EnerjiManşetSağlıkUncategorized

Karantina önlemleri Avrupa’nın havasını değiştirdi: 11 bin daha az ölüm

Jonathan Watts‘ın The Guardian’da yer alan makalesi Yeşil Gazete tarafından özetlenerek çevrilmiştir.

*

Salgın dolayısıyla alınan karantina önlemlerinin hava kalitesinde yarattığı değişim ve bunun insan sağlığı üzerindeki etkileri üzerine yapılan bir araştırma, hava kirliliğindeki düşüş dolayısıyla son bir ay içinde Birleşik Krallık ve Avrupa‘nın diğer ülkelerinde yaklaşık 11 bin daha az ölümün yaşandığını ortaya koydu.

Acil servislerde 1.900’e yakın azalma

Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi’ne (CREA) göre, araç trafiğinde ve endüstriyel gaz salımında yaşanan ani düşüş, daha az ölümün yanı sıra astım geliştiren çocuk sayısında 6 bin, acil servislerde 1.900 ve erken doğumlarda 600 kadar azalmayı da beraberinde getirdi.  

Öte yandan salgının kendisi, bu yılın başından bu yana dünya çapında 220 bin ölüme yol açtı. Çalışmanın yazarları salgına verilen karşılığın, fosil yakıt tüketimine dayalı endüstrinin kirlettiği havayı bir anlığına da olsa daha temiz ve daha sağlıklı bir çevre haline getirdiğini vurguluyor. 

Rapor geçen yılın bu dönemiyle kıyaslandığında, havadaki nitrojendioksitin yüzde 40, milyonda parçacık sayısının ise (PM2.5 ) ise yüzde 10 oranında düştüğünü ortaya koyuyor. Bu da Covid 19 olmayanların daha rahat nefes alabilmesi demek. Söz konusu maddelerin havada yol açtığı kirlilik, Avrupa’da her yıl kalp ve solunum yolları rahatsızlıkları dolayısıyla yaşanan 470 bine yakın ölümün sebebi sayılıyor. 

Çin ve Hindistan dahil edilirse fark büyür

Araştırmanın hava kalitesi, hava durumu, emisyonlar, nüfus ve hastalıklarla ilgili istatistik modelleri üzerinden vardığı sonuç, düşme eğiliminin süreceği yönünde ve eğer gerçekten böyle olursa, bu, Almanya‘da 2.083, İngiltere‘de 1.752, İtalya’da 1.490, İspanya‘da 1.083 daha az insanın öleceği anlamına geliyor.

Bununla birlikte, araştırmanın yalnızca Avrupa kıtasının son bir ayına odaklandığı düşünüldüğünde, dünya için hava kirliliğinde yaşanan düşmenin daha büyük olduğu tahmin edilebilir. Çin ve Hindistan‘ın dünyanın, havası en kirli ülkelerinden olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu iki ülkedeki karantina önlemlerinin hava kirliliğinde yaratacağı düşüş çok daha keskin olacağı söylenebilir.

Çalışmaya koronavirüsün kendisinden kaynaklı ölümler dahil edilmedi. Bununla birlikte bilim insanları, koronavirüsün olumlu ya da olumsuz seyrinin hava kirliliğine bağlı olduğu düşüncesinde. Öte yandan bazı çalışmalar, virüsün havadaki parçacıklara bağlandığını savunuyor, ancak henüz bunu doğrulayan herhangi bir veri yok.  

‘İklim mücadelesinde bizi daha ileriye taşımalı’

Araştırmayı yapan ekibin başındaki Lauri Myllyvirta, hava kirliliği kaynaklı ölümlerde yaşanan düşüş oranlarını bir “fayda” olarak telaffuz etmede temkinli davranıyor:

Bu konuda gerçekten ikilemdeyim. İnsanlar ölüyor, almak zorunda kaldığımız önlemler hem ekonomik olarak hem başka alanlarda ağır bir sıkıntıya yol açıyor, ama fosil yakıt tüketimindeki azalma, daha önce deneyimlemediğimiz bir şey. Dolayısıyla elbette hava kirliliği alanında çalışanlar bu olayı önemli buluyor.

Karşı karşıya olduğumuz pek çok küresel kriz var. Umuyorum ki bu vesileyle insanlar şunu düşünür: ‘Ya hava kalitemiz, evde oturmaya mecbur kaldığımız için değil de, temiz ulaşım ve temiz enerjiye erişebildiğimiz için böyle olsaydı? Bu virüsün, bizi iklim kriziyle mücadelede ve daha büyük mücadelelerde geriye götürmek yerine daha ileriye taşıyacağını ümit etmeliyiz. 

Bu dönemde sağlık çalışanlarının pek çoğu benzer yorumlar yapıyor. Londra‘daki King’s College Hastanesi‘nden doktor LJ Smith de onlardan biri. Kendisi, astım ve KOAH ile ilintili eskiye nazaran çok daha az hastası olduğunu söylüyor ve bunu hava kirliliğinin düşmesiyle açıklıyor:   

(Salgın) Bize daha önceleri normal kabul ettiklerimizi sorgulama imkanı verdi. Eğer hava kirliliği yeniden eski seviyesine dönerse, bekleme odam yine nefes alamayan çocuk ve yetişkinlerle dolup taşmaya başlayacak.

More in Enerji