Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Dünya Sağlık Örgütü Mikroplastik raporu ve medya manipülasyonu

‘Bilgi yoksa mikroplastiklerin insana etkisi de yoktur, çıkarımını yapmanın tek açıklaması art niyetlilik olabilir.’

22 Ağustos Perşembe günü, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), mikroplastiklerin insan sağlığıyla ilişkisine dair bir rapor yayınladı. Rapor, WHO’nun kendi sayfasında “WHO calls for more research into microplastics and a crackdown on plastic Pollution” (WHO, mikroplastikler hakkında daha fazla araştırma yapılması ve plastik kirliliğinin azaltılması çağrısında bulunuyor) şeklinde duyuruldu. Duyurunun ilk paragrafında da, Dr. Maria Neira isimli WHO yöneticisinin, mikroplastiklerin içme suyumuz da dâhil olmak üzere her yerde olduğunu ve bunun insan sağlığına olan etkisi hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız olduğunu belirten bir ifade yer alıyor.

Bunun yanında da mikroplastik çalışan ya da konuya hâkim olan herkesin bildiği bir noktaya parmak basılıyor. O da 150 mikrondan daha büyük mikroplastik partiküllerin insan vücudu tarafından emilmediği ve direk olarak atıldığı bilgisi. Daha küçük partiküllerin ise emilebileceğini ancak bu konuda yeterli veri olmadığı için tam olarak bilinmediği bilgisi de ekleniyor. Detaylıca okumak isteyenler raporu burada bulabilir. Buraya kadar her şey olağan seyrinde ilerliyor. Mikroplastikler tarafından kuşatıldığımızı, bunun insan sağlığına olan olası etkilerinin araştırılması  ve var olan bilgi eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini daha önce yayımlanan benzer raporlarda olduğu gibi belirten bu raporu özel kılan ise, medyada yer alış şekli! Çünkü rapor WHO’nun sitesinde yayınlandıktan sonra, bazı medya kuruluşları tarafından manipülasyon yapmak amacıyla olduğundan farklı aktarıldı. Özellikle bazı haber sitelerinde – plastik lobisi ya da plastik ambalajlı su üreten şirketlerin sözcülüğü şüphesi uyandıracak şekilde- bu manipülasyon çarpıtma boyutuna kadar vardı.

Bazı haber siteleri haberi olduğu gibi paylaştı. Ama örneğin CNN, mikroplastiklerin insan sağlığı için risk oluşturmadığını haber başlığı olarak verirken CBS, mikroplastiklerin her türlü içme suyunda bulunduğu başlığıyla haber yaptı. En tehlikelisi ise KATV adlı bir haber sitesinin haberinde boy gösterdi. Bu site raporu, “içme sularındaki mikroplastikler konusunda endişelenmenize gerek yok” şeklinde haberleştirdi. Tam bir manipülasyon. Böylece sadece haber başlığı okuyan ve içerikle ilgilenmeyen sayısal çoğunluğun konu hakkında yanlış bilgi edinmesinin ve bunun da farkındalık oluşturma çabalarına karşı bir bariyer oluşturmasının önü açıldı.

Aslında, mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkisi, hala puzzle’ın eksik olan kısmı.  Konuyla ilgili çalışma sayısı çok az, çünkü mikroplastik çalışan uzman neredeyse yok. Mikroplastiklerin eklenti maddelerinin insan sağlığı üzerindeki etkisi konusunda oldukça detaylı bilgi mevcut ve bu bilgilerin çoğunluğu da oldukça yüksek toksisite bildiriyor. Ancak mikroplastiklerin boyuta bağlı partikül etkisi hakkında detaylı çalışmalar neredeyse yok denecek kadar az.

Bu elbette giderilmesi gereken bir eksiklik, ancak buradan hareketle “bilgi yoksa mikroplastiklerin insana etkisi de yoktur” çıkarımını yapmanın tek açıklaması art niyetlilik olabilir. Ayrıca bu tür kirlilik meselelerine neden insan merkezli yaklaştığımız da ayrı bir soru olarak ortada duruyor. Doğada sadece insan yaşamadığına göre, bütüncül bir bakışa sahip olmamız gerekmez mi? Herhangi bir canlı, insanın tüketim kültürünün ürünü olan bir kirleticiden dolayı yaşamını yitiriyorsa, o kirletici insanı henüz öldürmemiş olsa bile zararlı olarak nitelendirilmeli. Üstelik üretiminden farklı formlarda biçimlendirilişine kadar geçen sürede tüketilen petrol ve enerjinin küresel iklim değişikliğine katkısı ve kullanılıp atıldıktan sonra bertarafı için harcanan çaba da doğa için külliyen zarar. Bu zarar bile plastiklerin kriminal bir ürün olma potansiyelini ortaya koyuyor.

Kategori: Hafta Sonu