Köşe YazılarıManşetYazarlar

Büyük Menderes Havzası da kirliliğin pençesinde

Geçen haftaki yazımda Ege Denizi için üç önemli tehdit noktasının İç Ege Bölgesinin tüm evsel, endüstriyel kirliliğini Ege Denizine taşıyan Gediz, Büyük Menderes ve Küçük Menderes nehirleri olduğunu belirterek; bu nehirler içinde en büyük havzaya sahip olan Gediz Nehri ile havzasının nasıl kirletildiğini ve Ege Denizi için nasıl bir kirlilik kaynağına dönüştüğünü yazmıştım.

Yazımdan sonra 20 meslek odası ve çevre örgütünün oluşturduğu Büyük Menderes İnsiyatifi’nden Büyük Menderes Nehri’nin de Gediz Nehri’ne benzer şekilde nasıl kirletildiğini ve gerek havzası, gerekse Ege Denizi üzerinde nasıl bir tehdit oluşturduğunu anlatan uzun bir ileti aldım.

Nehrin uzun yolculuğu

Büyük Menderes Nehri, Gediz Nehri ile birlikte Batı Anadolu’nun en büyük nehirlerinden… Gediz gibi neredeyse tüm Ege Bölgesini dolaşıyor. Nehir Menderes Havzası’nın da ana sulama kaynağı…

Kufi Suyu ve Işıklı Çayı‘nın birleşmesi ile oluşan Büyük Menderes Nehri’ne Uşak’ta Banaz Çayı da katılıyor. Nehrin tıpkı Gediz gibi çıkış noktasında suyu içilebilecek nitelikte. Afyon ilinin Dinar ilçesi yakınlarından başlayan nehir, Ege Bölgesinde uzun bir yolculuk yapıyor.

Büyük Menderes Nehri Denizli ilinin Çivril, Çal ve Baklan Ovaları’nı geçiyor ve Çal’ın doğusundan kuzeye dönerek, Bekilli ve Güney ilçesine doğru akıyor. Daha sonra Uşak’a gelen ve Banaz Çayı’nı da alan nehir, Sarayköy Ovası’ndan batı yönüne dönüyor.

İşte bu noktada nehir suyu artık hiçbir alanda kullanılamayacak su özelliğine geliyor. Yani IV. sınıf su niteliğine düşüyor. Nazilli, Aydın ve Söke Ovaları’nı da sulayan nehir; 548 kilometrelik uzunluğundaki destansı yolculuğunu Söke İlçesi Dipburun Mevkii’nde Ege Denizi’ne dökülerek tamamlıyor.

İki rapor benzer çözüm

Tıpkı Gediz Nehri ve Havzasında olduğu gibi Büyük Menderes Nehri ve havzası için de hazırlanmış iki önemli rapor var. Bunlardan ilki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2016 yılında hazırlanan ‘Büyük Menderes Havzası Kirlilik Önleme Planı’.

Diğeri ise TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (TUBİTAK-MAM) tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı için hazırlanan ‘B. Menderes Havzası Havza Koruma Eylem Planı’.

Her iki raporda incelendiğinde Büyük Menderes Nehri ve kirlik kaynaklarının Gediz Havzası ile benzer olduğu ve çözüm önerilerinin de aynı olduğu görülüyor.

14 OSB yer alıyor

Bu raporlara göre havzanın üzerinde tarımsal alanların yanı sıra küçüklü büyüklü 14 organize sanayi bölgesi (OSB) yer alıyor. Tekstil işletmelerinin ağırlıklı olarak Denizli ve Uşak illeri sınırları içerisinde, deri endüstrisi Uşak İli ve Aydın İli Karacasu organize sanayi bölgelerinde, zeytinyağı işletmelerinin ise genel olarak Aydın ili ve ilçelerinde olduğu Büyük Menderes Havzası Kirlilik Önleme Planı ile tespit edilmiş.

Raporla tespit edilmiş başka endüstriyel tesislerde var. Aydın‘da tarımsal gıda, madencilik ve metal sanayi kolları ve 150’nin üzerinde zeytinyağı işletmesi, Denizli‘de tekstil ve hazır giyim atölyeleri, demir çelik, elektrik elektronik, metal sanayileri…

Peki, bu endüstriyel kuruluşların ve OSB’lerin özellikle kimyasal açıdan kirlenmiş atıksuları nereye gidiyor? Aynı raporun içinde bu sorunun da yanıtı var.

Arıtma tesisleri yok

14 OSB’den sekizinin hiçbir arıtma tesisi yok ve atıksuyunun tamamını Büyük Menderes veya kollarına boşaltıyor. Menderes havzasındaki evsel atıksuların özellikle Denizli ve Uşak illerindeki 25 yerleşim merkezi başta olmak üzere yine önemli bir bölümü yine Büyük Menderes Nehrine arıtılmadan bırakılıyor.

Sonuç olarak rapor Büyük Menderes nehri üzerindeki kirlilik baskısının kentsel ve endüstriyel atıksular, tarımsal sızıntı suları ve jeotermal sular olarak özetliyor.

Tabii raporun Gediz Havzası için hazırlanan raporda da olduğu gibi çözüm önerileri var. Tabii çözüm önerilerinin başında da kentsel ve endüstriyel atıksuların arıtılması geliyor.

Ancak her zaman olduğu gibi konun uzmanları tarafından hazırlanan iki raporda ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; ne de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından dikkate alınmamış. Üstelik bölgedeki mevcut atıksu arıtma tesisleri bile elektrik faturasından kaçınmak için çalıştırılmamış.

Örgütler bir araya geldi

Uşak Uluğbey Kanyonu’ndaki Büyük Menderes İnsiyatifi’nin düzenlediği forum; aşırı sıcağa rağmen insiyatifi oluşturan tüm örgüt temsilcilerinin katılımıyla yapıldı.

Büyük Menderes Nehrini ve havzasını kurtarabilmek için Afyon, Denizli, Uşak, Aydın, Muğla, Manisa ve İzmir’de kurulu yirmiyi aşkın meslek odası ve çevre örgütü bir araya gelerek‘Büyük Menderes İnsiyatifi’ ni oluşturmuşlar.

Büyük Menderes havzasının sesini tüm Türkiye’ye duyurabilmek için insiyatif bir süreden beri toplantılar, forumlar, söyleşiler düzenliyor ve basın açıklamaları yapıyor.

Havza kirliliğinin halk sağlığına etkilerini, nehirdeki balık ölümlerinin nedenlerini, tekstil endüstrisinin ve jeotermal santrallerin havzaya etkilerini bölge halkı ile konunun uzmanlarını bir araya getirerek tartışan insiyatif; son olarak 1 Ağustos tarihinde bütün meslek odası temsilcileri ve bileşenlerinin temsilcilerinin katılımıyla Uşak’ta, Uluğbey Kanyonu’nda bir forum düzenledi.

İmza kampanyası

Forumda alınan ilk karar ise B.Menderes nehri ve havzasının bugün içine düştüğü kirlilik kıskancına dikkat çekebilmek için TBMM’ne sunulmak üzere bir dilekçe hazırlanarak imza kampanyası başlatılmasıydı.

İmza kampanyasının tüm ülkeyi tek bir yangın söndürme uçağı olmadan sıcak yaz mevsimine sokarak; alevlere teslim eden Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bugünkü yönetimlerini etkilemesi belki çok zor.

Üstelik bu iki bakanlıkta B.Menderes nehir ve havzası için kısa bir süre bilim insanlarına hazırlattıkları raporlardaki çözüm önerilerini bugüne kadar dikkate bile almadılar…

Ergene, Gediz, Kızılırmak, Küçük Menderes gibi diğer can çekişen nehirlerin olduğu gibi B. Menderes Nehrinin de sesini duyun… Önünüze gelirse o metin; imzalayın; nehirdeki balıklar, nehir kenarındaki sucul kuşlar ve o nehre bağlı olarak yüzyıllardır bu bölgede yaşamlarını sürdüren insanlar ve diğer canlılar için…

Sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını savunmaktan asla vazgeçmeyin.