Hafta SonuKitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Masallarla konuşmak: Bir varmış bir yokmuş

Çocukken ilk masalımı beş yaşında iken babamdan dinlemiştim. Babam çok çalışırdı. Üstüne üstlük iş için hafta içi şehir dışına giderdi. Onu ancak cuma gecesi ve hafta sonları görebiliyordum.

Cuma gecelerini sadece babamı göreceğim için iple çekmezdim. Aynı zamanda babamın masal günüydü o geceler. Ne kadar yorgun olsa da kardeşlerim ve bana uyumadan masal anlatmayı hiç atlamazdı. Hangi masallardı bunlar? Sıkı durun! Babam masalları kendisi uydururdu. İtiraf edeyim, hayal meyal hatırlıyorum. İsimlerini bile hatırlamıyorum. Hatırladığım masalların biri bir gemide geçiyordu. Fakirleri ezen zenginlere karşı bir maymun hiç şiddet kullanmadan adaleti sağlıyordu. Ayrıntıları hatırlamıyorum ama duygusu hala sabit: Ezilenin yanında olma ve adalet. Sanırım bir hikâyede, hatta başka kurgusal türlerde de önemli olan bu; duygunun yüreklerdeki kalıcılığı…

Masallar küçük yaşta başka dünyalarla, başka kurgularla, başka fikirlerle ve insan türünün ortak duygularıyla ilk karşılaştığımız mecralardan biri. Sezai Ozan Zeybek de, “Masallarla Konuşmak: Büyükler için Masalları Anlama ve Anlatma Kılavuzuadlı kitabında bu büyülü sahneye dalıyor. Okuyucuyu da sahneye davet ediyor. Kitabın bana göre en güzel kısmı da bu zaten. Okuyucu pasif kalmıyor. Kitabı okurken, bir masalı nasıl yeniden kurgulayabileceğinize dair ipuçlarını keşfediyorsunuz. Hatta yazar sizi de kendi kurgunuz için teşvik ediyor. Benim de her bir masalı okuduğumda aklımdan “ben olsam şöyle anlatırdım” türünden cümleler geçti. Bu önemli çünkü masallar – her ne kadar güncel masallar bulunsa da – genelde kadim kültürün bir parçası. Ve masal anlatırken kendinizi yalnızca aktarıcı konumunda bulmanız çok olası. Oysa masal, hem anlatana hem dinleyene yeni bir yaratıcılık alanı açıyor.

Anlatanın da katıldığı masallar

Sezai Ozan Zeybek de bu yaratıcılık alanının altını çiziyor ve masal anlatmanın aktarmaktan ibaret olmadığını; anlatanın da, dinleyenin de duygusuyla ve aklıyla masala bizzat katıldığını söylüyor. Ve bir masalı dinleyenin ilgisini canlı tutacak şekilde anlatmanın yolları konusunda okuyucuya fikirler, tüyolar sunuyor.

Yıl 2019 yazı… Antalya, Olimpos’da Kozmik Anafor’un düzenlediği Gökyüzü ve Bilim Festivali’ndeyiz. Antalya sıcağı… Bir yaz akşamı çocuklara masal anlatacağım. Ama öncesinde ne provalar yaptım! Önce masalı kendime göre güzelce yorumladım, kırptım, kestim, kendi biçimimi yarattım. Bir de bizimle etkinliğe katılamayacak olan küçük Nehir’e bu masalı etkinlikten önce okudum. Onun da fikirlerini aldım. Nerelerde dikkati dağılıyor, nerelerde heyecanlanıyor? Sonunda hayal kurma oyunuyla başlayan güzel bir masal etkinliği yaptık Olimpos’da. Zeybek’in anlatmaya çalıştığı gibi masal anlatmak tek yönlü bir aktarım değildir. İşte benim de tüm çabam etkileşimli bir masal gecesi içindi.

Masallara kendimizi katmanın bir nedeni de kadim kültürdür diye masalları dokunulmaz saymamak. Bir çocuk olarak sadece hayal gücümü geliştirip benimle adalet duygusunu paylaşmadı masallar. Erkeklerin her zaman kurtarıcı olduğu, kız çocuklarının tek emelinin doğru kişiyle evlenmek olduğu, farklı olanların, canavarların, devlerin, ‘çirkin’ olanların kötücülleştirilip ötekileştildiği bir evreni de paylaştı benimle masallar.

Sezai Ozan Zeybek de buna dikkat çekiyor. Evet, masalları ve hikâye anlatıcılığını bir kenara itmeyelim, geçmişteki ve günümüzdeki değerini bilelim ve fakat masalları kendi kültürümüze yahut insanlığın kadim kültürüne ait olduğu için dokunulmaz, kutsal, eleştirilmez ilan etmeyelim. Çünkü ne kültürler eşitsizliklerden muaf ne de onların ürünü masallar. Ama onları yeniden üretebiliriz. Bu yaratıcılık gücü bizim elimizde! “Niye masallardan vazgeçelim ki?” diye soruyor Sezai Ozan Zeybek… Madem ki türümüzün geçmişiyle, gelecekle ve kadim sorunlarımızla kurduğumuz bağda hikâye anlatıcılığının, masalların eşsiz bir payı var; neden bu bağdan vazgeçelim ki? Ama kitaptaki masallardakinden birinde yer alan üç gözlü çocuk gibi, üçüncü gözümüzü, eleştirel gözümüzü hiç kaybetmeden!

Haydi, bakalım, iyi okumalar! Ve kâh yıldızlı bir gecede, kâh herhangi bir evin herhangi bir salonunda bol masallı geceler!

Künye

Yazan: Sezai Ozan Zeybek
Resimleyen(ler): Canan Barış, Elif Meryem Aktaş, Esra Uçmak, Fatma Sevde Uçmak, Seda Antlı
Yayınevi: Nito Kitap
Yayın Yılı: 2021

 

 

Kategori: Hafta Sonu