Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

En kirlisiyle en temizi kirletmek

Tarihsel olarak felsefedeki ilk soru şuydu: “Şeylerin sürekli değişen görünümlerinin altında yatan değişmeyen bir şey var mı? Ve bu bir şey mi yoksa birçok şey mi?”

Bu soru, Sofistlerin ve Sokrates‘in günlerinden çok önce, MÖ 7’inci yüzyılda gelişen Yunanlardan, İyonyalı Miletlerin ilk filozoflarından olan Miletli Thales tarafından sorulan bir soruydu. Tarihsel süreç içerisinde, bu soruya cevap verme yöntemleri aynı olsa da farklı içerikte cevaplar veren birçok filozof ortaya çıktı. Tarih boyunca yüzlerce farklı cevabın verildiği bu soru ise öneminden neredeyse hiçbir şey kaybetmedi. Bu ve bu sorunun türevleri hala birileri tarafından sorulmaya ve başka birileri tarafından da cevaplanmaya devam ediliyor. Bu da sorunun ve sorunun araştırdığı cevabın konusu olan problemin varlığının hala güncelliğini korumaya devam ettiğinin göstergesi.  Çünkü soruyu soran da, cevap arayan da insan!

Soru her ne kadar şeylerin görünümlerini sorgulasa da asıl araştırılan, bu şeylerin kaynağı olan insan, insanın anlam arayışı ve varoluş sancısı. Hepimiz hemen her gün bu ve buna benzer soruları daha gündelik olaylar için sorup duruyoruz. Okuduğumuz, yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, inandığımız, sevdiğimiz ve değer verdiğimiz her şey için bu soruyu bir şekilde soruyoruz. Ben de son zamanlarda karşılaştığım bazı anlamsız durumlarla ilgili, Miletli Thales’in sorduğu soru kadar etki yaratmayacak olsa da bazı soruları sorup duruyorum. Bunları sizinle de paylaşmanın faydalı olduğu kanısındayım. Bundan önce de yeşil yıkama yani greenwashing (yeşil yıkama) nedir, nasıl yapılır onlara bakmakta fayda var. Bunun için şuradaki yazı belki faydalı olabilir.

Kirletenin temizliği

Soru-1: Dünyayı en çok kirletenlerle birlikte çöp toplayıp reklam yapmak adil mi?

Plastik kirliliğiyle mücadele eden ve benim de üyesi olduğum Break Free From Plastic geçtiğimiz ay her yıl yaptığı bir çalışmanın 2020 yılı sonuçlarını yayınladı. Araştırma, dünya çapındaki gönüllülerin yardımıyla 2020 yılında gerçekleştirilen temizlik etkinliklerinin sonucunda toplanan plastiklerin hangi markalara ait olduğunu ortaya koyuyor. Altı kıtadan 49 ülkeye ait verilere göre Coca-Cola, 2020 yılında da diğer yıllarda olduğu gibi dünyayı en çok kirleten marka olmuş. Ardında da diğer tüketim malları devleri olan Nestlé, Colgate-Palmolive, Unilever ve Pepsico geliyor.

Şimdi asıl soruyu soralım, dünyayı en çok kirleten bu şirketler gelip size dese ki hadi sahil temizleme çalışması yapın ve parasal destek de benden! Ne dersiniz? Hayır mı? Eğer ki öyleyse maalesef ki Türkiye’deki, birçok vakıf, dernek ve belediye sizinle aynı fikirde değil. Çünkü dünyanın da yakından tanıdığı ve doğa korumacılığı bir sektör olarak değerlendiren büyüklü küçüklü vakıflar, örneğin Coca Cola’dan, Unilever’dan aldıkları desteklerle, sahil çöplerini toplayıp atık değerlendirmesi ya da deniz temizliği yaptıklarını iddia edebiliyorlar. Üstelik herhangi bir markadan da bahsetmeden!

Oysa topladıkları çöplerin sahibi zaten arkalarında. Dönüp bakmak yerine, şirketlerin almaları gereken sorumlulukları örtmek üzere kullanılmayı tercih edebiliyorlar. Nitekim en büyük çöpleyici şirketlerin “vatandaş sorumluluğu” garabeti, yani “çöpünü çöpe at” ya da “gösterildiği şekilde ayır” yaklaşımını sürekli gündemde tutmaları da fonladıkları yeşil yıkama aktivitelerinin bir parçası olarak görülebilir. Hatırlayın geçtiğimiz aylarda yayınlanan Plastik Wars belgeseline konuşan eski Plastik Endüstrisi Birliği Başkanı Larry Thomas, “Kamuoyu geri dönüşümün işe yaradığını düşünürse, o zaman çevreyi çok da dert etmeyecektir” demiş ve tüm bu çöp toplama, geri dönüştürme ve çöpü ayırma pohpohlamasının altında yatan gerekçeyi açıkça itiraf etmişti.

Deterjanın su maliyeti

Soru-2: Bir hamburger için 2400 litre su gerekir! Peki, bir litre bulaşık deterjanı için kaç litre su gerekir?

Şu sıralar her yerde dolaşıma giren bir belgesel söz konusu. Kamu spotu niteliğindeki bu belgesel ile kaç litre su tüketmemiz gerektiğinden tutun da nasıl su tasarrufu yapmamız gerektiği ve hatta dişimizi nasıl fırçalamamız gerektiğine kadar birçok şey gayet güzel bir şekilde anlatılıyor. Susuz kalacağımız ve iklim kriziyle beraber suyun daha da azalacağının işlendiğini de ekleyelim. Birçok ünlü insanın yer aldığı bu belgesel de aslında tipik bir yeşil yıkama örneği. Evet verdiği bilgiler doğru ve çok da önemli noktalara parmak basıyor. Ete dayalı beslenme, bilinçsiz evsel su kullanımı vs. hepsi çok önemli.

Zaten belgeselin asıl sorunu söylediği değil söylemediği. Mesela belgesele sponsor olan temizlik markasının ürettiği deterjanların bir litresinin ne kadar suyu kirlettiğinden hiç bahsetmemiş. Ya da deterjanları için kullandıkları plastik ambalajların akıbetinin su kirliliğine katkısının ne olduğundan da hiç bahsetmemiş. Çünkü aslı amaç da zaten bunların sorulmamasını sağlamak. O halde soralım: Hamburgerin su maliyetini hesaplayanlar deterjanın da su maliyetini hesaplarlar mı?

Belediyelerin rolü

Soru-3: Belediyeler ana çöpleyici şirketlerin reklamını yapmadan da çözüm üretemezler mi?

En başta da bahsettiğimiz dünyanın önde gelen çöpleyicilerinden olan bir şirketin bir markası, Türkiye’nin en büyük belediyelerinden birinin yaptığı birçok çalışmanın sponsoru ya da reklam markası haline gelmiş. İlk önceleri tarihi alanların temizlenmesi etkinliklerinde gördüğümüz bu marka şu sıralar da denizi temizlemeye yarayan bir aletin bir iskeleye kurulmasına sponsor olmuş. Markanın kendisi aletin yaptığı işten daha çok dikkat çekiyor. Aletin mantığı basınçlı bir pompa yardımıyla yaratılan akış ile yüzey suyunu bir hazneye alıp, su içindeki çöpleri bir mazgal yardımıyla tutup suyu da basınç ile denize geri püskürtme şeklinde işliyor. Basit bir mühendislik işi. Fikir oldukça iyi. Peki belediyeler bunu herhangi bir sponsorluk almadan da yapabilecekken (küçük taşra belediyesi olsa, yanlış da olsa belki paraları yok denir ve anlaşılabilir), dünyanın en büyük beşinci çöpleyicisi olan bir şirketin bangır bangır bağırdığı ve gözümüzün içine sokulduğu bir reklamı neden yapar? Üstelik şu soru neden sorulmaz! Bu markanın ürettiği kimyasallar ve plastik çöpler de bu aletle temizlenebiliyor mu?

Her üç soru da, muhtemel cevapları da aynı şeye, yani başta Miletli Thales’in sorduğu soruya işaret ediyor: Vakaların değişen görünümlerinin altında yatan değişmeyen şeylerin pek de hayrımıza olmadığına. Açık ve net bir şekilde de anlaşılıyor ki asıl sorumluluklarından kaçmak için iyi olanı, temiz olanı ve dokunulmaz olanı kirletmeyi bile göze alabilen bir yüzsüzlükle karşı karşıyayız.

Kategori: Hafta Sonu