ManşetYaşam

Elinor Ostrom’un ardından

Ekonomi alanında Nobel Ödülü’nü kazanan ilk ve tek kadın olarak tarihe geçen Elinor Ostrom, geçtiğimiz hafta 12 Haziran günü 79 yaşında pankreas kanseri nedeniyle hayata veda etti. 1933’te ABD’nin Kaliforniya-Los Angeles kentinde doğan Ostrom’a Nobel Ödülü’nü ve uluslararası ünü kazandıran çalışması ekonomi yönetişimi ve özellikle de “Müşterekler” (the commons) konusundaki çalışmalarıydı.

Ostrom’un “Müşterekler” konusundaki analizi gerçekten de devrim niteliğindeydi. ABD’li ekolojist Garret Hardin’in ilk defa 1968’de Science bilim dergisinde yayınlanan “Müştereklerin trajedisi” (The Tragedy of the Commons) makalesiyle birlikte, meracılık ya da balıkçılık alanları gibi “Müşterekler”in, buralardan yararlanan bir çok birey ve aktörün bireysel çıkarlarını azami hale getirmek için mümkün olduğunca hızla ve yoğun olarak kullanımı nedeniyle yok olmaya (bireyler ve aktörler bu yokoluşun kendilerinin de sonu olduğunu bilse bile!) mahkum olduğu düşüncesi tüm dünyada kabul görmeye başlamıştı. Dünya genelinde mera alanlarında aşırı-otlama nedeniyle görülen bozulma buna kanıttı. Hardin buna çözüm olarak Müştereklerin devlet tarafından belirlenen ciddi kurallarla denetimi ve/veya özelleştirilmesini işaret ediyordu.

Ostrom ise, kabaca, ortada sanıldığı kadar büyük bir trajedi olmadığını ve varolan trajedinin kaynağının da Müştereklerin bunlardan yararlanan yerel halk ve toplulukların tasarrufundan çıkarılması olduğunu ortaya koydu. Önemli bilimsel araştırmalar ve örnekler de bu tezini destekliyordu Ostrom’un: “İç Asya’da Çevresel ve Kültürel Koruma” programı (ECCIA) tarafından 1992-1995 yılları arasında Moğolistan, Rusya ve Çin’de yapılan ve mera alanlarının yerel topluluklar tarafından korunması halinde bozunumun çok düşük seviyelerde kaldığını kanıtlayan araştırma, ya da Hindistan’da 1980’lerden beri uygulanan ve başarısıyla ünlü “Ortaklaşa Orman İdaresi” (Joint Forest Management) sistemi gibi.

Ostrom, Science dergisinde Nisan 1999 yılında yayımlanan “Müştereklere yeniden bakış: Yerelden Dersler, Küresel Mücadeleler” adlı makalesinde bu görüşlerini araştırmalardan çıkan sonuçlarla da destekleyerek paylaştı. Elinor’a göre yerel topluluklar, tarihsel akış içinde, ortak olarak kullandıkları doğal kaynakların yönetiminde yerel olgulara uygun ve herkesin uyduğu bir takım kurallar geliştirmişlerdi; kadim bilgi ve deneyimlere dayanan bu kuralların başarısı sayesinde insan toplulukları binlerce yıl boyunca doğal kaynaklarını yok etmeden yaşamlarını sürdürebilmişlerdi. Dolayısıyla çözüm, iyi yönetişim ve yerellik ilkeleri ışığında, doğal kaynakların yönetiminin ve karar alma mekanizmalarının yerel halklara verilmesinde yatıyordu.

Ostrom bir ekonomi-politikçi olarak gerçek sürdürülebilirlik ve yerellik arasındaki yadsınamaz ve çok önemli bağı tespit eden, bu haliyle yeşil politika ve sürdürülebilirlik  teorilerine de büyük katkı sağlayan bir isimdi. Yeşil Gazete olarak kendisine yaptıkları için teşekkürlerimizi sunuyor, ve öldüğü gün Project Syndicate’de yayımlanan son yazısının Tuğçe Tuğran tarafından yapılan çevirisini bu adreste okumalarınıza sunuyoruz.

İnceleme: Durukan Dudu

(Yeşil Gazete)

Zamanın ötesinden not: The Commons kavramı önce “ortak mallar” diye çevrilmiş, ardından (28 Haziran 2012’de) daha doğru olduğu düşünülen “Müşterekler” çevirisine geçilmiştir.

Kategori: Manşet