Yazarlar

Bir “80. Madde“ ile Şiddetsiz Direniş’e doğru yolculuk daveti – Buket Atlı

Sizlere belki de şu anda duyduğunuz Madde 80’in ve sizin, benim, bizim yolculuk olasılıklarımızı anlatacağım. Bu heyecanlı yolculuğun nereye varacağını ben de bilmiyorum. Sadece, fark etmesek de rotayı hepimizin birlikte belirleyeceğini biliyorum. Benimle ne alakası var diyorsanız işte onu anlatabilirim…

Geçtiğimiz günlerde Madde 70 adı ile başladığı yolculuğuna 7 Eylül Çarşamba günü 6745 sayılı kanunun Resmi Gazete’de yayınlanması ile Madde 80 olarak devam eden bir kanun girdi hayatımıza.

Nedir bu “Madde 80“ derseniz Önder Algedik güzelce Dünya Gazetesi’nde yayınlanan bu yazısında anlatmış ama kısacası artık Bakanlar Kurulu, hukukun üstünde projeleri destekleme, eksiksiz mali ve idari istisnalar getirebilme yetkisine sahip olacak.

Bu güzide “Madde“miz sayesinde yatırımcı bir sürü vergiden muaf olacak, hazine arazisini 49 sene bedelsiz kiralayabilecek, hatta 10 yıl boyunca %50 indirimle elektrik kullanabilecek (kalan %50’yi biz vergilerle ödeyeceğiz) diye liste uzuyor gidiyor. Ama en korkutucu kısmı şu, her yatırıma kanunlarla getirilen lisans hatta düzgün işletilmese bile ÇED gibi izinler Bakanlar Kurulu kararı ile tamamen ortadan kaldırılabiliyor. Mesela Bakanlar Kurulu isterse hemen yarın bir maden şirketi sizin arka bahçenizde inşaata başlayabiliyor!

Hemen moralimiz bozulmasın, en başta dediğim gibi bu yolculuğun rotası bize bağlı hala. Bakalım yazının sonunda nasıl bir yolculuğa çıkacağız birlikte…

88

Genelde hayatımıza bir sürü değişiklikler getiren bir kanun dahi olsa onaylanmadan önceyi bırak, uygulanmaya başladığında bile haberimiz olmaz. Ama “Madde 80“ ile yolculuğumuz erken başladı, daha Komisyon’da konuşulurken durdurmaya çalıştık onu.

Nasıl mı haberimiz oldu? Meclis’i yakından takip eden ve bilgiyi paylaşan, herşeye rağmen birşeyleri değişirebileceğine inanıp harekete geçen ve etrafındakileri de harekete geçiren birkaç kişi sayesinde. Geçtiğimiz 10 gün içinde kimimiz kanunun ne olduğunu anlamaya çalıştı, kimimiz bir adım daha ileri giderek milletvekillerini arayarak onaylamamalarını istedi ya da twittler attı.Sonucu ne olursa olsun, bir vatandaş olarak, yasama sürecindeki bu dahiliyetimizin ne kadar değerli olduğunu anlamak çok önemli bence. Nasıl olsa birşey değiştiremeyiz diyerek hiçbir şey yapmamak, sadece şikayet etmek yerine; özellikle yönetimsel konularda birşeyleri değiştirmek için sorumluluk alıp, harekete geçmek aslında aktif vatandaşlığın en basit tanımı.

Tabi ki insanların katılım göstermesi için bunu yapabilecekleri kanalların açık olması lazım ama değilse bile hiçbirşey yapmayalım mı yani? İşte burada gördük, bizim unuttuğumuz veya hiç bilmediğimiz, ‘nasılsa yoktur’ diye belki de hiç aramadığımız yollar var. Bir milletvekilini arayıp konuşmak mesela! Ne kadar güzel, ne kadar doğal bir hak aynı zamanda…

Aktif vatandaşlığın bir adım ötesine geçerek doğayla uyum içinde yaşamak, gezegenin ve insanlığın sağlığı için gönüllü çalışmaya hazır olmak da dünya vatandaşı olarak tanımlanıyor. Yakın zamandaki en medyatik örneği olan Leonardo Di Caprio’nun Dakota’da yapılacak olan boru hattına karşı yereldeki halkla birlikte eylem yapması gibi.

89

‘Peki ama bu yeni „Madde“miz sayesinde şimdi biz karar süreçlerine dahil olsak bile ne istediğimize bakılmadan kararlar verilecek, hatta artık izinlerden de haberimiz olmayacak, nasıl olacak bu aktif vatandaşlık’ dediğinizi duyar gibiyim. Ben de aynı soruyu sorduğumda, hatta değişim yaratmaya ve dahil olmaya dair motivasyonumu kaybettiğimde imdadıma başka ülkelerde yaşanan şiddetsiz ve yaratıcı direniş örnekleri yetişti.

Mesela, insan hakları ihlallerinde en üst sırada olan ve 2015 yılında hâlâ köle ticareti yapan, orduya çocuk asker alan ve askeri güçler tarafından sokaklarda insanların canlı canlı yakıldığı bir ülke olan Burma’da bile budist rahiplerin başlattığı şiddetsiz direnişin graffiti ile fikirlerin ifade edildiği bir sokak sanatı akımına dönüşüp çığ gibi büyümesinin hikayesini siz de mutlaka okumalısınız.

61

Hatta yakalanma pahasına saçını kazıtarak Burmalı bir rahip gibi davranan Amerikalı bir yönetmenin çektiği “Art as a Weapon” belgeselini keşke yaklaşmakta olan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde izleme şansımız olsa (belki yazımı okurlar diye not düşeyim dedim).

Bizde olmaz böyle sanat falan işleri diyenler için geçen seneki festivalde de Türkiye’den çok güzel bir yaratıcı ve şiddetsiz direniş kampanyasının belgeseli olan Göle Yas filmini bizlerle buluşturmuşlardı. Doğup büyüdüğü Burdur Gölü’nün suyunun bölgede yapılan hayvancılık için bilinçsiz kullanılması nedeniyle kuruduğunu öğrenen bir yönetmen olan Şakaf Tükel, tüm sanatçı dostlarını davet edip göle şiirler, şarkılar yazılmasını, danslar edilmesini, 1 milyon kişinin katıldığı bir su orucu organize edilmesini ve hatta Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı harekete geçirmesi sağlayabilmiş.

GoleYas_Songs for the Lake from Safak Turkel on Vimeo.

Peki neden böyle yaratıcı şeyleri neden bizler de şu anda Çanakkale, Zonguldak, Bartın, Adana, Bursa, Konya, Soma ve daha sayamadığım birçok ilde yapılması planlanan ve artık belki izin bile almadan yapılabilecek 80’e yakın kömürlü termik santral projesi yerine rahatça nefes alabileceğimiz Termiksiz gelecek istiyoruz demek için yapmayalım ki?

Şiddetsiz direniş tanım olarak toplumsal, psikolojik, ekonomik ve politik araçlar kullanılarak sürdürülen, şiddet tehdidi veya kullanımı içermeyen halk temelli bir mücadele yöntemi demek.

“Madde 80“imiz sağ olsun nasılsa birşey yapamayız demek yerine kullandığımız araçları çeşitlendirip hem bizlerin, hem de tüm dünyada pek çok kişinin kullandığı bu yöntemleri şimdi yeniden hem de daha da yaratıcı olarak, belki sanatla harmanlayarak hayatımıza sokmak için güzel bir fırsatımız var. Kaldı ki 350 Ankara ekibinin de dediği gibi aktif bir vatandaş olarak “Madde 80“ ile yolculuğumuz yeni başlıyor aslında!

63

 

Anayasa’nın 56. Maddesi’nde belirtilen ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.’ cümlesiyle bile çelişen bizim meşhur “Madde 80“i 60 gün içinde ana muhalefet partisi veya TBMM üyelerinin 1/5’ini ikna ederek Anayasa Mahkemesine götürebiliriz.

Peki biz bu milletvekillerinin ilgisini nasıl çekeceğiz derseniz“, istedikten sonra o zaman o kadar çok seçeneğimiz var ki aslında. İsterseniz milletvekillerine mektup yazın, isterseniz resim yapın, isterseniz mesajınızı elinize yazıp fotoğrafını çekip internette yayın.

91

Tek bildiğim, eğer istersek bir „Madde“ ile yaratıcı bir yolculuğa davetli olduğumuz…

60-buket-atli

 

Buket Atlı

Yuva Derneği Dünya Vatandaşlığı Programı Proje Koordinatörü

Kategori: Yazarlar