Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Geleceği İnşa Eden Mekanlar-1] Tüketim kooperatifleri

Bundan altı yıl kadar önce Kadıköy’de bir grup gönüllü bir araya gelerek içinde farklı ürünlerin olduğu gıda paketleri hazırlayıp satmaya başladılar. Kadıköy’de yaşayan, sağlıklı ve güvenilir gıda konusunda fazlaca hassas ve kooperatiflere sempati duyan bir kişi olarak bu oluşumu izlemeye başladım. Mahallede farklı mekanlarda yapılan dağıtımlar bir yıl kadar sürdükten sonra aynı grup Kadıköy Kooperatifi’ni kurdu ve kendi dükkanlarında satış yapmaya başladı.  Kısa süre sonra evime çok yakın olan bu sevimli dükkânın müşterisi, onların deyimiyle “kooperatif dostu” oldum. O zamanlar sadece akşamları ve hafta sonları açık olan bu dükkândan alış-veriş edebilmek için kendimi onların ritmine uydurdum. Dükkânda satış yapan kişiler her seferinde değişse de bir süre sonra bazı yüzler aşina oldu.

O vakitler üniversitede sosyal girişimcilik dersi veriyordum ve bu ‘girişimi’ daha yakından incelemek istedim. Üniversitede birlikte çalıştığımız Beyza Oba ve Yonca Demir’le birlikte akademik bir konferansta sunulmak üzere Kadıköy Kooperatifi’yle ilgili bir makale yazmaya karar verince ‘dayanışma odaklı’ bu örgütleri daha yakından tanıma imkânım oldu. Son birkaç yılda İstanbul’da tüketim kooperatiflerinin sayıları hızla arttı. Yeldeğirmeni’nde Yerdeniz, Özgürlük parkı yakınlarında Göztepe ve son olarak Kadıköy’de Salkım kooperatifinin şubesi yürüyüş mesafemde alış-veriş yaptığım mekanlar. Bostancı’daki Yeryüzü Kooperatifi evlere servis yapmaya başlayınca onların ürünleri de soframızda yer aldı. Büyükada’da yaşadığım yedi aylık dönemde Büyükada Kooperatifi’nin dükkânı da sürekli uğradığım bir başka mekandı.

Mahalle ölçeğinde örgütlenen bu kooperatifler sadece gıda temin edilen yerler değil, aynı zamanda kutlamaların, etkinliklerin yapıldığı, insanlarla tanışıp sohbet edebileceğiniz dost mekanlar olarak hayatımızın bir parçası haline geldi. Düzenledikleri etkinliklerle tarım ve gıdaya ilişkin birçok kavramı tartışmaya açtılar. Ayrıca evde peynir, ekşi maya ekmek ve turşu yapımı gibi birçok atölye düzenlediler. Üreticilerle kooperatif dostlarını bir araya getiren etkinlikler yaptılar.

Kadıköy başka konuda olduğu gibi dayanışma odaklı örgütler açısından da çok zengin. Ancak hızla sayıları artan bu kooperatifler Kadıköy’le sınırlı değil. İstanbul’un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren; Beşiktaş, Temiz Hasat, Ovacık ve Koşuyolu kooperatifleri aklıma hemen gelen diğer örnekler. Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki BÜKOP ise bugün mahallelerde hızla yayılan tüketim kooperatiflerinin öncüsü.  Başka illerde de benzer tüketim kooperatifleri hızla yaygınlaşıyor. Ankara’da Yaşam Yolu ve Eskişehir’de Yıldıztepe kooperatifleri bunlara örnek olarak verilebilir.

Yapı ve işleyiş farklı, ilke ve değerler ortak

Bulundukları mahallelerin dokusu ve üyelerinin kimlikleri farklı olduğu için bu kooperatiflerin her birinin yapısı ve işleyişi de birbirinden farklı. Ancak dayanışma temelli bu örgütler benzer ilke ve değerlerden yola çıkıyorlar. Gıda egemenliği ve gıda güvencesi kavramlarını temel alıyorlar. Üreticilerden doğrudan-aracısız alım yaparak elde edilen ürün bedelinin neredeyse tamamını üreticiye aktarıyorlar. Üreticilerle dayanışma içinde olmaya özen gösteriyorlar. Örgütlü üreticilere ve kadınlar, göçmenler gibi toplumsal olarak dezavantajlı olan gruplara öncelik veriyorlar. Kırsalda tarımsal üretim yapanlarla kentlerdeki tüketicileri yakınlaştırmayı önemsiyorlar.  Üretim ve tüketim ilişkilerinde toplumsal faydayı gözetiyorlar. Ekolojik üretimi destekliyor ve temiz gıdanın üretilerek tarımın dönüştürülmesi için inisiyatif alıyorlar. Sağlıklı ve nitelikli ürünlere ulaşmanın sadece küçük bir zümrenin sahip olduğu bir ayrıcalık olmaktan çıkarılması için çaba harcıyorlar.

Tarımsal kesimde kadınlar genellikle ücretsiz aile işçisi olarak çalışırlar. Dolayısıyla kadın emeğini sömüren bir sistem söz konusu. Kooperatifler çalıştıkları üreticilerin üretim süreçlerinden haberdar olarak kadın emeğinin karşılığının ödenmesini güvence alına alıyorlar. Toplumsal dayanışmaya öncelik veriyorlar.

Birçoğu kooperatif içinde, üye ve gönüllüler arasında hiyerarşiden uzak, yatay, eşitlikçi ilişkiler kurma çabası içindeler. Tüketicilerle olan ilişkiyi de dönüştürmeye çalışıyorlar. Kent içinde yaygınlaşan bu kooperatiflerin birçoğu birbirleriyle de etkileşim halindeler. Örneğin temiz üretim yapan üreticileri saptadıktan sonra bu bilgiyi diğer kooperatiflerle de paylaşıyorlar, birlikte etkinlikler düzenliyorlar. Kooperatif kurmak isteyenlerle bilgilerini paylaşıyorlar.

Tüketim kooperatifleri hızla yaygınlaşırken, başka birçok alanda da kooperatif kurmak için inisiyatifler ortaya çıkıyor. Dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de kriz koşulları bu çabaları hızlandırıyor. Mimarlar, bilişimciler, eczacılar gibi meslek sahipleri; tiyatrocular gibi sanatçılar; yayıncılar gibi piyasadaki tekelin oyun dışı bıraktığı firmalar; bisikletçiler gibi sosyal bir faaliyetin öncülüğünü yapan kesimler kooperatif çatısı altında örgütlenmeyi tercih ediyor. Tüketim kooperatifleriyle benzer ilke ve yaşam biçimini şiar edinen bu oluşumların çabaları da ilham verici. Kadın kooperatifleri ise başlı başına incelenmesi gereken çok önemli bir konu.

Başka türlü bir yaşam…

Tüketim kooperatifleriyle ilgili akademik çalışmalarımız halen devam ediyor. Akademik bir çalışma yapmak çok uzun zaman ve emek gerektiriyor. Çalışmanızı tamamlamadan sonra basılması için de uzun bir süreç gerekiyor. Basılan makaleleriniz ve kitaplarınız da dar bir akademik çevre ile sınırlı kalıyor. Oysa yeni bir hayat inşa etme çabasında olan dayanışma temelli bu örgütleri merak eden ve önemseyen çok sayıda insan var. Bu yazı dizisinde amacım tüketim kooperatiflerinin dışına çıkarak, kendi yaşamına, işine, hobisine veya bir toplumsal soruna sahip çıkmak için ortaya çıkan bu örgütleri daha geniş bir kitleyle buluşturmak. Bu oluşumları merak, ilgi ve keyifle izliyorum. Başka bir yaşamın mümkün olabileceği umuduyla bu örnekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Son olarak, bu yazı dizisinde yaptığım mülakatları deşifre ederek bana destek veren iki genç meslektaşım; Merve Alçık ve Berk Butan’a dayanışmaları için sonsuz teşekkürler. Onların katkısı olmaksızın bu yazılar okurla buluşamazdı.

*

Not: Üç yıllık bir çaba sonucunda yeni nesil tüketim kooperatifleri üzerine hakemli bir dergide basılan makalemizi sabırlı ve meraklı okurlar için buraya bırakıyorum.

 

Kategori: Hafta Sonu