Köşe Yazıları

Bana Dokunmayan Yılan Bin Yıl Yaşasın

0

Neoliberal, kapitalist politikalar dört bir yanımızı sarmış durumda. AKP desteği ile de abluka giderek daralıyor. AKP ve temsil ettiği zihniyet dokunmadık yerimizi bırakmadı.  Mazlum ayağı ile gelen, neo-liberal muhafazakâr cephenin vuku bulmuş bir hali AKP. Adaletten filan anladıkları yok bunların. Kalkınma ise adlarına tam cuk oturmuş durumda.  Tabi ki kalkınmadan anladıkları, sadece sözde ekonomik büyüme. Cebi delik halkın deliğini genişletme… Kamu mallarını özel şirketlere peşkeş çekme…

Dedik ya dokunmadık yerimiz kalmadı. AKP hükümeti, geldiği günden beri 120’den fazla kamu kuruluşunun peşkeş çekmiş durumda.  AKP’nin bize sormadan, bizi dinlemeden sattığı malların ekonomik değeri milyarlarca doları buluyor.  Sattığı mallar ile yedikleri haklar, mahvettikleri aileler, yok ettikleri, açlığa maruz bıraktıkları işçilerin değeri ise paha biçilemez.  SEKA İşletmeleri, ETİ işletmeleri, SÜMER Holding, TEKEL, Türk Telekom, Petkim, Tüpraş ve daha niceleri… Bu kurumların hepsi vergilerimiz ile kurulmuş ama sonra cebimizden çalınıp özel sektöre peşkeş kurumlardan bazıları…

Sadece kamu malları mı? Tarıma da çiftçiye de göz dikmiş durumda AKP. Geldiği günden beri pamuk, fındık gibi önemli ürünlerin alım fiyatını kuşa çeviren sözde adı “AK” zihniyeti “Kara” olan parti çiftçileri de kurtlar sofrasına bırakıp ağızlardaki son lokmayı çok uluslu tarım şirketlerine verdi.  Örneğin, göz açıp kapayana kadar yerli mısırı öldürdü, yabancı GDOlu mısırı sofralarımıza koydular. Gözümüzün içine baka baka, utanmadan, sıkılmadan GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) yönetmeliğini önümüze koydular.

Her yeri… Her yeri işgal etmiş durumdalar. Tuzla’dan sonra son olarak TEKEL işçilerine yapılanı, onları “ideolojik” olmakla suçlayan Başbakan’ı hep beraber izliyoruz.  Sevgili Tayyip Erdoğan, tabi ki grev doğası gereği ideolojiktir. Hak mücadelesi ideolojiktir. Siyasete dair politikaya dair yargısı, talebi olmayan grev mi olur?  Ama başbakan bunu görür mü? Anlar mı? İşine gelmez ki… Yine aynı tas, yine aynı hamam.

AKP böyle de CHP farklı mı MHP farklı mı? Tüm ana akım sözde “merkez” partileri farklı mı? Baksanıza, tutturmuşlar “yok İslam devleti geliyor”, “yok laiklik elden gidiyor” teranesi.  Onların da farkı yok çünkü. Özelleştirilen mallarımız, yok edilen tarımımız, hakkı yenilen işçimiz, öğrencilerimiz hiç birinin umurunda değil. Onların tek derdi, yenilen pastamızdan dilim alamamaları.

Halk cephesinde de hiçbir şey yok ne yazık ki… Ünlü kurbağa deneyindeki kurbağa gibiyiz. Altımızdaki su neoliberalizm ile yavaş yavaş ısıtılıyor. Biz ise ısınan suyun farkında değiliz.

Dünkü genel grev, tekel işçilerinin mücadelesi, uyandırır mı bizi? Bizde bu toplumsal balık hafıza oldukça zor.  Üstelik örgütlü mücadeleye olan alerjimiz de devam ediyor. Atalarımızı dinliyoruz gözlerimiz kapalı: “Bana Dokunmayan Yılan Bin Yıl Yaşasın”

Not: Bu yazıda ülkedeki neoliberal taarruz ve sonuçları genel bir biçimde özetlemeye çalıştım. Sonraki yazılarımda konunun detayına inmeye çalışacağım.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.