Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Almanya’da iklim satrancı: 1.5 derece neyimiz olur?

Almanya’da federal iktidarı hedefleyen Yeşiller, böyle bir taban hareketine hasretti: İki Almanya birleşirken bile ana akım gündemi pas geçip  “Herkes  Almanya’dan bahsediyor,  biz havalardan” diyerek iklim krizine dikkati çeken, bu “zamansız çıkış”ın bedelini 1990 seçimlerinde baraj altı / parlamento dışı kalarak ağır ödeyen Yeşiller tam da bunu bekliyordu: Bir iklim hareketi.

Nihayet 30 yıl sonra çıktı çıkmasına ama, rüzgarı Parti’nin yelkenlerini şişirmek bir yana, getirdiği hayli sert eleştiriler ile ‘can sıkıyor’: Aktivistler memleketler [1] düzeyinde partileşip kendi adaylarını çıkarmaya soyundu bile. Süper seçim yılında iklim pilavı daha çok su kaldıracak gibi duruyor.

1.5 derece krizi 

Almanya Birlik90/Yeşiller Partisi, Kasım ayındaki Kongre’de parti tarihinin “önümüzdeki on yılı taşıyacağı” ilan edilen dördüncü  programını kabul etti. Kongre öncesinde, programın iklim krizi hedeflerine dair paragrafının tek bir cümlesi üzerinde fırtınalar kopmuştu:

“Yüzyıl sonuna kadar ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamak boynumuzun borcu ve temel varlık nedenimiz” midir, yoksa “Bu hedefe varmak için çok radikal önlemler alınması gerektiğinin altını çizen parti” mi olacağız ? Vurgu farkı ilk okuyuşta dikkate alınmayacak kadar ehemmiyetsiz görünüyor, oysa tipik bir “yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal” durumu sözkonusu ve tercih, Almanya’nın gelecek siyasi dengeleri üzerinde etkili olacak.

İyi düzenlenen kongre, beklendiği üzere üst yönetimin tercihinden yana davranarak ikinci, yani “yumuşak” formülasyonu tercih etti.[2] Bu elini taşını altına daha az koyan tercih, Parti yönetiminin 26 Eylül 2021’deki Federal Meclis (Bundestag) seçimleri için öngördüğü potansiyel hükümet ortaklığı stratejisi ile uyumlu. Son yılın kamuoyu yoklamaları sandıktan bir Hıristiyan Demokrat / Yeşiller koalisyonu çıkması ihtimalini güçlü kılıyor. Bu koalisyon modeli an itibari ile Almanya federasyonunu oluşturan 16 memleketin ikisinde, Baden Württemberg ve Hessen’de denenmekte. Bu ihtimal gerçekleşirse, federal ölçekte bir ilk olacak. Yeşil Parti yönetimi, muhalefet rahatlığı ile davranacak durumda olmadığı varsayımı üzerinden ilerliyor.

Yeni program, devletlerin Paris’te “ısınmayı 2 derecenin altında tutmayı ve 1.5 derece ile sınırlamak için çaba göstermeyi” taahhüt ettiği okuması üzerinden şekilleniyor: Programa göre, devletler bir “nokta hedef”ten çok bir “aralık” belirledi.

Yumuşak formülasyon, Parti üst yönetimini merkez basının bitmez tükenmez “Yeşillerin, Paris Anlaşması’nın ruhuna mı sadık olduğu, yoksa, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı uzun ve kompleks bir anlaşma metni içinden bir ibareyi (1.5 derece !) cımbızlayan parti olmayı mı tercih ettiği” yollu kinayeli sorgulamalardan da kurtardı.

Partinin ‘düşünce havuzu’, olarak çalışan ve tabandan gelen, iklim meselesine hakim partililerden oluşan  Federal İklim Çalışma Grubu raporu da net 1.5 derece hedefini savunuyor. Ancak Parti kurullarının programı yazması ve kongreden geçirmesi hayli sancılı bir süreç oldu ve sonunda ‘aralık’ formülü geçti.

Bu kararla, genç iklim aktivistleri nezdinde Parti’nin “meşrebinin geniş”liği de onaylanmış oldu. Yeşiller tabandan gelen iklim hareketinin kendi yelkenlerini şişireceğini beklerken, işler giderek tersine dönmeye başladı. Zira iklim hareketinin etkinliklerinde, Paris’in “2100 yılına kadar ısınmayı net olarak 1.5 derece ile sınırladığı” yorumu tavizsiz bir biçimde yer alıyor.

Wuppertal Enstitüsü ve kabus rapor

Peki 1.5 derece hedefini siyasete tahvil etmek ifade edildiği kadar kolay mı ? Yeşillerin uykularını kaçıran dokümanı 13 Ekim’de dönüşüm araştırmaları konusunda saygın bir kurum olan Wuppertal Enstitüsü yayınladı. “2035’e kadar Karbon-nötr: 1.5 derece hedefine Almanya’nın katkısı” [3]  raporu, Almanya’nın 1.5 derece hedefini tutturmak için neler yapması gerektiğini listelemiş: Tüm iç hat uçuşlara veda, otomobilli yolculukların yarıya indirilmesi, şimdikinin dört misli binanın enerji yenilenmesinden geçmesi (eşittir ciddi kira artışları),  ton başına CO2 fiyatının 2025 için planlanan 55 euro yerine 180 euroya yükseltilmesi, dört ila beş misli daha fazla rüzgar türbini,  fuel oil yakmanın yasaklanması…

Hayata geçirilmesi zor hedefler belirleyen raporu sahiplenen aktivistler, partiyi ekim ayından beri sert eleştiriyor. Yeşillerin yönetimi ise bu raporu sahiplenmenin, 2021’de hükümete gelmek şöyle dursun, siyasi intihar niteliğinde olduğunu düşünüyor.

Kritik seçim yılında ‘İklim Listesi’ ve ‘Radikal: İklim’ etkisi

 26 Eylül 2021’deki Federal Meclis seçimlerinden önce 14 Mart’ta Baden-Württemberg‘de (BW) Memleket Meclisi (Landtag) seçimleri yapılacak. Bavyera ile birlikte Almanya’nın en zengin iki memleketinden biri olan, otomotiv sanayiinin merkezi BW, iki dönemdir Yeşiller tarafından yönetiliyor.  Tüm siyasi partiler federal seçimler için Şansölye adaylarını nisan ayında, Yeşiller’in kalesi sayılan Baden Württemberg seçimlerinin sonucuna göre belirleyeceğini açıkladı. Yeşillerin eşbaşkan Habeck‘i Federal Şansölye adayı göstermesi ihtimali konuşuluyorsa kartlar  BW seçimlerinden önce açılmayacak. Almanya’da parti başkanları otomatikman Başbakan (memleketlerde) veya Şansölye (federasyon düzeyinde) adayı olmuyor.

Yıl içinde farklı tarihlerde dört ayrı memleketin daha meclisi ve hükümeti yenilenecek.[4] Süper seçim yılında bir diğer kritik seçim, Federal seçimlerle aynı gün Berlin‘de.

BW’de üçüncü dönem Yeşil hükümeti hali hazırda çantada keklik değil ve buradaki yeşil sürecin sekteye uğraması federal dengelere olumsuz etki edebilir: İklim aktivistleri, 2020 baharında tekil belediye seçimleri düzeyinde başladıkları Yeşiller’den ayrı bir “İklim Listesi” çıkarma stratejisini geliştirdi. Kendini “öğrenciler, bilim insanları, çıraklar, iş çevreleri ve her yaştan aktivistlerin adem-i merkeziyetçi taban oluşumu” olarak tanımlayan hareket[5] daha oluşma halinde iken  belde (Gemeinde) ve yöre (Landkreis) meclislerine hızlıca yerel listeler ile aday oldu, doğaçlama kampanyalar işe yaradı, hemen nerede aday oldularsa meclislere girdiler.  Erlangen gibi orta boy bir şehrin ötesinde Düsseldorf gibi bir metropolün meclisine de temsilci sokunca ses getirdiler.

İklim Listesi 20 Eylül 2020 itibari ile ilk kez BW’de parti statüsü aldı [6] ve burada 14 Mart 2021’de yapılacak memleket seçimlerine gireceklerini deklare ederek kamuoyu önünde “Düzen partileri”ne, ama besbelli ki öncelikle Yeşillere “Hodri Meydan” dedi. Listede yer alanlar hali hazırda 16 memleketin 10’unda bu ad altında [7], Berlin’de ise “Radikal:İklim” adı altında partileşti; [8] Radikal:İklim, 26 Eylül’deki Berlin Temsilciler Meclisi seçimlerine aday göstereceğini açıkladı. Pandeminin ikinci dalgasında Hıristiyan Demokratların ciddi bir çıkış yakaladığı Yeşillerin oy oranının Berlin kamuoyu yoklamalarında eylülden aralığa %26 dan %18’e gerilediği, Parti’nin ikinci sıraya düştüğü, üçüncü SPD ile arasında çok az fark kaldığı bir ortamda Radikal:İklimcilerin karın ağrılarına neden olduğu açık.

BW’de son iki dönemdir başbakanlığı yürüten ve Yeşillerin kurucu kuşağının son temsilcilerinden ve tipik bir “realo” (“gerçekçi”) siyasetçi olan Winfried Kretschmann ise özellikle partinin Berlin ve kuzeyde örgütlü yenilikçi kanadının boy hedefi haline gelmiş durumda.  Daha üç ay önce, “Seçimleri alması garanti” denilirken, şimdi kendisi “koyu yeşil” muhalefetin “ciddi bir mesele” olduğunu, “oyları bölerek yeşilleri iktidardan indirebileceğini” açıkça beyan etti. Seçime üç aydan az kala, ‘muhafazakar Yeşiller’in kalesinde alarm zilleri çalmaya başladı.[9]

İklim hareketinin yıl içinde kalan beş memlekette de partileşmesi ve bunların bir federal çatı partisine evrilmesi an meselesi. En geç o aşamada uluslararası ses getireceği ise kesin gibi.

İpleri koparan ‘Danni direnişi’

Federal hükümete bağlı otoyol idaresinin, Hessen‘deki Dannenröde (“Danni”) ormanını tıraşlayarak otoyol geçirmeye girişmesi üzerine Hessen’de Hristiyan Demokratlarla birlikte iktidarda bulunan Yeşiller’in ormanı işgal eden aktivistlerle birlikte davranmak şöyle dursun, hükümet ortağı sıfatı ile direnişe polis eliyle sert müdahalesi tabanda büyük tepki toplamıştı. Otoyol karşıtı aktivistler Yeşilleri ‘polis terörü’nün sorumlusu olarak gördüklerini her fırsatta dile getiriyor.

Hessen izciler birliği  yayınladığı açık mektupta, Yeşilleri “yeşilliğini bilmeye” çağırıyor: “Birlik90Yeşiller geriye kalmış inanılırlıklarını da tümden yitirmek istemiyorlar ise inşaatı durdursunlar.”

Baden Württemberg: Yeşil Kale’den kritik seçime

BW, Federal Almanya’nın kuruluşundan beri sadece iki parti; Hıristiyan Demokratlar ve Liberaller tarafından yönetilmiş, Sosyal Demokratların geleneksel olarak çok zayıf olduğu muhafazakar bir memleket. Ama aynı zamanda Yeşiller’in 80’lerde  ilk kez meclise  girdikten sonra düzenli olarak ülke ortalamasının üstünde oy aldığı, bir hükümete ilk  kez girdiği ve tarihinde ilk kez en büyük parti haline geldiği yer de burası. BW, ayrıca Yeşillerin ‘realo’  kanadının biçimlendiği ve muhafazakarlar ile ortak iktidar modelinin test sürüşlerinin de yapıldığı memleket de.  

BW’de son iki dönemdir başbakanlığı yürüten Kretschmann, Yeşillerin kurucu kuşağının son temsilcilerinden. 68 hareketinde Maocu olan, Yeşillerin kurucu döneminde eko-liberter çizgiyi savunan Kretschmann, mütedeyyin bir Katolik olarak  Yeşillerin Berlin Başbakan adayı Bettina Jarasch gibi, Almanya Katolikleri Merkez Komitesi‘nin yönetim kurulunda yer alıyor. Federal düzeyde siyasete hiç soyunmayan Kretschmann, partinin daha çok Berlin ve kuzeyde örgütlü yenilikçi kanadının da boy hedefi: Özellikle göç politikası konusunda parti içinde sert eleştiri aldı.

Kretschmann, 2011 de ikinci gelen partisini, o dönemdeki taze Fukuşima faciası nedeni ile izole olan Hıristiyan Demokratları ekarte ederek üçüncü SPD ile koalisyona sokmuş ve Yeşillerin çıkardığı ilk Başbakan olmuştu. Bu rüzgarla 2016’da birinci konuma yükselen Yeşiller, bu kez ikinci sıradaki Hristiyan Demokratlar ile hükümet kurmuştu. Sarsılmaz konumu ile üçüncü dönem başbakan adaylığına parti içinden muhalefet çıkmadı ise de, rakipsiz girdiği aday yoklamasından beş yıl öncesine göre 5 puan eksiği ile çıktı.

Daha üç ay önce, “Seçimleri alması garanti” denilirken, şimdi kendisi “koyu yeşil” muhalefetin “ciddi bir mesele” olduğunu, “oyları bölerek yeşilleri iktidardan indirebileceğini” açıkça beyan etti. Seçime üç aydan az kala, muhafazakar Yeşillerin kalesinde alarm zilleri çalmaya başladı.[10]

Fridays for Future partileşiyor mu ?

 Hayır, FFF veya XR “partileşmiyor”.  Hareketler partiler üstü konumlarını muhafaza konusunda son derece titiz. Ama bu örgütlenmelerde iklim aktivizmi yapanlar, şimdiye dek siyaset dışı kalmış bilim insanlarını yanlarına alarak, bulundukları yerlerde siyasi örgütlenmeye girişti. Yerleşik partilerin hiçbirini iklim hedefleri açısından yeterli bulmuyor, baskı yapmayı zorunlu görüyorlar.

BW kanunları gereği, Memleket Meclisi’ne aday olmak için parti statüsü almak gerekli oldu. Bu adımı çok da içlerinden gelmeksizin attıklarını gizlemiyorlar. “Şimdi tüzük ve program yazmakla uğraşmak yerine sahada Danni’de olmayı tercih ederdim” diyor Jessica Stoltenberger[11]. Luisa Neubauer de  “Bana kalırsa, Yeşiller panik yapıyor” diye konuşuyor: “Anlaşılır da, çünkü kaç kere ‘daha fazla ekoloji istedikleri için’ son dakikada bir iki puan kaybettiler. FFF’nin ‘kutsal yüzde yirmi’lerine zarar verdiğini düşünüyorlar”.

Neubauer genç iklim aktivisti kuşağın vitrinde duran yüzlerinden. TAZ yazarları Bernhard Potte ve Ulrich Schulte Yeşiller’in 1.5 derece formülasyonunu tartışmalarına yer verdiği yazıları kapsamında Neubauer ile görüşmüş: “Kendisiyle konuştukça hareket ile parti arasındaki uyuşmazlğın giderek büyüdüğü hissine kapılmamak imkansız. Olay, artık Dannenröde ormanı kavgası ile de sınırlı değil.” [12]

Yazılarının başlığı da iklim aktivisti hareket ile parti arasındaki ilişkiyi tanımlıyan bir bir kelime oyunu: Almancadaki Gratwanderung (bıçak sırtında yürümek) ifadesini Gradwanderung (derece üstünden yürümek) olarak dönüştürmüşler. Neubauer, “ekolojiden anladığı” varsayılan partisinden hayal kırıklığına uğramış durumda: “Eğer Paris Anlaşması ile uyumlu politika önermeyi bile beceremeyecek ise, neye yarar ki bu parti ?” Üyesi olduğu partiye olabilecek en sert eleştiriyi getirerek, “Yeşil göründüğünü ama öyle olmadığını,” ve “ısınmayı 1.5 derece ile sınırlama hedefini ciddiye almadığını” söylüyor. Gerçekten de öyle mi? Bu zor sorunun yanıtı, muhtemelen çok katmanlı.

Güven bunalımı büyüyor

2019’da Bielefeld’de yapılan Yeşil Parti Kongresi’nin kabul ettiği “Eylem, şimdi !” dökümanında ise yok yok [13]: 2030 yılında 100% yenilenebilir kaynaklardan elektrik, kömürden çıkışı öne -hemen 2022’ye- çekmek, fuel oil’in yasaklanması, bir dizi kanun ve yönetmelikte değişiklikler,  CO2 fiyatınının yükselmesi, tüm kanunların taranarak iklim etkisi açısından yeniden değerlendirilmesi ve akla gelebilecek başka ne varsa: Paris Anlaşması tüm bakanlıkların eylemine yön veren birinci düstur olacak. Hatta Almanya için en zor konu olan; otomotiv lobisinin ve geleneksel popülist siyasetin bir numaralı direnç noktası,[14]  hız sınırı tanımayan otoyolları yavaşlatmak da var.  

Aktivistler açısından, bu listeden heyecanlanmak bir yana, güven bunalımı büyüyor. İklimi kimse konuşmazkan ısrarla gündeme taşıyan Yeşiller buruk.  Parti yönetiminin ruh halini Genel Sekreter Michael Kellner‘in tabana basın yolu ile verdiği mesaj özetliyor: “Eğer şimdi Paris’in lafzı ile oynamaya başlarsak anlaşmayı ve böylelikle iklim krizi ile mücadeleyi zayıflatmış oluruz. Zaman daralıyor: Artık işleri ele almalı, bunun için iktidara gelmeliyiz”.

Federal Parti, Paris Anlaşmasını radikal bir şekilde yorumladığı takdirde, siyasi saldırılara açık olmaktan çekiniyor. Kellner, seçim kampanyasında daha çok tüm devletlerin ortak çizgide davranmasını, insanlığın ortak inisiyatifi temasını ön plana çıkarmaktan yana. ‘İnsanlık olarak tüm gücümüzle, hep birlikte başaracağız”.[15]

Gerçekçi ol imkansızı iste: Almanya Yeşilleri yol ayrımında

Süleyman Demirel, Almanya’da yaşamadı. “Siyasette dün’ün dün, bugün’ün bugün olduğu”nu hatırlatan ses de yine BWden yükseldi, görev Kretschmann’a düştü. ‘Oy bölme’ hayaldi, Aralık ayında yapılan BW Başkenti  Stuttgart seçimlerinde gerçek oldu: Yeşiller, Sosyal Demokratlar ve İklimciler toplam oyları daha fazla olmasına rağmen, bir çatı adayında anlaşamadı. Belediye Hıristiyan Demokratlara gidince, siyaset kurdu Kretschmann, ikiletmeden 14 Mart seçim manifestosuna “tavizsiz birbuçuk derece!” düsturunu yazdı, ‘Kömürcü’ Sosyal Demokratlar ve Sol Parti de birebir taklit edince İklim Partisi’nin yegane özgün argümanı boşa düştü, parti orta yerinden çatladı.

Parti kurucularından iki genç kadın Jessica  Stolzenberg ve Jessica Hubbart, “Partinin gerekli baskıyı oluşturarak misyonunu gerçekleştirdiğini, düzen partilerini yola getirdiğini, sırf arıza çıkarmış olmak için iklim oylarını bölmenin gereksiz olduğunu” söyleyerek adaylıktan çekildi ve partiden ayrılarak FFF’de aktivizme devam edeceklerini açıkladılar.[16]

Kalanlar gidenlere “Yeşillere satılmışlık”, gidenler kalanlara “akıldışılık” sıfatını layık buladursun, Federal Yeşiller  önümüzdeki on yılı taşıyacağını öngördükleri yeni programı daha altı ayı çıkmadan delip eylül seçimlerine  hazırlık sürecininde “net 1.5 derece” düsturunu taşa kazırlarsa sürpriz olmayacak. İklim Partisinin Yeşiller için bir tür “dışarıdan Parti kongresi” işlevi gördüğü bu olağanüstü yol ayrımında, doğru realo çizgi belki de fundi (‘köktenci’) tarafa hamle etmektir, kim bilir? Bahara kokusu çıkar.

*

[1]Türkçede yanlış olarak Eyalet olarak yerleşmiş olan şey karşılığı Memleket kullanıyorumç
[2]Paragrafın bütünü şöyle: “Siyasetimizin temelini Paris İklim Sözleşmesi ve Dünya İklim Konseyi’nin 1.5 derece sınırı oluşturur. Bunlar, iklim sisteminin çökmesinde anahtar rolü oynayacak eşikler açısından her bir ondabir derecenin dahi önemine işaret etmektedir. Bu nedenle bizi 1.5 derece hedefine ulaştıracak bir yola girmemiz önemlidir. Bu amaçla önümüzdeki yıllarda doğrudan hedefe yönelik ve temelden önlemler alınması kritik önemdedir. Daha çok yenilenebilir enerji kullanımı, sadece daha ucuz ve daha sürdürülebilir değildir: Yüzyıl ortasından önce yakalamak zorunda olduğumuz Avrupa ölçeğinde iklim nötrlüğü hedefine varmanın yolu da budur.”
[3]https://www.wupperinst.org/a/wi/a/s/ad/5169/
[4]Almanya/nın (yerel seçimler hariç) 2021 seçim takvimi şöyle: 14 mart Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz, 25 Nisan Thüringen, 6 Haziran Sachsen-Anhalt, 26 Eylül Federal Meclis, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern
[5]https://www.klimaliste.de/
[6]https://klimaliste-bw.de/FAQ/
[7]https://www.klimaliste.de/
[8]https://www.radikalklima.de/
[9]https://www.swr.de/swraktuell/baden-wuerttemberg/kretschmann-klimaliste-gruene-100.html
[10]https://www.swr.de/swraktuell/baden-wuerttemberg/kretschmann-klimaliste-gruene-100.html
[11]https://www.suedkurier.de/baden-wuerttemberg/klimaliste-will-auch-in-suedbaden-den-gruenen-stimmen-abjagen;art417930,10673773
[12]https://taz.de/Fridays-for-Future-und-die-Gruenen/!5727724/
[13]https://www.gruene.de/service/beschluesse-der-bundesdelegiertenkonferenz
[14]  Otoyolları paralı hale getirme gibi basit bir talep ise, “muhafazakar” Yeşil parti bir yana, radikal iklimcilerin bile ufkunda değil. Dillendirilmesi aforoz nedeni olabilir. Kent merkezine otomobilli girişi paralı hale getirme ise iklim listelerinin sıkıca sahip çıktığı yaygın bir talep.
[15]https://www.zeit.de/politik/deutschland/2020-06/klimakrise-die-gruenen-grundsatzprogramm-fossile-energie-klimaneutralitaet-autoverkehr?utm_referrer=https%3A%2F%2Fwww.ecosia.org%2F
[16]https://taz.de/Vor-Landtagswahl-in-Baden-Wuerttemberg/!5744124/

 

Kategori: Hafta Sonu