Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Meclis gündeminde

Türkiye sınırları içindeki doğal alanların kaderini belirleyecek olan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı” Meclis gündemine geliyor.

2002 yılından beri hazırlık çalışmaları süren, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) uyum sürecinin öne çıkan şartlarından biri olan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı” meclis gündemine geliyor.

Fakat tepkiler büyük.

TMMOB: ‘Tasarıya hayır diyoruz’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından yapılan yazılı açıklamada, yasanın amacının doğanın korunması olması gerekirken, kanunun yürürlüğe girmesi ile 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu yürürlükten kalkacağı ve doğa için şimdiye kadar elde edilen kazanımlar geçersiz hale geleceği belirtildi.

Açıklamada, “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, mevcut eksikliklerin giderilmesi yönündeki iyi niyetli arayışların kötüye kullanılmasından daha çok, koruma çabalarının “sürdürülebilir kullanım” adı altında devam ettirilen ve itiraz dinlemeyen ‘talan’ anlayışına terk edilmesinin son adımlarından birisidir” vurgusu yapıldı.

TMMOB tasarının bu hali ile meclise sunulmaması gerektiğini belirttikten sonra, “Korunan alanları istisna-özel kanun kapsamından çıkaran, iç içe geçen doğal ve kültürel değerleri birbirinden ayrıştıran, sürdürülebilirlik adı altında kullanımı amaç edinen, ulusal değerleri yerel çıkarlara devreden, doğal değerleri piyasa malına dönüştüren, korunan alanlarda imar mevzuatı ile yapılaşma yolu açan,bürokratik ve siyasi katılımı esas alan bu tasarıya hayır diyoruz!” görüşüne yer verildi.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi:

74 sivil toplum kuruluşunun biraraya gelmesiyle oluşan Tabiat Kanunu İzleme Girişimi, bu tasarının amacını, tabiatı ve biyolojik çeşitliği korumaktan ziyade, doğayı insan kullanıma açma projesi olduğunu söylüyor.

Geçtiğimiz yıl (17 Mayıs 2012) meclise gönderilen tasarının katılımcılıktan uzak bir şekilde geliştirildiğini ve doğanın faydası gözetilmediğini milletvekillerine anlatmak için bir mektup kampanyası da düzenleyen girişimin sözcüsü Avukat Hüsrev Özkara, Yeşil Gazete’ye süreci kaygı ile izlediklerini söyledi.

Özkara, sürecin  başlangıcının, AB ile uyum stratejileri kapsamında bir çerçeve kanun oluşturulması isteği ile ortaya çıktığını söyledikten sonra, yapılan incelemeler sonucunda tabiat ve biyolojik çeşitlilik konusundaki görev paylaşımının dağınık ve yetersiz olduğu gerekçesiyle, tabiat ve biyolojik çeşitlilik ile alakalı konuların çerçeve bir kanun ile biraraya getirilmesi isteği ile ortaya çıktığını belirtti.

Tasarının doğayı korumaktan uzak bir anlayışın ürünü olduğunu söyleyen Özkara, özellikle iki madde ile tabiata büyük darbe vurulacağını söyledi:

Üstün kamu yararı:

MADDE 8- (1) Korunan alanlarda yapılması düşünülen herhangi bir plan veya proje ekolojik etki değerlendirmesine tabi tutulur. Ekolojik etki değerlendirmesi sonucunda sahanın bütünselliğinin olumsuz bir şekilde etkilenmeyeceğine karar verildikten sonra plan veya projeye alanı yöneten bakanlık tarafından izin verilir.

(2) Ekolojik etki değerlendirmesinde; özel önem taşıyan ve korunan tabii habitat tiplerini belirten Liste (I) ile özel önem taşıyan ve korunan hayvan ve bitki türlerini belirten Liste (II)’de yer alan türlerin elverişli koruma statüsünde muhafazası, koruma alanının bütünlüğü ve koruma alanı ilanına sebep olan amaçlar dikkate alınır.

(3) Ekolojik etki değerlendirmesi sonucunda saha üzerindeki etkilerin olumsuz değerlendirilmesine rağmen alternatif çözümlerin bulunmaması ve üstün kamu yararının bulunması nedeniyle plan veya projenin uygulanması zorunlu ise ilgi bakanlıkça gerekli her türlü telafi edici tedbirler alınır veya aldırılır.

(4) Korunan alanda öncelikli habitat tipi veya öncelikli tür bulunması halinde üstün kamu yararı; halk sağlığı, çevreye yarar ve kamu güvenliği ile sınırlıdır.

Mevcut tasarının doğanın korunmasından ziyade, tam tersi bir durumu ortaya çıkararak, durumun “doğayı korumama” haline getirileceğini belirten Özkara, Tasarının 8.maddesine atıfta bulunan Özkara, Çevre Etki Değerlendirme raporundan olumsuz bir yanıt almış olan projelerin, “üstün kamu yararı” gerekçesiyle gerçekleştirilebilir hale geleceğini söyledi.

Yeniden Değerlendirme:

MADDE 6- (1) Gerçek veya tüzel kişilerden gelen öneriler üzerine veya bu Kanunun 23 üncü maddesi kapsamında yürütülen izleme çalışmalarının değerlendirilmesi de dikkate alınarak alanı yöneten bakanlık tarafından uygun görüldüğünde yeniden değerlendirme işlemi başlatılabilir. Yeniden değerlendirme kararları ile; daha önce belirlenmiş ve ilan edilmiş koruma veya korunan alanların sınırları bu Kanun hükümlerine göre değiştirilebilir, kısmen veya tamamen farklı statü kapsamına alınabilir veya daha önce ilan edilmiş koruma kararı kaldırılabilir. Yeniden değerlendirme kararlarının alınması, bu Kanunda belirtilen korunan alanların belirlenmesi ve ilanıyla aynı usul ve esaslara tabidir.

Tasarının 6.maddesinde belirtilen “yeniden değerlendirme” yetkisiyle beraber, 60 yıldan beri Milli Park olarak kullanılan alanların dahi sınırlarının yeniden belirlenebileceğini, ve hatta ortadan ortadan kaldırılabileceğinin önünün açıldığını söyleyen Özkara, mevcut yasa ile bir korumanın değil, geriye dönüşün yolunun açıldığını söyledi.

2011’de katılımcılık esasına uygun olarak tasarıya dahil edilen ulusal ve mahalli kurulların da meclise sunulan tasarından çıkarıldığını belirten Özkara, çevre ile alakalı karar alma mekanizmasından STK’ların bertaraf edilerek katılımcılıktan uzak bir hale getirdiğini söyledi.

Mahruki: “Harekete geçmeliyiz, hep birlikte ve hemen şimdi…”

Dağcı ve gezgin kimliği ile tanınan Nasuh Mahruki de, change.org’da başlattığı imza kampanyasında bu tasarı karşsında bir an önce harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Kanun tasarısının katılımcılıktan uzak bir şekilde, doğal sit alanlarını ve Milli Parklar Kanunu ortadan  kaldırarak, “Üstün kamu yararı” gerekçesiyle korunan alanların yatırıma açılabileceğini söyleyen Mahruki, ‘Gelecek nesiller için yaşanabilir bir Türkiye bırakılmasını arzu eden bir yurttaş olarak’ söz konusu Tasarı’nın TBMM’den geri çekilmesi ve katılımcı bir süreçte yeniden hazırlanması için gerekli adımların atılmasını talep etti.

İmza kampanyasına katılmak için tıklayınız.

(Yeşil Gazete)