Düden ve Kurşunlu şelalelerinin kuruma nedeni ortaya çıktı: HES, madencilik, taşocakları…

Antalya Kepez’de HES, madencilik faaliyetleri, taşocakları ve doğalgaz çevrim santrallarının su kaynaklarını ve suyu tutan ormanları yok etmesi bölgeyi ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Bölgede yaşayan yurttaşlar tepkili.

Antalya Kepez’de bulunan doğa harikaları Düden ve Kurşunlu Şelaleleri’nin kurumasıyla ürküten gerçek ortaya çıktı. Bölgenin tamamı kuraklık tehlikesi altında. Yurttaşlar madencilik faaliyetleri, taşocakları, HES ve doğalgaz çevrim santrallarının kontrolsüz çalışmalarına dikkat çekerek yaşam alanlarının bitirilme noktasına getirildiğini belirtti.

Bölgede çiftçilik yapan Ziraat Mühendisi İsmail Öztürk “Kanallarımızda su yok. Ne yazık ki çok yere su verilemiyor.

Doğalgaz çevrim santralı çalıştıran AKSA firmasına bir arabanın genişliğinde su borusuyla su gidiyor. Kırkgöz kaynağının suyu oraya gidiyor. Yapılan sözleşmede giden suyun yüzde yetmişi geri gelecek diye ibare var. Ama gelen su falan yok. Tarlamızı sulamak için mecburen tankerlere su taşıyoruz” dedi.

Bölge tarım ve hayvancılık yapan Nejat Tom “1 aydır bahçelerimizi sulayamıyoruz. Düden şelalesinin kaynağı bizim buradaki Kırkgöz kaynağından çıkıyor. Buradan çıkan suyu AKSA Enerji Firması tribünlerini soğutmak için alıyor” diyor. “Ayrıca taşocakları da patlattıkları dinamitler su kanallarını kapatıyor, su gözleri de kapandığı için su dışarı çıkamıyor” diyen Tom, “Çevre halkının çoğu tarımla ilgileniyor, kimse bahçelerini sulayamıyor” ifadelerini kullanıyor.

Su gözleri tıkalı

Kırkgöz Sulama Birliği’nde görevli Mustafa Çot da yağışın çok az olmadığını ama dinamitlerden dolayı damarların tıkanık olduğunu ve suyun çıkmadığını söyledi. Çot “Atılan dinamitler su gözlerini kapatıyor. 3 yıldır su gözlerimiz açılmadığı için her sene suyumuz azalıyor. Sulama birliği olarak tarım arazisi sahiplerini sıraya koyarak, su aktarmaya çalışıyoruz. Yeterli olmuyor” dedi.

Uyarılar dinlenmedi

DEKAP’tan (Derelerin Kardeşliği Platformu) Birsen Tanyeri, biliminsanlarının ve konunun uzmanlarının defalarca susuzluk için bölgede uyarı yaptığını ancak dikkate alınmadığını kaydetti. Tanyeri, “Su kaynakları ve ormanlar korunmadı, sermaye sahipleri ne talep ettiyse yapıldı, doğaya zarar verecek işletmelere ruhsatlar verildi. DSİ planlama konusunda etkin rol üstlenmedi. Sonuç bugün gelinen nokta oldu. Yaz başından beri su diye kıvranıp duruyoruz. Durumun daha vahim hale dönüşmemesi için kalıcı ve bilimsel bir yaklaşımla bu konunun ele alınması gerekiyor.Çevreyi böyle bir felakete sürükleyen politikalardan derhal vazgeçilmelidir. Su kaynaklarını kurumaya kadar götüren yanlıştan derhal dönülmelidir” diye konuştu.

(BirGün)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page