Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Diğerkâm- Erol Malçok

Bence 2021 yılının sözcüğü diğerkâmlık olmalıdır.

Bu sözcükle yatıp bu sözcükle kalkmalıyız.

“Bunca yoksulluk varken”, bunca kadın cinayeti varken, cinsel yönelimler bunca aşağılanıp hor görülürken, farklı etnik kökenden insanlar bunca dışlanırken, bunca hayvan katledilip eziyet çekerken, bunca bitki ve ağaç sanayinin çarkları arasında ezilirken, yatağında rahat uyumak nasıl bir uyumaktır?

Sözlük anlamına bakarsak: “Diğerkâmlık veya altrurizm (özgecilik), “başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme” ya da “diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma ve ‘bencillik karşıtı hareketlerde bulunma” olarak tanımlanır.

Bencillliğin (egoism) karşıt anlamlısı olan ve “özgecilikelcilik” olarak da bilinen diğerkâmlık, tanımlarından da anlaşılabileceği gibi, “kendi gelişim gereksinimlerini bir kenara itip yalnızca başkalarının çıkarlarını sağlamaya çalışma” anlamında değil, başkalarını da kendisi kadar düşünme, başkalarını da kendisi kadar sevme ya da başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme anlamında kullanılır.” [1]

İnsanmerkezcilik yeterli değil, başkaları da var

TDK sözlüğünün de aynı tanımı verdiği üzerinden gidecek olursak işin insan kısmı üzerinden bu tanım ihtiyacımızı karşılıyor. Fakat diğer canlılarla ilgili insana ahlaki bir sorumluluk yüklenmesi anlamında bu kavramın sınırlarını genişletmek zorundayız. Yani “başkasının acısına bakma”nın trajedisini insanla sınırlı tutamayız. Diyebilirsiniz ki bunun için üretilmiş doğamerkezcilik, biyomerkezcilik, ve yeryüzümerkezcilik gibi kavramlar var. Evet var, ancak bu kavramlarda insan doğa ilişkisinin ve içiçe geçmişliğinin eksik bir ifadesi söz konusu. Zira insanın insanla olan ilişkisi doğa üzerinde bir tahakküme yol açabildiği gibi insanın doğayla ilişkisi de tersinden insanın insanla olan ilişkisinde bir tahakküme yol açmaktadır. Dolayısıyla diğerkâmlık insana yalnızca insanın çektiği acılar ve dayanışma dışında diğer canlıların gözetilmesi anlamında bir sorumluluk yükler.

Terkedilmiş bir insan yavrusu gördüğünüzde nasıl kayıtsızca oradan geçemezseniz şiddete uğrayan bir hayvan veya baltalanan bir ağaç gördüğünüzde de kayıtsız kalamazsınız. Yaşamlarına hunharca girdiğiniz tüm canlıların esenliğinden sorumlusunuz.

Diğerkâmlık yalnızca diğerini düşünme ve empati kurma anlamında bir durum değil bütünü kavrama ve onun çeşitliliğinin korunması çabasıdır. İnsandaki potansiyelin hayat bulması durumudur. Varoluşçu filozoflardan Soren Kierkegaard insandaki en büyük suçluluk duygusunun potansiyelini gerçekleştirememekten kaynaklandığını söyler. Kimi psikanalistlere göre ise aranıp da bir türlü bulunamayan hayatın anlamı ve tinselliği için diğerkâmlık anahtar bir kavramdır. Diğerkâmlığın insanın tinsellik ihtiyacıyla bağını Nazım’ın şu dizeleri de çok güzel ortaya koyar:

“…beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
İnsanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.” [2]

Canla başla çalışırken Covid 19 virüsünden hayatını kaybeden sağlık emekçilerini saygıyla anmalıyız bu dizeler aracılığıyla.

Bireyciliğin dayatılıp beraberliğin unutturulduğu günümüz dünyasında bahsettiğimiz kavram, her zamankinden daha çok heyecan yaratmalıdır sorumluluk sahibi vicdan ve kalplerde. Diğerkâmlığın hayata geçirilmesinin en güzel yolu ise birilerine bireysel yardımda bulunmak değil, bireylerle dayanışarak eşit bir ilişki kurup tüm ekosistemi düşünen topluluklar oluşturmaktır. Böylelikle hem aidiyet ilişkisi ihtiyacı giderilir hem de beraber eylemenin coşkusu ve zenginliği yaşanmış olur.

*

[1]Vikipedi Özgür Ansiklopedi
[2] Yatar Bursa Kalesinde (yaşamaya dair şiirinden), Nazım Hikmet, syf 164 YKY 2002

 

Kategori: Hafta Sonu