EkolojiManşet

Çevre felaketi Boko Haram şiddetini nasıl daha da kötüleştiriyor? – 2

Fotoğraf: Erika Eichelberger Doğu Nijierya'daki sığır çobanları

Yeşil Gazete’de dün yayınladığımız Mother Jones Washington muhabiri Erika Eichelberger’in yazısının ikinci bölümü:

Çiftçi-çoban çatışması ile Boko Haram şiddeti aslında birbirinden farklı çatışmalar. Ama iki savaş zaman zaman kesişebiliyor. Örneğin, Boko Haram, Aralık 2010’da Jos Kenti’ndeki kilise ve pazar yerlerini bombalamalarını Hıristiyanların Müslüman Fulanilere saldırmasının intikamı olarak açıklamıştı.

Brooking Institution’ın ayaklanmalarla ilgili uzmanı Vanda Felbab-Brown “Hıristiyan-Müslüman çatışmasının çoğu, su ve araziye erişimden kaynaklanıyor, Boko Haram ise bu sorunlarından besleniyor ve bu sorunları körüklüyor.

Nijerya’nın çiftçi-çoban savaşı kızıştıkça daha fazla genç insan köşeye sıkışıyor ve genç Müslüman Funalilerin Boko Haram isyanının içine çekilmeleri olasılığı daha da artıyor, diyor Nijerya’da güvenlik odaklı çalışan CLEEN Vakfı’nın direktörü Oluwakemi Okenyodo.

Boko Haram, 2009’da ortaya çıktığından beri 5000 kişiyi katletti. Adı basitçe “Batı tarzı eğitim günahtır” anlamına gelen terör örgütü, örgütün kurucusu Mohammed Yusuf’un 2002’de açtığı cami ve İslami eğitim veren okulu üzerinden kadrolarını oluşturuyor. Tabi, dünyanın her yerindeki isyancı gruplar gibi ekonomik zorluklar örgüte katılımı arttırıyor. ABD Kongresi’nin finanse ettiği Barış için Birleştik Devletler Enstitüsü’nün 2011 raporuna göre, kuzeydeki yoksulluk ve işsizlik, Boko Haram’ın “Hükümet, Batı değerleriyle bozuldu, Nijeryalılara yardım etmek yerine kendini zengin etme derdinde” söylemini güçlendiriyor.

Fotoğraf: Erika Eichelberger Doğu Nijierya'daki sığır çobanları

Fotoğraf: Erika Eichelberger
Doğu Nijierya’daki sığır çobanları

Nijerya hükümetinin fiilen, bu çorak topraklarda artık daha fazla yaşayamayacak olan çoban, çiftçi ya da balıkçılara yönelik her hangi bir sosyal güvenlik planı yok. Abuja’daki Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’nden araştırmacı Kwabena Gyimah-Brempong, “Üretimdeki sorun çıkması açlıktan ölmek demek” diyor. Bugünlerde gittikçe daha çok Nijeryalı açlık çekiyor. 2010’da Nijeryalıların %61’i mutlak yoksullukta yaşıyordu yani minimum gıda, yiyecek ve barınma koşullarında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Bu oran, Nijerya İstatistik Ajansı’nın son çalışmasına göre 2004’te %55’ti. Durum, neredeyse %70’in mutlak yoksulluk çektiği kuzeydoğuda, yani Boko Haram tarafında daha da kötü.

Bazı değerlendirmelere göre, örgüttekilerin motivi İslami söylemden çok ekonomik. İnsan Hakları İzleme Grubu’nun (HRW), çoğunlukla eski Boko Haramcılardan oluşan ve yasadışı bir düzen sağlayıcı gibi çalışan, Boko Haram karşıtı Sivil Ortak Güç ile yaptığı yayınlanmamış görüşmeden aktardığı da Boko Haram’a katılımın İslam’la ilgisi olmadığı, tamamen ekonomik kaynaklarla ilgili olduğu. “Terörist grup, elinde hiç bir kaynağı olmayanların üstüne çullanıyor” diyor Kuzey Nijerya’da yaşayan HRW araştırmacısı.

Bu yüzden Nijerya hükümeti de çevresel bozulma, yoksulluk ve şiddet arasındaki ilişkiye dikkat çekmeye başladı. Mother Jones’a açıklama yapan Nijerya Enformasyon Bakanı Labaran Maku, kısmen üretim sorunlarına bağlı olan kuzeydeki yoksulluk, terörün gelişmesine elverişli bir ortam yaratıyor. Nijerya Temsilciler Meclisi’nin İklim Değişikliği Komitesi Başkanı Eziuche Ubani, insanların geçim kaynaklarını kaybettiği, koşulların insanlar için zaten ağır ve umutsuz olduğu kuzeyde, Boko Haram’ın ekibe adam bulmasının oldukça kolay olduğunu söylüyor. Nijerya silahlı güçleri, Boko Haram’la mücadelesinde özellikle tarımsal çöküş yaşayan alanlara yoğunlaşıyor. Güvenlik güçlerinin hedefinde Maiduguri’nin kuzeyindeki balık pazarları var, Segun’a göre bunun nedeni Boko Haram’ın, kuruyan Chad Gölü etrafındaki yoksul balıkçı yerleşmelerden adam toplaması.

Bazı Nijeryalı yetkililer, ülkenin kuzeyindeki duruma neden çevresel tahribat yüzünden küresel ısınmayı suçluyor. Nijerya ulusal Güvenlik Danışmanı Albay Sambo Dasuki, iklim değişikliği ve kuraklığın kuzeydoğudaki ekonomiyi baltaladığını ve terörist ayaklanmaların beslenmesine yardım ettiği konusunda uyarıyor. Nijerya Senatosu Çevre Komitesi Başkanı Senatör Bukola Saraki de hemen hemen aynı görüşte.

Nijerya uzmanları, çevresel tahribatın kesinlikle kuzeydeki yoksulluk ve şiddete katkı verdiği konusunda uyarılarını yapmakla beraber, bunları ekolojik afetler yığını içinde direkt insan kaynaklı iklim değişikliğiyle ilişkilendirmek için yeterince kanıt olmadığı görüşünde.  Johns Hopkins İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu’nda Afrika Çalışmaları Yardımcı Direktörü Paul Lubeck, Nijerya hükümetinin Boko Haram isyanına dair iklim değişikliğinin etkisini abarttığını böylelikle kendisinin saldırılarla ilgili beceriksizliğini örtbas etmeye çalıştığını söylüyor; “Kuzey orantısız bir krizle karşı karşıya ve göstermelik çözümler fazlasıyla çekici.”

Ancak, önümüzdeki yıllarda, iklim değişikliğinin Afrika’daki etkisi ve şiddeti artacak. Bilim insanları iklim değişikliğinin Sahel’in yağış rejimini nasıl etkiyeceğini tam olarak kestiremiyor – bölge daha fazla yağış alacak da olabilir. Kesin olan şey bölgenin ısınacağı. Küresel sıcaklıkların, karbon salımının bu düzeylerde kalması durumunda yüzyılın sonuna doğru 4,6 derece kadar artacağı öngörülüyor. Sahel’de ise koşullar daha da keskin olacak.

IPPC’ye göre iklim değişikliği, bölgeye düşecek yağış miktarını arttırsa bile daha yüksek sıcaklıklar, Afrika çapında buğday, pirinç ve mısır gibi ürünlere ciddi zarar verecek. Örneğin, Orta Sahra Afrika’sının buğday rekoltesi yüzyılın ortasına doğru %35 oranında düşebilir. Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’ne göre sorgum gibi istikrarlı ürünlerin üretimi 2050’ye kadar %1 5 düşebilir; manyok üretimi %20 kadar düşebilir. “Bu senaryo gerçekleşirse durum karanlık”, diyor IPPC raporunun Afrika kısmının yazarlarından Jon Padgham, özellikle gıda güvencesinin kırılganlığı ve nüfus öngörüleri dikkate alındığında ve Afrika’nın nüfusunu beslemesi için daha fazla üretmesi gerektiği düşünüldüğünde.

IPPC, iklim değişikliğinin yoksulluğu arttırarak kaynaklar için çatışmaları ve iç savaşları yoğunlaştıracağını söylüyor. Pentagon, bunun dünya çapında vahşi köktenciliği körükleyebileceği konusunda uyarıyor. Son çalışmalardan biri, dünya çapındaki şiddetli çatışmaların sıklığının 2050’ye %50 kadar artabileceğini gösteriyor.

Nijerya yetkilileri her ne kadar çevresel tahribattan kaynaklanan çatışmalara yönelik sözde bir takım işler yapıyor görünse de hükümet yerinden olmuş çiftçiler, çobanlar ya da balıkçıların şiddete bulaşmaması için yeterince (istihdam olanakları, akıllıca sulama sistemleri ya da sosyal güvenlik planları ile) uğraşmıyor. Tarım bakanının, bir takım çiftçilere destek planları var ancak çoğu çalışma toplantılarından sonraki aşamaya geçemedi. Bunun yerine, Nijerya ‘çiftçi-çoban çatışmasını’ göz ardı edip hesabı sorulamayan askeri yöntemler kullanarak Boko  Haram’la mücadele ediyor (Hükümet, bu sene güvenlik güçleri için kabaca 6 milyar dolar harcayacak ve bu harcamalar izlenemiyor).

Ayrıca, ABD de her yıl Nijerya’nın silahlı kuvvetlerine ortalama 1 milyon dolar, kolluk kuvvetlerine 3 milyon dolar finansman sağlıyor, Mayıs ayında, Başkan Obama, Nijeryalı kız çocuklarının kurtarılmasına destek için 80 ABD askeri personelini Chad’a gönderdi. Ancak muhtemelen Boko Haram’dan kurtulmanın daha etkin yolu, ABD Dış İşleri Bakanlığı’nın özellikle köktendincilikle mücadele için önümüzdeki sene yoksulluğu ortadan kaldırma ve tarımsal kalkınma girişimleri için harcayacağı dolarlar olacak. Gene de eğer ki ABD ve diğer zengin ülkeler karbon salımlarını azaltmazlarsa ve Nijerya, yoksulları için daha fazlasını yapmazsa, bu programlar yeterli olmayacaktır. Jamestown Vakfı’nın Nijerya’nın kuzeyindeki radikal gruplarla ilgili uzmanı Jacob Zenn’e göre “ABD ve Nijerya kuzeyde iklim değişikliği meselesinde ortak çalışmazlarsa, bunun kuzey Nijerya’daki ABD çıkarlarına yansımaları olacaktır. Uzun vadede etkileri o kadar fena olacaktır ki bu etkiler ABD’nin burnunun dibinde hissedilir hale gelebilir.”

Haber, Middlebury College Fellowship in Environmental Journalism (Middlebury College’ın Çevre Muhabirliği Burs) tarafından finanse edilmiştir.

Çeviri: Selda Bozbıyık, Özlem Katısöz

(Yeşil Gazete)

More in Ekoloji