Torba yasa tasarısındaki değişiklikleri İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi üyelerine sorduk

Hayvan hakları mücadelesinde yeni bir döneme giriliyor. Adalet Bakanlığı’nın hayvanlara uygulanan şiddet ve işkenceyi önlemek amacıyla hazırladığı kanun tasarısı torba yasa tasarısına dönüştü. Meclis’te görüşülmek üzere hazırlanan ve kamuoyuna yansıyan torba yasa tasarısında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Kabahatler Kanunu’ndaki çok sayıda maddede değişiklik yapıldığı ortaya çıktı.

Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye genelindeki adalet komisyonu başkanlıklarına görüşe gönderilen 27 maddelik 48 sayfalık taslakta hayvan hakları savunucularının ve sivil toplum kuruluşlarının hayvanlara yönelik şiddetin bir kabahat değil suç olması yönünde talepleri dikkat alındı. Hayvanlara eziyeti önlemek amacıyla hazırlanan torba yasa tasarısında hayvanlara işkence yapanlar, öldürenlere 4.5 yıl, nesli yok olma tehlikesi altında olan hayvanları öldürenlere yedi yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Hapis cezası geliyor

Bununla beraber tasarı onaylanırsa hayvanları birbirlerine zarar verecek şekilde dövüştürenlere iki aydan iki yıla kadar hapis cezası verilecek. Tasarıda, sahipli hayvana karşı işlenen suçların sahibinin şikâyetine, sahipsiz hayvanlara işlenen suçların ise Orman ve Köyişleri Bakanlığı’nın başsavcılığa yazılı başvurusuna bağlanması, Bakanlığın bu görevi bölge müdürlükleri ve il ve ilçelerdeki taşra teşkilatları aracılığıyla yerine getirecek olması göze çarpıyor.

Sahipli veya sahipsiz hayvanlara şiddet uygulayan ya da öldürenlere yönelik hazırlanan tasarıyı İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi üyeleri Özen Başdoğan ve Zeynep Güver Yeşil Gazete’ye değerlendirdi.

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi üyeleri Özen Başdoğan (solda) ve Zeynep Güver

   “Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı ortadan kaldırılmış”

“İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi olarak basına yansıyan Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik öngören tasarı taslağını ayrıntılı olarak inceleme fırsatı bulamamışsak da bu taslakta göze çarpan ve aslında hayvan hakları anlamında eskiden daha olumsuz durumlar yaratmaya müsait düzenlemeleri kısaca özetliyoruz;

İlk olarak sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı ortadan kaldırılmış ve hayvana acımasızca zalimce muamelede bulunma, eziyet etme suç kapsamına alınmıştır. Ancak bu suçun kovuşturulması için hayvan sahipli ise sahibine, hayvan sahipsizse sadece Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na şikâyet hakkı tanınmıştır.

Bu neredeyse failin kovuşturulması ve cezalandırılmasını imkânsız hale getirmiştir. Şahsın kendi hayvanına işkence, kötü muamele, öldürme durumunda kendi kendisini mi şikâyet etmesi beklenecektir? Yahut sahipsiz bir hayvana bu filler gerçekleştirildiğinde ve Bakanlık harekete geçmediğinde fail yine kovuşturulmayacak, cezasız kalacak ve yine kamu vicdanı rahatlamayacaktır. Kovuşturulması sınırlı sayıda kişi ve Kurumun şikayetine tabii olan suç ve ceza kanunda yer alsa da işlevsiz kalacaktır.

“Yerel yönetimlerin de cezalandırılmasına ilişkin hükümler bulunmalı”

Bir an için şikâyete yetkili makam ve kuruluşların sınırlamasının kaldırıldığını düşünsek dahi, taslakta yerel idareler tarafından gerçekleştirilen kötü muamele ve öldürme eylemlerine ilişkin hiçbir düzenleme yoktur. Oysa ki Merkez olarak aldığımız ihbarların birçoğu bu eylemlerin yerel yönetimler tarafından gerçekleştirildiği şeklindedir. Ve yaptığımız birçok şikâyet kanunda buna ilişkin bir düzenleme olmamasından kaynaklı sonuçsuz kalmaktadır. Bu sebepledir ki kanunun amacı gerçekten hayvanları korumaksa, mutlaka yerel yönetimlerin de cezalandırılmasına ilişkin hükümler bulunmalıdır!

Yine taslakta hayvanın cinsel istismarına ilişkin herhangi bir hüküm olmaması ciddi bir açıktır.
Yine taslağın lafzında “..hayvanı haklı bir neden olmaksızın öldüren kişi..” ibaresi vardır. Her ne kadar gerekçesinde bir kısım hukuka uygunluk sebeplerinden bahsedilmişse “hayvan davranışlarının insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil etmesi” şeklinde yoruma açık bir ifade de vardır. Her zaman söylediğimiz gibi kutsal olan yaşam hakkıdır ve bu yaşam hakkına kimsenin yorumuna tabii olacak şekilde istisna getirilemez. Bu yönden de hatalıdır.

“Cezanın alt sınırının dört ay olarak belirlenmesi caydırıcılıktan yine uzak”

Oldu ki failler hakkında kanunda belirtilen şahıs ve Bakanlıkça şikâyet hakkı kullanıldı ve dava açıldı, suç olarak düzenlenen eylemlerin cezası dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak düzenlenmiştir. Öncelikle yürürlükte olan kanun gereği sahipli hayvana yapılan işkence ve kötü muamele eylemlerine karşı şikayetçi olunduğunda zaten TCK’nın “mala zarar verme” başlıklı maddesi gereğince fail yargılanmaktaydı. Ancak suçun cezası o kadar etkisizdi ki hapis cezası istemi kamu vicdanında bu sebeple istenir oldu. Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımının ortadan kaldırılarak hayvanların mal statüsünden çıkarılması doğru bir adım olmakla birlikte, taslakta cezanın alt sınırının dört ay olarak belirlenmesi caydırıcılıktan yine uzak olacaktır. Kaldı ki bu ceza alt sınırı erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına imkân tanıyacaktır.

Yine, hayvanı öldürme ve yaralama eylemine aynı ceza öngörülmüştür. Ağırlaştırıcı neden olarak ise sadece birden çok hayvana karşı işlenmesi durumu dikkate alınmıştır. Bu hükümler de yetersizdir. Zira bu bir nevi işkenceciye hayvanı öldürmeden bırakma demek anlamı taşımaktadır.

Taslakta yer alan bir başka dikkat çekici husus ise hayvanların birbirine zarar verecek şekilde dövüştürülmesi hususudur. Yine burada da hayvan odaklı değil, insan odaklı yorum yapılmıştır. Dövüştürme eylemi herhangi bir yaralanmaya sebebiyet vermese dahi hayvanın sömürüsüdür ve istisnasız olarak suç sayılmalıdır!”

Torba kanun tasarısı taslağıyla ilgili 30 gün içinde adalet komisyonu başkanlıklarından görüş bildirilmesi istendi.

 

Haber: Merve Damcı, Tolga Öztorun

(Yeşil Gazete)