Köşe YazılarıManşetYazarlar

[İnsan kaynaklı çevre yıkımlarında bugün] Halifax patlaması kıranı

0

Tarihin birçok büyük felaketi gayet mütevazı şekilde başlar. Sonra bir aksilik diğerini tetikleyerek trajedinin boyutunu büyütür” Samuel Henry Prince, Halifax’ın tek bir olayla nerdeyse bütün afetleri beraber yaşadığını yazıyor: “Savaş, sel, yangın, deprem, fırtına ve kıtlık…Büyük felaketler sonrası hayat metal erimesi gibi olur. Gelenekler sallanır.”…

Kazadan tam 20 dakika sonra Halifax infilak etti…Patlamanın sebep olduğu su dalgaları şehrin sahil mahallelerinin bazısını yuttu. Her taraf tutuşup yanmaya başladı.”(1) Süleyman Emre Özcan

*

Norveç bandıralı Imo adlı boş yük gemisi ile Avrupa’ya taşıyacağı yüksek dereceli patlayıcıyla yüklü Fransız bandıralı Mont Blanc adlı gemi, 105 yıl önce, 6 Aralık 1917 günü saat 8:40’ta, Kanada’nın Halifax limanın, Halifax ile Darmonth arasındaki Narrows (darlık) adlı en dar yerinde çarpıştı.  (bkz.: Harita resim)(Google Earth ölçümlerime göre darlığın genişliği 400-600 metredir. İstanbul Boğazı’nın en dar yeri 698 m, Çanakkale Boğazı’nın en dar yeri ise 1200 m genişliğinde olduğunu hatırlatıp karşılama yapabilmek için resmi maçlar yapılan bir futbol sahasının boyunun 105, eninin 68 m olduğunu söylemeliyiz).

ABD’nin kuzey doğu sınırına ve New York limanına yakın olan, Kanada’nın doğu eyaletlerinden Yeni İskoçya (Nova Scotia) eyaletinin başkenti olan Halifax, iç göl gibi derin bir körfezi (Bedford Basin) (Bedford Çanağı) Atlas Okyanusu’na bağlayan dar bir doğal kanalın iki yakasında kurulmuştu. Halifax Limanı’nın doğu kıyısında nüfus yoğunluğu daha az olan Dartmouth, batı kıyısında daha kalabalık nüfusa sahip Halifax bölgeleri yer alıyordu. 1. Dünya Savaşı’nın sürdüğü dönemde Halifax/Dartmouth’un nüfusu 1917’de 60.000 ila 65.000 kişiye yükseldi ve limandan geçen malların ağırlığı dokuz kat arttı (2). Alman denizaltı saldırılarına karşı, ticaret gemilerini ve şehri; kaleler, top bataryaları ve denizaltı engeli ağlarla büyük bir ordu garnizonu koruyordu. Kuzey Amerika limanlarına bağlı tüm tarafsız gemilerin teftiş için Halifax’a rapor vermesi gerekiyordu. New York’tan Belçika’ya yardım malzemesi götürmek için tarafsızlık denetlenmesi yaptırmaya Halifax Limanına uğrayan gemilerden biri de Imo idi.

Çarpışma nasıl oldu?(2)

Savaştan önce tehlikeli yük taşıyan gemilerin limana girmesine izin verilmezdi, ancak Alman denizaltılarının oluşturduğu riskler, düzenlemelerin gevşemesine neden oldu. Kanalda seyreden gemilerin kanalın kıyısını sağ (sancak) taraflarına yakın olarak ve karşıdan gelen gemilerin ise birbirlerini sol (iskele) taraflarında tutarak yol almaları beklenirdi. Gemilerin hızı liman içinde 5 deniz mili (9,3 km/s) ile sınırlıydı. Deneyimli kılavuz kaptan Francis MackeyMont-Blanc’a, kanal girişini yapmadan bir gün önce (5 Aralık 1917 akşamı)  binmiş ve Mont-Blanc’ın yükü göz önüne alındığında, ‘koruma gemisi’ gibi bir “özel koruyucu önlem” alınmadığını görmüştü.

Okyanusa çıkması için Bedford Basinden ayrılma izni verilen Imo gemisi, kömür yakıtını yüklerken yaşanan gecikmesini telafi etmek amacıyla Narrows‘a, limanın hız sınırının çok üzerinde girdi ve önce, Dartmount ile Halifax arasında, boğazın orta bölümünde, limanın yanlış (batı) tarafında (Halifax) seyreden Amerikan düzensiz ticaret gemisi SS Clara ile karşılaştı. Kaptanlar (bu yüzden iskele-iskele yerine) sancak-sancağa geçmeyi kabul ettiler. Bu nedenle kısa süre sonra Imo, Bedford Basin yönünde ilerleyen Stella Maris römorkörünü geçtikten sonra Dartmouth kıyısına doğru daha da yakından gitmek zorunda kaldı.  Karşıdan, beklenen yönden (Dartmouth kıyısını sağına almış) gelen Stella Maris’in kaptanı, Imo’nun ters yönden aşırı hızla yaklaştığını gördü ve bir kazayı önlemek için gemisine batı (Halifax) kıyısına yaklaşma emri verdi.

Kanalda doğru yönde (Dartmount kıyısına yakın) seyreden Mont-Blanc’daki kılavuz kaptan Mackey, kendi üzerine doğru gelen Imo‘yu, yaklaşık 1,21 kilometre uzaktayken ilk gören  kişiydi ve sanki kesecekmiş gibi Mont-Blanc’ın sancak (sağ) tarafına doğru gidiyor gibi göründüğü için endişelendi. Mackey, geçiş hakkına sahip olduğunu belirtmek için gemisinin işaret düdüğünü kısa bir süre çaldı. Imo, iki kısa düdükle beklenen yolu ver(e)meyeceğini gösterdi. Bunun üzerine Kaptan, Mont-Blanc’a motorlarını durdurmasını ve çarpışmadan kaçınmak için dümenciye, Narrows’un Dartmouth tarafına daha yakın olan sancak tarafına hafifçe açı vermesini emretti. Diğer geminin de aynı şekilde sancak tarafına geçeceğini umarak düdüğünü bir kez daha çaldı ama yine çift düdükle karşılaştı.

Yakındaki gemilerdeki denizciler bu, bir dizi sinyali duydular ve bir çarpışmanın yakın olduğunu fark ederek, Imo, Mont-Blanc’a doğru ilerlerken izlemek için toplandılar. Her iki gemi de bu noktada motorlarını durdurmuştu, ancak kazanılmış hızları (momentumları) onları yavaş bir hızda birbirlerine doğru taşıdı. Yükünü patlatacak bir şok korkusuyla gemisini karaya oturtamayan Mackey, Mont-Blanc’a sertçe iskeleye dönmesini emretti ve böylece kafadan çarpışmayı önleyerek, son saniyede Imo‘nun pruvasından (geminin ön ucu) kurtuldu. Imo, aniden geminin motorlarını tersine çevirdiğini belirten üç sinyal patlaması gönderdiğinde, iki gemi neredeyse birbirine paraleldi. Yüksüz Imo’nun sudaki yüksekliği ve sağ pervanesinin enine itişi, geminin kafasının Mont-Blanc’a doğru sallanmasına neden oldu. Imo’nun pruvası, sağ (sancak) tarafındaki Mont Blanc’ın 1 numaralı ambarına doğru itildi ve sabah 8:45’te çarpışma oldu.

Çarpışma zayıf sayılırdı, hatta Bedford Basin’den Okyanus yönüne çıkmakta olan Ima gemisi yoluna devam etti. Mont Blanc’daki hasar da ciddi değildi, ama gemi tamamen yüksek derecede patlayıcı TNT ve pikrik asit ile yüksek derecede yanıcı yakıt benzol ve guncotton ile doluydu. Çarpışmada güvertesindeki benzol varil kargosu devrilince kırılarak açıldı. Bu yüzden güverteyi, hızla ambarın içine akan yüksek derecede yanıcı ve parlayıcı benzol ile doldurdu. Imo, motorlarını tekrar çalıştırınca motorları kıvılcımlar çıkararak devre dışı kaldı. Kıvılcımlar Mont-Blanc’ın güvertesine dökülen benzol buharlarını parlattı. Su hattında başlayan yangın hızla geminin yan tarafına yayıldı. Etraf yoğun siyah dumanla çevrilince geminin anında patlayacağından korkan kaptan, mürettebata gemiyi terk etmelerini emretti.

Bu arada giderek artan sayıda Halifax’lı, olağanüstü yangını izlemek için kıyıda toplandı veya evlerinin ve işyerlerinin pencerelerine çıktı. Mont-Blanc’ın çılgın mürettebatı, bindikleri iki cankurtaran sandalından diğer bazı gemilere, gemilerinin patlamak üzere olduğunu haykırdı, ama kargaşanın gürültüsünden kimse onları duymadı. Cankurtaran sandalları limandan Dartmouth kıyısına doğru ilerlerken, terk edilmiş Mont-Blanc, kendi kendine sürüklenerek Halifax tarafında, Richmond Caddesi’nin başlangıcı yakınlarında, patlamadan az önce karaya oturdu.

Patlama ve sonrası (2)

Çarpışmadan yaklaşık 20 dakika sonra sabah 9:04’te Mont-Blanc patladı ve tamamen parçalandı. Patlama, o yıllara kadar olan insan yapımı en büyük patlamaydı ve kabaca 2,9 kiloton TNT’ye (12 TJ) eşdeğer enerji açığa çıkardı. Patlamaya,  5.000 ° C sıcaklık ve binlerce atmosferlik basınç eşlik etti. Akkor demir parçaları Halifax ve Dartmouth’un üzerine düştü. Mont-Blanc’ın 90 mm’lik bir topu namlusu erimiş halde, patlama sahasının yaklaşık 5,6 km kuzeyine ve çapasının yarım ton ağırlığındaki sapı 3,2 km güneyde Armdale‘e  düştü.

Patlama, 207 km uzaktaki Cape Breton ve 180 km uzaktaki Prince Edward Adası’na kadar hissedildi. 1,6 km2’den büyük bir alan tamamen yok oldu ve yer değiştiren su hacmi liman zeminini bir an için açığa çıkardı. Suyun kabarmasıyla bir tsunami oluştu ve limanın Halifax tarafında su seviyesini 18 metreden fazla yükseltti. Imo, tsunami yüzünden Dartmouth’ta karaya oturdu. Dartmouth sahili de ciddi şekilde hasar gördü. Patlama, balina avı teknelerindeki biri hariç herkesi ve Dartmount sahilinde ciddi biçimde hasar görmüş olarak duran Stella Maris’teki 26 kişiden 21’ini öldürdü. Patlama nedeniyle ambarın içine savrulan kaptanın oğlu Birinci Kaptan Walter Brannen, diğer dört kişi gibi ve Mont-Blanc mürettebatının biri hariç hepsi hayatta kaldı.

Patlama anında, tsunamide ve binaların çökmesinde 1.600 kadar insan hemen öldü; 9.000 kişi yaralandı, 300’den fazlası daha sonra öldü. Patlama ve yangınlarda, 2,6 kilometrelik bir yarıçap içindeki bütün binalar etkilendi. 1.630 ev yıkıldı ve 12.000 ev ağır hasar gördü; kabaca 6.000 kişi evsiz kaldı ve 25.000 kişi evini kullanamadı. Patlama dalgası önlerindeki camları paramparça edince yangını evlerinden izleyen yaklaşık 5.900 kişide göz yaralanması oluştu ve 41 kişi görme yetisini kalıcı olarak kaybetti. Devrilmiş sobalar ve lambalar, Halifax’ta özellikle  tüm şehir bloklarının yandığı ve sakinleri evlerinin içinde hapsolduğu North End’de yangınlar başlattı.

Acadia Şeker Rafinerisi gibi 6. İskele yakınlarındaki büyük tuğla ve taş fabrikaları, işçilerinin çoğunu öldürerek tanınmaz hale gelen moloz yığınları arasında kayboldu. Patlamadan 1,5 km uzakta bulunan Nova Scotia pamuk fabrikası, yangın ve beton zeminlerinin çökmesi nedeniyle yok oldu. Richmond Demiryolu depoları ve istasyon yıkıldı, 55 demiryolu işçisi öldü. 500’den fazla vagon tahrip oldu veya hasar gördü. Kanada’nın en işlek istasyonlarından biri olan North Street İstasyonu ağır hasar gördü. Ölen bir bekçiye ait olan, patlamanın son cesedi iki yıl sonra, 1919’da Halifax’ın Sergi Binası’nda bulundu. Nova Scotia Arşivleri ve Kayıt Yönetimi’nin resmi bir veri tabanı 1.782 kurban tespit etti. Şehrin sanayi sektörü büyük ölçüde ortadan kalktı, yaralılar arasındaki birçok tersane işçisi öldü ve tersane ağır yara aldı. Afete bağlı gerçek ölüm sayısı bilinmiyor.

Daha fazlası (2)

Patlamanın meydana geldiği 6. İskeleden yaklaşık 230 metre uzaktaki demiryolu bahçesinde çalışan Sömürgelerarası Demiryolu memuru Patrick Vincent (Vince) Coleman ve iş arkadaşı William Lovett, yanan Mont-Blanc’ta patlayıcı yük olduğunu bir denizciden öğrendi ve kaçmaya başladılar. Coleman, Saint John, New Brunswick‘ten gelen bir yolcu treninin birkaç dakika içinde istasyona gireceğini hatırlayarak tek başına görevine döndü ve tren(ler)i durdurmak için acil telgraf mesajları göndermeye başladı. Atlantik Denizcilik Müzesi’nde sergilenen mesajlarının birinde: “Treni bekletin. Patlayıcı gemisi limanda 6. İskele’ye gitmek üzere alev aldı ve patlayacak. Sanırım bu benim son mesajım olacak. Elveda çocuklar.”  yazmıştı. Halifax çevresine gelen tüm trenlerin durdurulması Coleman’ın mesajları sayesinde oldu. Saint John’dan gelen gece treninin uyarıyı dikkate aldığına ve Rockingham’daki patlamadan güvenli bir mesafede durarak yaklaşık 300 demiryolu yolcusunun hayatını kurtardığına inanılıyor. Coleman, görevi başındayken patlamada öldü.

Halifax patlaması, Inuit ve Métis olmayan Yerli Kanada halklarından Mi’kmaq topluluğunu yok etti.

Bedford Havzası’nın batı ucundaki Rockingham’dan sonra demiryolu geçilmez hale geldi. Yaralılara ulaşmak için ilk trenlerle gelen kurtarma personeli, ordunun sokakları boşaltmaya başladığı bir noktaya gelene kadar harap olmuş şehrin bazı kısımlarından akşam karanlığında yürümek zorunda kaldı. Patlama akşamı başlayan ve ertesi gün Halifax’ı 41 cm kalınlığında karla kaplayan kar fırtınası yardım çabalarını engelledi, ama yangınların söndürülmesini kolaylaştırdı. Kanada’nın diğer bölgelerinden ve ABD’den gelen yardım malzemesi vb. trenleri kar yüzünden şehre giremedi ve patlamanın ardından aceleyle onarılan telgraf hatları yeniden yıkıldı. Halifax fırtına tarafından esir alındı ve kurtarma komiteleri hayatta kalanları aramayı askıya almak zorunda kaldı.

İlk adli soruşturma, felaketten Mont-Blanc’ın sorumlu olduğunu buldu, ancak daha sonra yapılan bir temyiz, her iki geminin de sorumlu olduğunu belirledi. Yıkımın maliyeti günümüz hesaplarıyla yaklaşık 464 milyon ABD doları olarak hesaplandı.

Günümüzün görece barış ortamında yaşayan bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin yönetici, bilirkişi ve yargıç kuşakları: (Çevresel Etki Değerlendirme ÇED ve Sağlık Etki Değerlendirme -SED=Gayrı Sıhhi Müessese-  UYGUN RAPORU gerektiren), büyük yatırımlarının taşıdığı riskleri sadece barış koşulları için değerlendiriyor. Oysa Halifax Patlamasında gördüğümüz gibi insan kaynaklı çevre yıkımları, bu etki ve risk değerlendirmelerinin ‘normal işletme’ ve ‘büyük kaza’ hallerine ve hem barış, hem de savaş koşullarına göre ayrı ayrı yapılması gerektiğini öğretiyor. Çünkü, Prince’ın dediği gibi, tek bir olayla nerdeyse bütün afetler beraber yaşanabilir: Savaşta kaza, doğal afetlerde (sel, yangın, deprem, fırtına) kaza ve kıtlıkta kaza! Halifax ve ondan 94 yıl sonra 2011’deki Büyük Japonya Depremi sonrasında oluşan dev tsunami ve Fukişima nükleer santralı kazalarında olduğu gibi.

Kıssadan hisse: Sizce, İstanbul ve içinden karayolu ve demiryolu geçen kent merkezlerimiz depremlerden başka hangi riskten de korkmalıdır? Ya Montrö ve Kanal İstanbul hakkında ne düşünmeliyiz?

Kaynaklar

  1. https://portal.dpu.edu.tr/semre.ozcan/makale_oku/70/felaketlerde-kimler-nicin-hayatta-kalir 03.12.2022 tarihli erişim.
  2. https://www.wikiwand.com/en/Halifax_Explosion 03.12.2022 tarihli erişim.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.