamak amacıyla” yerel imalatçılar tarafından üretilmesine olanak sağlayacağı belirtildi.

Birleşmiş Milletler (BM) destekli İlaç Patent Havuzu ile varılan anlaşmayla, Covid-19 tedavisi dünya nüfusunun yüzde 53’üne sunulabilecek.

Düşük gelirli ülkelerden telif hakkı almayacak

Pfizer, düşük gelirli ülkelerden telif hakkı almayacak ve koronavirüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “kamu sağlığı acil durumu” olarak tanımlandıkça, anlaşmadaki tüm ülkelerden telif hakkı talep etmeyecek.

bianet’in derlediği habere göre bazı sağlık uzmanları, Pfizer’ın Covid-19 hapı henüz hiçbir ülkede onay almadan yapılan bu anlaşmanın pandeminin daha erken sonlandırılmasına yardımcı olabileceği görüşünde.

‘Herkesi mutlu etmeyecek bir anlaşma’

İlaç Patent Havuzu yetkilisi Esteban Burrona, “Yeni geliştirilen ve etkili olduğu görülen bir ilacı 4 milyardan fazla insana ulaştırabilecek olmamız çok önemli” şeklinde konuştu.

Burrona, diğer ilaç firmalarının birkaç ay içinde Covid-19 hapını üretmeye başlayabileceğini söyledi, ancak yapılan anlaşmanın herkesi memnun edemeyeceğinin farkında olduklarının da altını çizdi.

Yüzde 89 etkili

Pfizer, ay başında yaptığı açıklamada, Paxlovid adlı Covid-19 hapının, yüksek riskli yetişkin hastalarda hastaneye yatışı ve ölüm riskini yüzde 89 azalttığını açıklamıştı.

İlaç Patent Havuzu’nun yöneticisi Charles Gore, “Ağız yoluyla alınan ilaç, özellikle düşük ve orta düzeyde gelişmiş ülkelere uygun. Anlaşma da yaşam kurtarmada kritik bir rol oynayabilir” dedi.

Eşitsizliklere karşı yeterli değil

Anlaşmaya dahil olan ülkelerin çoğu Asya ya da Afrika‘da. Ancak büyük Covid-19 salgınlarının görüldüğü Brezilya, Çin, Rusya, Arjantin ve Tayland gibi ülkeler anlaşmaya taraf değil.

Örneğin Brezilyalı bir ilaç firması, Pfizer’ın Covid-19 ilacını başka ülkelere ihraç etme şartıyla üretmek için ruhsat alsa da ilaç, Brezilya içinde kullanılamayacak.

 

Sınır Tanımayan Doktorlar: Hayal kırıklığı

Bazı uzmanlar, bunun Covid-19 tedavileri ve aşılarına erişimdeki eşitsizlikleri azaltmak için yeterli olmadığını söylüyor. Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü de anlaşmanın Pfizer’ın Covid-19 hapını her yerde erişime sunmamasından dolayı “hayal kırıklığına uğradığını” açıkladı.

Pfizer ve diğer ilaç şirketleri ayrıca, Covid-19 aşılarındaki patentlerini kaldırma çağrılarına da direniyor.

Merck de anlaşma yapmıştı

Pfizer’dan önce, ABD merkezli Merck ve İsveçli ilaç firması Roche de, Covid-19 enfeksiyonunun önlenmesi ve tedavisi için hap formatında ilaçlar geliştirdiklerini duyurmuştu.

Merck geçen ay yaptığı açıklamada, kendi Covid-19 ilacı Molnupiravir‘in yerel imalatçılar tarafından üretilebilmesi için İlaç Patent Havuzu ile anlaşma yaptığını duyurmuştu.

Mahkeme, belediyenin sosyal medya hesabından engellenen kullanıcıyı haklı buldu

Mahkeme bir sosyal medya kullanıcısının, Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’ın bir paylaşımına yaptığı yorum üzerine belediyenin hesabından engellenmesini “ayrımcılık” olarak kabul etti.

Avukat Cüneyt Altıparmak, Ankara 9’uncu İdare Mahkemesi’nin kararı hakkında “Kurum amirlerinin keyfine göre kurumun sosyal medya hesaplarının kullanılamayacağını ortaya koymaktadır” yorumunu yaptı.

Neler yaşandı?

Independent Türkçe’den Can Bursalı’nın haberine göre dava konusu olay İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 12 Nisan 2020 tarihinde istifa etmesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından engellenmesi üzerine yaşandı.

Erdoğan’ın engellediği istifayla ilgili Zonguldak Belediyesi Başkanı Ömer Selim Alan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Reis noktayı koydu. Durmak yok yola devam. Emrindeyiz Sayın Bakanım” ifadelerini kullandı.

Başkan Alan’ın bu paylaşımı üzerine, Dursun Küçük adlı sosyal medya kullanıcısı, “Sayın Alan, sevginizi gösterme adına bu şekilde paylaşım yapmış olduğunuz anlaşılmakta ise de merkez yönetimi temsil eden bakanın yerel yönetim üzerinde ast/üst ilişkisi olmaması sebepli ve olası bir hukuki incelemede soruşturma izni verecek kişi olması sebepli, paylaşım hatalıdır” yanıtını verdi.

Mahkemeye başvurdu

Belediye başkanına verdiği yanıt nedeniyle belediyenin resmi hesabından da engellenen Küçük, ayrımcılığa uğradığını öne sürerek, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na başvurdu. Kurum, bu başvuruyla ilgili 3 Kasım 2020’de verdiği kararında, başvuruyu reddetti.

Bunun üzerine Ankara 9’uncu İdare Mahkemesi‘ne başvuran Küçük, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu‘nun ret kararının iptalini istedi. Davayı görüşen Ankara 9. İdare Mahkemesi heyeti, 4 Kasım 2021’de örnek bir karara imza attı.

‘Kurum hesapları keyfi şekilde kullanılamaz’

Kararda, Küçük’ün yaptığı yorumun hakaret içermediği, belediye başkanına verdiği yanıt nedeniyle Zonguldak Belediye Başkanlığı’nın resmi Twitter hesabından engellenmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmedilerek Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun ret kararı iptal edildi.

Avukat Cüneyt Altıparmak, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin bu engellemeyi ayrımcılık temellerine dayanılarak engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamele olarak nitelediğini ifade etti.

Altıparmak, “Karar yazım tekniği açısından Türk hukukunu, Avrupa uygulamasını ele alan nitelikli bir karar olmasının yanında kurum amirlerinin keyfine göre kurumun sosyal medya hesaplarını kullanılamayacağını da ortaya koymaktadır” ifadelerini de kullandı.