Ana Sayfa Blog Sayfa 1147

Nijerya, yeni iklim yasası ile net sıfıra ulaşmak için yıllık karbon bütçesi sunmayı taahhüt etti

Nijerya, emisyonlarını net sıfıra indirmeyi başarabilmek amacıyla yıllık karbon bütçesi belirleme taahhüdünde bulunan ilk büyük gelişmekte olan ülke oldu.

Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari, Glasgow’da gerçekleşen BM iklim değişikliği konferansı COP26 sırasında 2060 yılında net sıfır emisyona ulaşacaklarını duyurmuştu.

Hemen sonrasında emisyonları azaltmayı, iklim değişikliğine uyum sağlamayı ve yıllık karbon bütçeleri hazırlamayı öngören bir iklim tasarısını yasalaştırdı.

Kıtanın en büyük petrol üreticisi

Üniversitesi’nde çevre ve kalkınma profesörü Chukwumerije Okereke, Climate Home News’e verdiği demeçte “Bu, iklim yönetimiyle ilgili olarak Nijerya’da gerçekleşen en büyük şey” yorumunu yaptı.

Tasarının destekçilerinden Sam Onuigbo, iklim yasası geçirmek için on yıldan fazla süredir çalıştığını söyledi. Onuigbo açıklamasında COP26’nın yarattığı ivmenin ve Çevre Bakanı Sharon Ikeazor‘un desteğinin tasarının yasalaşmasında önemli olduğunu belirtti.

Nijerya, Afrika’nın en kalabalık ülkesi. Ayrıca kıtanın da en büyük petrol üreticisi ancak vatandaşlarının neredeyse yarısı elektrikten yoksun biçimde yaşıyor.

Karbon bütçesini bakanlık belirleyecek

Abuja’daki Birleşik Krallık büyükelçiliğinin desteğiyle, bu tasarı, düzenli karbon bütçeleri oluşturan, hükümetlere hangi emisyon hedeflerinin belirleneceği ve bu hedeflerin nasıl karşılanabileceği noktasında tavsiyelerde bulunan aynı zamanda da dünyanın ilk iklim değişikliği komitelerinden birini kuran Birleşik Krallık’ın 2008 yılı İklim Değişikliği Yasası’na dayanıyor.

Yasayla birlikte Birleşik Krallık’ın karbon bütçeleri bağımsız İklim Değişikliği Komitesi tarafından belirlenirken, Nijerya’nın karbon bütçeleri Çevre Bakanlığı tarafından belirlenecek ve kabinenin onayına tabi olacak. Bu bütçelerden ilki Kasım 2022’ye kadar açıklanacak ve bir yıllık ve beş yıllık emisyon azaltım hedefleri belirlenecek.

‘Övgü hak ediyor’

Aralarında Fransa, İsveç ve İrlanda’nın bulunduğu sadece bir avuç gelişmiş ülke, emisyon kesintileri için düzenli kısa vadeli hedefler belirledi. ABD, Japonya ve Almanya gibi büyük emisyon yayıcılarının ise hala böyle bir bütçesi yok.

Tasarının gözden geçirilmesine yardımcı olan bir sürdürülebilirlik danışmanı Eugene Itua, “Nijerya’nın bunun için övülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Ulusal İklim Değişikliği Konseyi kurulacak

Tasarı, Nijerya’nın iklim planlarını denetleyecek bir Ulusal İklim Değişikliği Konseyi kuruyor.

Devlet Başkanı Buhari’nin başkanlık edeceği Konsey’de ilgili bakanlar, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Merkez Bankası Başkanı yer alacak. Kadınlara, gençlere, engellilere ve özel sektöre ayrılan alanlar ile sivil toplum da temsil edilecek.

Yakın zamanda hükümete 2030 emisyon azaltma hedeflerini üçte bir oranında arttırması yönünde baskı yapan Güney Afrika Cumhurbaşkanlığı İklim Değişikliği Komisyonu ile kurulacak Ulusal İklim Değişikliği Konseyi benzerlik gösterecek.

Nijerya’nın Temmuz ayında belirlenen mevcut iklim hedefi, emisyonları 2030 yılına kadar olağan gidişata göre hesaplanan öngörünün yüzde 20 altına düşürmek. Uluslararası finansmanla bu azaltım hedefi yüzde 47’ye yükseliyor.

Petrol, Nijerya’nın ihracat gelirlerinin büyük çoğunluğunu sağlarken, sektör aynı zamanda ülkenin emisyonlarının çoğundan da sorumlu.

‘Sıkı bir ekip çalışması’

Okereke, tasarının ilerlemesinin sivil topluma ait taban baskısından ziyade “perde arkasındaki çok sıkı bir ekip çalışması”na borçlu olduğunu söyledi ve şu yorumu yaptı:

“Ülkede iklim eylemi için bastıran yeterli sivil toplum gücüne sahip değiliz. Kapasite oldukça düşük, bu yüzden kaynakları toparlayarak zaman ve baskıyı artıracak şekilde ağırlık koyamıyorlar.”

Nijeryalı çevre aktivisti Olumide Idowu ise yeni yasanın “iyi bir başlangıç” olduğunu söyledi, ancak bunu uygulamak için bir planın uygulamaya konulup konulmadığını sorguladı.

AB’de fosil yakıt endüstrisinin metan emisyonlarını azaltacak yasa taslağı hazırlandı

Avrupa Birliği, petrol ve doğal gaz şirketlerini iklim değişikliğinin ikinci en büyük nedeni olan metan gazı sızıntılarını bulmaya ve düzeltmeye zorlayarak metan emisyonlarını azaltmayı amaçlayan mevzuat taslağı hazırladı.

Taslak yasa teklifi, Avrupa Birliği’ndeki petrol ve doğal gaz operatörlerinin, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonraki 12 ay içinde tesislerinin metan emisyonlarına ilişkin tahminlerini sunmaları gerektiğini belirtiyor.

Aralık ayında sunulacak

Avrupa Komisyonu, taslağı aralık ayında sunacak ve üzerinde değişiklikler yapılması mümkün.

Komisyon tarafından önerildikten sonra, düzenlemenin Avrupa Parlamentosu ve üye devletler tarafından müzakere edilmesi gerekiyor ve bu süreç iki yıla kadar uzayabiliyor.

Küresel ısıtmayı sınırlamak için önemli

Avrupa Komisyonu uzun süredir metan emisyonlarına yönelik bir düzenleme getirmesi talebiyle iklim kampanyacılarının ve bazı yatırımcıların baskısı altındaydı.

Metan, fosil yakıt altyapısındaki sızıntılardan, hayvancılık sektöründen ve çöp sahaları gibi kaynaklardan yayılıyor.

Karbondioksitten çok daha yüksek bir ısı tutma potansiyeline sahip ancak atmosferde daha hızlı parçalanıyor. Bu da 2030 yılına kadar metan emisyonlarındaki anlamlı kesintilerin küresel ısıtmayı yavaşlatmada önemli bir etkisi olabileceği anlamına geliyor.

Dolar 13.50’yi, Euro 15.20’yi gördü, sosyal medyada #hükümetistifa etiketi ilk sırada

Türk Lirası‘nın bir günlük değer kaybı yüzde 20’ye yaklaştı. Dolar, Türk Lirası karşısında 13.50 seviyesini aşarken, Euro da 15.20 seviyesine geldi. Liranın değer kaybı karşısında sosyal medyada açılan #hükümetistifa tag’i Türkiye gündeminde birinci sıraya yerleşti.

Döviz kurundaki artışın önlenememesiyle birlikte bankalar döviz alım-satım işlemlerini kısa süreli olarak durdurdu. Son olarak doların 13 TL’yi aşmasının ardından birçok bankaya erişim sorunu yaşandığı belirtildi. Konuya ilişkin henüz herhangi bir bankadan açıklama gelmedi.

Merkez Bankası‘nın faiz indirimi kararlarıyla Türk Lirası’nda başlayan değer kaybı sürüyor. Döviz kurları TL’ye karşı tarihi yüksek seviyelerini test ederken, TL’nin bir günlük değer kaybı yüzde 20’ye yaklaştı. Foreks‘in aktardığına göre; dolar/TL, gün içinde 13.5030 seviyesine kadar gelirken, Euro/TL’de zirve 15.2045 seviyesi oldu.

Saat 16.00 itibariyle dolar/TL 12,58 seviyesinde, Euro/TL 14.17 seviyesinde seyrediyor.

Erdoğan’ın açıklamaları değer kaybını hızlandırdı

Değer kayıpları, dün Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan‘ın kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamalarla hızlandı. Erdoğan, ‘kur, faiz ve fiyat artışları üzerinde oyunlar oynandığını’ öne sürmüş, “Üretim, yatırım, istihdam, büyüme odaklı ekonomi politikasında ülkemiz ve milletimiz için en doğrusunu yapmakta kararlıyız.  Yatırımı, üretimi, ihracatı bu yüzden teşvik ediyoruz. Felaket tellallarının gürültülerini bunun için dikkate almıyoruz. Mandacı iktisatçıların reçetelerine bunun için itibar etmiyoruz. Güçlü bir duruş sergileyerek girdiğimiz her mücadeleden alnımızın akıyla çıktık. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından zaferle çıkacağız” demişti.

Erdoğan’ın bugün de yinelediği “Faiz sebeptir, enflasyon neticedir” sözleri ve MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin “Türkiye faiz kamburundan kurtulmalı, hükümetin izlediği ekonomi politikası doğrudur” açıklamalarının ardından Türk Lirası gelişen ülkeler arasında en fazla değer kaybeden para birimi oldu.

Sosyal medyada #hükümetistifa etiketi birinci sırada

Türk lirasının Dolar ve Euro karşısındaki rekorlar kıran değer kaybı sosyal medyada da büyük yankı buldu. #hükümet istifa tag’i Türkiye sıralamasında ilk sıraya yükselirken, genel grev ve hemen erken seçim yapılması çağrıları yapıldı.

https://twitter.com/TazmanyaBoy/status/1463109227266850818

SHURA: Son kullanıcı elektrik fiyatlandırmasında yeni stratejiler gerekiyor

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi‘Türkiye’de Enerji Dönüşümünü Hızlandıracak Son Kullanıcı Elektrik Fiyatlandırmaları’ raporunu açıkladı. Raporda, Türkiye elektrik piyasasında enerji dönüşümünü destekleyen ve tüketici faydalarını merkeze alan yeni fiyatlandırma ve tarife stratejilerine ihtiyaç olduğu kaydedildi.

Buna göre, enerji verimliliğini, elektrifikasyonu ve dağıtık enerji kaynaklarının şebeke entegrasyonunu destekleyecek, tüketicilerin, sistem maliyetlerini yansıtan fiyat sinyallerine göre hareket etmesini sağlayacak fiyatlandırmalar uygulanmalı. Shura’nın raporunda, mevsimsel ve bölgesel farklılıkların fiyatlandırmada dikkate alınmasının, tüketicilerin tasarruf etmelerine, karbon emisyonlarının azalmasına ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayacağı da kaydedildi.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin raporu, 21-23 Kasım 2021 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 11. Türkiye Enerji Zirvesi (TEZ) SHURA özel oturumunda açıklandı.

Raporu hazırlayan ve sunan Shura’nın enerji analisti Ayşe Ceren Sarı, mevcut yapının durağan olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bugün kullanılan, düzenlemeye tabi perakende elektrik tarifesinde uygulanmakta olan üç zamanlı fiyatlandırma etkin şekilde kullanılmamakta, serbest tüketicilerin faydalandığı son kaynak tedarik tarifesi ise tek zamanlı yapısıyla, elektrik sisteminin verimli işlemesine katkı sağlamıyor. Enerji dönüşümüyle birlikte yeni elektrik tüketim profilleri ve gerçek elektrik sistemi maliyetlerini, mevsimsel ve bölgesel yansıtacak şekilde çok zamanlı ve dinamik fiyatlandırma stratejilerine ihtiyaç var. Tüketicilerin, fiyatlara göre tüketimlerini başka bir zaman dilimine kaydırmasının, tüketici elektrik faturalarında tasarruf edilmesinde, elektrik sistemi verimliliğinin artmasında ve karbon emisyonlarının azalmasında kritik öneme sahip”

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artmasıyla birlikte, fiyatlarda ve tarifelerde hem zorlukların hem de fırsatların ortaya çıktığını söyleyen Sarı, enerji dönüşümüyle dağıtık ve değişken üretim, esnek tüketici yükleri, enerjinin demokratikleşmesi gibi konuların gündeme geldiğine dikkat çekti. Sarı, son kullanıcı fiyatlandırmasında tüketicinin etkisinin artacağını ve talep tarafı katılımını destekleyecek stratejilerin gerekeceğini belirttii:

“Avrupa Birliği içinde dahi, son kullanıcı elektrik fiyatlandırma ve tarife tasarımı konularında çok zamanlı fiyatlandırmaya yönelik yaklaşımlar olmasına rağmen, henüz ortak bir uygulama bulunmuyor. Her ülkenin temiz, güvenilir ve maliyet bakımından verimli bir fiyatlandırma ve tarife stratejisine ihtiyacı bulunuyor.”

‘Tüketici gönüllü olarak tüketim saatlerini belirleyebilmeli’

SHURA’nın raporunda, son kullanıcı elektrik fiyatlandırmalarının, tüketicilerin, elektrik sistemi maliyetlerini yansıtan fiyat sinyallerine göre hareket etmesini sağlayacak şekilde olması gerektiğinin altı çiziliyor. Tüketicilerin gönüllü olarak elektrik tüketim saatlerini belirlemeyebilmesinin, piyasada oluşan elektrik fiyatlarına göre tüketimini kaydırabilmesinin, verimlilik ve tasarruf açısından fayda sağlayacağı belirtiliyor.

Rapora göre, üretimde yenilenebilir enerjinin ve dağıtık enerji kaynaklarının payının artmasına katkı sağlayacak iyi tasarlanmış fiyatlandırma ve akıllı tarife tasarımları ile karbondioksit (CO2) emisyonu açısından yoğun üretimin olduğu saatlerde tüketimi azaltmak mümkün. İyi tasarlanmış fiyatlandırma ve akıllı tarife tasarımları, elektrik tüketiminin, karbondioksit emisyon yoğunluğunun ve sistem maliyetlerinin daha düşük olduğu saatlere kaydırılmasını teşvik ediyor. Bu durumun ise talebin kaydırılmasıyla yenilenebilir enerji entegrasyonunun daha düşük maliyetlerle sağlanmasını destekyeceği öngörülüyor. Diğer yandan yeni fiyatlandırma ve tarifelerle şebeke kısıtları azalabilir ve tüketimin yoğun olduğu zaman dilimlerinde güvenilirlik seviyesi artar.

Sarı’nın raporunda, piyasa fiyatlarına dayalı, çok zamanlı ve dinamik fiyatlandırma için tüm tüketicilerin orta ve uzun vadede akıllı sayaç kullanması gerektiğine dikkat çekilerek, buna uygun iş modelleri ve altyapının oluşturulması gerektiğini kaydedildi. Çok zamanlı fiyatlandırmaya geçilirken, kırılgan grupların olumsuz etkilenmemesi için bu gruplara özel tek zamanlı indirimli bir elektrik fiyatlandırma uygulamasının da hayata geçirilmesi istendi.

Bölgesel ve mevsimsel fiyatlandırma 

SHURA’nın raporuna göre, son kullanıcı fiyatlandırmasında mevsimsel ve bölgesel farklılıklar da göz önünde bulundurulabilir. Zamana dayalı elektrik fiyatlandırma stratejilerinin çok zamanlı şebeke tarifeleriyle desteklenmesi pek çok açıdan fayda sağlar.

Enerji dönüşümünde tüketicinin bilinçlendirilmesinin talep tarafı katılımında önemli rolü olduğuna dikkat çeken çalışmada, tüketicilerin fiyatlandırma ve tarife tasarımı hakkında bilgilendirilmesinde şeffaflık ve basitlik ilkeleri temel alınarak, yeni uygulamaların geliştirilmesi ve faturaların daha anlaşılır hale getirilmesinin de önemine değinildi.

Raporun tamamına şu adresten ulaşabilirsiniz.

 

Yeni araştırma: Pestisitlere maruz kalan arıların iyileşmesi nesiller sürebilir

Her ne kadar pestisit kullanımının biyolojik çeşitlilik üzerindeki uzun dönem etkilerine dair araştırmalar bulunsa da zehirlerin böcekler üzerindeki etkisi hakkında çok az bilgi bulunuyordu.

Yeni araştırma bir arının yaşamının ilk yılında böcek öldürücüye bir kez bile maruz kalmasının yavru üretimini etkilediğini ve pestisitlerin etkisi kümülatif olduğu için bunun arı popülasyonunda genel bir azalmaya yol açtığını gösteriyor.

İki yıllık bir deney yapıldı

California Üniversitesi‘nden doktora adayı ve bu çalışmanın baş yazarı Clara Stuligross “Özellikle tarım alanlarında pestisitler genellikle yılda birkaç kez ve arka arkaya birkaç yıl kullanılır. Bu da bize bunun arı popülasyonları için gerçekte ne anlama gelebileceğini gösteriyor” dedi.

The Guardian’ın aktardığına göre bilim insanları, nesiller arası bu etkiyi gözlemlemek için sahada iki yıllık bir deney gerçekleştirdi. Araştırmada yabani bir toplayıcı türü olan mavi meyve bahçe arılarının pestisitlere maruz kalmaya nasıl tepki verdiği incelendi.

Arılar için zehirli olduğu bilinen böcek öldürücü imidacloprid’i kullandılar ve maruziyet kombinasyonlarını denediler. Arıları birinci yıllarında, ilk iki yıllarında, ve sadece ikinci yıllarında maruz bıraktılar.

Her yıl büyük miktarlarda ihraç ediliyor

Bu tür pestisitlerin kullanımı Avrupa Birliği’nde yasaklanmış durumda ancak üretimi yasak değil ve her yıl büyük miktarlarda ihraç ediliyor.

Oregon Eyalet Üniversitesi‘ndeki Ulusal Pestisit Bilgi Merkezi‘ne göre, ABD‘de satılık imidakloprid içeren 400’den fazla ürün var.

Yavru oranlarında yüzde 71’e varan düşüş

Stuligross, kullanılan pestisit hakkında “Bitkilerin tüm dokularında bulunan sistemik bir pestisittir ve arıların sinir sistemini etkiler. Dolayısıyla arı davranışı ve fizyolojisi üzerinde çok farklı türde etkileri olabilir” dedi.

Larva olduklarında imidaclopride maruz kalan arılar, kimyasalın yakınında hiç bulunmamış arılara kıyasla yüzde 20 daha az yavruya sahip oldu. Erişkin yıllarında sadece bir kez maruz kalanlar, maruz kalmayanlara kıyasla yüzde 30 daha az yavruya sahipti. Her iki yılda maruz kalan arılarda ise yavrularda yüzde 44’lük bir azalma gözüktü.

Stuligross, “Pestisite maruz kalma arı üremesini azaltır. Geçmiş yaşam evrelerinde veya önceki nesilde maruz kalma da yetişkinin gelecek yıldaki performansını etkiler” dedi.

Arının yuva yapma olasılığı ile dişi-erkek oranları da hesaba katıldığında, ardışık iki yılda toplam maruziyet nüfus artışını yüzde 71 oranında azalttı.

‘Etkiler birikerek devam ediyor’

Londra‘daki Queen Mary Üniversitesi‘nde ekoloji profesörü olan ancak çalışmada yer almayan Lars Chittka, “Etkiler birikerek devam eder. Arıların popülasyonunun önemli derecede azalması için birkaç yıl pestisitlere maruz kalmış olmalarının yeterli olacağını görmek için dahi olmaya gerek yok” ifadelerini kullandı.

Chittka “Bu yeni çalışma, 2022 sezonu için pestisit uygulaması yasaklansa bile, 2021 uygulamalarından olumsuz etkileri görmeye devam edeceğimizi gösteriyor. Bugün olgunlaşan ve gelecek yılın mahsullerini döllemeye hazırlanan larvalar zaten geri dönüşü olmayan bir şekilde etkileniyor” dedi.

 

Atanmış rektör İnci’nin isteğiyle, altı Boğaziçili öğrenciye uzaklaştırma

Boğaziçi Üniversitesi‘nde 4 Ekim günü düzenlenen protestolara katılan altı öğrenci, Rektör Naci İnci‘nin talebiyle Fen-Edebiyat Fakültesi Disiplin Kurulu tarafından okuldan uzaklaştırma cezasına çarptırıldı.

Protestolarda iki Boğaziçi öğrencisi tutuklanmış; 13 öğrenci hakkında uzaklaştırma kararı verilmişti. 12 öğrenci ise adli kontrol ve yurtdışı yasağıyla halen yargılanıyor.

Protesto nöbetleri sürüyor

Üniversitede, Melih Bulu‘nun rektör atanmasıyla başlayan ve rektörün  üniversite bileşenlerinin seçimleriyle belirlenmesini talep eden öğretim üyelerinin nöbeti ise bugün de sürdü.  Direnişin 324’üncü gününde Boğaziçili akademisyenler yine bir araya gelerek rektörlük binasına sırtlarını döndüler ve Melih Bulu’nun ardından rektörlüğe atanan Naci İnci’yi protesto ettiler.

Burada yapılan açıklama şöyle:

“Bugün 23 Kasım 2021, Salı. Boğaziçi Üniversitesi’nde direnişin 47. haftası devam ediyor. Bugün direnişin 324. günü. Naci İnci’nin ilgili kurullarının hiçbiri muhatap alınmadan, kurum iradesi hiçe sayılarak şeffaf olmayan bir şekilde Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının doksan ikinci; 30 Temmuz günü gerçekleştirdiğimiz destek oylamasında akademisyenlerin yüzde 95 oranında rektör adaylığına karşı olduğu açıklanan İnci’nin rektör vekili iken Batı Dilleri ve Edebiyatları bölümü Öğretim Görevlisi Can Candan’ı görevden almasının yüz yirmi yedinci, Candan’ın İnci’nin talimatıyla kampüse alınmayışının kırk dördüncü günü. !!!”

Akademisyenler nöbet boyunca ellerinde “Kabul Etmiyoruz” “Vazgeçmiyoruz” yazan dövizler, üzerinde “Can Candan Yalnız Değildir” yazan Can Candan fotoğrafları ve derslerine son verilen Feyzi Erçin’in fotoğraflarını taşıdılar.

17. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali için başvurular başladı

17. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 1 Mayıs 2022’de takipçileriyle yeniden buluşmaya hazırlanıyor. Festivale FilmFreewayüzerinden yapılacak başvurular için son tarih 1 Şubat 2022!

On altı yılı geride bırakan ve son iki yıldır Covid-19 pandemisi nedeniyle çevrimiçi gerçekleştirilen İşçi Filmleri Festivali, seyircileriyle yeniden yüz yüze kavuşmak için hazırlıklarına devam ediyor. Birçok sendika ve sivil toplum kuruluşunun desteği ile yoluna devam eden festival, bu yıl hibrit gerçekleştirilecek.

Üç ilde, hibrit düzenlenecek

 1-8 Mayıs 2022 tarihlerinde aynı anda İzmirİstanbul  ve Ankara’da gerçekleştirilecek olan festival, bu yıl hem sinema salonlarında hem de çevrimiçi olarak seyirciyle buluşmayı hedefliyor. İlerleyen süreçte yıl boyunca Türkiye’nin diğer illerinde seyirci ile buluşması planlanıyor.

İşçi, emek temalı filmler öncelikli olmak üzere, toplumsal cinsiyet, kent-çevre mücadelesi ve/veya insan hakları odaklı, kısa ve uzun metraj kurmaca, belgesel, deneysel ve canlandırma türlerindeki yapımlara ulaşıp Türkiye’deki seyirci ile buluşturan İşçi Filmleri Festivali, bu yıl da programına eklediği filmleri Türkiye’nin birçok noktasına ücretsiz taşımayı hedefliyor!

Bu yıl, yalnızca FilmFreeway üzerinden başvuru alacak olan festivale son başvuru tarihi ise 1 Şubat 2021!

Enerji sektörü buluşması: Yeşil Mutabakat bir sorun olarak algılanmamalı

Türkiye Enerji Zirvesi, 22 Kasım Pazartesi günü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in katılımıyla başladı. Zirvenin ilk gününde yer alan “Yeşil Mutabakatın Etkileri” oturumunda, yeşil mutabakat anlaşmasının Türkiye sanayisi ve enerji  yasalarına etkisi ele alındı. Oturumda enerji üretiminde yeşil dönüşümün orta vadede gerçekleştirilebileceği belirtildi.  

Oturumda, Yeşil Mutabakat Anlaşması’nın süreçten bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan SEFiA Kurucu Direktörü Bengisu Özenç şunları söyledi:

Özenç: Mutabakat sıfır karbon hedeflerinin sonucu

Avrupa Birliği’nin (AB) Yeşil Mutabakat Anlaşması’nı tek başına değerlendirmemek gerekir. AB İklim Yasası gereğince 1990’lı yılların seviyesiyle kıyaslamalı olarak üye ülkelerin karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar en az yüzde 55 düşürülmesini taahhüt etmesi, 2050 yılı için konulan ‘sıfır karbon’ hedefleri doğrultusunda Yeşil Mutabakat Anlaşması bir sonuçtur.  AB’nin ticaret partnerlerine uygulayacağı ‘sınırda karbon fiyatlaması’ AB’ye ihraç edilen ürünlerin üretiminde ne kadar karbon salımı gerçekleştiğinin belgelenmesini ve bu değerin vergilendirilmesini hedefliyor. Ticaretinin neredeyse yüzde 50’sini AB üyesi ülkelerle yapan Türkiye için elbette ‘sınırda karbon fiyatlaması’ ciddiye alınması gereken bir başlıktır.”

Türkiye sanayicisinin durumu ciddiye alıp yatırımlarına başladığını söyleyen Özenç, ” Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleyecek ‘sınırda karbon fiyatlamasıyla görüyoruz ki iklim değişikliği, uluslararası ilişkileri doğrudan etkileyecek” dedi.

Aksoy: Kömürden tamamen vazgeçmek mümkün

Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Araştırma Koordinatörü Hasan Aksoy ise  2050’ye kadar karbondan arınmış bir enerji sektörü için enerji verimliliği konusunda önemli adımlar atılması gerektiğini belirtti. Aksoy Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümüyle ilgili şunları anlattı:

“Elektrik üretiminde yeşil dönüşüm başladı. Yenilenebilir enerji santrallerinin toplam elektrik kapasitesi içindeki payı yüzde 53 oranında seyrediyor. Kimi çevreler enerji üretiminde kömürden vazgeçilemeyeceğini söylese de araştırmalarımız aksi yönde bir gerçeği gösteriyor. Enerji üretiminde kömürden tamamen vazgeçilmesi mümkün. Bu dönüşüm kısa vadede gerçekleşmese de orta vadede olacak. Türkiye’nin enerji üretiminde karbon salımını azaltması için bir diğer önemli başlık ise enerji verimliliği. Ürettiğimiz enerjinin önemli bir kısmını israf ediyoruz. Öncelikle tüketicileri/bireyleri bilinçlendirmeliyiz. Enerjide fiyatlamalar da verimlilik odaklı olmalı”

Yiğit: Yeşil dönüşüm romantik bir hedef değil

Enerjide yeşil dönüşümün romantik bir hedef olmadığını belirten APLUS Enerji ortağı Volkan Yiğit da “Enerji üretiminde karbonsuz dönüşüm romantik bir hedef olmaktan çıktı. Gerçekçi ve uygulanan bir hedef haline geldi” dedi.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ile başlanan süreçte gelinen noktada, elektrik üretiminde yeşil dönüşümün mümkün olduğunu gördüklerini anlatan Yiğit, ” YEKDEM desteklerinin zamanla azalacağını ve nihayetinde biteceğini düşünüyoruz ancak yakın gelecekte yenilenebilir enerjide teknolojinin gelişmesiyle yatırım maliyetleri çok daha ucuz olacak. Bundan 10 yıl önce pahalı diyerek YEKDEM yerine kaynaklarımızı doğalgaz tüketen elektrik santrallerine harcasaydık, bugün geleceği kaçıracaktık. Bugün de atacağımız adımlarla 10 yılı sonrası yakalayabilmeliyiz” diye konuştu.

Göçmen kutup ayılarının hikayesini anlatan animasyon 90’a yakın ödül aldı

Migrants (Göçmenler) isimli kısa animasyon film, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle kutuplardaki evlerini terk etmek zorunda kalan anne ve yavru iki kutup ayısının hikayesini anlatıyor.

Daha önce hiç alışık olmadıkları bir coğrafyada yaşam savaşı vermek zorunda kalan kutup ayıları iklim krizinin yarattığı tehlikelerin dışında iklim göçü sorununa da atıfta bulunuyor.

Animasyon, Fransa’daki Pôle 3D okulu öğrencileri Zoé Devise, Hugo Caby, Antoine Dupriez, Aubin Kubiak ve Lucas Lermytte tarafından hazırlandı.

Birçok ülkede yüzlerce film ve tasarım festivalinde aday gösterilen 2020 yapımı kısa film, 87 adet ödül kazandı. Filmin yaklaşan 94’üncü Akademi Ödülleri’nde Oscar için de yarışması bekleniyor.

 

 

13 HDP’li vekilin fezlekeleri Meclis’e gönderildi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan‘ın da aralarında bulunduğu 13 milletvekili hakkındaki 16 dokunulmazlık fezlekesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM)  sunuldu.

Dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen 12 HDP’li ve 1 DBP’li milletvekili şöyle:

  • İstanbul Milletvekili Pervin Buldan (2 dosya)
  • Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk
  • Van Milletvekili Murat Sarısaç (3 dosya)
  • Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz (DBP Eş Genel Başkanı)
  • Dersim Milletvekili Alican Önlü
  • Urfa Milletvekili Ömer Öcalan
  • Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun
  • Van Milletvekili Sezai Temelli
  • Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ
  • Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer
  • Batman Milletvekili Feleknas Uca
  • Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan
  • Siirt Milletvekili Sıdık Taş. 

Böylece Meclis’te bekleyen fezleke sayısı 1.402’ye ulaştı.