Köşe YazılarıManşetYazarlar

Çözüm Covax değil

Aralık ayından bu yana Covid-19’a karşı bazı ülkeler ağır aksak da olsa bir aşılama gayreti içindeler. Halen çeşitli ülkelerde on farklı aşı kullanımda,  birkaç tanesi de yolda. Birkaç ay içinde ‘acil kullanım onaylarını’ almaları bekleniyor.

Covid-19 aşılarının piyasaya çıkması ile birlikte kamuoyu yeni bir kavramla tanıştı: Aşı milliyetçiliği… Parası olan zengin ülkelerin yönetimleri bir taraftan geliştirilen aşıları daha üretilmeden satın alırken diğer taraftan ise ülkelerinde kurulu firmalar tarafından geliştirilen aşıların bu firmalar tarafından başka ülkelere satışını engellediler, engellemeye de devam ediyorlar.  Ancak buna rağmen bu ülkelerdeki aşılama çalışmaları hedeflenen düzeye gelebilmiş değil. Son haftanın rakamlarına göre İsrail hariç, bu ülkelerde iki doz aşı yapılabilenlerin genel nüfus içindeki oranı %10’ları geçmiyor. İsrail ise nüfusunun yaklaşık %55’ine iki doz aşı yapabilen şu ana kadar tek ülke…

Peki, neden böyle oldu? Nedeni açık… Zengin ülkelerin aşı geliştiren firmaları planladıkları kadar bile aşı üretemiyorlar. ABD, Kanada, Avrupa Birliği ülkeleri gibi ülkelerden aşı geliştirmeye başladıkları ilk günlerden peşin olarak aşı ücretlerini alan bu firmalar bugün yaptıkları antlaşmalara uygun miktarda aşıyı bu ülkelere teslim edemiyorlar. Aşı geliştirmenin tek başına yeterli olmadığını, üretim kapasitesinin de önemli olduğunu acı bir şekilde anlıyor bütün dünya…

Diğer taraftan dünya nüfusunun %65’ten fazlasını oluşturan, yaklaşık 6 milyar insanın yaşadığı yoksul ve orta gelirli ülkeler ise aşıya ulaşamıyor. Yani zengin ülkeler beklenenden yavaş da olsa aşılanırken büyük çoğunluğu Afrika, Güney Amerika ve Güney-Doğu Asya’da bulunan yoksul ve orta gelirli ülkelerin vatandaşları 2021 yılı içinde tek doz aşıya bile ulaşamayacak. Bu aşıya ulaşımdaki büyük adaletsizliği önlemek için Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirdiği sistem ise Covax…  Covax, DSÖ’nün 2020’de başlattığı aşı programı. Mart 2020’de G20 ülkeleri kararı ile kurulan DSÖ’nün ACT Accelator programının bir parçası… DSÖ’nün web sayfasında Covax oluşturulmasının amaçları şu başlıklar altında özetleniyor:

  • COVID-19’a karşı güvenli ve etkili aşıların geliştirilmesini sağlamak ve hızlandırmak;
  • Üretim kapasitesini artırmak ve
  • Tüm ülkeler için aşıların adil ve eşitlikçi bir şekilde dağıtımını sağlamak amacıyla hükümetler ve aşı üreticileri ile birlikte çalışmak

Dünya Sağlık Örgütüne göre Covax, Covid-19 aşılarının tüm dünyada adil ve eşit dağıtımını hedefleyen tek küresel girişim… Peki, adil ve eşit paylaşımı sağlamak için Covax’ın ortaya koyduğu hedefler neler? Yine DSÖ web sayfasında Covax’a ayrılan bölüme bakıldığı zaman bu hedeflerin aşıya ulaşamayan altı milyar insanın 2021 yılı içinde aşıya ulaşımını sağlamaktan uzak olduğunu gösteriyor. Örgüt 2021 yılı için programa katılan ülkelerde yaşayanların sadece %20’sini aşılmayı hedeflemiş. Bu hedef için 2021’de 2 milyar doz Covid-19 aşısına ulaşmayı hedefleyen örgüt, ekteki tablodan da anlaşılacağı gibi bugün itibarıyla bu miktara ulaşmanın çok uzağında…

Covax’ın geliri ise sisteme destek veren ülkelerin bağışlarından oluşuyor. Kamuoyuna pandemi döneminde servetlerini daha da büyüten dünyanın en zengin bazı isimlerinin de bağışçılar arasında olduğu bilgisi yansıdı. Fakat 2021 yılı için Covax’ın çok yetersiz olan hedefinin bile gerisinde kalmasının en önemli nedenini yaptığı basın toplantılarında DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus ’bazı ülkelerin’ aşıların fiyatını aşırı yükseltmesine bağlıyor ve böylece bu ülkelerin Covax’ı baltaladığını iddia ediyor.  Genel Direktör ülke adı vermiyor ama herkes fiyat yükselterek piyasadaki az miktardaki aşıyı alan ‘zengin’ ülkeleri biliyor. Gelinen korkutucu sonu Ghebreyesus şu sözleriyle özetliyor: ‘Dünya felakete eşdeğer bir ahlâki çöküntünün eşiğindedir. Bu felaketin bedeli yoksul ülkelerde yitirilecek yaşamlarla ödenecektir.’

‘Herkes güvende değilse, hiç kimse güvende değil’

DSÖ’nün web sayfasının Covid-19 pandemisi ile ilgili bölümde yazan bir cümle var: ‘Herkes güvende değilse hiç kimse güvende değildir.’ Fakat geldiğimiz nokta da zengin Batı ülkeleri izledikleri aşı politikalarıyla bu cümleyi ‘biz güvendeysek gerisi önemli değil’ noktasına getirdiler. Üstelik izledikleri politikalarla altı  milyar insanı kaderine adeta terk eden bu ülkeler çözümü aşı pasaportlarında arıyor. Aslında ne zengin ülkelerin aşı pasaportu ne de DSÖ’nün Covax sistemi yaşadığımız pandeminin gerçek çözümü değil. Gerçek çözüm Covid-19 aşıları için acil olarak patent haklarının kaldırılması ve tüm insanlığa ait olması gereken aşı ile ilgili bilgilerin tüm ülkelerle paylaşılması…

Böylece aşı üretim kapasitesinin tüm ülkelerdeki mevcut üretim kapasitelerinin kullanılarak tüm insanlara yetecek düzeye bir an önce getirilebilir ve en geç 2022 yılı başına kadar pandeminin önüne geçilebilir. Ancak kapitalist sistemin ilaç firmaları bu gerçek çözüme yaklaşmıyorlar. Bununla ilgili teklifi bir-iki hafta önce Dünya Ticaret Örgütü’nde reddettiler. Şimdi ise yüzleri kızarmadan 2022 yılı içinde üretim kapasitelerini artırmak ve daha çok para kazanmak için ülke yönetimlerinden kredi istiyorlar…

Zengin ülkeler 2021 yılı içinde aşılama ile salgını kontrol altına alacaklar. Kapitalist sistemin patent yanlısı aşı firmaları 2022’de de kapasitelerini artırıp 2021’de aşıya ulaşamayan ülkelere ve daha şimdiden 2022, hatta 2023 yılına aşı takvimi sarkan DSÖ’nün Covax sistemine aşı satıp para kazanmaya devam edecekler. Peki, bu süre içinde Covid-19 nedeniyle yaşamını kaybedenlerin hesabını kim verecek?