Hafta SonuKitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Bir gelecek tahayyülü: Demir Adam

Şair Ted Hughes’un kaleminden çıkma Demir Adam, yayımlandığı 1968 yılından geleceğe dair ilginç tahayyüller barındıran bir hikâye. Yapay zeka Sophia ile paylaştığımız bugünden elli üç yıl öncesine, Demir Adam’a bakmak ise daha da ilginç bir okuma…

 “Ne zamandır yürümekteydi? Kimseler bilmiyor. Nereden gelmişti? Kimseler bilmiyor. Nasıl yapılmıştı? Kimseler bilmiyor.”

Aniden ortaya çıkıyor Demir Adam ve hikâyesi bir uçurumdan düşüp sahilde bin bir parçaya ayrılmasıyla başlıyor. Anlıyoruz ki Hughes’un Demir Adam’ı kendini yeniden bir araya getirebilmeye kadir. Demir Adam’ın metal gözleri yuvasından ayrıldığında da görmeye devam edebiliyor, az uzakta seçtiği sağ elin ayasına yerleşip diğer uzuvların peşine düşebiliyor. Sonra başıboş dolaşmaya koyulup geçtiği kasabadaki çiftçilerin çitlerini, makinelerini, kısaca önüne çıkan metalden yapılma her şeyi yiyerek ilerliyor.

Demir Adam’ın ilk olarak farkına varan gençten bir çocuk, Hogarth oluyor. Derken kasabalılar bir tuzak kurup Hogarth’ın da yardımıyla Demir Adam’ı bir çukura düşürüyor ve üzerine toprak atıyorlar. Buna karşılık Demir Adam mezarından bile geri geliyor. Bu sefer Hogarth, Demir Adam’a karnını doyurabilmesi için bir hurda deposu gösterince uzlaşma sağlanıyor. İşte bu noktadan itibaren Demir Adam ile insanlar arasında denge kuruluyor.

Ted Hughes’un Demir Adam’ı gücünü yalnızca meydana geldiği materyalin olanaklarından ve heybetinden alan, midesi dolu olduğu takdirde sorun çıkarmayan yani pek de karmaşık sayılmayacak bir karakter. Hikâyenin diğer kısmında ise işler bambaşka bir hale bürünüyor…

 Evrendeki bir yıldız ruhuna karşı galibiyet

Hikâyenin ikinci dönemecinde, uzayın derinliklerinden dev bir yıldız dünyaya doğru yaklaşmaya başlıyor, daha da fenası bu yıldızın üzerinde korkunç bir siluet mevcut. İnsanlar daha önce hiç görmedikleri bu şeyi kelime dağarcıklarındaki tüm tanıdıklıktan yararlanarak, “uzay-yarasa-melek-ejderhası” olarak adlandırıyor. Demir Adam’ın aksine uzay-yarasa-melek-ejderhası canlılarla besleniyor ve karnı şimdiden gurulduyor. Hikâyenin seyrinde dünyayı kurtarmanın bir yolunu bulan gene Demir Adam oluyor.

Ted Hudges.

Uzay-yarasa-melek-ejderhası ile ateşte en uzun süre durabilenin galip geleceği bir iddiaya tutuşup kazanıyor Demir Adam. Uzay-yarasa-melek-ejderhasına biçilen ceza ise bundan böyle dünyanın kölesi olmak. Pekiyi, bir uzay-yarasa-melek-ejderhasının elinden ne gibi bir hizmet gelebilir ki! Tam da bu noktada uzay-yarasa-melek-ejderhasının aslında evrensel uyumu ve barışı sağlayan kürelerin müziğini icra eden bir yıldız ruhu olduğu ortaya çıkıyor. Bu iyicil ruhun aklına dünyayı yeme düşüncesi bir anda gelmiş, dünyadaki insanlardan yükselen savaş naralarını işitince esmiş.

Kitabın en vurucu kısmı, sonu: Yıldız ruhu tekrar müziğini yapıyor, böylece insanlar silah üretmeyi bırakıyor, ülkeler birbiriyle güzel güzel nasıl yaşayacaklarını düşünür oluyor. Her şey ne de iyi! Evet, hikâyenin sonunda dünya barışı sağlanıyor ama bu barış, işkence görüp alevlerden tüyleri yanmış, kanatları delik deşik olmuş ve köle eylenmiş bir yıldız ruhunun yapmak zorunda olduğu müzikten geliyor, üstüne üstlük insanlar sadece müziğin tesiri altında olduklarından barış içinde!

Künye

Yazar: Ted Hughes
Çeviren: Güven Turan
Yayınevi: Can Yayınları

 

 

Kategori: Hafta Sonu