Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Cadı Kazanı] Sağlıklı yaşamak artık bir lüks

Plastic Soup Foundation, Aralık 2020 de bir haber paylaştı, başlığı şöyleydi: “Avrupa Plastik Lobisi BPA Yüzünden Davayı Kaybetti”.

Plastik Eurapa, Bisfenol A‘nın( BPA ), Avrupa Birliği Adalet Divanı nezdinde  üç kez “çok derin endişe verici maddeler” listesine alınmasını  engellemeye çalıştı, ama sonunda başarılı olamadı. Daha önceki davalarda erteleme taktiğini kullanarak, dava devam ettiği sürece (BPA) ve alternatif maddeleri kullanmaya devam edebilmişti. Bu sefer de karara itiraz edecektir şüphesiz. Çünkü BPA’nın en önemli kullanıcısı plastik endüstrisi…

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) 2012 yılında ”Endokrin bozucu kimyasallar” başlığıyla bilimsel bir rapor yayınlamıştı. Sekiz yıl önce yayınlanan bu rapordan çoğumuzun haberi olmadı, ama çok önemli bir rapordu.

BM, bu raporu karar vericilerin  okuma zahmetine girmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, bir özetini “Karar vericiler” için 2013 de yayınladı. Bu konuda bugüne kadar ülkemizdeki karar vericilerden ses çıkmadığına göre bu özetten de haberleri yok herhalde. Bu durumda bana horozluk yapmak düşüyor; öterek onları uyandırmalı! Uykularının çok derin olduğunu biliyorum ama ben yine de görevimi yapayım.

Endokrin bozucu Bisfenol 

Endokrin bozucu olduğu kanıtlanmış en önemli kimyasal olan BPA, 2017’den beri Avrupa’da tehlikeli bir madde olarak kabul edilmiş durumda ve  bu nedenle de “çok derin endişe verici maddeler” listesinde..

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği resmi sayfasında endokrin sistemini şöyle açıklıyor:

“Endokrin sistem iç salgı bezlerinin oluşturduğu bir sistemdir. İç salgı bezleri hormon sentez ve salgısı yapan organlardır. Hormonlar vücudumuzdaki değişik aktiviteleri kontrol eder.  Hormonların farklı tipleri, üreme, metabolizma, büyüme ve gelişmeyi kontrol eder. Hormonlar ayrıca çevremize verdiğimiz tepkiyi de kontrol eder ve vücudumuzun fonksiyonları için gerekli uygun miktarda enerji ve besini sağlamaya yardımcı olurlar. Endokrin sistemi oluşturan salgı bezleri, hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, pankreas, yumurtalıklar (kadında overler, erkekte testisler), böbrek üstü bezi (yağ dokusu, endotel (damar iç duvarını döşeyen hücreler)dir.”

Sözün özü sistemimizin orkestra şefi …Bu şefe herhangi bir zarar geldiğinde oluşacak hastalıklar saymakla bitmez ki bunlar arasında, tiroid, metabolik  bozukluklar, diyabet hipertansiyon, kısırlık, obeziteyi sayabiliriz.

Tüm insanların vücutlarında izlerine rastlanıyor

BPA’nın hem insanlarda hem de hayvanlarda endokrin bozucu etkisi çeşitli çalışmalarda kanıtlanmış. Diğer zararlarının yanı sıra, bu madde doğurganlık sorunlarına neden oluyor ve kanser ve obezite dahil düzinelerce hastalıkla ilişkilendiriliyor. Araştırmalarda hemen hemen tüm insanların vücutlarında BPA izlerine rastlandığı belirtiliyor. 2012’de Dünya Sağlık Örgütü (WHO ), BPA dahil olmak üzere endokrin bozucu kimyasalların (EDC’ler) halk sağlığı için küresel bir tehdit olduğu sonucuna vardı (*)

Toplanan bilimsel kanıtlar Europen Chemical Agency  (ECHA) tarafından 2017’de yayımlanan bir makaleyle açıklandı. Başka raporlarla da dile getirilen kaygılar, burada da bilimsel verilerle desteklenirken şu ifadeler kullanıldı:

“BPA’nın üreme fonksiyonunu, meme bezi gelişimini, bilişsel fonksiyonu metabolizmayı, genellikle östrojenik regülasyonun bozulmasını içeren yollar aracılığıyla etkilediği gösterilmiştir. Dişi üreme işlevi üzerindeki etkiler, hem gelişimsel hem de yetişkin maruziyetlerinden sonra kistik yumurtalıkların indüksiyonunu, uterus morfolojisindeki değişiklikleri, doğurganlık parametrelerinin değiştirilmesini ve östrus döngüsü bozukluğunu içerir. 2017’de REACH (Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, Yetkilendirilmesi ve Kısıtlanması) kapsamında çok derin endişe konusu olan maddeyi nitelendirmeye sevk etti.”

AB ve Türkiye’de bebek ürünlerinde yasaklandı

Plastik endüstrisinde çokça kullanılan BPA, plastik şişeler, elektronik eşyalar, oyuncaklar ve hatta makbuzlar gibi birçok plastik üründe yer alıyor. 2011’de Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de bebek ürünlerinde yasaklandı. Fransa ise tüm gıda ambalajlarında ve temas eden malzemelerde, BPA’yı tamamen yasakladı.

Buna rağmen, Plastic Europe proaktif olarak tüm REACH yükümlülüklerine uyduğunu iddia ediyor. Bu kapsamda ECHA’nın (Avrupa Kimyasallar Ajansı) BPA’yı REACH Ek XIV’e dahil etme kararına karşı üç dava açtı. Bu listeye dahil edilmesi, yetki verilmediği sürece üretim, ticaret ve kullanımın yasak olduğu anlamına geliyor.

Ticari çıkarlar, insan sağlığının önüne geçtiği için BPA’nın plastik endüstrisi tarafından güvenli olarak sunulması şaşırtıcı değil tabi ki! Plastics Europe’un sitesinde hiçbir şeyin yanlış olmadığı ve bu maddenin güvenle kullanılabileceği  mesajını verilirken, bilimsel veriler de tamamen göz ardı edilebiliyor.

Ticari birlik, Adalet Divanı’nın kararına rağmen, ECHA’nın listesine dahil edilmesi için yeterli kanıt sağlamadığını da öne sürüyor.

Bu durumda, mahkemenin kararları büyük önem taşıyor. Sadece endüstrinin BPA’yı kullanmaya devam etmesini zorlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda ECHA’nın listelediği diğer endokrin bozucu maddeleri çok endişe verici olarak nitelendirmesinin önünü de açıyor. Bunlar da genellikle BPA ile aynı kimyasal gruba ait olan – Bisfenol S, Bisfenol F ve Bisfenol BHPF gibi, potansiyel olarak eşit önem taşıyan maddeler.

‘Plastik Çorba’dan kaçınmanın yolları

Hatırlarsanız DDT  kullanımızda da aynı şey yaşanmıştı. Yıllarca zararsız olduğu ileri sürüldü, inanılmaz yıkıcı zararı 22 yıl sonra anlaşıldı. Yasaklandı,  ama 1975’ten bu yana etkileri daha düşük oranlarda tespit edilse de hala  devam ediyor.

Yani soru şu ki, harekete geçmek için ne zaman uygundur, yeterli veri var mı? Belki de bunun tek cevabı var: Daha çok tedbir alınmalı. Bir kimyasalın zararı ile ilgili eksik veri bulunsa bile, maruziyeti erkenden azaltmak için “yasaklama veya kısıtlama” en etkin yol. Üstelik plastik her yerdeyken; yediğimizde, içtiğimizde, hatta anne karnında bebeğin plasentasında!

Alternatif ve çözüm her zaman var. Önemli olan insan sağlığını ticari kazanç kaygısının önüne koymak. Hükümetler aslında bunun için var ve bu konuda talepkar olmalıyız.

Plastic Soup Foundation, plastik kirliliğine  dikkat çekmek için oluşturulmuş bir kuruluş. İsmi de oldukça manidar: Plastik Çorba. Mikroplastiklerden oluşan bir küresel çorbaya dönüştüğümüzü anlatıyor ve aslında çözümsüz olmadığımızı ve her şeyin bizim elimizde olduğunun altını çiziyor:

“Plastik problemi o kadar büyük ki, kolayca cesaretinizin kırılmasına neden olabilir. Neredeyse bir şey yapmak için çok büyük görünüyor. Ancak insanların becerikli olduğunu unutmayın. Siz de okyanuslara, gezegene ve kendinize yardım etmek için düşündüğünüzden çok daha fazlasını yapabilirsiniz! Öyleyse harekete geçin ve bir fark yaratın!”

  • Plastik yerine cam ürünleri tercih edin.
  • Plastiklerin etiketlerini incelemeyi alışkanlık haline getirin. Özellikle BPA ve DEHP içermeyen plastikleri tercih edin. Kullanılması şart ise de BPA 3 ve 7 olanlarından kesinlikle uzak durun.
  • Hem gıda hem kozmetik alanında en az koruyucu ve renklendirici içeren ürünleri satın alın.
  • Mutfakta kesme doğrama işlemleri için kullanılan yüzeylerde plastik yerine tahta olanları tercih edin.
  • Gıdalar için kullanılan tek kullanımlık ürünleri almayın. Yüzeyi hasar gören plastikleri atın. Plastik kaplarda ısıtma, dondurma işlemleri yapmayın.

*

(*) State of the science of endocrine disrupting chemicals – 2012

Olanca kötülüğün, karanlığın içinde her şeye rağmen ışık vardır ve ışığa zaten en çok ‘karanlık zamanlar’da ihtiyaç duyarız. Her doğum bir mucize, her insan yeni bir başlangıçtır ve insanlar bir araya gelip ortak eylemde bulunabildikleri sürece umut da vardır. Dünya sevgisini mümkün kılan, içinde yaşadığımız dünya için sorumluluk alıp ortak eylemde bulunma yetimizdir.” (Hannah Arendt) 

 

Kategori: Hafta Sonu

Dış Köşe

Biberon ve damacana sulardaki Bisfenol A sorunu çözüldü mü? – Bülent Şık

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

Bir ambalaj materyalinin yapısında bulunan kimyasal maddelerin temas içinde olduğu gıda maddesine geçmesi istenmez. Bu özelliğe sahip en iyi ambalaj materyali de camdır. Ancak camın plastik ambalajlara kıyasla kırılgan, daha ağır ve istiflenmeye daha az uygun olması ambalaj materyali olarak daha az tercih edilmesine neden olur. Ama meseleye piyasanın ihtiyaçları değil de insan ve doğadaki diğer canlıların sağlığı açısından baktığımızda cam çok daha sağlıklı bir ambalaj materyali iken plastik esaslı ürünler öyle değildir. Örneğin plastik esaslı ambalaj materyalinin yapısında bulunan bisfenol bileşikleri ya da fitalatlar temas içinde oldukları gıda ürününe geçerek sağlık zararlarına yol açarlar.

Bisfenol A

Bisfenol A (BPA) damacana su ambalajları ve bebek biberonları gibi şeffaf ve sert yapılı plastik ambalaj materyallerinin üretiminde kullanılan kimyasal maddelerden biri. Konserve kutu ambalajlarda kaplama malzemelerinde, oyuncaklarda, bilgisayar ve cep telefonlarındaki koruyucu kılıfların ve diş dolgularının üretiminde de kullanılıyor.

BPA’nın hormonal sistem ve üreme sistemi üzerinde bozucu etkiler gösterdiğinin anlaşılması üzerine Amerika, Kanada, Avrupa Birliği ülkelerinde BPA kullanımı yasaklandı. Ülkemizde de 1 Haziran 2011 tarihinden itibaren BPA’nın polikarbonat ürünler, biberonlar, göğüs pompaları vb. gibi bebek ve çocuk ürünlerinde ve gıda ile temas eden her türlü üründe kullanımı yasaklanmıştı. Üreticiler de bu yasak kararına uyarak ambalaj materyallerini yenilemiş ve üretilen veya ithal edilen çeşitli ürünlerin üzerine “BPA İçermez” ya da “BPA Free” yazarak ‘tüketicilere’ güven vermişlerdi.

Ürünler BPA içermiyor doğru; ama sorulması gereken kritik soru şu: BPA yerine ne geldi? Malzeme kalitesi aynı kaldı çünkü. Verilecek yanıt içinde yaşadığımız müphemlikten beslenen berbat sistemin nasıl işlediğine bir parça ışık tutabilir.

Yedeğini üretim sürecine sokma

Bisfenol A kullanımı pek çok ülkede yasaklandı. Böylece yetişkinlere kıyasla bebek ve çocukların sağlığını daha çok etkileyen bir soruna da çözüm bulundu. Bize yansıtılan durum bu. Gerçekte olan ise tam olarak şu: Bisphenol A’nın yerini daha güvenli oldukları iddiası ile bisphenol F ve bisphenol S isimli kimyasal maddeler aldı. Yani üretim prosesinden bisfenol A çıkarıldı ve yerine bisfenol S (BPS) ya da bisfenol F (BPF) maddeleri kondu. Elimizdeki ürün artık BPA içermiyor ama ona ikizi gibi benzeyen başka bisfenolleri içerebiliyor.

Ama bu küçük değişiklik çok önemli çünkü artık ürünlerin üzerine “BPA İçermez” yazısı konularak tartışmanın çözüme kavuşturulduğu söylenebilir ve tüketicilere güven verilebilir. Tartışmanın BPA üzerine olması ve onun yerine geçenlerin sağlık sorunlarına yol açtıklarını gösteren çalışmaların da olmaması veya çok az olması işleri kolaylaştırır. Oysa bugün, bütün bu olan bitenlerden sadece birkaç yıl sonra her iki kimyasal maddenin de BPA ile aynı toksik etkilere sahip olduğunu ve yol açabileceği çeşitli sağlık sorunlarını konuşuyoruz! Son beş yıl içinde hem BPS ve hem de BPF maddelerinin hormonal sistem üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu belirten yayınların sayısı epeyce arttı.

Dolayısıyla yukarıdaki resimde görüldüğü gibi herhangi bir ürün üzerinde BPA içermez (BPA FREE) ya da geçen haftaki yazıda ele aldığımız fitalat içermez (No Phthalates) ibaresi gördüğümüzde acaba onların yerine ne konuldu sorusunu sormak ve o ürünleri satın almaktan başka neler yapabileceğimiz üzerinde düşünmek şart.

Ne yapmalı?

Öncelikle piyasada mevcut ürünlerin toksik kimyasal kalıntı içeriği hakkında bilgimiz olmalı. Yeterli bilgimiz olmadan maruziyet düzeyi ve yol açtığı sorunlar üzerinde sağlıklı tartışmalar yürütemiyoruz. Dolayısıyla; üzerinde “BPA İçermez” ya da “BPA Free” yazan başta bebek bakım ürünleri ve oyuncakları olmak üzere plastik esaslı çeşitli ürünler mutlaka kalıntı analizine tabi tutulmalı. Gıda ve içeceklerde analiz çalışmalarından sorumlu kurum Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; su damacanaları ve bebek ürünlerinde analiz çalışmalarından sorumlu kurum ise Sağlık Bakanlığı.

Plastik esaslı ürünlerde sadece bisfenoller değil fitalatlar da bir sorun dolayısıyla yapılacak analiz çalışmasında eşzamanlı olarak fitalat kalıntılarına da bakmak kritik önemde.

Ülkemizdeki farklı yaş gruplarındaki bebek ve çocuklarla, yetişkinlerin idrarlarında bisfenol ve fitalat bileşiklerinin veya metabolitlerinin bulunup bulunmadıklarına ve varsa ne miktarda olduğunu belirlemeye yönelik bir izleme çalışması mutlaka yapılmalı. Şu ana kadar yapılmamış olması bile bir utançtır.

Nasıl korunmalı?

Gerek satın alınan ve gerekse evde gıda ürünlerini saklamak için kullanılan ambalaj materyalleri cam olmalı. Cam kavanozların kapağının iç kısmında ince bir plastik tabaka bulunur; doldurulan gıda ürünlerinin kavanozun kapağına temas etmesi engellenmeli ya da temas etmeyecek şekilde doldurulmalı.

Plastik esaslı malzeme ve oyuncaklar kullanılmamalı. Cam biberon tercih edilmeli. Bebek ve çocukların plastik esaslı ürünlere temasını azaltacak önlemler alınmalı.

Mesele sadece bu ürünleri kullanmamakla çözülemez. Bu ürünlerin üretimini engellemek ya da kullanılan üretim yöntemlerinin insan ve doğa sağlığına zarar vermemesi için neler yapılacağı üzerinde düşünmek her zaman daha sağlıklı bir yol.

Kimyasal madde kullanımının hayatın bir parçası olduğu bir gerçek ve kimyasal maddelerin kontrolsüz, gereksiz, hangi sorunlara yol açılacağı yeterince düşünülmeden hayatımıza bu kadar çok nüfuz etmesi de bir sorun. Ancak bir takım sağlık sorunları ortaya çıktıktan sonra biz ne yapacağız sorusunun yanıtını aramamız da bu sorunun bir parçası. Nasıl bir toplum ya da nasıl bir hayatın içinde yaşamak istiyoruz ve bunu sağlamak için ne yapacağız? Asıl çözüm bu soruya vereceğimiz yanıtta saklı.

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

 

Bülent Şık

Kategori: Dış Köşe